Öğrenme hedefi
Cumhuriyet'in ilk yıllarında Avrupa'dan dönen genç bir kuşağın kurduğu Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin Türk resmindeki yerini açıklayabileceksin. Birliğin neden bağımsız bir topluluk olarak örgütlendiğini ve önceki kuşaktan hangi noktalarda ayrıldığını anlatabilecek; ilk sergilerinin neden Ankara'da açıldığını ve bunun Cumhuriyet'in kültür politikasıyla ilişkisini tartışabilecek; üyelerin resimlerinde İzlenimci ışık yerine biçimin ve yapının öne çıkışını tanıyabilecek ve birliğin tek kadın kurucusu Hale Asaf'ın yerini, dönemin kadın ressamlarına açılan ve kapanan kapılarla birlikte değerlendirebileceksin.
Kanca
Cumhuriyet'in ilk sanatçı kolektifi ne istiyordu?
1929 ilkbaharında, yeni başkent Ankara'da, henüz birkaç yıllık bir müze binasının salonlarında, çoğu otuz yaşının altında bir grup ressam ve heykeltıraş eserlerini duvarlara astı. Paris'ten, Münih'ten ve Berlin'den yeni dönmüşlerdi. İstanbul'da hocalarının kurduğu dernekler, sergiler ve okul vardı; ama bu gençler, o düzenin içinde kendilerine yer açmak yerine yeni bir topluluk kurmaya karar verdi. Adlarının başına koydukları kelime, ne istediklerini açıkça söylüyordu: müstakil, yani bağımsız. Bir sanatçı topluluğu kimden ya da neyden bağımsız olmak ister? Ve bağımsızlık, yeni kurulan bir devletin başkentinde ne anlama gelir?
Bağlam
Hale Asaf'ın Portre adlı resmi bugün Ankara'daki Resim ve Heykel Müzesi'ndedir. Müzenin kaydı resmin tarihini ve boyutlarını belirtmez; ama sanatçının kısa hayatı ve bugün az sayıda eseri bilinen bir ressam olması, bu resmi başlı başına önemli kılar. Hale Asaf 1905'te İstanbul'da doğdu. Kaynaklara göre ilk derslerini ressam olan teyzesi Mihri Müşfik'ten aldı; 1921'de Berlin'de, 1925'te Münih'te ve 1927'de Paris'te, André Lhote'un atölyesinde eğitim gördü. Lhote, Kübizmin düzenli ve yapıcı yorumunu öğreten bir ressamdı.
Türkiye'ye döndüğünde Hale Asaf, Bursa'da bir kız öğretmen okulunda resim öğretmenliği yaptı ve 1929'da kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin kurucu üyeleri arasındaki tek kadın oldu. Birliğin 1931'e kadarki sergilerine katıldı. Sonra yeniden Paris'e gitti ve Mayıs 1938'de, otuz üç yaşında, orada öldü. Kaynaklara göre eserlerinin büyük bölümü öğrencilik ve Bursa yıllarına aittir; Paris dönemindeki resimleri tam olarak bilinmemektedir. Onun portrelerinde ve otoportrelerinde, yüzün biçimlerinin sade ve geometrik düzlemlerle kurulması, Kübizmin Türk resmine giren ilk izlerinden biri olarak değerlendirilir.
Ana anlatım
Birlik neden «müstakil» olmak istedi?
Sanatçı kolektifi (artist collective), sanatçıların ortak hedefler, sergiler, yayınlar ya da ortak bir estetik anlayış etrafında, bir kurumun ya da hamının yönlendirmesi olmadan kendi kararlarıyla bir araya geldiği topluluktur. Genç Ressamlar Sergisi (First Young Painters Exhibition), 15 Nisan 1929'da Ankara'daki Etnografya Müzesi'nde açılan, Avrupa'dan yeni dönmüş genç ressam ve heykeltıraşların eserlerini bir araya getiren ve kaynaklara göre İstanbul dışında açılan ilk resim sergisi sayılan sergidir. Bu sergiyi açan gençler, birkaç ay sonra, 1929 yazında resmî olarak Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'ni kurdu.
Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği (Independent Painters and Sculptors Association), 1929'da kurulan, Cumhuriyet döneminin ilk sanatçı topluluğu olan ve üyelerinin ortak sergiler düzenleyerek hem akademi çevresinin hem de önceki kuşağın dernek düzeninin dışında bağımsız bir sanat ortamı kurmayı amaçladığı birliktir. Kurucuları arasında Refik Epikman, Cevat Dereli, Şeref Akdik, Mahmut Cûda, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi, Ratip Aşir Acudoğlu, Muhittin Sebati, Nurullah Berk ve Hale Asaf vardı. Birliğin ilk başkanı, kaynaklara göre, Muhittin Sebati'ydi; genç ressam ve heykeltıraş 1932'de otuz bir yaşında vereme yenik düştü.
