Öğrenme hedefi
Sandro Botticelli'nin Floransa'daki Uffizi Galerisi'nde bulunan Venüs'ün Doğuşu'nun hangi hikâyeyi anlattığını, kimin için ve hangi malzemeyle yapıldığını ve bir pagan tanrıçanın on beşinci yüzyıl Floransa'sında büyük boy bir resmin konusu olmasının ne anlama geldiğini açıklayabileceksin. Resimdeki figürleri tanıyabilecek; tuval üzerine temperanın bu resim için neden seçildiğini anlatabilecek; Venüs'ün duruşunun antik heykellerden nasıl türetildiğini ve gerçek bir bedenin ağırlığından nasıl ayrıldığını gösterebilecek; resmi bir felsefi alegori olarak okuyan yorumları tartışabilecek ve ideal güzellik anlayışının tenleri nasıl tek bir renge indirgediğini, resmin kendi figürleri arasındaki farkla birlikte değerlendirebileceksin.
Kanca
Bir tanrıça tuvale nasıl döndü?
Bin yıldan uzun bir süre boyunca Avrupa'da büyük resimlerin konusu neredeyse hep aynı kaynaktan geldi: Kutsal Kitap'tan, azizlerin hayatlarından, kilisenin öğretisinden. Antik Yunan ve Roma'nın tanrıları ve tanrıçaları, el yazmalarında, şiirlerde, bazen bir sandığın kapağında ya da bir tabağın üstünde yaşıyordu; ama bir kilise sunağı kadar büyük bir yüzeyde, çıplak bir tanrıçanın merkeze konduğu bir resim çok nadirdi. 1480'lerde Floransa'da bir ressam, iki buçuk metreyi aşan bir tuvalin ortasına, denizden yeni doğmuş, bir deniz kabuğunun üstünde kıyıya sürüklenen Venüs'ü yerleştirdi. Bu tanrıça, bir Hristiyan kentinin varlıklı evlerine nasıl girdi ve ressam ona hangi bedeni verdi?
Bağlam
Floransa'daki Uffizi Galerisi'nin Botticelli salonunda, 172,5 × 278,5 santimetrelik yatay bir resim durur. Galerinin kaydına göre resim 1485 dolaylarında, tuval üzerine temperayla yapılmıştır ve envanter numarası 1890 n. 878'dir. Uffizi'nin anlatımına göre resim, deniz köpüğünden doğan ve rüzgârlarla Kıbrıs kıyısına sürüklenen Venüs'ü gösterir.
Galerinin açıklamasına göre bu konuyu büyük olasılıkla Medici çevresinin şairi Agnolo Poliziano önerdi; resmi Medici ailesinden birinin ısmarladığı düşünülür. Ama resme ilişkin ilk belgelenmiş söz, Giorgio Vasari'nin onu, on beşinci yüzyılın ortasından beri Medici ailesinin yan kolunun elinde bulunan Castello'daki villada gördüğünü anlatan satırlarıdır. Resim bir kilise için değil, özel bir aile evi için yapılmıştı. Bu, konusunun da, malzemesinin de nedenini açıklar.
Ana anlatım
Resimde kimler var ve hikâye nereden geliyor?
Mitolojik resim (mythological painting), konusunu antik Yunan ve Roma mitolojisinden, tanrıların, tanrıçaların ve kahramanların hikâyelerinden alan resim türüdür. On beşinci yüzyılın ikinci yarısında Floransa'da, antik metinlerin ve heykellerin yeniden incelenmesiyle birlikte bu tür, varlıklı ailelerin evleri için yapılan resimlerde giderek daha sık görülmeye başladı.
