Öğrenme hedefi
Elleri ve ayakları form ve hareketle çizebileceksin. Eli önce birkaç büyük kütleden, avuçtan, parmakların ortak kütlesinden ve başparmaktan kurabilecek; elin önkoldan parmak uçlarına akan jestini yakalayabilecek; dinlenen, uzanan, tutan ve gerilen elleri birbirinden ayıran farkları gösterebileceksin. Ayağı bacağın devamı olarak, yere bastığı noktalarla ve ağırlığa göre değişen biçimiyle çizebilecek, ayakkabılı bir ayağı da altındaki ayağın formundan kurabileceksin.
Kanca
Ressamların en korktuğu uzuvlar.
Figür çizen pek çok kişi elleri ceplere, ayakları çimenlerin ya da çerçevenin arkasına saklar. Bunun bir nedeni vardır: el ve ayak, bedenin en küçük bölgelerinde en çok eklemi ve en çok parçayı toplar. Bir başka nedeni de, onları her gün gördüğümüz için ne kadar iyi tanıdığımızı sanmamızdır. Bu ders bu korkuyu anatomi bilgisini tekrarlayarak değil, eli ve ayağı büyükten küçüğe kurarak ve onları bir hareketin parçası olarak görerek aşmayı amaçlıyor.
Bağlam
Michelangelo, Vatikan'daki Sistina Şapeli'nin tavanını 1508 ile 1512 arasında boyadı. Tavanın ortasındaki Yaratılış sahnelerinden biri olan Adem'in Yaratılışı (The Creation of Adam), yaklaşık 1511–1512'de yapılmış, 280 × 570 santimetre boyutlarında bir freskidir. Solda yerde uzanan Adem, sağda meleklerle çevrili, havada ona doğru uzanan Tanrı görülür. Sahnenin en tanınan bölümü, iki figürün birbirine neredeyse değen elleridir.
Bu iki el, aynı hareketin iki farklı hâlini gösterir. Tanrı'nın kolu bütün uzunluğuyla gerilmiştir; işaret parmağı ileri doğru dümdüz uzanır ve elin bütün kütlesi o parmağın yönüne akar. Adem'in eli ise dizine dayanan kolunun ucunda gevşekçe sarkar; bilek bükük, parmaklar aşağı doğru hafif bir yay çizer ve işaret parmağı ancak yarı yarıya kalkmıştır. Sahneyi yaşatan şey, iki elin anatomik ayrıntısından çok, birinin gerilimi ile ötekinin gevşekliği arasındaki farktır.
Ana anlatım
El neden zor görünür?
Elin güçlüğünün bir bölümü yapısından gelir: bir avuç, beş parmak, on dört parmak kemiği ve bilekten parmak uçlarına kadar sayısız eklem. Ama güçlüğün asıl kaynağı, çoğu zaman eli çok iyi tanıdığımızı sanmamızdır. Göz bir ele baktığında, beyin ona önceden bildiği bir el imgesini koyar: yan yana dizilmiş beş parmak, ortada bir avuç. Bu imge kâğıda geçtiğinde, önümüzdeki elin gerçek biçimi yerine bir el simgesi çizilir. Parmaklar eşit uzunlukta, eşit aralıklarla ve aynı yöne dizilir; sonuç tanıdık ama cansızdır.
Bu simgeyi kırmanın yolu, eli ayrıntılardan değil büyük kütlelerden kurmaktır. Kol dersinde elin kemik yapısını, parmakların üç bölümünü ve boğumların yayını gördün. Bu derste o bilgiyi bir iskelet olarak arkada tutup, önümüzdeki eli birkaç büyük biçimle yakalamaya çalışacağız. Parmakları tek tek saymadan önce elin bütün olarak nereye yöneldiğini, avucun hangi yüzünün göründüğünü ve parmakların bir grup olarak nasıl durduğunu görmek, simgenin yerine gözlemi koyar.
