Öğrenme hedefi
Yaşlı Pieter Bruegel'in Viyana'daki Kunsthistorisches Museum'da bulunan 1563 tarihli Babil Kulesi'nin hangi hikâyeyi anlattığını, kulenin nasıl tasarlandığını ve neden hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi göründüğünü açıklayabileceksin. Kutsal Kitap'taki anlatıyı ve onun bir kibir alegorisi olarak okunmasını tanıyabilecek; Bruegel'in antik ve Romanesk mimariden aldığı öğelerle kurduğu hayalî yapıyı ve kulenin inşaatındaki çelişkileri gösterebilecek; eski bir hikâyenin on altıncı yüzyıl Flaman limanıyla birlikte resmedilmesinin anlamını tartışabilecek; kompozisyonun gözü kraldan kuleye ve limana nasıl taşıdığını çizebilecek ve kralın maiyeti ile çalışan taş ustalarının tenleri arasındaki farkın neyi anlattığını değerlendirebileceksin.
Kanca
Bruegel'in kulesi neden hiç bitmiyor?
Kule, bir kentin ve limanın üzerinde, bulutları delen bir dağ gibi yükselir. Yüzlerce kemer, pencere, merdiven ve iskeleyle kaplı, halka halka üst üste binen katları vardır. Tepede yeni tuğlalar kırmızı kırmızı parlar, vinçler çalışır, küçücük işçiler taş taşır. Ama bakış aşağı indikçe bir tuhaflık fark edilir: alt katlar henüz bitmemiş, bazı kemerlerin içi boş, bazı bölümler çökmüş gibidir; kulenin göbeğinde ise hiç yontulmamış çıplak bir kaya durur. Üst katlar yükselirken alt katlar tamamlanmamıştır. Bu kule nasıl ayakta kalıyor ve ressam neden onu hem bu kadar büyük hem de bu kadar kusurlu gösterdi?
Bağlam
Viyana'daki Kunsthistorisches Museum'un resim galerisinde, 114,4 × 155,5 santimetrelik bir meşe pano durur; üzerindeki resim yağlı boyayla yapılmıştır. Müzenin kaydına göre resim 1563 tarihlidir ve envanter numarası Gemäldegalerie 1026'dır. Ön plandaki bir taş bloğun üzerinde, Latince harflerle ressamın imzası ve tarih okunur: «BRVEGEL. FE. M.CCCCC.LXIII», yani «Bruegel yaptı, 1563».
Müzenin kaydı resmin ilk sahibini de verir: 1566'da Anvers'te yaşayan varlıklı tüccar ve koleksiyoncu Nicolaas Jongelinck. Resim daha sonra, kayda göre büyük olasılıkla Anvers kentinin, sonra Kutsal Roma İmparatoru II. Rudolf'un ve Arşidük Leopold Wilhelm'in koleksiyonlarına geçti. Müze, bu resmin kulenin en ünlü, en çok kopyalanan ve üzerinde en çok çeşitleme yapılan klasik tasviri hâline geldiğini belirtir.
Ana anlatım
Kule hangi hikâyeyi anlatıyor?
Kutsal Kitap'ın Tekvin kitabındaki anlatıya göre tufandan sonra insanlar, tek bir dil konuşan bir halk olarak Şinar ovasına yerleşti ve kendilerine bir kent ve tepesi göklere erişecek bir kule yapmaya karar verdi. Tanrı onların dilini karıştırdı; birbirlerini anlayamaz hâle gelen insanlar kulenin yapımını bıraktı ve dünyanın dört bir yanına dağıldı. Kentin adı, anlatıya göre bu karışıklıktan dolayı Babil oldu.
