Öğrenme hedefi
Bir kent manzarasını perspektif, ışık ve atmosferle boyayabileceksin. Kalabalık ve ayrıntılı görünen bir kenti önce bir silüet ve birkaç büyük kütle olarak görmeyi, kubbelerin ve minarelerin perspektifteki biçimlerini kurmayı, bir kalabalığı tek tek insanlar yerine değer ve renk lekeleriyle vermeyi öğrenecek; kentin üzerindeki havanın ve ışığın binaları nasıl katmanlara ayırdığını gözlemleyebilecek ve bir kent görünümünü gökyüzünden ayrıntılara uzanan bir sırayla tamamlayabileceksin.
Kanca
İstanbul'u boyamak: Kubbeler, minareler, kalabalık.
Tarihi yarımadaya Haliç'in öbür kıyısından bak. Tepelerin üzerinde sıralanan kubbeler, göğe uzanan minareler, aşağıda iskeleler, kayıklar, vapurlar ve insanlar. Her şey aynı anda dikkat ister; her kubbenin kurşun kaplaması, her minarenin şerefesi, her kayığın içindeki yolcular. Bu kadar çok şeyi bir tuvale sığdırmaya çalışan biri çoğu zaman hiçbirini tam olarak veremez. Bir kenti boyamak, önce neyi görmeyeceğine karar vermekle başlar.
Bağlam
İstanbul'daki Pera Müzesi, İngiliz ressam Tristram James Ellis'in 1888 tarihli Haliç'te Gezinti'sini saklar: karton üzerine suluboya ve tempera, 39,5 × 72 santimetre. Müzenin açıklamasına göre resim, Haliç'teki gündelik deniz trafiğini, piyade denilen kayıkları ve arka planda Beyazıt Kulesi, Süleymaniye ve Rüstem Paşa camileriyle Tarihi Yarımada'nın silüetini gösterir. Aynı ressamın aynı koleksiyondaki bir başka çalışması, Haliç'i akşam ışığında, aynı silüetle birlikte ele alır.
Ellis'in resmi, bir kent manzarasının iki ölçeği birlikte taşıdığını gösterir. Yukarıda, gökyüzüne karşı, kubbeler ve minareler tek bir silüet olarak okunur; ayrıntıları uzaklığın ve havanın içinde kaybolmuştur. Aşağıda, ön planda, kayıklar ve insanlar daha ayrıntılı ve daha canlı renklerle durur. Arada su, iki ölçeği birbirine bağlar. Kancadaki güçlük, bu iki ölçeği birbirine karıştırmadan, her birine hak ettiği kadar ayrıntı vererek aşılır.
Ana anlatım
Bir kent nasıl birkaç kütleye indirgenir?
Bir kent görünümüne ilk baktığında yüzlerce bina, pencere ve çatı görürsün. Kent silüeti (city silhouette), bu kalabalığın gökyüzüne karşı oluşturduğu dış çizgidir ve bir kent manzarasının en güçlü tanımlayıcısıdır. İstanbul'un tarihi yarımadasında bu silüet, tepelerin üzerine yayılmış kubbelerin yuvarlak kütleleri ile minarelerin ince dikey çizgileri arasındaki ritimden oluşur. Silüeti doğru kurmak, ayrıntılardan önce gelir; çoğu zaman bir kenti tanınır kılan şey, tek bir binanın ayrıntısından çok bu dış çizgidir.
Silüetin altında, kenti birkaç büyük kütleye ayırırsın: ışık alan cepheler, gölgedeki cepheler, uzaktaki tepeler ve yakındaki kıyı. Tek tek binaları değil, aynı ışığı alan ve aynı uzaklıkta duran bina gruplarını birer kütle olarak görmek, ağaç kütleleri dersindeki yaklaşımın kentteki karşılığıdır. Gözlerini kıstığında bir mahallenin onlarca evi, bir ya da iki değer lekesine dönüşür.
Kentin üzerindeki hava da bu kütleleri katmanlara ayırır. Atmosferik perspektifte gördüğün gibi, uzaklaştıkça binalar açılır, serinler ve kenarları yumuşar. Deniz kıyısında, nemli havada kurulmuş bir kentte bu etki belirgindir: öndeki kıyı keskin ve sıcak, arkadaki tepeler ve onların üzerindeki kubbeler soluk ve maviye çalan bir silüet olarak görünebilir. Kentsel atmosfer (urban atmosphere), bir kentin üzerindeki havanın, bacaların, denizin ve nemin birlikte oluşturduğu bu pustur; kenti tek bir düzleme yapışmış bir sahne olmaktan kurtarır.
