Öğrenme hedefi
Yüksek, çukur, düz ve serigrafi baskı türlerini ayırt edebileceksin. Baskı resmin bir kalıptan kâğıda aktarılan ve birden çok kez basılabilen bir görüntü olduğunu açıklayabilecek; mürekkebin kalıbın hangi bölgesinde tutulduğuna bakarak dört ana baskı ailesini birbirinden ayırabilecek; bir baskının çizgisinden, tonundan ve yüzeyinden hangi teknikle yapıldığına dair ipuçları okuyabilecek ve özgün bir baskıyı bir röprodüksiyondan ayıran şeyi tanımlayabileceksin.
Kanca
Aynı resmi yüzlerce kez üretmek sanat mı?
Bir tuval tektir; yandığında ya da kaybolduğunda bir daha yapılamaz. Bir baskı ise aynı kalıptan onlarca, yüzlerce, bazen binlerce kez basılabilir. İlk bakışta bu, bir fotokopi makinesinin işine benziyor. Ama müzelerin baskı odaları, yüzyıllardır bu çoğaltılmış kâğıtları özgün sanat eserleri olarak saklar. Bu ders, bir görüntünün bir kalıptan nasıl basıldığını, farklı kalıpların nasıl farklı görüntüler ürettiğini ve çoğaltılabilir bir resmin neden yine de bir sanatçının elinden çıkmış bir eser sayıldığını ele alıyor.
Bağlam
1515 baharında Hindistan'dan gelen bir gergedan Lizbon'a ulaştı; Portekiz kralı I. Manuel'e armağan edilmişti ve Avrupa'da yüzyıllardır böyle bir hayvan görülmemişti. Nürnberg'de yaşayan Albrecht Dürer hayvanı hiç görmedi. Lizbon'dan Nürnberg'e gönderilen bir mektuptaki betimlemeye ve bilinmeyen birinin yaptığı bir taslağa dayanarak iki mürekkep çizim yaptı; ikincisinden bir ahşap kalıp oyuldu. Kalıbı büyük olasılıkla Dürer'in yazılı projelerinde çalıştığı usta oymacı Hieronymus Andreae oydu.
Sonuç, yaklaşık 23,5 × 29,8 santimetrelik bir ağaç baskıdır: Gergedan (Rhinoceros). Dürer'in hayvanı zırh plakalarıyla kaplı gibidir; boynunda bir yaka, sırtında küçük bükük bir boynuz ve pullu bacaklar vardır; bunların hiçbiri gerçek bir gergedanda bulunmaz. Yine de baskı çok kez basıldı: ilk baskısı 1515'te yapıldı ve Dürer'in 1528'deki ölümünden sonra da yeniden basılarak toplam sekiz baskı dizisine ulaştı. Kaynaklara göre bu görüntü on sekizinci yüzyılın sonlarına kadar gerçeğe uygun sayıldı ve Alman okul kitaplarında 1930'ların sonlarına kadar kullanıldı. Bir kalıbın gücü burada görülür: bir tek resim bir odada kalırdı; bir baskı ise bir görüntüyü yüzyıllarca ve binlerce insana taşıdı.
Ana anlatım
Baskı resim nedir?
Baskı resim (printmaking), bir görüntünün önce bir kalıp üzerinde hazırlanıp sonra mürekkeple kâğıda ya da başka bir yüzeye aktarılmasıyla yapılan sanattır. Kalıp ahşap, linolyum, metal, taş ya da gerilmiş bir elek olabilir. Sanatçı doğrudan kâğıda çizmez; kalıbı hazırlar, kalıp da görüntüyü kâğıda taşır. Bu yüzden kalıptan alınan görüntü çoğu zaman aynadaki gibi ters çıkar: kalıpta sağda duran bir biçim, kâğıtta solda belirir. Yazı içeren baskılarda harflerin kalıba ters yazılması gerekir.
Bir kalıptan basılan her kâğıda baskı nüshası (impression) denir. Aynı kalıptan basılan nüshalar birbirine çok benzer ama birebir aynı değildir: mürekkebin miktarı, basıncın gücü, kâğıdın nemi ve kalıbın zamanla aşınması her nüshada küçük farklar yaratır. Koleksiyoncular ve müzeler, bir kalıbın ilk nüshalarının keskinliği ile geç nüshalarının aşınmış çizgileri arasındaki farkı dikkatle inceler.
