Öğrenme hedefi
III. Selim'in reformlarından 1900'lere uzanan dönemde Osmanlı İmparatorluğu'nda tuval üzerine yağlı boya resmin nasıl ortaya çıktığını ve bu resmin neden önce askerî okullarda yetişen subaylar tarafından yapıldığını açıklayabileceksin. Askerî mühendislik okullarında topoğrafya ve kale planı çizimi amacıyla okutulan derslerin rolünü anlatabilecek; Tanzimat döneminde Avrupa'ya eğitim için gönderilen ressamları ve onların Paris'te öğrendiklerini tanıyabilecek; bu ressamların neden daha çok manzara ve natürmort yaptığını ve fotoğraftan nasıl yararlandığını tartışabilecek ve İstanbul'da açılan ilk resim sergilerinin önemini değerlendirebileceksin.
Kanca
Askerî okullardan neden ressamlar çıktı?
Avrupa'da bir ressam çoğu zaman bir atölyede çırak olarak, bir akademide ya da bir ustanın yanında yetişirdi. On dokuzuncu yüzyılın Osmanlı İmparatorluğu'nda ise tuvalde yağlı boyayla doğayı ve nesneleri resmeden ilk ressamların büyük bölümü, üniformalı subaylardı. Bu ressamlar harp okullarında eğitim görmüş, orduda rütbe almış, bazıları paşalığa kadar yükselmişti. Resim tarihi kitapları onları sonradan Asker Ressamlar diye anacaktı. Bir ordunun okulları, bir ülkenin resim tarihinin başlangıç noktası nasıl olabilir? Ve bir topçu subayı, neden tuvalinin karşısına geçip bir ormanı ya da bir tabak meyveyi boyamak istesin?
Bağlam
İstanbul Resim ve Heykel Müzesi'nin koleksiyonunda, 139,5 × 177 santimetrelik bir tuval durur: Şeker Ahmed Paşa'nın Ormanda Oduncu adlı resmi. Tarihi kesin olarak bilinmeyen bu resimde, yüksek ağaçların gölgelediği yoğun bir ormanın içinde, bir adam sırtına yüklediği odunla yürür. Ağaçların gövdeleri ve yaprakları koyu, yeşil ve kahverengi tonlarla, derin bir gölgenin içinden yükselir; orman yolunun sonunda açık bir ışık belirir. Oduncu, ormanın büyüklüğü içinde küçük ve yalnız bir figürdür.
Şeker Ahmed Paşa, 1841'de İstanbul'da doğdu ve askerî tıbbiye okulunda okurken resim yeteneğiyle dikkat çekti. Sultan Abdülaziz döneminde, 1864'te, Paris'e resim eğitimi almaya gönderildi. Kaynaklara göre Paris'te önce ressam Gustave Boulanger'nin yanında çalıştı, sonra Güzel Sanatlar Okulu'nun sınavını geçerek Jean-Léon Gérôme'un atölyesine girdi; 1869 ve 1870'te eserleri Paris Salonu'nda sergilendi. İstanbul'a döndükten sonra sarayda görev aldı ve askerî rütbesiyle birlikte paşa unvanına kadar yükseldi. Ormanda Oduncu, Fontainebleau Ormanı'nda çalışan Barbizon ressamlarının etkisini ve Osmanlı'da yeni doğan manzara resminin iddiasını birlikte taşır.
Ana anlatım
Resim askerî okullara nasıl girdi?
On sekizinci yüzyılın sonunda Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa ordularının teknik üstünlüğü karşısında ordusunu yeniden düzenlemeye çalışıyordu. Mühendishane (Mühendishane-i Berri-i Hümayun), Sultan III. Selim döneminde, 1795'te kurulan ve topçu ve istihkâm subaylarına matematik, geometri, haritacılık ve tahkimat eğitimi veren askerî mühendislik okuludur. Bu okulun programında resim ve çizim dersleri de vardı. Ama bu derslerin amacı sanat değildi: bir subay, bir kalenin planını, bir arazinin biçimini, bir köprünün yapısını ve bir savaş alanının haritasını doğru çizebilmeliydi. Perspektif, gölgeleme ve arazi resmi, askerî bir beceri olarak öğretiliyordu.
