Öğrenme hedefi
Sembol ve alegoriyle anlam katmanları oluşturabileceksin. Bir resmi yalnızca gördüğün biçimlerle değil, o biçimlerin bir kültür içinde taşıdığı anlamlarla okuyabilecek; bir soyut fikri, erdemi ya da kavramı bir insan figürüyle kişileştirmenin nasıl işlediğini açıklayabilecek; nesneleri ve jestleri bir anlam katmanı olarak kompozisyona yerleştirebilecek; alegorik geleneğin taşıdığı önyargıları, özellikle ten rengi ve köken üzerinden kurulan kalıp yargıları eleştirel bir gözle fark edebilecek ve kendi alegorik kompozisyonunu tasarlayabileceksin.
Kanca
Tablolardaki gizli semboller ne anlatır?
Hikâye anlatan resim dersinde bir resmin bir anı ve bir anlatıyı nasıl taşıdığını görmüştün; vanitas natürmortu dersinde de bir kafatasının, bir mumun ya da bir saatin ölümlülüğü hatırlattığını. Rubens'in sahnesinde Delila'nın arkasındaki yaşlı kadın da bir yüzden fazlasını taşıyordu. Bir resimdeki nesneler ve figürler yalnızca kendileri değildir; bir kültürün paylaştığı bir dilde başka şeyleri de söyleyebilirler. Bu ders, o dilin nasıl kurulduğunu, nasıl okunduğunu ve bugün bir ressamın onu nasıl kullanabileceğini ele alıyor.
Bağlam
1533'te Londra'da, Alman ressam Hans Holbein iki genç Fransız diplomatı, aralarına dizilmiş nesnelerle birlikte boyadı. Elçiler adıyla bilinen bu çift portre, meşe panoya yağlı boyayla yapılmış 207 × 209,5 santimetrelik bir resimdir ve bugün National Gallery'de NG1314 numarasıyla korunur. National Gallery'ye göre soldaki figür 28 yaşındaki Fransız elçi Jean de Dinteville, sağdaki ise 24 yaşındaki Georges de Selve'dir. İki adamın arasında, iki katlı bir rafın üzerinde bir dizi nesne durur.
Müzenin anlatımına göre üst rafta gök küresi ve zamanı, yüksekliği ve yıldızların konumunu ölçmeye yarayan aletler, alt rafta ise bir yer küresi, bir ilahi kitabı ve bir teli kopmuş ut vardır. Kopuk tel, dönemin dinsel bölünmelerine işaret eden bir uyumsuzluk olarak okunur; ilahi kitabı ise Hristiyan birliğine dair bir umudu ifade ediyor olabilir. Sol üst köşede yeşil damask perdeye tutturulmuş küçük bir haç yarı gizli durur. En şaşırtıcı öğe, iki adamın ayaklarının arasında havada asılı gibi duran uzun, çarpık bir biçimdir: yalnızca belirli bir açıdan bakıldığında bir kafatasına dönüşür ve ölümlülüğü hatırlatır.
Ana anlatım
Bir resim kaç katmanda okunur?
Alman kökenli sanat tarihçisi Erwin Panofsky, 1939'da yayımlanan İkonoloji Üzerine Çalışmalar kitabında bir resmin anlamını üç katmanda okumayı önerdi. En yüzeyde, gördüğümüz biçimlerin ve olayların doğrudan betimlenmesi durur: iki adam, bir raf, nesneler, bir perde. Bunun altında, bu biçimlerin bir kültürde taşıdığı geleneksel anlamlar yer alır: kopuk telli bir ut uyumsuzluğu, bir kafatası ölümlülüğü çağrıştırır. En derinde ise resmin bütün olarak bir dönemin ve bir toplumun dünyaya bakışı hakkında ne söylediğidir: Elçiler, bilgi, güç ve ölüm arasındaki gerilimi taşıyan bir çağın resmi olarak okunabilir.
