İçeriğe geç

Ders 3.3.03 · Seviye 3 — Renk ve Boya

Islak üzerine ıslak

Kontrolü bırakmak bir teknik olabilir mi?

3.3 Suluboya

1.622 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · Demo, 10 dk video senaryosu · Orta

  • ıslak üzerine ıslak
  • kâğıdın parlaklık evreleri
  • su dengesi
  • yumuşak kenar
  • kâğıt üstünde karışım

Önce okunması önerilen: 3.3.02 Düz ve geçişli lavi

Öğrenme hedefi

Islatılmış bir kâğıda boya bırakıp onun kendi başına yayılmasına izin veren ıslak üzerine ıslak tekniğini uygulayabileceksin. Kâğıdın ne kadar ıslak olduğunu yüzeyinin parlaklığından okuyabilecek, fırçadaki su ile kâğıttaki su arasındaki dengeyi kurabilecek, boyayı hangi anda bırakırsan hangi yumuşaklıkta bir kenar elde edeceğini tahmin edebilecek ve renkleri palette değil kâğıdın üstünde karıştırarak yumuşak geçişler kurabileceksin.

Kanca

Kontrolü bırakmak bir teknik olabilir mi?

Bir önceki derste suyu sıkı bir disiplinle yönettik: eğik kâğıt, kurumayan boncuk, tek geçiş. Şimdi bunun tersini deneyelim. Kâğıdı baştan sona temiz suyla ıslat ve üzerine bir damla kırmızı bırak. Damla, bir mürekkebin suya düşmesi gibi açılır, kenarları yumuşar, çevresine ince damarlar salar. Yanına bir damla sarı bırak; iki renk birbirine doğru akar ve aralarında senin karıştırmadığın bir turuncu doğar. Sen bu hareketi tam olarak yönetemezsin; ama onu başlatan, zamanlayan ve sınırlayan sensin. Bu, kontrolün kaybı mı, yoksa başka türden bir kontrol mü?

Bağlam

İngiliz ressam J. M. W. Turner'ın ölümünden sonra ulusa bıraktığı binlerce çalışma arasında, bugün Tate'in koleksiyonunda bulunan bir grup küçük suluboya dikkat çeker. Sanat tarihçileri bunlara «renk başlangıçları» (colour beginnings) der. Bir kısmı, Turner'ın 1817'deki Ren nehri yolculuğundan sonra, yaklaşık 1819 ile 1824 arasında yaptığı bitmiş suluboyalara hazırlık olarak üretilmiş renk çalışmalarıdır.

Bu yapraklarda neredeyse hiç çizgi ya da keskin kenar yoktur. Gökyüzü, su ve dağlar, ıslak kâğıda bırakılmış ve birbirine akmış geniş renk alanları olarak belirir. Turner bu çalışmalarda bir sahnenin ayrıntısından önce ışığının ve renginin genel düzenini arıyordu; ıslak üzerine ıslak, bu genel düzeni hızla ve yumuşakça kurmanın yoluydu. Bu yapraklar, tekniğin bir bitmiş resmin temel katmanı olarak nasıl kullanılabileceğini gösterir.

Ana anlatım

Kâğıdın ıslaklığı nasıl okunur?

Islak üzerine ıslak (wet-on-wet) çalışmada en önemli bilgi, kâğıdın o anda ne kadar ıslak olduğudur. Bunu okumanın en güvenilir yolu, kâğıda bir ışık kaynağına karşı yandan bakmaktır. Kâğıdın yüzeyi kuruma sırasında birkaç evreden geçer; bunlara kâğıdın parlaklık evreleri diyebiliriz.

İlk evrede yüzey parlaktır ve üzerinde su göllenir. Bu evrede bırakılan boya çok geniş yayılır, renk büyük ölçüde açılır ve kenarlar neredeyse tamamen kaybolur. İkinci evrede parlaklık azalır, yüzey saten gibi hafif bir parıltı taşır. Bu, çoğu ressamın ıslak üzerine ıslak için en kontrollü bulduğu andır: boya yumuşak kenarlarla yayılır ama çok uzağa kaçmaz. Üçüncü evrede kâğıt yalnızca nemlidir; parıltı kaybolmuştur ama dokunduğunda serinlik hissedilir. Bu evrede bırakılan boya çok az yayılır ve kenarı hem yumuşak hem belirgindir. Son evrede kâğıt kurudur ve bir sonraki derste göreceğimiz teknik başlar.

Bu evreler kâğıda, havaya ve sıcaklığa göre farklı hızda geçer. Pamuklu ve kalın bir kâğıt suyu daha uzun tutar; sıcak ve kuru bir odada evreler hızla birbirini izler. Bu yüzden ıslak üzerine ıslak çalışmada saat değil, kâğıdın parıltısı rehberdir.