Kubbeler ve minareler perspektifte nasıl kurulur?
Kubbe, çoğu zaman silindir biçimli bir kasnağın üzerine oturan bir yarım küredir. Kubbe elipsi (dome ellipse), kubbenin tabanındaki dairenin perspektifte aldığı biçimdir. Perspektif derslerinde elipslerin göz hizana göre nasıl değiştiğini görmüştün: göz hizanın üstündeki bir kubbenin taban elipsi aşağıya doğru kıvrılır ve kubbenin altından bakıyormuşsun gibi görünür. Tepelerin üzerindeki kubbelere aşağıdan, kıyıdan baktığında bu kıvrım belirgindir. Uzaktan bakıldığında ise elips çok incelir ve kubbe gökyüzüne karşı yuvarlak bir silüet olarak kalır.
Kubbenin ışığı ve gölgesi bir kürenin ışığı ve gölgesi gibidir: ışığa bakan yanı açık, öbür yanı koyu, arada yumuşak bir geçiş. Kurşunla kaplı kubbeler gri ve serin bir renk taşır; gökyüzünün rengini yansıtarak açık havada mavimsi, akşam ışığında ise sıcak bir griye dönebilir. Büyük bir kubbenin çevresindeki küçük yarım kubbeler ve kasnak pencereleri, onun ölçeğini anlatır; ama uzaktan bakıldığında bu ayrıntıları birkaç küçük açık ve koyu lekeyle vermek yeterlidir.
Minare, ince ve uzun bir silindirdir; üzerinde bir ya da birkaç şerefe, yani minareyi çevreleyen balkon, ve ucunda sivri bir külah bulunur. Minarenin dikeyliği, kent manzarasının en belirgin çizgilerinden biridir; bu yüzden minareleri tam dikey tutmak, kentin sağlamlığını korur. Eğri çizilmiş bir minare bütün silüeti dengesiz gösterebilir. Şerefeler de birer elipstir ve minareler ince oldukları için bu elipsler çok küçük kalır; onları tek bir ince açık ya da koyu çizgiyle belirtmek çoğu zaman yeter. Minarenin ışıklı yanını ince, açık bir şeritle, gölgeli yanını koyu bir şeritle vermek, onu yassı bir çubuk olmaktan kurtarıp silindir yapar.
Kalabalık nasıl boyanır?
Bir kalabalığı hızlı eskizlerle yakalamayı çizim derslerinde çalışmıştın. Boyada kalabalık, tek tek insanlar değil, değer ve renk lekeleridir. Kalabalık lekesi (crowd mass), birbirine yakın duran insanların oluşturduğu, içinde yer yer başların, omuzların ve renkli giysilerin seçildiği bir kütledir. Önce kalabalığın bütün kütlesini ve genel değerini, sonra içindeki birkaç belirgin başı ve rengi koymak, yüzlerce figürü tek tek boyamaktan daha inandırıcı bir sonuç verir.
Kalabalıktaki figürlerin boyu uzaklıkla küçülür ve düz bir zeminde duran insanların başları, göz hizana yakın bir çizgide sıralanır; perspektif derslerindeki bu kolaylık kalabalığın ölçeğini kurmanı sağlar. Figürlerin yönü, eğimi ve aralarındaki boşluklar kalabalığa hareket verir: bir iskeleye doğru akan bir kalabalık, bir yöne eğilmiş lekelerle anlatılır.
Kalabalıktaki tenler de tek bir renk değildir. Bir kent kalabalığında açık, buğday, esmer ve koyu tenler yan yana durur; uzaktan bakıldığında bunlar birbirinden farklı değer ve sıcaklıkta küçük lekeler olarak okunur. Bütün yüzleri aynı karışımla doldurmak, kalabalığı tek tip bir kitleye dönüştürür ve gerçekte gördüğünü yansıtmaz. Birkaç farklı ten karışımını önceden hazırlayıp kalabalığın içine dağıtmak, hem gözlemi daha doğru kılar hem de kalabalığa canlılık verir; ışığın geldiği yöne göre her ten lekesinin ışıklı yanı ve gölgesi de ayrı tutulur.
Bir kent manzarası hangi sırayla boyanır?
Bir kent manzarasını boyarken genellikle en uzaktan en yakına ve en büyükten en küçüğe doğru ilerlersin. Önce gökyüzünü ve kentin silüetini, gökyüzüne karşı değeri doğru tutarak kurarsın. Sonra kentin büyük kütlelerini, ışıklı ve gölgeli cephe gruplarını, uzaktan yakına doğru, her katmanı bir öncekinden biraz daha koyu, daha sıcak ve daha keskin tutarak yerleştirirsin.