Aynı sorun ayakta da vardır. Ayağı simge olarak çizen biri, onu yandan görülen bir ayakkabı tabanı gibi, yassı ve uzun çizer. Oysa ayak da tıpkı el gibi, bakış açısına göre bütünüyle biçim değiştiren bir hacimdir; ondan önce bacağın ucunda bir yön ve bir yük taşıyan bir yapıdır.
El kütlelerle nasıl kurulur?
Eli kurmanın bir yolu onu üç büyük kütleye ayırmaktır. Avuç, bilekte daralan, parmaklara doğru genişleyen, hafifçe kavisli yassı bir kutudur; el sırtı ve avuç içi bu kutunun iki büyük yüzüdür. Parmak kütlesi (finger mass), dört parmağın birlikte oluşturduğu, kürek ya da eldiven biçiminde tek bir kütledir. Parmaklar bir arada durduğunda, onları önce bu tek kütle olarak çizip sonra aralarını ayırmak, dört parmağın aynı yöne ve aynı eğriyle dizilmesini sağlar. Başparmak kütlesi (thumb mass), avucun başparmak tarafındaki etli tümsekle başparmağın kendisinin oluşturduğu, avuçtan ayrı çalışan kama biçimli kütledir.
Bu üç kütle kurulduktan sonra parmaklar ayrılır. Her parmak eklemlerde hafifçe incelen kısa silindirlerden oluşur ve eklem yerlerinde kıvrım çizgileri taşır. Parmaklar ayrıldıkça üst üste biner; önde duran parmak arkadakinin kenarını keser. Bu bindirmeler, parmakların birbirinin yanında değil, uzayda farklı derinliklerde durduğunu gösterir. Bir elin parmakları nadiren aynı açıda durur; birinin biraz daha bükük, birinin biraz daha açık olması, elin gevşek mi gergin mi olduğunu anlatır.
Kutu düşüncesi ışığı da kolaylaştırır. El sırtı ile elin başparmak tarafındaki yan yüz arasında belirgin bir düzlem değişimi vardır; ışık bu iki yüze farklı açıyla düşer. Parmakların üst yüzleri ile yan yüzleri de aynı biçimde ayrılır. Ayrıntıya girmeden önce bu büyük düzlemleri iki üç değerle ayırmak, elin hacmini birkaç dakikada kurar.
Ellerin jesti nasıl yakalanır?
El jesti (hand gesture), elin önkoldan parmak uçlarına kadar akan ana hareket çizgisidir. Tıpkı bütün figürde olduğu gibi, el de önce bu çizgiyle yakalanır. Tanrı'nın elinde çizgi omuzdan işaret parmağının ucuna kadar neredeyse düz bir ok gibi uzanır. Adem'in elinde ise çizgi bilekte kırılır ve parmaklara doğru aşağı kıvrılan yumuşak bir yay olur. Elin jestini önkolun jestinden ayrı çizmek, eli kola yapıştırılmış bir parça gibi gösterir; bilekten geçen akışı korumak ise eli kolun devamı yapar.
Dinlenen bir elde parmaklar hafifçe bükülür ve serçe parmağa doğru bu bükülme artar; parmak uçları birlikte yumuşak bir yay çizer. Uzanan ya da işaret eden bir elde bir parmak öne çıkar, ötekiler geri çekilir ve el kütlesi uzanan parmağın yönüne akar. Gerilen bir elde parmaklar açılır, aralarındaki boşluklar büyür ve el sırtındaki tendonlar belirginleşir.
Eller, yüzden sonra bir figürün duygusunu en açık taşıyan bölgedir. Sıkılmış bir yumruk, parmakları kenetlenmiş iki el, bir masanın kenarını kavrayan parmaklar ya da kucakta gevşekçe duran bir el, yüz görünmese bile bir durumu anlatır. Bu yüzden bir figürde ellerin ne yaptığına karar vermek, ellerin nasıl çizileceğine karar vermekten önce gelir. Ellerin küçük olması onların önemsiz olduğu anlamına gelmez; bir portrede ya da figürde bakış çoğu zaman yüzden ellere, ellerden yeniden yüze gider.
