Öğrenme hedefi
Bu projede dijital resim modülünün araçlarını bu kez bir manzarada birleştirerek, ilk kompozisyon taslağından son ışık dokunuşuna kadar eksiksiz bir dijital manzara yapabileceksin. Bir manzarayı ön, orta ve uzak planlara ayırıp her planı kendi katman grubunda kurabilecek; ufuk çizgisinin yerini ve ışığın yönünü baştan belirleyip bütün resimde tutarlı tutabileceksin. Havanın uzaktaki biçimleri nasıl açıp soğuttuğunu, yani hava perspektifini değerlerle ve renklerle kurabilecek; birden çok gözlemden ve referanstan tek bir inandırıcı manzarayı kurgulayabilecek ve ayrıntıyı nereye toplayacağına karar verebileceksin. Ayrıca manzaranın içindeki küçük figürlerde, mesafe arttıkça havanın farklı tenleri farklı yönlere ittiğini değerlendirip uzaktaki bir figürün tenini çevresindeki planın havasıyla uyumlu kurabileceksin.
Kanca
Baştan sona bir dijital manzara
Önde, güneşte parlayan geniş bir çayır; üzerinde atlar, küçük insanlar ve sağda, solda konik çadırlar. Çayırın ardında, koyu yeşil ağaçların arasında durgun bir göl uzanıyor; gölün dibinde, kayalık bir yarıktan beyaz bir şelale dökülüyor. Onun da ardında ormanla kaplı yamaçlar, sonra kar tutmuş sivri dağlar yükseliyor. Dağlar ne kadar uzaktaysa o kadar soluk, o kadar mavimsi ve o kadar az ayrıntılı; en arkadaki zirve neredeyse gökyüzünün içinde eriyor. Bu derinlik duygusu tek bir resim yüzeyinde, ön planın sıcak ve keskin yeşilinden uzak dağların serin, buğulu beyazına uzanan bir dizi kararla kurulmuş. Aynı kararlar bir ekranda nasıl verilir?
Bağlam
Albert Bierstadt'ın 1863 tarihli Kayalık Dağlar, Lander Zirvesi, üç metreyi aşan genişliğiyle Met'in Amerikan resimleri arasındaki en büyük manzaralardan biridir; kayda göre yaklaşık 186,7 × 306,7 santimetredir. Kaynaklara göre Bierstadt, 1859'da Frederick W. Lander'ın yönettiği bir yol araştırma ekibiyle Batı'ya yaptığı yolculukta Wyoming'deki dağlara kadar gitmiş ve yol boyunca çok sayıda eskiz yapmıştır; resmi bu eskizlerden atölyesinde kurmuştur. Kaynaklar, resimdeki manzaranın Lander Zirvesi'nin gerçek görünümü olmadığını, Bierstadt'ın doğadan yola çıkarak etkiyi artırmak için düzenlediği ideal bir manzara olduğunu belirtir. Ön plandaki kamp, kaynaklara göre bir Şoşon topluluğuna aittir; ressamın bu insanları bireyler olarak değil, manzaranın zamansız bir parçası olarak resmetmesi, eserin bugün eleştirel olarak tartışılan bir yönüdür.
Önceki proje dersinde bütün kararları tek bir yüzün çevresinde topladık. Bu derste aynı araçlarla derinliği olan bir mekân kuruyoruz.
Ana anlatım
Manzara nasıl planlanır ve katmanlara bölünür?
Bir manzaranın derinliği, birbirinin arkasında duran planlarla kurulur. Plan (plane), resmin izleyiciye olan uzaklığa göre ayrılan bölümlerinden biridir; çoğunlukla ön plan, orta plan ve uzak plan olarak üçe ayrılır. Bierstadt'ın tuvalinde ön plan çayır, kamp ve atlardır; orta plan ağaçlar, göl ve şelaledir; uzak plan ise ormanlı yamaçlar ve kar tutmuş dağlardır. Bazı manzaralarda bunlara bir de gökyüzü eklenir ve o da kendi planı gibi düşünülür.