Ardından su, iskeleler ve ön plan gelir. Kayıklar ve vapurlar, suyun üzerinde küçük, keskin kenarlı kütlelerdir ve yansımalarıyla birlikte kurulur. Kalabalık, bu ön planın içine lekeler olarak eklenir. En son, ayrıntıyı seçici olarak koyarsın: en yakın kubbenin kasnak pencereleri, bir minarenin şerefesi, ön plandaki birkaç figürün başı. Ayrıntıyı yalnızca gözün ilk gideceği yerlere ayırmak, kentin kalabalığını bir karmaşa değil, okunur bir bütün olarak gösterir.
Işığın yönü bu sıralamayı da etkiler. Güneş kentin arkasındayken, sabah ya da akşam Haliç'e karşıdan bakıldığında, silüet koyu ve düz bir kütle olarak gökyüzüne karşı durur; ayrıntılar kaybolur ve kent neredeyse tek bir değer lekesine dönüşür. Güneş bakanın arkasındayken ise cepheler aydınlanır, kubbelerin yuvarlaklığı ve minarelerin silindir biçimi belirginleşir. Bir kent manzarasına başlamadan önce ışığın hangi yönden geldiğini not etmek, silüetin mi yoksa cephelerin mi resmin asıl konusu olacağına karar vermeni kolaylaştırır.
Uygulama
- Malzeme: suluboya ya da akrilik, gökyüzü için bir açık mavi, kubbeler ve uzak kütleler için bir gri-mavi, yakın kütleler için sıcak toprak renkleri, bir iki canlı renk, gessolu bir pano ya da suluboya kâğıdı. Tarihi bir kent görünümünün fotoğrafı ya da gözlem. Bir saat ayır.
- İnce bir çizgiyle ufku ve kentin silüetini çiz; kubbelerin taban elipslerini göz hizana göre, minareleri tam dikey olarak yerleştir.
- Gökyüzünü ve en uzak silüeti tek bir soluk, serin tonla boya; orta plandaki bina kütlelerini ışıklı ve gölgeli gruplar hâlinde, biraz daha koyu ve sıcak tonlarla ekle.
- Su ve kıyıyı, kayıkları ve yansımaları kur; kalabalığı lekeler olarak ekle ve içine farklı değerlerde ve sıcaklıkta ten lekeleri yerleştir.
- En son en yakın kubbeye, iki minareye ve ön plandaki birkaç figüre seçici ayrıntı koy; geri kalanı leke olarak bırak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışHer binayı ve her pencereyi ayrı ayrı boyamak.
Ayrıntı kentin bütününü dağıtır. Önce silüeti ve büyük kütleleri kur, ayrıntıyı birkaç odak noktasına ayır.
Yaygın yanlışMinareleri eğri çizmek.
Dikeyliği bozulan minareler bütün silüeti dengesiz gösterir. Minareleri bir çekül çizgisine göre tam dikey tut.
Yaygın yanlışKalabalıktaki bütün yüzleri tek bir ten rengiyle doldurmak.
Gerçek bir kent kalabalığında tenler farklı değer ve sıcaklıktadır. Birkaç farklı ten karışımı hazırla ve kalabalığa dağıt.
Kapanış
İstanbul'u boyamak, kubbeleri, minareleri ve kalabalığı bir arada verebilmek demektir; bu da önce neyi görmeyeceğine karar vermekle başlar. Kent önce bir silüet ve birkaç büyük kütle olarak kurulur; hava bu kütleleri uzaklaştıkça açıp serinleterek katmanlara ayırır. Kubbeler göz hizasına göre kıvrılan elipslerin üzerinde duran yarım kürelerdir, minareler tam dikey silindirlerdir. Kalabalık tek tek insanlar yerine farklı değer ve sıcaklıktaki lekelerle verilir. Ellis'in Haliç görünümü, uzaktaki silüetin sadeliği ile ön plandaki kayıkların canlılığını bir arada taşır. Ödevde bir kent manzarası tamamlayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kent silüeti | City silhouette | Bir kentin binalarının gökyüzüne karşı oluşturduğu dış çizgi |
| Kubbe elipsi | Dome ellipse | Kubbenin tabanındaki dairenin perspektifte, göz hizasına göre aldığı elips biçimi |
| Minare | Minaret | Şerefeleri ve sivri külahıyla ince, uzun bir silindir biçimindeki cami kulesi |
| Kalabalık lekesi | Crowd mass | Birbirine yakın insanların oluşturduğu, içinde yer yer baş ve renklerin seçildiği kütle |
| Kentsel atmosfer | Urban atmosphere | Bir kentin üzerindeki havanın, nemin ve dumanın birlikte oluşturduğu, binaları katmanlara ayıran pus |
Ödev
Bir kent manzarası tamamla.