Kavrama (grip), elin bir nesneyi tuttuğu hâldir ve burada elin biçimini nesne belirler. Bir fincanı tutan el fincanın silindirine sarılır; bir kalemi tutan elde başparmak ile işaret parmağı kalemi iki yandan sıkıştırır; bir çantanın sapını taşıyan elin parmakları bir kanca gibi bükülür ve ağırlık bileği aşağı çeker. Tutulan bir el çizilirken önce nesneyi, sonra elin ona değdiği noktaları kurmak, parmakların nesnenin formuna uymasını sağlar. Elin nesneyle temas ettiği yerde et hafifçe basılır ve düzleşir; bu küçük düzleşme, tutuşun gerçek olduğunu gösterir.
Ayak hareketle nasıl çizilir?
Ayak, bacağın ucunda bağımsız bir nesne değil, bacağın hareketinin sonudur. Bacak dersinde ayağı kama ve kemer olarak kurdun; bu derste onu yük ve hareket içinde görmek istiyoruz. Ayağın jesti, baldırdan ayak bileğinden geçerek parmak uçlarına iner. Ayakta duran bir figürde bu çizgi ayak bileğinde öne kırılır; yürüyen bir figürde arkadaki ayağın topuğu kalkar ve çizgi parmakların dibinde yeniden kırılır.
Zemin teması (ground contact), ayağın yere değdiği noktaların ve bu noktaların altındaki gölgenin gösterilmesidir. Bir ayağı yere oturtmanın en güvenilir yolu, topuğun ve parmak dibinin yere değdiği yerleri, aynı zemin düzlemi üzerinde, doğru yüksekliklerde işaretlemektir. Ayağın hemen altında, yere değdiği çizgi boyunca ince ve koyu bir değme gölgesi oluşur; bu gölge olmadan ayak zemine basmak yerine onun üstünde asılı durur. Parmak ucunda yükselen bir ayakta bu temas yalnızca parmak dibine iner, topuk havada kalır ve ayak bileği ile ayak sırtı neredeyse düz bir çizgi oluşturur.
Ayak parmakları da yüke göre davranır. Dengeyi korumaya çalışan bir ayakta parmaklar yere tutunur, uçları bastırılır ve eklemleri hafifçe yukarı kalkar; dinlenen bir ayakta parmaklar düz ve gevşek durur. Ayak parmaklarının uçları, başparmaktan küçük parmağa doğru alçalan ve geriye çekilen bir eğri çizer; önden bakıldığında bu eğri, ayağın yere değen ön kenarını oluşturur. Parmakları tek tek çizmeden önce bu eğriyi tek bir çizgiyle kurmak, onların hem sırasını hem de zemin üzerindeki yerini baştan sabitler.
Ayakkabılı bir ayak da ayağın formundan kurulur. Ayakkabı, ayağın kama biçimini izleyen bir kabuktur; burnu parmakların, topuğu topuğun biçimini alır. Önce ayağın kütlesini ve yerle temasını kurup ayakkabıyı onun üstüne giydirmek, ayakkabının içinde gerçek bir ayak olduğunu gösterir. Bağcıklar, dikişler ve ayakkabının ağzı, bir önceki derste gördüğün kol ağzı ve yaka gibi, ayağın çevresine sarılan kesitlerdir.
