Öğrenme hedefi
İnsanların renkleri birbirinden farklı görebildiğini ve bunun nedenlerini açıklayabileceksin. Renk görme eksikliğinin başlıca türlerini tanıyabilecek, kendi renk algını basit bir testle yoklayabilecek ve renk ayrımında zorlandığın durumlar için paletini, çalışma yöntemini ve kontrol adımlarını düzenleyen telafi stratejileri kurabileceksin. Renk algısı tipik olan bir ressam olarak da, resmine bakacak herkesin renkleri senin gibi görmediğini hesaba katmayı öğreneceksin.
Kanca
Renk körü bir ressam olabilir mi?
İlk bakışta bu soru bir çelişki gibi durur. Resim renkle yapılır; renkleri ayırt edemeyen biri nasıl ressam olabilir? Ama «renk körlüğü» dediğimiz şey, çoğu zaman renklerin tamamen görünmemesi değil, bazı renk çiftlerinin birbirine karışmasıdır. Kırmızı ile yeşil, bazı insanların gözünde benzer kahverengimsi tonlara döner; mor ile mavi ayrılmaz. Bu insanlar hâlâ açık ile koyuyu, sıcak ile soğuğun bir kısmını, biçimi ve dokuyu görür. Soru, renk ayrımının sınırlandığı bir gözle resim yapmanın nasıl mümkün olduğu ve bu sınırın nasıl telafi edildiğidir.
Bağlam
Fransız sanatçı Charles Meryon (1821–1868), deniz subaylığını bırakıp resme yöneldiğinde renk görme eksikliği olduğunu fark etti. Meryon'un, kırmızı ile yeşili karıştıran yaygın bir renk görme eksikliği taşıdığı kabul edilir; Louvre'daki bir pasteli bu karışıklığın izini taşır. Resim yapmanın renk algısı yüzünden kendisi için zor olacağını yavaş yavaş ve isteksizce kabul etti ve 1848'e doğru, o dönemde sanat çevrelerinde gözden düşmüş olan gravüre, asitle aşındırmaya yöneldi.
Meryon'un 1850'lerin başında yayımladığı Paris Gravürleri (Eaux-fortes sur Paris) dizisi, kentin eski sokaklarını, köprülerini ve Notre-Dame'ın çevresini keskin açık-koyu karşıtlıklarla gösteren siyah beyaz baskılardan oluşur. Meryon bugün on dokuzuncu yüzyıl Fransız gravürünün en önemli adlarından biri sayılır. Onun hikâyesi, renk algısındaki bir sınırın bir sanatçıyı nasıl başka bir araca, değerin ve çizginin diline yönlendirebildiğini gösterir.
Ana anlatım
Renkleri neden farklı görürüz?
Modülün ilk dersinde, rengin kısa, orta ve uzun dalgalara duyarlı üç koni türünün sinyalleri karşılaştırılarak kurulduğunu söylemiştik (3.1.01). Bu türlerden birinin duyarlılığı farklı olduğunda ya da bir tür hiç bulunmadığında, bazı renkler arasındaki farklar küçülür ya da kaybolur. Buna renk görme eksikliği (colour vision deficiency) denir. En yaygın türleri, uzun ya da orta dalga konilerini etkileyen kırmızı-yeşil eksiklikleridir. Mavi ve sarıyı ayırt etmeyi etkileyen türler çok daha nadirdir; hiç renk görmeme ise son derece seyrek görülür.
Kırmızı-yeşil eksiklikleri, kalıtsal geçiş biçimleri nedeniyle erkeklerde kadınlardan belirgin biçimde daha sık görülür. Kuzey Avrupa kökenli nüfuslarda yapılan araştırmalar, erkeklerin yaklaşık yüzde sekizinde, kadınların yaklaşık binde beşinde kırmızı-yeşil eksikliği bulunduğunu tahmin eder. Bu oranlar farklı nüfuslarda farklıdır; bu yüzden onları evrensel sayılar olarak değil, bir büyüklük sırası olarak düşünmek gerekir.