Dijitalde bu planları katman gruplarına bölmek, projenin en önemli düzen kararıdır. En altta gökyüzü, üstünde uzak plan, onun üstünde orta plan, en üstte ön plan durur; her grubun içinde o planın kendi katmanları yer alır. Bu düzen sana iki şey kazandırır. Birincisi, bir planı ötekilerine dokunmadan değiştirebilirsin: uzak dağları biraz daha açmak ya da soğutmak, ön planı bozmadan yapılır. İkincisi, her planın değer ve renk aralığını ayrı ayrı denetleyebilirsin; birazdan göreceğin gibi, derinliğin sırrı tam da bu aralıkların farklı olmasıdır.
Ufuk çizgisi (horizon line), izleyicinin göz hizasının resimdeki karşılığıdır; düz bir arazide gökyüzü ile yerin birleştiği çizgidir. Ufku tuvalin neresine koyduğun, resmin ne anlattığını değiştirir. Ufku aşağıya koymak gökyüzüne geniş bir alan bırakır ve dağların yüksekliğini öne çıkarır; yukarıya koymak ise yeri, yolu, çayırı ve oradaki hayatı anlatır. Bierstadt'ın tuvalinde göl yüzeyi yaklaşık tuvalin ortasının biraz altındadır; bu yükseklik, hem öndeki kamp hayatına hem arkadaki dağlara yer bırakır. Ufku baştan belirleyip ayrı bir katmanda ince bir çizgi olarak tutmak, bütün resim boyunca perspektifi tutarlı kılar.
Işık yönü (light direction), güneşin ya da ana ışık kaynağının resimdeki konumudur ve bütün planlarda aynı olmalıdır. Bierstadt'ın resminde ışık sol yukarıdan, hafifçe arkadan gelir gibi görünür; dağların sol yüzleri parlak beyaz, sağ yüzleri mavimsi gölgededir ve ön plandaki ağaçlar uzun gölgeler bırakır. Manzaranın en kolay bozulan yeri burasıdır: farklı fotoğraflardan alınmış bir ağaç, bir kaya ve bir dağ, her biri başka bir güneşin altında çekilmişse, resim tek bir öğleden sonrada geçmiyormuş gibi görünür. Işık yönünü tuvalin bir köşesine küçük bir okla işaretleyip her planda bu oka bakarak karar vermek, bu hatayı önler.
Planlara bölmek, kompozisyonun da iskeletini kurar. Ön plan çoğu zaman izleyiciyi resme davet eden bir kapıdır: bir patika, bir kıyı çizgisi ya da bir kaya dizisi gözü içeri yönlendirir. Orta plan anlatının geçtiği yerdir; Bierstadt'ın tuvalinde göl ve şelale buradadır. Uzak plan ise resmin sınırını, gökyüzüyle birleştiği çizgiyi kurar. Minik taslaklarda bu üç planın tuval üzerinde ne kadar yer kaplayacağını denemek, resmin dengesini belirler. Üçü eşit genişlikte bantlar hâlinde dizilirse resim yatay şeritlere bölünmüş gibi durur; birini baskın, ötekileri ona eşlik eden bölgeler olarak kurmak, örneğin geniş bir ön plan ile ince bir uzak plan ya da dar bir ön plan ile büyük bir gökyüzü, daha güçlü bir düzen verir. Planları ayıran sınırları da tek bir düz çizgi gibi değil, birbirine girip çıkan, üst üste binen biçimler olarak kur; bir ağacın tepesi uzak dağın önüne taşarsa, iki plan arasındaki mesafe kendiliğinden okunur.
Hava perspektifi derinliği nasıl kurar?
Hava perspektifi (atmospheric perspective), havadaki nem, toz ve ışık saçılması yüzünden uzaktaki biçimlerin daha açık, daha az doygun, daha serin ve daha az ayrıntılı görünmesidir. Hava, göz ile uzaktaki dağ arasında ince bir perde gibi durur; bu perde gökyüzünün ışığını taşır ve uzaktaki her şeyi gökyüzünün rengine ve değerine doğru çeker. Bierstadt'ın tuvalinde ön planın en koyu ağaç gövdeleriyle uzak dağların en koyu gölgeleri arasındaki farkı karşılaştır: öndeki gölgeler neredeyse siyaha yakındır, uzaktaki gölgeler ise açık, mavimsi bir griden koyu olmaz.
