Öğrenme hedefi
Ekspresyonist fırça ve renkle duygu aktarabileceksin. Vincent van Gogh'un «keyfi renkçi» olma isteğini ve Edvard Munch'un bir iç deneyimi manzaraya yansıtma biçimini açıklayabilecek; fırça darbesinin yönünün, ritminin ve kalınlığının bir yüzeye nasıl hareket ve gerilim verdiğini gösterebilecek; biçimleri duyguya göre bilinçli olarak bozabilecek; bir çizginin manzara boyunca yankılanarak nasıl bir ruh hâli kurduğunu anlatabilecek ve duygu temalı bir manzara yapabileceksin.
Kanca
Bir fırça darbesi duygu taşıyabilir mi?
Matisse rengi gözlemden koparıp ifadeye bağladı. Ondan birkaç yıl önce iki ressam, biri Hollanda'dan gelip Güney Fransa'da çalışan Vincent van Gogh, öbürü Norveçli Edvard Munch, bir adım daha atmıştı: yalnızca renk değil, fırçanın tuvalde bıraktığı izin kendisi de, dönen, titreyen ya da dalgalanan hâliyle, bir duygunun taşıyıcısı olabilirdi. Bir gökyüzü yalnızca mavi değil, kıvrılan ve kaynayan darbelerle boyandığında izleyici onun sakin mi, tedirgin mi olduğunu, rengine bakmadan önce hisseder. Bu ders, bu etkinin hangi araçlarla kurulduğunu ve kendi manzarana nasıl taşınabileceğini soruyor.
Bağlam
Oslo'daki Nasjonalmuseet'te Munch'un 1893 tarihli Çığlık resmi bulunur. Müzeye göre karton üzerine tempera ve mum boya kalemiyle yapılmıştır; boyutu 91 × 73,5 santimetredir ve bu motifin Munch'un yaptığı birkaç sürümünün ilkidir. Karton yer yer boyasız bırakılmıştır ve malzeme o kadar kırılgandır ki müze, resmin bozulmasını önlemek için odanın ışığını bilerek loş tutar.
Munch, bu resmin kaynağı olan deneyimi 22 Ocak 1892 tarihli bir defter notunda anlatır: iki arkadaşıyla bir yolda yürürken güneşin battığını, gökyüzünün birden kan kırmızısına döndüğünü, yorgunluktan bir korkuluğa yaslandığını, arkadaşları yürüyüp giderken korkuyla titreyerek orada kaldığını ve doğanın içinden geçen büyük, sonsuz bir çığlık hissettiğini yazar. Resimde bu deneyim bir manzaraya dönüşür: gökyüzünün kırmızı ve turuncu bantları, koyu mavi fiyort ve kıyı çizgisi aynı kıvrımlı hareketle akar; öndeki cinsiyeti belirsiz, kafatasını andıran yüzlü figür bu dalgaların içinde başını elleriyle tutar. Müze, gökyüzündeki kan kırmızısı çizgilerin ses dalgalarına benzetildiğini belirtir; sanki Munch doğanın içinden geçen çığlığın sesini boyamaya çalışmıştır. Resmin üzerinde Norveççe, «ancak bir deli tarafından boyanmış olabilir» anlamına gelen kurşun kalemle yazılmış bir not vardır; müzenin 2021'de yayımladığı araştırmaya göre bu notu Munch'un kendisi yazmıştır.
Ana anlatım
Ekspresyonizm neyi dışavurur?
Ekspresyonizm (expressionism), on dokuzuncu yüzyılın sonundan yirminci yüzyılın başına uzanan dönemde, özellikle Kuzey ve Orta Avrupa'da güçlenen, dış dünyanın görünüşünü doğru aktarmak yerine sanatçının iç deneyimini, duygusunu ve ruh hâlini renk, biçim ve fırça izi aracılığıyla dışa vurmayı amaçlayan anlayıştır. Terim sonradan, bir akımın ve ardından geniş bir tavrın adı olarak kullanıldı; Van Gogh ve Munch bu tavrın öncüleri arasında sayılır.