1834'te açılan Mekteb-i Harbiye, yani Harp Okulu, bu geleneği sürdürdü. Resim dersleri zamanla program içinde daha düzenli bir yer kazandı ve bu okullarda Avrupalı öğretmenler de ders verdi. Öğrenciler, önce haritacılık ve arazi çizimi için edindikleri perspektif ve ton bilgisini, zamanla gördükleri manzaraları ve nesneleri tuvale aktarmak için kullanmaya başladı. Böylece Avrupa'da akademilerde ve atölyelerde doğan yağlı boya resim geleneği, Osmanlı'da önce askerî bir eğitimin yan ürünü olarak filizlendi.
Bu yol, Rönesans ve perspektif dersinde gördüğün Floransalı mühendis ve ressamların hikâyesini de hatırlatır: perspektif, orada da önce bir ölçme ve inşa bilgisi olarak gelişmişti. Osmanlı'da resim ile mühendisliğin aynı sınıfta buluşması, bu yüzden tarihsel olarak şaşırtıcı değildir.
Tanzimat ressamları Paris'e neden gitti?
Tanzimat (Tanzimat), Osmanlı İmparatorluğu'nda 1839'da ilan edilen fermanla başlayan ve devletin yönetimini, hukukunu, ordusunu ve eğitimini Avrupa örneklerine göre yeniden düzenlemeyi amaçlayan reform dönemidir. Bu dönemde devlet, genç subayları ve öğrencileri eğitim için Avrupa'ya göndermeye başladı. Mekteb-i Osmani (Mekteb-i Osmani), 1857'de Paris'te açılan ve Osmanlı öğrencilerinin Fransa'da eğitim görmesini sağlayan okuldur. Şeker Ahmed Paşa ve Süleyman Seyyid gibi genç ressamlar, bu okul aracılığıyla ya da benzer burslarla Paris'e gitti ve orada dönemin ünlü akademik ressamlarının atölyelerinde çalıştı.
Paris'te bu genç Osmanlılar, Rokoko ve Neoklasisizm dersinde gördüğün Salon düzenini, akademik çizim eğitimini ve Realizm dersinde tanıdığın Barbizon ressamlarının açık havada manzara çalışmalarını yakından tanıdı. Gérôme gibi hocaları, aynı dönemde Doğu'yu egzotik sahnelerle resmeden Oryantalist ressamlardı; Osmanlı öğrencileri ise kendi ülkelerinin manzaralarını ve nesnelerini bu hocalardan öğrendikleri teknikle, ama farklı bir bakışla resmetmeye yöneldi. Bu, Romantizm dersinde tanıdığın Oryantalizm tartışmasına içeriden bir cevap olarak da okunabilir.
İstanbul'a döndüklerinde bu ressamlar hem askerî okullarda resim öğretmenliği yaptı hem de saray için eserler üretti. Asker Ressamlar (Military Painters), on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı ile yirminci yüzyılın başında, askerî okullarda yetişmiş ve çoğu subay olarak görev yapmış, Türk resminde yağlı boya manzara ve natürmort geleneğini başlatan ressamlara sanat tarihçilerince sonradan verilen addır. Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rıza bu kuşağın önde gelen adlarıdır.
Neden manzara ve natürmort?
Asker ressamların eserlerinin büyük bölümü, İstanbul'un ve çevresinin manzaraları, Boğaz kıyıları, ormanlar, köy yolları, çeşmeler ve natürmortlardır. İnsan figürüne ise nispeten az yer verildi. Araştırmacılar bunun için birkaç açıklama önerir. Askerî okullarda edinilen eğitim, zaten arazi ve mekân çizimine yönelikti. Toplumun bazı kesimlerinde insan figürünü, özellikle çıplak bedeni resmetmeye karşı süren çekinceler, ressamları daha tartışmasız konulara yöneltmiş olabilir. Saray ve devlet de, bu yeni resmi çoğu zaman bir modernleşme ve incelik göstergesi olarak, saray salonlarını süsleyen manzara ve natürmortlarla görmek istiyordu.
