Öğrenme hedefi
Gustav Klimt'in Viyana'daki Belvedere'de bulunan Öpücük'ünde altının ne işe yaradığını, müzenin kaydına ve Klimt'in altınla çalıştığı yıllara dayanarak açıklayabileceksin. Resimde kullanılan malzemelerin hepsinin gerçek altın olmadığını, gümüş, platin ve pirinç gibi metallerin boyayla nasıl bir arada kullanıldığını tanıyabilecek; kare formatın, iki figürü saran tek bir altın ışık alanının ve iki ayrı süsleme dilinin kompozisyonu nasıl kurduğunu gösterebilecek; resmin 1908'deki ilk sergisini ve devlet tarafından satın alınışını anlatabilecek; aylanın çevresini ve bakışın tenden tene atladığı güzergâhı çizebilecek; son olarak altın ya da sarı bir zeminin önünde farklı tenlerin değer ve sıcaklık bakımından nasıl ayrıştığını ya da kaynaştığını değerlendirebileceksin.
Kanca
Klimt neden altın kullandı?
Bir kadın ile bir erkek, çiçekli bir çayırın tam kıyısında birbirine sarılmış. Erkek başını eğmiş, kadının yanağını öpüyor; kadının gözleri kapalı. Ama ikisinin de bedeni neredeyse görünmez: giysileri, saçları, onları saran ışık ve arkadaki boşluk, hepsi altındır. Yalnızca yüzleri, elleri ve ayakları, bu parıltılı yüzeyin içinden gerçek bir insan teni gibi çıkar. Boya ile yapılabilecek bir resmi, bir ressam neden gerçek metal yapraklarla kaplar? Altın bu sahneye ne ekler, ondan neyi alır?
Bağlam
Belvedere'nin çevrim içi koleksiyon kaydına göre Öpücük (Âşıklar), yaklaşık 1907–1909 yıllarında yapılmış, 180 × 180 santimetrelik kare bir resimdir ve müzenin 912 envanter numarasını taşır. Kayıtta malzemeler, astarlı tuval üzerine altın, gümüş ve platin varak ile reçineli yağlı boya olarak verilir; zemin ise sırlanmış kompozisyon altınından, yani pirinçten, ve üzerine serpiştirilmiş metal yaprak parçacıklarından oluşur. Sağ altta «GVSTAV / KLIMT» imzası okunur.
Belvedere'ye göre tablo, Haziran–Kasım 1908'de açılan Kunstschau Wien sergisinde, Liebespaar, yani Âşıklar adıyla gösterildi. Kültür ve Eğitim Bakanlığı resmi 25.000 krona satın aldı; kayda göre bu, Modern Galeri'nin o güne dek yaşayan bir sanatçının resmine ödediği en yüksek fiyattı. Resim, 22 Temmuz 1909'da resmen müzeye teslim edildi. Altın yüzeyin fotoğraflanırken ışık açısına göre nasıl değiştiği ve kopyaların neden birbirini tutmadığı daha önce eserleri fotoğraflama dersinde işlendi; burada altının resmin içinde ne iş gördüğüne bakıyoruz.
Ana anlatım
Altın bir resme ne yapar?
Altın varak (gold leaf), altının dövülerek kâğıttan çok daha ince yapraklar hâline getirilmesiyle elde edilen ve bir yapıştırıcı katman üzerine serilerek yüzeyi gerçek metalle kaplamaya yarayan malzemedir. Bizans mozaiklerinden Orta Çağ ikonalarına kadar altın zemin, kutsal bir alanın, dünyanın dışındaki bir zamanın işareti olarak kullanıldı. Rönesans'tan sonra Avrupa resmi derinlik yanılsamasına yöneldikçe altın zemin çoğunlukla bırakıldı; figürler gerçek bir odanın ya da manzaranın içine yerleştirildi.
Belvedere'nin Klimt üzerine yayımladığı bir yazıya göre Klimt, altını tam da bu köklü resim geleneğine meydan okumak için güçlü bir araç olarak kullandı. Altın, derinlik yanılsaması kurmak yerine resmin yüzeyini ve değerli bir nesne olduğunu öne çıkarır. Aynı yazıya göre altın, görünen dünyayı başka bir düzleme taşıyabilir, figürleri gerçeklikten koparabilir ve bir motife neredeyse zamansız bir nitelik kazandırabilir. Öpücük'te iki insan bir yatak odasında ya da bir bahçede değildir; hiçbir yerde ve her zamandadır. Belvedere'nin kaydı da resmi, gerçekçi bir an yerine aşkı zamansız ve aşkın bir şey olarak gösteren sembolik bir alegori olarak tanımlar.