Bunu dijitalde kurmanın kuralı basittir: her planın değer aralığı, uzaklaştıkça daralır ve gökyüzünün değerine yaklaşır. Ön plan, en koyu koyuları ve en sıcak, en doygun renkleri taşır. Orta plan biraz daha dar bir aralıkta, biraz daha serin durur. Uzak plan ise yalnızca birkaç yakın değerle, gökyüzüne yakın serin tonlarla kurulur. Ayrıntı da aynı yolu izler: önde tek tek yapraklar, taşlar, çimen telleri seçilir; ortada ağaçlar kütleler hâlinde okunur; uzakta dağlar yalnızca büyük biçimleri ve ışık gölge düzenleriyle kalır.
Dijital araçlar bu kuralı uygulamayı kolaylaştırır. Bir planın tamamına, gökyüzü renginde ve düşük opaklıkta bir katman ekleyip onu o plana kırparsan, bütün planı tek hamlede havanın içine itersin. Planlar arasına, ufka yakın yerde gökyüzünden biraz daha açık, yumuşak kenarlı bir sis şeridi koymak, bir planı ötekinden ayırır. Ama bu araçlarla abartmak kolaydır: bütün uzak planı aynı sisle örtmek, dağları karton dekorlar gibi düzleştirir. Sisin içinde bile dağın ışık alan ve gölgede kalan yüzleri arasındaki küçük farkı koru; Bierstadt'ın uzak dağlarında da gölge yüzler, ne kadar soluk olursa olsun, ışık alan yüzlerden ayrılır.
Hava perspektifi her zaman maviye kaymak demek değildir. Gün batımında ya da tozlu bir havada uzak planlar turuncuya, mora ya da sarımsı bir griye kayabilir; sisli bir sabahta neredeyse renksiz bir beyaza. Kural, uzağın gökyüzünün ve havanın rengine yaklaşmasıdır, belirli bir renge değil. Bu yüzden önce gökyüzünü boyamak ve uzak planların rengini ondan türetmek, manzarayı tek bir havanın içinde tutar. Bir uzak planın havaya yeterince gömülüp gömülmediğini sınamanın kolay bir yolu, o planın en koyu noktasını renk seçiciyle alıp gri görünümde gökyüzünün en koyu noktasıyla karşılaştırmaktır; ikisi birbirine ne kadar yakınsa, plan o kadar uzakta okunur.
Gökyüzünün kendisi de düz bir renk değildir. Açık bir günde gök, tepede daha koyu ve daha doygun bir maviden ufka doğru açılan, beyaza ve sarıya yaklaşan bir geçiş gösterir; güneşin bulunduğu yan öbür yandan daha parlaktır. Bulutlar da hava perspektifine uyar: başımızın üstündeki bulutlar büyük, keskin kenarlı ve karşıtlığı güçlüdür; ufka yaklaştıkça küçülür, birbirine yaklaşır ve gökyüzünün tonuna karışır. Bierstadt'ın tuvalinde üst kenardaki bulutların sıcak, açık bir ışık aldığını, dağların hemen üstündeki gökyüzünün ise neredeyse beyaz bir buğuya dönüştüğünü görürsün. Dijitalde gökyüzünü büyük, yumuşak bir fırçayla ve birkaç geniş geçişle kurmak, sonra bulutları ayrı bir katmanda eklemek, gökyüzünü sonradan değiştirmeyi de kolaylaştırır; çünkü bir manzaranın havasını en hızlı değiştiren şey gökyüzüdür.
Birden çok kaynaktan tek bir manzara nasıl kurgulanır?
Kurgulanmış manzara (composite landscape), birden çok gözlemden, eskizden ya da referanstan alınan parçaların tek bir resimde, tek bir ışık ve tek bir hava altında birleştirilmesidir. Bierstadt'ın tuvali tam olarak böyle bir manzaradır: kaynaklara göre ressam yolculuk boyunca yaptığı eskizleri atölyede birleştirmiş ve sahneyi etkiyi artıracak biçimde düzenlemiştir. Dijital ressamlar da çoğu zaman aynı yolu izler: bir dağın biçimini bir fotoğraftan, bir ağacın yapısını başka bir eskizden, gökyüzünü bir pencereden yapılmış hızlı bir renk notundan alır.