Süleyman Seyyid, kaynaklara göre özellikle meyve ve çiçek natürmortlarında, renk ve perspektife hâkim, saydam ve taze bir boyamayla öne çıktı. Hoca Ali Rıza ise Harbiye'de öğrenciyken Süleyman Seyyid'den ders aldı, sonra uzun yıllar askerî okullarda resim öğretmenliği yaptı ve İstanbul'un semtlerini, bahçelerini ve gündelik köşelerini sayısız desen ve suluboyayla kaydetti; öğretmenliği nedeniyle «Hoca» lakabıyla anıldı.
Asker ressamların bir kısmı, manzaralarını doğrudan doğaya çıkarak değil, fotoğraflara bakarak yaptı. Bu dizinin fotoğrafa ayrılmış dersinde anlattığımız gibi, on dokuzuncu yüzyılda fotoğraf, ressamlar için hem bir rakip hem de bir araçtı. İstanbul'da çalışan fotoğrafçıların çektiği saray, köşk ve Boğaz görüntüleri, bazı ressamların tuvallerine neredeyse birebir aktarıldı. Bu resimlerde bazen fotoğrafın kırpılmış çerçevesi, keskin derinliği ve renksiz ton dengesi fark edilir. Fotoğraftan manzara dersinde gördüğün tartışma, yani bir fotoğrafa bakarak resim yapmanın ne kazandırıp ne kaybettirdiği, bu ressamların eserleri üzerinden de düşünülebilir.
İlk sergiler neden önemliydi?
Osmanlı'da yağlı boya resmin yayılması için yalnızca ressamların yetişmesi yetmiyordu; bu resimleri görecek, tartışacak ve satın alacak bir izleyici de gerekiyordu. İlk resim sergisi (first painting exhibition), Türk resim tarihinde Şeker Ahmed Paşa'nın 1873 ilkbaharında İstanbul'da, Sultanahmet'teki bir okul binasında, Fransız ressam Pierre-Désiré Guillemet'nin de yardımıyla düzenlediği ve yerli ve yabancı ressamların eserlerini bir araya getiren sergidir. Kaynaklara göre bu sergi, İstanbul'da halka açık düzenlenen ilk resim sergilerinden biri olarak kabul edilir.
Bu sergi, Rokoko ve Neoklasisizm dersinde gördüğün Paris Salonlarının küçük bir yankısıydı: resim, sarayın ve saray çevresinin salonlarından çıkıp daha geniş bir izleyicinin önüne konuyordu. Sonraki yıllarda İstanbul'da başka sergiler de açıldı ve bir sanat yazını, eleştirisi ve alıcı kitlesi yavaş yavaş oluşmaya başladı. Asker ressamların açtığı yol, 1882'de İstanbul'da kurulacak bir sanat okuluyla birlikte, sanat eğitiminin askerî okullardan bağımsız bir kuruma taşınmasına kadar uzandı.
Asker ressamların resimlerinde insan figürü az olsa da, oldukları yerde dikkatle bakmaya değer. Ormanda Oduncu'daki gibi emekçi figürler, güneşte ve rüzgârda yıpranmış tenleriyle, Realizm dersinde gördüğün Barbizon köylülerinin Osmanlı'daki karşılıkları olarak okunabilir. Ama bu figürler çoğu zaman manzaranın içinde küçük, uzak ve yüz ayrıntıları seçilemeyecek kadar genel kalır; tenleri, ormanın gölgesinde birkaç sıcak kahverengi dokunuşla belirtilir. Bu, onların birer birey olarak değil, manzaranın ve gündelik hayatın bir parçası olarak düşünüldüğünü gösterir.
Uygulama
Bu deneme, fotoğraftan manzara yapmanın ressama neyi hazır verdiğini ve neyi elinden aldığını, doğrudan gözlemin ise ışığa ve tene nasıl bir canlılık kattığını deneyerek fark etmeni sağlayacak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışOsmanlı'da yağlı boya resmin birdenbire Avrupa'dan ithal edildiğini sanmak.