Van Gogh, 18 Ağustos 1888'de Arles'dan kardeşi Theo'ya yazdığı mektupta, önündekini tam olarak aktarmaya çalışmak yerine kendini güçlü biçimde ifade edebilmek için rengi daha keyfi kullandığını yazar. Aynı mektupta bir sanatçı dostunun portresini önce olduğu gibi boyayıp sonra «keyfi bir renkçi» olacağını, sarı saçlarını turunculara ve limon sarılarına kadar abartacağını, arkasındaki sıradan duvarın yerine yoğun bir mavi koyacağını anlatır. Keyfi renk (arbitrary colour), Van Gogh'un deyişiyle, gözlenen rengi aktarmak yerine duyguyu güçlü biçimde ifade etmek için bilerek abartılan ya da değiştirilen renktir. Matisse dersinde gördüğün ifadeci renk düşüncesinin bir öncüsüdür.
Ekspresyonist bir resmi yalnızca bir üslup olarak değil, bir karar zinciri olarak düşünmek yararlıdır. Önce anlatmak istediğin duyguyu adlandırırsın: huzursuzluk, özlem, sevinç, yalnızlık. Sonra bu duygunun rengini, darbesini ve biçimini seçersin. Her karar, gözlemden değil, o duygudan çıkar. Bu, gözlemi bütünüyle bırakmak demek değildir; Van Gogh da Munch da gerçek bir yeri, gerçek bir akşamı çıkış noktası olarak aldı. Ama o yeri, içlerinde bıraktığı etkiye göre yeniden kurdular.
Fırça darbesi nasıl hareket ve gerilim kurar?
Yönlü darbe (directional stroke), yönü, eğriliği ve ritmi bir yüzeyde bilerek düzenlenen ve o yüzeye bir hareket ya da gerilim hissi veren fırça darbesidir. Fırça darbesi dağarcığı dersinde, biçimi izleyen darbeyi ve darbe ritmini görmüştün. Ekspresyonist resimde darbe, yalnızca biçimi değil, o biçimin içinde dolaşan enerjiyi de gösterir.
Darbenin yönü, göze okunacak bir yol çizer. Yatay ve uzun darbeler dinginlik ve genişlik, dikey darbeler yükseliş ya da gerginlik, çapraz darbeler hareket ve dengesizlik hissi uyandırmaya yatkındır. Kıvrılan ve dönen darbeler, bir yüzeyi akışkan ve kaynayan bir şeye dönüştürür. Van Gogh'un Saint-Rémy'de yaptığı ve daha önce incelediğin Selvilerle Buğday Tarlası'nda, gökyüzündeki bulutlar ve selvilerin alev gibi yükselen biçimleri bu tür kıvrımlı darbelerle kurulur; resmin her yeri aynı dalgalı enerjiyle titrer.
Darbenin ritmi de bir duygu taşır. Birbirine eşit aralıklarla, aynı uzunlukta dizilen darbeler sakin ve düzenli bir yüzey verir. Aralıkları, uzunlukları ve baskıları değişen darbeler ise huzursuz, kesintili bir etki yaratır. Darbenin kalınlığı, empasto ve spatula dersinde gördüğün gibi, yüzeye fiziksel bir ağırlık ve aciliyet ekler; ince ve akıcı bir darbe ise hafif ve uçucu kalır.
Kendi resminde darbeyi duyguya bağlamak için, boyamaya başlamadan önce bir kâğıt üzerinde aynı rengi dört farklı darbe türüyle dene: uzun yatay, kısa dikey, çapraz ve kıvrımlı. Her birinin sende uyandırdığı hissi bir kelimeyle yaz. Bu küçük deneme, resimdeki her yüzey için hangi darbeyi seçeceğini daha bilinçli kılar.
Biçim nasıl bozulur, çizgi nasıl yankılanır?