Altın Dönem (Golden Period), Klimt'in yaklaşık 1900'den sonra altını ve öbür metalleri resimlerinde yoğun biçimde kullandığı, sanat tarihçilerinin verdiği addır. Belvedere'ye göre Klimt'in gerçek altın varağı ilk kez büyük ölçüde kullandığı resim 1901 tarihli Judith I'dir; Adele Bloch-Bauer I ve Öpücük bu dönemin başlıca eserleri arasındadır. Müzenin yazısı, bu altın kullanımında Bizans mozaiklerinin, Orta Çağ geleneğinin ve Doğu Asya sanatının etkisini sayar. Kaynaklara göre Klimt 1903'te İtalya'da Ravenna'yı ziyaret etmiş ve oradaki Bizans mozaiklerinden etkilenmiştir. Yine kaynaklara göre babası altın oymacılığı yapan bir zanaatkârdı; Klimt'in metal ve süslemeyle kurduğu yakın ilişkinin bir kökü de bu atölye olabilir.
Resimdeki altının hepsi altın mı?
Öpücük'e bakan biri her yeri aynı altınla kaplanmış sanabilir. Oysa Belvedere'nin kaydı çok katmanlı bir malzeme listesi verir. Figürlerin giysilerinde gerçek altın, gümüş ve platin yapraklar kullanılmıştır; aralardaki desenler reçineli yağlı boyayla işlenmiştir. Müzenin yazısına göre Klimt yalnızca yaprak hâlinde değil, yağla bağlayıp fırçayla boya gibi sürebildiği altın tozu ve çok ince altın pudrası ile de çalıştı. Yüzeyleri farklı hazırlayarak düz, taneli, mat ya da parlak etkiler elde etti; bazı yerleri kabartarak dokulu hâle getirdi.
Kompozisyon altını (composition gold), gerçek altın yerine bakır ve çinko alaşımı olan pirincin ince yapraklar hâline getirilmesiyle yapılan, altın gibi parlayan ama ondan çok daha ucuz olan metal yapraktır; havayla temas edince kararabildiği için genellikle üzeri bir cila ya da sırla korunur. Belvedere'nin kaydına göre Öpücük'ün geniş zemini bu malzemeyle, sırlanarak kaplanmış ve üzerine metal yaprak parçacıkları serpiştirilmiştir. Resme yakından bakınca zeminin figürlerin altınından daha kahverengimsi, daha yeşilimsi ve daha donuk olduğu görülür. Bu fark, iki figürü saran parlak altın alanın arka plandan ayrılıp öne çıkmasını sağlar. Serpiştirilmiş parıltılar ise kayda göre yıldız ışığını andıran kozmik bir alan izlenimi verir.
Kendi resmine taşıyabileceğin sonuç şudur: «altın» tek bir renk ya da tek bir malzeme değildir. Aynı sarı parıltı, farklı metallerle, farklı yüzey hazırlıklarıyla ve farklı sırlarla sıcak ya da serin, parlak ya da mat, önde ya da geride gösterilebilir. Klimt, altının içinde bir değer ve sıcaklık hiyerarşisi kurmuştur.
İki giysi, tek bir ışık alanı: kompozisyon nasıl kurulur?
Resim tam bir karedir. Kare format, uzun kenarı olmayan, bu yüzden gözü ne yatay bir yolculuğa ne de dikey bir yükselişe çağıran, dengeli ve durgun bir alandır. Klimt bu durgun alanın içine, iki figürü birlikte saran tek bir altın ışık alanı yerleştirir. Belvedere'nin kaydı bunu iki figürü saran parıltılı altın bir ayla olarak tanımlar. Bu biçim, çayırın kıyısından yükselip resmin üst kenarına neredeyse değen bir çan ya da bir sütun gibidir. Erkeğin başı üst kenara çok yakın biter; kaynaklara göre bu cesur yerleşim, Japon baskılarının etkisiyle ilişkilendirilir.