Bu yöntemin üç tuzağı vardır. Birincisi ışıktır: parçalar farklı saatlerde ve farklı havalarda gözlenmişse, onları tek bir ışık yönüne ve tek bir ışık rengine göre yeniden boyamak gerekir; kesip yapıştırmak yetmez. İkincisi ölçektir: bir ağacın uzaktaki bir dağa göre ne kadar büyük olacağı, ufuk çizgisine ve planlara göre hesaplanmalıdır; yoksa ağaç bir oyuncak gibi ya da dağ bir tepe gibi görünür. Üçüncüsü haktır: başkalarının fotoğraflarını doğrudan resmine yapıştırmak telif sorununa yol açabilir. En güvenlisi, kendi çektiğin fotoğrafları, kendi eskizlerini ya da kullanım izni açıkça verilmiş görselleri referans almak ve onları kopyalamak yerine bakarak yeniden boyamaktır.
Kurgulanmış bir manzaranın inandırıcılığı, gözlemden gelir. Bir parçayı ne kadar iyi gözlemlediysen, onu yeni ışığa ve yeni havaya o kadar ikna edici taşırsın. Bu yüzden projeye başlamadan önce, pencereden ya da bir parktan, yalnızca gökyüzünü, uzaktaki bir sırtı ve yakındaki bir ağacı on beşer dakikalık hızlı renk eskizleriyle çalışmak, bütün kurguyu besleyen bir dağarcık oluşturur.
Kurgu, gerçeği değiştirme özgürlüğü de verir; bu özgürlüğü bilinçli kullan. Bierstadt dağları, kaynakların belirttiği gibi, gerçekte olduklarından daha dramatik bir düzene sokmuştur. Bir dağı yükseltmek, bir gölü genişletmek ya da bir ağacı kompozisyona uydurmak için yer değiştirmek, ressamın hakkıdır. Ama resim bir yerin belgesi olarak sunuluyorsa, bu değişiklikleri izleyiciden saklamamak gerekir. Aynı özen, resme yerleştirdiğin insanlar için de geçerlidir. Bir manzaraya figür koyduğunda, onları yalnızca ölçek veren dekor parçaları olarak mı, yoksa o yerde yaşayan, adı ve hayatı olan insanlar olarak mı gösterdiğini düşün; Bierstadt'ın tuvali üzerine bugün yapılan tartışma tam da bu sorunun etrafında döner. Bu bir doğru cevabı olan teknik bir soru değil, ressamın vermesi gereken bir karardır.
Ayrıntı nereye konur ve uzaktaki figür nasıl boyanır?
Bir manzarada odak, bir portredeki kadar dar değildir, ama yine de vardır. Bierstadt'ın tuvalinde göz önce şelaleye ve onun beyaz köpüğünün göl yüzeyinde parlayan yansımasına gider; en güçlü açık koyu karşıtlık orada, koyu ağaçların arasındaki parlak dökülüştedir. Ayrıntıyı ve en sert kenarları bu odağa yakın topla; geri kalan yerleri daha sade bırak. Ön planın tamamını aynı incelikle doldurmak, gözü kenarlarda dolaştırır ve derinliği zayıflatır. Ön planda birkaç seçilmiş ayrıntı, bir kaya, birkaç çiçek, bir patika, bütün çayırı yeterince anlatır.
