İçeriğe geç

Ders 3.6.01 · Seviye 3 — Renk ve Boya

Yağlı boyanın kısa tarihi

Yağlı boyayı gerçekten van Eyck mi icat etti?

3.6 Yağlı Boya

2.042 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · Animasyon, 10 dk video senaryosu · Orta

  • kuruyan yağ
  • tempera
  • panel
  • tuval
  • boya tüpü

Önce okunması önerilen: 3.1.06 Renk uyumları

Öğrenme hedefi

Yağlı boyanın tek bir kişinin tek bir anda bulduğu bir icat değil, yüzyıllara yayılan bir gelişme olduğunu açıklayabileceksin. Van Eyck'ın «mucit» olarak anılmasının nereden geldiğini, ondan yüzyıllar önce kuruyan yağların boya olarak kullanıldığını gösteren kanıtları, Flaman ressamların tekniğe gerçekte neyi kattığını, ahşap panelden tuvale ve dükkânda ezilen boyadan metal tüpe geçişin resmi nasıl değiştirdiğini anlatabilecek; bu adımları bir zaman çizelgesine yerleştirebileceksin.

Kanca

Yağlı boyayı gerçekten van Eyck mi icat etti?

Sanat tarihi kitaplarının pek çoğunda bu soruya verilmiş hazır bir yanıt bulursun: on beşinci yüzyılın başında Flandre'da çalışan Jan van Eyck, yumurtalı boyanın yerine yağı koydu ve resim sonsuza dek değişti. Hikâye güzeldir; bir dahi, bir sır ve bir devrim içerir. Ama bir buluşun kime ait olduğunu sormadan önce başka bir şey sormak gerekir: bu hikâyeyi ilk kim anlattı ve anlatırken elinde hangi kanıt vardı?

Bağlam

Londra'daki Ulusal Galeri'de (National Gallery) küçük bir ıhlamur ağacı panel asılıdır: Antonello da Messina'nın yaklaşık 1475'te yaptığı Çalışma Odasında Aziz Hieronymus. Yalnızca 45,7 × 36,2 santimetre boyutundaki bu resimde bir taş kemerin ardında, yüksek tonozlu bir odada okuyan bir aziz görürsün; raflarda kitaplar, seramik kaplar, metal bir tabak, pencerelerden uzak bir manzara. Her yüzeyin dokusu ve parıltısı ayrı ayrı kurulmuştur.

Galerinin kayıtlarına göre on altıncı yüzyılda Venedik'te bu resmi gören bir koleksiyon uzmanı onu Jan van Eyck'ın eseri sandı. Oysa resim Sicilyalı bir ressamındı ve büyük olasılıkla Venedik'te yapılmıştı. Bu küçük yanlış atıf, yağlı boya tarihinin en büyük yanlış atfının küçük bir yansıması gibidir: yağla yapılmış ince işçilikli bir resim görenlerin aklına ilk gelen ad van Eyck'tı.

Ana anlatım

Van Eyck efsanesi nereden geliyor?

Van Eyck'ı yağlı boyanın mucidi olarak ilan eden kişi, İtalyan ressam ve yazar Giorgio Vasari'dir. Vasari 1550'de yayımladığı Sanatçıların Hayatları (Le Vite) adlı kitabında, yağlı boyayı van Eyck kardeşlerin bulduğunu yazdı. Van Eyck 1441'de ölmüştü; yani Vasari bu hükmü ressamın ölümünden yüz yılı aşkın bir süre sonra, kendisinin hiç görmediği bir atölye hakkında veriyordu. Vasari aynı kitapta bir de devam hikâyesi anlatır: Antonello da Messina'nın bu sırrı Flandre'dan öğrenip İtalya'ya, Venedik'e taşıdığını. Bugün tarihçiler bu ikinci hikâyeye de kuşkuyla yaklaşır.

Vasari'nin kitabı yalan bir kitap değildir; İtalyan resmi üzerine elimizdeki en zengin kaynaklardan biridir. Ama Vasari bir tarih yazarı olduğu kadar bir hikâye anlatıcısıydı ve sanatçı hayatlarını çoğu zaman bir buluşun, bir sırrın, bir ustalık gösterisinin çevresinde kurdu. «Bir kişi buldu, sonra herkes öğrendi» biçimindeki anlatı akılda kalır, öğretmesi kolaydır ve bir kahraman sunar. Yağlı boyanın gerçek tarihi ise dağınıktır: kimsenin adını bilmediği zanaatkârlar, farklı ülkelerde farklı amaçlarla yapılan denemeler ve yavaş yavaş biriken bir bilgi. Böyle bir tarih bir kahramana sığmaz.