Eller ve ayaklar ten rengini de kendilerine özgü biçimde taşır. Tırnak yatağı, açık bir tende pembemsi, koyu bir tende çoğu zaman çevresindeki deriden daha açık, bej ya da pembeye çalan bir renkte görünür; tırnağın kendisi ışığı yansıtan küçük, parlak bir yüzeydir. El ve ayak sırtındaki damarlar açık bir tende serin, mavi-yeşile çalan çizgiler olarak görülebilir, koyu bir tende ise daha çok ışığı yakalayan hafif kabartmalar olarak okunur. Parmakların ve ayak parmaklarının uçları, açık tende çoğu zaman kırmızımsı bir yarı ton taşır. Bu farkları tek tip bir ten rengiyle doldurmak yerine gözlemlemek, küçük uzuvlara hem hacim hem canlılık katar.
Uygulama
- Gerekenler: çizim kâğıdı, 2B kurşun kalem, bir ayna, bir fincan ve ikinci bir kalem. Çalışma yaklaşık üç çeyrek saat sürer.
- Çizmediğin elini masaya gevşekçe bırak; önce önkoldan parmak uçlarına uzanan jest çizgisini, sonra avucu, parmak kütlesini ve başparmak kütlesini kur, en son parmakları ayır.
- Aynı eli işaret eden, gerilen ve dinlenen üç duruşta çiz; her birinde parmakların açılarının nasıl değiştiğini göster.
- Elinle fincanı ve kalemi ayrı ayrı tut; önce nesneyi, sonra elin ona değdiği noktaları, en son parmakları çiz.
- Ayağını önce yere düz basmış, sonra parmak ucunda yükselmiş hâlde çiz; yere değen noktaları ve değme gölgesini işaretle, sonra aynı ayağı ayakkabıyla çiz.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışParmakları eşit uzunlukta ve aynı açıda dizmek.
Bu, gözlem yerine el simgesini çizmektir. Parmakları önce tek bir kütle olarak kur, sonra her birinin kendi açısını gözlemle.
Yaygın yanlışEli önkoldan ayrı çizmek.
Bilekte kopan bir el, kola yapıştırılmış bir parça gibi durur. Önkoldan parmak uçlarına uzanan jest çizgisini koru.
Yaygın yanlışAyağı zemine oturtmamak.
Yere değen noktalar ve değme gölgesi olmadan ayak havada asılı kalır. Topuğun ve parmak dibinin temasını aynı zemin düzlemi üzerinde işaretle.
Kapanış
Ressamların en korktuğu uzuvlar, çok parçalı oldukları kadar, onları iyi tanıdığımızı sandığımız için de zordur. Göz, önündeki elin yerine bildiği bir el simgesini çizmeye eğilimlidir. Bu eğilimi kırmanın yolu, eli önce avuç, parmak kütlesi ve başparmak kütlesi olarak kurmak, jestini önkoldan parmak uçlarına kadar izlemek ve tutan bir elde biçimi nesneye bırakmaktır. Ayak da bacağın hareketinin sonu olarak çizilir ve yere değdiği noktalarla zemine oturtulur. Michelangelo'nun Adem'in Yaratılışı'ndaki iki el, anatomik ayrıntıdan çok gerilim ile gevşeklik arasındaki farkla konuşur. Ödevde kendi elinden yirmi çizim yapacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| El jesti | Hand gesture | Elin önkoldan parmak uçlarına kadar akan ana hareket çizgisi |
| Parmak kütlesi | Finger mass | Dört parmağın birlikte oluşturduğu, önce tek bir biçim olarak çizilen kütle |
| Başparmak kütlesi | Thumb mass | Avucun başparmak tarafındaki tümsekle başparmağın oluşturduğu, avuçtan ayrı çalışan kütle |
| Kavrama | Grip | Elin bir nesneyi tuttuğu, biçimini nesnenin formunun belirlediği hâl |
| Zemin teması | Ground contact | Ayağın yere değdiği noktalar ve bu noktaların altındaki değme gölgesi |
Ödev
Kendi elinden 20 çizim yap.
- Çizmediğin elini yirmi farklı duruşta çiz: dinlenen, işaret eden, gerilen, yumruk yapan ve farklı nesneleri tutan eller; beş çizimi elin avuç tarafından yap.
