Öğrenme hedefi
Gözün yalnızca ışığı topladığını, gördüğümüz dünyanın ise büyük ölçüde beynin bu eksik ve parçalı bilgiden kurduğu bir tahmin olduğunu açıklayabileceksin. Ağ tabakadaki kör noktayı kendi gözünde bulabilecek ve beynin bu boşluğu nasıl doldurduğunu gözlemleyebilecek; keskin görmenin yalnızca gözün küçük bir merkezinde gerçekleştiğini ve gözün saniyede birkaç kez sıçrayarak sahneyi taradığını anlatabilecek; on dokuzuncu yüzyılda ortaya atılan bilinçsiz çıkarım düşüncesini ve bir gölgenin iki aynı griyi nasıl farklı gösterdiğini tartışabilecek; bir ressamın birkaç hızlı fırça darbesiyle bir kumaşı nasıl «düşündürdüğünü» bir portre üzerinde gösterebilecek ve beynin tanıdık olmayan yüzleri daha kaba bir kalıpla okuma eğiliminin, farklı tenlerden insanları resmederken nasıl bir tuzağa dönüşebileceğini değerlendirebileceksin.
Kanca
Gördüğünüz her şey beyninizin bir tahmini mi?
Şu anda bu satırları okurken bütün sayfayı net ve kesintisiz gördüğünü düşünüyorsun. Oysa gözünün her birinde, ışığa hiç duyarlı olmayan bir delik vardır; o noktaya düşen her şey kaybolur, ama sen hiçbir zaman bir boşluk görmezsin. Keskin gördüğün alan, kolunu uzattığında başparmağının tırnağı kadardır; geri kalan her şey bulanıktır, ama sen dünyayı bulanık görmezsin. Gözlerin saniyede birkaç kez sıçrar, ama sen dünyanın zıpladığını fark etmezsin. Öyleyse gördüğün bu kesintisiz, net ve durgun dünya nereden geliyor? Ve bir ressam, beynin bu sessiz işini bilirse, resmine ne katabilir?
Bağlam
Görme, gözün önündeki saydam katmanlardan, kornea ve mercekten geçen ışığın, gözün arkasındaki ağ tabakada, yani retinada, ters bir görüntü olarak toplanmasıyla başlar. Retinadaki ışığa duyarlı hücreler, bu ışığı sinir sinyallerine çevirir ve sinyaller görme siniri boyunca beyne gider. Renkli görmeyi sağlayan koni hücreleri ve renk sabitliği, rengin ne olduğunu ele alan derste işlendi. Burada, gözün beyne gönderdiği bilginin ne kadar eksik olduğuna ve beynin bu eksikleri nasıl tamamladığına bakıyoruz.
Referans görsel olarak, bu tamamlamanın resimdeki en açık örneklerinden birini kullanıyoruz: Frans Hals'in 1650'lerin başına tarihlenen Bir Adamın Portresi. Met'in kaydı, 110,5 × 86,4 santimetrelik bu yağlı boya tuvalin Henry G. Marquand'ın 1890'daki bağışıyla müzeye girdiğini belirtir. Uzun saçlı, siyah giysili bir adam elini beline koymuş, öbür elinde geniş kenarlı siyah bir şapka tutar. Beyaz yen ağızları, yakından bakınca yalnızca birkaç hızlı, kırık, zikzaklı fırça darbesidir; biraz uzaklaşınca ise kıvrımlı, kolalı bir kumaşa dönüşür.
Ana anlatım
Göz beyne ne gönderir?
Fovea (fovea), retinanın tam merkezinde yer alan, koni hücrelerinin en yoğun bulunduğu ve en keskin, en ayrıntılı görmenin gerçekleştiği küçük çukurcuktur. Gözle görülen alanın yalnızca çok küçük bir parçası, kaynaklara göre kolunu uzattığında başparmağının tırnağının kapladığı kadar bir bölüm, bu keskinlikte görülür. Merkezden uzaklaştıkça görme hızla bulanıklaşır ve renk ayrımı zayıflar.
