İçeriğe geç

Ders TR.06 · Paralel Hatlar

D Grubu

Kübizm Ankara'ya nasıl geldi?

TR Türk Resim Tarihi

1.990 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · Animasyon, 11 dk video senaryosu · Herkes

  • D Grubu
  • akademik Kübizm
  • plastik değer
  • akademi reformu
  • ulusal modernizm

Görseller hakkında: Koruma süresi dolmamış eserler içerir; görsel kullanımı için izin/lisans veya hukuki görüş alınmalı.

Öğrenme hedefi

1933'te İstanbul'da kurulan D Grubu'nun Kübizmi ve yapıcı resmi Türk resmine nasıl taşıdığını açıklayabileceksin. Grubun kimlerden oluştuğunu, adını nereden aldığını ve ilk sergisini nerede açtığını anlatabilecek; üyelerin Paris'te Léger'nin ve Lhote'un atölyelerinde öğrendiklerini ve bunu nasıl bir öğretim yöntemine dönüştürdüklerini tartışabilecek; grubun akademideki reformlarla ve Cumhuriyet'in modernleşme ideolojisiyle ilişkisini değerlendirebilecek ve Kübist bir dilin figürleri ve tenleri nasıl gösterdiğini, dönemin toplumsal imgeleriyle birlikte yorumlayabileceksin.

Kanca

Kübizm Ankara'ya nasıl geldi?

Picasso ile Braque Paris'te nesneleri düzlemlere ayırdığında, yıl 1908'di. Yirmi beş yıl sonra, 1933'te, İstanbul'un Beyoğlu semtinde, bir şapka mağazasının vitrininde ve salonunda, altı genç sanatçının eserleri sergilendi. Bu resimlerde de yüzler, bedenler ve nesneler geometrik düzlemlere ayrılmış, renkler sadeleşmiş, biçimler sağlam konturlarla kurulmuştu. Sergi küçük bir mekânda açılmıştı, ama kendini kamuoyuna yeni bir topluluğun adıyla duyuruyordu. Yeni bir cumhuriyetin genç sanatçıları, Avrupa'da çoktan başka yollara geçilmiş bir akımı neden bu kadar sahiplendi? Ve bu akım, İstanbul'dan Ankara'ya, akademiden devletin kültür politikasına nasıl uzandı?

Bağlam

New York'taki Modern Sanat Müzesi'nde, 183,5'e 251,5 santimetre boyutlarında geniş bir resim bulunur: Fernand Léger'nin 1921–1922 tarihli Üç Kadın'ı. Bir iç mekânda, desenli halılar, masalar ve kitaplar arasında, üç çıplak kadın uzanır ya da oturur. Bedenleri silindirlerden, kürelerden ve kalın konturlarla çevrelenmiş düz alanlardan kurulmuştur; ten, parlak, pürüzsüz ve neredeyse metalik bir griyle, yuvarlak hacimleri gösteren birkaç keskin ışık ve gölge bandıyla boyanmıştır. Arkadaki halılar ve duvarlar, siyah, beyaz, kırmızı ve sarı geometrik desenlerle doludur.

Paris'in büyük salonlarında Kübizmi halka tanıtan ressamlardan biri olan Léger, makinelerin ve modern kent hayatının biçimlerine hayran bir ressamdı. 1920'lerde Paris'teki özel atölyesinde, dünyanın dört bir yanından gelen genç ressamlara ders verdi. D Grubu'nun kurucusu Nurullah Berk, kaynaklara göre 1932–1933'te hem Léger'nin hem de André Lhote'un atölyelerinde çalıştı. Üç Kadın'daki sağlam, geometrik ve okunaklı biçimler, bu genç ressamların Paris'ten İstanbul'a taşıdığı resim dilinin kaynaklarından birini gösterir: Kübizmin kurucularının zor okunan analitik evresi değil, düzenli, anlaşılır ve öğretilebilir bir Kübizm.

Ana anlatım

D Grubu kimlerden oluşuyordu?

D Grubu (d Group), Eylül 1933'te İstanbul'da ressamlar Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve heykeltıraş Zühtü Müridoğlu tarafından kurulan, İzlenimci eğilimlere karşı Kübist ve yapıcı bir resim anlayışını savunan sanatçı topluluğudur. Kaynaklara göre grup, kendini kamuoyuna ilk kez 8 Ekim 1933'te Beyoğlu'ndaki Mimoza adlı bir şapka mağazasında açtığı sergiyle duyurdu. Grubun adı, Nurullah Berk'in önerisiyle, Türkiye'de kurulan dördüncü sanatçı topluluğu olduğu için alfabenin dördüncü harfinden alındı.