Odağın yakınında sık karşılaşılan bir öğe de durgun sudaki yansımadır. Bierstadt'ın gölünde şelalenin beyazı ve çevresindeki kayalar suya düşer; ama yansıma, yansıyan şeyin tam bir kopyası değildir. Durgun su, üstündeki gökyüzünün ve biçimlerin ters bir görüntüsünü verir, ama bu görüntü çoğu zaman biraz daha koyu ve biraz daha az karşıtlıklıdır; açık biçimlerin yansıması onlardan koyu, koyu biçimlerin yansıması ise sudaki ışık yüzünden biraz açık görünebilir. Yansıma, yansıyan biçimin tam altına, aynı dikey çizgi üzerine düşer ve kıyıdan uzaklaştıkça suyun yüzeyindeki küçük kırışıklıklar onu yatay çizgilere böler. Dijitalde yansımayı, ilgili katmanları kopyalayıp dikey olarak çevirerek başlatmak kolaydır; ama sonra onu koyulaştırmak, karşıtlığını düşürmek ve birkaç yatay, ince açık çizgiyle suyun yüzeyini göstermek gerekir. Çevrilmiş bir kopyayı olduğu gibi bırakmak, gölü bir aynaya, resmi de bir oyuna çevirir.
Manzaranın içindeki küçük figürler de havanın kurallarına uyar. Ön plandaki bir figür, kendi teninin bütün sıcaklığını ve koyuluğunu taşır; orta plandaki bir figür, hava perdesinin arkasında biraz daha serin ve daha düşük karşıtlıkta durur. Burada sık atlanan bir nokta vardır: hava, her şeyi gökyüzünün değerine doğru çeker, ama bu çekiş her tende aynı yöne değildir. Koyu kahverengi tenli bir figür, uzaklaştıkça belirgin biçimde açılır ve serinler; gökyüzünden çok koyu olduğu için, havanın ekleyeceği ışık ona en çok değişikliği getirir. Açık ve pembemsi tenli bir figürün değeri ise gökyüzüne zaten yakın olabilir; uzaklaştıkça açıklığı az değişir, ama sıcaklığını ve kırmızılığını kaybedip grileşir. Zeytin ve bal tonlarındaki orta değerli tenler, ikisinin arasında, hem biraz açılıp hem soğuyarak yol alır.
Bunu dijitalde uygularken, orta plandaki bir figürün tenini ön plandaki gibi boyayıp sonra üstüne aynı sis katmanını sürmek çoğu zaman yeterli değildir; çünkü aynı sis, açık bir teni neredeyse görünmez kılarken koyu bir teni yeterince geri itmeyebilir. Daha güvenli yol, figürün tenini doğrudan o planın değer aralığından seçmektir: önce o planın değer sınırlarını, yani alt ve üst ucunu belirle, sonra figürün tenini, kendi rengini koruyarak bu aralığın içine yerleştir. Bir figür, çevresindeki ağaçlardan ve çadırlardan daha koyu ya da daha keskin görünüyorsa, planından öne fırlar; bu bir odak kararı değilse, onu planına geri çek.
Bitirmeden önce üç denetimi yap: rengi kaldır, tuvali aynada çevir ve resmi avuç içi kadar küçült. Gri görünümde planlar soldan sağa değil, önden arkaya doğru açılmalıdır; çevrildiğinde ışık yönü hâlâ tutarlı görünmeli, küçültüldüğünde odak hemen seçilmelidir. Katman gruplarını koruyan çalışma dosyasını arşivle; göstermek için düzleştirilmiş bir kopya çıkar.
Uygulama
Bu projede, kendi gözlemlerinden ve fotoğraflarından yola çıkarak üç planlı bir dijital manzara yapacaksın. Dijital araçlarının yanında, birkaç gözlem eskizi için pencereden ya da bir parktan görünen bir manzara ve en az üç oturumluk zaman gerekir.
- Pencereden ya da bir parktan, yalnızca gökyüzünü, uzaktaki bir sırtı ve yakındaki bir ağacı üç ayrı on beş dakikalık renk eskiziyle çalış; kendi çektiğin birkaç fotoğrafı da referans olarak ayır.
- Üç dört minik taslakla ufuk çizgisinin yerini ve kompozisyonu dene; en iyisini seç, ufku ve ışık yönünü gösteren küçük bir oku ayrı bir katmanda işaretle.
- Katmanları dört grup hâlinde kur ve adlandır: gökyüzü, uzak plan, orta plan, ön plan.
- Önce gökyüzünü boya; uzak planın rengini ve değerini ondan türeterek yalnızca birkaç yakın değerle kur.
