Öğrenme hedefi
Edward Hopper'ın 1942 tarihli Gece Kuşları'nda yalnızlığın hangi araçlarla kurulduğunu, resmin yapımını, adını ve Hopper'ın kendi sözlerini izleyerek açıklayabileceksin. Resmin gerçek bir yerden yola çıkıp nasıl kurgusal bir mekâna dönüştüğünü tanıyabilecek; Hopper ile eşi Josephine'in tuttuğu çalışma defterinin resim hakkında ne söylediğini anlatabilecek; aynı duyguyu altmış beş yılı aşkın bir süre önce bir Paris kafesinde kuran Edgar Degas'nın resmiyle karşılaştırarak boş ön planın, kırpılmış figürlerin ve birbirine bakmayan insanların yalnızlığı nasıl görünür kıldığını tartışabilecek; boş masaların zikzakını ve bakışın masalardan yüzlere tırmanışını çizebilecek; son olarak yorgunluk, dalgınlık ve içe kapanma gibi duyguların farklı tenlerde yüzde nasıl okunduğunu değerlendirebileceksin.
Kanca
Yalnızlık nasıl resmedilir?
Gece yarısı, boş bir kent köşesi. Sokakta kimse yok; karşıdaki binaların pencereleri karanlık. Köşedeki bir lokantanın büyük, kavisli camının ardında sarımsı bir ışık yanar. İçeride üç müşteri tezgâhta oturur, beyaz giysili bir garson eğilmiş, bir şey yapmaktadır. Kimse kimseye bakmaz, kimse konuşmaz. Bir kadın ile bir adam yan yana oturur ama arada bir el mesafesi vardır; üçüncü müşteri sırtını bize dönmüştür. Lokantaya giren bir kapı bile görünmez. Resimde tek bir gözyaşı, tek bir üzgün yüz yoktur; yine de bakan herkes yalnızlığı hisseder. Yalnızlık bir yüzde mi okunur, yoksa insanların arasındaki boşlukta mı?
Bağlam
Gece Kuşları Chicago Sanat Enstitüsü'nün koleksiyonundadır; müzenin kaydında 1942 tarihi, yağlı boya ve 84,1 × 152,4 santimetre ölçüsü yazar. Kayda göre Hopper resmi New York'taki galerisine bıraktı ve aynı yıl Chicago Sanat Enstitüsü'ne satıldı. Hopper'ın ölümü 1967'ye uzandığından tuvalin hakları sürüyor; resmi bu yüzden görüntüsüyle değil, sözcüklerle kuruyoruz.
Referans görsel olarak, bir kafede yan yana oturan ama birbirinden kopuk iki insanı gösteren, daha eski bir resmi kullanıyoruz: Edgar Degas'nın 1875–1876 tarihli Kafede'si. Bugün Musée d'Orsay'nin duvarında asılı olan bu resim, kaynaklara göre yaklaşık 92 × 68 santimetredir ve bugün daha çok Absent (L'Absinthe) adıyla bilinir. Resimde, boş masaların arasında bir kafenin duvar dibindeki kanepede bir kadın ile bir adam oturur; kadının önünde soluk yeşil bir içki kadehi vardır, bakışı aşağıdadır; şapkalı adam piposunu tutar ve kadrajın dışına, sağa bakar. Kaynaklara göre modelleri, aktris Ellen Andrée ile ressam ve gravürcü Marcellin Desboutin'dir.
Ana anlatım
Lokanta gerçek bir yer mi?