Sakkad (saccade), gözün bir noktadan öbürüne yaptığı hızlı, sıçramalı harekettir. Keskin görme alanı bu kadar küçük olduğu için göz, bir sahneyi anlamak için sürekli sıçrar ve kısa duraklamalarla farklı noktalara bakar. Kaynaklara göre bu sıçramalar saniyede birkaç kez gerçekleşir. Sıçrama sırasında gelen bulanık görüntü büyük ölçüde bastırılır; bu yüzden dünyanın her sıçramada kaydığını fark etmeyiz. Beyin, bu kısa ve keskin görüntü parçalarını birleştirerek bize kesintisiz bir sahne sunar.
Kör nokta (blind spot), retinada görme sinirinin gözden çıktığı ve ışığa duyarlı hücrelerin bulunmadığı, bu yüzden oraya düşen ışığın hiç algılanmadığı bölgedir. Her gözde bir kör nokta vardır. Onu kendin bulabilirsin: bir kâğıda, aralarında bir avuç kadar mesafe bırakarak solda bir artı, sağda bir nokta çiz. Sol gözünü kapat, sağ gözünle artıya bak ve kâğıdı yavaşça yaklaştırıp uzaklaştır. Belirli bir uzaklıkta nokta kaybolur. Daha da ilginci, kaybolan noktanın yerinde bir boşluk değil, kâğıdın beyazı görünür; beyin boşluğu çevresindeki bilgiyle doldurur. Günlük hayatta iki gözün kör noktaları birbirini örttüğü ve gözler sürekli hareket ettiği için bu boşluğu hiç fark etmeyiz.
Beyin boşlukları nasıl doldurur?
Bilinçsiz çıkarım (unconscious inference), algının, duyulardan gelen eksik bilginin, geçmiş deneyimlere ve beklentilere dayanarak beyin tarafından fark etmeden yorumlanması ve tamamlanmasıyla oluştuğu düşüncesidir. Kaynaklara göre bu düşünce, on dokuzuncu yüzyılda Alman bilim insanı Hermann von Helmholtz tarafından görme üzerine yazdığı büyük eserde ortaya atıldı. Bugün pek çok araştırmacı, beynin gelen bilgiyi sürekli olarak bir tahminle karşılaştırdığını ve gördüğümüzün bu tahmin ile duyulardan gelen bilginin birleşimi olduğunu savunur.
Bu tahminin gücünü gösteren ünlü bir örnek, kaynaklara göre görme bilimci Edward Adelson'ın 1995'te hazırladığı dama tahtası gölgesi yanılsamasıdır. Açık ve koyu karelerden oluşan bir dama tahtasının üzerine bir silindir gölge düşürür. Gölgenin içindeki açık bir kare ile gölgenin dışındaki koyu bir kare, ölçüldüğünde tıpatıp aynı gridir; ama biz ilkini açık, ikincisini koyu görürüz. Beyin, gölgenin kareyi karartacağını «bilir» ve bu kararmayı hesaptan düşerek karenin «gerçek» rengini tahmin eder. Bu, gündelik hayatta çok yararlı bir düzeltmedir; ama bir ressamın gördüğü değeri boyamasını zorlaştırır. Bu yüzden ressamlar gözlerini kısar, bir değeri bir delikten ya da bir gri skalayla karşılaştırarak ölçer.
Hals'in portresi bu tamamlamayı tersinden kullanır. Yen ağızlarındaki birkaç zikzaklı darbe, kumaşın her kıvrımını göstermez; ama beyin, tanıdığı bir kolalı kumaş kalıbını bu işaretlere oturtur ve eksikleri kendisi doldurur. Hals, izleyicinin beynini resmin ortağı yapar: az şey söyler, beyin gerisini tamamlar. Bu yüzden resim yakından bir fırça izleri yığını, uzaktan canlı bir insandır. Birçok ressam, bir ayrıntıyı tümüyle boyamak yerine yalnızca en belirleyici işaretlerini koymanın, resme bu yüzden daha çok canlılık kattığını fark etmiştir.
Ressam için bu ne anlama gelir?
