İçeriğe geç

Ders 3.1.02 · Seviye 3 — Renk ve Boya

Renk çemberinin tarihi

Newton gökkuşağını neden yedi renge böldü?

3.1 Renk Kuramı

1.815 kelime · yaklaşık 8 dakika okuma · Animasyon, 10 dk video senaryosu · Orta

  • tayf
  • renk çemberi
  • ana renkler
  • toplamalı karışım
  • çıkarmalı karışım

Önce okunması önerilen: 3.1.01 Renk nedir?

Öğrenme hedefi

Renk çemberinin tek bir buluş değil, farklı sorulara verilmiş bir dizi yanıt olduğunu açıklayabileceksin. Newton'un prizmadan elde ettiği tayfı neden bir çembere büktüğünü ve neden yedi renge böldüğünü, ressamların neden kırmızı, sarı ve maviyi ana renkler olarak benimsediğini, Goethe'nin ve Runge'nin çemberi neden farklı yönlere taşıdığını anlatabilecek; ışığın karışımı ile boyanın karışımını birbirinden ayırarak farklı renk modellerinin hangi işe yaradığını söyleyebileceksin.

Kanca

Newton gökkuşağını neden yedi renge böldü?

Bir gökkuşağına bak ve renklerini say. Büyük olasılıkla kırmızı, sarı, yeşil ve mavi hemen gözüne çarpar; belki turuncu ve mor da. Ama çivit mavisi, yani maviyle mor arasındaki o koyu şerit, pek az insanın kendiliğinden fark ettiği bir renktir. Gökkuşağı aslında birbirine kesintisiz geçen bir renk akışıdır; içinde keskin sınırlar yoktur. Yine de okulda hemen herkes yedi renk sayar. Bu sayı nereden geliyor? Gökyüzünden mi, yoksa ona bakan birinin kafasındaki bir düzenden mi?

Bağlam

Frankfurt'taki Freies Deutsches Hochstift, Alman şair ve düşünür Johann Wolfgang von Goethe'nin 1809'da kendi eliyle suluboyayla yaptığı bir renk çemberini saklar. Çember altı bölümden oluşur: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor. Goethe bu çemberi, 1810'da yayımlanan Renk Kuramı (Zur Farbenlehre) adlı kitabının renklerin alegorik, simgesel ve mistik kullanımını tartışan bölümünü örneklemek için yaptı ve renklerin yanına insan niteliklerini, örneğin «güzel», «soylu», «iyi» ve «yararlı» gibi sözcükleri yazdı.

Goethe'nin çemberi, Newton'unkinden yaklaşık bir asır sonra yapıldı ve bilerek ona karşı durdu. Newton rengi ışığın fiziksel bir özelliği olarak incelemişti; Goethe ise rengin nasıl görüldüğüyle, gözün ve ruhun renge nasıl tepki verdiğiyle ilgileniyordu. Bu iki bakış arasındaki gerilim, renk çemberinin tarihini anlamanın anahtarıdır: her çember, farklı bir soruya verilmiş bir yanıttır.

Ana anlatım

Newton tayfı neden bir çembere büktü?

1660'larda İngiliz fizikçi Isaac Newton, karanlık bir odada bir prizmadan geçirdiği güneş ışığının duvarda uzun, renkli bir şerit oluşturduğunu gözlemledi: bir tayf (spectrum). Önemli adım, bu renklerden birini ikinci bir prizmadan geçirdiğinde onun daha fazla ayrışmadığını göstermesiydi. Newton 1672'de bu düzeneği «kesin deney» (experimentum crucis) olarak anlattı. Sonuç, dönemin yaygın görüşünü tersine çeviriyordu: renkleri prizma üretmiyordu, prizma yalnızca ışığın içinde zaten bulunan farklı ışınları farklı açılarla kırarak birbirinden ayırıyordu. Beyaz ışık saf bir şey değil, renkli ışınların bir karışımıydı. Tayfı yeniden bir mercekle topladığında ise yine beyaz ışık elde ediliyordu.

Newton ilk başta tayfta beş ana renk tanımladı. Sonra, turuncu ve çivit mavisini ekleyerek sayıyı yediye çıkardı. Opticks'in 1704 baskısında bu yedi rengi bir çemberin etrafına dizdi ve çemberi eşit olmayan dilimlere böldü; dilimlerin büyüklüğü, müzikte kullanılan bir dizinin, Dor dizisinin aralıklarına göre belirlenmişti. Turuncu ve çivit, bu dizide yarım seslerin düştüğü yerlere yerleşiyordu. Yani yedi sayısı gökkuşağından değil, Newton'un renkle müzik arasında bir uyum arayışından geliyordu.