Kurgusal mekân (invented setting), gerçek bir yerden yola çıkılarak ya da birkaç yerin parçaları birleştirilerek kurulan, ama gerçekte olduğu gibi var olmayan resim mekânıdır. Kaynaklara göre Hopper, resmin New York'ta, Greenwich Avenue'da iki sokağın buluştuğu yerdeki bir lokantadan esinlendiğini, ama sahneyi çok sadeleştirip lokantayı büyüttüğünü söyledi. Chicago Sanat Enstitüsü de resmin gerçek bir yerin kopyası olmadığını vurgular. Kaynaklara göre birçok meraklı bu lokantanın tam yerini bulmaya çalıştı; ama kesin bir sonuca ulaşılamadı. Resmin gücü de bundan gelir: hiçbir haritada bulunamayan, ama herkesin bir yerlerden tanıdığını sandığı bir köşe.
Müzenin açıklamasına göre kompozisyon sıkı biçimde düzenlenmiş ve ayrıntılardan arındırılmıştır: lokantanın bir girişi yoktur, sokakta çöp yoktur. Bir girişin olmaması, izleyiciyi dışarıda bırakır. Lokantanın içindeki insanlar da camın ardında, sanki bir akvaryumun içindedir; biz onları görürüz, ama onlara ulaşamayız.
Amerikan Gerçekçiliği (American Realism), yirminci yüzyılın ilk yarısında Amerika Birleşik Devletleri'nde, kentlerin ve kasabaların gündelik hayatını, sokaklarını, evlerini, işçilerini ve sıradan insanlarını gözleme dayanarak ve çoğu zaman sessiz bir ruh hâliyle gösteren resim eğilimidir. Hopper bu eğilimin en tanınan adlarından biri sayılır. Ama resimleri, gözlemden çok belleğin ve duygunun süzgecinden geçmiş sahnelerdir.
Resmin adı ve çalışma defteri ne anlatır?
Çalışma defteri (working ledger), bir sanatçının yaptığı eserleri, çoğu zaman küçük bir çizimle, tarihleri, malzemeleri, renkleri ve satış bilgileriyle birlikte kaydettiği defterdir. Kaynaklara göre Hopper ile ressam eşi Josephine Hopper, evlendikten kısa süre sonra böyle bir defter tutmaya başladı. Hopper her resmin küçük bir çizimini yapar ve teknik ayrıntıları yazar, Josephine de konuya dair notlar eklerdi.
Kaynaklara göre bu defterde resmin adı Night Hawks, yani «gece şahinleri» ya da «gece kuşları» olarak geçer ve resmin 21 Ocak 1942'de bittiği yazılıdır. Josephine'in notları resmi ayrıntılarıyla betimler: kiraz ağacından tezgâh, arkadaki metal kaplar, pencerenin dibinde kıvrılan parlak yeşim yeşili çiniler, beyaz ceketli ve şapkalı genç garson, kırmızı bluzlu kadın, koyu takım elbiseli, gagaya benzeyen burunlu adam ve sırtını dönmüş karanlık figür. Kaynaklara göre notlarda resmin adının, adamın gagayı andıran burnuna da gönderme yaptığı düşünülür. Josephine'in bir mektubuna göre, Hopper iki erkek figür için aynaya bakarak kendisi poz verdi; kadın figür için ise Josephine poz verdi.
Kaynaklara göre Hopper, resmin yalnızlık ve boşlukla ilgili olup olmadığı sorulduğunda onu özellikle yalnız görmediğini söyledi; ama şunu da ekledi: «Bilinçsizce, muhtemelen, büyük bir kentin yalnızlığını resmediyordum.» Kentsel yalnızlık (urban loneliness), kalabalık bir kentin içinde, başkalarına fiziksel olarak yakın olduğu hâlde onlarla bağ kuramayan insanın yaşadığı yalnızlıktır. Resim bu yalnızlığı tek bir kişinin acısı olarak değil, bir ortam olarak kurar.
Yalnızlık hangi araçlarla kurulur?
Boş ön plan (empty foreground), bir resimde izleyiciye en yakın bölgenin figürsüz, nesnesiz ya da geniş bir boşluk olarak bırakılması ve böylece izleyici ile figürler arasında bir mesafe kurulmasıdır. Hopper'ın resminde ön plan boş kaldırımdır; Degas'nın resminde ise figürlerle bizim aramızda zikzak çizen boş mermer masalar vardır. İki resimde de göz, figürlere ulaşmak için önce bir boşluğu geçmek zorundadır.