Vasari'nin hükmü yüzyıllarca tekrarlandı. Sonraki kuşaklardan bazı meraklılar kuşkulanmaya başlamıştı; asıl sarsıntı ise bir el yazmasından geldi.

Van Eyck'tan önce yağı kim kullandı?

Bu el yazması, van Eyck'tan yaklaşık üç yüz yıl önce yazılmış bir kitaptı. Theophilus Presbyter takma adıyla yazan bir keşiş, 1125 dolaylarında Çeşitli Sanatlar Üzerine (De diversis artibus) adlı bir el kitabı hazırladı. Bu kitap cam yapımından maden işçiliğine kadar pek çok zanaatı anlatır; içinde keten tohumu yağıyla boya hazırlamanın tarifi de vardır. On sekizinci yüzyılın ikinci yarısında bu tarif yeniden gün ışığına çıktığında, van Eyck'ın yağı icat ettiği iddiasının artık savunulamayacağı anlaşıldı: Avrupa'da yağla boya yapmayı bilen zanaatkârlar, van Eyck doğmadan çok önce vardı.

Kanıtın en eskisi ise Avrupa'nın dışından geldi. Afganistan'daki Bamiyan vadisinde, bir zamanlar iki dev Buda heykelinin durduğu kayalıkların arkasındaki mağaralarda yedinci yüzyılın ortasında yapılmış duvar resimleri bulunur. 2008'de Japonya, Fransa ve ABD'den bilim insanlarından oluşan bir ekip, Fransa'daki Avrupa Sinkrotron Işınımı Tesisi'nde (ESRF) bu resimlerden alınan küçük örnekleri inceledi. Elli mağaranın on ikisinde boya katmanlarının kuruyan yağlarla, büyük olasılıkla ceviz ya da haşhaş tohumu yağıyla bağlandığı belirlendi. Ekibin başındaki Yoko Taniguchi, eski Mısırlıların ve Romalıların da kuruyan yağları tanıdığını, ama onları ilaç ve kozmetik olarak kullandığını hatırlattı. Bamiyan'daki resimler, bugün bilinen en eski açık yağlı boya örneğidir.

Buradaki anahtar kavram, kuruyan yağdır (drying oil). Zeytinyağı bir kumaşa sürüldüğünde yıllarca yağlı kalır; keten tohumu, ceviz ya da haşhaş yağı ise havadaki oksijenle tepkimeye girerek yavaş yavaş sertleşir ve esnek bir film oluşturur. Yağlı boya, pigmentin böyle bir yağla ezilmesinden başka bir şey değildir. Ne var ki yavaş kuruma uzun süre bir kusur olarak görüldü. Katmanlar günlerce yapışkan kalıyordu. Bu yüzden Orta Çağ Avrupa'sında ince işçilikli panel resimlerde yağ değil, yumurta sarısıyla bağlanan tempera (tempera) egemendi.

Flaman ressamlar gerçekte ne yaptı?

Öyleyse van Eyck ve çağdaşlarının payı neydi? Bir icat değil, bir dönüşüm. Flandre'daki ressamlar on beşinci yüzyılın ilk yarısında yağı ince, saydam katmanlar hâlinde, beyaz tebeşir astarla hazırlanmış meşe panellerin üzerine sürmeyi ustalıkla geliştirdi. Beyaz astardan yansıyan ışık, saydam renk katmanlarından geçip göze dönerken renklere derinlik ve parıltı kazandırıyordu. Temperada her fırça darbesi kısa sürede kurur ve iki rengi yüzeyde yumuşakça birleştirmek güçtür. Yağ ise ressama zaman tanır: bir yanaktan gölgeye uzanan geçişi ıslak boyada harmanlamak, bir metalin parlamasını küçük bir açık dokunuşla eklemek mümkün olur.

Van Eyck'ın ünü de bu ustalıktan gelir. Resimlerindeki kumaş, maden, cam ve ten yüzeyleri, sonraki kuşakların hayranlıkla incelediği bir ayrıntı düzeyindedir. Tarihçiler, onun yağın kurumasını hızlandıran katkılar ve reçinelerle çalışmış olabileceğini tartışır; ama tarifin tam olarak ne olduğunu belgeleyen bir atölye defteri elimizde yok. Kesin olarak söylenebilecek olan şudur: van Eyck yağı bulmadı; yağın o güne kadar kimsenin ulaşmadığı bir inceliğe ulaşabileceğini gösterdi.

