Öğrenme hedefi
Karmaşık tarihi yapıları basit formlarla çizebileceksin. Bir yapıyı büyükten küçüğe bir kütle hiyerarşisi olarak okuyabilecek; ana kubbeyi kasnağı ve pencere dizisiyle, yarım kubbeleri ve küçük kubbeleri ona yaslanan çeyrek küreler ve yarım küreler olarak kurabilecek; minareleri, payandaları ve avlu revaklarını bu hiyerarşiye yerleştirebilecek; kademeli bir silüeti gökyüzüne karşı okunur kılabilecek ve bir tarihi yapıyı çizmek için bakış noktasını, ışığı ve ölçeği bilinçli seçebileceksin.
Kanca
Süleymaniye'yi çizmek: Kubbeler nasıl oturur?
Süleymaniye'ye Haliç'ten ya da avlusundan bakan biri, ilk anda üst üste binmiş kubbeler, yarım kubbeler, pencere dizileri, kuleler ve minarelerden oluşan bir kalabalık görür. Bu kalabalığı bir anda kâğıda geçirmeye çalışmak, çoğu zaman birbirine karışmış yuvarlaklardan oluşan bir yığın üretir. Oysa bu yapının arkasında açık bir düzen vardır: her kütle bir öncekine yaslanır, her kubbe bir altındakinin üstüne oturur. Bu ders, o düzeni görmeyi ve karmaşık bir tarihi yapıyı birkaç basit formdan kurmayı ele alıyor.
Bağlam
İstanbul'un Üçüncü Tepesi'nde yükselen Süleymaniye Camii, Kanuni Sultan Süleyman'ın isteğiyle Mimar Sinan tarafından inşa edildi; temeli 1550'de atıldı ve cami 1557'de açıldı. Kaynaklara göre ana kubbe 53 metre yüksekliğe ulaşır ve çapı 26,5 metredir; yüksekliği, çapının tam iki katıdır. Ana kubbenin önünde ve arkasında yarım kubbeler, yan sahınların üzerinde daha küçük kubbeler yer alır; avlunun köşelerinde dört minare yükselir ve dört minarede toplam on şerefe vardır. Kubbeyi taşıyan payandalar duvarların içine yerleştirilmiştir; dışarıdan bakıldığında varlıkları büyük ölçüde gizlenir. Tasarım, Osmanlıların egemenlik simgesi olarak gördüğü Ayasofya'nın kubbe düzenine gönderme yapar.
Caminin inşasından yalnızca iki yıl sonra, 1559'da, Danimarkalı ressam Melchior Lorck İstanbul'un uzun bir panoramasını çizdi. Leiden Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan İstanbul Manzarası (Prospect of Constantinople), yirmi bir kâğıdın birleştirilmesinden oluşan, 1145 santimetre uzunluğunda ve 45 santimetre yüksekliğinde bir çizimdir; kahverengi ve siyah mürekkeple yapılmış, yer yer suluboyayla renklendirilmiştir. Erken topografik çizimin önemli örneklerinden sayılan bu panoramada Süleymaniye de yer alır. Lorck'un çizimi, kubbelerle ve minarelerle dolu bir kent silüetinin sabırla, yapı yapı kâğıda geçirilebileceğini gösterir.
Ana anlatım
Karmaşık bir yapı nasıl sadeleştirilir?
Kütle hiyerarşisi (mass hierarchy), bir yapıyı büyükten küçüğe doğru, her kütlenin bir öncekine göre yerleştirildiği bir sıra olarak okumaktır. Süleymaniye gibi bir yapıda bu sıra kabaca şöyledir: önce caminin ana gövdesi, yani kubbeyi taşıyan geniş ve yüksek hacim; sonra ana kubbe; sonra ona yaslanan yarım kubbeler; sonra yan sahınların ve köşelerin küçük kubbeleri; sonra kasnaklardaki pencere dizileri ve payandalar; en son minareler, şerefeler ve ayrıntılar. Bu sırayı izlemek, her yeni kütleyi daha büyük bir kütlenin üzerine ya da yanına oturtmayı sağlar.
İlk adım, yapının bütününü bir iki basit kutuyla kurmaktır. Kent manzarası dersinde gördüğün gibi, uzaktan bakıldığında bir yapı önce gökyüzüne karşı bir silüettir. Caminin ana gövdesini bir kutu olarak, bakış noktana göre perspektifte kurmak, bütün kubbelerin oturacağı zemini ve ölçeği belirler. Bu kutunun genişliği, yüksekliği ve derinliği doğru olmadan kubbeler ne kadar özenle çizilirse çizilsin, yapı yamuk ya da yanlış ölçekte görünür.
