Öğrenme hedefi
David Hockney ile Charles Falco'nun 2000'lerin başında ortaya attığı, eski ustaların on beşinci yüzyıldan itibaren aynalar ve mercekler gibi optik araçlardan yararlandığı görüşünü, dayandığı kanıtlar ve ona yöneltilen itirazlarla birlikte açıklayabileceksin. Tezin nasıl doğduğunu, hangi resimlere ve hangi ayrıntılara dayandığını anlatabilecek; Lorenzo Lotto'nun bir çift portresindeki halının neden tartışmanın merkezine yerleştiğini gösterebilecek; bir sanat tarihi iddiasının kanıtlarını tartarken hangi sorulara bakılacağını tanıyabilecek; tartışmanın iki tarafını birer paragrafla özetleyebilecek ve yansıtılan bir görüntünün ya da bir izleme aracının, farklı tenlerin değer aralığını nasıl daraltabileceğini değerlendirebileceksin.
Kanca
Eski ustalar mercek kullandı mı?
On beşinci yüzyılın başlarından itibaren Kuzey Avrupa'da ve İtalya'da yapılan bazı resimlerde, kıvrımlı kumaşların desenleri, parlak metal avizeler, kısaltılmış lavtalar ve halıların karmaşık kenar süsleri öylesine kesin görünür ki, bugünün izleyicisi bunları bir fotoğrafa benzetir. 1999'da ünlü bir ressam, bu kesinliğin yalnızca göz ve elle elde edilemeyeceğinden şüphelenmeye başladı. Bir yıl sonra bir fizikçiyle birlikte, eski ustaların gizlice aynalar ve mercekler kullandığını öne süren bir tez ortaya attılar. Bu tez yirmi yılı aşkın bir süredir tartışılıyor. Ustalar gerçekten bir optik aracın yansıttığı görüntüyü mü izledi, yoksa bu kesinlik, eğitilmiş bir gözün, sabrın ve geometrinin ürünü müydü?
Bağlam
Hockney–Falco tezi (Hockney–Falco thesis), İngiliz ressam David Hockney ile Amerikalı fizikçi Charles M. Falco'nun geliştirdiği, Batı resmindeki gerçekçiliğin on beşinci yüzyıldan itibaren hızla artmasının büyük ölçüde içbükey aynalar, mercekler ve benzeri optik araçların kullanımına bağlı olduğunu ve bu kullanımın sanıldığından çok daha erken ve yaygın olduğunu öne süren görüştür. Kaynaklara göre Hockney, 1999'da Londra'daki Ulusal Galeri'de Ingres'in küçük portre çizimlerindeki kesinlikten etkilendi ve Ingres'in bir camera lucida kullanmış olabileceğinden şüphelendi. Sonra atölyesinde, Batı resim tarihinden görüntüleri döneme göre dizdiği uzun bir duvar kurdu ve bu duvarda 1420'ler dolaylarında gerçekçilikte ani bir sıçrama gördüğünü düşündü. Kaynaklara göre Mart 2000'de bu çalışmayı optik alanında uzman bir fizikçi olan Falco'ya gösterdi. İkili, Temmuz 2000'de Optics & Photonics News dergisinde ortak bir makale yayımladı; Hockney 2001'de düşüncelerini Secret Knowledge (Gizli Bilgi) adlı kitabında topladı.
Referans görsel olarak, tartışmanın en çok incelenen resmini kullanıyoruz: Lorenzo Lotto'nun Karı Koca adıyla da bilinen çift portresi. Kaynaklara göre Sankt Petersburg'daki Ermitaj Müzesi'nde bulunan bu tuval, yaklaşık 96 × 116 santimetredir. Tarihi kaynaklarda farklı verilir: müze ve pek çok sanat tarihçisi resmi 1523–1524'e tarihlerken, Hockney ile Falco'nun yayınlarında yaklaşık 1543 tarihi geçer. Resimde, masanın başında oturan bir erkek bir eliyle masanın üstündeki uyuyan bir sincabı gösterir, öbür elinde üzerinde Latince bir söz yazılı bir kâğıt tutar; yanındaki genç kadın kucağında küçük beyaz bir köpek tutar. Aralarındaki masa, kırmızı zeminli, sarı ve mavi desenli bir halıyla örtülüdür. Camera obscura ve Vermeer'in onu kullanıp kullanmadığı üzerine süren tartışma, Vermeer'i ele alan derste işlendi.
