İçeriğe geç

Ders GS.02 · Paralel Hatlar

Minyatür: Teknik

Perspektifsiz bir dünya nasıl kurulur?

GS Geleneksel Türk Sanatları

2.173 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · Hibrit, 13 dk video senaryosu · Herkes

  • tahrir
  • istif
  • kuşbakışı
  • zermühre
  • çerçeveden taşma

Önce okunması önerilen: GS.01 Minyatür: Malzeme

Öğrenme hedefi

Geleneksel minyatürde bir sahnenin, tek bir kaçış noktasına dayanan perspektif kullanılmadan nasıl kurulduğunu ve bir sayfanın hangi sırayla, hangi araçlarla yapıldığını açıklayabileceksin. Yapıların ve figürlerin üst üste istiflenerek, yukarıdan bakılarak ve farklı açılardan aynı anda gösterilerek nasıl okunur bir mekân oluşturduğunu bir Osmanlı sayfası üzerinde gösterebilecek; desenin kâğıda geçirilmesinden altının sürülüp zermühreyle parlatılmasına, renklendirmeden tahrire kadar çalışma sırasını anlatabilecek; resmin çerçevesinin bir sınır değil, bir oyun alanı olarak nasıl kullanıldığını tartışabilecek; küçük bir minyatür kompozisyonu kurabilecek ve tahrir çizgisinin renginin farklı tenlerde yüzü nasıl okunur kıldığını değerlendirebileceksin.

Kanca

Perspektifsiz bir dünya nasıl kurulur?

Bir Osmanlı sayfasında bir şehrin surları önden görülür, ama surun ardındaki evlerin damları ve avluları yukarıdan görülür; minareler ise yine yandan, dimdik yükselir. Ordunun atlıları sayfanın aşağısından yukarısına doğru sıra sıra dizilir; en arkadakiler en öndekilerden küçük değildir, yalnızca daha yukarıdadırlar. Bir kulenin bayrağı, sayfanın altın çerçevesini aşıp boşluğa taşar. Rönesans'tan bu yana Avrupa resminin öğrettiği kurallara göre bunların hiçbiri «doğru» değildir. Ama sayfaya bakan herkes şehri, kapıyı, orduyu ve olayı hemen tanır. Tek bir göz noktasından bakılmayan bir dünya, nasıl olur da bu kadar açık okunur?

Bağlam

New York'taki The Met'in koleksiyonunda, on altıncı yüzyılın son çeyreğine tarihlenen, Osmanlı şairi Bâkî'nin Divan'ından bir sayfa bulunur: «Osmanlı ordusunun bir şehre girişi». Kayıtta malzeme olarak mürekkep, opak boya ve altın, taşıyıcı olarak kâğıt yazar; sayfanın tamamı yaklaşık 26 × 16, resim alanı ise yaklaşık 19,4 × 11,8 santimetredir. Resimde solda, kapısı açık bir surun önünden atlılar şehre girer; kapının üstündeki kulede çalgıcılar vardır ve kulenin bayrakları sayfanın altın çerçevesini aşar. Surun ardında evler üst üste yığılır, sağ üstte minareler ve bir kubbe yükselir. Aşağıda, mızraklı ve sancaklı atlılar sayfanın tabanından surlara doğru sıra sıra dizilir; resmin ortasında ve altında, şiirin dizelerinin yazıldığı yazı alanları sahnenin içine yerleşir.

Minyatürün yapıldığı aharlı kâğıt, boyaların ve altının hazırlanışı, minyatür malzemesini ele alan derste; birden çok bakışla mekân kurma düşüncesinin İran ve Hint saray atölyelerindeki kökleri ise Hint ve İran saray resmini anlatan derste ele alındı. Burada, bu düşüncenin bir Osmanlı sayfasında nasıl uygulandığına ve bir minyatürün adım adım nasıl yapıldığına bakıyoruz.

Ana anlatım

Mekân perspektif olmadan nasıl kurulur?

İstif (stacking), minyatürde yapıların, figürlerin ya da manzara öğelerinin, uzaklaştıkça küçültülmek yerine sayfada yukarıya doğru üst üste yerleştirilerek gösterilmesidir; sayfada daha yukarıda olan, daha uzaktadır. Bâkî'nin Divan'ından bu sayfada evler surun üstüne, atlılar da sıra sıra birbirinin üstüne istiflenir. Arka sıradaki atlılar öndekilerden küçük çizilmez; bu yüzden her yüz, her at ve her sancak aynı açıklıkla okunur. Kaynaklara göre Osmanlı ressamları yapıları, en tanınır olacakları açılardan, üst üste istiflenmiş gibi göstererek onlara çok açılı bir görünüm kazandırdı.

