İçeriğe geç

Ders TR.03 · Paralel Hatlar

Osman Hamdi Bey

Bir müzeci, arkeolog ve ressam: Osman Hamdi kimdir?

TR Türk Resim Tarihi

2.120 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · Animasyon, 12 dk video senaryosu · Herkes

  • Müze-i Hümayun
  • Sanayi-i Nefise Mektebi
  • Asar-ı Atika Nizamnamesi
  • Elbise-i Osmaniye
  • öz-Oryantalizm

Öğrenme hedefi

Osman Hamdi Bey'in ressam, müzeci, arkeolog ve eğitimci olarak Türk resim ve kültür tarihindeki yerini açıklayabileceksin. Paris'teki eğitiminin onun resmini nasıl biçimlendirdiğini anlatabilecek; büyük figürlü tablolarını, Asker Ressamların manzara ve natürmort ağırlıklı resmiyle karşılaştırabilecek; kurduğu müzenin, sanat okulunun ve çıkarılmasını sağladığı yasanın önemini değerlendirebilecek; resimlerinde fotoğrafı ve kendi bedenini nasıl kullandığını gösterebilecek ve eserlerinin Oryantalizmle ilişkisi üzerine yürüyen tartışmayı farklı yorumları karşılaştırarak ele alabileceksin.

Kanca

Bir müzeci, arkeolog ve ressam: Osman Hamdi kimdir?

On dokuzuncu yüzyılın sonunda İstanbul'da bir adam, sabahları bir müzenin müdürlük odasında resmî yazışmaları yürütüyor, antik eserlerin kataloglarını hazırlatıyordu. Bazı yıllar, Lübnan kıyısında ya da Anadolu'nun dağlarında kazı yönetiyor, dev lahitlerin toprağın altından çıkarılmasını izliyordu. Kurduğu bir sanat okulunun öğrencilerine ve öğretmenlerine yön veriyor, yabancı arkeologların eserleri yurt dışına çıkarmasını sınırlayan bir yasanın hazırlanmasına öncülük ediyordu. Akşamları ve tatillerde ise, Gebze yakınlarındaki köşkünde, kendi fotoğraflarından yararlanarak büyük figürlü tablolar boyuyordu. Bugün pek çok kişi onu yalnızca bir tabloyla tanır. Peki bu kadar farklı rolü bir arada taşıyan Osman Hamdi, bir ressam olarak kimdi?

Bağlam

İstanbul'daki Pera Müzesi'nin koleksiyonunda, 58 × 39 santimetrelik küçük bir tuval durur: Osman Hamdi Bey'in 1880 tarihli İki Müzisyen Kız'ı. Zengin desenli bir iç mekânda, çinilerle kaplı bir duvarın önünde, iki genç kadın ayakta durur. Birinin elinde uzun saplı, telli bir çalgı olan tambur, öbürünün elinde ise büyük bir tef, yani def vardır. İkisi de dönemin zarif giysilerini giymiş, başlarını ince örtülerle süslemiştir. Duruşları sakin ve kendinden emindir; bir gösteriye değil, bir müzik sohbetine hazırlanır gibidirler. Çinilerin desenleri, kumaşların kıvrımları ve çalgıların ahşap yüzeyleri titiz bir gözlemle, neredeyse bir fotoğraf keskinliğiyle boyanmıştır.

Osman Hamdi, 1842'de İstanbul'da, Sadrazam İbrahim Edhem Paşa'nın oğlu olarak doğdu. 1860'ta babası onu hukuk eğitimi alması için Paris'e gönderdi; ama orada geçirdiği sekiz dokuz yıl boyunca ilgisi giderek resme kaydı. Kaynaklara göre Paris'te, Batılılaşma ve Asker Ressamlar dersinde tanıdığın Şeker Ahmed Paşa gibi, Jean-Léon Gérôme'un ve Gustave Boulanger'nin çevresinde resim çalıştı. Bu hocalar, Doğu'yu egzotik ve dramatik sahnelerle gösteren Oryantalist ressamlardı. Osman Hamdi onlardan titiz bir çizim, ayrıntılı bir yüzey işçiliği ve büyük figürlü kompozisyon kurma becerisi öğrendi; ama bu teknikleri, kendi dünyasını ve kendi insanlarını göstermek için kullanmaya çalıştı.