İkonografi (iconography), bir resimdeki figürlerin, nesnelerin ve jestlerin belirli bir kültürel gelenek içinde taşıdığı geleneksel anlamları tanıma ve inceleme alanıdır. Panofsky'nin ortadaki katmanı bu alanın konusudur. İkonografiyi bilmek, bir resmi tek bir bakışta okunamayan bir metin gibi açar: bir aslanın cesareti, bir zambağın saflığı, bir kum saatinin geçen zamanı anlatabildiğini bilen biri, aynı resimde daha fazlasını görür.
Bu katmanlar bir ressam için bir araç kutusudur. Yüzeydeki katmanı güçlü kurmak, yani figürleri ve nesneleri inandırıcı ve okunaklı boyamak, derindeki katmanların üzerine oturacağı zemini hazırlar. Nesneler ve jestler ortadaki katmanı örer; en derindeki ise ressamın kendi zamanına ve dünyasına dair söylediği şeydir. Bir sembolü yerleştirmek kolaydır; zor olan, onu resmin anlatısıyla ve kompozisyonuyla örmektir.
Bir sembolün anlamının sabit olmadığını da bilmek gerekir. Aynı nesne farklı kültürlerde ve dönemlerde farklı şeyler söyleyebilir. Bir resmin sembollerini okurken, o resmin yapıldığı yer ve zamanın dilini aramak; bir sembolü kendi resmine koyarken de izleyicinin onu hangi dille okuyacağını düşünmek gerekir.
Soyut bir fikir nasıl bir figüre dönüşür?
Alegori (allegory), bir resimde görünen figürlerin, nesnelerin ve olayların, doğrudan kendilerinin ötesinde soyut bir fikri, ahlaki bir dersi ya da bir kavramı temsil ettiği anlatım biçimidir. Kişileştirme (personification), soyut bir kavramın, örneğin Adaletin, Zamanın, Barışın ya da bir ülkenin, belirli giysiler, nesneler ve duruşlarla donatılmış bir insan figürü olarak gösterilmesidir.
Bu figürlerin tanınabilmesi için ortak bir dil gerekir. İtalyan yazar Cesare Ripa, 1593'te resimsiz olarak yayımladığı Iconologia adlı kitabında yüzlerce soyut kavramın nasıl kişileştirileceğini tarif etti. Kitabın 1603'teki resimli baskısı, sanatçılar için temel bir başvuru kaynağı oldu ve sonraki yüzyıllarda defalarca yeniden basıldı. Ripa'nın tarifleri, bir figürün hangi nesneyle, hangi renkte giysiyle ve hangi duruşla hangi kavramı temsil edeceğini belirliyordu; örneğin Adaletin gözleri bağlı bir kadın olarak terazi ve kılıçla gösterilmesi, bu tür bir geleneğin ürünüdür.
Sembol sözlüğü (symbol vocabulary), bir ressamın bir resimde ya da bir resim dizisinde tutarlı biçimde kullandığı sembollerin ve anlamlarının kendi içindeki listesidir. Kendi alegorik resmini tasarlarken hazır bir geleneğin sembollerini kullanabilir ya da kendi sembol sözlüğünü kurabilirsin. Kendi sözlüğünü kurduğunda, izleyicinin onu okuyabilmesi için sembolleri resimde birden fazla kez, tutarlı ve belirgin biçimde kullanmak gerekir; tek başına ve yalnızca senin bildiğin bir anlam taşıyan bir nesne, bir sembol değil, bir sır olarak kalır.
Semboller kompozisyona nasıl yerleştirilir?
Sembollerin gücü, kompozisyondaki yerlerine bağlıdır. Elçiler'de nesneler iki figürün arasında, resmin merkezinde, raflara dizilmiştir; izleyici figürlerden nesnelere ve nesnelerden figürlere gidip gelir. Kafatası ise resmin alt bölümünde, gözün ilk başta anlamadığı bir biçimde durur; izleyici ancak resmin yanından geçip belirli bir açıdan baktığında onu tanır.