Peki neden bir çember? Tayf düz bir şerittir; bir ucunda kırmızı, öbür ucunda mor vardır. Ama göz, kırmızı ile moru birbirine yakın bulur: ikisini karıştırdığında, tayfta hiç bulunmayan pembe ve eflatun tonları ortaya çıkar. Newton şeridin iki ucunu birleştirerek bu komşuluğu gösterdi. Çemberin bir işlevi daha vardı: iki ya da daha fazla ışığın karışımının hangi rengi vereceğini, çemberin içindeki bir ağırlık merkezi yöntemiyle tahmin etmeye yarıyordu. Çemberin merkezi beyazı temsil ediyordu.

Ressamlar neden kırmızı, sarı ve maviyi seçti?

Newton'un çemberi ışığın karışımını anlatıyordu. Ama ressamlar ışıkla değil boyayla çalışır, ve boyaları karıştırmak bambaşka bir sonuç verir. Boyada renkleri karıştırdıkça sonuç koyulaşır ve bulanıklaşır; ışıkta ise karıştırdıkça aydınlanır. Bu iki karışım türüne bugün toplamalı karışım (additive mixing) ve çıkarmalı karışım (subtractive mixing) denir. Işıklar birbirine eklenir; boya ise her pigment ışığın bir bölümünü soğurarak göze ulaşandan bir şeyler çıkarır.

Ressamların pratiğinde, birkaç temel boyadan pek çok rengin karıştırılabileceği fikri uzun süredir vardı. İngiliz gravürcü ve doğa bilimci Moses Harris, 1766'da yayımlanan Renklerin Doğal Sistemi (The Natural System of Colours) adlı küçük kitabında bu fikri bir çembere dönüştürdü. Harris kırmızı, sarı ve maviyi «ilkel» renkler olarak çemberin merkezine koydu; aralarına onların karışımlarından çıkan turuncu, yeşil ve moru yerleştirdi. Bu üç renkten, açıp koyulaştırarak yüzlerce ton elde edilebileceğini savundu.

Harris'in çemberi, bugün sanat okullarında hâlâ öğretilen kırmızı, sarı ve mavi temelli çemberin atasıdır. Bu çember, ressamın paletiyle düşünmek için kullanışlı bir araçtır: hangi iki boyayı karıştırdığında hangi rengi alacağını ve hangi rengin hangisinin karşısında durduğunu gösterir. Ama gerçek pigmentler ideal değildir; bir kırmızı ile bir maviyi karıştırdığında çember sana parlak bir mor vaat eder, oysa seçtiğin boyalara göre kahverengiye çalan bulanık bir mor elde edebilirsin. Bunun nedenlerini bu seviyenin ilerleyen derslerinde işleyeceğiz.

Çember neden bir küreye dönüştü?

On dokuzuncu yüzyılın başında renk düzeni üzerine düşünenler, çemberin bir şeyi eksik bıraktığını fark etti: açıklık ve koyuluk. Bir çember renklerin sırasını gösterir, ama bir kırmızının pembeye doğru nasıl açıldığını ya da kahverengiye doğru nasıl koyulaştığını göstermez. Alman ressam Philipp Otto Runge, 1810'da, kısa hayatının son yılında, renkleri bir kürenin üzerine yerleştiren bir model yayımladı: renk küresi (Farbenkugel). Kürenin ekvatorunda saf renkler, kuzey kutbunda beyaz, güney kutbunda siyah, ekseninde ise griler duruyordu.

Runge ve Goethe birbirleriyle yazışıyordu; Runge'nin kitabı 1810'un başında, Goethe'nin Renk Kuramı ise birkaç ay sonra çıktı. İkisi de rengi yalnızca bir fizik konusu olarak değil, bir ressamın ve bir izleyicinin deneyimi olarak ele alıyordu. Goethe, renklerin yan yana geldiğinde birbirini nasıl etkilediğini, gözün bir renge uzun süre baktıktan sonra karşıtını nasıl gördüğünü ayrıntılı gözlemlerle anlattı. Bu gözlemlerin bir bölümü bugün de renk algısı üzerine düşünenler için değerlidir, ama Goethe'nin Newton'un fiziğine yönelik eleştirileri bilim tarihinde yanlış kabul edilir.

Küre fikri sonraki yüzyılda geliştirilerek sürdü. Amerikalı ressam Albert Munsell, 1905'te yayımladığı A Color Notation (Bir Renk Gösterimi) kitabıyla renkleri üç ayrı ölçüye göre sıralayan bir sistem önerdi. Bu üç ölçü, bir sonraki dersin konusu olacak.

Bugün hangi çemberi kullanmalı?