Resim, askerî okullardaki harita ve arazi çizimi eğitimiyle adım adım gelişti. Kurumların rolüne bak.
Yaygın yanlışAsker ressamları yalnızca taklitçi amatörler olarak görmek.
Şeker Ahmed Paşa ve Süleyman Seyyid Paris'te ciddi bir eğitim aldı ve eserleri Salon'da sergilendi. Eserlerini kendi değerleriyle incele.
Yaygın yanlışFotoğraftan resim yapmayı doğrudan bir hile saymak.
Bu, dönemin pek çok ressamının kullandığı bir araçtı. Fotoğrafın resme neyi kazandırıp neyi kaybettirdiğini tartış.
Yaygın yanlışManzaradaki küçük figürlerin tenini hiç düşünmemek.
Küçük bir figür bile ışığa ve tene göre ayrı tonlarla kurulabilir. Uzaktaki bir figürün tenini de gözlemle.
Kapanış
Askerî okullardan neden ressamlar çıktı? Çünkü Osmanlı İmparatorluğu'nda yağlı boya resim, önce 1795'te kurulan Mühendishane'de ve 1834'te açılan Harbiye'de, subaylara harita, arazi ve tahkimat çizimi için verilen perspektif ve resim derslerinin içinde filizlendi. Tanzimat döneminde Şeker Ahmed Paşa ve Süleyman Seyyid gibi genç ressamlar Paris'e gönderildi; Boulanger'nin ve Gérôme'un atölyelerinde, Barbizon ressamlarının açık havada çalışan manzaralarının yakınında eğitim aldılar. Dönüşlerinde, sonradan Asker Ressamlar diye anılacak bir kuşak, çoğu zaman fotoğraflardan da yararlanarak, İstanbul'un manzaralarını ve natürmortları tuvale taşıdı; 1873'teki sergi ise bu resmi daha geniş bir izleyicinin önüne koydu. Şeker Ahmed Paşa'nın Ormanda Oduncu'su, bu yeni resmin hem iddiasını hem de figür karşısındaki çekingenliğini birlikte taşır. Ödevde bu kuşaktan bir tabloyu seçip, manzarayı ya da nesneleri nasıl kurduğunu beş cümlede çözümleyeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Mühendishane | Imperial School of Military Engineering | 1795'te kurulan, subaylara matematik, haritacılık ve çizim eğitimi veren askerî mühendislik okulu |
| Tanzimat | Tanzimat | 1839'da başlayan ve devleti Avrupa örneklerine göre yeniden düzenlemeyi amaçlayan reform dönemi |
| Mekteb-i Osmani | Ottoman School in Paris | 1857'de Paris'te açılan ve Osmanlı öğrencilerinin Fransa'da eğitim görmesini sağlayan okul |
| Asker Ressamlar | Military Painters | Askerî okullarda yetişip Türk resminde yağlı boya manzara ve natürmortu başlatan subay ressamlar |
| İlk resim sergisi | First painting exhibition | Şeker Ahmed Paşa'nın 1873'te İstanbul'da düzenlediği ve ilk halka açık sergilerden sayılan sergi |
Ödev
Bu dönemden bir eser seç ve 5 cümlelik biçimsel analiz yaz.
- Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Hüseyin Zekai Paşa, Hoca Ali Rıza ya da bu kuşaktan başka bir ressamın bir tablosunu seç; eserin bilgilerine ve görüntüsüne, onu saklayan müzenin ya da sergi kataloğunun yayınlarından ulaş.
- Tablonun bir manzara mı, natürmort mu, figürlü bir sahne mi olduğunu ve bir fotoğraftan yapılıp yapılmadığı hakkında bir bilgi bulunup bulunmadığını not et.
- Beş cümlelik analizinde perspektifin ve derinliğin nasıl kurulduğunu, ışığın ve gölgenin dağılımını, renk paletini, fırça işçiliğini ve varsa figürlerin tenlerinin hangi tonlarla kurulduğunu incele.