Anamorfoz (anamorphosis), bir biçimin yalnızca belirli bir açıdan ya da bir aynanın yardımıyla doğru görünecek biçimde bilerek çarpıtılarak çizilmesi ya da boyanmasıdır. Holbein'in kafatası bunun ünlü bir örneğidir: önden bakıldığında anlaşılmaz bir leke, yandan bakıldığında açık bir kafatası. Bu teknik, sembolü hem gizler hem de açığa çıkarır; izleyicinin fiziksel olarak hareket etmesini ve bakış açısını değiştirmesini gerektirir. Anlam, izleyicinin bedeniyle keşfedilir.
Sembolleri yerleştirirken iki tuzak vardır. Resmi sembollerle doldurmak bunlardan biridir: her köşeye bir anlam koymak, resmi okunaksız bir bilmeceye çevirir ve figürlerin ve anlatının gücünü azaltır. Birkaç güçlü sembol, çok sayıda zayıf sembolden daha etkilidir. Öbür tuzak, sembolleri kompozisyonun hiyerarşisinden kopuk bırakmaktır: en önemli sembolün, çok figürlü kompozisyon dersinde gördüğün ışık, konum ve ayrıntı araçlarıyla desteklenmesi gerekir. Önemli bir sembol gölgede ve kenarda kalırsa, izleyici onu kaçırır.
Semboller yalnızca nesnelerden oluşmaz; jestler ve beden duruşları da anlam taşır. Göğse konmuş bir el bağlılığı, yukarıyı gösteren bir parmak bir çağrıyı, eğilmiş bir baş yası ya da tevazuyu anlatabilir. Elçiler'de iki adamın dik ve sakin duruşu, raflardaki bilgi araçlarıyla birlikte, onların eğitimli ve güçlü kişiler olarak görülmek istediklerini söyler; aynı resimde kafatası bu gücün sınırını hatırlatır. Kendi alegorini tasarlarken figürün jestini de bir sembol gibi düşünmek, nesne sayısını azaltıp anlamı bedenin içine taşımanı sağlar.
Alegorik gelenek tenleri nasıl temsil etti?
Alegorik gelenek tarafsız değildir. Ripa'nın tarifleri ve onları izleyen resimler, belirli bir dünya görüşünü taşıdı. Metropolitan Müzesi'nin dört kıtanın alegorileri üzerine yayımladığı yazıya göre, bu kişileştirmelerin özellikleri Ripa'nın 1593 tarihli kitabıyla standartlaştı ve sonraki iki yüzyılın temsillerini büyük ölçüde belirledi. Bu alegorilerde Avrupa çoğu zaman taçlı, zengin giysili ve öteki kıtaların üzerinde hüküm süren bir kadın olarak gösterilirken, Afrika ve Amerika çoğu zaman yarı çıplak, tehlikeli hayvanlarla ya da şiddet imgeleriyle çevrili figürler olarak betimlendi. Müzenin yazısı, bu ikonografinin ırkçılığa derinden kök saldığını ve Avrupa üstünlüğü fikrini desteklemek ve sömürgeciliği haklı göstermek için kullanıldığını belirtir.
Bu, bir alegorik resim tasarlarken ten rengi ve kökenle ilgili sembolleri eleştirel bir gözle düşünmeyi gerektirir. Bir kavramı kişileştirmek için bir figür seçerken, o figürün teni, giysisi ve eşlik eden nesneleri, farkında olmadan eski kalıp yargıları yeniden üretebilir. Örneğin «vahşiliği» koyu tenli, «uygarlığı» açık tenli bir figürle temsil etmek, bu geleneğin önyargısını sürdürür. Bunun yerine, bir kavramı temsil eden figürün tenini kavramla bir anlam bağı kurmadan seçmek ya da bilerek bu kalıpları tersine çevirmek, alegoriyi çağdaş ve adil bir dile taşır.