Kibir alegorisi (allegory of pride), insanın kendi gücüne ve başarısına aşırı güvenerek sınırlarını aşmaya çalışmasının ve bunun sonunda başarısızlığa uğramasının, bir hikâye ya da imge aracılığıyla ahlaki bir ders olarak anlatılmasıdır. Babil Kulesi hikâyesi Orta Çağ'dan beri bu biçimde okunmuştur. Bruegel'in resminde bu kibir bir figürde de somutlaşır: sol alt köşede, taş ocağının kenarında, beyaz bir pelerin giymiş, taçlı bir kral maiyetiyle birlikte ustaların çalışmasını denetlemeye gelmiştir. Geleneksel yoruma göre bu kral, kulenin yapımını başlatan Nemrut'tur. Önündeki taş ustalarından bazıları diz çökmüş, başlarını yere eğmiştir.
Bruegel kuleyi nasıl kurdu?
Mimari fantezi (architectural fantasy), gerçekte var olmayan ya da var olamayacak bir yapının, gerçek mimari öğelerden alınan parçaların hayal gücüyle birleştirilmesiyle resmedilmesidir. Kunsthistorisches Museum'a göre Bruegel, kulenin dış yüzündeki taş yapıda antik ve Romanesk mimariden öğeleri birleştirir. Kulenin halka halka yükselen kemerli katları, pek çok araştırmacıya Roma'daki Kolezyum'u hatırlatır; kaynaklara göre Bruegel 1550'lerin başında İtalya'ya ve Roma'ya bir yolculuk yapmıştı.
Sarmal rampa (spiral ramp), bir yapının çevresinde dönerek yükselen ve yapının katları arasında malzeme ve insan taşınmasını sağlayan eğimli yoldur. Bruegel'in kulesinde katlar düz halkalar değil, bir rampa gibi dönerek yükselen bir sarmal oluşturur. Bazı yorumculara göre kemerler, eğimli zemine göre değil, bu sarmala dik yerleştirilmiştir; bu da her katı hafifçe yamuk ve yapıyı dengesiz kılar. Kulenin göbeğinde yontulmamış bir kaya kütlesi görülür; kule sanki doğal bir kayanın çevresine sarılarak yükselir.
Bruegel kulenin büyüklüğünü ölçekle hissettirir. Sol alttaki kral ve ustalar görece büyük boyanmıştır; kulenin kapılarında ve pencerelerinde çalışan işçiler ise bir iğne ucundan büyük değildir. Limandaki gemiler, kulenin tabanındaki bir kemerin yanında oyuncak gibi kalır. Bu ölçek sıçramaları, izleyiciye kulenin binlerce insanın emeğini yutan bir yapı olduğunu düşündürür. Kaynaklara göre Bruegel aynı konuyu daha küçük bir resimde de işledi ve o resim bugün Rotterdam'daki Boijmans Van Beuningen Müzesi'ndedir; Viyana'daki büyük resim ise konunun en tanınan hâli olarak kaldı.
Kulenin hiç bitmeyecekmiş gibi görünmesinin nedeni, resmin kendi içindeki bu çelişkilerdir. Tepede yeni, kırmızı tuğlalı katlar yükselirken, alt katlarda kemerler boş kalmış, bazı bölümler yarım bırakılmıştır. Sağ tarafta kule, henüz bitmeden yıpranmış ya da çökmüş gibi görünen yüzeylerle kaplıdır. İnşaat, yukarıya doğru ilerlerken aşağıda dağılmaktadır. Bruegel, Tekvin'deki hikâyenin sonunu, yani dillerin karışmasını ve halkın dağılmasını göstermez; onun yerine bu sonun kaçınılmazlığını, yapının kendi kusurlarında görünür kılar.
Neden bir Flaman limanı?
Anakronizm (anachronism), bir olayın, kişinin ya da nesnenin, ait olduğu zamandan farklı bir zamanın öğeleriyle birlikte gösterilmesidir. Bruegel'in kulesi, Kutsal Kitap'ın çok eski bir zamanında geçen bir hikâyeyi anlatır; ama çevresindeki dünya on altıncı yüzyılın Felemenk'idir. Müzeye göre perspektifi, kulenin yanında küçücük kalan ve bir Flaman limanına benzeyen liman kurar. Sağda yelkenli gemiler, yük salları ve iskeleler; solda, kırmızı çatılı evleriyle bir Kuzey Avrupa kenti görülür.