Ana anlatım
Tez neye dayanır?
İçbükey ayna (concave mirror), yansıtıcı yüzeyi içe doğru kavisli olan ve karşısındaki aydınlık bir sahnenin görüntüsünü, karanlık bir yüzeye ters ve küçültülmüş olarak yansıtabilen aynadır; bu yüzden bir mercek gibi iş görebilir. Kaynaklara göre Hockney, küçük bir içbükey aynayla, karanlık bir odada, açık bir pencereden gelen görüntüyü bir yüzeye yansıttı ve bu görüntünün birkaç özelliğini birçok gerçekçi resmin görünüşüyle ilişkilendirdi: güçlü ışık ve gölgeler, koyu arka planlar, sınırlı derinlik ve önden bir bakış.
Optik görünüm (optical look), Hockney'in, bir optik aracın yansıttığı görüntüden kopyalanmış gibi duran resimlerin ortak özelliklerine verdiği addır: kıvrımları tam izleyen kumaş desenleri, kusursuz kısaltılmış kavisli nesneler, güçlü ışıkla aydınlatılmış yüzler ve karanlık bir zemin. Kaynaklara göre Hockney, Jan van Eyck'in Arnolfini Portresi'ndeki metal avizeyi, onun Kardinal Albergati portresindeki kulağı ve Lotto'nun halısını kanıt olarak gösterdi. Hockney'e göre on beşinci yüzyıldaki bu dönüm noktasından sonra birçok ressam ya bu araçları doğrudan kullandı ya da kullananların görünüşünü taklit etti.
Camera lucida (camera lucida), 1806'da patenti alınan, bir prizma aracılığıyla ressamın gözüne aynı anda hem sahneyi hem de kâğıdı gösteren ve böylece sahnenin kâğıt üzerinde izlenmesini kolaylaştıran optik çizim aracıdır. Hockney'in şüphesi Ingres'in çizimleriyle başladığı için bu araç tezin başlangıç noktasıdır; ama tezin asıl iddiası çok daha eski yüzyıllara, camera lucida'nın icadından önceye uzanır. On dokuzuncu yüzyıl ressamlarının fotoğrafı kullandığı zaten iyi bilinir; tezi tartışmalı kılan, optik araçların on beşinci yüzyıla kadar geri götürülmesidir.
Lotto'nun halısı neden bu kadar önemli?
Lotto halısı (Lotto carpet), kaynaklara göre on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Anadolu'nun Ege kıyılarında dokunan, çoğunlukla kırmızı zemin üzerinde sarı, dantelimsi arabesklerle bezeli bir halı türüdür; adını, bu halıları resimlerinde sık sık gösteren Lorenzo Lotto'dan alır. Kaynaklara göre dönemin Venedik dünyasında Anadolu halıları değerli ithal eşyalardı ve ressamlar onları çoğu zaman masaların üstüne serilmiş olarak boyardı. Karı Koca'daki halı da bu Anadolu halısı geleneğinin bir örneği olarak tartışılır.
Kaynaklara göre Falco, Hockney'in büyüttüğü halı bölümünde desenin bir yerden sonra netliğini kaybettiğini fark etti ve halının kenar süslerindeki geometrik çizgilerin farklı kaçış noktalarına yöneldiğini gördü. Falco'ya göre bu, Lotto'nun halıyı bir merceğin yansıttığı görüntüden kopyaladığını ve halının farklı bölümlerini boyarken merceğin odağını yeniden ayarladığını gösteriyordu. Kaynaklara göre Falco, geometrik optiğin kurallarından yola çıkarak kullanılan merceğin odak uzaklığının yaklaşık 53,8 santimetre, çapının ise yaklaşık 2,5 santimetre olduğunu hesapladı ve bunu tezin «dumanı tüten silahı», yani kesin kanıtı olarak sundu.
Karşı taraf aynı halıya başka bir gözle baktı. Kaynaklara göre sonraki yıllarda yayımlanan bazı araştırmalar, Lotto halılarının desenlerinin zaten tam simetrik dokunmadığını, el dokumasındaki doğal düzensizliklerin kenar çizgilerindeki kaymaları açıklayabileceğini öne sürdü. Aynı ayrıntı, bir taraf için bir merceğin izi, öbür taraf için dokumanın ve ressamın elinin iziydi.
Karşı kanıtlar neler?