Kademeli silüet (stepped silhouette), küçük kubbelerden yarım kubbelere, yarım kubbelerden ana kubbeye doğru adım adım yükselen ve gökyüzüne karşı bir piramit ya da dağ gibi okunan dış çizgidir. Birçok klasik Osmanlı camisinin silüeti bu kademeli yükselişle tanınır. Silüeti erken çizmek, her kubbenin nereye oturacağını ve hangisinin hangisinin arkasında kalacağını baştan gösterir. Silüetin doğru olup olmadığını görmek için gözlerini kısıp yapıya ve çizimine bakmak, ayrıntıların altındaki büyük biçimi ortaya çıkarır.
Sadeleştirmek, ayrıntıyı atmak değil, sıraya koymaktır. Yüzlerce pencere, kemer ve süslemeyi tek tek çizmek yerine, önce onların oluşturduğu dizileri ve bantları birer şerit olarak görmek, sonra yalnızca ışığın düştüğü ve bakışın gittiği yerlerde birkaç tanesini ayrıntılandırmak, hem okunur hem de gerçekçi bir sonuç verir.
Kubbeler nasıl oturur?
Kubbe, en basit hâliyle bir yarım küredir; ama çoğu zaman doğrudan duvarın üstüne değil, bir kasnağın üstüne oturur. Kasnak (drum), kubbenin altındaki, çoğu zaman pencerelerle delinmiş silindir ya da çokgen biçimli yapıdır. Kent manzarası dersinde kubbenin tabanındaki elipsi gördün; burada bu elipsin iki kez çizildiğini düşünmek gerekir: bir kez kasnağın altında, bir kez kasnağın üstünde, kubbenin başladığı yerde. İki elips arasındaki silindir kasnaktır ve üstteki elipsin üzerine yarım küre oturur.
Kasnağın pencereleri, silindirin yüzeyine sarılan bir dizi olarak kurulur. Dairesel bir yüzeyin çevresine eşit aralıklarla dizilmiş noktalar, eğik bakışta aynı aralıkta görünmez: izleyiciye bakan tarafta geniş, yanlara doğru dönen tarafta sıkışık dizilir. Bu yüzden kasnak pencereleri ortada geniş ve düz, kenarlara doğru daralmış ve birbirine yaklaşmış görünür. Pencereleri önce elipsin üzerinde işaretlemek, sonra her birini silindirin yüzeyine göre daraltmak, kasnağı yuvarlak gösterir; bütün pencereleri eşit genişlikte çizmek onu düz bir duvara çevirir.
Kubbenin profili de gözlemlenmelidir. Her kubbe tam bir yarım küre değildir; bazıları biraz basık, bazıları biraz yüksektir. Kubbenin kasnaktan yükseldiği noktadan tepesine olan yüksekliği, tabanının genişliğiyle karşılaştırmak, onun gerçek biçimini verir. Kubbenin tepesinde çoğu zaman bir alem yer alır; alemin yeri, kubbenin perspektifteki gerçek merkezinin tam üstündedir ve bu merkez, mimari detaylar dersindeki kemer tepesi gibi, elipsin görsel ortasından biraz uzak tarafa kayar.
Yarım kubbe (semi-dome), bir kubbenin ortadan kesilmiş yarısına, yani bir çeyrek küreye benzeyen örtüdür. Süleymaniye'de ana kubbenin önünde ve arkasında yarım kubbeler bulunur; her biri, düz kesilmiş yüzüyle ana kubbenin taşıyıcı kemerine yaslanır. Bir yarım kubbeyi çizmek için önce onun tabanındaki yarım daireyi, izleyiciye göre dönmüş bir yarım elips biçiminde, sonra bu yarım elipsin üzerinde yükselen çeyrek küreyi kurarsın. Yarım kubbenin ana kubbeye yaslandığı büyük kemer, ana kubbenin kasnağının altında kalır ve iki kütle arasındaki geçişi gösterir. Küçük kubbeler ve yarım kubbeler de aynı mantıkla, her biri kendi kasnağı ve elipsleriyle, bir öncekinin yanına ya da altına oturur.
Minareler, payandalar ve avlu nasıl yerleştirilir?