- Orta planı biraz daha geniş bir değer aralığıyla, ön planı en koyu koyular ve en sıcak renklerle boya; her planı gri görünümde kontrol et ve aralıkların önden arkaya daraldığından emin ol.
- Gerekirse planların arasına yumuşak bir sis şeridi ya da gökyüzü renginde düşük opaklıkta kırpılmış bir katman ekle; uzak planda ışık ve gölge yüzleri arasındaki küçük farkı koru.
- Orta plana bir iki küçük figür yerleştir; tenlerini o planın değer aralığından seçerek havanın içine oturt.
- Ayrıntıyı ve en güçlü karşıtlığı seçtiğin odağın çevresinde topla; rengi kaldırarak, aynada çevirerek ve küçülterek planların önden arkaya açıldığını doğrula; katmanlı dosyayı arşivle, düzleştirilmiş kopyayı dışa aktar.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışBütün planları aynı değer aralığında boyamak.
Uzak planın koyuları öndekiler kadar koyu olursa derinlik kaybolur; aralığı önden arkaya daralt.
Yaygın yanlışFarklı fotoğraflardan alınan parçaları ışıklarını düzeltmeden birleştirmek.
Her parçayı tek bir ışık yönüne ve tek bir ışık rengine göre yeniden boya.
Yaygın yanlışUzak planı tek bir sis katmanıyla düzleştirmek.
Sisin içinde bile ışık alan ve gölgede kalan yüzler arasındaki küçük farkı koru.
Yaygın yanlışOrta plandaki figürlerin tenine aynı sisi sürüp geçmek.
Hava koyu bir teni çok, açık bir teni az açar; teni o planın değer aralığından seç.
Kapanış
İlk kompozisyon taslağından son ışık dokunuşuna uzanan bir dijital manzara, derinliği olan bir mekânı bir dizi kararla kurar. Manzara ön, orta ve uzak planlara ayrılır ve her plan kendi katman grubunda boyanır; ufuk çizgisi ve ışık yönü baştan belirlenip bütün resimde tutarlı tutulur. Hava perspektifi, uzaklaştıkça değer aralığını daraltıp renkleri gökyüzüne doğru çekerek derinliği verir. Birden çok gözlemden kurgulanan bir manzara, ancak tek bir ışık, tek bir ölçek ve tek bir hava altında birleştirildiğinde inandırıcı olur. Bierstadt'ın tuvali, ideal bir manzaranın eskizlerden nasıl kurulduğunu, ama aynı zamanda kimin ve neyin nasıl resmedildiğinin de bir seçim olduğunu gösterir. Uzaktaki figürlerde ise hava her tene farklı biçimde dokunur. Ödevde dijital manzara projesini tamamlayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Plan | Plane | Resmin izleyiciye uzaklığına göre ayrılan ön, orta ve uzak bölümlerinden biri |
| Hava perspektifi | Atmospheric perspective | Havanın uzaktaki biçimleri daha açık, daha serin, daha az doygun ve daha az ayrıntılı göstermesi |
| Ufuk çizgisi | Horizon line | İzleyicinin göz hizasının resimdeki karşılığı; düz arazide gök ile yerin birleştiği çizgi |
| Kurgulanmış manzara | Composite landscape | Birden çok gözlem ve referanstan alınan parçaların tek ışık ve tek hava altında birleştirildiği manzara |
| Işık yönü | Light direction | Ana ışık kaynağının resimdeki konumu; bütün planlarda aynı tutulur |
Ödev
Dijital manzara projesini tamamla.
- Uygulamadaki sekiz adımı izleyerek üç planlı manzaranı birkaç güne yayarak bitir; her çalışma gününün sonunda resmin o anki hâlini ayrı bir görüntü olarak sakla.
- Bitmiş manzaranın yanına gözlem eskizlerini, minik taslaklarını ve her planın gri görünümdeki hâlini yan yana koyarak bir süreç sayfası hazırla.
- Her planın değer sınırlarını, alt ve üst uçlarıyla, gri bir şerit üzerinde göster ve aralıkların önden arkaya nasıl daraldığını iki cümleyle açıkla.