Kaynaklara göre tezin en sert eleştirilerinden biri, optik ve görüntü işleme alanında uzman bir başka bilim insanı David G. Stork'tan geldi. Stork, Hockney ile Falco'nun kullandığı görüntüleri çözümledi ve bunların, kavisli aynaların ya da merceklerin yol açacağı türden optik bozulmaları göstermediği sonucuna vardı; Falco ise bu eleştirilere itiraz etti. Kaynaklara göre Stork ve bir meslektaşı, çağdaş bir ressama Arnolfini Portresi'ndekine benzer bir avizeyi yalnızca gözle boyattı ve benzer bir kesinlik elde edildiğini gösterdi.
Tarihçiler başka sorular sordu. Kaynaklara göre bazı araştırmacılar, 1550'den önceki dönemin ayna ve cam kalitesinin böyle net görüntüler üretmeye yetmeyeceğini ve bu dönemde görüntü yansıtmak için optik araç kullanıldığını gösteren yazılı bir belgenin bulunmadığını savundu. Buna karşılık Rönesans camları üzerine çalışan başka bir tarihçi, bugün elimizdeki camların yeni yapıldıkları hâllerini yansıtmayabileceğini öne sürdü ve kaynaklara göre Lotto'nun 1549'da pahalı bir kristal ayna satın aldığını belgeledi. Kaynaklara göre bilim tarihçisi Sven Dupré de, tezin kanıtlarının resimlerin yalnızca birkaç düzine santimetrekarelik bölümüne dayandığını vurguladı.
Tartışma bugün bir yerde durulmuş görünür. Kaynaklara göre uzmanların çoğu tezde yeni ve ikna edici kanıt görmedi; ama tartışma, sanatçıların gerçek yöntemlerine ve optik ile sanat arasındaki ilişkiye olan ilgiyi büyük ölçüde artırdı. Kaynaklara göre 2020'de Gent'te açılan büyük Van Eyck sergisi «Optik Bir Devrim» alt başlığını taşıdı; ama sergi, Van Eyck'in şaşırtıcı gerçekçiliğini bir araca değil, ışık ve görme üzerine bilgiye ve dikkatli gözleme bağladı. Bir sanat tarihi iddiasını tartarken sorulacak sorular burada belirginleşir: kanıt resmin kendisinden mi, yoksa yazılı bir belgeden mi geliyor; aynı ayrıntının başka bir açıklaması var mı; iddia birkaç örneğe mi, yoksa geniş bir örneklem bütününe mi dayanıyor?
Yansıtılan bir görüntü tenleri nasıl etkiler?
Hockney'in kendi deneyleri, bir içbükey aynanın yansıttığı görüntünün ancak sahne çok güçlü biçimde aydınlatıldığında yeterince parlak olduğunu gösterdi. Kaynaklara göre Hockney, Van Eyck'in Kardinal Albergati portresindeki küçük göz bebeklerini de güçlü bir ışığın işareti olarak yorumladı. Yansıtılan bir görüntü, güçlü ışıkla aydınlatılmış bölgeleri parlak, geri kalanı karanlık gösterir; ara tonlar sıkışır.
Bu, bir optik araçla ya da bugün bir projektör, bir ışıklı masa ya da bir telefon ekranı gibi herhangi bir izleme aracıyla çalışan bir ressam için tenler açısından önemli bir sonuç doğurur. Açık bir tende güçlü ışık, yüzün en aydınlık bölgelerini tek düze beyaza yakın bir alana çevirebilir ve ince pembe, sarı ve mavi geçişleri yok edebilir. Kumral, orta koyulukta bir tende, sıkışan ara tonlar yüzü düz ve çamurlu gösterebilir; elmacık kemikleri ile yanakların arasındaki yumuşak geçiş kaybolur. Koyu bir tende ise gölgeye düşen bölgeler yansıtılan görüntüde tamamen karanlığa gömülebilir; göz çukurlarının, ağız çevresinin ve çene altının ayrıntısı izlenen çizgide hiç görünmez.
Bu yüzden, hangi araçla çalışırsa çalışsın, bir ressamın yansıtılan ya da izlenen görüntüyü ten için son söz saymaması gerekir. Araç biçimi ve oranları yakalamaya yardım edebilir; ama tenin değer aralığını, alt tonlarını ve gölgedeki ayrıntıyı, modelin kendisine bakarak ya da iyi bir gün ışığında yeniden gözlemleyerek kurmak gerekir. Tartışmanın her iki tarafının da kabul ettiği bir nokta vardır: bir araç ne kadar yardımcı olursa olsun, onu kullanan göz ve elin eğitimi, sonuç üzerinde belirleyicidir.