Üyelerin çoğu, Sanayi-i Nefise'de Çallı ve arkadaşlarının öğrencisi olarak yetişmiş, sonra Paris'e gitmişti. Orada Lhote'un, Léger'nin ve başka hocaların atölyelerinde, Cézanne'dan ve Kübizmden türeyen, biçimi geometrik düzlemlere ayıran ve sağlam bir kompozisyon kuran bir resim dilini öğrendiler. Grup yıllar içinde yeni üyeler kazandı; Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eşref Üren ve Fahrelnissa Zeid gibi ressamlar grubun sergilerine katıldı. D Grubu, 1947'ye kadar süren sergileriyle, Cumhuriyet'in ilk yarısında modern resmin en etkili topluluklarından biri oldu.

Müstakil Birliğin genç kuşağıyla D Grubu arasındaki fark, bir derece farkıydı. Müstakiller biçimin ve yapının önemini savunmuş, ama tek bir üsluba bağlanmamıştı. D Grubu ise, Kübizmi ve yapıcı resmi, Türk resminin çağdaşlaşması için açıkça benimsenmesi gereken ortak bir dil olarak ilan etti. Bu, önceki kuşağın İzlenimciliğine ve akademideki geleneksel eğitime karşı daha keskin bir çıkıştı.

Kübizmi nasıl bir dil olarak öğrendiler?

Akademik Kübizm (academic Cubism), Kübizmin, özellikle André Lhote'un öğretiminde, Picasso ve Braque'ın deneysel ve zor okunan analitik evresinden farklı olarak, geometrik düzlemlere ayırma, konturla kurma ve dengeli kompozisyon ilkelerine dayanan, okunaklı ve öğretilebilir bir yönteme dönüştürülmüş biçimidir. Lhote, dünyanın farklı ülkelerinden gelen öğrencilere Kübizmi, belirli kurallar ve alıştırmalarla öğrenilebilecek bir resim grameri gibi öğretiyordu. Sanat tarihçisi Ahu Antmen, D Grubu'nun modern sanatı bu yüzden bir yabancı dil öğrenir gibi, kurallarıyla ve dilbilgisiyle öğrendiğini tartışan bir çalışma yayımladı.

Plastik değer (plastic value), bir resmin konusu ya da anlattığı hikâyeden bağımsız olarak, çizginin, rengin, biçimin, değerin ve kompozisyonun kendi başına taşıdığı estetik ve yapısal niteliklerdir. D Grubu üyeleri, yazılarında ve sergilerinde, resmin değerinin konusundan çok bu plastik değerlerden geldiğini savundu. Nurullah Berk, ressamlığının yanında bir sanat yazarı olarak da, bu fikirleri gazetelerde ve kitaplarda yaydı. Resim, bir manzarayı ya da bir anı taklit etmekten çok, yüzeyde düzenlenmiş bir yapı olarak düşünülmeliydi.

Lhote'un kendi yazıları bu öğretimin nasıl işlediğini gösterir. Ressam ve kuramcı olarak Lhote, 1939'da manzara resmi üzerine, 1950'de ise figür resmi üzerine birer inceleme yayımladı. Bu kitaplarda ve derslerinde öğrencilerine, bir resmin farklı bölgelerinde benzer biçimlerin, açıların ve renklerin birbirini yankılamasını, kendi deyişiyle plastik uyakları aramayı öğütledi. Bir omuzun eğrisi bir sandalyenin sırtında, bir pencerenin köşesi bir yüzün düzleminde yeniden karşılık bulmalıydı. D Grubu ressamlarının tuvallerinde sık görülen tekrar eden açılar ve eğriler, bu öğretinin izlerini taşır.

Bu yaklaşımın bir gücü ve bir sınırı vardı. Gücü, genç ressamlara sağlam bir çizim ve kompozisyon disiplini kazandırmasıydı. Sınırı ise, bazı eleştirmenlerin sonradan belirttiği gibi, Kübizmin Paris'teki devrimci ve deneysel yanının yerine, belirli kalıplara dönüşmüş ve akademikleşmiş bir versiyonunun benimsenmesiydi. Lhote'un kurallarıyla boyanmış bazı resimler, birbirine çok benzer, dengeli ama sürprizsiz yüzeyler oluşturabiliyordu.