Renk algısı yalnızca doğuştan gelen farklarla değişmez. Yaş ilerledikçe gözün merceği sararabilir ve mavileri biraz daha koyu, sarıları biraz daha soluk gösterebilir. Bazı göz hastalıkları ve ilaçlar da renk algısını etkileyebilir. Bu yüzden renk algısı, bir kez belirlenip hep aynı kalan bir özellik değildir.
Renk görme eksikliği olan bir ressam neyi farklı yaşar?
Kırmızı-yeşil eksikliği olan bir ressam, kırmızı ile yeşil ya da turuncu ile yeşilimsi kahverengi arasındaki farkı küçük ya da hiç görmeyebilir. Bir yaprağın arasındaki kırmızı bir meyve, bir yeşil fonun önündeki kızaran bir yanak, bir manzaradaki kızıl sonbahar ağaçları, onun gözünde daha çok değer ve doygunluk farkıyla ayrılır. Mor ile mavi, pembe ile gri de benzer biçimde birbirine yaklaşabilir.
Buna karşılık açık ile koyuyu, yani değeri ayırt etme yeteneği büyük ölçüde korunur. 3.1.09'da gördüğümüz gibi, bir resmin yapısını çoğu zaman değer taşır. Renk ayrımı sınırlı olan bir ressam, güçlü bir değer yapısıyla okunur ve etkili resimler yapabilir. Meryon'un yaptığı gibi değeri ön plana alan araçlara yönelmek bir seçenektir, ama renkle çalışmayı sürdürmek de mümkündür.
Ten tonları bu durumda özel bir dikkat ister. Bir yüzdeki kızarıklık, yanakların ve dudakların kırmızısı, bir koyu tenin kızıl alt tonu, kırmızı-yeşil eksikliği olan bir göz için belirgin olmayabilir. Bu, tenlerin griye ya da yeşile kaydığı fark edilmeden boyanmasına yol açabilir. Burada telafi, gözün yerine başka araçlara başvurmakla yapılır.
Telafi stratejileri nelerdir?
Birinci strateji düzendir. Paletteki boyaları her zaman aynı sırayla sıkmak ve tüplerin, hatta paletin kenarının üzerine renklerin adlarını yazmak, rengi gözle değil yerle tanımayı sağlar. Boyaların üzerindeki pigment adlarına ve kodlarına bakmak, birbirine benzeyen iki rengi karıştırmayı önler.
İkinci strateji tariftir. Bir karışımı gözle bulmak yerine, hangi boyalardan hangi oranda karıştırıldığını yazan tariflerle çalışmak, özellikle tenlerde ve sık kullanılan renklerde güvenilir sonuç verir. 3.1.07'de kurduğun karışım tablosu, her karenin altına tarifi yazıldığında bu iş için bir başvuru kaynağına dönüşür. Az sayıda boyadan oluşan sınırlı bir palet de karışımları öngörülebilir kıldığı için yardımcı olabilir.
Üçüncü strateji kontroldür. Bir fotoğraf çekip renk seçici bir uygulamayla bir alanın rengini adıyla ya da sayısal değeriyle okumak, gözün kaçırdığı bir kaymayı yakalayabilir. Güvenilen birine, belirli bir soruyla, örneğin «bu yanak kırmızıya mı yeşile mi çalıyor?» diye sormak da bir kontrol yoludur. Bu stratejilerin hiçbiri gözün yerini tutmaz; ama gözün sınırının nerede olduğunu bilen biri için, sınırın ötesine güvenle geçmenin yollarıdır.
Tipik renk algısı olan biri bundan ne öğrenir?
Renk algısı tipik olan bir ressam için de bu konu önemlidir, çünkü resmine bakacak herkes renkleri onun gibi görmez. Bir resmin önemli bir bilgiyi yalnızca kırmızı ile yeşil arasındaki farkla taşıması, izleyicilerin bir kısmı için o bilgiyi görünmez kılabilir. Bir tabloda, bir kitap resminde ya da bir afişte, önemli ayrımları renk tonuyla birlikte değerle de desteklemek, onu daha çok insanın okuyabilmesini sağlar.