«Müstakil» kelimesi bir tavrı ifade ediyordu. Çallı ve arkadaşları, 1909'da kurulan ressamlar derneğinin çevresinde toplanmış, Galatasaray Sergileri'ni düzenliyor ve akademide ders veriyordu. Genç ressamlar, bu düzenin içinde yalnızca öğrenci ya da genç üye olarak kalmak istemedi. Kendi sergilerini, kendi kararlarıyla açmak, hocalarının İzlenimci anlayışından farklı bir resim yapmak ve bunu doğrudan halka ve yeni devletin yöneticilerine göstermek istediler.
Neden Ankara'da sergi açtılar?
Sergi için Ankara'nın seçilmesi rastlantı değildi. Cumhuriyet 1923'te ilan edilmiş, Ankara başkent olmuştu. Yeni devlet, bir ulus kültürü oluşturmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve modernleşmeyi toplumun bütün kesimlerine ulaştırmak istiyordu. Genç sanatçılar, sanatın da bu projenin bir parçası olabileceğine, resmin yalnızca İstanbul'un sınırlı bir çevresine değil, yeni başkente ve Anadolu'ya da ulaşması gerektiğine inanıyordu.
Gezici sergi (traveling exhibition), eserlerin tek bir yerde kalmayıp farklı kentlerde sırayla gösterildiği ve böylece daha geniş bir izleyiciye ulaştığı sergi düzenidir. Birlik, sonraki yıllarda İstanbul'da, Ankara'da ve başka kentlerde sergiler açtı; bazı üyeleri Anadolu kentlerinde resim öğretmeni olarak çalıştı ve sanatı yeni okullara taşıdı. Bu, Batılılaşma ve Asker Ressamlar döneminde sarayın ve askerî okulların dar çevresinde başlayan resmin, Cumhuriyet'le birlikte bir kamu eğitimi ve ulusal kültür meselesine dönüşmesinin bir göstergesiydi.
Resimleri öncekilerden nasıl ayrılıyordu?
Birliğin üyelerinin bir kısmı Paris'te Lhote gibi Kübizmin düzenli yorumunu öğreten hocalarla, bir kısmı Münih'te Hans Hofmann gibi, soyut resmin tarihinde de adı geçen bir öğretmenin okulunda çalışmıştı. Soyut Dışavurumculuk dersinde Hofmann'ın New York'taki öğrencilerini tanımıştın; aynı öğretmenin Münih yıllarında Türk öğrencileri de vardı. Bu eğitim, genç ressamların resmine önceki kuşağın İzlenimciliğinden farklı bir yön verdi.
Yapıcı resim (constructive painting), Türk resim tarihinde, 1920'lerin sonu ve 1930'larda, İzlenimciliğin titreşen ışığı ve anlık etkileri yerine, biçimlerin sağlam, sade ve geometrik bir yapıyla, düzlemler ve konturlarla kurulduğu, Cézanne'dan ve Kübizmden etkilenen resim anlayışını anlatmak için kullanılan addır. Cézanne'ın renk düzlemleri ve Kübistlerin parçaladığı biçimler, bu genç ressamların tuvallerinde daha ılımlı ve okunaklı bir biçimde yer buldu. Manzaralar, natürmortlar ve figürler, ışığın içinde erimek yerine, sağlam hacimler ve belirgin konturlarla duran yapılar olarak boyandı.
Birlik tek bir üsluba bağlı değildi. Bazı üyeler İzlenimciliğe daha yakın kaldı, bazıları Dışavurumculuktan ve Yeni Nesnellik'ten etkilendi, bazıları Kübizmin düzenine yöneldi. Onları birleştiren, bir üsluptan çok, bağımsızlık ve yenilik isteğiydi. Nitekim birliğin kurucularından Nurullah Berk, birkaç yıl sonra, 1933'te, Zeki Faik İzer ve başka genç sanatçılarla birlikte daha açık bir biçimde Kübizme ve yapıcı resme yönelen yeni bir topluluğun, D Grubu'nun kurucuları arasında yer aldı.
Hale Asaf ve kadın ressamlar nerede duruyordu?
