Öğrenme hedefi
Bir rengi üç ayrı soruyla tarif edebileceksin: çemberin neresinde durduğu, ne kadar açık ya da koyu olduğu ve ne kadar canlı ya da grimsi olduğu. Bu üç özelliği, yani renk tonunu, değeri ve doygunluğu birbirinden ayırabilecek, bir rengi değiştirdiğinde hangisini değiştirdiğini söyleyebilecek ve bir resimde ya da bir tende gördüğün rengi bu üç ölçüyle çözümleyerek karıştırmaya başlayabileceksin.
Kanca
Bir rengi tanımlamak için neden üç soru gerekir?
Bir arkadaşına «kırmızı bir palto aldım» dediğini düşün. Aklına ne gelir? Parlak bir itfaiye kırmızısı mı, koyu bir bordo mu, soluk bir gül kurusu mu, tozlu bir kiremit rengi mi? Hepsi «kırmızı»dır, ama yan yana koyduğunda birbirinden çok farklıdırlar. Tek bir kelime, bir rengin yalnızca bir özelliğini, çemberdeki yaklaşık yerini söyler. Bordo ile gül kurusunu ayıran şey başka bir şeydir: biri koyu, öteki açıktır. Tozlu kiremit ile itfaiye kırmızısını ayıran ise yine başka bir şeydir: biri grimsi, öteki canlıdır. Bir rengi gerçekten tarif etmek, onu karıştırabilecek kadar tarif etmek için, bu üç farkı ayrı ayrı sormak gerekir.
Bağlam
Amerikalı ressam James McNeill Whistler, 1871'de annesini, bir duvarın önünde yandan oturan bir figür olarak resmetti ve tabloya Gri ve Siyah Düzenleme No. 1 (Arrangement in Grey and Black No. 1) adını verdi. Genellikle «Whistler'ın Annesi» diye anılan bu portreyi Fransız devleti 1891'de satın aldı; devletin koleksiyonuna giren ilk Amerikan tablosuydu ve bugün Orsay Müzesi'nin duvarlarında asılıdır.
Whistler'ın seçtiği ad bir şey söyler: ressam tabloyu bir kişinin portresi olarak değil, renklerin bir düzenlemesi olarak adlandırmıştır. Tabloya bakınca, renklerin neredeyse tamamının grilere, siyahlara ve kırık beyazlara yakın olduğunu görürsün: duvar gri, perde koyu ve desenli, elbise siyah, başlık beyaz. Canlı renk yok gibidir. Ama yüzde ve ellerde, çevresindeki grilere göre çok hafif sıcak bir renk belirir. Tablo, renklerin çoğunu değer farkıyla kurup canlılığı bilerek en aza indiren bir düzenin örneğidir. Bu dersin üç sorusu, onun neden işe yaradığını anlamamıza yardım eder.
Ana anlatım
Üç soru nedir ve Türkçede hangi adı taşır?
Birinci soru, rengin çemberdeki yeridir: kırmızı mı, turuncu mu, sarı mı, mavi mi? Buna renk tonu (hue) denir. Renk tonu, 3.1.02'de gördüğün çemberin etrafında dolaşan ölçüdür. İkinci soru, rengin ne kadar açık ya da koyu olduğudur: bir griler dizisine yerleştirilse hangi griye denk gelirdi? Buna değer (value) denir; 1.5.01'de karakalemle kurduğun değer skalası, renkte de aynen geçerlidir. Üçüncü soru, rengin ne kadar canlı olduğu, yani aynı değerdeki bir griden ne kadar uzaklaştığıdır. Buna doygunluk (saturation) denir; bazı sistemlerde, örneğin Munsell'de, buna yakın ölçü kroma (chroma) adını taşır.
Burada Türkçeden kaynaklanan bir karışıklığa dikkat etmek gerekir. Türkçede «ton» kelimesi iki farklı anlamda kullanılır: bazen bir rengin çemberdeki yeri, yani renk tonu için («kırmızının turuncuya çalan tonu»), bazen de açıklık ve koyuluk için («koyu tonlar», «ton gruplama»). Ödevlerin altındaki «Kendini değerlendir» listelerinde geçen «Değer (Ton)» başlığı ikinci anlamı taşır. Bu derste ve bundan sonraki renk derslerinde «renk tonu» dediğimizde çemberdeki yeri, «değer» dediğimizde açıklık ve koyuluğu kastedeceğiz.