Su dengesi neden bu kadar önemlidir?

Islak üzerine ıslak çalışmanın temel kuralı basittir: fırçadaki su, kâğıttaki sudan az olmalıdır. Bunun nedeni, suyun her zaman daha ıslak bölgeden daha kuru bölgeye doğru hareket etmesidir. Fırçan kâğıttan daha ıslaksa, fırçadan gelen fazla su kâğıttaki boyayı iter ve 3.3.02'de gördüğümüz geri akmaya benzer koyu kenarlı bir leke bırakır.

Bu yüzden kâğıt ilerleyen evrelere geçtikçe fırçadaki boyayı daha yoğun, daha az sulu tutmak gerekir. Parlak evrede sulu bir boya kullanılabilir; saten evrede boyanın kıvamı daha koyu olmalıdır; nemli evrede ise fırça bir bezle neredeyse kurutulmuş, boya ise krem kıvamında olmalıdır. Kâğıt kurudukça boyayı koyulaştırmak, lekesiz ve kontrollü yayılmanın anahtarıdır.

Bir başka sonuç da değerle ilgilidir. Islak kâğıda bırakılan boya yayılırken seyrelir ve kuruduğunda, bıraktığın andaki görünüşünden belirgin biçimde daha açık görünür. Bu nedenle ıslak üzerine ıslak çalışmada, istediğin sonuçtan daha koyu bir boyayla başlamak gerekir. Kuruduktan sonra açık kalmış bir alanı düzeltmek, ıslakken fazla koyu bırakmaktan daha zordur.

Renkler kâğıdın üstünde nasıl karışır?

Islak üzerine ıslak çalışmanın en belirgin özelliği, renklerin palette değil kâğıdın üstünde karışmasıdır. Islak bir alana yan yana iki renk bırakıldığında, aralarında bir geçiş bölgesi oluşur. Bu bölgede renkler tamamen karışmaz; akış çizgileri, damarlar ve hafif dalgalanmalar kalır. Paletde karıştırılmış bir turuncunun düz görünüşünün aksine, kâğıt üstünde oluşan turuncu canlı ve hareketlidir.

Bu karışımı yönlendirmenin birkaç yolu vardır. Kâğıdı hafifçe eğmek, renkleri eğim yönünde akıtır. Renkleri birbirine değdirmeden yakın bırakmak, yayılmalarını bekleyip birleşmelerine izin verir. Bir rengi ötekinin üstüne bırakmak ise daha yoğun bir karışım oluşturur. Ama karışımı fırçayla karıştırmaya çalışmak, genellikle yüzeyi bulandırır ve kâğıdın liflerini örseler; burada fırçanın görevi karıştırmak değil, boyayı bırakmaktır.

Bazı pigmentler ıslak kâğıtta taneli bir doku bırakır; buna granülasyon (granulation) denir. Ultramarin gibi bazı mavilerde ve bazı toprak renklerinde görülen bu etki, taneciklerin kâğıdın çukurlarında toplanmasından doğar ve gökyüzünde ya da taşlarda doku için kullanılabilir.

Teknik ne zaman ve nerede kullanılır?

Islak üzerine ıslak, yumuşak kenarların ve kesintisiz geçişlerin gerektiği yerlerde kullanılır: bulutlu bir gökyüzü, bir gün batımı, uzaktaki bir dağ silsilesi, sisli bir su yüzeyi ya da bir çiçeğin yaprağındaki renk geçişi. Turner'ın renk başlangıçlarında olduğu gibi, çoğu zaman bir resmin ilk katmanı olarak ışığın ve rengin genel düzenini kurar; keskin ayrıntılar kuru kâğıda sonra eklenir.

Bir yüzde ıslak üzerine ıslak, özellikle yanakların, dudakların ve kulakların çevresinde tenin rengi hafifçe değiştiği yerlerde işe yarar. Genel ten rengi ıslakken yanağın kızarıklığı, saten evrede bırakılmış seyrek bir kırmızıyla verilirse, iki renk arasında sert bir çizgi yerine yumuşak bir geçiş oluşur. Açık bir tende bu kırmızı çok seyreltilmiş olabilir; koyu bir tende ise kızarıklık ya da sıcaklık, daha yoğun, bordoya ya da kızıl kahveye yakın bir renkle ve aynı ıslak anda bırakılarak kurulur. Her iki durumda da tenin geniş alanlarını sert kenarlarla bölmemek, yüzün yumuşak biçimini korur.