Uffizi'nin anlatımına göre resmin solunda, havada birbirine sarılmış iki figür vardır: batı rüzgârı Zefiros ve büyük olasılıkla Aura, yani hafif esinti. Zefiros'un şişirdiği yanaklardan çıkan nefes, Venüs'ü kıyıya doğru iter; çevrelerinde güller uçuşur. Ortada, dev bir tarak kabuğunun üstünde, Venüs ayaktadır; galerinin deyişiyle bir inci kadar saf ve kusursuz. Uzun, altın vurgulu sarı saçları bedenini örter. Sağda, kıyıda, çiçek desenli beyaz bir elbise giymiş genç bir kadın, Venüs'ü örtmek için çiçeklerle bezeli bir pelerin uzatır. Uffizi'ye göre bu kadın bazen Güzellik Tanrıçaları'ndan biri, bazen de baharın Hora'sı, yani mevsim tanrıçası olarak tanımlanır. Sağdaki portakal ağaçları ise, galeriye göre, aile adıyla yapılan bir sözcük oyunu aracılığıyla Medici hanedanını simgeler.
Resmin arkasında bir şiir geleneği de vardır. Venüs'ün deniz köpüğünden doğuşu, antik Yunan şiirlerinde anlatılan eski bir hikâyedir; Poliziano da, kaynaklara göre, Medici çevresi için yazdığı dizelerde tanrıçanın bir kabuk üstünde kıyıya sürüklenişini, rüzgârları ve onu karşılayan mevsim tanrıçalarını betimlemişti. Botticelli'nin görevi, bu sözcükleri bir resme çevirmekti: rüzgârın nefesini görünür kılmak, köpüğü bir kabuğa, bahar esintisini uçuşan güllere dönüştürmek. Resim bu yüzden bir gözlemin değil, okunmuş ve paylaşılmış bir edebî imgenin görselleştirilmesidir; onu ilk görenler, büyük olasılıkla hikâyeyi ve şiiri zaten biliyordu.
Neden tuval ve neden tempera?
Botticelli'nin zamanında Floransa'da büyük resimlerin çoğu ahşap panolara ya da duvarlara yapılırdı. Uffizi, Venüs'ün Doğuşu'nun Botticelli'nin öbür büyük mitolojik resmi Bahar'dan farklı olarak tuvale yapıldığını vurgular; galeriye göre tuval, on beşinci yüzyıl boyunca soylu evler için yapılan süsleme amaçlı işlerde yaygın olarak kullanılan bir taşıyıcıydı. Tuval, ahşap bir panoya göre çok daha hafifti; büyük bir yüzeyi taşımak ve bir villanın odasına asmak kolaydı.
Resim yumurta temperasıyla yapılmıştır. Tempera hızlı kurur ve boya katmanları birbirine yağlı boyadaki gibi yumuşakça karıştırılamaz; ressam bu yüzden gölgeleri ve geçişleri ince, çoğu zaman çizgisel fırça darbeleriyle üst üste kurar. Bu teknik, Botticelli'nin resmine özgü o berrak, açık ve biraz mat yüzeyi verir. Venüs'ün saçlarındaki altın vurgular, yapraklardaki ve pelerindeki ince ışıltılar, yüzeyin tamamına yayılan eşit bir aydınlığın içinde parlar. Denizin dalgaları bile, gözlemden çok bir desen gibi, düzenli ve küçük V biçimli çizgilerle işaretlenmiştir.
Venüs'ün bedeni nasıl kurulmuş?
Utangaç Venüs (Venus pudica), antik heykeltıraşlıkta tanrıçanın bir eliyle göğsünü, öbür eliyle kasıklarını örterek gösterildiği duruş tipidir. Uffizi, Botticelli'nin figürlerini tasarlarken klasik heykellerden ve Lorenzo de' Medici'nin koleksiyonundaki antik Helenistik oyma taşlardan esinlendiğini belirtir. Venüs'ün duruşu bu antik tipe dayanır: sağ eli göğsünün üstünde, sol eli ise uzun saçlarının bir tutamını kasıklarının önünde tutar.
Kontrapost (contrapposto), ayakta duran bir figürün ağırlığını tek bir bacağa verdiği, bu yüzden kalçaların ve omuzların birbirine ters yönde eğildiği ve bedenin hafif bir S eğrisi çizdiği duruştur. Venüs'ün ağırlığı sol bacağındadır, sağ dizi hafifçe bükülmüştür; ama bu kontrapost, bir heykeldeki kadar sağlam değildir. Beden, kabuğun kenarında ağırlıksız bir biçimde durur, neredeyse süzülür. Boyun alışılmıştan uzundur, omuzlar keskin bir eğimle aşağı iner, sol kol gövdeden uzun görünür. Bunlar bir hata değil, bir tercihtir: Botticelli gerçek bir bedenin ağırlığını ve oranlarını değil, akıcı bir çizginin zarafetini öne çıkarır.