Hale Asaf'ın birliğin kurucuları arasındaki tek kadın olması, dönemin kadın ressamları için hem bir kapının açılmasını hem de sınırlarını gösterir. Kızlar için 1914'te açılan güzel sanatlar okulu, kadınlara resim eğitiminin kapısını aralamıştı; Cumhuriyet'in ilk yıllarında kadınların eğitim ve kamusal hayata katılımı hızla genişliyordu. Ama sanatçı topluluklarında, sergilerde ve sanat yazınında kadınların sayısı hâlâ azdı. Hale Asaf'ın öğretmenlik yaparken bir yandan da Avrupa'nın öncü atölyelerinde eğitim alması, dönemin kadın ressamlarının karşılaştığı zorlukları aşmak için ne kadar çaba gerektiğini gösterir.
Hale Asaf'ın portrelerinde ve otoportrelerinde yüz, ince ve düzenli düzlemlere ayrılarak, sade bir renk aralığıyla kurulur. Kübizm dersinde gördüğün gibi, yüzü düzlemlere ayırmak, tenin yerel rengini geri plana itip değer ilişkilerini öne çıkarabilir. Hale Asaf'ın resimlerinde ise ten, düzlemlerin içinde bile sıcak ve kişisel bir tonu korur; bu, Kübist bir yapıyla bireysel bir yüzü birleştirmenin bir yoludur. Kendi yüzünü ve başka kadınların yüzlerini bu dille boyaması, bir kadın ressamın kendini ve çevresindekileri, bir modelin değil bir sanatçının gözüyle görmesinin de ifadesidir.
Uygulama
Bu deneme, Hale Asaf ve arkadaşlarının yaptığı gibi, bir yüzü sağlam ve geometrik bir yapıyla kurarken bireysel teni ve kişiliği nasıl koruyabileceğini deneyerek fark etmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışMüstakil Birliği tek bir üsluba bağlı bir grup sanmak.
Üyeler İzlenimcilikten Kübizme uzanan farklı yollar izledi. Onları birleştiren bağımsızlık ve yenilik isteğiydi.
Yaygın yanlışBirliğin kuruluşunu önceki kuşağa düpedüz bir düşmanlık olarak görmek.
Gençlerin çoğu bu hocaların öğrencisiydi; istedikleri, kendi kararlarıyla sergi açabilmek ve yeni bir resim dili denemekti. Bağlamı birlikte düşün.
Yaygın yanlışHale Asaf'ı yalnızca «tek kadın üye» olarak anmak.
O, Kübizmin Türk resmine giren ilk izlerini taşıyan özgün bir ressamdı. Resimlerine ve eğitim yoluna bak.
Yaygın yanlışYüzü düzlemlere ayırırken teni tamamen griye ya da tek bir renge indirgemek.
Yapıyı korurken tenin sıcaklığını ve kişiliğini de taşıyabilirsin. Aynı ten tonunun açık ve koyu çeşitlemeleriyle çalış.
Kapanış
Cumhuriyet'in ilk sanatçı kolektifi ne istiyordu? Bağımsız olmak: hocalarının dernek ve sergi düzeninin içinde öğrenci olarak kalmak yerine, kendi sergilerini kendi kararlarıyla açmak, İzlenimciliğin titreşen ışığı yerine biçimin ve yapının öne çıktığı yeni bir resim denemek ve sanatı yeni başkente, Anadolu'ya ve daha geniş bir halka ulaştırmak. 15 Nisan 1929'da Ankara'daki Etnografya Müzesi'nde açılan Genç Ressamlar Sergisi ve aynı yıl kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği, Cumhuriyet'in sanat ortamının ilk bağımsız adımlarıydı. Birliğin tek kadın kurucusu Hale Asaf, Lhote'tan öğrendiği yapıcı dille kendi yüzünü ve çevresindeki kadınları boyadı ve 1938'de erken öldü. Ödevde birliğin bir üyesinin eserinde yapının nasıl kurulduğunu kendi gözlemlerinle belgeleyeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Sanatçı kolektifi | Artist collective | Sanatçıların ortak hedefler ve sergiler etrafında bir kurumun yönlendirmesi olmadan bir araya geldiği topluluk |
| Genç Ressamlar Sergisi | First Young Painters Exhibition | 15 Nisan 1929'da Ankara Etnografya Müzesi'nde açılan ve İstanbul dışındaki ilk resim sergisi sayılan sergi |
| Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği | Independent Painters and Sculptors Association | 1929'da kurulan, Cumhuriyet döneminin ilk bağımsız sanatçı topluluğu |
| Yapıcı resim | Constructive painting | Biçimlerin ışıkta erimek yerine sade düzlemler ve konturlarla sağlam bir yapıda kurulduğu resim anlayışı |
| Gezici sergi | Traveling exhibition | Eserlerin farklı kentlerde sırayla gösterilerek daha geniş bir izleyiciye ulaştırıldığı sergi düzeni |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Refik Epikman, Cevat Dereli, Şeref Akdik, Mahmut Cûda, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi, Hale Asaf ya da birliğin başka bir üyesinin bir eserini seç; künyesini ve görüntüsünü bir müzenin ya da güvenilir bir kataloğun kaydından doğrula.
