Öğrenme hedefi
Yumuşak pencere ışığını ve renk sıcaklıklarını boyayabileceksin. Vermeer'in camera obscura kullanıp kullanmadığı üzerine süren tartışmanın hangi kanıtlara dayandığını ve neyi açıklayıp neyi açıklamadığını anlatabilecek; bir pencereden gelen gök ışığının neden yumuşak olduğunu ve odanın içinde nasıl azaldığını gösterebilecek; aydınlanan düzlemlerle gölgedeki düzlemlerin sıcaklıkça nasıl ayrıştığını gözleyip boyayabilecek; bu ışığın farklı tenlerde nasıl göründüğünü hesaba katarak pencere ışıklı bir iç mekân çalışması kurabileceksin.
Kanca
Vermeer'in ışığı bir makinenin sırrı mı?
Rembrandt'ın ışığı kalın boyanın kabartısından ve karanlığın içinden geliyordu. Delftli ressam Johannes Vermeer'in resimlerinde ise ışık başka türlüdür: sessiz bir odaya soldaki bir pencereden süzülür, duvarı, bir yüzü, bir kumaşı yumuşakça sarar ve yüzeylerin üzerinde küçük ışık noktaları bırakır. Bu ışık o kadar inandırıcıdır ki yüzyıllardır bir soru sorulur: Vermeer, görüntüyü bir yüzeye yansıtan optik bir alet kullanmış olabilir mi? Bu ders, o sorunun kanıtlarını tartıyor ve sonra asıl önemli olana, yani bu ışığın bir fırçayla nasıl boyandığına dönüyor.
Bağlam
Dresden'deki Gemäldegalerie Alte Meister'de Vermeer'in yaklaşık 1657–1659 yıllarına tarihlenen Açık Pencerede Mektup Okuyan Kız resmi bulunur. Yağlı boya tuval 83 × 64,5 santimetredir. Resimde genç bir kadın, soldaki açık pencerenin önünde ayakta durur ve elindeki mektubu okur; yüzü pencerenin camında belli belirsiz yansır. Önde, halı örtülü bir masanın üstünde meyve dolu, eğik duran bir kâse ve sağda resmin önüne çekilmiş gibi duran yeşil bir perde vardır.
Resmin yakın geçmişi, Vermeer'in yüzeyini anlamak için de öğreticidir. 1979'da çekilen bir röntgen, kadının arkasındaki boş duvarın altında bir resim içinde resim, çıplak bir Aşk Tanrısı figürü bulunduğunu göstermişti. 2017 ile 2021 arasında Dresden'de yapılan restorasyon ve bilimsel incelemeler, bu figürü örten boya katmanının Vermeer'e ait olmadığını, ressamın ölümünden onlarca yıl sonra başka bir el tarafından sürüldüğünü ortaya koydu. Katman kaldırıldığında duvarda, ok ve yay taşıyan ve iki maskenin üstüne basan ayakta bir Aşk Tanrısı yeniden göründü. Böylece resim, müzenin deyişiyle, atölyeden çıktığı hâline iki buçuk yüzyıldan uzun bir süre sonra ilk kez kavuştu. Duvardaki bu yeni biçim, pencereden gelen ışığın arka duvarda nasıl dağıldığını da yeniden görünür kıldı.
Ana anlatım
Vermeer'in ışığı bir makineden mi geliyordu?
Camera obscura (camera obscura), Latince «karanlık oda» anlamına gelen ve karanlık bir kutunun ya da odanın bir duvarındaki küçük bir delikten, çoğu zaman bir mercekten geçen ışığın, dışarıdaki görüntüyü ters çevrilmiş olarak karşı yüzeye yansıttığı optik düzenektir. Bugünkü fotoğraf makinesinin atasıdır; ama on yedinci yüzyılda görüntüyü kaydetmez, yalnızca gösterirdi. Görüntüyü bir yüzeye çizmek ya da boyamak için bakan kişinin elini kullanması gerekirdi.