Özgün baskı ile röprodüksiyon (reproduction) arasındaki fark da buradan doğar. Özgün baskıda sanatçı kalıbı kendisi hazırlar ya da hazırlanmasını yönetir ve görüntü baskı teknikleri için tasarlanır. Röprodüksiyon ise bir resmin fotoğrafının makineyle basılmış bir kopyasıdır. Birincisinde kalıp, sanatçının kararlarının taşıyıcısıdır; ikincisinde görüntü, başka bir ortamda yapılmış bir eserin fotoğrafıdır. Dürer'in Gergedanı bir çizimden yola çıkar, ama kâğıt üzerindeki çizgilerin kalınlığı, yönü ve yoğunluğu ahşap oymanın kendi diline göre kurulmuştur.
Kalıp mürekkebi nerede tutar?
Baskı türlerini birbirinden ayırmanın en açık yolu, mürekkebin kalıbın hangi bölgesinde durduğuna bakmaktır. Dört ana aile vardır.
Yüksek baskı (relief printing), kalıbın yüzeyinde basılmayacak bölgelerin oyularak çıkarıldığı ve mürekkebin yalnızca yüksekte kalan bölgelere sürüldüğü baskıdır. Ahşap baskı ve linol baskı bu ailedendir; bir mühür ya da bir lastik damga da aynı ilkeyle çalışır. Oyulan her yer kâğıtta beyaz kalır, bırakılan her yüzey siyah basar. Bu yüzden yüksek baskıda sanatçı, bir bakıma beyazı oyarak çizer. Dürer'in Gergedanındaki çizgiler, oymacının çevrelerini tek tek oyup bıraktığı ahşap sırtlardır. Hokusai'nin çok renkli dalga baskısı da her renk için ayrı bir ahşap kalıpla basılmış bir yüksek baskıdır.
Çukur baskı (intaglio), mürekkebin kalıbın yüzeyine değil, metale kazınmış ya da asitle yedirilmiş oluklara doldurulduğu baskıdır. Yüzeydeki mürekkep silinir, oluklarda kalan mürekkep ise nemli kâğıda güçlü bir presle aktarılır. Gravür, asitle oyma (etching), kuru kazıma ve akuatint bu ailedendir. Kâğıda bastırılan metal levhanın kenarları, çoğu zaman nüshanın çevresinde hafif bir çukur iz bırakır; bu iz bir çukur baskıyı tanımanın ipuçlarından biridir.
Düz baskı (planographic printing), kalıbın yüzeyinin ne oyulduğu ne de kazındığı, görüntünün yağ ile suyun birbirini itmesine dayanarak basıldığı baskıdır. En bilinen türü litografidir (lithography): sanatçı taşa ya da levhaya yağlı bir kalem ya da mürekkeple çizer; yüzey ıslatıldığında su çizilmemiş yerlerde tutunur, yağlı mürekkep ise yalnızca çizilen yerlere yapışır. Litografi, 1790'ların sonunda Alois Senefelder tarafından geliştirildi. Sanatçı taşa kâğıda çizer gibi çizebildiği için, litografide kalem ve fırça izlerinin yumuşaklığı korunur.
Serigrafi (screen printing), mürekkebin gergin bir elekten geçirilerek kâğıda aktarıldığı baskıdır. Elek üzerinde basılmayacak bölgeler bir şablonla ya da ışığa duyarlı bir katmanla kapatılır; açık kalan gözeneklerden bastırılan mürekkep, kâğıtta düz ve yoğun renk alanları oluşturur. Adını eskiden eleklerde kullanılan ipekten alır. Yirminci yüzyılda önce afiş ve tabela gibi ticari işlerde yaygınlaştı, sonra sanatçılar tarafından da benimsendi; Andy Warhol'un 1960'larda yaptığı tekrarlanan portre ve ürün görüntüleri bu tekniğin en tanınmış kullanımları arasında sayılır.
Bir baskının türü nasıl okunur?
Bir baskının hangi teknikle yapıldığını kesin olarak söylemek çoğu zaman uzmanlık ve büyüteç gerektirir; ama bazı ipuçları başlangıç için yeterlidir. Yüksek baskıda çizgiler genellikle belirgin ve keskin kenarlıdır, siyah ile beyaz arasında yumuşak geçişler azdır; ton, çizgilerin kalınlığı ve sıklığıyla kurulur. Çukur baskıda çizgiler çok ince olabilir ve kâğıdın yüzeyinden hafifçe kabarık durur; levha izi de çoğu zaman görülür.
Francisco Goya'nın 1799'da yayımladığı seksen levhalık Kaprisler (Los Caprichos) dizisi, çukur baskının ton olanaklarını gösterir. Goya bu levhalarda asitle oymayı akuatintle birleştirdi. Akuatint (aquatint), levhaya ince reçine tanecikleri serpip ısıtarak ve sonra asitle yedirerek, çizgi yerine lavi benzeri geniş ton alanları elde etme yöntemidir. Asitle oymada geniş koyu alanlar o zamana dek çoğunlukla sık çapraz taramayla kurulurdu; akuatint ise Goya'ya mürekkep lavisine yakın tonlar verdi.