Bunu denetlemenin pratik bir yolu vardır. Bazı görüntü düzenleme programları ve telefon uygulamaları, bir görüntüyü kırmızı-yeşil ya da mavi-sarı eksikliği olan bir gözün göreceğine yakın biçimde gösteren benzetim filtreleri sunar. Bitmiş bir çalışmanın fotoğrafını böyle bir filtreden geçirmek, resmin hangi bölgelerinin birbirine karıştığını gösterir. Bu benzetimler kişiden kişiye değişen gerçek algıyı tam olarak yansıtmaz; ama gri dönüşüm gibi, gözünün kendi başına göremeyeceği bir şeyi görünür kılar.
Bu ders, renk kuramı modülünün de bir özetidir. Renk, ışığın, yüzeyin ve bir göz ile bir beynin buluşmasında ortaya çıkar; bu buluşma kişiden kişiye değişir. Bir rengin «doğru» görünüp görünmediğini tartışırken, kimin gözüyle ve hangi ışıkta baktığımızı sormak gerekir.
Uygulama
Bu kısa denemede, kendi renk algının sınırlarını ve bu sınırları hangi araçlarla telafi edebileceğini göreceksin.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışÇevrimiçi bir testi kesin bir teşhis saymak.
Ekranlar ve ışık koşulları sonucu değiştirir. Şüphe varsa bir göz doktoruna başvur.
Yaygın yanlışRenk ayrımında zorlandığın yerlerde gözüne güvenmeye devam etmek.
Göz sınırının ötesinde hata yapar. O bölgelerde tarifle, etiketle ve renk seçici bir araçla çalış.
Yaygın yanlışÖnemli bir ayrımı yalnızca kırmızı ve yeşil farkına bırakmak.
Bazı izleyiciler bu farkı görmez. Önemli ayrımları değer farkıyla da destekle.
Kapanış
Kancadaki sorunun kısa cevabı evet. Renk görme eksikliği çoğu zaman renklerin tamamen kaybolması değil, bazı renk çiftlerinin birbirine yaklaşmasıdır; değer, biçim ve doku algısı büyük ölçüde korunur. Charles Meryon, kırmızı ile yeşili karıştıran gözüyle resmi bırakıp gravüre yöneldi ve bu alanın en önemli adlarından biri oldu. Renkle çalışmayı sürdürmek isteyen biri ise paletini düzenleyerek, karışımlarını tarife bağlayarak ve gözünün sınırında araçlarla kontrol ederek çalışabilir. Tipik renk algısı olan bir ressam için de ders açıktır: izleyicilerin bir kısmı renkleri senin gibi görmez.
Ödevde bir renk algı testi yapacak ve sonucuna göre bir palet notu çıkaracaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Renk görme eksikliği | Colour vision deficiency | Koni türlerinden birinin farklı ya da eksik olmasıyla bazı renk çiftlerinin ayırt edilememesi |
| Kırmızı-yeşil eksikliği | Red–green deficiency | Uzun ya da orta dalga konilerini etkileyen, en yaygın renk görme eksikliği türü |
| Renk algı testi | Colour vision test | Renkli noktalardan oluşan levhalarla renk ayrımını yoklayan tarama testi; Ishihara testi bunun bilinen bir örneğidir |
| Telafi stratejisi | Compensation strategy | Gözün renk ayrımında zorlandığı yerde düzen, tarif ve araçlarla çalışma yöntemi |
| Palet notu | Palette note | Boyaların sırasını, adlarını ve ayırt edilmesi zor çiftleri kaydeden kişisel not |
Ödev
Bir renk algı testi yap ve sonucuna göre palet notu çıkar.
- Bir renk algı testi yap ve sonuçlarını yaz; şüphe varsa bir göz doktoruna başvurmayı not et.
- Paletindeki bütün boyaları küçük kareler olarak sür, her birinin adını ve pigment kodunu altına yaz.