Degas'nın resmi, kaynaklara göre ilk gösterildiğinde ve özellikle 1893'te Londra'da yeniden sergilendiğinde sert eleştirildi; bazı eleştirmenler onu ahlaki bir uyarı olarak okudu. Oysa resmin asıl ilgi çekici yanı, düzenidir. Figürler resmin sağ üst yarısına itilmiştir; adam kadrajın kenarında kesilir. Masaların bacakları görünmez, masalar havada asılıymış gibi durur. Kadının bakışı aşağıda, adamınki kadrajın dışındadır; ikisi yan yana oturur ama birbirine bakmaz. Arkadaki aynada gölgeleri belli belirsiz görünür. Degas, iki insanın arasındaki kopukluğu, yüzlerindeki bir acıdan çok, bu düzenle kurar.
Hopper'ın resminde de aynı araçlar farklı bir ölçekte çalışır. Kaynaklara göre lokantanın camı resmi çapraz olarak keser ve kavisli köşesiyle izleyicinin bakışını içeriye, parlak ışığa çeker. Göz çoğu izleyicide önce camın ardındaki parlak iç mekâna, oradan beyaz giysili garsona, sonra yan yana oturan kadın ile adama, en sonda sırtı dönük figüre ve sonra dışarıdaki karanlık sokağa gider. Işık içeridedir, karanlık dışarıda; ama içerideki insanlar da ışığın içinde birbirinden ayrıdır.
Yorgunluk ve dalgınlık farklı tenlerde nasıl okunur?
Bu iki resimde yalnızlık büyük ölçüde düzenle anlatılır; ama yüzler de bir şey söyler. Degas'nın kadın figürünün yüzü soluk ve bakışı aşağıdadır; göz kapakları ağırdır. Adamın yüzü daha kızıl ve sıcaktır, bakışı başka bir yerdedir. Yorgunluk, dalgınlık ve içe kapanma, bir yüzde çoğu zaman gözlerin çevresinde, göz kapaklarının ağırlığında ve bakışın yönünde okunur.
Bu işaretler farklı tenlerde farklı biçimlerde görünür ve her birini gözlemlemek gerekir. Açık bir tende göz altındaki yorgunluk çoğu zaman mavimsi ya da morumsu bir gölge olarak belirir; göz kapaklarının kenarında hafif bir pembelik görülebilir. Orta tonlu, buğday ya da zeytin bir tende aynı yorgunluk daha çok koyu, gri-yeşilimsi ya da kahverengimsi bir gölge olarak okunur. Koyu bir tende göz çevresi, çoğu zaman yüzün geri kalanından daha koyu ya da biraz daha serin bir halka olarak belirir; burada yorgunluğu gösteren en önemli işaretler, göz akının ve gözdeki ışık noktasının azalması, göz kapaklarının ağırlığı ve ağız köşelerinin düşüşüdür.
Hangi tende olursa olsun, yorgunluğu yalnızca teni soldurarak ya da grileştirerek göstermek yanıltıcıdır; bu, özellikle koyu bir tende kişiyi hasta ya da cansız gösterebilir. Bakışın yönü, göz kapaklarının ağırlığı, ışık noktasının küçülmesi ve bedenin duruşu, duyguyu tenin kendisini bozmadan taşır.
Uygulama
Taslağın ve yüz çalışmasının yanına, yalnızlığı en çok hangi aracın, boşluğun mu, bakış yönünün mü, yüzün mü taşıdığını bir cümleyle yaz; bu not, bir duyguyu yüzü bozmadan düzenle nasıl kurabileceğini gösterir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışLokantanın gerçek bir yerin kopyası olduğunu sanmak.
