İçeriğe geç

Ders 4D.03 · Seviye 4 — Konu Uzmanlıkları

Göz, burun, ağız, kulak

Yüz öğeleri neden sembol gibi çizilir?

4D Portre

2.219 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · Hibrit, 14 dk video senaryosu · Orta-İleri

  • göz küresi
  • kapak kalınlığı
  • burun kanadı
  • ağız çizgisi
  • heliks

Önce okunması önerilen: 4D.02 Asaro düzlemleri

Öğrenme hedefi

Yüz öğelerini biçimleri ve çevreleriyle çizebileceksin. Gözü göz yuvasına oturan bir küre ve onu saran kapaklar olarak, burnu kemik ve kıkırdaktan oluşan bir kütle olarak, ağzı dişleri saran silindirin üstüne yerleşmiş dudaklar olarak ve kulağı birkaç büyük kıvrıma indirgenmiş bir kabuk olarak kurabileceksin. Her öğenin çevresindeki düzlemlerle nasıl birleştiğini, ışıkta nasıl değer aldığını ve farklı tenlerde nasıl göründüğünü gözlemleyebileceksin.

Kanca

Yüz öğeleri neden sembol gibi çizilir?

Bir çocuk bir yüz çizdiğinde, iki badem göz, bir L harfi burun ve bir yay biçiminde ağız çizer. Yıllar sonra, figür ve portre çalışan biri de çoğu zaman bu işaretlerin daha ayrıntılı bir hâlini çizmeye devam eder: kirpiklerle çevrili bir badem, iki delikli bir üçgen, dudak çizgisiyle ikiye bölünmüş bir yay. Bu işaretler tanınır, ama önündeki yüzün gözünü, burnunu ya da ağzını değil, bir göz, bir burun, bir ağız fikrini gösterirler. İşaret, gözlemin yerine geçer. Bu ders, her öğeyi bir işaret olarak değil, bir hacim ve bir çevre olarak görmeyi öğretiyor.

Bağlam

Kraliyet Koleksiyonu'nda bulunan, Hans Holbein'ın 1526–1527'de yaptığı Sir Thomas More çizimi, ressamın İngiltere'ye geldikten sonra yaptığı ilk işlerdendir. Koleksiyonun açıklamasına göre çizim, bugün New York'taki Frick Koleksiyonu'nda bulunan More portresi için yapılmış bir hazırlıktır. More başı ve omuzlarıyla, dörtte üç açıdan sağa dönük görülür; başında bir şapka, omzunda kürklü bir yaka vardır. Çizimin dış hatları, ahşap panoya aktarılmak üzere küçük deliklerle delinmiştir; bu delikler, çizimin bir hazırlık aracı olarak kullanıldığını gösterir.

Holbein'ın portre çizimleri, yüz öğelerini bir işaret olarak değil, her yüzün kendi biçimi olarak ele alır. More'un çiziminde gözler, göz kapaklarının kalınlığıyla birlikte göz yuvalarının içine oturur; burnun kanatları ve ucu ayrı kütleler olarak okunur; ağzın köşeleri yanaklara doğru kıvrılır. Bu dersin her bölümünde, bir öğenin işaretten biçime nasıl dönüştüğüne bu çizimi akılda tutarak bakacağız.

Ana anlatım

Göz neden bir badem değil, bir küredir?

Göz küresi (eyeball), göz yuvasının içine oturan, büyük bölümü kapaklarla örtülü bir küredir. Badem biçimi, kürenin kendisi değil, kapakların arasında kalan açıklığın biçimidir. Bu ayrımı görmek, gözü düz bir işaretten hacimli bir forma çevirir. Kapaklar, kürenin yüzeyini saran kavisli şeritler gibidir; baş döndükçe ya da göz yana baktıkça bu şeritler küre üzerinde kayar ve açıklığın biçimi değişir.

Kapak kalınlığı (lid thickness), göz kapaklarının kenarlarının küreye göre ne kadar öne çıktığıdır. Üst kapak kalındır; kenarı öne doğru çıkar ve çoğu zaman küre üzerine ince bir gölge düşürür. Alt kapak daha incedir, ama kenarının bir yüzeyi vardır ve ışıkta çoğu zaman açık bir şerit olarak görülür. Dörtte üç açıda ve profilde bu kalınlıklar belirginleşir; profilden bakıldığında göz, kapakların kenarlarının oluşturduğu bir ok ucu ya da üçgen gibi görünür ve kürenin önü kapağın arkasından çıkar.