Düz baskıda, özellikle litografide, kalemin ve fırçanın izleri yumuşak kenarlı ve kâğıdın dokusuna yayılmış görünür. Henri de Toulouse-Lautrec'in 1891'de Paris'teki Moulin Rouge dans salonu için yaptığı ilk ısmarlama afişi Moulin Rouge, La Goulue, renkli bir litografidir; kaynaklara göre yaklaşık üç bin nüsha basıldı ve sokak duvarlarına asıldı. Afişte geniş düz renk alanları, siyah siluetler ve fırçayla serpilmiş gibi görünen noktalı dokular bir arada durur. Serigrafide ise renk alanları çok düz ve yoğundur, mürekkep kâğıdın üstünde hafif bir katman oluşturur ve renkler birbirinin üstüne keskin kenarlarla biner.
Baskıda ton ve ten nasıl kurulur?
Baskıda ton, resimde olduğu gibi boyayı inceltip kalınlaştırarak değil, her tekniğin kendi araçlarıyla kurulur. Yüksek baskıda bir gri, siyah çizgilerle beyaz aralıkların oranından doğar; çukur baskıda tarama yoğunluğundan ya da akuatintin asitte kalma süresinden; litografide kalemin bastırılma gücünden; serigrafide ise çoğu zaman ayrı bir renk ya da nokta deseninden.
Bu, farklı tenleri basarken önemli bir karardır. Siyah beyaz bir yüksek baskıda koyu tenli bir yüz, siyah bir alan olarak bırakılıp yüz hatları ince beyaz çizgilerle oyulursa, burnun, dudakların ve elmacık kemiklerinin biçimi okunur kalır; aynı yüz yalnızca sık siyah çizgilerle kurulmaya çalışılırsa ayrıntılar birbirine karışabilir. Açık tenli bir yüzde ise çok az çizgi bırakmak biçimi düzleştirebilir. Çukur baskıda akuatint, koyu tenlerde derin ve dolu tonlar kurarken çizgilerin tıkanmasını önler; litografide kalemin yumuşak geçişleri, ten değerlerinin incelikli basamaklarını taşıyabilir. Her teknik, farklı tenlerdeki yüzleri okunur kılmak için kendi çözümünü ister.
Uygulama
Bu kısa deneme, dört baskı ailesinden üçünün ilkesini kalıbın hangi bölgesinin mürekkep tuttuğuna bakarak kendi masanda görmeyi amaçlıyor.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışHer baskıyı bir kopya sanmak.
Özgün bir baskı, sanatçının kalıp için tasarladığı ve kalıptan bastığı bir eserdir; bir fotoğraf röprodüksiyonu değildir. Kalıbın kimin elinden çıktığına bak.
Yaygın yanlışTers görüntüyü unutmak.
Kalıptan basılan görüntü çoğu zaman aynadaki gibi ters çıkar; yazı ve yön bu yüzden kalıpta ters hazırlanır. Kalıbı tasarlarken tersini düşün.
Yaygın yanlışTürleri yalnızca malzemeyle ayırmak.
Metal levha da yüksek baskı olarak kullanılabilir; asıl ölçüt mürekkebin kalıbın hangi bölgesinde tutulduğudur. Önce mürekkebin yerini sor.
Kapanış
Aynı resmi yüzlerce kez üretmek sanat mı? Baskı resimde çoğaltılan şey bir fotoğraf değil, sanatçının kalıba verdiği kararlardır. Yüksek baskıda mürekkep kalıbın yüzeyinde, çukur baskıda kazınmış oluklarda, düz baskıda yağ ile suyun ayrıştığı bir yüzeyde, serigrafide ise bir elekten geçerek kâğıda ulaşır; her birinin çizgisi, tonu ve yüzeyi ayrı bir dil konuşur. Dürer'in Gergedanı hiç görmediği bir hayvanı yüzyıllarca binlerce insana taşıdı, Goya akuatintle metale lavi gibi tonlar yedirdi, Toulouse-Lautrec bir dans salonunun afişini bir kentin duvarlarına yaydı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Baskı resim | Printmaking | Bir kalıpta hazırlanan görüntünün mürekkeple kâğıda aktarılmasıyla yapılan sanat |
| Yüksek baskı | Relief printing | Mürekkebin kalıbın oyulmadan kalan yüksek bölgelerine sürüldüğü baskı |
| Çukur baskı | Intaglio | Mürekkebin metale kazınmış ya da yedirilmiş oluklardan kâğıda aktarıldığı baskı |
| Düz baskı | Planographic printing | Yağ ile suyun birbirini itmesine dayanan, yüzeyi oyulmayan kalıptan baskı |
| Serigrafi | Screen printing | Mürekkebin şablonla kapatılmış gergin bir elekten geçirildiği baskı |
Ödev
Bir baskı eserini türüne göre analiz et.