Biçim bozma (expressive distortion), bir biçimin oranlarını, çizgilerini ya da perspektifini, gözlemdeki hâlinden bilerek uzaklaştırıp duyguyu güçlendirecek biçimde değiştirmektir. Çığlık'taki figürün başı bir kafatasına yaklaşır, bedeni bir yılan gibi kıvrılır; köprünün korkuluğu ise sert bir çapraz çizgiyle derinliğe doğru hızla kaçar. Bu bozulmalar anatomik ya da perspektif hataları değil, figürün ve izleyicinin yaşadığı baş dönmesini, sarsıntıyı ve kaygıyı görünür kılan seçimlerdir.
Yankılanan çizgi (echoing line), bir resimde bir biçimin dış çizgisinin ya da hareketinin çevredeki biçimlerde tekrarlanarak resmin bütününe yayılmasıdır. Çığlık'ta figürün kıvrımlı dış çizgisi, fiyordun kıyı çizgisinde ve gökyüzünün bantlarında yankılanır; figür ile manzara aynı dalgalı hareketin parçası olur. Böylece duygu yalnızca figürün yüzünde değil, resmin her yerinde duyulur. Bu, Munch'un defterindeki cümleye karşılık gelir: çığlık bir kişinin ağzından değil, doğanın içinden geçer.
Biçimi bozarken bir sınır gözetmek gerekir. Rastgele bozulmuş biçimler duygu değil, karmaşa üretir. Bir bozulmanın anlam taşıması için resmin geri kalanıyla ilişkili olması, onun hareketini sürdürmesi ya da onunla bilerek çatışması gerekir. Kendi manzaranda bir ana hareket seç, örneğin bir yolun kıvrımını, bir dağın eğimini ya da bir ağacın rüzgârdaki bükülüşünü, ve bu hareketi gökyüzünde, toprakta ve öbür biçimlerde yankılat. Ana hareket bir kez kurulduğunda, biçimleri ona göre bozmak kolaylaşır.
Ekspresyonist bozma insanları ve tenleri nasıl ele almalı?
Duygu temalı bir manzarada figür küçük olabilir ya da hiç olmayabilir; ama figür kullandığında, ekspresyonist bozma ve keyfi renk, gerçek insanları ve tenleri temsil etme sorumluluğuyla karşılaşır. Çığlık'taki figür bilerek kimliksizdir: cinsiyeti belirsiz, yüzü bir kafatasına yakın, teni solgun ve renksizdir. Bu kimliksizlik, duygunun herkese ait olmasını sağlar.
Gerçek bir kişiyi ya da tanınabilir bir grubu bozarken ise dikkat gerekir. Tarihte bazı karikatürler, belirli halkların yüz özelliklerini ya da ten renklerini abartarak aşağılayıcı kalıplar üretmiştir. Ekspresyonist bozma bir duyguyu, örneğin kaygıyı, yorgunluğu ya da sevinci büyütmelidir; bir kimliği gülünç ya da tekinsiz göstermek için kullanılmamalıdır. Bir yüzü bozarken sorulacak soru şudur: bu abartı neyi anlatıyor, duyguyu mu, yoksa bir önyargıyı mı?
Keyfi renk tenlerde de aynı dikkati ister. Koyu bir tende keyfi renk seçerken değer aralığını korumak, yüzün okunmasını ve modelin kendini tanımasını sağlar; derin morlar, lacivertler, bakır ve koyu turuncular, tenin derinliğini kaybetmeden güçlü bir duygu taşıyabilir. Açık bir tende soluk yeşiller ya da morlar hastalık ve kaygı hissi uyandırabilir; bu, Çığlık'taki solgunluk gibi bilinçli bir seçim olmalıdır. Hangi tende çalışırsan çalış, duyguyu renk sıcaklığı, darbe ve çizgiyle taşımak, tenin değerini koruyarak mümkündür.
Uygulama
- Malzeme: orta boyda sert bir karton ya da astarlı bir levha; yağlı pastel, akrilik ya da yağlı boya; kıl fırçalar ve bir boya bıçağı; birkaç deneme kâğıdı.