D Grubu akademiyi ve devleti nasıl etkiledi?

Akademi reformu (academy reform), 1930'ların ortasında İstanbul'daki Güzel Sanatlar Akademisi'nin resim bölümünün, yabancı hocaların davet edilmesi ve eğitim programının modern resim anlayışına göre yeniden düzenlenmesiyle dönüştürülmesidir. Kaynaklara göre 1937'de Fransız ressam Léopold Lévy, akademinin resim bölümünün başına getirildi ve D Grubu'nun bazı üyeleri, zamanla akademide hoca olarak görev aldı. Böylece bir zamanlar akademinin dışında, bağımsız bir topluluk olarak çıkış yapan D Grubu'nun anlayışı, zamanla akademinin kendisinin bir parçası hâline geldi. Zeki Faik İzer ve Cemal Tollu gibi kurucular uzun yıllar akademide ders vererek bu yapıcı resim anlayışını yeni kuşaklara doğrudan aktardı.

Ulusal modernizm (national modernism), yeni kurulan ulus devletlerde, Avrupa'dan alınan modern sanat dillerinin, ulusal bir kimlik ve devletin çağdaşlaşma hedefleriyle birleştirilmesini amaçlayan sanat anlayışıdır. Cumhuriyet'in kurucu kadroları, sanatı da toplumun Batılılaşma ve çağdaşlaşma projesinin bir parçası olarak görüyordu. D Grubu'nun sanatçıları, Kübizmin geometrik, rasyonel ve çağdaş dilini, bu projenin sanattaki karşılığı olarak sundu. Kübizmin Ankara'ya gelişi de bu yüzden bir akımın yayılmasından çok, bir devletin kendini modern bir imgeyle gösterme isteğiyle kesişen bir süreçti.

Kübist dil figürü ve teni nasıl gösterdi?

Léger'nin Üç Kadın'ında ten, bireysel bir insanın teninden çok, bir makinenin parçası gibi parlak, pürüzsüz ve gri tonlu bir yüzeydir. Kübizm dersinde gördüğün gibi, bu tür bir dil yüzün ve bedenin hacmini değer ilişkileriyle güçlü biçimde kurar, ama bireysel ten rengini ve kişiliği geri plana iter. D Grubu ressamlarının figürlü resimlerinde de insanlar, özellikle kadınlar ve emekçiler, çoğu zaman sade, geometrik ve idealleştirilmiş biçimlerle gösterildi. Bu figürler, belirli bireylerden çok, Cumhuriyet'in yeni toplumunun temsilcileri, çalışan, üreten ve çağdaş insan imgeleri olarak düşünülüyordu.

Bu idealleştirme, bir sanat tercihi olduğu kadar bir toplumsal imge tercihiydi de. Köylü, işçi, öğretmen ya da anne figürleri, Kübist düzlemlerle ve sade renklerle, ulusal bir ideal olarak sunuldu. Resimlere bakarken, bu figürlerin tenlerinin bireysel gözlemden mi, yoksa bir ideal ve bir kalıptan mı kurulduğunu sormak, dönemin sanatını ve ideolojisini birlikte anlamaya yardım eder. Sonraki yıllarda D Grubu'ndan ayrılan ya da onu izleyen bazı ressamlar, tam da bu soyut ve idealleştirilmiş figür anlayışını eleştirerek, halkı ve toplumu daha gerçekçi ve eleştirel bir dille göstermeye yöneldi.

Uygulama

Bu deneme, Kübist ve yapıcı bir dilin figürü nasıl güçlü ve okunaklı kıldığını, ama teni ve bireyi bir idealin içinde nasıl eritebildiğini deneyerek fark etmeni sağlayacak.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışD Grubu'nun Kübizmini Picasso ve Braque'ın analitik Kübizmiyle aynı sanmak.
Doğrusu

Grup, Lhote'un öğrettiği düzenli ve öğretilebilir bir akademik Kübizmi benimsedi. İkisini karşılaştır.

