Öğrenme hedefi
Édouard Manet'nin Paris'teki Musée d'Orsay'de bulunan Olympia'sının 1865 Salonu'nda neden bu kadar büyük bir öfke uyandırdığını, bu öfkenin hangi ayrıntılardan kaynaklandığını ve skandal bir tablonun sonunda ulusal koleksiyona hangi yoldan girdiğini açıklayabileceksin. Figürün izleyiciye yönelen bakışını ve resmin konusunu açığa vuran ayrıntıları tanıyabilecek; resmin modellerini ve katalogdaki şiiri anlatabilecek; Claude Monet'nin başlattığı bağış kampanyasından Orsay'a uzanan yolu izleyebilecek; kompozisyonun gözü bakıştan eşyalara ve arka plana nasıl taşıdığını çizebilecek ve cepheden gelen düz ışığın açık bir teni nasıl düzleştirdiğini ve koyu bir tenin koyu bir fonun önünde nasıl kaybolabildiğini değerlendirebileceksin.
Kanca
Paris bu tabloya neden öfkelendi?
1865 baharında Paris Salonu'nda, kalabalık bir salonun duvarında asılı bir resmin önünde insanlar toplanır, güler, bağırır, öfkeyle yorumlar yapar. Kaynaklara göre yönetim, resme zarar gelmesinden korkarak önlemler almak zorunda kalır. Resimde, beyaz çarşaflara uzanmış bir kadın, dirseğine yaslanıp gözlerini izleyiciden hiç kaçırmaz. Hemen arkasında, pembe giysili bir hizmetçi kâğıda sarılı iri bir buket taşır; yatağın ucunda, sırtı kabarmış siyah bir kedi durur. Salonun duvarları yüzlerce çıplak tanrıçayla, periyle ve Venüsle doludur; kimse onlara öfkelenmez. Peki bu tek resim, neden bu kadar büyük bir skandala dönüştü?
Bağlam
Paris'teki Musée d'Orsay'de, yaklaşık 130 × 190 santimetrelik bir tuval durur: Manet'nin 1863'te boyadığı, ama ilk kez 1865 Salonu'nda sergilediği Olympia. Resim, Tiziano'nun Urbino Venüsü'nün düzeninden yola çıkar; bu alıntının ayrıntıları, sanatçıların birbirinden etkilenmesini anlatırken ele alınmıştı. Burada asıl soru, alıntının kendisi değil, aynı düzenin neden bu kez bir öfke yarattığıdır.
Kaynaklara göre resmin modelleri bellidir. Yataktaki kadın için on dokuz yaşındaki Victorine Meurent poz verdi; çiçekleri uzatan kadın için ise, kaynaklara göre, adı Laure olarak kaydedilen siyah bir kadın. Victorine Meurent, Manet'nin birçok resminde modellik yaptı; kaynaklara göre sonradan kendisi de ressam oldu ve eserleri Salon'da sergilendi. Resimdeki kadın, bu yüzden, bir tanrıçanın değil, Paris'te yaşayan gerçek bir kadının yüzünü ve bedenini taşır.
Ana anlatım
Öfke nereden geldi?
Yüzleştiren bakış (confrontational gaze), bir resimdeki figürün, izleyiciye doğrudan, çekinmeden ve kendinden emin biçimde bakarak, onu bir seyirci olmaktan çıkarıp bir karşılaşmanın tarafı hâline getirmesidir. Salonun çıplak tanrıçaları çoğu zaman gözlerini kaçırır, uyur ya da uzaklara bakardı; izleyici onları rahatça seyredebilirdi. Olympia ise başını kaldırır ve izleyiciye bakar. Kaynaklara göre dönemin izleyicileri, bu bakışı resmin en rahatsız edici yanı olarak gördü: izleyici, bir mitolojik güzelliği seyreden biri değil, bakıldığını fark eden biri olur.