Minare, kent manzarası dersinde gördüğün gibi, ince bir silindir ya da çokgen prizma, onu çevreleyen şerefelerin elips halkaları ve tepede bir koni biçimli külahtan oluşur. Tarihi bir yapıyı yakından çizerken minarenin yüksekliği ön plana çıkar: yakından ve aşağıdan bakıldığında minarenin dikey kenarları yukarıda birbirine yaklaşır ve üç noktalı perspektif dersinde gördüğün dikey yakınsama görülür. Minarenin şerefeleri göz hizasının üstünde olduğu için, elipsleri alttan görülür ve aşağı doğru kıvrılır.
Süleymaniye'nin dört minaresi avlunun köşelerinde durur. Perspektifte bu dört minare aynı boyda görünmez: yakın olanlar büyük ve yüksek, uzak olanlar küçük ve alçak görünür; kaynaklara göre iki minare ötekilerden daha yüksektir, bu da bu farkı gözle ayırt etmeyi zorlaştırır. Minarelerin tabanlarını önce avlunun perspektif karesinin köşelerine yerleştirmek, sonra yüksekliklerini oranlara göre kaldırmak, onları rastgele dikilmiş çubuklar olmaktan çıkarıp yapının geometrisine bağlar.
Payanda (buttress), bir duvarı ya da kubbeyi dışarıdan destekleyen, yükü zemine aktaran taşıyıcı kütledir. Birçok kubbeli yapıda payandalar dışarıdan kalın kuleler ya da çıkıntılar olarak görülür ve kütle hiyerarşisinde ana gövdenin köşelerinde yer alır. Süleymaniye'de ise kaynaklara göre payandalar duvarların içine yerleştirilmiş, kısmen içe ve dışa taşarak dışarıdan varlıkları büyük ölçüde gizlenmiştir. Bir yapıyı çizmeden önce payandaların dışarıdan görünüp görünmediğini gözlemlemek, kütlenin köşelerini doğru kurmayı sağlar.
Avlu, çoğu zaman revaklarla, yani sütunlar üzerine oturan kemer dizileriyle çevrilidir ve bu revakların üstünde de küçük kubbeler sıralanır. Mimari detaylar dersinde gördüğün kemer dizisi ve köşegenle çoğaltma burada uygulanır: bir kemeri ve üstündeki küçük kubbeyi doğru kurduktan sonra, diziyi köşegenlerle çoğaltarak avlunun bütün kenarı boyunca uzatırsın. Uzaklaştıkça kemerler ve kubbeler küçülür ve birbirine yaklaşır; bu ritim, avluyu derinlikli bir mekân olarak okutur.
Bakış noktası, ışık ve ölçek nasıl seçilir?
Tarihi bir yapıyı çizerken ilk karar, nereden bakacağındır. Uzaktan, örneğin karşı kıyıdan ya da yüksek bir yerden bakıldığında yapı bir silüet olarak okunur; kubbelerin kademeli yükselişi ve minarelerin dikey vurguları öne çıkar, ayrıntılar kaybolur. Yakından, avludan ya da yapının dibinden bakıldığında ise kubbeler üst üste yığılır, ana kubbe yarım kubbelerin arkasında kısmen gizlenir, minareler gökyüzüne doğru yakınsar. İki bakış noktası aynı yapının iki farklı çizimini üretir; hangisinin seçileceği, neyi anlatmak istediğine bağlıdır.
Işık, kubbelerin hacmini okutan en önemli araçtır. Her kubbe ve yarım kubbe, ışığa bakan yanıyla açık, öbür yanıyla koyu bir küre ya da çeyrek küre gibi davranır; birbirine yakın duran kubbeler, birbirinin üzerine gölge düşürebilir. Kurşunla kaplı kubbelerin serin gri ışıklı yüzleri, çoğu zaman kesme taş duvarların daha sıcak tonlarıyla karşıtlık kurar. Günün saati bu düzeni değiştirir: sabah ya da akşam alçak açılı bir ışık, kubbelerin hacmini ve kasnak pencerelerinin derinliğini güçlü gölgelerle gösterir; öğle ışığı ise yapıyı düzleştirebilir.
Ölçek, insanlarla kurulur. Mimari detaylar dersinde gördüğün ölçü figürleri, avluda yürüyen, merdivenlerde oturan ya da kapıdan giren insanlar olarak yapının büyüklüğünü okutur. Bir caminin ya da tarihi bir yapının avlusu çoğu zaman her yaştan ve her kesimden insanın bir arada bulunduğu bir yerdir; bu insanları farklı yaşlarda, farklı giysilerde ve farklı ten tonlarında, birkaç yalın biçimle göstermek, yapıyı yaşayan bir yer olarak anlatır. Aydınlık bir avlu zemininde koyu silüetler, gölgeli bir revakın altında ise ışığı yakalayan birkaç yüz, figürleri mimariden ayırır.