Uygulama
İki çizimi yan yana koy ve hangi bilginin yansıtılan görüntüde kolayca yakalandığını, hangisinin ancak gözle bakınca görüldüğünü, özellikle gölgedeki ayrıntılar ve tenin ara tonları açısından, bir cümleyle yaz; bu karşılaştırma, bir optik aracın neyi kolaylaştırıp neyi kaybettirdiğini doğrudan gösterir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışTezi kanıtlanmış bir gerçek ya da tümüyle çürütülmüş bir iddia olarak aktarmak.
Uzmanların çoğu ikna olmadı; ama bazı sanatçıların bazı dönemlerde optik araçlar kullandığı bilinir.
Yaygın yanlışOptik araç kullanımını hile saymak.
Bir aracı kullanmak, gözün ve elin eğitimini gereksiz kılmaz; tartışma yöntemle ilgilidir, ahlakla değil.
Yaygın yanlışTek bir ayrıntıdan genel bir sonuç çıkarmak.
Aynı ayrıntının başka açıklamaları olabilir; kanıtın genişliğini ve türünü tart.
Yaygın yanlışYansıtılan ya da izlenen bir görüntüyü ten için son söz saymak.
Araç ara tonları sıkıştırır; tenin değerini ve gölgedeki ayrıntıyı gözlemle yeniden kur.
Kapanış
Eski ustalar mercek kullandı mı? Kesin bir cevap yok. David Hockney ile Charles Falco, 2000'lerin başında, on beşinci yüzyıldan itibaren artan gerçekçiliğin arkasında içbükey aynalar ve mercekler gibi optik araçların olduğunu öne sürdüler. Van Eyck'in avizesine, Albergati'nin kulağına ve Lotto'nun Karı Koca'sındaki halıya dayandılar; Falco, halının kenar desenlerinden bir merceğin odak uzaklığını bile hesapladı. Karşı taraf, optik bozulmaların görülmediğini, aynı kesinliğin gözle de elde edilebildiğini, erken dönem camlarının ve yazılı belgelerin yetersiz olduğunu ve kanıtların küçük bir örnekleme dayandığını savundu. Tartışma, uzmanların çoğunu ikna etmese de, sanatçıların gerçek yöntemlerine olan ilgiyi artırdı. Yansıtılan bir görüntü ise tenlerin ara tonlarını ve gölgedeki ayrıntıyı sıkıştırabilir; bu yüzden ten, her durumda gözlemle yeniden kurulmalıdır. Ödevde tartışmanın iki tarafını birer paragrafla özetleyeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Hockney–Falco tezi | Hockney–Falco thesis | Batı resmindeki gerçekçiliğin on beşinci yüzyıldan itibaren optik araçların yaygın kullanımına bağlı olduğunu öne süren tartışmalı görüş |
| İçbükey ayna | Concave mirror | İçe kavisli yüzeyiyle aydınlık bir sahnenin görüntüsünü karanlık bir yüzeye yansıtabilen, mercek gibi iş gören ayna |
| Camera lucida | Camera lucida | Bir prizmayla sahneyi ve kâğıdı aynı anda göstererek izlemeyi kolaylaştıran optik çizim aracı |
| Optik görünüm | Optical look | Hockney'in, optik bir görüntüden kopyalanmış gibi duran resimlerin ortak özelliklerine verdiği ad |
| Lotto halısı | Lotto carpet | Anadolu'nun Ege kıyılarında dokunan, kırmızı zeminde sarı arabeskli, adını Lorenzo Lotto'dan alan halı türü |
Ödev
Tartışmanın iki tarafını birer paragrafla özetle.
- Tezin savunucularının en güçlü üç kanıtını seç ve her birinin hangi resme, hangi ayrıntıya ve hangi deneye dayandığını not et.
- Karşı tarafın en güçlü üç itirazını seç ve her birinin optik bir çözümlemeye mi, tarihsel belgeye mi, yoksa bir karşı deneye mi dayandığını belirt.
- Tezin savunucularının görüşünü, onların en güçlü kanıtlarıyla, tarafsız bir dille bir paragrafta özetle; aynı biçimde karşı tarafın görüşünü ikinci bir paragrafta özetle.
- İki paragrafın altına, hangi yeni kanıtın tartışmayı bir yöne kesin olarak çevirebileceğini düşündüğünü iki cümleyle yaz.