Demimonden (demi-mondaine), on dokuzuncu yüzyıl Paris'inde varlıklı erkeklerin himayesinde yaşayan, lüks içinde yaşayan ama saygın toplumun dışında görülen kadınlara verilen addır. Kaynaklara göre resimdeki pek çok ayrıntı, figürün böyle bir kadın olduğunu açığa vuruyordu: «Olympia» adı, 1860'ların Paris'inde bu tür kadınlarla ilişkilendirilen bir addı; saçındaki orkide, bileziği, inci küpeleri, üzerine uzandığı Doğu işi şal ve ayakta duran siyah kedi, kaynaklara göre servet ve duyusallığın işaretleriydi. Boynundaki siyah kurdele ve ayağından düşmüş terlik de bu havayı güçlendiriyordu.
Katalog şiiri (catalogue poem), bir sergi kataloğunda bir eserin adının yanında yer alan ve eseri yorumlayan ya da ona eşlik eden şiir parçasıdır. Kaynaklara göre resmin adı genellikle Manet'nin yakın dostu, eleştirmen ve sanatçı Zacharie Astruc'e atfedilir; 1865 Salonu'nun kataloğunda, resmin adının yanında Astruc'un bir şiirinden bir parça yer alıyordu. Yani izleyiciler resmi yalnızca görmekle kalmadılar; resim, bir adla ve bir şiirle, onları kimin karşısında olduklarını düşünmeye zorladı. Öfkenin kaynağı, çıplaklığın kendisi değil, bu çıplaklığın bir tanrıçanın değil, gerçek ve çağdaş bir kadının, üstelik izleyiciye bakan bir kadının çıplaklığı olmasıydı.
Eleştirmenler ne dedi?
Kaynaklara göre hem eleştirmenler hem de halk resmi sert biçimde kınadı. Manet'nin dostu Antonin Proust'un sonradan aktardığına göre, eğer Olympia'nın tuvali yok edilmediyse, bu yalnızca yönetimin aldığı önlemler sayesindeydi. Kaynaklara göre resmi savunan yazar Émile Zola bile, konunun kendisini tartışmak yerine resmin biçimsel niteliklerine odaklandı. Zola'ya göre, kaynakların aktardığı biçimiyle, sanatçılar izleyiciye Venüsler sunduklarında doğayı düzeltir, yani yalan söylerdi; Manet ise dürüst davranmıştı.
Bu dürüstlük, yalnızca konuda değil, boyamada da görünüyordu. Manet, figürü akademik resmin yumuşak, yuvarlak geçişleriyle değil, geniş ve düz renk alanlarıyla ve keskin konturlarla kurdu. Kadının bedeni, beyaz çarşafların ve şalın önünde, neredeyse gölgesiz, açık ve düz bir yüzey olarak durur. Kaynaklara göre bazı eleştirmenler bu düzlüğü de, figürün teninin rengini de sert sözlerle eleştirdi. Böylece izleyicinin öfkesi, yalnızca konunun değil, resmin boyanış biçiminin de alışılmış kurallara uymamasından besleniyordu.
Skandal resmi nasıl müzeye girdi?
Bağış kampanyası (subscription campaign), bir eserin bir müzeye ya da bir kuruma kazandırılması için, birçok kişinin gönüllü olarak para toplayarak ortak bir fon oluşturmasıdır. Kaynaklara göre Manet 1883'te öldükten sonra, Olympia dul eşi Suzanne Manet'nin elinde kaldı. Ressam Claude Monet, 1889'da, resmin yurt dışına satılmasından endişe ederek, onu satın alıp Fransız devletine bağışlamak için bir kampanya başlattı. Kaynaklara göre yüze yakın bağışçı katıldı; bunların arasında Monet'nin kendisi, Edgar Degas ve başka ressamlar, yazarlar ve koleksiyoncular vardı.