- Ayırt etmekte zorlandığın ya da birbirine yakın gördüğün çiftleri işaretle ve her biri için bir telafi yöntemi seç: sabit yer, etiket, tarif ya da renk seçici bir araç.
- Sık kullandığın iki karışımın, en az birinin bir ten tonu olmasına dikkat ederek, boya adları ve yaklaşık oranlarıyla tarifini palet notuna ekle.
Kendini değerlendir
- Teknik ve Malzeme: Palet notundaki boya adları, kodlar ve tarifler başka birinin aynı karışımı tekrarlayabileceği kadar açık mı?
- Değer (Ton): Zorlandığın renk çiftlerinin değer farkını ayrıca not ettin mi?
- Bitmişlik ve Sunum: Palet notu çalışırken kolayca başvurabileceğin bir biçimde mi düzenlendi?
- Test sonuçların, renkle çalışma biçimin hakkında sana yeni bir şey söyledi mi?
Kendini sına
1. En yaygın renk görme eksikliği türü hangisidir?
- A) Hiç renk görmeme.
- B) Mavi-sarı eksikliği.
- C) Kırmızı-yeşil eksikliği.
- D) Yalnızca beyazı görememe.
2. Kırmızı-yeşil eksikliği neden erkeklerde daha sık görülür?
- A) Kalıtsal geçiş biçimi nedeniyle.
- B) Erkekler daha az resim yaptığı için.
- C) Erkeklerin gözleri daha büyük olduğu için.
- D) Yaşla ilgili olduğu için.
3. Renk görme eksikliği olan bir ressam için büyük ölçüde korunan yetenek hangisidir?
- A) Kırmızı ile yeşili ayırmak.
- B) Mor ile maviyi ayırmak.
- C) Tendeki kızarıklığı görmek.
- D) Açık ile koyuyu, yani değeri ayırt etmek.
4. Aşağıdakilerden hangisi bir telafi stratejisidir?
- A) Karışımları her seferinde rastgele denemek.
- B) Boyaları aynı sırayla sıkıp etiketlemek ve karışımları tarifle yapmak.
- C) Çevrimiçi bir testi kesin teşhis saymak.
- D) Zor renkleri hiç kullanmamak.
5. Renk algısı tipik olan bir ressam bu konudan ne çıkarabilir?
- A) Önemli ayrımları renk tonunun yanında değer farkıyla da desteklemeyi.
- B) Kırmızı ve yeşili hiç kullanmamayı.
- C) Yalnızca siyah beyaz çalışmayı.
- D) İzleyicilerin hepsinin renkleri aynı gördüğünü.
Cevaplar
- C — Uzun ya da orta dalga konilerini etkileyen türler en yaygın olanlardır.
- A — Oranlar nüfustan nüfusa değişse de erkeklerde belirgin biçimde daha yüksektir.
- D — Değer algısı büyük ölçüde korunur; resmin yapısı bu yüzden okunabilir kalır.
- B — Düzen ve tarif, rengi gözle değil yerle ve oranla tanımayı sağlar.
- A — Değer farkı, renkleri farklı gören izleyicilerin de ayrımı görmesini sağlar.
Referans görseller
- Özgün şema: aynı renkli natürmortun tipik renk algısıyla ve kırmızı-yeşil eksikliği benzetimiyle görünüşü yan yana.
- Özgün şema: etiketli bir palet düzeni; her boyanın sabit yeri, adı ve pigment kodu.
- Özgün fotoğraf: renk seçici bir uygulamayla okunmuş yanak ve dudak bölgeleri; açık tenli bir yüzde ve koyu tenli bir yüzde ayrı ayrı.
Sonraki derse köprü
Renk kuramı modülü, rengin ışıkta, yüzeyde ve gözde nasıl oluştuğunu gördüğümüz bu dersle kapanıyor. Sonraki modülde boyanın kendisine iniyoruz: suluboya, akrilik ve yağlı boyanın aslında aynı renkli tozdan yapılıp yapılmadığını ve onları birbirinden ayıranın ne olduğunu soracağız.