Vermeer'in bu aleti kullandığı düşüncesini en ayrıntılı savunanlardan biri mimarlık kuramcısı Philip Steadman'dır. Steadman, 2001'de yayımlanan Vermeer's Camera kitabında Vermeer'in resimlerindeki odanın geometrisini yeniden kurdu. Onun hesabına göre, en az altı iç mekân resminde, odanın arka duvarına yansıtılacak görüntünün boyutu resmin tuvaliyle aynı ölçüdedir. Steadman bu çakışmanın rastlantıyla açıklanmasının çok zor olduğunu ve Vermeer'in bu resimlerde bir mercekle görüntüyü duvara yansıtıp ana hatlarını izlediğini öne sürdü.
2023'te Amsterdam'daki Rijksmuseum'un büyük Vermeer sergisiyle birlikte yayımlanan bir biyografide, müzenin baş küratörlerinden Gregor Weber, Vermeer'in camera obscurayı Delft'teki Cizvitler aracılığıyla tanımış olabileceğini ileri sürdü. Weber'e göre ışık ve optik, Cizvitlerin dinsel yazınında önemli bir yer tutuyordu ve bu çevre, aleti tanrısal ışığı gözlemenin bir aracı olarak görüyordu.
Karşı yönde de kanıtlar vardır. Vermeer'in 1675 sonundaki ölümünden sonra evinde ve atölyesinde çıkarılan taşınır eşya dökümünde ne bir camera obscura ne de herhangi bir mercek adı geçer. Aletin kolayca sökülüp taşınabileceği, bu yüzden dökümde görünmemesinin kesin bir kanıt olmadığı da söylenir. Yani tartışma bugün de açıktır. Bu derste bir taraf tutmamız gerekmiyor; ama bir noktanın altını çizmek gerekir. Bir mercek, olsa olsa bir odanın geometrisini ve ışık düzenini bir yüzeye düşürür. Hangi rengin nereye konacağını, bir duvarın serin grisini, bir kumaşın sıcak sarısını, bir yüzün ışıklı yanını hangi karışımla boyayacağını seçmez. O seçimler, Vermeer'in gözünden ve elinden geçti. Bu ders de o seçimlere odaklanıyor.
Pencere ışığı neden yumuşaktır?
Pencere ışığı (window light), bir odaya bir pencereden giren ve odanın içindeki biçimleri tek bir yönden, geniş bir açıklıktan aydınlatan doğal ışıktır. İç mekân dersinde odayı bir kutu gibi düşünmeyi ve ışığın pencereden uzaklaştıkça hızla azaldığını görmüştün. Vermeer'in odalarında pencere çoğu zaman solda durur ve ışık oradan, sağa doğru azalarak dağılır.
Gök ışığı (skylight), güneşin doğrudan vurmadığı bir pencereden giren ve kaynağı güneşin kendisi değil, gökyüzünün geniş ve aydınlık yüzeyi olan ışıktır. Güneş gökte küçük bir disktir ve doğrudan vurduğunda keskin kenarlı gölgeler bırakır. Gökyüzü ise pencerenin çerçevesi içinde geniş bir parlak alan gibi davranır; ışık birçok farklı açıdan gelir ve gölgelerin kenarları yumuşar. Vermeer'in resimlerindeki ışığın büyük bölümü böyle görünür: gölgeler keskin çizgilerle değil, yavaş geçişlerle kurulur.
Pencere ışığının bir başka özelliği, odanın içinde yansımasıdır. Işık duvarlara, yere, masaya çarpar ve oradan gölgeli yüzeylere geri döner. Bu yüzden pencere ışığında gölgeler asla tamamen kararmaz; Caravaggio'nun kapalı odasının tersine, burada oda ışığı paylaşır. Bir yüzün ya da bir testinin gölgeli yanında bile biçim okunur.