Ansiklopedik ayrıntı (encyclopaedic detail), bir resimde bir konunun, bir mesleğin ya da bir dünyanın çok sayıda farklı öğesinin, bir ansiklopedinin sayfaları gibi titizlikle ve eksiksiz gösterilmesidir. Kunsthistorisches Museum'a göre Bruegel, sayısız teknik ve zanaat sürecini titizlikle ve ansiklopedik bir ayrıntıyla gösterir. İnsanların içinde yürüyerek döndürdüğü tekerlekli vinçler, taş yontan ustalar, iskele kuran işçiler, harç taşıyanlar, çekiçler ve halatlar, kulenin yüzeyine dağılmış küçük sahnelerdir.
Bu dünya, resmin ilk sahibi Jongelinck'in yaşadığı Anvers'e yakındır. On altıncı yüzyılın ortasında Anvers, kaynaklara göre Avrupa'nın en büyük ticaret limanlarından biriydi; farklı ülkelerden gelen tüccarlar orada farklı dillerle iş yapıyordu. Bazı yorumcular, Bruegel'in dillerin karıştığı bir hikâyeyi, çok dilli bir liman kentinin gözünden resmetmesini bu bağlamla ilişkilendirir. Resim, eski bir ahlak dersini, izleyicisinin tanıdığı bir kentin ve limanın içine taşır.
Göz nasıl dolaşır ve çalışan bedenler nasıl boyanmış?
Resmin iskeleti, sol alttaki kral grubundan başlayıp kuleye ve oradan sağdaki limana uzanan geniş bir çaprazla kurulur. Kule, tuvalin merkezinin biraz sağında devasa bir kütle olarak durur; ufuk çizgisi resmin üst yarısında durur ve bakış yüksek bir noktadan aşağıya, kentin ve limanın üzerine doğrudur. Göz çoğu zaman önce kulenin kütlesine, sonra sol alttaki beyaz pelerinli krala ve diz çöken ustalara iner; oradan kulenin sarmal katlarını tırmanarak tepedeki kırmızı tuğlalara çıkar ve son olarak sağdaki limanın gemilerine kayar. Tepenin yanında asılı duran küçük bir bulut, kulenin göğe ne kadar yaklaştığını ölçer.
Sol alttaki grup, resmin ten dersini de taşır. Kralın ve maiyetinin yüzleri, açık, pembemsi ve korunmuş tenlerle, süslü giysiler içinde boyanmıştır. Önlerindeki taş ustalarının yüzleri ve kolları ise daha koyu, kızılımsı ve yıpranmış bir tondadır; güneş altında, taş tozunun içinde çalışan bedenlerin tenidir. Bruegel burada tenleri bir güzellik kuralına göre değil, hayatın koşullarına göre ayırır: aynı toplumun içinde, farklı işler yapan insanların tenleri, o işlerin izini taşır.
Bu gözlem bugün de işe yarar. Açık havada çalışan birinin yüzü, alın, burun ve elmacık kemiklerinde güneşin koyulaştırdığı, boyun ve kulak arkasında ise daha açık kalan bölgeler taşır. Esmer ya da çok koyu bir tende bu fark daha ince ama yine de okunur olabilir; açık bir tende ise kızarıklık ve yanık belirgin biçimde öne çıkar. Bir figürün tenini boyarken yalnızca kökenine değil, hayatına, işine ve ışığa ne kadar maruz kaldığına da bakmak, figürü tek bir renk kalıbından kurtarır.
Uygulama
Böylece Bruegel'in taş ustalarında gördüğün gibi, bir tenin yalnızca bir kökeni değil, bir çalışma hayatını ve güneşle geçen saatleri de taşıdığını kendi gözlemine dayanarak göstermiş olursun.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışKulenin gerçek bir yapının resmi olduğunu sanmak.
Bruegel antik ve Romanesk öğeleri birleştirerek hayalî bir mimari kurar.
