Öğrenme hedefi
Ekonomik fırça kullanımıyla ayrıntı izlenimi yaratabileceksin. Diego Velázquez'in geç dönem resimlerinde bir kumaşın, bir süsün ya da bir parıltının neden yakından birkaç serbest leke, uzaktan ise inandırıcı bir ayrıntı gibi göründüğünü açıklayabilecek; bu etkinin okuma mesafesiyle ilişkisini gösterebilecek; ayrıntıyı nereye koyup nerede yalnızca ima edeceğine karar verebilecek; farklı ten tonlarında yüzü ve giysiyi ayrı ayrı ele alarak az fırça darbesiyle bir kumaş çalışması kurabileceksin.
Kanca
Yakından birkaç fırça darbesi, uzaktan ipek.
Delft'te Vermeer bir odanın sessiz ışığını sabırla, katman katman işlerken aynı yıllarda Madrid'de, İspanyol sarayının ressamı Diego Velázquez başka bir yola gidiyordu: bir elbisenin gümüş işlemesini, bir kurdelenin parlaklığını, bir dantelin kıvrımını tek tek çizmek yerine, birkaç hızlı ve kararlı dokunuşla ima ediyordu. Resmin önüne çok yaklaştığında bu dokunuşlar birbirinden kopuk lekelere dönüşür; birkaç adım geri çekildiğinde ise kumaş parlamaya başlar. Bu ders, bu dönüşümün nasıl çalıştığını ve az darbeyle çok şey söylemenin nasıl öğrenilebileceğini ele alıyor.
Bağlam
Viyana'daki Kunsthistorisches Museum'da, Velázquez'in 1659 tarihli Mavi Elbiseli Infanta Margarita portresi bulunur. Yağlı boya tuval, müzenin verdiği ölçülere göre 125,5 × 106 santimetredir; üst kenarı yarım daire biçiminde kesilmiş ve sonradan onarılmıştır. Resim, İspanya Kralı IV. Felipe'nin kızı Margarita Teresa'yı sekiz yaşındayken gösterir. Müzeye göre bu portre, aynı yıl Viyana'ya, çocukken nişanlandığı ve 1666'da evleneceği İmparator I. Leopold'a gönderilen resimlerden biridir; amacı, uzaktaki imparatora nişanlısının nasıl göründüğünü göstermekti.
Bu, Velázquez'in 1660'taki ölümünden bir yıl önce bitirdiği son resimlerinden biridir. Kız, geniş etekli, süslemeli mavi bir elbiseyle, sakin ve ağırbaşlı bir yüzle durur. Müzenin betimlemesine göre ressamın kişisel üslubu burada doruğuna ulaşır: geniş boyalı yüzeylerde titreşen renk lekeleri neredeyse izlenimci bir etki verir ve izleyicinin tam, üç boyutlu bir mekân izlenimi edinmesi için uygun bir uzaklıkta durması gerekir. Müzenin bu son cümlesi, dersin bütün konusunu özetler: bu resim, belirli bir uzaklıktan okunmak üzere boyanmıştır.
Ana anlatım
Yakından leke, uzaktan kumaş: bu nasıl olur?
Mancha (mancha), İspanyolca'da «leke» anlamına gelen ve Velázquez'in geç döneminde bir biçimi ayrıntılı çizgilerle değil, renk ve değer açısından doğru, serbestçe sürülmüş lekelerle kurmasını anlatmak için kullanılan terimdir. Çağdaşı şair Francisco de Quevedo, resim sanatına yazdığı El pincel adlı uzun şiirinde Velázquez'i «uzaktan lekeler» diye çevrilebilecek manchas distantes sözüyle anar ve bu lekelerin onda benzerlik değil gerçeklik olduğunu söyler. Bir şairin bir ressamın tekniğini bu kadar kesin bir deyişle yakalaması, bu çalışma biçiminin kendi zamanında da dikkat çektiğini gösterir.
Neden işe yarar? Göz, bir yüzeyi uzaktan gördüğünde her ayrıntıyı ayrı ayrı çözemez; birbirine yakın küçük lekeleri birleştirir, eksik kalan kenarları tamamlar ve tanıdığı bir biçimi arar. Birinci seviyedeki kenar derslerinde, kayıp kenarların gözün boşluğu tamamlamasına izin verdiğini görmüştün. Mancha bu tamamlama yetisine güvenir. Bir gümüş işleme için ressam, doğru yere birkaç açık ve serin leke koyar; aralarına orta değerde birkaç dokunuş ekler; göz bunları uzaktan bir parıltı ve bir desen olarak okur. Yakından bakıldığında desen yoktur; yalnızca doğru değerde, doğru yerde ve doğru büyüklükte lekeler vardır.