Bu yöntem yalnızca Süleymaniye için değil, bütün karmaşık tarihi yapılar için işe yarar. Başka bir cami, bir kilise, bir han, bir kervansaray ya da bir kale, önce büyük kütlesiyle, sonra onu oluşturan basit formlarla, en son ayrıntılarıyla kurulabilir. Lorck'un panoraması gibi uzun bir silüet çizimi ya da tek bir yapının yakın bir çizimi, aynı soruyla başlar: bu yapının en büyük kütlesi hangisi ve öbür kütleler ona nasıl yaslanıyor?
Uygulama
- Hazırlık: sert ve yumuşak iki kalem, uzun bir cetvel, geniş bir kâğıt ve Süleymaniye ya da seçtiğin başka bir kubbeli yapıyı gören bir oturma yeri; yoksa net bir fotoğrafı. Çalışma doksan dakika kadar sürer.
- Yapının ana gövdesini bir kutu olarak perspektifte kur; gözlerini kısarak kademeli silüeti tek bir dış çizgiyle çiz.
- Ana kubbeyi kasnağıyla, iki elips ve bir yarım küre olarak kur; kasnak pencerelerini elipsin üzerinde, kenarlara doğru daralarak yerleştir; alemi perspektif merkezinin üstüne koy.
- Yarım kubbeleri ve küçük kubbeleri, her birini tabanındaki yarım elips ve kasnağıyla, ana kubbeye yaslanacak biçimde ekle; minarelerin tabanlarını avlunun köşelerine yerleştirip yüksekliklerini kaldır.
- Işığın yönünü seç ve kubbelerin ışıklı ve gölgeli yanlarını, birbirine düşürdükleri gölgeleri ekle; avluya birkaç ölçü figürü yerleştir.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışAyrıntılarla başlamak.
Pencereler ve süslemeler, ana kütle doğru kurulmadan çizilirse yapı yamuk görünür. Önce ana gövdeyi ve silüeti kur.
Yaygın yanlışKasnak pencerelerini eşit genişlikte çizmek.
Pencereler silindirin yüzeyinde kenarlara doğru daralır ve sıkışır. Onları elipsin üzerinde yerleştir.
Yaygın yanlışMinareleri aynı boyda çizmek.
Perspektifte yakın minareler büyük, uzak olanlar küçük görünür. Tabanlarını avlunun perspektif karesine göre yerleştir.
Kapanış
Süleymaniye'yi çizmek: Kubbeler nasıl oturur? Her biri bir öncekinin üstüne ya da yanına: ana gövde bir kutu olarak kurulur, ana kubbe iki elips arasındaki kasnağın üstüne bir yarım küre olarak oturur, yarım kubbeler düz yüzleriyle ana kubbenin taşıyıcı kemerlerine yaslanan çeyrek küreler olarak eklenir, küçük kubbeler aynı mantıkla onların yanına dizilir. Kademeli silüet bu kütle hiyerarşisini gökyüzüne karşı okutur; kasnak pencereleri silindirin yüzeyine sarılır, minareler avlunun köşelerinden yükselir, ışık kubbelerin hacmini ve ölçü figürleri yapının büyüklüğünü gösterir. Lorck'un 1559 panoraması, bu kalabalık silüetin yapı yapı kâğıda geçirilebileceğini hatırlatır. Bu dersle mimari ve iç mekân modülü tamamlanıyor. Ödevde tarihi bir yapıyı çizeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kütle hiyerarşisi | Mass hierarchy | Bir yapıyı büyükten küçüğe, her kütlenin bir öncekine göre yerleştirildiği sıra olarak okuma |
| Kasnak | Drum | Kubbenin altındaki, çoğu zaman pencerelerle delinmiş silindir ya da çokgen yapı |
| Yarım kubbe | Semi-dome | Bir kubbenin yarısına, bir çeyrek küreye benzeyen ve bir kemere yaslanan örtü |
| Kademeli silüet | Stepped silhouette | Küçük kubbelerden ana kubbeye adım adım yükselen, gökyüzüne karşı okunan dış çizgi |
| Payanda | Buttress | Bir duvarı ya da kubbeyi destekleyip yükü zemine aktaran taşıyıcı kütle |
Ödev
Tarihi bir yapıyı çiz.