Yeni yöntem İtalya'ya yavaşça yayıldı. Antonello'nun Venedik'te yaptığı Aziz Hieronymus, bu yayılmanın izini taşır: nesnelerin dokusu ve yansımaları Flaman resmine yakındır, mekân ise İtalyan perspektifiyle kurulmuştur. Yüzyılın sonuna doğru İtalyan ressamların önemli bir bölümü temperadan yağa geçmişti.

Yağın yavaş kuruması, ten boyamayı da değiştirdi. Açık, zeytin, esmer ya da koyu, her ten tonunda ışıktan gölgeye geçiş keskin bir sınırdan çok yumuşak bir akıştır; teninde kırmızıya, sarıya ya da maviye çalan ince alt tonlar vardır. Temperada bu geçişler sık, küçük çizgilerle taranarak kurulurdu; yağda ise ıslak katmanda harmanlanabilir ya da kuruduktan sonra üstüne geçen saydam bir katmanla derinleştirilebilir. Bu, yağın her tende aynı sonucu verdiği anlamına gelmez; koyu bir tende parlamalar ve yansıyan ışıklar daha belirgin, açık bir tende ise alt tonlar daha kolay kaybolur. Ama yağ, iki durumda da ressama daha fazla zaman ve daha fazla ara ton tanıdı.

Tuval ve tüp resmi nasıl değiştirdi?

On altıncı yüzyıl yağlı boyanın taşıyıcısını da değiştirdi. Panel ağırdır, hazırlaması zahmetlidir ve büyük boyutlarda çatlayabilir; tuval (canvas) ise hafiftir, büyük ölçülere kolayca gerilir ve taşınabilir. Tuval Venedik'te erken benimsendi. Tiziano'nun 1520–1523 yılları arasında yaptığı Bacchus ve Ariadne, Ulusal Galeri'deki bu yüzyıl tuvallerinden biridir: 176,5 × 191 santimetrelik tabloyu Ferrara Dükü I. Alfonso d'Este ısmarlamış ve Tiziano'ya sarayındaki odaya tam oturacak ölçüde kesilmiş boş bir tuval göndermişti. Tuvalin dokusu, yağın kalın ve görünür fırça darbeleriyle kullanılmasına da elverişliydi; Tiziano'nun geç dönem resimleri bu yönde uzun bir yolun başında durur.

Sonraki büyük değişim bir resimden değil bir ambalajdan geldi. On dokuzuncu yüzyıla kadar ressamlar ya da çırakları pigmentleri yağla atölyede ezerdi; hazır boya, domuz mesanesinden yapılmış küçük keselerde satılıyordu. Kese delindiğinde boya kurur, taşınması zorlaşırdı. Londra'da yaşayan Amerikalı ressam John Goffe Rand, 1841'de kapağı vidalı, sıkılabilen metal bir boya tüpünün patentini önce Londra'da, aynı yılın eylülünde de ABD'de aldı.

Tüp, boyayı açık havaya taşımayı kolaylaştırdı. Pierre-Auguste Renoir'ın oğlunun aktardığına göre Renoir, tüpteki boya olmasaydı Cézanne'ın, Monet'nin, Sisley'nin, Pissarro'nun, yani sonradan izlenimcilik adı verilecek olan şeyin olmayacağını söylemişti. Sanat tarihçisi Anthea Callen ise izlenimciliğin yalnızca boyanın taşınabilir olmasıyla açıklanamayacağını savunur. İki görüş birlikte düşünüldüğünde tüpün etkisi daha doğru görünür: tüp bir üslubu yaratmadı, ama açık havada boyamanın önündeki pratik bir engeli kaldırdı.

Uygulama

Bu kısa deneme, bir buluş anlatısının ne zaman ve kim tarafından yazıldığının, anlattığı olay kadar önemli olduğunu gösterecek.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışVan Eyck'ı yağlı boyanın mucidi sanmak.
Doğrusu

Kuruyan yağla boya yapmak ondan yüzyıllar önce biliniyordu; van Eyck'ın katkısı yağı ince, saydam katmanlarla işleyerek eşsiz bir inceliğe ulaştırmaktı.