Bu yüzden mancha rastgele bir serbestlik değildir. Her leke üç soruya doğru cevap vermek zorundadır: değeri çevresine göre doğru mu, sıcaklığı doğru mu, büyüklüğü ve yönü, ima ettiği biçime uyuyor mu? Alla prima dersinde gördüğün tek darbe ve fırça ekonomisi düşüncesi burada en ileri hâlindedir. Bir lekeyi bir kez koymak ve bir daha dokunmamak, lekenin tazeliğini korur; üstünden ikinci, üçüncü kez geçmek, onu bulandırır ve ayrıntı izlenimini yok eder.
Velázquez'in yaşamını 1724'te yazan ressam ve yazar Antonio Palomino, onun geç resimleri için yakından bakıldığında anlaşılmadığını, uzaktan ise bir mucize olduğunu yazar. Palomino ayrıca Velázquez'in uzun saplı fırçalarla çalıştığını ve Flaman ressamlarının yaptığı gibi renkleri üst üste defalarca sürmek yerine, az boya ve birkaç darbeyle istediğini anlattığını aktarır. Palomino, Velázquez'i tanımamış, ama onu tanıyan kişilerden bilgi toplamış bir yazardır; anlattıkları bu yüzden kesin tanıklık değil, ama resimlerde gördüğümüzle uyumlu bir aktarımdır.
Okuma mesafesi fırçayı nasıl yönetir?
Okuma mesafesi (viewing distance), bir resmin, lekelerin birleşip biçimlerin ve ayrıntının en iyi okunduğu izleme uzaklığıdır. Her resmin bir okuma mesafesi vardır ve bu uzaklık resmin boyutu, lekelerin büyüklüğü ve resmin nereye asılacağıyla ilişkilidir. Duvara asılacak ve birkaç adım uzaktan görülecek büyük bir portre, elde tutulacak küçük bir çalışmadan çok daha büyük ve serbest lekeleri kaldırabilir.
Uzun saplı fırça (long-handled brush), sapı olağan fırçalardan belirgin biçimde uzun olan ve ressamın tuvalden daha uzakta durarak çalışmasına izin veren fırçadır. Palomino'nun aktardığı bu ayrıntı, okuma mesafesi düşüncesiyle doğrudan ilgilidir. Tuvalin dibinde, burnun ucunda çalışan bir ressam, lekelerin uzaktan nasıl birleşeceğini göremez; küçük ayrıntılara kapılır. Uzun bir fırçayla ve kolu tam açarak çalışmak, ressamı resmin okunacağı uzaklığa biraz daha yaklaştırır ve lekenin büyüklüğünü o uzaklığa göre seçmesine yardım eder.
Bunu kendi çalışmana uygulamanın en basit yolu, fırçayı sapın ucundan tutmak ve tuvalden bir kol boyu uzakta durmaktır. İkinci yol, düzenli olarak geri çekilmektir: birkaç dokunuştan sonra üç dört adım uzaklaşıp resme bakmak, lekelerin bir kumaş olarak okunup okunmadığını gösterir. Bir ayna da işe yarar; resmi bir aynada, arkasında durarak görmek, uzaklığı ikiye katlar ve alıştığın ayrıntılardan kopmanı sağlar.
Okuma mesafesi bir uyarıyı da beraberinde getirir. Resmin çok yakından da görüleceğini biliyorsan, örneğin küçük bir kitap resmi ya da elde incelenecek bir çalışmaysa, lekeleri o yakınlığa göre küçültmen gerekir. Mancha, her resimde aynı büyüklükte uygulanacak bir kalıp değildir; yakından bakılacak bir yüzey de aynı ekonomiyle, yalnızca daha küçük ölçekte kurulabilir.
Ayrıntı nereye konur, nerede yalnızca ima edilir?
İma edilen ayrıntı (implied detail), bir desenin, bir süsün ya da bir dokunun her parçası çizilmeden, onu çağrıştıran birkaç doğru lekeyle gösterilmesidir. Bir dantel yakada her ilmek değil, dantelin ışığı yakaladığı birkaç açık nokta ve deliklerin karanlığını veren birkaç koyu dokunuş yeterlidir. Bir işlemeli şeritte her motif değil, motiflerin ritmi ve parıltısının yeri yeterlidir.