Ana anlatım

Müzeci ve arkeolog Osman Hamdi neler yaptı?

İstanbul'a döndükten sonra Osman Hamdi devlet görevlerinde çalıştı. 1869 ile 1871 arasında Bağdat'ta Vali Midhat Paşa'nın yanında görev yaptı. 1873'te Viyana'da düzenlenen dünya sergisinde Osmanlı katılımının düzenlenmesinde yer aldı. Elbise-i Osmaniye (Elbise-i Osmaniye), 1873 Viyana sergisi için hazırlanan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun farklı bölgelerindeki insanların geleneksel giysilerini, fotoğrafçı Pascal Sébah'ın çektiği fotoğraflarla ve açıklayıcı metinlerle gösteren kitaptır. Osman Hamdi bu kitabın hazırlanmasında yer aldı ve bazı fotoğraflarda kendisi de model olarak göründü. On dokuzuncu yüzyılın bu yeni görüntü aracı, onun sanatında da önemli bir yer tutacaktı.

Müze-i Hümayun (Müze-i Hümayun), Osmanlı İmparatorluğu'nda antik eserleri toplamak, korumak ve sergilemek için kurulan ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin temelini oluşturan imparatorluk müzesidir. Osman Hamdi, 1881'de bu müzenin müdürlüğüne atandı ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. Onun yönetiminde müze bilimsel bir kuruma dönüştü: eserler sistemli olarak kataloglandı, yeni bir müze binası inşa edildi ve Osmanlı topraklarında ilk kez Osmanlı yönetimindeki bir ekip tarafından bilimsel kazılar yapıldı. 1887'de Lübnan'daki Sayda'da, bugün İskender Lahdi olarak bilinen mermer lahit ve başka kral mezarları bu kazılar sırasında gün ışığına çıkarıldı ve İstanbul'a getirildi. Bu lahitler arasında, kenarlarında yas tutan kadın figürlerinin sıralandığı Ağlayan Kadınlar Lahdi gibi başka önemli eserler de vardı.

Kazılar yalnızca Sayda ile sınırlı değildi. 1883'te Osman Hamdi, heykeltıraş Osgan Efendi ile birlikte Güneydoğu Anadolu'daki Nemrut Dağı'na bir inceleme gezisi düzenledi; dağın tepesindeki dev heykelleri ve kabartmaları belgeleyerek sonuçlarını bir yayında topladılar. Sayda'dan getirilen büyük eserleri sergilemek için yeni bir müze binasına ihtiyaç doğdu. Mimar Alexandre Vallaury'nin tasarladığı, cephesi antik tapınakları andıran yeni bina, Topkapı Sarayı'nın dış bahçesinde, Çinili Köşk'ün karşısında inşa edildi ve 1891'de ziyaretçilere açıldı. Bina, İskender Lahdi'nin mimari biçimlerinden esinlenmişti; müzenin kendisi, içinde sergilediği eserlerle bir diyalog kuruyordu.

Asar-ı Atika Nizamnamesi (Asar-ı Atika Nizamnamesi), 1884'te Osman Hamdi'nin ve ekibinin çabalarıyla yürürlüğe giren, Osmanlı topraklarında bulunan antik eserlerin devletin malı olduğunu kabul eden, kazıları izne bağlayan ve eserlerin yurt dışına kaçırılmasını yasaklayan eski eserler yönetmeliğidir. O yıllarda Avrupalı arkeologlar ve koleksiyoncular, Anadolu'dan ve Orta Doğu'dan sayısız eseri kendi ülkelerinin müzelerine taşıyordu. Bu yasa, eserlerin bulundukları topraklarda korunması düşüncesinin Osmanlı'daki önemli bir adımı oldu.