- Anlatmak istediğin tek bir duyguyu adlandır ve bu duyguyu çağrıştıran gerçek bir yer seç; bir fotoğraftan ya da gözlemden yararlanabilirsin.
- Bir deneme kâğıdında aynı rengi uzun yatay, kısa dikey, çapraz ve kıvrımlı darbelerle dene ve her birinin uyandırdığı hissi bir kelimeyle yaz.
- Manzarada bir ana hareket seç; küçük bir eskizde bu hareketi gökyüzünde, toprakta ve öbür biçimlerde yankılat, biçimleri gerekirse bu harekete göre boz.
- Renkleri gözlemden değil duygudan seç; değer eskizini koruyarak her yüzeye, duyguya uyan yönlü darbelerle boya.
- Geri çekilip bak: duygu yalnızca bir yerde mi, yoksa resmin bütününde mi duyuluyor; gerekirse ana hareketi başka bir yüzeyde de tekrarla.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışBiçimleri rastgele bozmak.
Resim duygu yerine karmaşa taşır. Bozmayı bir ana harekete ve anlatmak istediğin duyguya bağla.
Yaygın yanlışHer yüzeyde aynı darbe türünü kullanmak.
Yüzey tek düze görünür ve duygu farklı yerlerde vurgulanamaz. Darbenin yönünü ve ritmini yüzeyin görevine göre değiştir.
Yaygın yanlışBozmayı bir kimliği gülünç göstermek için kullanmak.
Duygu değil önyargı aktarılır. Abartıyı duyguya hizmet edecek biçimde seç ve tenlerin değerini koru.
Kapanış
Bir fırça darbesi duygu taşıyabilir mi? Van Gogh ve Munch'un resimlerinde evet: darbenin yönü, ritmi ve kalınlığı bir yüzeye hareket ve gerilim verir, rengi gözlemden koparmak duyguyu güçlendirir, biçimi bozmak ve bir çizgiyi manzara boyunca yankılatmak o duyguyu resmin her yerine yayar. Van Gogh 1888'de rengi kendini güçlü biçimde ifade etmek için keyfi kullandığını yazdı; Munch 1892'de doğanın içinden geçen bir çığlığı defterine not etti ve bir yıl sonra onu gökyüzünün ve fiyordun dalgalanan çizgilerine dönüştürdü. Bu araçlar güçlüdür; bu yüzden onları gerçek insanları temsil ederken özenle kullanmak gerekir. Ödevde duygu temalı bir manzara yapacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Ekspresyonizm | Expressionism | Dış dünyanın görünüşü yerine iç deneyimi renk, biçim ve fırça iziyle dışa vuran anlayış |
| Keyfi renk | Arbitrary colour | Gözlenen rengi aktarmak yerine duyguyu güçlü ifade etmek için bilerek abartılan renk |
| Yönlü darbe | Directional stroke | Yönü, eğriliği ve ritmi bir yüzeye hareket ya da gerilim verecek biçimde düzenlenen darbe |
| Biçim bozma | Expressive distortion | Oranların, çizgilerin ya da perspektifin duyguyu güçlendirmek için bilerek değiştirilmesi |
| Yankılanan çizgi | Echoing line | Bir biçimin çizgisinin ya da hareketinin çevredeki biçimlerde tekrarlanıp resme yayılması |
Ödev
Duygu temalı bir manzara yap.
- Tek bir duygu seç ve onu çağrıştıran gerçek bir yeri çıkış noktası al.
- Bir deneme kâğıdında dört darbe türünü dene ve manzara için bir ana hareket belirle.
- Manzarayı bu ana hareketi yankılatan çizgilerle, duygudan seçilmiş renklerle ve yönlü darbelerle boya; biçimleri gerekirse harekete göre boz.