Hopper bir lokantadan esinlendi ama sahneyi sadeleştirip büyüttü; resim kurgusal bir mekândır.
Yaygın yanlışYalnızlığı yalnızca üzgün yüzlerle anlatmaya çalışmak.
Hopper ve Degas yalnızlığı daha çok boşlukla, bakış yönüyle ve figürlerin yerleşimiyle kurar.
Yaygın yanlışDegas'nın resmini yalnızca bir ahlak dersi olarak okumak.
Resmin asıl gücü, kırpılmış ve boşluklarla dolu düzenindedir.
Yaygın yanlışYorgunluğu göstermek için teni soldurmak ya da grileştirmek.
Özellikle koyu bir tende bu kişiyi cansız gösterir; göz kapaklarını, bakışı ve ışık noktasını kullan.
Kapanış
Yalnızlık nasıl resmedilir? Hopper'ın ve Degas'nın cevabı, çoğu zaman yüzlerde değil, insanların arasındaki boşlukta aranmasıdır. Gece Kuşları, gerçek bir lokantadan esinlenmiş ama sadeleştirilip büyütülmüş, girişi olmayan kurgusal bir mekândır; camın ardındaki parlak ışıkta oturan dört insan birbirine bakmaz. Hopper ile eşinin çalışma defteri resmin adını, bittiği günü ve renklerini kaydeder; Hopper iki erkek figür için kendisi, kadın figür için Josephine poz verdi. Hopper resmi özellikle yalnız bulmadığını söylese de büyük bir kentin yalnızlığını bilinçsizce resmettiğini kabul etti. Bundan altmış beş yılı aşkın bir süre önce Degas da bir Paris kafesinde, boş masalarla, kırpılmış figürlerle ve birbirine bakmayan iki insanla aynı duyguyu kurmuştu. Yüzde ise yorgunluk, her tende ayrı gözlemlenmesi gereken işaretlerle okunur. Ödevde Degas'nın resminde boş masaların zikzakını, sağ üste itilmiş figürleri ve gözünün masalardan yüzlere uzanan yolunu çizeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Amerikan Gerçekçiliği | American Realism | Yirminci yüzyılın ilk yarısında ABD'de kentlerin ve sıradan insanların gündelik hayatını gözleme dayanarak gösteren resim eğilimi |
| Kentsel yalnızlık | Urban loneliness | Kalabalık bir kentte başkalarına yakın olduğu hâlde onlarla bağ kuramayan insanın yaşadığı yalnızlık |
| Boş ön plan | Empty foreground | İzleyiciye en yakın bölgenin boş bırakılarak izleyici ile figürler arasında mesafe kurulması |
| Çalışma defteri | Working ledger | Sanatçının eserlerini çizim, tarih, malzeme ve satış bilgileriyle kaydettiği defter |
| Kurgusal mekân | Invented setting | Gerçek bir yerden ya da birkaç yerin parçalarından kurulan, gerçekte olduğu gibi var olmayan resim mekânı |
Ödev
Eserin kompozisyon iskeletini çiz ve göz yolunu işaretle.
- Degas'nın kafesi için, kenarları kabaca 92'ye 68 oranında, ayakta duran bir çerçeve kur; sol alttan sağa doğru yükselen üç boş masayı, bacaksız, zikzak çizen düz levhalar olarak yerleştir.
- İki figürü resmin sağ üst yarısına, duvar dibindeki kanepeye oturmuş olarak yerleştir; adamın sağ kenarda kesildiğini ve arkadaki aynanın yatay şeridini göster.
- İki figürün bakış yönlerini birer okla, kadınınkini aşağıya, adamınkini sağa ve kadrajın dışına doğru çiz; gözünün sol alttaki masadan başlayıp zikzak boyunca yüzlere ulaşan yolunu noktalı bir hat hâlinde sür.