- Kullandığın bütün referansların kaynağını, kendi çekimin ya da eskizin mi, kullanım izni verilmiş bir görsel mi olduğunu yazarak listele.
Kendini değerlendir
- Değer: Planların değer aralıkları önden arkaya düzenli biçimde daralıyor mu?
- Kompozisyon: Ufuk çizgisinin yeri ve odak, resmin anlatmak istediğini destekliyor mu?
- Gözlem: Gökyüzü ve uzak planlar, gözlem eskizlerindeki havanın rengini taşıyor mu?
- Kenar ve Ayrıntı: Ayrıntı ve sert kenarlar odağın çevresinde toplanıyor, uzak planlar yumuşak mı?
Kendini sına
1. Bir manzarada planlar genellikle nasıl ayrılır?
- A) Ön plan, orta plan ve uzak plan olarak.
- B) Yalnızca sağ ve sol olarak.
- C) Renklerine göre sıcak ve soğuk olarak.
- D) Fırça boyutlarına göre.
2. Hava perspektifinde uzaktaki biçimler nasıl görünür?
- A) Daha koyu ve daha doygun.
- B) Öndekilerle aynı.
- C) Daha keskin kenarlı.
- D) Daha açık, daha serin, daha az doygun ve daha az ayrıntılı.
3. Farklı fotoğraflardan kurgulanmış bir manzarada en sık bozulan şey nedir?
- A) Dosya boyutu.
- B) Işık yönünün ve ışık renginin tutarlılığı.
- C) Fırçanın aralığı.
- D) Katmanların adları.
4. Hava perspektifi her zaman maviye kaymak mıdır?
- A) Evet, her zaman maviye kayar.
- B) Hayır, yalnızca yeşile kayar.
- C) Hayır; uzak, gökyüzünün ve havanın rengine yaklaşır, bu gün batımında turuncu ya da sisli havada beyaz olabilir.
- D) Hava perspektifi renkleri değiştirmez.
5. Orta plandaki koyu tenli bir figür uzaklaştıkça nasıl değişir?
- A) Daha da koyulaşır.
- B) Hiç değişmez.
- C) Yalnızca kırmızılaşır.
- D) Belirgin biçimde açılır ve serinler, çünkü havanın eklediği ışık en çok ona değişiklik getirir.
Cevaplar
- A — Bazı manzaralarda gökyüzü de kendi planı gibi düşünülür.
- D — Hava, göz ile uzaktaki dağ arasında ışık taşıyan ince bir perde gibi durur.
- B — Kesip yapıştırmak yetmez; her parça tek bir ışığa göre yeniden boyanmalıdır.
- C — Bu yüzden önce gökyüzünü boyayıp uzak planları ondan türetmek manzarayı tek havada tutar.
- D — Açık tenli bir figürün açıklığı ise az değişir, ama sıcaklığını kaybedip grileşir.
Referans görseller
- Ekran kaydı: aynı manzaranın gökyüzü, uzak, orta ve ön plan katman gruplarıyla adım adım kurulması; her planın gri görünümü.
- Ekran kaydı: farklı ışıkla çekilmiş iki referans parçasının tek bir ışık yönüne göre yeniden boyanması; planlar arasına sis şeridi eklenmesi.
- Özgün animasyon: esmer, buğday ve çok açık tenli üç küçük figürün ön plandan uzak plana doğru yürürken havanın her birinin değerini ve sıcaklığını farklı biçimde değiştirmesi.
Sonraki derse köprü
Portre ve manzara projelerinde resmi ekranda bitirdin; ama bir resmin yolculuğu ekranda bitmez. Bir sergi için basılacak, bir web sitesinde gösterilecek ya da bir yayınevine gönderilecek bir resim, her biri için başka bir boyut, başka bir çözünürlük ve başka bir dosya biçimi ister. Yanlış seçilmiş bir ayar, saatlerce boyanmış ayrıntıları bulanıklaştırabilir ya da dosyayı açılamayacak kadar büyütebilir. Sonraki derste bir resmi baskıya ve web'e hazırlamayı, çözünürlüğü, DPI'yı ve dosya biçimlerini ele alıyoruz.