İris, kürenin yüzeyine yerleşmiş bir dairedir; baş döndükçe bir elipse dönüşür. Dinlenen bir gözde irisin üst kısmı çoğu zaman üst kapağın altında kalır; irisin tamamını beyaz bir halkanın içinde göstermek, bakışı şaşkın ya da gergin yapar. Göz beyazı da düz bir beyaz değildir: kürenin yüzeyi olduğu için ışığa dönük kısmı açık, köşelere doğru giden kısmı daha koyudur ve üst kapağın gölgesini taşır. Gözün iç köşesinde küçük, pembe bir kıvrım bulunur; kirpikler ise tek tek çizgiler olmaktan çok, üst kapağın kenarını koyulaştıran bir kütle olarak okunur.

Gözün yönü, bakışı da belirler. İki göz aynı noktaya baktığında irisler kürelerin üzerinde aynı yöne kayar; birinin iris konumu ötekinden farklı çizilirse bakış dağılır ve yüz şaşkın görünür. Bu yüzden iki gözü ayrı ayrı bitirmek yerine birlikte ilerletmek, irislerin yerini iki kürede aynı anda belirlemek ve parlamaları aynı ışık kaynağına göre yerleştirmek gerekir. Parlama, gözün ıslak yüzeyinde ışık kaynağının küçük bir görüntüsüdür; iki gözde de aynı tarafta ve aynı yükseklikte durur. Parlamayı irisin üstüne rastgele bir beyaz nokta olarak koymak, bakışı donuklaştırabilir; onu kürenin ışığa dönük yüzüne yerleştirmek ise gözü canlandırır.

Göz beyazının değeri tene göre de değişir. Göz beyazı çoğu zaman çevresindeki tenden açık görünür, ama çoğu ışıkta saf beyaz değildir; gölgede kalan kısmı griye, sıcak bir ışıkta bej ya da sarıya kayar. Koyu bir tende göz beyazı ile ten arasındaki değer farkı büyük olduğu için göz beyazı parlak görünebilir; bu, onu fazla beyaz boyamaya zorlayabilir. Onu tenin gölgesiyle ve ışığın rengiyle tonlamak, gözün yüze oturmasını sağlar. Açık bir tende ise göz beyazı ile ten arasındaki fark küçüktür ve gözün biçimi değer yerine kapakların gölgesiyle okunur.

Burun nasıl bir kütle olarak kurulur?

Burun, üst kısmında kemikten, alt kısmında kıkırdaktan oluşur ve bu ikisi farklı biçimler verir. Üst kısımda burun kemiği sert ve düzlemleri belirgin bir köprü oluşturur; burun sırtı bu köprünün üst düzlemidir. Alt kısımda kıkırdak daha yumuşak, daha yuvarlak kütleler oluşturur: burnun ucu bir top gibi, iki yanında da burun kanatları yer alır. Düzlemler dersinde burnu dört düzlemli bir kutu olarak kurdun; burada bu kutunun alt ucunun yumuşak ve yuvarlak olduğunu görmek, burnu keskin kenarlı bir blok olmaktan çıkarır.

Burun kanadı (nasal wing), burnun ucunun iki yanında, burun deliklerini çevreleyen yarım daire biçimli kütledir. Kanatlar burnun ucundan ayrı birer biçimdir ve yanaktan küçük bir oluk ile ayrılır. Burun delikleri ise çoğu zaman düşünüldüğü gibi iki siyah nokta değildir: aşağıdan ya da yandan bakıldığında eğik, uzunca açıklıklar olarak görünür, önden bakıldığında çoğu zaman yalnızca bir kısmı seçilir. İçleri gölgededir, ama bu gölge siyah değil, çevresindeki tenin koyu ve sıcak bir tonudur.

Burnu çizerken sık yapılan bir işaretleme, onu iki yanında çizgilerle kapatmaktır. Oysa önden bakılan bir burnun yanları çoğu zaman bir çizgi değil, bir değer geçişidir; ışığa dönük sırt ile yanaklara doğru eğilen yanlar arasındaki ton farkı, burnu yüzden ayırır. Burnun altındaki gölge, onun yüzden ne kadar öne çıktığını gösterir; bu gölgeyi, kanatların ve ucun altında, üst dudağın üstüne düşen biçimiyle çizmek, burnu kâğıttan kaldırır.