Beynin tahminde bulunması, bir ressam için iki yönlü bir gerçektir. Bir yandan tuzaktır: beyin bir yüzün, bir elin, bir ağacın nasıl olması gerektiğini «bildiği» için, ressam gördüğünü değil bildiğini çizmeye yatkındır. Pek çok kişi, başın yaklaşık ortasında duran gözleri daha yukarıya yerleştirir; bir masanın üstünü, gözün gördüğü basık biçim yerine, bildiği dikdörtgene yakın çizer. Gözlemden çizmek, bu bilgiyi bir süre bir kenara koyup ölçmeyi, karşılaştırmayı ve değerleri kısarak görmeyi gerektirir.
Bu yüzden resim eğitiminde beynin «bildiğini» geçici olarak susturan basit yöntemler kullanılır. Bir fotoğrafı ya da bir çizimi baş aşağı çevirip kopyalamak, beynin tanıdık biçimleri adlandırmasını zorlaştırır ve çizeri çizgilerin ve açıların kendisine bakmaya zorlar. Bir nesnenin kendisi yerine çevresindeki boşluğu, yani negatif alanı çizmek, aynı işi yapar. Kolu uzatıp bir kalemle açıları ve oranları ölçmek, bir çekül ipiyle dikeyleri karşılaştırmak ya da resme bir aynadan bakmak, beynin alıştığı düzeltmeleri bozar ve hataları görünür kılar. Bu araçların hepsi aynı şeyi amaçlar: gözün gönderdiği bilgiye, beynin tahmini karışmadan bir kez daha bakmak.
Öte yandan tahmin bir araçtır: ressam, izleyicinin beyninin tamamlayacağı yerleri bilerek boş bırakabilir, bir kenarı kaybettirebilir, bir kumaşı birkaç darbeyle düşündürebilir. Hals'in yen ağızları, Velázquez'in ya da Sargent'ın hızlı fırçası, bu ortaklığın örnekleridir. Neyin boyanacağına, neyin izleyiciye bırakılacağına karar vermek, resmin en önemli kararlarından biridir.
Beynin kalıpları farklı tenleri nasıl etkiler?
Başka grup etkisi (other-race effect), insanların, sık karşılaştıkları gruplardan insanların yüzlerini, daha az karşılaştıkları gruplardan insanların yüzlerine göre daha kolay ayırt edip hatırlaması olgusudur. Kaynaklara göre bu etki birçok araştırmada gözlenmiştir ve bir kişinin farklı yüzlerle ne kadar çok karşılaştığına bağlı olarak zayıflayabilir. Beyin, iyi tanıdığı yüzleri ince ayrıntılarıyla okur; daha az tanıdığı yüzleri ise daha kaba bir kalıpla, benzer görünen genel bir şablonla okumaya yatkındır.
Bu, bir ressam için somut bir tuzaktır. Daha az tanıdığın bir gruptan birini resmederken, beynin gördüğünü değil kalıbını çizmene yol açabilir: yüzler birbirine benzer, kişiye özgü burun, dudak, göz kapağı ve elmacık kemiği biçimleri silinir, ten de tek bir genel renge indirgenir. Açık tenli bir yüzde bu kalıp çoğu zaman pembe, pürüzsüz ve kişiliksiz bir yüz olarak belirir; esmer ya da bal tonlu bir tende sarımsı ya da kahverengimsi tek bir karışıma; koyu bir tende ise ayrıntıların kaybolduğu, tek düze koyu bir kütleye. Her üç durumda da kişi görünmez olur.
Bu tuzağa karşı en etkili yol, gözlemi beynin kalıbının önüne geçirmektir. Yüzü ölçmek, oranları birbirine göre karşılaştırmak, değerleri gözleri kısarak ayırt etmek, alt tonları tek tek aramak ve farklı insanlardan sık sık çizim yapmak, beynin daha ince ayrıntıları okumasını sağlar. Kaynaklara göre farklı yüzlerle daha çok karşılaşmak başka grup etkisini azaltabilir; bir ressam için bu, daha çok insanı daha dikkatle çizmek demektir.
Uygulama
Hangi çizimin uzaktan daha canlı göründüğünü ve beyninin ikincide hangi eksikleri tamamladığını bir cümleyle yaz; bu not, bir resimde neyi boyayıp neyi izleyicinin beynine bırakabileceğini gösterir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGözün dünyayı bir fotoğraf makinesi gibi eksiksiz kaydettiğini sanmak.