Yaygın yanlışResmin, hikâyenin sonunu, dillerin karışmasını gösterdiğini söylemek.
Bruegel inşaatın sürdüğü anı gösterir; başarısızlığı yapının kendi kusurlarıyla sezdirir.
Yaygın yanlışFlaman limanını ressamın bir hatası saymak.
Eski bir hikâyeyi kendi çağının dünyasıyla göstermek, bilinçli bir anakronizmdir ve hikâyeyi izleyiciye yaklaştırır.
Yaygın yanlışBütün figürlerin tenini tek bir karışımla boyamak.
Bruegel, kralın maiyeti ile taş ustalarını, hayatlarının ve işlerinin izini taşıyan farklı tenlerle ayırır.
Kapanış
Bruegel'in kulesi neden hiç bitmiyor? Çünkü ressam onu, yukarıya doğru yükselirken aşağıda dağılan bir yapı olarak kurdu. Tekvin'deki hikâyede insanlar göğe ulaşacak bir kule yapmaya kalkışır ve dilleri karıştırılınca dağılır; Bruegel bu sonu göstermez, ama yontulmamış bir kayaya sarılan, yamuk sarmal katları olan, alt kemerleri boş kalmış bir yapıyla onu kaçınılmaz kılar. Sol alttaki kral, diz çöken ustaların önünde bu kibrin yüzüdür. Kule, Kolezyum'u anımsatan antik ve Romanesk öğelerle kurulmuş hayalî bir mimaridir; çevresi ise on altıncı yüzyılın bir Flaman limanı ve kentidir. Ansiklopedik ayrıntıyla gösterilen vinçler, iskeleler ve işçiler, inşaatın bütün emeğini yüzeye yayar. Kralın korunmuş teni ile taş ustalarının yıpranmış teni arasındaki fark, bu emeğin kimin bedeninde biriktiğini de gösterir. Ödevde kraldan kuleye ve limana uzanan çaprazı ve gözünün kulenin sarmalını nasıl tırmandığını çizeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Ansiklopedik ayrıntı | Encyclopaedic detail | Bir konunun ya da dünyanın çok sayıda öğesinin titizlikle ve eksiksiz gösterilmesi |
| Anakronizm | Anachronism | Bir olayın ait olduğu zamandan farklı bir zamanın öğeleriyle birlikte gösterilmesi |
| Kibir alegorisi | Allegory of pride | İnsanın sınırlarını aşma çabasının ve başarısızlığının ahlaki bir ders olarak anlatılması |
| Sarmal rampa | Spiral ramp | Bir yapının çevresinde dönerek yükselen, katlar arasında taşımayı sağlayan eğimli yol |
| Mimari fantezi | Architectural fantasy | Gerçek mimari öğelerin hayal gücüyle birleştirilmesiyle resmedilen hayalî yapı |
Ödev
Eserin kompozisyon iskeletini çiz ve göz yolunu işaretle.
- Kunsthistorisches Museum'un sitesindeki büyütülebilir görüntüye bakarak resmin çerçevesini çiz ve içine kulenin kütlesini, tabanı geniş, tepesi dar bir koni olarak yerleştir.
- Sol alttaki kral grubunu küçük bir üçgen, sağdaki limanı yatay bir bant olarak işaretle ve bu üç öğeyi birbirine bağlayan çaprazı noktalı bir çizgiyle göster.
- Kulenin sarmal katlarını, tabandan tepeye dönen bir yay dizisiyle çiz; gözünün bu yaylar boyunca nerede durakladığını, her durakta küçük bir yıldız işaretiyle ve yanına orada gördüğün bir ayrıntıyı, bir vinci, bir iskeleyi ya da bir işçiyi yazarak belirt.
- Çiziminin altına, kulenin tepesindeki kırmızı katlar ile alttaki boş kemerlerin yan yana durmasının, kulenin bitmezliğini nasıl hissettirdiğini açıklayan iki cümle ekle.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Kraldan kuleye ve limana uzanan çaprazı ve kulenin koni biçimini resmin gerçek biçimlerine dayandırdın mı?