Bu üç ölçüyü bir gösterim sistemine dönüştüren, bir önceki derste adını andığımız Albert Munsell'in A Color Notation kitabıdır. Munsell'in sisteminde renk tonları beş ana tona, kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve mora ve aralarındaki ara tonlara bölünür; değer, siyahın 0 ve beyazın 10 olduğu bir ölçekte okunur; kroma ise nötr griden uzaklaştıkça artan bir sayıdır. Böylece bir renk, örneğin bir vermilyon (zincifre) kırmızısı, «5R 4/10» gibi bir kısa gösterimle yazılabilir: kırmızı bölgenin beşinci adımı, değeri 4, kroması 10.
Değer neden rengin içinde saklıdır?
Değer, renkli bir resimde en kolay gözden kaçan ama çoğu zaman en çok iş gören özelliktir. Renkler dikkatimizi çektiği için, onların açıklık ve koyuluğunu yargılamak zordur. 1.5.01'de gördüğün eş parlaklık burada tekrar karşımıza çıkar: renk tonları çok farklı olan iki renk, örneğin bir kırmızı ile bir yeşil, aynı değerde olabilir ve siyah beyaz bir fotoğrafta birbirinden ayrılmaz.
Her renk tonunun en canlı hâli de farklı bir değerde durur. Saf, en canlı bir sarı, doğası gereği açıktır; saf, en canlı bir mor ise koyudur. Koyu bir sarı elde etmeye çalıştığında, sarı canlılığını kaybeder ve zeytin yeşiline ya da hardal kahverengisine döner; açık bir mor ise eflatuna, leylak rengine döner. Munsell'in modeli bu yüzden simetrik bir küre değildir: her renk tonunun dalı, en canlı noktasına farklı bir yükseklikte ve farklı bir uzunlukta ulaşır. Munsell bu nedenle modelini bir ağaca benzetmişti.
Bir rengin değerini kontrol etmenin pratik bir yolu, bir telefon kamerasıyla siyah beyaz fotoğraf çekmek ya da bir görüntüyü griye çevirmektir. Renklerin karışıklığı kaybolur ve geriye yalnızca değerler kalır. Bu yöntem kusursuz değildir; telefonun renkleri griye çevirme biçimi insan gözünün parlaklık algısıyla birebir örtüşmeyebilir. Ama iki rengin aynı değerde olup olmadığını hızla görmek için yeterince iyi bir ipucu verir.
Doygunluk nasıl değişir?
Bir rengin doygunluğunu azaltmanın birkaç yolu vardır ve her biri rengi başka yönlere de iter. Saf bir rengi aynı değerdeki bir griyle karıştırmak, renk tonunu ve değeri koruyarak yalnızca doygunluğu düşürür; bu, üç ölçüden yalnızca birini değiştirmenin en temiz yoludur. Beyaz eklemek rengi açar, ama çoğu zaman doygunluğunu da azaltır; siyah eklemek rengi koyulaştırır ve çoğu pigmentte renk tonunu da kaydırır. Örneğin sarıya siyah eklemek genellikle yeşilimsi bir renk verir. Çemberde karşısında duran bir rengi az miktarda eklemek ise doygunluğu düşürür ve rengi griye, kahverengiye doğru çeker.
İngilizce resim dilinde bu işlemlerin ayrı adları vardır: beyaz eklenerek açılmış renge tint, siyah eklenerek koyulaştırılmış renge shade, griyle karıştırılmış renge ise tone denir. Son terim, Türkçedeki «ton» kelimesiyle aynı sesi taşıdığı için bir karışıklık daha doğurabilir; İngilizce bir kaynak okurken hangi anlamda kullanıldığına dikkat et.
Düşük doygunluklu renklere çoğu zaman «kirli» ya da «soluk» denir, ama bu kelimeler bir yargı içerir. Resimde düşük doygunluklu renkler, yüksek doygunluklu renkler kadar değerlidir. Whistler'ın portresinde olduğu gibi, çevresi nötr grilerle kurulmuş bir resimde küçük bir doygunluk artışı, örneğin bir yüzdeki hafif sıcaklık, dikkati kendine çeker. Doygunluğun resimdeki etkisi, çevresindeki renklere göre belirlenir; bu, bir sonraki derslerde renk ilişkilerini incelerken tekrar karşımıza çıkacak.