Seçici ayrıntı (selective detail), bir resimde ayrıntının her yere eşit dağıtılmayıp izleyicinin bakışının toplanması istenen birkaç yerde yoğunlaştırılması, geri kalan yerlerde ise azaltılmasıdır. Mavi Elbiseli Infanta Margarita'da yüz, elbisenin geniş yüzeylerine göre çok daha sıkı ve dikkatle kurulmuştur; göz önce yüze gider, sonra elbisenin titreşen lekelerine dağılır. Bu ayrım bir rastlantı değil, bir öncelik düzenidir: bir portrede yüz, benzerliğin ve anlatımın taşıyıcısıdır; elbise ise yüzü çerçeveleyen bir ışık ve renk alanıdır.
Ayrıntıyı nereye koyacağına karar verirken şu sırayı izleyebilirsin. Önce resmin odak noktasını seç; kompozisyon derslerinde gördüğün hiyerarşi burada da geçerlidir. Sonra o noktadaki biçimleri en iyi kenarlarla ve en ince değer farklarıyla kur. Odaktan uzaklaştıkça lekeleri büyüt, kenarları yumuşat, deseni seyrelt. Son olarak, resmin bütününe dağılmış birkaç parlak vurguyla, örneğin bir kurdele ucunda ya da bir düğmede, gözün yolunu işaretle. Bu vurguları sayıca az tutmak, her birinin gücünü korur.
Bir kumaşı az darbeyle boyarken en önemli bilgi, kumaşın ışığı nasıl taşıdığıdır. İpek ve saten gibi parlak kumaşlar, kıvrımların tepesinde keskin ve açık, çukurlarında ise koyu ve renkli bantlar oluşturur; ışıktan gölgeye geçiş kısadır. Yün ve kadife gibi mat kumaşlar ise ışığı yayar; geçişler uzun, parlamalar az ve yumuşaktır. Aynı mavi, parlak bir ipekte birkaç kararlı açık leke ve derin bir koyu bantla, mat bir yünde ise geniş ve yumuşak değer geçişleriyle kurulur. Kumaşın türünü doğru okursan, az darbe yeterli olur.
Farklı tenlerde yüz ile giysi nasıl dengelenir?
Seçici ayrıntı düşüncesi portrede en çok yüz ile giysi arasındaki dengede görünür. Yüz çoğu zaman en sıkı işlenen yer olur; giysi daha serbest bırakılır. Ama bu denge, tenin değeriyle giysinin değeri arasındaki ilişkiye göre ayarlanmalıdır.
Açık bir ten koyu ya da doygun renkli bir giysinin yanında kolayca öne çıkar; burada yüzün ışıklı bölgelerini çok fazla ayrıntıyla doldurmak yerine, birkaç sıcak ve serin değer farkıyla kurmak ve ayrıntıyı gözlere, ağıza ve burun ucuna ayırmak yeterlidir. Açık tenlerde elbisenin parlak vurgularının yüzdeki en açık değerle yarışmamasına dikkat etmek gerekir; bir gümüş işleme yüzden daha parlak olursa göz yüzden kayar.
Koyu bir ten açık ya da parlak bir giysinin yanında, örneğin kar gibi bir yakanın ya da gümüşümsü bir kumaşın yanında durduğunda, giysinin parlaklığı yüzü gölgede bırakabilir. Bu durumda yüzün biçimini, ışığa dönen düzlemlerdeki serin ve net parlamalarla, tenin kendi sıcak renginden açılmış ışıklı bölgelerle ve gölgedeki zengin, renkli değerlerle kurmak gerekir. Giysinin açık yüzeylerini ise yüzün en parlak noktalarından bir basamak daha sakin tutmak ya da onları daha büyük ve daha az keskin lekelerle vermek, bakışı yüzde tutar. Velázquez'in ince ve serbest lekeli bir beyaz yaka ile koyu bir teni yan yana koyduğu Juan de Pareja portresini usta kopyası projesinde incelemiştin; o resimde de yaka, yüzün önüne geçmeden onu çerçeveler.
Orta tonlu tenlerde, zeytinimsi ya da altın rengi derilerde, giysinin rengi tenin sıcaklığını kolayca etkiler: mavi bir giysi yanındaki teni daha sıcak, sarı bir giysi daha serin gösterebilir. Bu eşzamanlı karşıtlığı gözle karşılaştırmak ve tenin rengini yalnız başına değil, yanındaki kumaşla birlikte değerlendirmek gerekir. Hangi tende çalışırsan çalış, yüzde ekonomik davranmak ile yüzü ihmal etmek arasındaki fark, her lekenin değerini ve yerini bilerek koymaktır.