- Yakınında bulunan kubbeli ya da karmaşık bir tarihi yapı seç: bir cami, bir kilise, bir han, bir kervansaray ya da bir kale; yerinde gözlemle ya da iyi bir fotoğraftan çalış.
- Yapıyı kütle hiyerarşisine göre kur: ana gövde, ana kubbe ya da ana kütle, yarım kubbeler ya da ikincil kütleler, küçük kubbeler, kuleler ve ayrıntılar.
- Kubbeleri kasnakları ve elipsleriyle, pencere dizilerini silindirin yüzeyine sararak çiz; ışığın yönünü seç ve gölgeleri ekle.
- Yapıya ölçek veren birkaç insan ekle; çizimin yanına yapının adını, bakış noktanı ve kütle hiyerarşisini kısa bir listeyle yaz.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Ana gövde ve kubbeler doğru ölçekte mi; kasnak pencereleri silindirin yüzeyine sarılıyor mu?
- Kompozisyon: Kademeli silüet gökyüzüne karşı okunur mu; bakış noktası anlatmak istediğine uygun mu?
- Değer (Ton): Kubbelerin ışıklı ve gölgeli yanları tek bir güneşe mi bağlı; ince işçilik yalnızca gerekli yerlerde mi?
- Yapının kütle hiyerarşisini ilk bakışta görmek zor oldu mu?
Kendini sına
1. Kütle hiyerarşisi nedir?
- A) Bir yapıyı büyükten küçüğe, her kütleyi bir öncekine göre yerleştirerek okumak.
- B) Yapının en küçük ayrıntısından başlamak.
- C) Bütün kubbeleri aynı büyüklükte çizmek.
- D) Yapıyı yalnızca silüetle çizmek.
2. Kasnak nedir?
- A) Kubbenin tepesindeki süs.
- B) Minarenin balkonu.
- C) Kubbenin altındaki, çoğu zaman pencerelerle delinmiş silindir ya da çokgen yapı.
- D) Avlunun zemini.
3. Kasnak pencereleri perspektifte nasıl görünür?
- A) Hepsi eşit genişlikte.
- B) Ortada geniş, kenarlara doğru daralmış ve sıkışık.
- C) Kenarlarda daha geniş.
- D) Görünmez.
4. Yarım kubbe hangi forma benzer?
- A) Bir silindire.
- B) Bir küpe.
- C) Bir koniye.
- D) Bir çeyrek küreye.
5. Süleymaniye'de kaynaklara göre payandalar nasıl yerleştirilmiştir?
- A) Duvarların içine, dışarıdan varlıkları büyük ölçüde gizlenecek biçimde.
- B) Avlunun ortasına.
- C) Minarelerin içine.
- D) Payanda yoktur.
Cevaplar
- A — Her kütle daha büyük bir kütleye yaslandığı için sıra büyükten küçüğe kurulur.
- C — Kasnak kubbeyi taşır ve kubbenin tabanında bir silindir oluşturur; pencereleri bu silindirin yüzeyindedir.
- B — Eşit aralıklı noktalar elips üzerinde izleyiciye bakan tarafta geniş, yanlarda sıkışık görünür.
- D — Yarım kubbe, bir kubbenin yarısıdır ve düz yüzüyle bir kemere yaslanır.
- A — Kaynaklara göre payandalar kısmen içe ve dışa taşar, ama duvarların içinde gizlenir.
Referans görseller
- Özgün şema: Süleymaniye'nin kütle hiyerarşisi; ana gövde, ana kubbe, yarım kubbeler, küçük kubbeler ve minareler katman katman.
- Özgün şema: kasnak, iki elips ve yarım küre; kasnak pencerelerinin silindir üzerinde daralması; yarım kubbenin çeyrek küre olarak kurulması.
- Özgün çekim: avlu revakları ve ölçü figürleri; uzaktan silüet ile yakından görünüşün karşılaştırması.
Sonraki derse köprü
Mimari ve iç mekân modülüyle birlikte, görünen dünyayı kurmanın araçlarını tamamladık: natürmort, manzara, figür, portre ve mimari. Bir sonraki modül soruyu tersine çeviriyor: resim, görünen dünyadan ne kadar uzaklaşabilir ve yine de resim olarak kalabilir? Soyut resme ve soyutlamanın ne olduğuna geçiyoruz.