Yaygın yanlışHer yağı boyaya uygun sanmak.
Doğrusu

Zeytinyağı gibi yağlar kurumaz ve yapışkan kalır; yağlı boya yalnızca keten tohumu, ceviz, haşhaş gibi havayla sertleşen kuruyan yağlarla yapılır.

Yaygın yanlışTek bir icadın bir üslubu tek başına doğurduğunu düşünmek.
Doğrusu

Boya tüpü açık havada çalışmayı kolaylaştırdı ama izlenimciliği tek başına yaratmadı; bir tekniğin etkisini, onu kullanan ressamların amaçlarıyla birlikte değerlendir.

Kapanış

Yağlı boyayı gerçekten van Eyck mi icat etti? Hayır. Bamiyan'daki mağara resimleri yedinci yüzyılda kuruyan yağlarla yapılmıştı; Theophilus on ikinci yüzyılda keten tohumu yağıyla boya hazırlamayı tarif etmişti. Van Eyck'ı mucit yapan, ölümünden yüz yılı aşkın bir süre sonra Vasari'nin yazdığı bir anlatıydı. Van Eyck'ın ve Flaman çağdaşlarının gerçek katkısı, yağı beyaz astar üzerinde ince, saydam katmanlarla işleyerek ona yeni bir derinlik ve incelik kazandırmaktı. Ardından Venedik'te tuval paneli, on dokuzuncu yüzyılda metal tüp mesane keseyi aldı. Her adım, ressamın boyayla ne yapabileceğini biraz daha genişletti.

Ödevde bu adımları, kendi araştırmanla genişleteceğin bir zaman çizelgesinde bir araya getireceksin.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kuruyan yağDrying oilHavadaki oksijenle tepkimeye girerek sertleşen, esnek bir film oluşturan bitkisel yağ; keten tohumu, ceviz, haşhaş
TemperaTemperaPigmentin yumurta sarısıyla bağlandığı, çabuk kuruyan boya; yağdan önce Avrupa panel resminde egemendi
PanelPanelÜzerine resim yapılan, astarla hazırlanmış ahşap levha
TuvalCanvasBir çerçeveye gerilmiş ve astarlanmış kumaş; panelden hafif, büyük ölçülere uygun
Boya tüpüPaint tubeBoyayı kurumadan saklayan ve taşımayı kolaylaştıran sıkılabilen metal kap; 1841'de patentlendi

Ödev

Yağlı boya tarihi için bir zaman çizelgesi hazırla.

  1. Yatay bir çizgi çiz ve yedinci yüzyıldan yirminci yüzyılın başına kadar uzanan bir ölçek kur; her yüzyıla eşit aralık ver.
  2. Bu derste geçen olayları çizelgeye yerleştir: Bamiyan, Theophilus, van Eyck ve Flaman panel resmi, Antonello, Vasari, Tiziano'nun tuvali, Rand'ın tüpü.
  3. Kendi araştırmanla en az iki olay daha ekle; her birinin kaynağını çizelgenin altına not et.
  4. Her olayın yanına, yağlı boyada neyi değiştirdiğini anlatan tek bir cümle yaz ve bir anlatının (Vasari'ninki gibi) olayın kendisinden farklı bir renkle işaretlenmesini sağla.

Kendini değerlendir

  • Kompozisyon: Ölçek tutarlı mı; olaylar arasındaki uzaklıklar gerçek zaman aralıklarını yansıtıyor mu?
  • Bitmişlik ve Sunum: Tarihler, kısa açıklamalar ve kaynaklar okunur, düzenli biçimde yazıldı mı?
  • Teknik ve Malzeme: Her olayın yanındaki cümle, bir malzeme ya da teknik değişikliğini açıkça adlandırıyor mu?
  • Çizelgende olay ile anlatı arasındaki en uzun süre hangisi ve bu sana ne düşündürüyor?

Kendini sına

1. Van Eyck'ı yağlı boyanın mucidi olarak ilk kim yazdı?

  • A) Theophilus Presbyter.
  • B) Antonello da Messina.
  • C) Giorgio Vasari, 1550'de.
  • D) John Goffe Rand.

2. Bamiyan mağara resimleri yağlı boya tarihi için neden önemlidir?

  • A) Yedinci yüzyılın ortasında kuruyan yağlarla yapılmış, bilinen en eski açık yağlı boya örnekleridir.
  • B) Van Eyck'ın atölyesinde yapıldıkları için.
  • C) Tuval üzerine yapılan ilk resimler oldukları için.
  • D) Metal tüpte satılan ilk boyayla yapıldıkları için.