Kaynaklara göre resim, Mart 1890'da Suzanne Manet'den 19.415 franka satın alındı ve kısa süre sonra, çağdaş sanatçıların eserlerinin sergilendiği Lüksemburg Müzesi'ne girdi. Louvre, resmi hemen kabul etmeye hazır değildi. Kaynaklara göre resim, başbakan Georges Clemenceau'nun emriyle ancak 1907'de Louvre'a taşındı; 1947'de Jeu de Paume'a, 1986'da ise Musée d'Orsay'e verildi. Kaynaklara göre resim Paris'ten yalnızca birkaç kez ayrıldı; bunlardan biri, 2013'te, yüz ellinci yılında, Venedik'te Tiziano'nun Urbino Venüsü'nün yanında sergilenmesiydi.
Bu yol, bir skandalın zamanla nasıl bir başyapıta dönüştüğünü gösterir. 1865'te zarar görmesinden korkulan resim, yirmi beş yıl sonra ressamların topladığı parayla devlete kazandırıldı ve kırk yıl sonra ülkenin en saygın müzesine girdi. Öfkeyi doğuran nitelikler, yani çağdaş bir konu, yüzleştiren bir bakış ve düz bir boyama, sonradan modern resmin başlangıç noktalarından biri olarak görüldü.
Göz nasıl dolaşır ve cepheden ışık teni nasıl değiştirir?
Resmin iskeleti, yatay bir uzanış ile dikey bir figürün karşılaşmasıyla kurulur. Kadının bedeni, tuvalin alt yarısında, soldan sağa uzanan açık ve yatay bir bant oluşturur; sağ tarafta, ayakta duran Laure ve onun çiçek demeti, bu yatay bandı dikey bir kütleyle keser. Arka plan, bir perde ve koyu bir duvarla neredeyse düz bir karanlıktır. Göz çoğu izleyicide önce kadının yüzüne ve bakışına gider; oradan boynundaki siyah kurdeleye, sonra bedenin açık yüzeyi boyunca aşağıya, eline ve ayağına iner; sağa, çiçek demetine ve Laure'nin yüzüne geçer ve en son yatağın ucundaki kedinin parlayan gözlerinde durur.
Cepheden ışık (frontal lighting), ışığın figüre izleyicinin bulunduğu yönden, yani önden gelmesi ve bu yüzden gölgelerin çok azalıp biçimin daha düz ve daha keskin konturlu görünmesidir. Manet'nin ışığı, kadının bedenine neredeyse önden vurur; bu yüzden gölgeler dar, geçişler azdır ve beden, açık ve düz bir ten yüzeyi olarak çarşafın beyazıyla karşı karşıya gelir. Açık bir tende cepheden ışık, pembe ve sıcak ara tonları azaltarak teni daha soluk ve daha düz gösterir; kaynaklara göre bazı çağdaş eleştirmenlerin bu teni rahatsız edici bulması da bununla ilişkilidir.
Laure'nin yüzü ise başka bir sorunla karşı karşıyadır. Onun koyu teni, koyu bir fonun önünde durur ve iki değer birbirine çok yakındır; yüzün biçimi, çevresindeki karanlıkla yer yer birleşir. Manet, onun yüzünü beyaz başörtüsü ve pembe giysisiyle çerçeveleyerek ve yüzündeki ışık alan küçük yüzeyleri ayırarak okunur tutar. Farklı tenleri aynı resimde boyarken bu ders önemlidir: cepheden ışık açık bir teni düzleştirebilir, koyu bir teni ise koyu bir fonda kaybettirebilir. Koyu bir tenin önüne ya da arkasına daha açık bir değer koymak, ışık alan yüzeyleri sıcak ve serin yansımalarla belirginleştirmek, figürü resmin içinde görünür kılar.
Uygulama
Bu karşılaştırma, Olympia'daki cepheden ışığın açık bir teni nasıl düzleştirdiğini ve koyu bir fonun koyu bir teni nasıl yutabildiğini, iki farklı ten üzerinde kendi elinle görmeni amaçlar.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışÖfkenin yalnızca çıplaklıktan kaynaklandığını sanmak.
Salon çıplak tanrıçalarla doluydu; öfke, figürün gerçek ve çağdaş bir kadın olmasından ve izleyiciye doğrudan bakmasından doğdu.