Uygulama

  1. Malzeme: tahtaya bantlanmış kalın, pamuklu bir suluboya kâğıdı; geniş bir yuvarlak fırça ve temiz su için ayrı bir düz fırça ya da sünger; bir sarı, bir kırmızı ya da turuncu, bir mavi ya da mor; temiz ve kirli su için ayrı kaplar, bir bez. Süre kırk beş dakika.
  2. Kâğıda kurşun kalemle üç küçük dikdörtgen çiz. Birincisini temiz suyla ıslat, parlak evredeyken ortasına bir damla kırmızı bırak ve yayılmasını izle.
  3. İkinci dikdörtgeni ıslat, saten evreye gelmesini bekle ve aynı kırmızıyı biraz daha yoğun olarak bırak. Üçüncüyü nemli evreye kadar bekleyip krem kıvamında bir kırmızıyla dene. Üç lekenin yayılmasını ve kenarlarını karşılaştır.
  4. Yeni bir alanı ıslat ve yukarıdan aşağı sarı, turuncu ve mora doğru giden bir gün batımı göğü kur: renkleri yan yana bırak, kâğıdı hafifçe eğerek birbirine akmalarına izin ver, fırçayla karıştırma.
  5. Gökyüzü saten evredeyken, alt kenara koyu ve yoğun bir renkle yumuşak kenarlı uzak bir tepe çizgisi bırak. Kuruduktan sonra renklerin ne kadar açıldığını not et.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışFırçayı kâğıttan daha ıslak tutmak.
Doğrusu

Fazla su kâğıttaki boyayı iter ve koyu kenarlı lekeler bırakır. Kâğıt kurudukça fırçadaki boyayı koyulaştır ve fırçayı bezle kurut.

Yaygın yanlışRenkleri kâğıt üstünde fırçayla karıştırmak.
Doğrusu

Yüzey bulanır ve kâğıdın lifleri örselenir. Renkleri bırak ve eğimle ya da zamanla karışmalarına izin ver.

Yaygın yanlışİstenen değerde boyayla başlamak.
Doğrusu

Islak kâğıtta boya seyrelir ve kuruyunca belirgin biçimde açılır. İstediğinden daha koyu başla.

Kapanış

Kontrolü bırakmak bir teknik olabilir mi? Islak üzerine ıslakta kontrol ortadan kalkmaz, yer değiştirir. Boyanın her hareketini fırçayla yönetmek yerine, kâğıdın ne kadar ıslak olduğunu okuyarak, fırçadaki suyu kâğıttakinden az tutarak ve boyayı doğru anda bırakarak yayılmayı yönlendirirsin. Renkler kâğıdın üstünde canlı ve hareketli geçişlerle karışır; kenarlar yumuşar, değerler kuruyunca açılır. Turner'ın renk başlangıçları, bu tekniğin bir resmin ışığını ve rengini birkaç dakikada kurabildiğini gösterir.

Ödevde ıslak üzerine ıslak bir gün batımı boyayacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Islak üzerine ıslakWet-on-wetIslatılmış kâğıda boya bırakıp onun kendi başına yayılmasına izin verme tekniği
Kâğıdın parlaklık evreleriPaper sheen stagesIslak kâğıdın parlak, saten, nemli ve kuru olmak üzere kuruma sırasında geçtiği evreler
Su dengesiWater balanceFırçadaki suyun kâğıttaki sudan az tutulması ilkesi
Yumuşak kenarSoft edgeIslak kâğıtta boyanın yayılmasıyla oluşan, keskin çizgisi olmayan kenar
Kâğıt üstünde karışımMixing on the paperRenklerin palette değil, ıslak kâğıdın üstünde birbirine akarak karışması

Ödev

Islak üzerine ıslak bir gün batımı boya.

  1. Bir kâğıdı tahtaya bantla ve üst üçte ikisini temiz suyla eşit biçimde ıslat.
  2. Parlak ya da saten evrede, yukarıdan aşağı en az üç renkle bir gün batımı göğü kur; renkleri kâğıt üstünde karışmaya bırak.
  3. Gökyüzü nemli evreye geçtiğinde, alt kenara yoğun bir renkle yumuşak kenarlı bir uzak tepe ya da bulut sırası ekle.
  4. Kuruduktan sonra, renklerin ıslakken ve kuruduktan sonraki değer farkını ve en çok hangi evrede kontrol hissettiğini sayfanın altına yaz.