- Her çizimde önce jest çizgisini, sonra avuç, parmak kütlesi ve başparmak kütlesini kur.
- Beş çizimi iki dakikada, on çizimi beş dakikada, beş çizimi on beş dakikada yap; uzun çizimlerde düzlemleri iki üç değerle ayır.
- Sayfanın köşesine, tırnak yatağının, damarların ve parmak uçlarının kendi teninde nasıl göründüğünü birkaç kelimeyle not et.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Parmaklar farklı açılarda ve doğru bindirmelerle mi duruyor, yoksa eşit bir sıra mı oluşturuyor?
- Değer (Ton): El sırtı ile yan yüz arasındaki düzlem değişimi değerle ayrılıyor mu?
- Kenar ve Ayrıntı: Tutan ellerde elin nesneye değdiği yerler ve basılan et görünüyor mu?
- Hangi duruşta el simgesine geri döndüğünü fark ettin?
Kendini sına
1. El çiziminin asıl güçlüğü neden kaynaklanır?
- A) Elin çok küçük olmasından.
- B) Göz, önündeki eli değil, bildiği bir el simgesini çizmeye eğilimli olduğundan.
- C) Elin hiç hareket etmemesinden.
- D) Kalemin yetersizliğinden.
2. Parmak kütlesi nasıl kullanılır?
- A) Dört parmak önce tek bir kütle olarak çizilir, sonra ayrılır.
- B) Her parmak baştan ayrı ayrı çizilir.
- C) Yalnız başparmak için kullanılır.
- D) Ayak çiziminde kullanılır.
3. Dinlenen bir elde parmaklar nasıl durur?
- A) Dümdüz ve paralel.
- B) Tamamen açık.
- C) Yumruk yapmış.
- D) Hafifçe bükük, bükülme serçe parmağa doğru artar.
4. Bir fincanı tutan eli çizerken önce ne kurulur?
- A) Tırnaklar.
- B) Parmak kıvrımları.
- C) Fincan ve elin ona değdiği noktalar.
- D) Avuç içindeki çizgiler.
5. Ayağın zemine basıyor görünmesi için ne gerekir?
- A) Yere değen noktalar ve altlarındaki değme gölgesi.
- B) Ayağı büyük çizmek.
- C) Ayak parmaklarını tek tek çizmek.
- D) Ayakkabı çizmek.
Cevaplar
- B — Beynin tanıdık el imgesi gözlemin yerine geçer; sonuç eşit ve cansız parmaklardır.
- A — Dört parmak birlikte bir kürek biçimi oluşturur; onu önce bütün olarak kurmak aynı yönü ve eğriyi korur.
- D — Gevşek elde parmak uçları yumuşak bir yay çizer ve serçe parmak en çok bükülür.
- C — Tutan elin biçimini nesne belirler; önce nesneyi ve temas noktalarını kurmak parmakları ona uydurur.
- A — Temas noktaları ve ince değme gölgesi olmadan ayak zeminin üstünde asılı görünür.
Referans görseller
- Özgün şema: bir elin avuç, parmak kütlesi ve başparmak kütlesi olarak kuruluşu ve parmaklara ayrılması.
- Özgün şema: dinlenen, işaret eden, gerilen ve tutan eller; her birinde jest çizgisi.
- Özgün çekim: yere düz basan ve parmak ucunda yükselen ayak; zemin teması ve değme gölgesi; farklı tenlerde tırnak yatağı ve damarlar.
Sonraki derse köprü
Bu derste parmakların üst üste binmesini ve eli farklı yönlerden kurmayı gördük. Ama bir el ya da kol doğrudan sana doğru uzandığında, uzunluğu kâğıtta neredeyse kaybolur ve ölçüler şaşırtıcı biçimde değişir. Sonraki derste bu kısaltımı, sana doğru uzanan bir kolu nasıl çizeceğini ele alıyoruz.