Yaygın yanlışResmin hemen müzeye kabul edildiğini sanmak.
Monet'nin 1889'da başlattığı bağış kampanyasıyla devlete kazandırıldı ve ancak 1907'de Louvre'a girdi.
Yaygın yanlışDüz boyamayı bir beceri eksikliği saymak.
Manet, akademik yumuşak geçişler yerine düz renk alanlarını ve keskin konturları bilerek seçti.
Yaygın yanlışKoyu bir teni koyu bir fonun önünde ayrım gözetmeden boyamak.
İki değer birbirine çok yakınsa yüz kaybolur; önüne ya da arkasına daha açık bir değer koy ve ışık alan yüzeyleri ayır.
Kapanış
Paris bu tabloya neden öfkelendi? Çünkü Manet, Tiziano'nun ünlü düzenini alıp içine bir tanrıçayı değil, Paris'te yaşayan gerçek bir kadını, adıyla, eşyalarıyla ve izleyiciye doğrudan yönelen bakışıyla yerleştirdi. «Olympia» adı, orkide, inci küpeler, şal ve siyah kedi, 1865 izleyicisine bu kadının kim olduğunu açıkça söylüyordu; Astruc'un katalogdaki şiiri de bu karşılaşmayı pekiştirdi. Resim öfkeli bir kalabalığın önünde korunmak zorunda kalındı, eleştirmenlerce kınandı; ama yirmi beş yıl sonra Monet'nin başlattığı bir bağış kampanyasıyla devlete kazandırıldı ve 1907'de Louvre'a girdi. Cepheden gelen düz ışık Victorine Meurent'in açık tenini düzleştirirken, koyu fonun önündeki Laure'nin yüzü, Manet'nin başörtüsü ve giysiyle kurduğu çerçeve sayesinde okunur kaldı. Ödevde yatay uzanışı, onu kesen dikey figürü ve gözünün bakıştan kediye uzanan yolunu çizeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Yüzleştiren bakış | Confrontational gaze | Figürün izleyiciye doğrudan ve çekinmeden bakarak onu bir karşılaşmanın tarafı yapması |
| Demimonden | Demi-mondaine | On dokuzuncu yüzyıl Paris'inde varlıklı erkeklerin himayesinde yaşayan, saygın toplumun dışında görülen kadın |
| Cepheden ışık | Frontal lighting | Işığın figüre önden gelmesi ve gölgeleri azaltıp biçimi düz ve keskin konturlu göstermesi |
| Bağış kampanyası | Subscription campaign | Bir eserin bir kuruma kazandırılması için birçok kişinin ortak fon toplaması |
| Katalog şiiri | Catalogue poem | Bir sergi kataloğunda eserin adının yanında yer alan ve ona eşlik eden şiir parçası |
Ödev
Eserin kompozisyon iskeletini çiz ve göz yolunu işaretle.
- Kâğıdına 3'e 4 oranında yatay bir dikdörtgen çiz ve kadının bedenini, tuvalin alt yarısında soldan sağa uzanan açık bir bant olarak çiz.
- Sağdaki ayakta duran figürü ve çiçek demetini, bu bandı kesen dikey bir dikdörtgenle göster; koyu arka planı taramayla, yatağın ucundaki kediyi küçük bir koyu leke olarak işaretle.
- Kadının bakışından başlayarak gözünün izlediği yolu, her durağın yanına oradaki nesneyi, kurdeleyi, eli, çiçekleri, Laure'nin yüzünü ve kediyi yazarak ve durakları birbirine eğri oklarla bağlayarak göster.
- Çiziminin yanına, yatay açık bant ile koyu dikey figürün karşılaşmasının resmin gerilimine ne kattığını kendi gözlemine dayanarak açıklayan iki cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Yatay bedeni, onu kesen dikey figürü ve koyu arka planı resimdeki düzene uygun yerleştirdin mi?