Kuşbakışı (bird's-eye view), bir sahnenin yüksekten, yukarıdan bakılıyormuş gibi gösterilmesidir; minyatürde çoğu zaman yerin, avluların, meydanların ve damların görünür olmasını sağlar. Kaynaklara göre Osmanlı minyatüründe tek bir bakış açısı yerine birden çok bakış açısı bir arada bulunur: aynı sayfada surlar önden, evlerin damları yukarıdan, minareler yandan görülebilir. Her öğe, en iyi tanınacağı açıdan gösterilir. Bunun sonucu, bir ressamın göz hizasından görülen bir anı değil, bir yerin ve bir olayın bilgisini aktaran bir resimdir.

Bu düzen, Batı resminin doğrusal perspektifinden daha «ilkel» değildir; başka bir amaca hizmet eder. Doğrusal perspektif, tek bir izleyicinin tek bir anda tek bir noktadan gördüğünü kaydeder. Minyatürdeki istif ve çoklu bakış ise bir yerin bütününü, bir olayın bütün tarafını ve sayfayı okuyan herkesin aynı açıklıkla görebileceği bir düzeni amaçlar. Kaynaklara göre aynı sahnede bir padişahın sefere çıkışı, savaşı ve zaferi bile farklı noktalarda gösterilebilir; zaman da mekân gibi sayfanın üzerine yayılır.

Bu sayfanın bir şiir kitabında yer alması da düzeni açıklar. Kaynaklara göre Bâkî, on altıncı yüzyılın en ünlü Osmanlı şairlerinden biridir ve «şairlerin sultanı» unvanıyla anılır. Bir divan sayfasındaki resim, bir olayı belgelemekten çok, yanındaki dizelerin söylediğini görünür kılar; bu yüzden sayfadaki yazı alanları resmin ortasına yerleşir ve göz, dizelerle sahne arasında gidip gelir. Mekânın okunur olması, şiirin okunurluğuna eşlik eder.

Bir minyatür hangi sırayla yapılır?

Kaynaklara göre bir minyatür, önceden hazırlanmış aharlı kâğıdın üzerine desenin geçirilmesiyle başlar. Ressam kompozisyonu önce ayrı bir kâğıtta tasarlar; sonra bu deseni aharlı kâğıda ince ve hafif çizgilerle aktarır. Çizgilerin hafif olması gerekir, çünkü sonraki katmanlar onları örtecek ya da kalınlaştıracaktır.

Zermühre (gold burnisher), sürülen altını ya da gümüşü perdahlayıp parlatmak için kullanılan, kaynaklara göre bir cins akik taşından yapılan mühredir. Kaynaklara göre boyamaya zemin renklerinin sürülmesiyle başlanır; zemin olarak altın ya da gümüş kullanılacaksa önce bunlar sürülür ve kuruduktan sonra zermühreyle üzerinden geçilerek parlatılır. Bu sıranın akla yatkın bir nedeni, perdahın sert taşının komşu boyalara zarar vermemesidir; boyalar sürüldükten sonra altını perdahlamak, çevresindeki renkleri bozabilir.

Ardından renklendirme gelir. Gökyüzü, toprak, duvarlar, giysiler ve atlar, düz renk alanları hâlinde, birbirinin yanına sürülür. Minyatürde ışık ve gölgeyle hacim kurulmadığı için, her alan genellikle tek ve düz bir renkle doldurulur; kumaş desenleri, çiçekler ve ayrıntılar bu düz renklerin üzerine sonradan eklenir.

Tahrir (outline drawing), minyatürde ve tezhipte renklendirme bittikten sonra biçimlerin çevresine ve iç ayrıntılarına çekilen ince kontur çizgisidir. Kaynaklara göre motiflerin çevresine ince tahrir çizgileri çekilerek desen belirginleştirilir. Tahrir, bir minyatürü bitiren aşamadır: düz renk alanları, ancak bu ince çizgilerle bir yüze, bir ata ya da bir kubbeye dönüşür. Tahrir için çok ince bir fırça ve sabit bir el gerekir; çizginin kalınlığı ve rengi, resmin bütün okunurluğunu belirler.

Çerçeve neden aşılır?

Çerçeveden taşma (breaking the frame), minyatürde resmin bir bölümünün, bir kulenin, bir ağacın, bir bayrağın ya da bir figürün, sayfadaki resim alanını çevreleyen cetvelin dışına, boş kenar boşluğuna uzanmasıdır. Bâkî'nin Divan'ındaki sayfada, sol üstteki kulenin bayrakları altın çerçeveyi aşar; resim, kendisine ayrılan alanın dışına taşar.