Burunlar yüzler arasında en çok değişen öğelerdendir. Köprünün yüksekliği, ucun genişliği, kanatların açıklığı ve deliklerin biçimi, iki insanda nadiren aynıdır. Bu farklar bir yüzün benzerliğini büyük ölçüde taşır. Tek bir burun biçimini ezberleyip her yüze uygulamak, portreyi o kişiden uzaklaştırır; önündeki burnun köprüsünü, ucunu ve kanatlarını ayrı ayrı ölçmek ise onu kişiye yaklaştırır.

Ağız neden bir çizgi değildir?

Ağız, düzlemler dersinde gördüğün ağız namlusunun, yani dişleri saran silindirin yüzeyine yerleşir. Bu yüzden dörtte üç açıda ağzın uzak yarısı kısalır ve köşesi silindirin kıvrımında geriye döner. Ağzı düz bir yüzeyde duran yatay bir şekil gibi çizmek, onu yüzün önüne yapıştırılmış gibi gösterir.

Ağız çizgisi (mouth line), iki dudağın birleştiği, ağızdaki en koyu çizgidir. Bu çizgi düz değildir: ortada, üst dudağın aşağı doğru çıkan küçük çıkıntısında hafifçe aşağı iner, iki yanda yukarı ve aşağı kıvrılarak köşelere gider. Köşelerde çizgi genellikle en koyu hâlini alır ve yanağa doğru küçük bir gölge çukurunda kaybolur. Ağız çizgisinin inceliği ve kalınlığı, ağzın ne kadar kapalı ya da gergin olduğunu anlatır.

Üst dudak, ortada burundan inen iki küçük sırtın arasındaki oluğun altında yer alır ve ortadaki çıkıntısıyla üç küçük kütleye ayrılır; alt dudak ise iki yuvarlak kütleden oluşur. Işık yukarıdan geldiğinde iki dudak birbirinin tersi gibi davranır: yüzeyi yere doğru eğilen üst dudak koyulaşır, göğe doğru dönen alt dudak aydınlanır ve hemen altında, çenenin çukuruna küçük bir gölge bırakır. Bu gölge, alt dudağın ne kadar dolgun olduğunu bir çizgiden daha iyi anlatır.

Dudakların sınırı her yüzde aynı keskinlikte değildir. Açık bir tende dudaklar çoğu zaman tenden daha pembe ya da kırmızı bir renkle ayrılır, ama sınırın bir kısmı, özellikle köşelerde ve alt dudağın altında, yumuşak bir geçişle kaybolur. Koyu bir tende dudakların değeri çevresindeki tene eşit olabileceği gibi ondan belirgin biçimde ayrılabilir de ve rengi morumsu, kahverengi ya da pembe tonlara çalabilir; sınır bazen belirgin bir kenarla, bazen yalnızca bir renk farkıyla okunur. Dudağın bütün çevresini aynı keskinlikte bir çizgiyle çevirmek, hangi tende olursa olsun, ağzı bir işarete geri döndürür.

Kulak nasıl sadeleştirilir?

Kulak, çok kıvrımlı bir biçim olduğu için çoğu zaman ya tek bir yay olarak geçiştirilir ya da her kıvrımı eşit vurguyla çizilir. Onu sadeleştirmenin yolu, önce dış biçimini, sonra birkaç büyük kıvrımını görmektir. Yandan bakıldığında kulak, üstte geniş, altta daralan bir C ya da soru işareti biçimindedir; kulak memesi bu biçimin alt ucunda yumuşak bir kütle olarak sarkar.

Heliks (helix), kulağın dış kenarını çevreleyen, üstten başlayıp arkadan aşağı dolanan kıvrık kenardır. Onun içinde, kabaca Y harfine benzeyen ikinci bir kıvrım yer alır; bu iç kıvrım ile heliks arasında bir oluk bulunur. Kulak kanalının önünde, yüze bakan yanda küçük bir çıkıntı kulak girişini örter. Bu dört öğe, dış kenar, iç kıvrım, ön çıkıntı ve kulak memesi, kulağı tanınır kılmaya yeter; geri kalan küçük kıvrımlar değer farklarıyla önerilebilir.

Kulak başa düz bir açıyla değil, hafifçe arkaya eğik olarak yerleşir; yüksekliği aşağı yukarı kaşın hizasından burnun alt ucunun hizasına kadar uzanır ve portre kurgusundaki yan kesiğin arkaya yakın kısmına oturur. Önden bakıldığında kulak kısalır ve başın yanından çıkan ince bir biçim olarak görünür; kulağın başa ne kadar yakın ya da ondan ne kadar açık durduğu kişiden kişiye değişir.