Yaygın yanlışD Grubu'nu yalnızca bir üslup grubu olarak görmek.
Doğrusu

Grup, yazılar, sergiler ve akademideki görevlerle Türk resminin eğitimini ve kurumlarını da etkiledi. Kurumsal etkisine bak.

Yaygın yanlışKübizmin Türkiye'ye gelişini yalnızca Paris'ten bir etkilenme olarak açıklamak.
Doğrusu

Bu süreç, Cumhuriyet'in modernleşme ideolojisiyle de kesişiyordu. Siyasi ve toplumsal bağlamı da düşün.

Yaygın yanlışKübist figürlerde teni ve bireyi tamamen gözden kaçırmak.
Doğrusu

Bu dil çoğu zaman bireyi bir idealin içinde eritir. Figürün kimi ve neyi temsil ettiğini sor.

Kapanış

Kübizm Ankara'ya nasıl geldi? Picasso ile Braque'ın Paris'teki deneylerinden yirmi beş yıl sonra, Lhote'un ve Léger'nin atölyelerinde düzenli ve öğretilebilir bir dil olarak öğrenen genç ressamlarla. Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ve Zühtü Müridoğlu, Eylül 1933'te D Grubu'nu kurdu ve Ekim'de Beyoğlu'ndaki bir şapka mağazasında ilk sergilerini açtı. Resmin değerinin konudan çok plastik değerlerden geldiğini savundular; akademi reformuyla bu anlayış akademinin içine girdi ve Cumhuriyet'in ulusal modernizminin sanattaki bir karşılığı olarak sunuldu. Léger'nin Üç Kadın'ında olduğu gibi, bu dil figürleri güçlü ve okunaklı kıldı, ama bireysel teni ve kişiliği çoğu zaman bir idealin içinde eritti. Ödevde bir D Grubu eserinin düzlemlerini ve renk kararlarını tek tek çözeceksin.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
D Grubud Group1933'te İstanbul'da kurulan, İzlenimciliğe karşı Kübist ve yapıcı resmi savunan sanatçı topluluğu
Akademik KübizmAcademic CubismKübizmin düzlemlere ayırma ve konturla kurma ilkelerine dayanan, öğretilebilir bir yönteme dönüşmüş biçimi
Plastik değerPlastic valueResmin konusundan bağımsız olarak çizgi, renk, biçim ve kompozisyonun taşıdığı yapısal nitelikler
Akademi reformuAcademy reform1930'larda Güzel Sanatlar Akademisi'nin resim eğitiminin yabancı hocalar ve modern programla dönüştürülmesi
Ulusal modernizmNational modernismAvrupa'dan alınan modern sanat dillerinin ulusal kimlik ve devletin çağdaşlaşma hedefleriyle birleştirilmesi

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. Zeki Faik İzer, Nurullah Berk, Elif Naci, Cemal Tollu, Abidin Dino ya da D Grubu'nun sergilerine katılan başka bir sanatçının 1933 ile 1950 arasında yaptığı bir eseri seç; künyesini yayımlanmış bir koleksiyon kataloğundan kontrol et.
  2. Eserin konusunu ve sanatçının Paris'te kimin atölyesinde çalıştığını not et.
  3. Beş cümlede sırasıyla düzlemlerin ve konturların nasıl kurulduğunu, kompozisyonun dengesini, renk aralığını, plastik değerlerin konuya göre ne kadar öne çıktığını ve figür varsa tenin bireysel mi ideal mi olduğunu açıkla.
  4. Analizini, bu eserin Cumhuriyet'in modern bir imge kurma isteğiyle ilişkisini gösteren bir ayrıntıya değinerek kapat.

Kendini değerlendir

  • Oran ve Çizim: Figürlerin ve nesnelerin geometrik biçimlere nasıl indirgendiğini gözlemledin mi?
  • Kompozisyon: Düzlemlerin yüzeyde nasıl bir düzen ve denge kurduğunu tarif edebildin mi?
  • Değer (Ton): Hacmin birkaç değer bandıyla nasıl kurulduğunu fark ettin mi?
  • Son cümlen, eserle dönemin ideolojisi arasındaki bağı eserden gösterebildiğin bir ayrıntıya dayandırıyor mu?

Kendini sına

1. D Grubu adını nereden aldı?

  • A) Kurucularından birinin adının ilk harfinden.
  • B) Türkiye'de kurulan dördüncü sanatçı topluluğu olduğu için alfabenin dördüncü harfinden.
  • C) İlk sergisinin açıldığı sokağın adından.
  • D) Bir Fransız dergisinin adından.