Bu tek alanın içinde iki ayrı süsleme dili vardır. Erkeğin giysisi siyah, beyaz ve gümüş renkli dikdörtgenlerle, köşeli ve dik biçimlerle doludur. Kadının giysisi ise renkli dairelerle, halkalarla ve çiçeklerle kaplıdır. Köşeli ile yuvarlak, koyu ile renkli, dik ile akışkan, iki beden gibi iki desen de birbirine sarılır ve tek bir biçimde birleşir. Kadının saçında çiçekler, erkeğin saçında sarmaşık yaprakları vardır. Kadın çayırın kıyısında diz çökmüştür; çıplak ayakları kıyının hemen kenarındadır ve giysisinden aşağıya altın sarmaşıklar sarkar. Bu kıyı, sahneye tatlı bir gerilim katar: çiçekli zemin, figürlerin ayağının altında birden biter.
Viyana Ayrılıkçılığı (Vienna Secession), 1897'de Viyana'da, akademik sanatın kurallarından ve resmî sergi düzeninden ayrılan sanatçıların kurduğu, resim, mimari, süsleme ve tasarımı birbirine yaklaştırmayı amaçlayan birliktir; kaynaklara göre Klimt ilk başkanıydı. Öpücük'teki giysi desenleri, bu çevrenin süsleme ile resim arasındaki sınırı kaldırma isteğini yansıtır. Kaynaklara göre sanat tarihçileri resimde Apollon ile Daphne ya da Orfeus ile Eurydike gibi mitolojik öyküler de okumuştur; figürlerin gerçek modelleri için ise çeşitli adlar öne sürülmüş, ama bunlar belgeyle kanıtlanmamıştır.
Altının önünde ten nasıl okunur?
Düzlem-hacim karşıtlığı (flatness–volume contrast), bir resimde bazı bölümler düz, desenli ve derinliksiz bir yüzey olarak işlenirken bazı bölümlerin ışık ve gölgeyle hacimli, üç boyutlu biçimde modellenmesiyle kurulan karşıtlıktır. Öpücük'te giysiler, ayla ve zemin düzdür; yüzler, eller, kadının omzu ve ayakları ise yumuşak gölgelerle hacim kazanır. Göz, bu düz altın denizinin içinde en çok bu küçük ten adacıklarına çekilir: önce kadının kapalı gözlerine ve yanağına, oradan erkeğin elleriyle kadının eline, sonra desenler boyunca aşağıya, kadının çayırın kıyısındaki ayaklarına iner.
Kadının yüzü neredeyse beyaz, soluk ve serin tonlarla boyanmıştır. Bu seçim, altının sıcak parıltısının yanında yüzü daha da solgun ve daha da ışıklı gösterir. Yan yana duran renkler birbirini değiştirir: sıcak ve doygun bir sarı, yanındaki bir teni daha serin, daha açık ya da daha gri gösterebilir.
Bu etki, altın ya da sarı bir zeminin önüne farklı tenler yerleştirildiğinde farklı sonuçlar verir. Açık ve pembemsi bir ten, doygun altının yanında daha soluk, hatta yeşilimsi görünebilir; teni canlı tutmak için yanaklarda ve dudaklarda sıcaklığı biraz artırmak gerekebilir. Altın ya da zeytin alt tonlu orta bir ten, altınla aynı sıcaklıkta ve benzer bir değerde olduğunda onunla kaynaşıp kenarını kaybedebilir; burada ayrımı sıcaklıktan çok değerden, yani teni altından biraz daha koyu ya da daha açık tutmaktan kurmak gerekir. Koyu kahverengi bir ten ise altından değer bakımından belirgin biçimde ayrılır; altın zemin, onun sıcak kızıl ve bakır alt tonlarını öne çıkarabilir, ama gölgelerdeki serin mavi ve morları korumak tenin derinliğini sağlar. Hangi tende olursa olsun, gözlerini kısarak baktığında figürün altından ayrılıp ayrılmadığını denetlemek, en güvenilir sınavdır.