Kendini değerlendir
- Tarafsızlık: İki tarafı da en güçlü kanıtlarıyla ve aynı özenle özetleyebildin mi?
- Kanıt: Her kanıtın türünü, resim, belge ya da deney olarak, doğru ayırt ettin mi?
- Açıklık: Paragrafların, konuyu hiç bilmeyen birinin anlayabileceği kadar açık mı?
- Eleştirel düşünme: Tartışmayı çözebilecek yeni bir kanıt önerin somut ve sınanabilir mi?
Kendini sına
1. Hockney–Falco tezi neyi öne sürer?
- A) Eski ustaların hiç çizim yapmadığını.
- B) Rönesans resimlerinin fotoğraflardan kopyalandığını.
- C) Gerçekçiliğin on beşinci yüzyıldan itibaren optik araçların yaygın kullanımına bağlı olduğunu.
- D) Bütün ressamların camera lucida kullandığını.
2. Falco, Lotto'nun halısında neyi kanıt olarak gördü?
- A) Desenin netliğini kaybettiği yeri ve kenar çizgilerinin farklı kaçış noktalarına yönelmesini.
- B) Halının renklerinin solmasını.
- C) Halının üzerindeki imzayı.
- D) Halının Venedik'te dokunmuş olmasını.
3. David Stork'un eleştirilerinden biri nedir?
- A) Resimlerin sahte olduğu.
- B) Hockney'in resim yapamadığı.
- C) Lotto'nun halı sahibi olmadığı.
- D) Görüntülerin, kavisli aynaların ya da merceklerin yol açacağı optik bozulmaları göstermediği.
4. Kaynaklara göre Lotto hakkında hangi belge tezi bir ölçüde destekler?
- A) Lotto'nun 1549'da pahalı bir kristal ayna satın aldığını gösteren belge.
- B) Lotto'nun bir mercek atölyesi açtığını gösteren belge.
- C) Lotto'nun Hockney'e yazdığı mektup.
- D) Lotto'nun bir camera lucida patenti.
5. Yansıtılan bir görüntüyle çalışırken tenler için neden dikkat gerekir?
- A) Görüntü tenleri her zaman doğru gösterir.
- B) Görüntü ara tonları sıkıştırarak açık tende ışıklı bölgeleri, koyu tende gölgedeki ayrıntıyı kaybettirebilir.
- C) Görüntü yalnızca renkli olur.
- D) Görüntü tenleri her zaman açıklaştırır.
Cevaplar
- C — Tezin tartışmalı yanı, bu kullanımı on beşinci yüzyıla kadar geri götürmesidir.
- A — Falco buradan merceğin odak uzaklığını bile hesapladığını ileri sürdü.
- D — Stork ayrıca bir avizenin yalnızca gözle benzer kesinlikte boyanabildiğini gösterdi.
- A — Bu belge, en azından Lotto'nun iyi bir aynaya sahip olabileceğini gösterir.
- B — Araç biçimi yakalamaya yardım etse de tenin değerleri gözlemle yeniden kurulmalıdır.
Referans görseller
- Özgün şema: karanlık bir odada içbükey bir aynanın, pencereden gelen görüntüyü ters ve küçültülmüş olarak bir yüzeye yansıtması; ressamın bu görüntüyü izlemesi.
- Özgün animasyon: Lotto'nun halısının kenar deseninde, Falco'nun gördüğü kaçış noktası kaymasının ve karşı tarafın el dokuması açıklamasının yan yana gösterilmesi.
- Özgün animasyon: fildişi, tarçın ve maun tonlu üç yüzün önce güçlü ışıkla yansıtılmış bir görüntüde, sonra gün ışığında gözle bakılarak çizilmesi; sıkışan ara tonların ve gölgedeki ayrıntının geri kazanılması.
Sonraki derse köprü
Hockney ile Falco, resimlerin yüzeyine bakarak ressamların nasıl çalıştığını çözmeye çalıştı. Oysa bir resmin yüzeyi, üzerinde yapılan işin yalnızca son katmanıdır. Boyanın altında çoğu zaman bir hazırlık çizimi, vazgeçilmiş bir figür, yeri değiştirilmiş bir el ya da tümüyle başka bir resim saklıdır. Sonraki derste, röntgen ve kızılötesi ışınların tabloların altında nelere ışık tuttuğunu ve bu bulguların ressamların çalışma biçimi hakkında neler söylediğini ele alıyoruz.