- Oran ve Çizim: Kulenin, kentin ve limanın büyüklüklerini birbirine göre doğru ölçüde gösterdin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Yıldızla işaretlediğin durakların her birinde somut bir ayrıntıyı adıyla yazabildin mi?
- Değer (Ton): Tepedeki kırmızı tuğlalar ile alttaki açık taş katlar arasındaki değer farkını çiziminde belirttin mi?
Kendini sına
1. Kunsthistorisches Museum'a göre resmin ilk sahibi kimdi?
- A) II. Felipe.
- B) Anverslı koleksiyoncu Nicolaas Jongelinck.
- C) Leonardo da Vinci.
- D) Nassau kontları.
2. Tekvin'deki anlatıya göre kulenin yapımı neden bırakıldı?
- A) Tanrı insanların dilini karıştırdığı ve birbirlerini anlayamadıkları için.
- B) Bir deprem kuleyi yıktığı için.
- C) Taş tükendiği için.
- D) Kral öldüğü için.
3. Bruegel'in kulesini hiç bitmeyecekmiş gibi gösteren nedir?
- A) Kulenin tamamen bitmiş ve kusursuz görünmesi.
- B) Kulenin yalnızca taslak olarak çizilmesi.
- C) Tepede yeni katlar yükselirken alt katların boş ve yarım kalmış olması.
- D) Kulenin sisle tamamen örtülmesi.
4. Resimdeki Flaman limanı neyin örneğidir?
- A) Bir perspektif hatasının.
- B) Resmin sonradan değiştirilmesinin.
- C) Kulenin gerçek yerinin.
- D) Eski bir hikâyeyi kendi çağının dünyasıyla gösteren bilinçli bir anakronizmin.
5. Kralın maiyeti ile taş ustalarının tenleri arasındaki fark neyi gösterir?
- A) Farklı işler yapan insanların tenlerinin, hayatlarının ve güneşe maruz kalışlarının izini taşımasını.
- B) Ressamın boyası bittiği için farklı renkler kullanmasını.
- C) Figürlerin farklı ressamlarca boyanmasını.
- D) Hiçbir fark olmadığını.
Cevaplar
- B — Resim daha sonra II. Rudolf'un ve Leopold Wilhelm'in koleksiyonlarına geçti.
- A — Birbirini anlayamayan insanlar dünyanın dört bir yanına dağıldı.
- C — İnşaat yukarıya doğru ilerlerken aşağıda dağılmaktadır.
- D — Müzeye göre kulenin yanında küçük kalan liman resmin perspektifini de kurar.
- A — Bruegel tenleri bir güzellik kuralına göre değil, hayatın koşullarına göre ayırır.
Referans görseller
- Özgün animasyon: kulenin sarmal katları boyunca tabandan tepeye çıkan bir kamera yolculuğu; tepede yükselen kırmızı katlar, aşağıda boşalan kemerler.
- Özgün animasyon: Roma'daki Kolezyum'un kemerli halkalarının Bruegel'in kulesine dönüşmesi.
- Özgün animasyon: kralın ve bir taş ustasının yüzlerinin yan yana büyütülmesi; güneşe dönük ve korunan ten bölgelerinin farklı tenlerde karşılaştırılması.
Sonraki derse köprü
Bruegel'in kulesinde insan kibri, göğe tırmanan bir yapının kusurlarında görünüyordu. Ondan otuz yıl önce, 1533'te Londra'da, Alman asıllı bir saray ressamı iki genç Fransız elçiyi, küreler, ölçü aletleri, kitaplar ve bir çalgıyla dolu bir masanın iki yanında, gerçek boyutlarına yakın bir ölçekte resmetti. Ama resmin alt ortasında, önden bakınca ne olduğu anlaşılmayan, yere çapraz uzanmış garip bir şekil vardır. Sonraki derste Hans Holbein'in Elçiler'ini ve bu şeklin ne olduğunu ele alıyoruz.