Bugün tek bir «doğru» renk çemberi yoktur; farklı işler için farklı modeller kullanılır. Ekranlar, telefonlar ve sahne ışıkları, kırmızı, yeşil ve mavi ışığı toplayarak renk üretir; bu bir toplamalı modeldir. Matbaa, camgöbeği, eflatun ve sarı mürekkeplerle, üstüne siyah ekleyerek çalışır; bu bir çıkarmalı modeldir. Ressamların geleneksel çemberi ise kırmızı, sarı ve mavi temellidir ve boyanın pratiğine göre kurulmuştur. Her model, kendi amacı içinde tutarlıdır.

Hangi çemberi kullanacağın, onu ne için kullandığına bağlıdır. Boya karıştırırken paletindeki gerçek boyalarla kurduğun bir çember, bir kitaptaki ideal çemberden daha çok işine yarar. Tamamlayıcı renkleri bulmak ya da bir renk düzeni tasarlamak için ise farklı çemberler birbirinden biraz farklı karşıtlar önerir. Burada bir kural değil, bir seçim vardır.

Renk çemberi ten tonlarını düşünmek için de bir araçtır. Açıktan koyuya çok farklı tenler, çemberin üzerinde turuncunun çevresinde görece dar bir bölgede toplanır; birbirinden asıl olarak açıklık ve doygunlukta ayrılır. Bu, farklı tenleri tek bir karışımla boyamak anlamına gelmez; ama bir tenin kırmızıya, sarıya ya da zeytin yeşiline çalan alt tonunu çemberin o dar bölgesi içinde aramanın, çemberin geri kalanını dolaşmaktan daha verimli olduğunu gösterir.

Uygulama

Bu kısa denemede, üç boyadan kurulan bir çemberin hem ne kadar çok şey verdiğini hem de gerçek pigmentlerin sınırlarını nerede gösterdiğini göreceksin.

Sık yapılan hatalar

Yaygın yanlışYedi rengi gökkuşağının doğal bir bölünmesi sanmak.
Doğrusu

Tayf kesintisiz bir akıştır; yedi sayısı Newton'un müzik dizisiyle kurduğu benzetmeden gelir. Renkleri sayı değil, akış olarak gör.

Yaygın yanlışIşığın karışımını boyanın karışımıyla aynı sanmak.
Doğrusu

Işıklar karıştıkça aydınlanır, boyalar karıştıkça koyulaşır. Ekranda gördüğün bir karışımı paletinde aynı yolla elde edemeyebilirsin.

Yaygın yanlışKitaptaki ideal çemberin paletindeki boyalarla birebir çalışacağını varsaymak.
Doğrusu

Gerçek pigmentler bulanık karışımlar verebilir. Kendi boyalarınla bir çember kurup sonuçları gözlemle.

Kapanış

Newton gökkuşağını neden yedi renge böldü? Çünkü renklerle müzik arasında bir uyum arıyordu; beş ana rengine turuncu ve çivit mavisini, Dor dizisindeki yarım seslerin yerine ekleyerek yedi dilimli bir çember kurdu. Çemberi büküşü ise kırmızı ile morun göze yakın görünmesinden ve ışık karışımlarını tahmin etme isteğinden geliyordu. Harris ressamın boyasıyla kırmızı, sarı ve mavi temelli bir çember kurdu; Goethe rengin algısına ve anlamına döndü; Runge çemberi bir küreye dönüştürerek açıklık ve koyuluğu ekledi. Her model farklı bir soruya yanıt verir.

Ödevde kendi paletindeki boyalarla, kendi renk çemberini boyayacaksın.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
TayfSpectrumBir prizmadan geçen beyaz ışığın ayrıştığı kesintisiz renk şeridi
Renk çemberiColour wheelRenkleri bir çemberin çevresine, komşuluk ilişkilerine göre dizen model
Ana renklerPrimary coloursBir modelde karıştırılarak diğer renklerin elde edildiği temel renkler; modele göre değişir
Toplamalı karışımAdditive mixingIşıkların üst üste eklenerek aydınlanan bir karışım vermesi
Çıkarmalı karışımSubtractive mixingPigmentlerin ışığın bir kısmını soğurarak koyulaşan bir karışım vermesi

Ödev

Kendi renk çemberini boya.

  1. Paletindeki boyalardan birer kırmızı, sarı ve mavi seç; hangi boyaları seçtiğini adlarıyla çemberin kenarına yaz.
  2. On iki dilimli bir çember kur ve üç ana rengi, ardından ikişerli karışımları ve ara tonları yerleştir.
  3. Çemberin yanına ikinci bir sıra ekle: her dilimin rengini biraz beyazla açtığın ve biraz karşıt rengiyle koyulaştırdığın iki küçük kare.
  4. Çemberin altına, en canlı ve en bulanık çıkan karışımları ve bunun hangi boyadan kaynaklandığını düşündüğünü yaz.