Bu taşma, resmin sınırının kesin bir pencere değil, aşılabilen bir eşik olduğunu gösterir. Yükselen bir kule ya da bir minare çerçeveyi aşınca, yüksekliği daha da vurgulanır; sayfanın boşluğu da resmin bir parçası olur. Aynı sayfada yazı alanlarının resmin içine yerleşmesi de benzer bir düşüncenin ürünüdür: metin ve resim, birbirinden ayrı iki alan değil, aynı sayfanın birbirine geçen parçalarıdır.

Bu sayfada figürlerin bir kısmı da resmin alt kenarında kesilir; yalnızca başları ve sarıkları görünür. Kalabalığın sayfanın dışına doğru sürdüğü duygusu, ordunun büyüklüğünü anlatmanın bir yoludur. Minyatürde çerçeve, hem bir düzen kurar hem de bilerek kırılarak bir anlam kazanır. Kendi çalışmalarında da çerçeveyi bir kafes gibi değil, ne zaman aşılacağına karar verilen bir sınır gibi düşünmek, sayfaya hareket ve büyüklük duygusu katar.

Tahrir çizgisi farklı tenleri nasıl okunur kılar?

Minyatürde bir yüz genellikle yalnızca bir kat düz ten rengiyle doldurulur; gözler, kaşlar, burun ve ağız ise tahrirle çizilir. Bu yüzden bir yüzün okunurluğu, büyük ölçüde tahrir çizgisinin rengine ve ten rengiyle arasındaki farka bağlıdır. Bâkî'nin Divan'ındaki sayfada yüzler açık ve soluk bir renkle boyanmış, ince koyu çizgilerle tamamlanmıştır.

Açık bir tende siyaha yakın bir tahrir, yüzü sert ve çizgisel gösterebilir; ince kırmızımsı ya da kahverengimsi bir tahrir, aynı yüzü daha yumuşak ve canlı kılar. Orta tonlu, kumral bir tende tahrir, ten renginden belirgin biçimde daha koyu bir kahverengiyle çekildiğinde gözler ve ağız açıkça okunur; çok açık bir tahrir ise bu tende kaybolur. Koyu bir tende siyah bir tahrir, ten rengine çok yakın kalır ve yüzün ayrıntıları kaybolabilir. Burada iki yol vardır: tahriri, ten renginden biraz daha koyu ama sıcak bir kahverengi ya da kırmızımsı bir tonla çekmek ve yüzün içindeki ışıklı yüzeyleri, burun sırtını, alnı ve dudakların kenarını ten renginden biraz daha açık küçük dokunuşlarla belirtmek; ya da gözlerin akını ve dudakları biraz daha açık bir tonla ayırarak yüzün düzenini kurmak. Her iki durumda da yüz, düz renk ve ince çizgiden oluşan minyatür dilinin içinde kalarak okunur hâle gelir.

Uygulama

Bu alıştırmada istif ve kuşbakışı düzeniyle küçük bir sahne kuracak, tahriri en son çekeceksin. Avuç içi büyüklüğünde, mümkünse bir önceki derste âharladığın bir kâğıt, ince uçlu bir kurşun kalem, guaj ya da yoğun suluboya, çok ince bir fırça ve varsa altın rengi bir boya yeterli.

  1. Kâğıda ince bir cetvel çerçevesi çiz; kendi mahallenden ya da okul bahçenden basit bir sahne seç ve yapıları ve insanları, uzaklaştıkça küçültmeden, sayfada yukarıya doğru istifleyerek hafif çizgilerle yerleştir.
  2. Yapılardan birini önden, birinin damını yukarıdan, birini yandan çiz; bir kavağın tepesini ya da bir direğin ucunu bilerek çerçevenin dışına taşır.
  3. Altın rengi bir boya kullanacaksan önce onu sür ve kuruduktan sonra pürüzsüz bir kaşıkla hafifçe perdahla; ardından gökyüzünü, toprağı, yapıları ve giysileri düz renk alanları hâlinde boya.
  4. Renkler kuruduktan sonra, çok ince bir fırçayla, biçimlerin çevresine ve yüzlerin içine tahrir çek; yüzlerden en az ikisini farklı tenlerde boya ve her birinde tahririn rengini ten rengine göre seç.
  5. Bitmiş sahneye biraz uzaktan bak ve hangi öğelerin en açık okunduğunu, hangi tahrir renginin hangi tende en iyi çalıştığını bir cümleyle not et.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışMinyatürdeki mekânı perspektif bilgisizliği saymak.
Doğrusu

İstif ve çoklu bakış, bir yerin ve bir olayın bütününü okunur kılmak için seçilmiş bir düzendir.