Kendi kurulumunda bu ışığı taklit etmek için pencereye doğrudan güneş vurmayan bir saati ya da bir yönü seç; kuzeye bakan bir pencere bunun için sık kullanılır. Pencerenin önüne ince ve beyaz bir tül germek, güneşin doğrudan vurduğu bir pencereyi de yumuşatır. Modeli ya da nesneleri pencereden bir iki adım uzağa ve pencerenin hafif yanına yerleştir; ışık onların yan tarafına çapraz olarak düşsün. Pencereye çok yakın durduklarında ışık sertleşir ve düşüş hızlanır; çok uzak durduklarında ışık zayıflar ve karşıtlık kaybolur. Birkaç konum deneyip ışığın biçimi en iyi okuttuğu yeri bulmak, kurulumun asıl işidir.
Işıklı ve gölgeli yüzeylerde renk sıcaklığı nasıl değişir?
Sıcak ve soğuk renkler dersinde renk sıcaklığını, bir rengin sarı ve turuncuya ya da maviye yakınlığına göre sıcak ya da serin algılanması olarak görmüştün. Pencere ışığında bu fark, ışıklı ve gölgeli yüzeyler arasında da ortaya çıkar.
Serin ışık, sıcak gölge (cool light, warm shadow), gökyüzünden gelen serin bir ışıkla aydınlatılan bir iç mekânda ışıklı yüzeylerin daha serin, odanın sıcak renkli yüzeylerinden yansıyan ışığı alan gölgeli yüzeylerin ise daha sıcak görünme eğilimidir. Kuzeye bakan bir pencereden gelen gök ışığı, öğle güneşine göre biraz daha mavimsidir; ışıklı yüzeyler bu serinliği taşır. Gölgeli yüzeyler ise doğrudan gökyüzünü görmez; onları duvarlardan, ahşap bir zeminden ya da sıcak renkli bir kumaştan yansıyan ışık aydınlatır ve bu ışık o yüzeylerin sıcaklığını taşır.
Bunun bir kural değil, bir eğilim olduğunu bilmek önemlidir. Güneşin doğrudan girdiği bir odada, ya da akşamüstünün turuncu ışığında, ilişki tersine dönebilir: ışık sıcak, gölge mavimsi gökyüzünü yansıttığı için serin olur. Beyaz ya da mavi duvarlı bir odada gölgeler de serinleşebilir. Bu yüzden her kurulumda ışığın ve gölgenin sıcaklığını gözle karşılaştırmak gerekir. Bunun basit bir yolu, bir kartonda küçük bir delik açıp ışıklı bir yüzeye, sonra gölgeli bir yüzeye bu delikten bakmaktır; çevreden yalıtılmış renk, gözünün alıştığı yorumu bir an için bozar.
Vermeer'in duvarları bu gözlemin iyi bir alıştırma yeridir. Beyaz bir duvar, pencereye yakın yerde açık ve hafifçe serin, uzaklaştıkça daha koyu ve daha sıcak ya da daha gri görünebilir. Duvarı tek bir beyaz ve griyle değil, sıcaklığı adım adım değişen birçok yakın tonla boyamak, ışığın odanın içinde gerçekten dolaştığı izlenimini verir.
Işık noktaları (points of light), parlak ya da pürüzlü yüzeylerde ışığın küçük, ayrı ayrı parlak damlalar gibi görünen yansımalarını boyamak için kullanılan küçük ve açık dokunuşlardır. Vermeer'in birçok resminde bir ekmeğin kabuğunda, bir testinin kenarında ya da bir halının dokusunda bu küçük noktalar görülür. Bazı araştırmacılar bunları bir merceğin odak dışı parlamalarına benzetir; bazıları ise yalnızca ressamın gözlemini ve üslubunu görür. Hangisi olursa olsun, bu noktalar yüzeyin dokusunu ve ışığın parlaklığını birkaç dokunuşla verir. Onları az kullanmak ve en parlak yüzeylere ayırmak, etkilerini korur.
Pencere ışığı farklı tenlerde nasıl görünür?
