Öğrenme hedefi
Rengin üç halkadan oluşan bir zincirde doğduğunu açıklayabileceksin: bir ışık kaynağı, o ışığın bir kısmını yansıtan bir yüzey ve yansıyan ışığı karşılaştırıp yorumlayan bir göz ve beyin. Görünür ışığın ne olduğunu, bir nesnenin neden belirli bir renkte göründüğünü, iki farklı ışığın nasıl aynı rengi verebildiğini ve beynin ışık değiştiğinde renkleri nasıl sabit tutmaya çalıştığını anlatabilecek, bu bilgiyi bir resimde rengi gözlemlerken kullanabileceksin.
Kanca
Renk nesnede mi var, beynimizde mi?
Bir elmayı kırmızı olarak tanırız ve onun kırmızılığının elmanın bir özelliği olduğunu düşünürüz; tıpkı ağırlığı ya da yuvarlaklığı gibi. Ama elmayı karanlık bir odaya götür: kırmızı nereye gitti? Sarı bir sokak lambasının altına koy: kırmızı, kahverengimsi bir koyuya döner. Gün batımında turuncu, bir buzdolabının içinde mavimsi görünür. Yine de her seferinde onun kırmızı bir elma olduğunu bilirsin. Rengin nerede durduğu sorusu, ilk bakışta felsefi bir bilmece gibi görünür; ama bir ressam için bu, her gün paletin başında verdiği kararın ta kendisidir: gördüğüm rengi mi boyayacağım, yoksa bildiğim rengi mi?
Bağlam
Fransız ressam Claude Monet, 1892 ve 1893 yıllarında Rouen Katedrali'nin cephesini, katedralin karşısındaki binaların odalarından ve meydandan, beş farklı bakış noktasından tekrar tekrar resmetti. Otuzdan fazla tuvalden oluşan bu dizinin tabloları sabahın erken saatinde, öğlen, öğleden sonra ve gri havada aynı taş cepheyi gösterir; Monet tuvallerin üzerinde 1894'te atölyesinde çalışmayı sürdürdü. Dizinin bazı tabloları bugün Paris'teki Musée d'Orsay'dadır.
Dizideki tablolara yan yana bakıldığında, aynı taşın bir tabloda soluk mavi ve mor, bir başkasında sıcak turuncu ve altın sarısı, bir başkasında gri ve kahverengi olduğunu görürsün. Katedralin taşı değişmemiştir; değişen, üzerine düşen ışıktır. Monet'nin yaptığı, taşın bilinen rengini değil, her saatte göze ulaşan rengi boyamaktır. Bu dersin sorusu tam olarak bu farkın nereden geldiğidir.
Ana anlatım
Işık nedir ve renk nereden gelir?
Gözümüzün algılayabildiği ışık, elektromanyetik ışınımın çok dar bir bölümüdür; bu bölüme görünür ışık (visible light) denir ve dalga boyu yaklaşık olarak 380 ile 750 nanometre arasındadır. Kısa dalga boyları mavi ve mor olarak, orta dalga boyları yeşil olarak, uzun dalga boyları turuncu ve kırmızı olarak algılanır. Güneş ışığı ya da beyaz görünen bir lamba ışığı, bu dalga boylarının bir karışımıdır.
Bir nesne, üzerine düşen bu karışımın bir kısmını soğurur, bir kısmını yansıtır. Kırmızı bir elmanın yüzeyi uzun dalga boylarının büyük kısmını yansıtır, kısa ve orta dalga boylarının çoğunu soğurur. Göze ulaşan ışıkta uzun dalgalar baskındır ve elmayı kırmızı görürüz. Bir yüzeyin her dalga boyunu ne oranda yansıttığına onun yansıtma (reflectance) özelliği denir; bu özellik nesnenin kendisine aittir ve ışık değişse de değişmez.
İşte ilk ayrım burada ortaya çıkar. Yansıtma nesnenin özelliğidir; ama göze ulaşan ışık hem yansıtmaya hem de gelen ışığa bağlıdır. Bazı sarı sokak lambaları ışıklarını dar bir dalga boyu bandında, sarı bölgede toplar; elmanın en çok yansıttığı daha uzun, kırmızı dalgalar bu ışıkta çok azdır. Elmadan göze ulaşan ışık hem azalır hem de bileşimi değişir, bu yüzden elma koyu, kahverengimsi bir tona kayar. Karanlıkta ise yansıtılacak ışık yoktur; elmanın yansıtma özelliği yerinde durur, ama renk ortaya çıkmaz. İngiliz fizikçi Isaac Newton, 1704'te yayımlanan Opticks kitabında bu durumu şöyle ifade eder: ışınlar, doğrusu, renkli değildir; onlarda yalnızca belirli bir renk duyusunu uyandırmaya yatkın bir güç vardır.
Göz ve beyin rengi nasıl kurar?