Kulak, deri ve kıkırdaktan oluşan ince bir yapı olduğu için ışığı içinden geçirebilir. Arkadan gelen bir ışıkta kulağın kenarları sıcak bir renkle parlar: açık bir tende kırmızı ya da turuncu, koyu bir tende daha çok bakır ya da kızıl kahve bir tonla. Bu ışıklı kenar, doğal natürmortta meyvelerde ve el dersinde parmak uçlarında gördüğün içeriden gelen rengin bir başka örneğidir ve kulağı başın geri kalanından ayırır.

Uygulama

  1. Hazırlık: eskiz kâğıdı, 2B ve 4B kalemler, hamur silgi, bir ayna ve yönü değişebilen bir lamba. Her öğeye yaklaşık yirmi dakika ver.
  2. Gözü önce bir küre olarak çiz, sonra kapakları kürenin yüzeyine saran şeritler olarak ekle; aynı gözü önden, dörtte üç açıdan ve profilden çiz.
  3. Burnu önce köprü, uç ve iki kanat olarak dört kütleyle kur; yan çizgi yerine değer geçişiyle göster ve altındaki gölgeyi üst dudağın üstüne düşür.
  4. Ağzı önce bir silindirin yüzeyine yerleştir; ağız çizgisini, üst dudağın üç ve alt dudağın iki kütlesini ve alt dudağın altındaki gölgeyi çiz.
  5. Kulağı dış biçimiyle başlat; heliksi, iç kıvrımı, ön çıkıntıyı ve kulak memesini ekle, lambayı arkaya alıp kenarlardaki ışığı gözlemle.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışGözü düz bir badem olarak çizmek.
Doğrusu

Badem, kapaklar arasındaki açıklığın biçimidir. Önce küreyi, sonra onu saran kapakları kur.

Yaygın yanlışBurun deliklerini iki siyah nokta olarak çizmek.
Doğrusu

Delikler eğik açıklıklardır ve gölgeleri tenin koyu, sıcak bir tonudur. Onları kanatların içinde, açılarıyla çiz.

Yaygın yanlışDudağın bütün çevresini aynı çizgiyle çevirmek.
Doğrusu

Dudak sınırı bazı yerlerde keskin, bazı yerlerde kaybolan bir geçiştir. Ağız çizgisini ve alt dudağın gölgesini vurgula, geri kalanı yumuşat.

Kapanış

Yüz öğeleri neden sembol gibi çizilir? Çünkü göz, önündeki yüzü görmeden önce bildiği bir gözü, burnu ve ağzı hatırlar ve el o işareti çizer. Bu işareti kırmanın yolu her öğeyi bir hacim olarak kurmaktır: göz bir küre ve onu saran kapaklar, burun kemik bir köprü ve kıkırdaktan yuvarlak bir uç ile kanatlar, ağız dişleri saran bir silindirin yüzeyindeki dudaklar, kulak birkaç büyük kıvrıma indirgenmiş bir kabuk. Her öğe çevresindeki düzlemlerle birleşir, ışıkta kendi değerini alır ve her yüzde farklı ölçülerde görünür. Holbein'ın Thomas More çizimi, bu öğelerin bir işaret değil, o kişinin kendi biçimi olarak çizilebileceğini gösterir. Ödevde her öğe için bir çalışma sayfası çizeceksin.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Göz küresiEyeballGöz yuvasına oturan, büyük bölümü kapaklarla örtülü küre
Kapak kalınlığıLid thicknessGöz kapaklarının kenarlarının küreye göre öne çıkan yüzeyi
Burun kanadıNasal wingBurun ucunun iki yanında burun deliklerini çevreleyen yarım daire biçimli kütle
Ağız çizgisiMouth lineİki dudağın birleştiği, ağızdaki en koyu ve kıvrımlı çizgi
HeliksHelixKulağın dış kenarını çevreleyen kıvrık kenar

Ödev

Her öğe için bir çalışma sayfası çiz.

  1. Her öğeye ayrı bir sayfa aç; her sayfada öğeyi en az beş farklı açıdan çiz.
  2. Her sayfaya aynı öğeyi en az üç farklı kişiden çiz; bu kişiler arasında farklı yaşlar, yüz yapıları ve ten tonları bulunsun.
  3. Her sayfada bir çizimi yalnızca yapıyla, bir çizimi ise tek bir ışık altında değerle tamamla.
  4. Her sayfanın altına, o öğeyi bir işarete dönüştürmeye en çok nerede yaklaştığını not et.