Pencere ışığı bir yüzde üç ayrı şey yapar ve her ten bu üçünü farklı bir oranda gösterir. Birincisi, derinin yüzeyinden doğrudan geri dönen ışıktır: pencerenin ya da gökyüzünün küçük bir yansıması gibi davranan, serin ve parlak bir iz. İkincisi, derinin içine biraz girip dağılarak geri çıkan ışıktır; tenin kendi rengini taşır ve ışıktan gölgeye geçerken ılık, kızıla çalan bir kuşak bırakır. Üçüncüsü, gölgeli yana odadan gelen dolaylı ışıktır; duvarın, masanın ya da bir kumaşın rengini yüze taşır. Yumuşak bir kaynak olduğu için pencere ışığında bu üçü birbirine uzun ve yavaş geçişlerle bağlanır.
Açık bir tende en çok ikinci etki göze çarpar. Işıklı yan fildişine ya da pembeye yakın, hafifçe serin bir ton alır; geçiş kuşağında ılık bir kızıllık belirir; gölge, odanın rengine göre okra ya da kırmızıya yaklaşır. Buradaki tuzak, ışıklı yanı beyaz ekleyerek fazla açmak ve yüzü bir kâğıt gibi düzleştirmektir. Değerleri birbirine yakın tutup sıcaklık farkını belirgin kılmak, hacmi korur.
Koyu bir tende birinci etki çok daha belirgindir. Derinin yüzeyi pencerenin serin ışığını geniş ve ince bir parlaklık olarak yansıtır; bu parlaklık alnın ön yüzünde, yanak kemiklerinin üstünde, burnun sırtında ya da bir omuzda, gök ışığının mavimsi ya da gümüşümsü rengini açıkça taşıyabilir. Bu serin iz, tenin derin ve sıcak rengiyle yan yana konduğunda yüzün biçimini çizer. Parlaklığın dışında kalan ışıklı bölgelerde teni beyazla değil, kendi sıcak renginin daha açık bir çeşidiyle kurmak onu küllü görünmekten korur. Gölgeli yanda odanın dolaylı ışığı, zengin bir kızıl kahverengi olarak belirir. Değerler birbirine yakın kaldığı için biçimi burada en çok parlaklığın yeri ve sıcaklık farkı okutur.
Orta tonlu, altına yeşilimsi ya da sarımsı bir renk karışmış derilerde ise ışık ile gölge arasındaki sıcaklık farkı çoğu zaman yeşilimsi ve turuncumsu tonlar arasında gidip gelir. Bu tenler pencere ışığında kolayca bulanık bir griye kayabilir; ışıklı yandaki serinliği hazır bir griden değil, tenin kendi renginin serin bir çeşidinden kurmak canlılığı korur. Hangi yüzle çalışırsan çalış, boyamaya başlamadan önce modeli pencereye göre biraz döndür ve bu üç etkinin yüzde nerede başlayıp nerede bittiğini gözle.
Uygulama
- Malzeme: kenarı 35 santimetreye yakın bir pano; orta değerde sıcak gri bir zemin; yağlı ya da akrilik boya olarak beyaz, iki okr, umbra, siena, ultramarin ile bir sıcak ve bir serin kırmızı; yassı ve yuvarlak fırçalar; ortasında küçük bir delik olan bir karton.
- Pencerenin yanında, doğrudan güneş almayan bir saatte, bir masa, bir sürahi, bir kumaş ve istersen bir figürden oluşan sade bir kurulum yap; ışığın yandan ve çapraz düşmesini sağla.
- Kurulumu boyamadan önce karton delikten bak: pencereye yakın duvarın, gölgedeki duvarın, sürahinin ışıklı ve gölgeli yanının sıcaklıklarını karşılaştır ve kısa notlar al.
- Büyük değer alanlarını ince bir katmanla yerleştir; pencereden uzaklaştıkça ışığın azalışını duvarda en az dört basamakta göster.