Yaygın yanlışTahriri renklendirmeden önce, kalın bir çizgiyle çekmek.
Doğrusu

Tahrir en son ve çok ince çekilir; renkleri tamamlar, onları bölmez.

Yaygın yanlışAltını boyalardan sonra sürmek.
Doğrusu

Kaynaklara göre altın önce sürülüp zermühreyle parlatılır; sonradan yapılan perdah komşu renkleri bozabilir.

Yaygın yanlışHer tende aynı siyah tahriri kullanmak.
Doğrusu

Koyu tende siyah tahrir kaybolur, açık tende sert durur; tahrir rengini tene göre seç.

Kapanış

Perspektifsiz bir dünya nasıl kurulur? İstifle, kuşbakışıyla ve birden çok bakışla. Bâkî'nin Divan'ındaki Osmanlı sayfasında evler surun üstüne, atlılar sıra sıra birbirinin üstüne istiflenir; surlar önden, damlar yukarıdan, minareler yandan görülür; uzaktaki küçülmez, yalnızca yükselir. Böyle bir düzen, tek bir anın değil, bir yerin ve bir olayın bilgisini verir ve herkes tarafından aynı açıklıkla okunur. Minyatür, aharlı kâğıda desenin geçirilmesiyle başlar; varsa altın önce sürülüp zermühreyle parlatılır, sonra düz renk alanları boyanır, en son ince tahrir çizgileri çekilir. Kulenin bayrağı gibi çerçeveyi aşan öğeler, resmin sınırını bir eşiğe dönüştürür. Tahririn rengi ise, düz renkle boyanan yüzlerin her tende okunur olmasını sağlar. Ödevde küçük bir minyatür kompozisyonu yapacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
TahrirOutline drawingRenklendirme bittikten sonra biçimlerin çevresine ve iç ayrıntılarına çekilen ince kontur çizgisi
İstifStackingUzaklığın küçültmeyle değil, öğelerin sayfada yukarıya doğru üst üste yerleştirilmesiyle gösterilmesi
KuşbakışıBird's-eye viewSahnenin yüksekten, yukarıdan bakılıyormuş gibi gösterilmesi
ZermühreGold burnisherSürülen altını ya da gümüşü parlatmak için kullanılan, kaynaklara göre akik taşından mühre
Çerçeveden taşmaBreaking the frameResmin bir bölümünün sayfadaki resim alanının cetvelini aşarak kenar boşluğuna uzanması

Ödev

Küçük bir minyatür kompozisyonu yap.

  1. Kendi hayatından bir olay seç, örneğin bir pazar yeri, bir düğün ya da bir okul gösterisi; olayın üç anını ya da üç yerini aynı sayfada göstermeyi planla.
  2. Sahneyi istif ve kuşbakışı düzeniyle, birden çok bakışı bir arada kullanarak bir taslak hâlinde kur; uzaktaki figürleri küçültmeden yukarıya yerleştir.
  3. Bir öğeyi, bir ağacı, bir bayrağı ya da bir binayı, bilerek çerçevenin dışına taşır ve sayfaya bir ya da iki satırlık bir yazı alanı yerleştir.
  4. Kompozisyonu düz renklerle boya, en son tahrir çek; farklı tenlerdeki yüzlerde tahrir rengini tene göre seç ve bitmiş sayfanın altına, hangi seçimin neden yapıldığını iki cümleyle yaz.

Kendini değerlendir

  • Kompozisyon: Sahneyi istif, kuşbakışı ve çoklu bakışla, perspektife başvurmadan okunur biçimde kurabildin mi?
  • Teknik ve Malzeme: Çalışma sırasına, önce altın, sonra düz renkler, en son tahrir, uyabildin mi?
  • Kenar ve Ayrıntı: Tahrir çizgilerini ince ve kararlı çekip biçimleri belirginleştirebildin mi?
  • Bitmişlik ve Sunum: Çerçeveyi aşan öğeyi ve yazı alanını sayfanın düzenine anlamlı biçimde yerleştirdin mi?

Kendini sına

1. İstif ne demektir?

  • A) Figürlerin uzaklaştıkça küçültülmesi.
  • B) Öğelerin uzaklaştıkça küçültülmek yerine sayfada yukarıya doğru üst üste yerleştirilmesi.
  • C) Sayfanın kenarlarının süslenmesi.
  • D) Altının parlatılması.