Kompozisyon da bu zarafete hizmet eder. Venüs, tuvalin dikey ekseninin hemen yakınında durur. Soldaki rüzgârlar, yukarıdan aşağıya uzanan bir çaprazla, sağdaki Hora ise pelerinini yukarı kaldıran açılı bir biçimle ona doğru eğilir. İki yan grup, ortadaki figürü bir kemer gibi çevreler; göz soldaki rüzgârların nefesinden Venüs'e, oradan uçuşan pelerine ve yeniden merkeze döner. Deniz ve kıyı neredeyse hiç derinlik taşımaz; ufuk alçak ve sadedir, figürler bir sahnenin önünde dizilmiş gibi durur.
Güzellik neyi temsil ediyor ve tenler nasıl boyanmış?
Yeni Platonculuk (Neoplatonism), antik filozof Platon'un düşüncelerini yeniden yorumlayan ve on beşinci yüzyıl Floransa'sında, Medici çevresindeki düşünürlerin, kaynaklara göre özellikle Marsilio Ficino'nun etkisiyle yayılan, dünyevi güzelliği ilahi bir güzelliğin yansıması olarak gören felsefi akımdır. Bazı sanat tarihçileri Venüs'ün Doğuşu'nu bu açıdan, tanrıçayı bedensel aşkın değil, ruhu yücelten ilahi güzelliğin bir simgesi olarak okur. Bu yorum etkilidir; ama resmin Yeni Platoncu bir programla yapıldığını gösteren doğrudan bir belge yoktur ve başka araştırmacılar resmi daha çok şiirsel bir mitoloji sahnesi olarak görür.
İdeal güzellik (ideal beauty), bir sanatçının tek bir gerçek modeli değil, kendi döneminin kusursuz saydığı oranları, yüz çizgilerini ve ten rengini birleştirerek kurduğu, hiçbir gerçek bedende tam olarak bulunmayan güzellik imgesidir. Venüs'ün teni bu idealin bir parçasıdır: neredeyse gölgesiz, fildişine ve açık bir mermere benzeyen, çok açık ve eşit bir tondur; yalnızca yanaklarda, dudaklarda ve dizlerde hafif bir pembelik belirir. Bu ten, antik mermer heykellerin yüzeyini hatırlatır; tanrıça, heykelden resme geçmiş gibidir.
Resmin kendi içinde bile tenler aynı değildir. Soldaki Zefiros'un bedeni belirgin biçimde daha koyu, daha kırmızımsı ve daha sıcak bir tonda boyanmıştır; yanındaki Aura ve Venüs ise çok daha açıktır. Kaynaklara göre erkek figürlerini daha koyu, kadın figürlerini daha açık tenle göstermek, antik sanattan Rönesans'a uzanan köklü bir resim alışkanlığıydı. Yaygın bir açıklamaya göre bu alışkanlık gözlemden değil, toplumsal rollerden ve güzellik kurallarından doğuyordu: dışarıda, güneş altında yaşayan bedene koyu, evde kalan ve korunan bedene açık ten atfediliyordu. Botticelli'nin ideal güzelliği, bu yüzden aynı zamanda belirli bir ten rengini güzelliğin ölçüsü yapan bir idealdir. Bugün bir tanrıça, bir kahraman ya da ideal bir figür boyayan bir ressam, bu alışkanlığın farkında olarak, güzelliği tek bir açık tonla sınırlamak yerine, zeytin, buğday, bakır ya da derin kahverengi tenlerin de kendi ışıklarıyla idealleştirilebileceğini düşünebilir.
Uygulama
Böylece gerçek bir bedenin ağırlığı ile idealleştirilmiş bir çizginin zarafeti arasındaki farkı ve idealleştirme yaparken bile gerçek bir tenin rengini koruyabileceğini kendi çizimlerinde görebilirsin.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışVenüs'ün uzun boynunu ve eğimli omuzlarını bir çizim hatası sanmak.