Bir renk nasıl çözümlenir?
Bir rengi karıştırmak için onu üç soruyla sırayla çözümlemek, deneme yanılmayı azaltır. Önce renk tonunu sor: bu renk çemberde nerede duruyor, hangi komşusuna doğru kayıyor? Sonra değerini sor: bir değer skalasına tutulsa hangi basamağa denk gelir? En son doygunluğunu sor: aynı değerdeki bir griden ne kadar uzak, ne kadar canlı? Bu sıra, karıştırırken önce doğru renk tonunu bulmana, sonra açıp koyulaştırmana, en son canlılığını ayarlamana yardım eder.
Ten tonları bu çözümlemenin en öğretici alanlarından biridir. Önceki derste gördüğümüz dar turuncu bölge, üç soruya çevrildiğinde şunu söyler: tenler arasındaki farkın küçük bir kısmı renk tonunda, büyük kısmı değerde ve doygunluktadır. Alt ton (undertone) dediğimiz şey, o bölgenin içinde pembeye, altın sarısına ya da yeşilimsi bir zeytine doğru olan hafif kaymadır; yani birinci sorunun cevabıdır. Değerle doygunluğun karıştırıldığı yer de burasıdır: koyu bir teni boyarken değeri düşürmek için siyah ya da gri eklemek, rengin doygunluğunu da öldürür. Oysa koyu tenler çoğu zaman oldukça doygun olabilir; koyu ama canlı kahverengiler, kızıl kahveler ve derin sıcak tonlar taşır. Değeri düşürürken doygunluğu korumak, koyu bir teni griye çevirmeden boyamanın yoludur.
Bu çözümleme, estetik bir karar vermez. Bir rengin doygunluğunu artırmanın ya da azaltmanın doğru olup olmadığı resmin amacına bağlıdır. Çözümleme yalnızca gördüğün rengi ya da istediğin rengi, paletinde elde edebileceğin kadar net tarif etmene yarar.
Uygulama
Bu kısa denemede, aynı beş rengin üç ayrı soruya üç ayrı yanıt verdiğini ve «kırmızı» kelimesinin neden yetmediğini göreceksin.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışDeğeri ve doygunluğu karıştırmak.
Açık bir rengi canlı, koyu bir rengi soluk sanmak kolaydır. Değeri griye çevirerek, doygunluğu aynı değerdeki bir griyle karşılaştırarak ayrı ayrı yargıla.
Yaygın yanlışBir rengi koyulaştırmak için her zaman siyah eklemek.
Siyah çoğu pigmentte doygunluğu düşürür ve renk tonunu kaydırır. Aynı renk tonunun daha koyu bir pigmentini ya da koyu bir komşu rengi dene.
Yaygın yanlışKoyu bir teni griyle ya da siyahla koyulaştırmak.
Bu, teni donuk ve grimsi yapar. Değeri düşürürken doygunluğu korumak için koyu, sıcak pigmentlerle çalış.
Kapanış
Bir rengi tanımlamak için neden üç soru gerekir? Çünkü bir renk, birbirinden bağımsız olarak değişebilen üç özellik taşır: çemberdeki yeri olan renk tonu, açıklığı ve koyuluğu olan değer ve bir griden ne kadar uzaklaştığını gösteren doygunluk. Tek bir kelime bunlardan yalnızca birini söyler. Munsell bu üç ölçüyü «5R 4/10» gibi bir gösterimle yazmanın yolunu buldu; Whistler'ın grilerle kurduğu portre, doygunluğu en aza indirip değerle çalışan bir resmin nasıl güçlü olabileceğini gösterir. Tenlerde ise farkın büyük kısmı değerde ve doygunluktadır.