- Son cümlende, bu tablonun Paris'te öğrenilen tekniklerle İstanbul'un ya da Osmanlı dünyasının konularını nasıl birleştirdiğini tartış.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Perspektifin ve mekânın ne kadar tutarlı kurulduğunu gözlemledin mi?
- Değer (Ton): Işık ile gölgenin dağılımını ve bir fotoğrafın ton dengesini andırıp andırmadığını fark ettin mi?
- Teknik ve Malzeme: Fırça izlerinin ve boyanın yüzeyde nasıl durduğunu yakından inceledin mi?
- Son cümlen, Paris ile İstanbul arasındaki ilişkiyi tablodan bir örnekle kuruyor mu?
Kendini sına
1. Mühendishane'de resim derslerinin asıl amacı neydi?
- A) Sanatçı yetiştirmek.
- B) Subayların harita, arazi ve tahkimat çizimini doğru yapabilmesini sağlamak.
- C) Saray için portre yapmak.
- D) Yalnızca kaligrafi öğretmek.
2. Şeker Ahmed Paşa Paris'te kimlerin yanında çalıştı?
- A) Monet ve Renoir.
- B) Picasso ve Braque.
- C) Gustave Boulanger ve Jean-Léon Gérôme.
- D) Van Gogh ve Gauguin.
3. Asker ressamların eserlerinde insan figürünün az olmasına ilişkin açıklamalardan biri hangisidir?
- A) Askerî eğitimin arazi ve mekân çizimine yönelmesi ve figür resmine karşı süren çekinceler.
- B) Boyaların pahalı olması.
- C) Ressamların insan çizmeyi hiç öğrenmemesi.
- D) Figür resminin yasa ile tamamen yasaklanması.
4. Asker ressamların bir kısmı manzaralarını nasıl yaptı?
- A) Yalnızca hayal güçlerinden.
- B) Yalnızca gece.
- C) Heykellere bakarak.
- D) Bazen doğrudan doğaya çıkmak yerine fotoğraflara bakarak.
5. 1873'te İstanbul'da açılan sergi neden önemlidir?
- A) İstanbul'da halka açık düzenlenen ilk resim sergilerinden biri sayılır ve resmi daha geniş bir izleyiciye taşımıştır.
- B) Yalnızca heykel sergilendiği için.
- C) Paris'te açıldığı için.
- D) Yalnızca saray ailesine açık olduğu için.
Cevaplar
- B — Perspektif, gölgeleme ve arazi resmi askerî bir beceri olarak öğretiliyordu.
- C — 1869 ve 1870'te eserleri Paris Salonu'nda sergilendi.
- A — Saray da bu yeni resmi çoğu zaman manzara ve natürmortlarla görmek istiyordu.
- D — Bu resimlerde bazen fotoğrafın kırpılmış çerçevesi ve ton dengesi fark edilir.
- A — Sergi Fransız ressam Guillemet'nin de yardımıyla Sultanahmet'te düzenlendi.
Referans görseller
- Özgün animasyon: bir Mühendishane sınıfında bir kalenin planından bir manzaraya dönüşen perspektif çizimi.
- Özgün animasyon: İstanbul'dan Paris'e uzanan yol; Boulanger'nin ve Gérôme'un atölyeleri, Fontainebleau Ormanı ve Salon.
- Özgün animasyon: bir fotoğraftan tuvale aktarılan bir Boğaz manzarası; 1873 sergisinin salonunda asılı tablolar.
Sonraki derse köprü
Asker ressamlar Paris'te öğrendikleri teknikle çoğunlukla manzara ve natürmort yaptı; figür, özellikle büyük ve anlatılı figürlü sahneler, bu kuşağın resminde az yer buldu. Aynı yıllarda, Paris'te hukuk eğitimi alırken resimle tanışan bir başka Osmanlı aydını, bu boşluğu büyük figürlü tablolarla doldurdu; aynı zamanda İstanbul'da bir müze kurdu, kazılar yönetti ve 1882'de bir sanat okulu açtı. Sonraki derste Osman Hamdi Bey'i ele alıyoruz.