Botticelli gerçek oranlardan bilerek uzaklaşır ve çizginin zarafetini öne çıkarır.
Yaygın yanlışYeni Platoncu okumayı resmin tek ve kanıtlanmış anlamı saymak.
Bu etkili bir yorumdur, ama doğrudan bir belgeyle desteklenmez; başka okumalar da vardır.
Yaygın yanlışResmi bir kilise için yapılmış sanmak.
Uffizi'ye göre ilk belgelenmiş sözü, Medici ailesinin Castello'daki villasında görüldüğünü anlatır.
Yaygın yanlışİdeal güzelliği tek bir açık tenle özdeşleştirmek.
Resmin kendi içinde bile Zefiros'un teni daha koyudur; açık ten bir gözlem değil, bir dönemin kuralıydı.
Kapanış
Bir tanrıça tuvale nasıl döndü? Floransa'nın varlıklı bir ailesinin evine, bir şairin önerdiği antik bir hikâyeyle ve kolayca taşınıp asılabilen hafif bir tuvalin üstünde. Botticelli, Uffizi'ye göre klasik heykellerden ve Medici koleksiyonundaki antik oyma taşlardan esinlenerek Venüs'e antik utangaç Venüs duruşunu verdi; ama onun bedenini gerçek bir ağırlıkla değil, uzun bir boyun, eğimli omuzlar ve akıcı bir çizgiyle kurdu. Tempera, yüzeye berrak ve eşit bir aydınlık verdi; rüzgârlar ve Hora, tanrıçayı iki yandan bir kemer gibi çevreledi. Bazı yorumcular bu güzelliği ilahi bir güzelliğin simgesi olarak okudu. Aynı güzellik, Venüs'ün mermer gibi açık teni ile Zefiros'un koyu teni arasındaki farkta, bir dönemin güzellik kurallarını da taşır. Ödevde tanrıçayı iki yandan kuşatan kemeri ve gözünün rüzgârlardan pelerine uzanan yolunu çizerek, merkezdeki figürün nasıl öne çıktığını göstereceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Utangaç Venüs | Venus pudica | Tanrıçanın elleriyle göğsünü ve kasıklarını örterek gösterildiği antik duruş tipi |
| Kontrapost | Contrapposto | Ağırlığın tek bacağa verildiği, kalça ve omuzların ters yönde eğildiği duruş |
| Yeni Platonculuk | Neoplatonism | Dünyevi güzelliği ilahi güzelliğin yansıması olarak gören, Rönesans Floransa'sında yayılan felsefi akım |
| Mitolojik resim | Mythological painting | Konusunu antik tanrıların, tanrıçaların ve kahramanların hikâyelerinden alan resim türü |
| İdeal güzellik | Ideal beauty | Dönemin kusursuz saydığı oranlardan ve tonlardan kurulan, hiçbir gerçek bedende tam bulunmayan güzellik imgesi |
Ödev
Eserin kompozisyon iskeletini çiz ve göz yolunu işaretle.
- Uffizi'nin sitesindeki görüntüden yararlanarak resmin dış çerçevesini yatay bir dikdörtgen olarak çiz ve içini üç dikey bölgeye, rüzgârlar, Venüs ve Hora için ayır.
- Rüzgârların ve Hora'nın merkezdeki figüre doğru eğilen biçimlerini birer eğri ile göster; bu iki eğrinin Venüs'ün üstünde bir kemer gibi birleşip birleşmediğine bak.
- Gözünün resimde gezindiği yolu kalın bir kurşun kalemle, hiç kaldırmadan tek bir kesintisiz çizgiyle izle; çizginin en çok dolandığı ve en kısa geçtiği bölgeleri renkli kalemle işaretle.
- Çiziminin yanına, iki yan grubun Venüs'ü öne çıkarmak için nasıl çalıştığını anlatan iki cümle ekle.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Üç bölgeyi ve iki yan grubun merkeze eğilen hareketini resimdeki gerçek biçimlere dayandırarak çizdin mi?