Keskin görme küçük bir merkezle sınırlıdır; beyin sahneyi sıçramalarla toplanan parçalardan kurar.
Yaygın yanlışGördüğün değerin her zaman doğru olduğunu varsaymak.
Beyin gölgeyi hesaptan düşer; değeri gözlerini kısarak ya da bir gri skalayla ölç.
Yaygın yanlışHer ayrıntıyı eksiksiz boyamanın resmi daha gerçekçi yapacağını düşünmek.
Birkaç belirleyici işaret, izleyicinin beynini resmin ortağı yaparak daha canlı bir etki verebilir.
Yaygın yanlışDaha az tanıdığın yüzleri genel bir kalıpla çizmek.
Beynin kaba şablonu kişiyi siler; ölç, karşılaştır ve alt tonları tek tek ara.
Kapanış
Gördüğünüz her şey beyninizin bir tahmini mi? Tamamen değil, ama büyük ölçüde evet. Göz, küçük bir keskin merkezden, sıçrayan bakışlardan ve kör noktası olan bir retinadan gelen eksik ve parçalı bir bilgiyi beyne gönderir; beyin bu bilgiyi, geçmiş deneyimlerine ve beklentilerine dayanarak, kesintisiz ve anlamlı bir dünyaya dönüştürür. Helmholtz'un bilinçsiz çıkarım dediği bu süreç, Adelson'ın dama tahtasında olduğu gibi aynı iki griyi farklı gösterebilir. Ressam için bu hem bir tuzak hem bir araçtır: gördüğünü değil bildiğini çizme eğilimine karşı ölçmeyi öğrenir, ama Hals'in yen ağızlarındaki gibi izleyicinin beynini resmin ortağı da yapabilir. Beynin kalıpları, tanıdık olmayan yüzleri kaba bir şablonla okumaya da yatkındır; farklı tenlerden insanları resmederken gözlem bu şablonun önüne geçmelidir. Ödevde gündelik hayatta karşılaştığın üç algı yanılmasını bulup açıklayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kör nokta | Blind spot | Retinada görme sinirinin çıktığı, ışığa duyarlı hücre bulunmayan ve beynin doldurduğu bölge |
| Fovea | Fovea | Retinanın merkezinde koni hücrelerinin en yoğun olduğu ve en keskin görmenin gerçekleştiği küçük çukurcuk |
| Sakkad | Saccade | Gözün bir noktadan öbürüne yaptığı hızlı, sıçramalı hareket |
| Bilinçsiz çıkarım | Unconscious inference | Beynin eksik duyu bilgisini deneyim ve beklentiyle fark etmeden yorumlayıp tamamladığı düşüncesi |
| Başka grup etkisi | Other-race effect | Sık karşılaşılan gruplardan yüzlerin, daha az karşılaşılanlara göre daha kolay ayırt edilip hatırlanması |
Ödev
Günlük hayatta 3 algı yanılması örneği bul.
- Bir hafta boyunca gözünün ya da beyninin seni yanılttığı anları not et: örneğin gölgede kalan beyaz bir duvarın gri göründüğü, uzaktaki bir nesneyi başka bir şey sandığın ya da bir kalabalıkta tanıdık birini gördüğünü sanıp yanıldığın anlar.
- Bu notlar arasından birbirine benzemeyen üç örnek seç; her biri için kısa bir çizim ya da taslak yap ve yanılmanın nerede ve hangi ışıkta gerçekleştiğini yaz.
- Her örneği, bu derste öğrendiğin kavramlardan biriyle ilişkilendir: beynin gölgeyi hesaptan düşmesi, kör noktanın doldurulması, keskin görme alanının küçüklüğü ya da bir kalıba göre tahmin.
- Üç örnekten birini seçip, bir ressamın bu yanılmayı resminde bilerek nasıl kullanabileceğini ya da ondan nasıl kaçınabileceğini iki cümleyle öner.