Gözün arkasındaki ağ tabakada ışığa duyarlı iki tür hücre bulunur: loş ışıkta çalışan çubuklar ve renkli görmeyi sağlayan koni hücreleri (cone cells). İnsanlarda koniler genellikle üç türdür ve her biri farklı bir dalga boyu aralığına en çok duyarlıdır: kısa, orta ve uzun dalga boyları. Bir koni, kendisine gelen ışığın dalga boyunu söylemez; yalnızca ne kadar uyarıldığını bildirir. Beyin, üç koni türünün uyarılma düzeylerini birbiriyle karşılaştırarak rengi kurar.
Bu karşılaştırma sistemi şaşırtıcı bir sonuç doğurur: fiziksel olarak farklı iki ışık, üç koni türünü aynı oranlarda uyarıyorsa, aynı renkte görünür. Buna metamerizm (metamerism) denir. Metamerizm, bir telefon ekranının yalnızca üç renkli küçük ışık noktasıyla sayısız rengi gösterebilmesinin temelidir. Ressam için ise daha gündelik bir sonucu vardır: bir dükkânın ışığında birbirinin aynısı görünen iki boya ya da iki kumaş, günışığında birbirinden ayrılabilir. Farklı pigmentlerle karıştırılmış iki renk bir ışıkta eşleşip ötekinde eşleşmeyebilir.
Renkli görme herkeste aynı değildir. Bazı insanların koni türlerinden birinin duyarlılığı farklıdır ya da bir türü eksiktir; bu, renk görme eksikliği (color vision deficiency) olarak bilinir ve özellikle kırmızı ile yeşili ayırt etmeyi etkileyen türleri yaygındır. Bu, rengin tek bir doğru biçimde görülen bir özellik değil, bir göz ve beyin tarafından kurulan bir algı olduğunun bir başka kanıtıdır.
Işık değişince renk neden değişmiş görünmez?
Kancadaki elma, sarı lambanın altında kahverengimsi görünse de onu yine kırmızı bir elma olarak tanırsın. Bunun nedeni renk sabitliği (color constancy) denen bir algı mekanizmasıdır: beyin, sahnedeki ışığın genel rengini tahmin eder ve nesnelerin renklerini bu tahmine göre düzeltir. Akkor bir lambanın turuncu ışığında beyaz bir kâğıt, fotoğrafta turuncu çıkar; ama odada otururken onu beyaz görürsün.
Renk sabitliği, gündelik hayatta çok işe yarar; nesneleri ışık değişse de tanımamızı sağlar. Ama bir ressam için bir tuzaktır. Beyin sana kâğıdın beyaz, elmanın kırmızı, taşın gri olduğunu söyler; oysa göze ulaşan ışık turuncu, kahverengi ya da mor olabilir. Resimde bildiğin rengi boyarsan, sahnenin ışığını kaybedersin; her şey aynı nötr ışıkta duruyormuş gibi görünür.
Monet'nin Rouen tablolarının gücü buradan gelir. O, katedralin taşının gri olduğunu bildiği hâlde, sabah ışığında gördüğü maviyi ve akşam ışığında gördüğü turuncuyu boyadı. Bunu yapabilmek için renk sabitliğini bilinçli olarak aşmak gerekir: rengi bir nesnenin adı olarak değil, bir ışık lekesi olarak görmeye çalışmak. Bir rengi komşusuyla karşılaştırmak, onu bir delikten ya da kâğıttaki küçük bir pencereden izole ederek bakmak, bu konuda sana yardım eden yöntemlerdir.
Bu bilgi resimde neyi değiştirir?
Rengin ışık, yüzey ve göz arasında kurulduğunu bilmek, resimdeki her renk kararını değiştirir. Bir nesnenin rengini boyarken artık üç şeyi aynı anda sorarsın: yüzeyin kendi rengi nedir, üzerine düşen ışığın rengi nedir ve bu iki renk göze ulaştığında ne oluşur? 1.5.01'de ışık ve gölgenin değer düzenini konuşmuştuk; renk, bu düzene bir katman daha ekler. Güneş ışığında bir yüzeyin aydınlık tarafı ışığın sıcak rengini, gölgesi ise gökyüzünün serin rengini taşıyabilir.
Bu, ten tonlarında belki en açık biçimde görülür. Aynı kişinin teni, öğlen güneşinde, bir mum ışığında ve mavi bir gökyüzünün aydınlattığı bir gölgede birbirinden oldukça farklı renkler verir. Farklı ten tonları da ışığı farklı yansıtır: açık bir ten, üzerine düşen ışığın rengini geniş yüzeylerde daha belirgin gösterir; koyu bir tende ise ışığın rengi en açık biçimde parlak noktalarda ve yüzeyden doğrudan yansıyan ışıkta görülür, çünkü bu parlak yansımalar ağırlıkla ışık kaynağının rengini taşır. Her yüzü aynı karışımla, ışıktan bağımsız bir «ten» tonuyla boyamak, hem sahnenin ışığını hem de kişinin kendi tonunu siler.