Ödevde on rengi bu üç özelliğiyle tanımlayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Renk tonu | Hue | Bir rengin çemberdeki yeri; kırmızı, sarı, mavi gibi |
| Değer | Value | Bir rengin açıklığı ya da koyuluğu; griler dizisindeki karşılığı |
| Doygunluk | Saturation | Bir rengin aynı değerdeki griden ne kadar uzaklaştığı; canlılığı |
| Nötr gri | Neutral grey | Renk tonu ve doygunluğu olmayan, yalnızca değer taşıyan gri |
| Munsell gösterimi | Munsell notation | Bir rengi renk tonu, değer ve kroma sayılarıyla yazma sistemi; «5R 4/10» gibi |
Ödev
On rengi bu üç özelliğiyle tanımla.
- Çevrendeki nesnelerden ya da bir resim reprodüksiyonundan on farklı renk seç; en az ikisi bir ten tonu olsun.
- Her rengin yanına renk tonunu (çemberdeki yeri ve hangi komşusuna çaldığı), değerini (1'den 10'a bir değer basamağı) ve doygunluğunu (düşük, orta, yüksek) yaz.
- Her renk için paletinde bir karışım dene ve karışımının üç özellikten hangisinde hedeften en çok saptığını not et.
- On rengin telefonla siyah beyaz bir fotoğrafını çek ve yazdığın değerlerle karşılaştır.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Yazdığın değerler, siyah beyaz fotoğraftaki değerlerle örtüşüyor mu?
- Teknik ve Malzeme: Karışımların renk tonu, değer ve doygunlukta hedefe yaklaştı mı; sapmayı doğru özelliğe bağladın mı?
- Bitmişlik ve Sunum: On renk ve notları bir tablo gibi karşılaştırılabilir biçimde düzenlendi mi?
- Üç özellikten hangisini yargılamak sana en zor geldi?
Kendini sına
1. Bordo ile gül kurusunu birbirinden en çok ayıran özellik hangisidir?
- A) Renk tonu.
- B) Değer.
- C) Işık kaynağı.
- D) Boyanın markası.
2. Bir rengin yalnızca doygunluğunu düşürmenin en temiz yolu nedir?
- A) Siyah eklemek.
- B) Beyaz eklemek.
- C) Aynı değerdeki bir griyle karıştırmak.
- D) Su eklemek.
3. Munsell gösteriminde «5R 4/10» ifadesindeki «4» neyi gösterir?
- A) Değeri.
- B) Kromayı.
- C) Renk tonunu.
- D) Pigment sayısını.
4. Saf, en canlı sarı ile saf, en canlı mor değer bakımından nasıldır?
- A) İkisi de aynı değerdedir.
- B) Sarı koyu, mor açıktır.
- C) Değerleri ölçülemez.
- D) Sarı açık, mor koyudur.
5. Koyu bir teni boyarken sık yapılan hata hangisidir?
- A) Sıcak pigmentler kullanmak.
- B) Değeri düşürmek için griyle ya da siyahla koyulaştırıp doygunluğu da öldürmek.
- C) Değer skalasına bakmak.
- D) Alt tonu gözlemlemek.
Cevaplar
- B — İkisi de kırmızı bölgededir; biri koyu, öteki açıktır.
- C — Aynı değerdeki gri, renk tonunu ve değeri koruyarak yalnızca canlılığı düşürür.
- A — Munsell'de değer siyahın 0, beyazın 10 olduğu ölçekte okunur.
- D — Her renk tonunun en canlı hâli farklı bir değerde durur; bu yüzden Munsell modeli simetrik değildir.
- B — Koyu tenler çoğu zaman doygundur; değer düşerken canlılık korunmalıdır.
Referans görseller
- Özgün şema: üç eksenli bir renk modeli; çemberin etrafında renk tonu, dikey eksende değer, merkezden dışa doğru doygunluk.
- Özgün şema: aynı kırmızının griyle, beyazla, siyahla ve karşıt renkle değiştirilmiş dört hâli; her birinde hangi özelliğin değiştiği işaretli.
- Özgün fotoğraf: beş kırmızımsı kâğıt parçası, üç ayrı sırada; biri renkli, biri siyah beyaz.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir rengi renk tonu, değer ve doygunlukla tarif ettik. Sonraki derste renklerin bir başka özelliğine, sıcaklığına geçiyoruz ve şaşırtıcı bir soruyla başlıyoruz: soğuk sandığımız bir mavi, başka bir mavinin yanında nasıl sıcak görünebilir?