- Değer (Ton): Açık beden ile koyu fon arasındaki güçlü karşıtlığı ve Laure'nin yüzünün fona yakın değerini çiziminde gösterdin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Kadının bedeninin keskin konturunu çiziminde belirgin bir çizgiyle vurguladın mı?
- Bitmişlik ve Sunum: Göz yolundaki durakları ve adlarını okunur biçimde yazdın mı?
Kendini sına
1. Olympia ilk kez hangi sergide gösterildi?
- A) 1874'teki ilk İzlenimciler sergisinde.
- B) 1865 Paris Salonu'nda.
- C) 1889 Dünya Sergisi'nde.
- D) 1907'de Louvre'da.
2. Kaynaklara göre dönemin izleyicilerini en çok rahatsız eden şeylerden biri neydi?
- A) Figürün izleyiciye doğrudan ve çekinmeden bakması.
- B) Resmin çok küçük olması.
- C) Resmin bir manzara olması.
- D) Resimde hiç figür olmaması.
3. Resmin devlete kazandırılması nasıl oldu?
- A) Manet'nin kendisi resmi bağışladı.
- B) Resim bir müzayedede yabancı bir koleksiyoncuya satıldı.
- C) Claude Monet'nin 1889'da başlattığı bağış kampanyasıyla satın alındı.
- D) Resim hiç devlete geçmedi.
4. Cepheden ışık açık bir teni nasıl etkiler?
- A) Gölgeleri artırarak teni daha yuvarlak gösterir.
- B) Teni tamamen karartır.
- C) Tenin rengini değiştirmez ve hiçbir etkisi olmaz.
- D) Gölgeleri ve ara tonları azaltarak teni daha düz ve soluk gösterir.
5. Koyu bir teni koyu bir fonun önünde okunur tutmak için ne yapılabilir?
- A) Önüne ya da arkasına daha açık bir değer koymak ve ışık alan yüzeyleri ayırmak.
- B) Yüzü fonla aynı renkte boyamak.
- C) Yüzü hiç boyamamak.
- D) Bütün resmi siyaha boyamak.
Cevaplar
- B — Resim 1863'te boyanmış, ama ilk kez 1865 Salonu'nda sergilenmişti.
- A — Salonun tanrıçaları çoğu zaman gözlerini kaçırırken, Olympia izleyiciye doğrudan bakar.
- C — Kaynaklara göre yüze yakın bağışçı katıldı ve resim 1890'da satın alındı.
- D — Bu düzlük, bazı çağdaş eleştirmenlerin tepkisinin nedenlerinden biriydi.
- A — Manet, Laure'nin yüzünü beyaz başörtüsü ve pembe giysiyle çerçeveleyerek okunur tuttu.
Referans görseller
- Özgün animasyon: 1865 Salonu'nda resmin önünde toplanan kalabalık; salondaki öbür çıplak tanrıçalarla karşılaştırma.
- Özgün animasyon: Monet'nin bağış listesi; 1890'da Lüksemburg Müzesi, 1907'de Louvre, 1986'da Orsay.
- Özgün animasyon: aynı iki yüzün, açık ve koyu tenin, önce cepheden ışıkla koyu bir fonda, sonra yandan ışıkla ve açık bir değerle yeniden boyanması.
Sonraki derse köprü
Manet'nin düz renk alanları ve keskin konturları, kaynaklara göre o yıllarda Paris'e ulaşan ve sanatçılar arasında büyük ilgi gören Japon renkli baskılarıyla da ilişkilendirilir. Bu baskıların en ünlülerinden biri, Olympia'dan otuz yıl kadar önce, Edo'da bir tahta kalıptan basılmıştı: pençe gibi kıvrılan dev bir dalga, dalganın içinde küçük kayıklar ve uzakta, dalganın altından görünen küçük, karlı bir dağ. Sonraki derste Hokusai'nin Kanagawa'da Büyük Dalga'sını ve dünyanın en çok kopyalanan dalgasının hikâyesini ele alıyoruz.