2. D Grubu ilk sergisini nerede açtı?

  • A) Bir Ankara müzesinin salonunda.
  • B) Galatasaray Lisesi'nde.
  • C) Beyoğlu'ndaki Mimoza adlı bir şapka mağazasında.
  • D) Paris'te bir galeride.

3. Akademik Kübizmi analitik Kübizmden ayıran temel özellik nedir?

  • A) Düzenli, okunaklı ve öğretilebilir bir yönteme dönüştürülmüş olması.
  • B) Hiç geometrik biçim kullanmaması.
  • C) Yalnızca heykelde uygulanması.
  • D) Renkleri tamamen reddetmesi.

4. D Grubu üyeleri resmin değerini en çok neye bağladı?

  • A) Konunun tarihsel önemine.
  • B) Resmin fiyatına.
  • C) Ressamın ününe.
  • D) Çizgi, renk, biçim ve kompozisyonun plastik değerlerine.

5. Kübizmin Türkiye'ye gelişi hangi bağlamla kesişiyordu?

  • A) Cumhuriyet'in Batılılaşma ve çağdaşlaşma ideolojisiyle.
  • B) Osmanlı sarayının nakkaşhane geleneğiyle.
  • C) Yalnızca Japon baskılarıyla.
  • D) Hiçbir bağlamla.

Cevaplar

  1. B — Grubun ilk üyelerinden Nurullah Berk bu adı önerdi ve kabul gördü.
  2. C — Kaynaklara göre bu ilk sergi 8 Ekim 1933'te Beyoğlu'nda açıldı.
  3. A — Bu yöntemi Paris'teki atölyesinde özellikle André Lhote kurallarıyla öğretiyordu.
  4. D — Nurullah Berk bu fikirleri gazete yazıları ve kitaplarıyla da geniş bir okura yaydı.
  5. A — Grup Kübizmin rasyonel dilini bu projenin sanattaki karşılığı olarak sundu.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: Lhote'un ve Léger'nin Paris atölyelerinden İstanbul'a uzanan yol; Beyoğlu'ndaki şapka mağazasında açılan 1933 sergisi.
  • Özgün animasyon: bir figürün önce İzlenimci bir ışıkla, sonra Kübist ve yapıcı düzlemlerle yeniden kurulması.
  • Özgün animasyon: bir Kübist figürün idealleştirilmiş teninin, gerçek bir kişinin bireysel ten tonlarıyla yeniden boyanması.

Sonraki derse köprü

D Grubu'nun geometrik ve idealleştirilmiş figürleri, 1940'larda yetişen bir sonraki kuşağa soğuk ve toplumdan kopuk göründü. Bu genç ressamlar, emekçileri, balıkçıları, göçmenleri ve kentin yoksul mahallelerini, Kübist bir yapının içinde bile daha gerçekçi ve toplumsal bir dille gösterme isteğiyle yeni bir topluluk kurdular. Sonraki derste Yeniler Grubu'nu ve halkın ve toplumun tuvale nasıl taşındığını ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca (animasyon). 1908 Paris'inden 1933 Beyoğlu'suna uzanan bir zaman çizgisi; bir şapka mağazasının vitrininde Kübist resimler. Soru ekranda.
  • 0:50–2:20 · Bağlam (görüntü). MoMA; Léger'nin Üç Kadın'ı; Léger'nin ve Lhote'un atölyeleri; Nurullah Berk.
  • 2:20–4:20 · Grup (animasyon). Kurucular; D harfi; Mimoza sergisi; yeni üyeler; Müstakillerden farkı.
  • 4:20–6:30 · Kübizmi öğrenmek (animasyon). Akademik Kübizm; Lhote'un grameri; plastik değer; gücü ve sınırı.
  • 6:30–8:30 · Akademi ve devlet (animasyon). Akademi reformu ve Léopold Lévy; ulusal modernizm; Kübizmin Ankara'ya gelişi.
  • 8:30–10:20 · İdeal insan imgesi (animasyon). Léger'nin metalik tenleri; idealleştirilmiş emekçi ve kadın figürleri; birey ve ideal.
  • 10:20–11:00 · Kapanış (animasyon). Geometrik bir figür, bir liman mahallesinin kalabalığına dönüşür.