Sanat eğitimini nasıl değiştirdi?

Sanayi-i Nefise Mektebi (Sanayi-i Nefise Mektebi), Osman Hamdi'nin öncülüğünde 1882'de kurulan ve Mart 1883'te öğretime başlayan, resim, heykel, mimarlık ve oymacılık eğitimi veren, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk güzel sanatlar okuludur. Bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temeli bu okuldur. Batılılaşma ve Asker Ressamlar dersinde gördüğün gibi, o güne kadar yağlı boya resim çoğunlukla askerî okulların programları içinde öğretiliyordu. Sanayi-i Nefise ile birlikte sanat eğitimi, askerî eğitimden bağımsız, kendi başına bir alan olarak kurumsallaştı.

Okul, Akademik eğitimin tarihi dersinde tanıdığın Avrupa akademilerinin programını örnek aldı: alçı kalıplardan desen, canlı modelden çizim, perspektif, anatomi ve sonra resim. İlk yıllarda okulda çoğunlukla Avrupalı öğretmenler ders verdi. Okulun ilk öğrencileri arasında, sonraki kuşakların Türk ressamlarının hocaları olacak isimler de vardı. Osman Hamdi, bir yandan müzeyi yönetirken öte yandan bu okulun yönetimini de üstlendi; böylece müze ve okul, aynı kurumsal yapının iki kolu gibi birbirine bağlandı.

Resimlerinde neyi gösterdi?

Asker Ressamlar çoğunlukla manzara ve natürmort yaparken, Osman Hamdi büyük figürlü, anlatılı sahnelere yöneldi. Resimlerinde camilerin, türbelerin ve medreselerin iç mekânlarında, çini kaplı duvarların, işlemeli kapıların ve değerli halıların önünde duran figürler görülür: Kuran okuyan bir genç kadın, bir türbe bekçisi, kitaplar arasında düşünen bir bilgin, müzisyenler, silah tüccarları. Hikâye anlatan resim dersinde incelediğin Kaplumbağa Terbiyecisi de bu figürlü sahnelerin en ünlüsüdür.

Osman Hamdi'nin çalışma yönteminde fotoğraf merkezi bir yer tuttu. Kaynaklara göre sahnelerindeki erkek figürlerinin çoğu için kendisi model oldu: istediği giysileri giyip istediği duruşu aldı, fotoğrafını çektirdi ve bu fotoğrafları tuvaline aktardı. Kadın figürler için ise ailesinden kişileri model olarak kullandığı aktarılır. Mimari ayrıntılar ve süslemeler için de, Bursa'daki Yeşil Cami gibi yapıların fotoğraflarından ve kendi çizimlerinden yararlandı. Bu yöntem, resimlerindeki keskin, neredeyse belgesel ayrıntı düzeyinin kaynaklarından biridir.

Bu resimlerin önemli bir bölümü, Gebze yakınlarındaki Eskihisar'da, deniz kıyısındaki köşkünde yapıldı. Osman Hamdi, müzedeki görevlerinden arta kalan zamanı, özellikle yaz aylarını burada resim yaparak geçirirdi. Şubat 1910'da İstanbul'da öldü ve vasiyeti üzerine Eskihisar'daki köşkün arkasındaki tepeye gömüldü. Köşk bugün onun adını taşıyan bir müze-ev olarak ziyaretçilere açıktır; atölyesi, bir ressamın çalışma ortamını ve çok yönlü hayatını yerinde görme fırsatı verir.

Osman Hamdi bir Oryantalist miydi?

Osman Hamdi'nin sanatı, bugün yoğun biçimde tartışılır. Romantizm dersinde gördüğün gibi, Oryantalist resim Doğu'yu çoğu zaman egzotik, tembel, şiddetli ve şehvetli kalıplarla gösteriyordu. Osman Hamdi'nin resimleri, hocalarının Oryantalist resmine teknik ve biçim olarak çok yakındır: aynı titiz yüzey, aynı ayrıntılı iç mekânlar, aynı zengin kumaşlar ve çiniler. Bu yüzden bazı yorumcular onu bir Osmanlı Oryantalisti olarak değerlendirir.