Kendini değerlendir

  • Teknik ve Malzeme: Dilimler eşit ve temiz mi boyandı; karışımlar komşu dilimler arasında düzgün bir geçiş kuruyor mu?
  • Değer (Ton): Açtığın ve koyulaştırdığın karelerde değer farkı belirgin mi?
  • Bitmişlik ve Sunum: Boyaların adları ve gözlemlerin çemberle birlikte okunur biçimde yazıldı mı?
  • Senin çemberin kitaptaki ideal çemberden en çok nerede ayrılıyor?

Kendini sına

1. Newton tayfı neden yedi renge böldü?

  • A) Gökkuşağında tam yedi keskin şerit olduğu için.
  • B) Renklerle müzik dizisi arasında bir uyum aradığı için.
  • C) Prizmasının yedi yüzü olduğu için.
  • D) Goethe öyle önerdiği için.

2. Toplamalı ve çıkarmalı karışım arasındaki fark nedir?

  • A) Işıklar karıştıkça aydınlanır, boyalar karıştıkça koyulaşır.
  • B) İkisi arasında fark yoktur.
  • C) Boyalar karıştıkça aydınlanır.
  • D) Işıklar karıştıkça koyulaşır.

3. Moses Harris'in 1766 tarihli çemberinde merkezdeki «ilkel» renkler hangileridir?

  • A) Kırmızı, yeşil ve mavi.
  • B) Camgöbeği, eflatun ve sarı.
  • C) Kırmızı, sarı ve mavi.
  • D) Siyah, beyaz ve gri.

4. Runge'nin renk küresi, çembere neyi ekledi?

  • A) Müzik notalarını.
  • B) Yeni bir ana rengi.
  • C) Işık kaynağının yönünü.
  • D) Açıklık ve koyuluk boyutunu; kutuplarda beyaz ve siyahı.

5. Bir ekran renkleri hangi yolla üretir?

  • A) Kırmızı, yeşil ve mavi ışığı toplayarak.
  • B) Pigmentleri karıştırarak.
  • C) Camgöbeği, eflatun ve sarı mürekkeple.
  • D) Yalnızca siyah ve beyazla.

Cevaplar

  1. B — Turuncu ve çivit, Dor dizisindeki yarım seslerin yerine eklendi; sayı gökyüzünden değil bu benzetmeden gelir.
  2. A — Işıklar birbirine eklenir, pigmentler ışığın bir kısmını soğurur.
  3. C — Harris bu üç renkten, açıp koyulaştırarak yüzlerce ton elde edilebileceğini savundu.
  4. D — Kürenin ekvatorunda saf renkler, kutuplarında beyaz ve siyah, ekseninde griler durur.
  5. A — Ekran bir toplamalı model kullanır; mürekkepler ve boyalar çıkarmalı çalışır.

Referans görseller

  • Özgün şema: Newton'un yedi dilimli çemberi; dilimlerin Dor dizisinin aralıklarına göre eşit olmayan büyüklükleri.
  • Özgün şema: aynı iki rengin ışık olarak ve boya olarak karıştırılması yan yana; biri aydınlanır, öteki koyulaşır.

Sonraki derse köprü

Runge'nin küresi ve Munsell'in sistemi, bir rengi tek bir yerle değil birkaç ölçüyle tanımlamaya yöneldi. Sonraki derste bu ölçüleri tek tek açıyoruz: bir rengin çemberdeki yerini, açıklığını ve canlılığını ayrı ayrı sorarak onu tam olarak nasıl tarif edebileceğimizi göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:50 · Kanca. Bir gökkuşağı yavaşça belirir; renkler birbirine akar; üstüne yedi çizgi çekilir ve çizgiler titreyerek kaybolur. Soru ekranda.
  • 0:50–2:00 · Bağlam. Goethe'nin suluboya çemberi, Freies Deutsches Hochstift'in izin verdiği görüntüyle; dilimlerin yanındaki sözcükler vurgulanır.
  • 2:00–4:00 · Newton. Karanlık oda, prizma, duvarda tayf; ikinci prizma; beş renkten yediye; tayfın iki ucunun bükülerek birleştiği çember ve Dor dizisinin aralıkları.
  • 4:00–5:40 · Işık ve boya. Üst üste binen üç renkli ışığın beyaza, üst üste binen üç boyanın koyuya gitmesi; Harris'in çemberi.
  • 5:40–7:20 · Küre. Runge'nin küresi yavaşça döner; ekvatorda saf renkler, kutuplarda beyaz ve siyah; Goethe'nin art görüntü gözlemi.
  • 7:20–9:00 · Bugün. Ekranın ışık noktaları, matbaanın dört mürekkebi, ressamın paleti yan yana; çemberde ten tonlarının toplandığı dar bölge.
  • 9:00–10:00 · Hatalar ve kapanış. Yedi keskin şeritli gökkuşağı, ekrandaki ve paletteki karışım farkı, bulanık mor; son görüntü üç ölçüyle etiketlenen tek bir renk lekesi.