Kendini değerlendir
- Gözlem: Seçtiğin üç örnek gerçekten gündelik hayatta karşılaştığın ve birbirinden farklı yanılmalar mı?
- Açıklama: Her örneği doğru bir algı mekanizmasına, kaynak göstererek ya da gerekçelendirerek bağlayabildin mi?
- Çizim: Taslakların yanılmanın gerçekleştiği ışığı ve durumu anlaşılır biçimde gösteriyor mu?
- Uygulama: Ressam için önerdiğin kullanım ya da kaçınma yolu somut ve denenebilir mi?
Kendini sına
1. Fovea nedir?
- A) Görme sinirinin gözden çıktığı bölge.
- B) Retinanın merkezinde en keskin görmenin gerçekleştiği küçük çukurcuk.
- C) Gözün önündeki saydam tabaka.
- D) Gözün iki yana hareketi.
2. Kör noktada bir nesne kaybolduğunda ne görürüz?
- A) Siyah bir delik.
- B) Beyaz bir parıltı.
- C) Titreyen bir leke.
- D) Beynin çevredeki bilgiyle doldurduğu zemini.
3. Adelson'ın dama tahtası gölgesi yanılsaması neyi gösterir?
- A) Beynin gölgeyi hesaptan düşerek aynı iki griyi farklı gösterdiğini.
- B) Gözün renkleri hiç ayırt edemediğini.
- C) Gölgelerin her zaman siyah olduğunu.
- D) Dama tahtasının kare olmadığını.
4. Hals'in portresindeki yen ağızları neden uzaktan kumaş gibi görünür?
- A) Her kıvrım tek tek boyandığı için.
- B) Resim fotoğraftan kopyalandığı için.
- C) Birkaç belirleyici darbeyi beyin tanıdığı bir kalıba oturtup eksikleri tamamladığı için.
- D) Kumaş tuvale yapıştırıldığı için.
5. Başka grup etkisi bir ressam için neden bir tuzaktır?
- A) Yüzleri daha çabuk çizmeyi sağladığı için.
- B) Daha az tanıdığı yüzleri kaba bir kalıpla okumaya yatkın olduğu için kişiye özgü özellikleri silebilir.
- C) Renkleri daha parlak gösterdiği için.
- D) Yalnızca fotoğrafçıları etkilediği için.
Cevaplar
- B — Keskin görme bu küçük merkezle sınırlıdır; merkezden uzaklaştıkça görme bulanıklaşır.
- D — Kör noktada ışığa duyarlı hücre yoktur; beyin boşluğu çevresindeki bilgiyle doldurur.
- A — Gölgedeki açık kare ile dışarıdaki koyu kare ölçüldüğünde aynı gridir.
- C — Hals izleyicinin beynini resmin ortağı yapar: az şey söyler, beyin gerisini tamamlar.
- B — Ölçmek, karşılaştırmak ve alt tonları tek tek aramak bu şablonun önüne geçer.
Referans görseller
- Özgün animasyon: gözün kesitinde ışığın kornea ve mercekten geçip retinada ters bir görüntü olarak toplanması; fovea ve kör noktanın işaretlenmesi.
- Özgün animasyon: bir sahnede gözün sıçrayarak dolaştığı noktaların birer daire olarak belirmesi; beynin bu parçaları kesintisiz bir görüntüye dikmesi.
- Özgün animasyon: gölgeli bir dama tahtasında aynı gri iki karenin, önce sahnede, sonra çevrelerinden koparılıp yan yana konarak gösterilmesi; ardından üç farklı tende bir yüzün önce kaba bir şablonla, sonra ölçülüp gözlemlenerek çizilmesi.
Sonraki derse köprü
Beyin, eksik bilgiyi tahminle tamamlar; çoğu zaman haklı çıkar, ama bazen yanılır. Ressamlar yüzyıllardır bu yanılmaları fark etti ve bilerek kullandı: düz bir yüzeyi derin bir oda gibi, boyalı bir sineği gerçek bir sinek gibi, duran bir çizgiyi titreşen bir yüzey gibi gösterdiler. Sonraki derste optik illüzyonları ve ressamların gözümüzü nasıl kandırdığını ele alıyoruz.