- Işıklı yüzeyleri serin, gölgeli yüzeyleri sıcak ya da kendi gözlemine göre tersini boya; duvarı tek bir beyazla değil, sıcaklığı değişen yakın tonlarla kur.
- Son olarak en parlak birkaç yüzeye küçük ışık noktaları ekle; figür varsa tenin ışıklı yanındaki parlaklığı ve gölgeli yandaki yansıyan ışığı ayrı ayrı kontrol et.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışGölgeleri siyah ya da gri ile koyulaştırmak.
Pencere ışığında gölgeler oda ışığını paylaşır ve renk taşır. Gölgeleri yansıyan ışığın sıcaklığıyla, renkli ve okunur tut.
Yaygın yanlışDuvarı tek bir düz beyazla boyamak.
Işığın odanın içinde azalışı kaybolur ve mekân düzleşir. Duvarı pencereden uzaklaştıkça değer ve sıcaklığı değişen birçok yakın tonla kur.
Yaygın yanlışIşık noktalarını her yüzeye serpmek.
Yüzey dağınık görünür ve parlaklık etkisini yitirir. Noktaları az kullan ve yalnızca en parlak, en pürüzlü yüzeylere ayır.
Kapanış
Vermeer'in ışığı bir makinenin sırrı mı? Belki bir mercek, bazı odaların geometrisini bir duvara düşürdü; Steadman'ın ölçüleri ve Weber'in Cizvit çevresine dair önerisi bu olasılığı destekler, ölüm sonrası eşya dökümündeki boşluk ise soruyu açık bırakır. Ama hangi rengin nereye konacağını hiçbir alet seçmez. Soldaki pencereden giren gök ışığı, odanın içinde azalan ve yansıyan yumuşak ışık, serin ışıklı yüzeyler ile sıcak gölgeler ve az sayıda parlak ışık noktası, Açık Pencerede Mektup Okuyan Kız'da bir fırçanın kararlarıyla kurulmuştur. Ödevde pencere ışıklı bir iç mekân çalışması yapacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Camera obscura | Camera obscura | Küçük bir delikten ya da mercekten geçen ışığın dışarıdaki görüntüyü karşı yüzeye yansıttığı optik düzenek |
| Pencere ışığı | Window light | Bir pencereden giren ve biçimleri tek yönden, geniş bir açıklıktan aydınlatan doğal ışık |
| Gök ışığı | Skylight | Kaynağı güneş değil gökyüzünün geniş yüzeyi olan, yumuşak gölgeler veren ışık |
| Serin ışık, sıcak gölge | Cool light, warm shadow | Gök ışığıyla aydınlanan iç mekânda ışıklı yüzeylerin serin, yansıyan ışık alan gölgelerin sıcak görünme eğilimi |
| Işık noktaları | Points of light | Parlak ya da pürüzlü yüzeylerdeki yansımaları veren küçük, ayrı ve açık dokunuşlar |
Ödev
Pencere ışıklı bir iç mekân çalışması yap.
- Doğrudan güneş almayan bir pencerenin yanında, bir duvarın ve birkaç nesnenin ya da bir figürün göründüğü sade bir kurulum hazırla.
- Boyamadan önce ışıklı ve gölgeli yüzeylerin sıcaklıklarını karton delikten bakarak karşılaştır ve not al.
- Işığın pencereden uzaklaştıkça azalışını duvarda en az dört basamakta göster; aydınlık düzlemlerle gölgedekiler arasındaki sıcaklık ayrımını boya.
- Çalışmanın yanına ışığın yönünü gösteren küçük bir kroki ile ışığın ve gölgenin sıcaklığına dair gözlemlerini anlatan birkaç cümle ekle.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Işığın pencereden uzaklaştıkça azalışı duvarda ve nesnelerde okunuyor mu?
- Teknik ve Malzeme: Aydınlık ve gölgedeki düzlemlerin sıcaklığı, karton delikteki gözleminle örtüşüyor mu?