2. Altın ve gümüşü boyalardan önce sürmenin akla yatkın nedeni nedir?

  • A) Daha çabuk kurusun diye.
  • B) Daha ucuz olsun diye.
  • C) Perdah sırasında komşu boyalar zarar görmesin diye.
  • D) Kâğıdı kalınlaştırmak için.

3. Tahrir hangi aşamada çekilir?

  • A) Desen kâğıda geçirilmeden önce.
  • B) Altından önce.
  • C) Renklendirmenin ortasında.
  • D) Renklendirme bittikten sonra, son aşamada.

4. Bâkî'nin Divan'ındaki sayfada çerçeveden taşan öğe nedir?

  • A) Sol üstteki kulenin bayrakları.
  • B) Alt kenardaki yazı alanı.
  • C) Atların kuyrukları.
  • D) Minarelerin gölgeleri.

5. Koyu bir tende yüz neden siyah bir tahrirle okunmaz hâle gelebilir?

  • A) Siyah boya kâğıda yapışmadığı için.
  • B) Siyah tahrir ten rengine çok yakın kaldığı için ayrıntılar kaybolabilir.
  • C) Tahrir koyu tende hiç kullanılmadığı için.
  • D) Koyu ten her zaman altınla boyandığı için.

Cevaplar

  1. B — Sayfada daha yukarıda olan daha uzaktadır; arka sıradakiler öndekilerden küçük değildir.
  2. C — Boyalar sürüldükten sonra yapılan perdah, çevredeki renkleri bozabilir.
  3. D — Düz renk alanları ancak bu ince çizgilerle yüze, ata ya da kubbeye dönüşür.
  4. A — Bu taşma kulenin yüksekliğini vurgular ve sayfanın boşluğunu resmin parçası yapar.
  5. B — Sıcak bir kahverengi tahrir ve küçük açık dokunuşlar koyu tende yüzü okunur kılar.

Referans görseller

  • Özgün animasyon: aynı şehir sahnesinin önce tek kaçış noktalı perspektifle, sonra istif, kuşbakışı ve çoklu bakışla kurulması; hangi düzende neyin okunduğu.
  • Gerçek el çekimi: aharlı kâğıda desenin geçirilmesi, altının sürülüp perdahlanması, düz renklerin sürülmesi ve en son ince tahririn çekilmesi.
  • Özgün animasyon: fildişi, buğday ve kahve çekirdeği tonlu üç düz yüzün, önce siyah, sonra tene göre seçilmiş tahrirle tamamlanması; okunurluğun nasıl değiştiği.

Sonraki derse köprü

Minyatürde her çizgi ve her renk, aharlı kâğıdın üzerinde ressamın elinin denetimindedir; tahrir, bu denetimin en ince ifadesidir. Geleneksel Türk sanatlarında bambaşka bir yol daha vardır: resmi kâğıda değil, kitreyle koyulaştırılmış suyun üzerine yapmak; boyayı sıvının yüzeyine serpip yayılmasına izin vermek ve sonra kâğıdı o yüzeye yatırıp deseni almak. Sonraki derste ebrunun temellerini ve suyun üzerinde resim yapmanın nasıl mümkün olduğunu ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca (animasyon). Önden surlar, yukarıdan damlar, yandan minareler; çerçeveyi aşan bayrak; soru ekranda.
  • 0:50–2:10 · Bağlam (görüntü). Met'ten Bâkî'nin Divan'ındaki sayfa; sur, kule, atlılar ve yazı alanları; önceki derslere bağ.
  • 2:10–4:50 · Mekân (animasyon). İstif, kuşbakışı ve çoklu bakış; doğrusal perspektifle karşılaştırma; zamanın sayfaya yayılması.
  • 4:50–7:30 · Çalışma sırası (gerçek el çekimi). Desenin geçirilmesi; altının sürülüp zermühreyle perdahlanması; düz renkler; tahrir.
  • 7:30–9:00 · Çerçeve (animasyon). Çerçeveden taşan bayrak; kenar boşluğu; resmin içindeki yazı alanları; alt kenarda kesilen figürler.
  • 9:00–10:50 · Tahrir ve ten (el çekimi, ardından şema). Düz ten rengi ve tahrir; üç tende tahrir rengini seçmek.
  • 10:50–12:20 · Uygulama (gerçek el çekimi). Beş adımda küçük bir istifli sahne; altın, düz renk ve tahrir.
  • 12:20–13:00 · Kapanış (animasyon). Sayfadaki atlılar yukarı doğru ilerler; bayrak çerçevenin dışında dalgalanır.