Uygulama
- Malzeme: yaklaşık 40 × 50 santimetrelik bir tuval ya da pano; orta değerde nötr ya da sıcak bir zemin; yağlı boya ya da akrilik; uzun saplı ya da sapının ucundan tutulan birkaç kıl fırça ve bir yuvarlak fırça; bir ayna.
- Parlak bir kumaşı, örneğin ipek ya da saten bir şalı, üzerinde işleme, dantel ya da bir kurdele bulunan bir parçayla birlikte, katlanmış biçimde, çapraz vuran bir lambanın altına yerleştir.
- Büyük kıvrımları ve ana değerleri geniş ve ince bir katmanla yerleştir; kumaşın ışıklı tepelerini ve koyu çukurlarını üç dört değerde grupla.
- Tuvalden bir kol boyu uzakta durarak ana kıvrımların ışıklı bantlarını birkaç kararlı darbeyle koy; her darbeyi bir kez sür ve üstünden geçme.
- İşlemeyi ya da danteli tek tek çizmek yerine, ritmini ve parıltısını birkaç açık ve birkaç koyu lekeyle ima et; her birkaç dokunuşta üç dört adım geri çekil ya da aynadan bak.
- Ayrıntıyı resmin odak noktasında yoğunlaştır, kenarlara doğru lekeleri büyüt ve seyrelt; son olarak iki üç parlak vurgu ekle ve saydığın toplam darbe sayısını not et.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışAynı lekenin üstünden defalarca geçmek.
Leke bulanıklaşır, kenarları çamurlaşır ve ayrıntı izlenimi kaybolur. Lekeyi bir kez koy; yanlışsa sil ve yeniden koy.
Yaygın yanlışTuvale çok yakın durarak çalışmak.
Küçük ayrıntılara kapılır ve lekelerin uzaktan nasıl birleşeceğini göremezsin. Uzun bir fırçayla ya da sapın ucundan tutarak çalış ve sık sık geri çekil.
Yaygın yanlışAyrıntıyı resmin her yerine eşit dağıtmak.
Bakış dağılır ve odak noktası gücünü yitirir. Ayrıntıyı odakta topla, çevrede yalnızca ima et.
Kapanış
Yakından birkaç fırça darbesi, uzaktan ipek. Velázquez'in geç resimlerinde bu dönüşüm, gözün birbirine yakın lekeleri birleştirme ve eksik olanı tamamlama yetisine dayanır. Quevedo bu lekeleri «uzaktan lekeler» diye andı; Palomino yakından anlaşılmayan, uzaktan bir mucizeye dönüşen resimlerden ve uzun saplı fırçalardan söz etti. Mavi Elbiseli Infanta Margarita'da yüz sıkıca kurulmuş, elbise ise titreşen lekelerle ima edilmiştir; müze, izleyicinin uygun bir uzaklıkta durmasını öğütler. Doğru değerde, doğru yerde ve bir kez konmuş bir leke, çok sayıda dikkatsiz darbeden daha fazlasını söyler. Ödevde az fırça darbesiyle bir kumaş çalışması yapacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Mancha | Mancha (patch, blot) | Bir biçimi ayrıntılı çizgiyle değil, doğru değer ve renkte serbestçe sürülmüş lekelerle kurma |
| Okuma mesafesi | Viewing distance | Lekelerin birleşip biçimlerin ve ayrıntının en iyi okunduğu izleme uzaklığı |
| İma edilen ayrıntı | Implied detail | Bir desenin ya da dokunun her parçası çizilmeden birkaç doğru lekeyle çağrıştırılması |
| Seçici ayrıntı | Selective detail | Ayrıntının odak noktalarında yoğunlaştırılıp başka yerlerde azaltılması |
| Uzun saplı fırça | Long-handled brush | Ressamın tuvalden uzakta durarak çalışmasına izin veren, sapı uzun fırça |
Ödev
Az fırça darbesiyle bir kumaş çalışması yap.
- Parlak bir kumaşı bir süs, dantel ya da kurdeleyle birlikte yandan gelen tek bir ışıkta kur.
- Ana kıvrımları ve değerleri geniş bir katmanla yerleştir, sonra ışıklı bantları tuvalden uzakta durarak birkaç kararlı darbeyle koy.