- Eserin hangi yıl yapıldığını ve sanatçının nerede, hangi hocanın yanında eğitim aldığını not et.
- Beş cümlede sırasıyla biçimlerin ne kadar sade ve geometrik kurulduğunu, konturların belirginliğini, ışığın ve rengin rolünü, kompozisyonun sağlamlığını ve figür varsa yüzün ve tenin düzlemlerle nasıl modellendiğini açıkla.
- Analizini, bu eserin önceki kuşağın İzlenimci resminden ayrıldığı bir özelliği göstererek kapat.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Biçimlerin ve düzlemlerin nasıl kurulduğunu, oranların ne kadar sadeleştirildiğini gözlemledin mi?
- Kompozisyon: Eserin yapısını, ağırlık merkezlerini ve dengesini tarif edebildin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Konturların belirginliğini ve ayrıntının ne ölçüde azaltıldığını fark ettin mi?
- Son cümlen, iki kuşak arasındaki farkı eserden gösterebildiğin somut bir özelliğe bağlıyor mu?
Kendini sına
1. Genç Ressamlar Sergisi nerede ve ne zaman açıldı?
- A) 1914'te İstanbul'da Galatasaray Lisesi'nde.
- B) 15 Nisan 1929'da Ankara'daki Etnografya Müzesi'nde.
- C) 1873'te Sultanahmet'te.
- D) 1933'te İzmir'de.
2. Birliğin adındaki «müstakil» kelimesi neyi ifade ediyordu?
- A) Yalnızca heykeltıraşlardan oluştuğunu.
- B) Yalnızca yabancı sanatçıları kabul ettiğini.
- C) Mevcut dernek ve sergi düzeninin dışında bağımsız bir sanat ortamı kurma isteğini.
- D) Hiç sergi açmayacağını.
3. Yapıcı resim anlayışının temel özelliği nedir?
- A) Biçimlerin ışıkta erimesi.
- B) Yalnızca siyah-beyaz çalışılması.
- C) Figürün tamamen ortadan kalkması.
- D) Biçimlerin sade düzlemler ve konturlarla sağlam bir yapıda kurulması.
4. Hale Asaf'ın birlik içindeki özel yeri nedir?
- A) Kurucu üyeler arasındaki tek kadın olması ve Kübizmin Türk resmine giren ilk izlerini taşıması.
- B) Birliğin ilk başkanı olması.
- C) Yalnızca heykel yapması.
- D) Hiç sergiye katılmaması.
5. Birliğin kurucularından bazıları 1933'te hangi topluluğun kurulmasında yer aldı?
- A) Osmanlı Ressamlar Cemiyeti.
- B) D Grubu.
- C) Şişli Atölyesi.
- D) Asker Ressamlar.
Cevaplar
- B — Bu sergi, İstanbul dışında açılmış ilk resim sergisi olarak anılır.
- C — Gençler hocalarının düzeni içinde yalnızca öğrenci olarak kalmak istemedi.
- D — Cézanne'dan ve Kübizmden etkilenen bu anlayış İzlenimci ışığın yerine yapıyı koydu.
- A — Hale Asaf 1938'de Paris'te otuz üç yaşında öldü.
- B — Birliğin kurucularından Nurullah Berk bu yeni topluluğun da kurucuları arasındaydı.
Referans görseller
- Özgün animasyon: Paris, Münih ve Berlin'den Ankara'ya dönen genç sanatçılar; 15 Nisan 1929'da Etnografya Müzesi'nde açılan sergi.
- Özgün animasyon: bir İzlenimci manzaranın titreşen ışığının, sade düzlemler ve konturlarla kurulan yapıcı bir manzaraya dönüşmesi.
- Özgün animasyon: Hale Asaf'ın Berlin, Münih ve Paris'teki eğitim yolu; bir yüzün sade düzlemlere ayrılıp sıcak ten tonlarıyla boyanması.
Sonraki derse köprü
Müstakil Birliğin üyeleri bağımsızlığı ve yeniliği savunurken, bazıları daha keskin bir yol arıyordu. 1933'te, birliğin kurucularından Nurullah Berk, Zeki Faik İzer, Abidin Dino ve başka genç sanatçılarla birlikte, Kübizmin ve yapıcı resmin ilkelerini açıkça benimseyen yeni bir topluluk kurdu. Sonraki derste D Grubu'nu ve Kübizmin Cumhuriyet Türkiyesi'ne ve başkentine nasıl geldiğini ele alıyoruz.