Öz-Oryantalizm (self-Orientalism), Doğulu bir sanatçının ya da yazarın, Batı'nın Doğu hakkında ürettiği imgeleri, dili ve kalıpları kendi toplumunu anlatırken benimsemesi ve yeniden üretmesidir. Başka yorumcular ise, Osman Hamdi'nin aynı biçimsel dili bilinçli olarak tersine çevirdiğini savunur. Onun resimlerindeki figürler, çoğu zaman okuyan, düşünen, çalışan ve kendi kültürel mirasının içinde ağırbaşlılıkla duran insanlardır; hamamlarda uzanan, uyuşuk ya da vahşi Doğulular değildir. Tarihçi Edhem Eldem, Osman Hamdi'nin üslup bakımından Oryantalist olabileceğini, ama niyetlerinin Avrupalı meslektaşlarınınkinden oldukça farklı olduğunu vurgular ve eserlerinin yalnızca birkaç ünlü tablo üzerinden aşırı yorumlanmasını eleştirir.

İki Müzisyen Kız'daki kadınlar da bu açıdan okunabilir. Dönemin Avrupa Oryantalist resminde Doğulu kadınlar çoğu zaman harem sahnelerinde, çıplak ya da yarı çıplak, izleyicinin bakışına sunulmuş nesneler olarak gösteriliyordu. Osman Hamdi'nin kadınları ise giyinik, ayakta, ellerinde çalgılarıyla bir sanatın icracıları olarak durur. Tenleri açık, pürüzsüz ve yumuşak ışıkla modellenmiştir; bu, dönemin İstanbul'unun seçkin çevrelerindeki güzellik idealini yansıtır. Aynı resimlerde Osmanlı dünyasının çok kökenli insanlarını, farklı tenleri ve toplumsal konumları ne kadar gösterip göstermediği de, Osman Hamdi'nin resmini değerlendirirken sorulması gereken sorulardandır.

Uygulama

Bu deneme, Osman Hamdi'nin kendi bedenini ve fotoğrafı bir kompozisyonun yapı taşları olarak nasıl kullandığını ve bir ressamın kendini resmin içine yerleştirirken hangi imgeyi seçtiğini deneyerek düşünmeni sağlayacak.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışOsman Hamdi'yi yalnızca *Kaplumbağa Terbiyecisi*'nin ressamı olarak tanımak.
Doğrusu

O aynı zamanda müzeci, arkeolog, eğitimci ve yasa koyucuydu. Kurduğu kurumları da hesaba kat.

Yaygın yanlışOnu Asker Ressamlarla aynı kategoriye koymak.
Doğrusu

Asker Ressamlar çoğunlukla manzara ve natürmort yaparken, Osman Hamdi büyük figürlü, anlatılı sahnelere yöneldi. İki yolu karşılaştır.

Yaygın yanlışOryantalizm tartışmasını tek bir kesin cevapla kapatmak.
Doğrusu

Bazı yorumcular onu Osmanlı Oryantalisti, bazıları kalıpları tersine çeviren bir ressam olarak görür. Farklı yorumları birlikte değerlendir.

Yaygın yanlışFotoğraftan yararlanmayı resmin değerini düşüren bir kestirme saymak.
Doğrusu

Fotoğraf, onun titiz kompozisyonlarının temel araçlarından biriydi. Fotoğrafın resme ne kattığına bak.