- Kenar ve Ayrıntı: Gölge kenarları yumuşak geçişlerle mi kurulmuş; ışık noktaları yalnızca en parlak yüzeylere mi ayrılmış?
- Karton delikten baktığında hangi yüzeyin sıcaklığı seni şaşırttı?
Kendini sına
1. Philip Steadman'ın Vermeer'in camera obscura kullandığı yönündeki temel kanıtı nedir?
- A) Vermeer'in eşya dökümünde bir mercek bulunması.
- B) En az altı iç mekân resminde, arka duvara yansıtılacak görüntünün boyutunun tuvalin boyutuyla aynı olması.
- C) Vermeer'in bir mektubunda aleti anlatması.
- D) Resimlerin hepsinin aynı boyutta olması.
2. Gök ışığı neden yumuşak gölgeler verir?
- A) Kaynağı, pencere çerçevesinde geniş bir parlak alan gibi davranan gökyüzüdür ve ışık birçok açıdan gelir.
- B) Güneşten daha sıcaktır.
- C) Yalnızca geceleri görülür.
- D) Pencere camı ışığı keskinleştirir.
3. Serin ışık, sıcak gölge eğilimi hangi durumda tersine dönebilir?
- A) Kuzeye bakan bir pencerede.
- B) Hiçbir durumda dönmez.
- C) Gölgelerin tamamen siyah olduğu bir odada.
- D) Güneşin doğrudan girdiği bir odada ya da akşamüstünün turuncu ışığında.
4. Vermeer'in ölümünden sonra çıkarılan eşya dökümü camera obscura tartışmasına ne katar?
- A) Aletin kesinlikle kullanıldığını kanıtlar.
- B) Dökümde ne bir camera obscura ne de bir mercek adı geçer ve bu, soruyu açık bırakır.
- C) Vermeer'in hiç resim yapmadığını gösterir.
- D) Aletin Cizvitlerden alındığını belgeler.
5. Koyu bir tende pencerenin serin yansıması nasıl boyanabilir?
- A) Bütün teni beyazla açarak.
- B) Parlaklığı hiç boyamayarak.
- C) Alında ve elmacık kemiğinde mavimsi ya da gümüşümsü bir parlaklık olarak, tenin sıcak rengiyle karşıtlık kuracak biçimde.
- D) Gölgeli yanı siyahla kapatarak.
Cevaplar
- B — Steadman bu çakışmanın rastlantıyla açıklanmasının çok zor olduğunu savunur.
- A — Geniş bir kaynak, gölgelerin kenarlarını yumuşatır ve geçişleri uzatır.
- D — Işığın ve gölgenin sıcaklığı her kurulumda gözle karşılaştırılmalıdır, çünkü ilişki değişebilir.
- B — Aletin kolayca sökülebileceği de söylendiği için yokluk kesin bir karşı kanıt değildir.
- C — Parlaklığın dışındaki ışıklı bölgeleri tenin kendi sıcak renginden açmak, yüzü küllü görünmekten korur.
Referans görseller
- Özgün şema: camera obscuranın çalışma ilkesi; delikten ya da mercekten geçen ışığın karşı duvarda ters bir görüntü oluşturması.
- Özgün çekim: aynı kurulumun doğrudan güneşte ve gök ışığında görünüşü; gölge kenarlarının farkı.
- Özgün çekim: karton delikten ışıklı ve gölgeli yüzeylerin sıcaklığının karşılaştırılması; üç farklı ten değerinde yüzey parlaklığı, geçiş kuşağı ve dolaylı ışık.
Sonraki derse köprü
Vermeer ışığı yavaş geçişlerle ve küçük ışık noktalarıyla kurdu. Sonraki derste Velázquez'e geçiyoruz: yakından bakıldığında yalnızca birkaç serbest fırça darbesi olan, uzaktan ise ipek, dantel ve parıltıya dönüşen ekonomik bir boyama biçimine ve bu izlenimi az dokunuşla kurmanın yollarına.