- Oran ve Çizim: Venüs'ün boyunu, kabuğun genişliğini ve iki yan grubun büyüklüğünü birbirine göre orantılı gösterdin mi?
- Kenar ve Ayrıntı: Kesintisiz çizginin hangi keskin konturlarda hızlanıp hangi ayrıntılı bölgelerde yavaşladığını fark ettin mi?
- Teknik ve Malzeme: Temperanın çizgisel geçişlerini ve altın vurgularını, bir yağlı boya resmin geçişlerinden ayırt edebildin mi?
Kendini sına
1. Uffizi'ye göre resmin taşıyıcısı ve tekniği nedir?
- A) Ahşap pano üzerine yağlı boya.
- B) Duvar üzerine fresk.
- C) Tuval üzerine tempera.
- D) Kâğıt üzerine suluboya.
2. Resme ilişkin ilk belgelenmiş söz nerede görüldüğünü anlatır?
- A) Castello'daki Medici villasında.
- B) Floransa Katedrali'nde.
- C) Roma'da Papa'nın sarayında.
- D) Venedik'te bir kilisede.
3. Utangaç Venüs duruşunu tanımlayan özellik hangisidir?
- A) Tanrıçanın kollarını havaya kaldırması.
- B) Tanrıçanın oturarak gösterilmesi.
- C) Tanrıçanın sırtının dönük olması.
- D) Tanrıçanın elleriyle göğsünü ve kasıklarını örtmesi.
4. Venüs'ün uzun boynu ve eğimli omuzları neyi gösterir?
- A) Ressamın anatomi bilmediğini.
- B) Gerçek oranlardan bilerek uzaklaşan, çizginin zarafetini öne çıkaran bir tercihi.
- C) Resmin sonradan onarıldığını.
- D) Modelin gerçek boyunu.
5. Zefiros'un teninin Venüs'ünkinden daha koyu boyanması neyi yansıtır?
- A) Erkek figürlerini daha koyu, kadın figürlerini daha açık tenle gösteren köklü bir resim alışkanlığını.
- B) Boyanın zamanla koyulaşmasını.
- C) Zefiros'un başka bir ressam tarafından boyanmasını.
- D) Işığın yalnızca Venüs'e vurmasını.
Cevaplar
- C — Galeriye göre tuval, soylu evler için yapılan süsleme işlerinde yaygın bir taşıyıcıydı.
- A — Bu söz Vasari'nin anlatımından gelir; resim bir aile evi için yapılmıştı.
- D — Botticelli bu antik tipi klasik heykellerden ve oyma taşlardan öğrenmişti.
- B — Botticelli gerçek bir bedenin ağırlığı yerine akıcı bir çizgiyi seçer.
- A — Bu alışkanlık gözlemden değil, toplumsal rollerden ve güzellik kurallarından doğuyordu.
Referans görseller
- Özgün animasyon: Zefiros'un nefesiyle kıyıya sürüklenen kabuk; uçuşan güller ve Hora'nın açtığı pelerin.
- Özgün animasyon: antik bir utangaç Venüs heykelinin siluetinin Botticelli'nin figürüne dönüşmesi; boynun uzaması ve omuzların eğilmesi.
- Özgün animasyon: Zefiros'un ve Venüs'ün tenlerinin yan yana örneklenmesi; aynı ideal çizginin açık, zeytin ve koyu tenlerle yeniden boyanması.
Sonraki derse köprü
Botticelli'nin tanrıçası, hızlı kuruyan temperayla hafif bir tuvale boyanmış ve yüzyıllar boyunca şaşırtıcı bir tazelikle korunmuştu. Aynı yıllarda Milano'da, Botticelli'nin kuşağından bir başka Floransalı ressam, bir manastır yemekhanesinin duvarına dev bir sahne boyarken geleneksel fresk tekniğini bırakıp kuru duvara yeni bir yöntem denedi. Bu deneme, kaynaklara göre ressam daha hayattayken boyanın dökülmeye başlamasıyla sonuçlandı. Sonraki derste Leonardo'nun Son Akşam Yemeği'ni, yapıldığı günden beri çürüyen bir başyapıtın hikâyesiyle ele alıyoruz.