Uygulama
Hangi tenin sarı zeminin önünde kenarını kaybettiğini, hangisinin daha soluk ya da daha sıcak göründüğünü yaz; bu gözlem, bir zemin rengi seçerken ten ile arka plan arasındaki değer ayrımını nasıl kuracağını gösterir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışAltını yalnızca zenginlik ya da süs için kullanılmış saymak.
Klimt altını derinlik yanılsamasını kırmak ve figürleri zamansız bir alana taşımak için de kullandı.
Yaygın yanlışResimdeki bütün parıltının gerçek altın olduğunu sanmak.
Belvedere'nin kaydına göre gümüş, platin, altın tozu ve zeminde sırlanmış pirinç de kullanılmıştır.
Yaygın yanlışFigürlerin gerçek kişiler olduğunu kesin bilgi gibi aktarmak.
Modeller için öne sürülen adlar belgeyle kanıtlanmamıştır.
Yaygın yanlışAltın zeminin önündeki teni yalnızca sıcaklıkla ayırmaya çalışmak.
Orta tonlu bir ten altınla kaynaşabilir; ayrımı değerle de kur.
Kapanış
Klimt neden altın kullandı? Belvedere'nin yorumuna göre altın, onun elinde yüzyıllardır süren derinlik yanılsamasına karşı bir araçtı: resmin yüzeyini öne çıkardı, figürleri gerçeklikten kopardı ve iki insanın öpüşmesini zamansız bir alegoriye dönüştürdü. Öpücük'teki parıltı tek bir malzeme değildir; gerçek altın, gümüş ve platin yapraklar, yağla bağlanmış altın tozu ve zeminde sırlanmış pirinç bir arada kullanılmıştır. Kare bir alanın içinde, iki figürü saran tek bir altın ayla, köşeli ve yuvarlak iki süsleme dilini birleştirir; kadının ayakları çiçekli bir kıyının tam kenarındadır. Resim 1908'de Âşıklar adıyla gösterildi ve devlet tarafından, yaşayan bir sanatçıya o güne dek ödenen en yüksek fiyatla satın alındı. Düz altın yüzeyin içinde yalnızca ten hacim kazanır ve göz oraya çekilir. Ödevde kare alanı, altın aylayı ve gözünün kadının yüzünden ayaklarına inen yolunu çizeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Altın varak | Gold leaf | Dövülerek çok ince yapraklar hâline getirilmiş ve bir yapıştırıcı katman üzerine serilen gerçek altın |
| Altın Dönem | Golden Period | Klimt'in yaklaşık 1900'den sonra altın ve öbür metalleri resimlerinde yoğun biçimde kullandığı dönem |
| Kompozisyon altını | Composition gold | Altın gibi parlayan ama pirinçten yapılan, kararmaması için çoğunlukla sırlanan ucuz metal yaprak |
| Viyana Ayrılıkçılığı | Vienna Secession | 1897'de akademik sanattan ayrılan ve resim ile süsleme, mimari ve tasarımı yakınlaştırmayı amaçlayan Viyana sanatçı birliği |
| Düzlem-hacim karşıtlığı | Flatness–volume contrast | Bazı bölümlerin düz ve desenli, bazılarının ışık ve gölgeyle hacimli işlenmesiyle kurulan karşıtlık |
Ödev
Eserin kompozisyon iskeletini çiz ve göz yolunu işaretle.
- Kenarları eşit bir kare çiz; alt kısmına, sol kenardan başlayıp sağa doğru daralarak biten çiçekli çayırın kıyı çizgisini tek bir eğri olarak yerleştir.
- Çayırın kıyısından yükselip üst kenara neredeyse değen altın aylayı, iki figürü birlikte saran tek bir çan biçimi olarak çiz; içini sol yarıda küçük dikdörtgenlerle, sağ yarıda küçük dairelerle ayırt et.
- Yüzleri, elleri ve ayakları hafifçe taranmış küçük alanlar olarak işaretle ve gözünün kadının kapalı gözlerinden ellere, oradan desenler boyunca aşağıya, kıyıdaki ayaklara inen yolunu kesikli bir çizgiyle göster.
- Çiziminin kenarına, iki figür arkasındaki altın boşluk yerine bir oda ya da bir bahçe içinde durmuş olsaydı resmin anlamının nasıl değişeceğini iki cümleyle yaz.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Kare alanın içinde aylanın yüksekliğini ve üst kenara yakınlığını doğru yerleştirdin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Köşeli ve yuvarlak iki desen dilini, sade işaretlerle de olsa birbirinden ayırabildin mi?