Kapanış

Bir müzeci, arkeolog ve ressam: Osman Hamdi kimdir? 1860'ta hukuk için gittiği Paris'te Gérôme'un ve Boulanger'nin çevresinde resme yönelen, dönüşünde 1881'de Müze-i Hümayun'un başına geçip onu bilimsel bir kuruma dönüştüren, 1884'te eski eserleri koruyan yasanın hazırlanmasına öncülük eden, 1887'de Sayda'da İskender Lahdi'ni gün ışığına çıkaran ve 1882'de Sanayi-i Nefise Mektebi'ni kurarak sanat eğitimini askerî okullardan bağımsız bir alana taşıyan bir aydındı. Bir ressam olarak, Asker Ressamların manzara ve natürmortlarının yanında, kendi fotoğraflarından yararlandığı büyük figürlü sahneleriyle Türk resmine yeni bir yön verdi. İki Müzisyen Kız'daki gibi, Oryantalist hocalarının titiz dilini kullanarak okuyan, çalan ve düşünen insanları gösterdi; bu yüzden eserleri bugün de Oryantalizm ile ona karşı duruş arasında tartışılmaya devam eder. Ödevde onun bir tablosunu seçip, figürleri, mekânı ve ayrıntıyı nasıl kurduğunu beş cümleyle çözümleyeceksin.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Müze-i HümayunImperial MuseumAntik eserleri toplamak, korumak ve sergilemek için kurulan ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin temeli olan imparatorluk müzesi
Sanayi-i Nefise MektebiSchool of Fine Arts1882'de kurulan ve 1883'te öğretime başlayan Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk güzel sanatlar okulu
Asar-ı Atika NizamnamesiOttoman Antiquities Regulation1884'te antik eserleri devlet malı sayan ve yurt dışına kaçırılmasını yasaklayan eski eserler yönetmeliği
Elbise-i OsmaniyeElbise-i Osmaniye1873 Viyana sergisi için Osmanlı giysilerini fotoğraflar ve metinlerle gösteren kitap
Öz-OryantalizmSelf-OrientalismDoğulu bir sanatçının Batı'nın Doğu hakkındaki imgelerini ve kalıplarını kendi toplumunu anlatırken benimsemesi

Ödev

Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.

  1. Osman Hamdi Bey'in bir tablosunu seç; tarihini, boyutunu ve bugün nerede bulunduğunu güvenilir bir müze kaydından doğrula.
  2. Tablonun hangi mekânı gösterdiğini, figürlerin kim olduğunu ya da neyi temsil ettiğini ve Osman Hamdi'nin bu tablo için fotoğraftan yararlanıp yararlanmadığı hakkındaki bilgileri not et.
  3. Beş cümlelik analizinde figürlerin duruşunu ve bakışını, mimari ve süsleme ayrıntılarının işlenişini, ışığın dağılımını, renk paletini ve figürlerin tenlerinin nasıl modellendiğini ele al.
  4. Son cümlende, bu tablonun Oryantalist kalıpları mı yeniden ürettiğini, yoksa onları tersine mi çevirdiğini, resimden bir kanıtla tartış.

Kendini değerlendir

  • Oran ve Çizim: Figürlerin duruşunu ve oranlarını dikkatle gözlemledin mi?
  • Kenar ve Ayrıntı: Çinilerin, kumaşların ve nesnelerin ayrıntı düzeyini yakından inceledin mi?
  • Kompozisyon: Figürlerin mimari mekânın içindeki yerini tarif edebildin mi?
  • Son cümlen, Oryantalizm tartışmasında tek bir cevaba sıkışmadan, resimden gösterebildiğin bir ayrıntıya dayanıyor mu?

Kendini sına

1. Osman Hamdi Bey Paris'e hangi amaçla gönderilmişti?

  • A) Resim eğitimi için.
  • B) Hukuk eğitimi için.
  • C) Arkeoloji kazısı için.
  • D) Müzecilik stajı için.

2. Osman Hamdi'nin öncülüğünde 1882'de kurulan okul hangisidir?

  • A) Mühendishane.
  • B) Mekteb-i Harbiye.
  • C) Mekteb-i Osmani.
  • D) Sanayi-i Nefise Mektebi.

3. 1884 tarihli Asar-ı Atika Nizamnamesi neyi amaçlıyordu?