- Süsü ya da danteli tek tek çizmeden birkaç açık ve koyu lekeyle ima et; ayrıntıyı odak noktasında topla.
- Çalışmanın yanına kaç darbeyle bitirdiğini, hangi uzaklıktan en iyi okunduğunu ve hangi lekeyi yeniden koymak zorunda kaldığını anlatan birkaç cümle yaz.
Kendini değerlendir
- Kenar ve Ayrıntı: Ayrıntı odak noktasında toplanmış, çevrede yalnızca ima edilmiş mi?
- Değer (Ton): Işıklı tepeler ve koyu çukurlar, kumaşın türüne uygun bir geçişle mi kurulmuş?
- Teknik ve Malzeme: Darbeler bir kez konmuş ve taze mi; üstünden geçilerek bulandırılmış yerler var mı?
- Resme üç dört adım uzaktan baktığında hangi lekeler bir kumaşa dönüştü, hangileri dönüşmedi?
Kendini sına
1. Mancha ne anlama gelir?
- A) Bir biçimi ayrıntılı çizgiyle değil, doğru değer ve renkte serbest lekelerle kurmak.
- B) Resmi tamamen tek bir renkle boyamak.
- C) Bir tuvalin arkasına sürülen astar.
- D) Bir vernik türü.
2. Kunsthistorisches Museum, Mavi Elbiseli Infanta Margarita için izleyiciye ne öğütler?
- A) Resme olabildiğince yakından bakmasını.
- B) Resmi yalnızca bir aynadan görmesini.
- C) Tam, üç boyutlu bir mekân izlenimi için uygun bir uzaklıkta durmasını.
- D) Resmi ışıksız bir odada görmesini.
3. Palomino'ya göre Velázquez hangi tür fırçalarla çalıştı?
- A) Çok kısa saplı fırçalarla.
- B) Uzun saplı fırçalarla.
- C) Yalnızca boya bıçağıyla.
- D) Hiç fırça kullanmadan, parmaklarıyla.
4. Seçici ayrıntı ne demektir?
- A) Ayrıntının resmin her yerine eşit dağıtılması.
- B) Hiç ayrıntı kullanılmaması.
- C) Yalnızca kenarlarda ayrıntı kullanılması.
- D) Ayrıntının odak noktalarında yoğunlaştırılıp başka yerlerde azaltılması.
5. Koyu bir ten parlak beyaz bir yakanın yanında boyanırken bakışı yüzde tutmanın bir yolu nedir?
- A) Yakayı yüzün en parlak noktasından daha parlak ve keskin boyamak.
- B) Yakayı yüzün en parlak noktalarından bir basamak daha sakin ya da daha büyük ve yumuşak lekelerle vermek.
- C) Yüzü hiç ışıklandırmamak.
- D) Yakayı tamamen siyah boyamak.
Cevaplar
- A — Her lekenin değeri, sıcaklığı ve büyüklüğü doğru olduğunda göz uzaktan biçimi tamamlar.
- C — Müzeye göre titreşen renk lekeleri ancak uygun uzaklıkta mekân ve hacim izlenimine dönüşür.
- B — Uzun bir fırçayla uzakta durmak, lekelerin okuma mesafesinde nasıl birleştiğini görmeyi kolaylaştırır.
- D — Ayrıntıyı odakta toplamak, bakışı yönlendirir ve çevreyi dinlendirir.
- B — Yüzün biçimi serin parlamalar ve tenin kendi sıcak rengiyle kurulur, yaka onu çerçeveler.
Referans görseller
- Özgün şema: aynı kumaş ayrıntısının yakından ve uzaktan görünüşü; lekelerin gözde birleşmesi.
- Özgün çekim: uzun saplı fırçayla ve kol açık çalışırken bir kumaşın ışıklı bantlarının birkaç darbeyle konması.
- Özgün çekim: modelin teni ile parlak yakası arasındaki değer dengesinin, birbirinden farklı derilerde adım adım kurulması.
Sonraki derse köprü
Velázquez'in lekeleri, uzaktan bakıldığında gözde birleşen doğru değerlerdi. Sonraki derste bu fikri başka bir yöne taşıyan Monet'ye geçiyoruz: rengin karıştırılmadan, yan yana konan küçük dokunuşlarla gözde birleştiği kırık renk anlayışına ve yakından noktalar gibi görünen bir yüzeyin uzaktan nasıl ışığa dönüştüğüne.