- Bir müzenin çevrimiçi koleksiyonundan, künyesinde tekniği yazan bir baskı seç; telif sorunu yaşamamak için eski bir ustanın, örneğin on dokuzuncu yüzyılda ya da daha önce yaşamış bir sanatçının eserini tercih et.
- Künyeye bakmadan önce görüntüyü büyüterek incele ve çizgiye, ton alanlarına, kenarlara ve varsa levha izine bakarak hangi baskı ailesine ait olduğunu tahmin et.
- Tahminini künyedeki teknikle karşılaştır ve hangi ipuçlarının seni doğru ya da yanlış yöne götürdüğünü yaz.
- Baskıda tonun ve varsa figürlerin tenlerinin hangi araçlarla kurulduğunu birkaç cümleyle açıkla.
Kendini değerlendir
- Teknik ve Malzeme: Baskı ailesini mürekkebin kalıpta nerede tutulduğuyla açıklayabildin mi?
- Değer (Ton): Tonun çizgi, tarama, ton alanı ya da renk katmanıyla nasıl kurulduğunu gösterdin mi?
- Bitmişlik ve Sunum: Künye eksiksiz ve analiz düzenli mi?
- Tahminin ile künye arasında bir fark çıktıysa, seni yanıltan ipucu neydi?
Kendini sına
1. Yüksek baskıda mürekkep kalıbın neresinde durur?
- A) Kazınmış oluklarda.
- B) Oyulmadan kalan yüksek yüzeylerde.
- C) Yalnızca yağlı çizimin üzerinde, düz bir yüzeyde.
- D) Bir elekten geçerek.
2. Akuatint neyi mümkün kıldı?
- A) Renkli ahşap baskıyı.
- B) Elekten baskıyı.
- C) Çukur baskıda çizgi yerine lavi benzeri geniş ton alanlarını.
- D) Taş üzerine çizmeyi.
3. Litografi hangi ilkeye dayanır?
- A) Yağ ile suyun birbirini itmesine.
- B) Kalıbın oyulmasına.
- C) Metalin asitle yedirilmesine.
- D) Mürekkebin elekten geçmesine.
4. Özgün baskıyı röprodüksiyondan ayıran nedir?
- A) Kâğıdın büyüklüğü.
- B) Renkli olup olmaması.
- C) Kaç nüsha basıldığı.
- D) Görüntünün sanatçının hazırladığı ya da yönettiği bir kalıptan, bu teknik için tasarlanarak basılması.
5. Siyah beyaz bir yüksek baskıda koyu tenli bir yüzün hatlarını okunur tutmanın bir yolu nedir?
- A) Yüzü tamamen beyaz bırakmak.
- B) Yüzü siyah bir alan olarak bırakıp hatları ince beyaz çizgilerle oymak.
- C) Yüzü hiç basmamak.
- D) Bütün yüzü sık siyah çizgilerle doldurmak.
Cevaplar
- B — Oyulan yerler beyaz kalır, bırakılan yüzeyler mürekkebi alıp basar.
- C — Reçine taneciklerinin asitle yedirilmesi, taramasız geniş ton alanları oluşturur.
- A — Su çizilmemiş yerlerde tutunur, yağlı mürekkep yalnızca çizilen yerlere yapışır.
- D — Özgün baskıda kalıp sanatçının kararlarını taşır; röprodüksiyon ise başka bir eserin fotoğrafıdır.
- B — Beyaz çizgi, koyu alanın içinde biçimi karıştırmadan ayırır.
Referans görseller
- Özgün şema: dört kalıbın kesiti; mürekkebin yüksek yüzeyde, olukta, düz yüzeyde ve elekte nerede durduğu.
- Özgün şema: kalıp ve kâğıt; ters görüntünün oluşması.
- Özgün şema: aynı yüzün farklı tenlerde yüksek baskıda siyah çizgiyle ve beyaz çizgiyle kurulması.
Sonraki derse köprü
Bu derste dört baskı ailesini mürekkebin kalıpta nerede durduğuna göre ayırdık. Sonraki derste yüksek baskının evde de kurulabilen bir türüne geçiyoruz: yumuşak bir yüzeyin oyma bıçaklarıyla oyulup mürekkeplenmesi, oyulan yerlerin beyaz kalması ve bir kaşıkla bile basılabilen bir kalıp.