- Değer (Ton): Ten alanlarını altın ve desen yüzeyinden ayırarak gözün nereye çekildiğini görünür kıldın mı?
- Teknik ve Malzeme: Kesikli göz yolunu ve taranmış ten alanlarını temiz ve okunur biçimde çizdin mi?
Kendini sına
1. Belvedere'nin yorumuna göre Klimt altını ne amaçla kullandı?
- A) Yalnızca resmin satış değerini artırmak için.
- B) Derinlik yanılsamasına karşı yüzeyi öne çıkarmak ve figürleri zamansız bir alana taşımak için.
- C) Gerçek bir gün batımının ışığını kaydetmek için.
- D) Boyanın daha çabuk kuruması için.
2. Belvedere'nin kaydına göre resmin zemini neyle kaplanmıştır?
- A) Saf altın varakla.
- B) Mozaik taşlarıyla.
- C) Sırlanmış kompozisyon altını, yani pirinç, ve serpiştirilmiş metal parçacıklarla.
- D) Yalnızca sarı yağlı boyayla.
3. Erkeğin ve kadının giysilerindeki desenler nasıl ayrılır?
- A) Erkeğinki dikdörtgenlerle, kadınınki daireler ve çiçeklerle doludur.
- B) İkisinde de yalnızca yatay çizgiler vardır.
- C) Erkeğinki çiçekli, kadınınki köşelidir.
- D) Giysilerde hiçbir desen yoktur.
4. Resim 1908'de hangi adla ve nerede ilk kez gösterildi?
- A) Öpücük adıyla Paris'te.
- B) Judith adıyla Venedik'te.
- C) Altın Dönem adıyla Berlin'de.
- D) Âşıklar (Liebespaar) adıyla Kunstschau Wien sergisinde.
5. Altın bir zeminin önünde orta tonlu, zeytin alt tonlu bir ten neden kenarını kaybedebilir?
- A) Altın her teni koyulaştırdığı için.
- B) Tuval bu bölgede boyasız kaldığı için.
- C) Yağlı boya metal üzerinde tutmadığı için.
- D) Altınla benzer sıcaklıkta ve değerde olduğunda ondan ayrışması zorlaştığı için.
Cevaplar
- B — Altın, figürleri bir odadan ya da bahçeden koparıp hiçbir yere ait olmayan bir alana taşır.
- C — Bu daha donuk zemin, figürleri saran parlak altın aylanın öne çıkmasına yardım eder.
- A — İki desen dili de iki beden gibi birbirine sarılıp tek bir biçimde birleşir.
- D — Bakanlık resmi 25.000 krona satın aldı ve 1909'da müzeye teslim edildi.
- D — Böyle bir tende ayrımı sıcaklıktan çok değer farkıyla kurmak gerekir.
Referans görseller
- Özgün animasyon: altın aylanın bir anda boşluğa dönüşüp figürlerin sıradan bir odaya yerleşmesi, sonra altının geri gelmesi.
- Özgün animasyon: resmin katman katman ayrışması; gerçek altın, gümüş, platin, altın tozu ve pirinç zeminin ayrı renklerle işaretlenmesi.
- Özgün animasyon: açık pembemsi, orta zeytin ve koyu kızıl alt tonlu üç yüzün önce gri, sonra altın bir zeminin önünde gösterilmesi; gözler kısıldığında hangisinin kenarının kaybolduğu.
Sonraki derse köprü
Klimt, Viyana'da, iki insanı hiçbir yere ait olmayan zamansız bir altın boşluğa yerleştirdi. Birkaç yıl önce, 1906'da İstanbul'da bir ressam ise tam tersini yaptı: uzun cüppeli yaşlı bir adamı, bir yapının içinde, yerde ağır ağır dolaşan kaplumbağalara bir şey öğretmeye çalışırken boyadı. Bu resim zamanla bir ülkede herkesin tanıdığı bir imgeye dönüştü. Sonraki derste Osman Hamdi Bey'in Kaplumbağa Terbiyecisi'ni ve bir tablonun nasıl bir ülkenin simgesi olduğunu ele alıyoruz.