Resimsel açıdan da farklı tenlerdeki figürler bir alegoride eşit özenle boyanmalıdır. Bir kavramı temsil eden koyu tenli bir figür, ışığın ve rengin zenginliğiyle, açık tenli bir figür kadar ayrıntılı ve saygılı biçimde kurulmalıdır; birini hiyerarşinin merkezine, öbürünü gölgeye yerleştirmek, istemeden bir anlam hiyerarşisi yaratır. Kendi sembol sözlüğünü kurarken, sembollerin insanlar hakkında ne söylediğini de sormak, alegorinin gücünü koruyarak onu sorumlu kılar.
Uygulama
Bu kısa deneme, bir alegorinin birkaç güçlü sembolle kurulduğunu ve her sembolün insanlar hakkında da bir şey söylediğini kendi elinle görmeyi amaçlıyor.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışResmi sembollerle doldurmak.
Resim okunaksız bir bilmeceye döner, figürlerin ve anlatının gücü azalır. Birkaç güçlü sembol seç ve onları kompozisyonun hiyerarşisiyle destekle.
Yaygın yanlışYalnızca senin bildiğin bir anlamı sembol sanmak.
İzleyici onu okuyamaz ve sembol bir sır olarak kalır. Sembolleri tutarlı ve belirgin biçimde, gerekirse birden fazla kez kullan.
Yaygın yanlışAlegorik geleneğin kalıplarını sorgulamadan kullanmak.
Eski önyargılar, özellikle ten ve köken üzerinden, yeniden üretilir. Figürlerin tenini ve nesnelerini kavramla kurduğu ilişki açısından eleştirel bir gözle seç.
Kapanış
Tablolardaki gizli semboller ne anlatır? Bir kültürün paylaştığı bir dilde, gördüğümüz biçimlerin ötesindeki fikirleri: ölümlülüğü, uyumsuzluğu, umudu, bilgiyi ve gücü. Panofsky'nin önerdiği üç katmanlı okuma, biçimden geleneksel anlama ve bir çağın dünya görüşüne uzanır. Holbein'in Elçiler'inde raflardaki aletler, kopuk telli ut, yarı gizli haç ve yalnızca belirli bir açıdan görünen kafatası, bu katmanları tek bir resimde toplar. Ripa'nın Iconologia'sı soyut kavramları kişileştirmek için ortak bir dil sundu; ama bu dil, Metropolitan Müzesi'nin hatırlattığı gibi, ten ve köken üzerinden önyargılar da taşıdı. Ödevde alegorik bir kompozisyon tasarlayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Alegori | Allegory | Figürlerin, nesnelerin ve olayların kendilerinin ötesinde soyut bir fikri temsil ettiği anlatım biçimi |
| Kişileştirme | Personification | Soyut bir kavramın belirli giysi, nesne ve duruşlarla donatılmış bir insan figürü olarak gösterilmesi |
| İkonografi | Iconography | Figürlerin, nesnelerin ve jestlerin bir kültürel gelenekte taşıdığı geleneksel anlamların incelenmesi |
| Anamorfoz | Anamorphosis | Bir biçimin yalnızca belirli bir açıdan doğru görünecek biçimde bilerek çarpıtılması |
| Sembol sözlüğü | Symbol vocabulary | Bir ressamın bir resimde ya da dizide tutarlı biçimde kullandığı semboller ve anlamları |
Ödev
Alegorik bir kompozisyon tasarla.
- Soyut bir kavram seç ve onu kişileştirecek bir figürün duruşunu, giysisini ve ışığını belirle.
- Figürün çevresine en fazla üç sembol yerleştir ve her birinin anlamını yazan küçük bir sembol sözlüğü hazırla.