3. Zeytinyağı neden yağlı boya yapımında kullanılmaz?

  • A) Çok pahalı olduğu için.
  • B) Rengi fazla koyu olduğu için.
  • C) Pigmentle karışmadığı için.
  • D) Kurumadığı ve sertleşmediği için; yağlı boya kuruyan yağ gerektirir.

4. Flaman ressamların yağlı boyaya asıl katkısı neydi?

  • A) Kuruyan yağı ilk kez keşfetmek.
  • B) Yağı beyaz astar üzerine ince, saydam katmanlarla işleyerek derinlik ve incelik kazandırmak.
  • C) Boya tüpünü icat etmek.
  • D) Tuvali panelin yerine koymak.

5. Boya tüpünün izlenimciliğe etkisi en doğru nasıl özetlenir?

  • A) Açık havada boyamanın pratik bir engelini kaldırdı ama üslubu tek başına yaratmadı.
  • B) İzlenimciliği tek başına yarattı.
  • C) Hiçbir etkisi olmadı.
  • D) Ressamları atölyeye kapattı.

Cevaplar

  1. C — Vasari bu hükmü van Eyck'ın ölümünden yüz yılı aşkın bir süre sonra, Sanatçıların Hayatları kitabında verdi.
  2. A — 2008'deki inceleme, elli mağaranın on ikisinde boyanın kuruyan yağlarla bağlandığını gösterdi.
  3. D — Keten tohumu, ceviz ve haşhaş yağı oksijenle sertleşir; zeytinyağı yapışkan kalır.
  4. B — Yağ onlardan önce biliniyordu; katkıları, saydam katmanlarla ulaşılan ışık ve ayrıntıydı.
  5. A — Renoir'ın sözü tüpün önemini, Callen'in eleştirisi ise sınırını gösterir; ikisi birlikte daha doğru bir tablo verir.

Referans görseller

  • Özgün şema: aynı ten geçişinin temperada sık çizgilerle taranarak ve yağda ıslak harmanlanarak kurulması yan yana.
  • Özgün şema: beyaz astar, saydam renk katmanı ve göze dönen ışığın yolu; kesit görünümü.
  • Özgün şema: domuz mesanesinden kese ile vidalı kapaklı metal tüp yan yana.

Sonraki derse köprü

Bu derste yağlı boyanın yüzyıllar içinde nasıl biçimlendiğini izledik: kuruyan yağ, panel, tuval ve tüp. Sonraki derste bu tarihten bugünün atölyesine geçiyoruz ve ilk yağlı boya resmine başlamak için gereken malzemeleri, gerçekten gerekli olanla sonraya bırakılabilecek olanı ayırarak tek tek ele alıyoruz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca. Bir kitap sayfasında «van Eyck yağlı boyayı icat etti» cümlesi belirir; cümlenin altına bir soru işareti düşer. Kanca ekranda.
  • 0:50–2:00 · Bağlam. Antonello'nun Aziz Hieronymus'u, müzenin izin verdiği görüntüyle; raflara yaklaşma; «van Eyck» etiketinin resme yapışıp düşmesi.
  • 2:00–3:40 · Vasari. Bir zaman çizgisi: 1441'de van Eyck'ın ölümü, 1550'de Vasari'nin kitabı; aradaki yüz yılı aşkın boşluk renkli bir bantla gösterilir.
  • 3:40–5:30 · Van Eyck'tan önce. Bamiyan kayalıkları ve mağara içi (özgün çizim); sinkrotron ışınının küçük bir boya örneğini taraması; Theophilus'un el yazması sayfası; zeytinyağı ve keten tohumu yağının yan yana kuruma deneyi.
  • 5:30–7:20 · Flaman katman. Beyaz astar, saydam katman ve ışık yolunun kesiti; temperada tarama ile yağda harmanlanan ten geçişleri farklı tenlerde.
  • 7:20–9:00 · Tuval ve tüp. Panel ile tuvalin ağırlık ve boyut karşılaştırması; Tiziano'nun tuvali; mesane kese ve metal tüp; açık havada bir şövale.
  • 9:00–10:00 · Hatalar ve kapanış. Beş kartlık zaman çizelgesi kendini dizer; son görüntü boş bir palet ve tüpler.