Kendini değerlendir

  • Teknik ve Malzeme: Geri akma lekeleri olmadan yumuşak geçişler elde edebildin mi?
  • Değer (Ton): Kuruduktan sonra gökyüzünün açıklık ve koyuluk düzeni istediğin gibi kaldı mı?
  • Kompozisyon: Uzak tepe çizgisi gökyüzüyle yumuşakça birleşiyor ve bir derinlik hissi veriyor mu?
  • Hangi evrede kâğıdı okumak sana en zor geldi?

Kendini sına

1. Islak üzerine ıslak çalışmada kâğıdın ıslaklığı en güvenilir nasıl okunur?

  • A) Saate bakarak.
  • B) Kâğıdın yüzeyine bir ışığa karşı yandan bakıp parlaklığını görerek.
  • C) Kâğıdı tartarak.
  • D) Kâğıdı katlayarak.

2. Islak üzerine ıslakta temel su kuralı nedir?

  • A) Fırçadaki su, kâğıttaki sudan fazla olmalıdır.
  • B) Fırça her zaman kuru olmalıdır.
  • C) Fırçadaki su, kâğıttaki sudan az olmalıdır.
  • D) Kâğıt her zaman kuru olmalıdır.

3. Islak kâğıda bırakılan boya kuruyunca genellikle nasıl görünür?

  • A) Daha koyu.
  • B) Aynı değerde.
  • C) Tamamen kaybolur.
  • D) Belirgin biçimde daha açık.

4. Kâğıt üstünde karışımı yönlendirmek için ne yapılabilir?

  • A) Kâğıdı hafifçe eğmek.
  • B) Renkleri fırçayla kuvvetle karıştırmak.
  • C) Kâğıdı ısıtmak.
  • D) Boyaya siyah eklemek.

5. Turner'ın «renk başlangıçları» neydi?

  • A) Bitmiş büyük yağlı boyalar.
  • B) Gravür levhaları.
  • C) Bir sahnenin ışık ve renk düzenini kuran ıslak üzerine ıslak hazırlık çalışmaları.
  • D) Karakalem portreler.

Cevaplar

  1. B — Parlak, saten ve nemli evreler yüzeyin parıltısından okunur.
  2. C — Su her zaman daha ıslak bölgeden daha kuru bölgeye akar.
  3. D — Boya ıslak kâğıtta yayılırken seyrelir; bu yüzden daha koyu başlamak gerekir.
  4. A — Eğim renkleri o yöne akıtır; fırçayla karıştırmak yüzeyi bulandırır.
  5. C — Bir kısmı Turner'ın Ren nehri suluboyalarına hazırlık olarak yapıldı.

Referans görseller

  • Özgün fotoğraf: parlak, saten ve nemli evrelerde bırakılmış üç kırmızı damla yan yana.
  • Özgün şema: fırçadaki ve kâğıttaki suyun dengesi; fazla sulu fırçanın geri akma yaratması.
  • Özgün fotoğraf: ıslak bir ten alanına saten evrede bırakılmış yanak rengi; biri açık, biri derin kahve bir ten üzerinde.

Sonraki derse köprü

Bu derste ıslak kâğıdın yumuşak ve akışkan dünyasını denedik. Sonraki derste kâğıdın kuruduğu anda başlayan tekniğe geçiyoruz: kuru bir yüzeye sürülen saydam katmanların keskin ayrıntıları ve derinliği nasıl kurduğunu göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Bu dersi içeren rotalar

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 · Kanca (çekim). Islak kâğıda bırakılan bir kırmızı damlanın yayılması; yanına düşen sarı; aralarında doğan turuncu. Soru ekranda.
  • 0:40–1:50 · Bağlam (görüntü). Turner'ın renk başlangıçlarından birkaç yaprak, Tate'in lisansladığı görüntülerle; çizgisiz renk alanları yakından.
  • 1:50–3:50 · Parlaklık evreleri (çekim). Yandan ışık alan bir kâğıdın parlak, saten, nemli ve kuru evreleri; her evrede bırakılan bir damla.
  • 3:50–5:20 · Su dengesi (çekim). Fazla ıslak bir fırçanın geri akma yaratması; bezle kurutulan fırçanın temiz yayılması; kuruyunca açılan renk.
  • 5:20–6:50 · Kâğıt üstünde karışım (çekim). Yan yana bırakılan renkler; eğilen tahta; granülasyon yapan bir mavi yakından.
  • 6:50–9:20 · Uygulama (çekim, hızlandırılmış). Üç damla testi ve bir gün batımı göğü; uzak tepe çizgisi; ıslak bir ten alanına bırakılan yanak rengi.
  • 9:20–10:00 · Islak ve kuru (çekim). Kurumuş bir gökyüzünün yanında, kuru kâğıda çekilen keskin kenarlı ilk katman.