- Çalışmanın yanına seçtiğin duyguyu, ana hareketi ve hangi darbe türünü hangi yüzeyde neden kullandığını anlatan birkaç cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Kompozisyon: Ana hareket resmin farklı yerlerinde yankılanıyor ve duyguyu bütüne yayıyor mu?
- Teknik ve Malzeme: Darbelerin yönü, ritmi ve kalınlığı her yüzeyin görevine göre seçilmiş mi?
- Değer (Ton): Renkler gözlemden kopsa da açık-koyu düzen resmi okunur tutuyor mu?
- İzleyici resme baktığında seçtiğin duyguyu adlandırabiliyor mu?
Kendini sına
1. Van Gogh 1888'de Theo'ya yazdığı mektupta rengi nasıl kullandığını söyler?
- A) Önündekini tam olarak aktarmak için.
- B) Kendini güçlü biçimde ifade edebilmek için daha keyfi.
- C) Yalnızca toprak renkleriyle, gözlemi bozmadan.
- D) Hiç renk kullanmadan.
2. Munch'un 1892 tarihli defter notunda anlattığı deneyim nedir?
- A) Güneş batarken gökyüzünün kan kırmızısına dönmesi ve doğanın içinden geçen bir çığlık hissetmesi.
- B) Bir sergide yaşadığı başarı.
- C) Bir portre ısmarlanması.
- D) Bir fiyortta yüzmesi.
3. Yönlü darbede kıvrılan ve dönen darbeler yüzeye çoğu zaman ne verir?
- A) Tam bir durgunluk.
- B) Hiçbir etki.
- C) Akışkan ve kaynayan bir hareket hissi.
- D) Yalnızca renk.
4. Çığlık'ta yankılanan çizgi nasıl çalışır?
- A) Figürün çizgisi hiçbir yerde tekrarlanmaz.
- B) Resim tek düz bir renkle boyanmıştır.
- C) Figür manzaradan kesin çizgilerle ayrılır.
- D) Figürün kıvrımlı dış çizgisi fiyordun kıyısında ve gökyüzünün bantlarında tekrarlanır.
5. Ekspresyonist bozmayı gerçek insanları temsil ederken kullanırken ne gözetilmelidir?
- A) Abartının bir önyargıyı değil, duyguyu büyütmesi ve tenlerin değerinin korunması.
- B) Yüz özelliklerinin gülünç gösterilmesi.
- C) Tenlerin hep aynı renkte boyanması.
- D) Hiçbir şey.
Cevaplar
- B — Van Gogh, bir dostunun sarı saçlarını turunculara abartacağını ve arkasına yoğun bir mavi koyacağını anlatır.
- A — Munch bu deneyimi bir yıl sonra gökyüzünün ve fiyordun dalgalanan çizgilerine dönüştürdü.
- C — Darbenin yönü ve eğriliği, yüzeyin içinde dolaşan enerjiyi görünür kılar.
- D — Figür ile manzara aynı hareketin parçası olur ve duygu resmin her yerinde duyulur.
- A — Bozmanın anlamı duyguyu görünür kılmaktır, bir kimliği aşağılamak değil.
Referans görseller
- Özgün şema: aynı rengin uzun yatay, kısa dikey, çapraz ve kıvrımlı darbelerle uyandırdığı farklı hisler.
- Özgün çekim: bir manzarada ana hareketin seçilmesi ve gökyüzünde, toprakta ve ağaçlarda yankılatılması.
- Özgün çekim: farklı tenlerde keyfi rengin değer aralığı korunarak seçilmesi; duyguyu büyüten ve önyargı üreten bozma arasındaki farkın tartışılması.
Sonraki derse köprü
Van Gogh ve Munch fırçayı ve rengi iç dünyanın taşıyıcısı yaptı. Sonraki derste John Singer Sargent'a ve Joaquín Sorolla'ya geçiyoruz: güneş ışığının beyaz kumaşlarda, suda ve tenlerde nasıl parladığını, hızlı ve kararlı darbelerle ışığın sıcaklığını ve gölgelerin renkli serinliğini boyayan iki ressama.