Kendini değerlendir

  • Oran ve Çizim: Gözler küre, burunlar kütle, ağızlar silindir üstünde, kulaklar kıvrımlarıyla mı kuruldu?
  • Değer (Ton): Öğelerin ışık ve gölge yüzleri doğru değerlerde mi; göz beyazı ve burun deliği saf beyaz ya da siyah değil mi?
  • Kenar ve Ayrıntı: Dudak ve burun kenarları bazı yerlerde keskin, bazı yerlerde kaybolan geçişler olarak mı çizildi?
  • Hangi öğede kendi alışkanlık işaretinin yerini gözleme bırakmak en zordu?

Kendini sına

1. Gözün badem biçimi neyi gösterir?

  • A) Göz küresinin gerçek biçimini.
  • B) İrisin biçimini.
  • C) Kapakların arasında kalan açıklığın biçimini.
  • D) Göz yuvasının biçimini.

2. Burun deliklerinin içi nasıl boyanır?

  • A) Saf siyahla.
  • B) Çevresindeki tenin koyu ve sıcak bir tonuyla.
  • C) Beyazla.
  • D) Hiç boyanmaz.

3. Tepeden gelen ışıkta hangi dudak genellikle daha koyudur?

  • A) Üst dudak.
  • B) Alt dudak.
  • C) İkisi de aynı değerdedir.
  • D) Dudaklar hiç gölge almaz.

4. Kulağın dış kenarını çevreleyen kıvrım hangisidir?

  • A) Kulak memesi.
  • B) Ön çıkıntı.
  • C) İç kıvrım.
  • D) Heliks.

5. Koyu bir tende göz beyazı nasıl boyanmalıdır?

  • A) Saf beyazla, olabildiğince parlak.
  • B) Tenin rengiyle aynı değerde.
  • C) Tenin gölgesiyle ve ışığın rengiyle tonlanarak.
  • D) Siyah bir halkayla çevrilerek.

Cevaplar

  1. C — Badem, küreyi saran kapakların arasında kalan açıklıktır; kürenin kendisi yuvarlaktır.
  2. B — Gölgedeki delik, siyah bir nokta değil, çevredeki tenin koyulaşmış bir hâlidir.
  3. A — Yüzeyi aşağı eğilen üst dudak yukarıdan gelen ışığı az alır; alt dudak ise ışığa doğru döner.
  4. D — Heliks, kulağın üstünden başlayıp arkadan aşağı dolanan dış kenardır.
  5. C — Göz beyazı çoğu ışıkta saf beyaz değildir; onu tonlamak gözün yüze oturmasını sağlar.

Referans görseller

  • Özgün şema: göz küresi ve onu saran kapaklar; önden, dörtte üç açıdan ve profilden göz.
  • Özgün şema: burnun köprüsü, ucu ve kanatları; ağız namlusu üstünde dudakların kütleleri; kulağın dört öğesi.
  • Özgün fotoğraf dizisi: açıklığı ve alt tonu farklı üç yüzde göz beyazı, dudak sınırı ve arkadan ışıkta kulak kenarı.

Sonraki derse köprü

Yüzün öğeleri kuruldu, ama başın büyük bir bölümünü çoğu zaman başka bir şey örter: saç. Tek tek teller hâlinde çizmeye çalışıldığında saç, yüzün öğeleri gibi bir işarete, bir karalamaya dönüşür. Sonraki derste saçı bir kütle olarak, ışığı ve kenarlarıyla ele alacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 · Kanca (animasyon). Bir çocuk çiziminin işaretleri, badem göz, L burun, yay ağız; yanlarında aynı öğelerin gözlemlenmiş hâlleri belirir. Soru ekranda.
  • 0:40–2:10 · Bağlam (görüntü). Holbein'ın More çizimi, koleksiyonun izin verdiği görüntüyle; gözlere, burna ve ağza yakınlaşma; delinmiş dış hatlar.
  • 2:10–5:00 · Göz (animasyon ve çekim). Küre ve kapaklar; üç açıda göz; iris ve göz beyazının değeri; farklı tenlerde göz beyazı.
  • 5:00–7:30 · Burun (animasyon ve çekim). Kemik köprü, kıkırdak uç, kanatlar; burun delikleri; alt gölge.
  • 7:30–10:00 · Ağız (animasyon ve çekim). Silindir üstünde ağız; ağız çizgisi; dudak kütleleri; farklı tenlerde dudak sınırı.
  • 10:00–12:30 · Kulak (animasyon ve çekim). Dış biçim, heliks, iç kıvrım, ön çıkıntı, kulak memesi; arkadan ışıkta kenar.
  • 12:30–14:00 · Kapanış (çekim). Dört çalışma sayfası yan yana.