  • A) Antik eserleri devlet malı sayıp yurt dışına kaçırılmasını yasaklamayı.
  • B) Resim sergilerini yasaklamayı.
  • C) Yalnızca yeni camiler inşa etmeyi.
  • D) Müzeleri kapatmayı.

4. Osman Hamdi tablolarındaki erkek figürler için genellikle nasıl bir yöntem kullandı?

  • A) Hiç model kullanmadı.
  • B) Yalnızca heykellere baktı.
  • C) Kendi fotoğraflarını çektirip model olarak kullandı.
  • D) Yalnızca Avrupalı modellerle çalıştı.

5. Edhem Eldem Osman Hamdi'nin Oryantalizmle ilişkisi hakkında ne vurgular?

  • A) Onun hiç resim yapmadığını.
  • B) Üslup bakımından Oryantalist olabileceğini ama niyetlerinin Avrupalı meslektaşlarınınkinden farklı olduğunu.
  • C) Onun yalnızca manzara yaptığını.
  • D) Onun Oryantalizmi hiç tanımadığını.

Cevaplar

  1. B — Paris'te geçirdiği yıllar boyunca ilgisi giderek resme kaydı.
  2. D — Okul Mart 1883'te öğretime başladı ve bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin temeli oldu.
  3. A — O yıllarda Avrupalı arkeologlar pek çok eseri kendi ülkelerine taşıyordu.
  4. C — Kadın figürler için ise ailesinden kişileri model olarak kullandığı aktarılır.
  5. B — Eldem eserlerinin birkaç ünlü tablo üzerinden aşırı yorumlanmasını da eleştirir.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: Osman Hamdi'nin bir gününün dört ayrı yüzü: müze müdürlüğü, kazı alanı, okul ve köşkteki atölye.
  • Özgün animasyon: bir fotoğraf karesinde poz veren Osman Hamdi'nin bu fotoğraftan bir tablonun figürüne dönüşmesi.
  • Özgün animasyon: Sayda'da İskender Lahdi'nin topraktan çıkarılıp İstanbul'a taşınması; bir Avrupa Oryantalist harem sahnesi ile İki Müzisyen Kız'ın yan yana konması.

Sonraki derse köprü

Osman Hamdi'nin kurduğu Sanayi-i Nefise Mektebi'nden yetişen ve sonra Paris'e burslu gönderilen bir grup genç ressam, 1914'te Birinci Dünya Savaşı başlayınca İstanbul'a döndü. Paris'te İzlenimciliğin açık renklerini, görünür fırça darbelerini ve açık havada çalışmayı tanımışlardı. Sonraki derste Çallı İbrahim ve arkadaşlarının oluşturduğu 1914 Kuşağı'nı ve İzlenimciliğin İstanbul'a nasıl geldiğini ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:00 · Kanca (animasyon). Bir müdürlük odası, bir kazı alanı, bir okul sınıfı ve bir atölye aynı ekranda. Soru ekranda.
  • 1:00–2:40 · Bağlam (görüntü). Pera Müzesi; İki Müzisyen Kız; Osman Hamdi'nin gençliği ve Paris yılları.
  • 2:40–5:00 · Müzeci ve arkeolog (animasyon). Bağdat ve Viyana; Elbise-i Osmaniye; Müze-i Hümayun 1881; Sayda 1887; 1884 yönetmeliği.
  • 5:00–6:40 · Sanat eğitimi (animasyon). Sanayi-i Nefise Mektebi 1882–1883; akademik program; müze ve okulun bağı.
  • 6:40–8:40 · Resimleri (animasyon). Figürlü sahneler; fotoğrafla çalışma yöntemi; kendini model olarak kullanması.
  • 8:40–11:10 · Oryantalizm tartışması (animasyon). Hocalarının dili; öz-Oryantalizm; tersine çevirme yorumu; Eldem; kadın figürleri ve tenler.
  • 11:10–12:00 · Kapanış (animasyon). Osman Hamdi'nin dört yüzü tek bir portrede birleşir.