- Yaşadığın ya da tanıdığın bir kentten, bir silüet, birkaç belirgin yapı ve bir kalabalık ya da hareketli bir ön plan içeren bir görünüm seç.
- Küçük bir değer eskiziyle silüeti, büyük kütleleri ve atmosferik katmanları kur; göz hizasını ve ana dikeyleri işaretle.
- Kent manzarasını uzaktan yakına sırayla boya: gökyüzü ve silüet, büyük kütleler, ön plan ve kalabalık, en son seçici ayrıntılar.
- Bitmiş resmin yanına hangi ayrıntıları bilerek dışarıda bıraktığını ve kalabalıktaki ten lekelerini nasıl çeşitlendirdiğini kısaca not et.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Kubbeler ve minareler perspektife ve göz hizasına uygun mu; dikeyler tam dikey mi?
- Değer (Ton): Uzaktan yakına her katman bir öncekinden ton farkıyla seçilebiliyor mu?
- Kompozisyon: Silüet ve büyük kütleler kenti okunur kılıyor mu; ayrıntı yalnızca birkaç odak noktasında mı?
- Kentin hangi bölümünü sadeleştirmek sana en zor geldi?
Kendini sına
1. Bir kent manzarasında ilk kurulması gereken nedir?
- A) Her pencere.
- B) Kentin silüeti ve büyük kütleleri.
- C) Kalabalıktaki yüzler.
- D) En yakın binanın süslemeleri.
2. Göz hizasının üstündeki bir kubbenin taban elipsi nasıl görünür?
- A) Aşağıya doğru kıvrılır; kubbenin altından bakıyormuşsun gibi görünür.
- B) Yukarıya doğru kıvrılır.
- C) Düz bir çizgidir.
- D) Tam bir daire olarak görünür.
3. Minareler neden tam dikey tutulmalıdır?
- A) Daha kısa görünmeleri için.
- B) Boya tasarrufu için.
- C) Eğri minareler bütün silüeti dengesiz gösterdiği için.
- D) Renkleri daha parlak olsun diye.
4. Kalabalık boyada en verimli nasıl verilir?
- A) Her figürü ayrıntılı çizerek.
- B) Hiç boyamayarak.
- C) Yalnızca konturlarla.
- D) Değer ve renk lekeleri olarak, içinde birkaç belirgin baş ve renkle.
5. Bir kent kalabalığındaki tenler nasıl boyanmalıdır?
- A) Birbirinden farklı değer ve sıcaklıkta birkaç ten karışımıyla.
- B) Tek bir ten rengiyle.
- C) Gri lekelerle.
- D) Hiç boyanmamalıdır.
Cevaplar
- B — Bir kenti tanınır kılan şey çoğu zaman silüeti ve büyük kütleleridir; ayrıntı onların üzerine kurulur.
- A — Göz hizasının üstündeki daireler aşağı doğru kıvrılan elipsler olarak görünür.
- C — Minarenin dikeyliği silüetin en güçlü çizgilerinden biridir; eğilmesi bütün düzeni sarsar.
- D — Göz bir kalabalığı leke ve ritim olarak algılar; birkaç ayrıntı yeterlidir.
- A — Gerçek bir kalabalıkta tenler çeşitlidir; farklı karışımlar hem gözlemi hem canlılığı korur.
Referans görseller
- Özgün fotoğraf: bir kent görünümünün gözler kısılarak birkaç büyük kütleye indirgenmiş hâli.
- Özgün şema: göz hizasının altında, hizasında ve üstünde duran üç kubbenin taban elipsleri.
- Özgün fotoğraf: bir iskele kalabalığı; farklı değer ve sıcaklıkta ten lekeleri.
Sonraki derse köprü
Bu derste kenti boyarken fotoğraflardan da yararlandın. Ama bir fotoğraf, bir kentin ya da bir manzaranın ışığını ve değerlerini gözün gördüğünden farklı kaydeder. Sonraki derste fotoğrafın bu kısıtlarına bakıyoruz ve bir fotoğrafı referans olarak nasıl bilinçli kullanabileceğimizi ele alıyoruz.