- En önemli sembolü ışık, konum ve ayrıntıyla kompozisyonun hiyerarşisinde öne çıkar ve bir değer eskizi yap.
- Eskizin yanına sembollerini, figürün teninin ve nesnelerinin kavramla ilişkisini nasıl düşündüğünü ve bir kalıp yargıdan nasıl kaçındığını anlatan birkaç cümle ekle.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: En önemli sembol kompozisyonun hiyerarşisinde öne çıkıyor; semboller sayıca az ve güçlü mü?
- Oran ve Çizim: Kişileştirilen figür ve semboller okunaklı ve inandırıcı biçimde çizilmiş mi?
- Bitmişlik ve Sunum: Sembol sözlüğü eskizle birlikte açık ve tutarlı biçimde sunulmuş mu?
- Bir izleyici sembollerinden en az birini senin açıklaman olmadan okuyabildi mi?
Kendini sına
1. Panofsky'nin önerdiği üç katmanlı okumanın ikinci katmanı nedir?
- A) Resmin boyutlarının ölçülmesi.
- B) Biçimlerin bir kültürde taşıdığı geleneksel anlamların tanınması.
- C) Boyanın kimyasal çözümlemesi.
- D) Resmin fiyatının belirlenmesi.
2. Kişileştirme nedir?
- A) Soyut bir kavramın belirli giysi, nesne ve duruşlarla bir insan figürü olarak gösterilmesi.
- B) Bir portrenin gerçek bir kişiye benzetilmesi.
- C) Bir figürün imzalanması.
- D) Bir resmin kişisel bir koleksiyona satılması.
3. Elçiler'deki kafatası neden yalnızca belirli bir açıdan tanınır?
- A) Çok küçük boyandığı için.
- B) Sonradan eklendiği için.
- C) Anamorfoz tekniğiyle bilerek çarpıtılarak boyandığı için.
- D) Karanlıkta kaldığı için.
4. Ripa'nın Iconologia'sının resimli baskısı hangi yıl yayımlandı?
- A) 1533.
- B) 1593.
- C) 1939.
- D) 1603.
5. Metropolitan Müzesi'nin yazısına göre dört kıtanın alegorik geleneği neyi taşıdı?
- A) Ten ve köken üzerinden kurulan, Avrupa üstünlüğünü destekleyen önyargıları.
- B) Bütün kıtaların eşit temsilini.
- C) Yalnızca coğrafi bilgileri.
- D) Hiçbir anlam taşımadı.
Cevaplar
- B — İlk katman biçimleri betimler, üçüncü katman bir çağın dünya görüşünü yorumlar.
- A — Adaletin gözleri bağlı, terazi ve kılıçla gösterilmesi bunun tanıdık bir örneğidir.
- C — Önden bakıldığında anlaşılmaz bir leke olan biçim, yandan bakıldığında kafatasına dönüşür.
- D — İlk baskı 1593'te resimsizdi; 1603 baskısı sanatçılar için temel bir başvuru kaynağı oldu.
- A — Bu ikonografi, müzeye göre sömürgeciliği haklı göstermek için de kullanıldı.
Referans görseller
- Özgün animasyon: Elçiler'deki kafatasının önden ve yandan görünüşü; anamorfozun ilkesi.
- Özgün animasyon: Panofsky'nin üç katmanının bir resim üzerinde sırayla açılması.
- Özgün animasyon: bir kavramın kişileştirilmesi; bir figürün teninin ve nesnelerinin kalıp yargıyı yeniden üreten ve onu tersine çeviren iki farklı tasarımı.
Sonraki derse köprü
Bir sembol sözlüğü tek bir resimde kurulabileceği gibi, birbirini izleyen resimlerde de gelişebilir; bir fikir, bir resimden öbürüne taşındıkça derinleşir. Sonraki derste bu soruyu ele alıyoruz: bir konuyu tek bir tabloda mı söylemeli, yoksa bir seri hâlinde mi geliştirmeli?