- Çiziminin kenarına, iki figür resmin tam ortasına ve birbirine dönük yerleştirilseydi yalnızlık duygusunun ne kadar kalacağını iki cümleyle tartış.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Boş masaların zikzakını ve figürlerin sağ üste itilişini resmin düzenine uygun kurdun mu?
- Oran ve Çizim: Masaların perspektifini ve figürlerin masalara göre büyüklüğünü ölçülü gösterebildin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Adamın kadraj kenarında kesilişini ve arkadaki aynanın şeridini açıkça belirttin mi?
- Bitmişlik ve Sunum: Bakış oklarını, noktalı hattı ve tartışma notunu sayfada karışmadan yerleştirdin mi?
Kendini sına
1. Hopper'ın lokantası hakkında hangisi doğrudur?
- A) New York'taki bir lokantanın birebir kopyasıdır.
- B) Bir lokantadan esinlenmiş, ama sadeleştirilip büyütülmüş kurgusal bir mekândır.
- C) Chicago'daki bir lokantadır.
- D) Paris'teki bir kafedir.
2. Hopper ile eşinin çalışma defterine göre resmin adı nasıl yazılmıştı?
- A) Night Hawks.
- B) Lokanta.
- C) Yalnızlık.
- D) Gece Yarısı.
3. Kaynaklara göre Hopper resmin figürleri için nasıl çalıştı?
- A) Kalabalık bir lokantada gizlice çizdi.
- B) Fotoğraf dergilerinden kopyaladı.
- C) Ünlü oyuncuları model aldı.
- D) İki erkek figür için aynada kendisi poz verdi, kadın figür için eşi Josephine poz verdi.
4. Boş ön plan bir resimde ne işe yarar?
- A) İzleyici ile figürler arasında bir mesafe kurar.
- B) Resmi daha kalabalık gösterir.
- C) Figürleri izleyiciye yaklaştırır.
- D) Işığı artırır.
5. Yorgunluğu farklı tenlerde gösterirken neye dikkat edilmelidir?
- A) Teni her zaman soldurmaya.
- B) Yüzü griye boyamaya.
- C) Teni bozmadan göz kapaklarının ağırlığını, bakışı, göz çevresindeki gölgeyi ve ışık noktasını kullanmaya.
- D) Yalnızca ağzı çizmeye.
Cevaplar
- B — Hopper sahneyi sadeleştirip lokantayı büyüttüğünü kendisi söyledi.
- A — Defterde resmin 21 Ocak 1942'de bittiği de yazılıdır.
- D — Bu bilgi Josephine'in Hopper'ın kız kardeşine yazdığı bir mektuptan gelir.
- A — Hopper'da boş kaldırım, Degas'da boş masalar bu mesafeyi kurar.
- C — Teni soldurmak, özellikle koyu bir tende kişiyi cansız gösterebilir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: yalnızca sade biçimlerle, boş bir sokak köşesi, kavisli bir cam ve içeride dört siluet; girişin olmadığının gösterilmesi. Hopper'ın eseri gösterilmez.
- Özgün animasyon: Degas'nın masalarının zikzakı boyunca ilerleyen bir göz yolu; figürlerin bakış okları.
- Özgün animasyon: gül pembesi, esmer ve koyu kakao tenli üç yüzde yorgunluğun, göz kapakları, göz çevresi ve ışık noktasıyla, teni soldurmadan gösterilmesi.
Sonraki derse köprü
Hopper'ın lokantası hiçbir haritada bulunamaz; yine de bakan herkes o köşeyi tanıdığını, o ışığı gördüğünü sanır. Ressam birkaç yerin parçasını birleştirip sadeleştirdi, ama izleyicinin gözü ve zihni eksikleri kendiliğinden tamamlayarak ortaya inandırıcı bir dünya çıkardı. Bu tamamlama nasıl olur? Sonraki bölümde resmin bilimine geçiyoruz ve ilk olarak gözün ışığı nasıl aldığını, beynin gördüklerimizi nasıl kurduğunu ele alıyoruz.