Rengin algısal olduğunu bilmek, renkle ilgili bazı konularda tek bir doğru cevap olmadığı anlamına da gelir. Işığın fiziği ölçülebilir; iki boyanın bir ışıkta eşleşip eşleşmediği denetlenebilir. Ama bir rengin sıcak mı soğuk mu, sakin mi gergin mi hissettirdiği, kişiden kişiye ve kültürden kültüre değişebilen yorumlardır. Bu seviyenin sonraki derslerinde ikisini birbirinden ayırarak ilerleyeceğiz.
Uygulama
Bu kısa denemede, beynin «beyaz» dediği kâğıdın ışıkla birlikte ne kadar değiştiğini ve deliğin renk sabitliğini nasıl kısmen aştığını göreceksin.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışBildiğin rengi boyamak.
Kâğıdı beyaz, taşı gri, elmayı kırmızı olarak boyamak sahnenin ışığını siler. Göze ulaşan rengi komşu renklerle karşılaştırarak bul.
Yaygın yanlışRengin yalnızca nesneye ait olduğunu düşünmek.
Nesnenin yansıtması sabittir, ama göze ulaşan ışık gelen ışığa bağlıdır. Her renk kararında ışığın rengini de hesaba kat.
Yaygın yanlışBir ışıkta eşleşen iki rengin her ışıkta eşleşeceğini varsaymak.
Metamerizm yüzünden farklı pigment karışımları başka bir ışıkta ayrılabilir. Rengi, resmin sergileneceği ışığa yakın bir ışıkta kontrol et.
Kapanış
Renk nesnede mi var, beynimizde mi? İkisinde birden, ve ikisinin arasında. Nesnenin yansıtma özelliği ona aittir ve ışık değişse de değişmez; ama renk ancak bir ışık o yüzeyden yansıyıp bir göze ulaştığında ve beyin üç koni türünün sinyallerini karşılaştırdığında ortaya çıkar. Bu yüzden farklı iki ışık aynı rengi verebilir, aynı nesne farklı ışıklarda farklı renklerde görünebilir ve beyin renk sabitliğiyle bu değişimi çoğu zaman bizden saklar. Monet'nin Rouen dizisi, bir ressamın bu saklanan değişimi görmeyi nasıl öğrenebileceğini gösterir.
Ödevde aynı nesneyi üç farklı ışıkta gözlemleyip göründüğü renkleri not edeceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Görünür ışık | Visible light | İnsan gözünün algılayabildiği, yaklaşık 380–750 nanometre dalga boyu aralığındaki ışınım |
| Yansıtma | Reflectance | Bir yüzeyin her dalga boyundaki ışığı ne oranda geri yansıttığını gösteren, nesneye ait özellik |
| Koni hücreleri | Cone cells | Ağ tabakada renkli görmeyi sağlayan, farklı dalga boyu aralıklarına duyarlı üç tür hücre |
| Metamerizm | Metamerism | Fiziksel olarak farklı iki ışığın ya da iki rengin, koni hücrelerini aynı oranda uyararak aynı görünmesi |
| Renk sabitliği | Color constancy | Beynin ışığın rengini tahmin edip nesne renklerini buna göre düzeltmesi |
Ödev
Aynı nesneyi üç farklı ışıkta gözlemle ve not al.
- Tek renkli, düz yüzeyli bir nesne ve yanına beyaz bir kâğıt seç.
- Onları üç farklı ışıkta gözlemle: günışığı, sarı bir iç mekân lambası ve bir üçüncü ışık, örneğin gölgede mavi bir gökyüzü ya da bir ekran ışığı.
- Her ışıkta nesnenin aydınlık tarafının, gölge tarafının ve beyaz kâğıdın göründüğü rengi kelimelerle yaz; istersen yanına küçük bir renk lekesi boya.
- Notlarının altına, üç ışıkta en çok hangi rengin değiştiğini ve hangisini değişmemiş gibi algıladığını yaz.
Kendini değerlendir
- Değer (Ton): Her ışıkta aydınlık ve gölge taraflarının değer farkını ayrı ayrı not ettin mi?
- Teknik ve Malzeme: Renk notların nesnenin adını değil, göründüğü rengi mi söylüyor?
- Bitmişlik ve Sunum: Üç gözlem aynı düzende, karşılaştırılabilir biçimde kaydedildi mi?
- Hangi ışıkta renk sabitliğinin seni en çok yanılttığını fark ettin?
Kendini sına
1. Bir elmanın kırmızı görünmesinin fiziksel nedeni nedir?
- A) Elmanın kırmızı ışık yayması.
- B) Elmanın bütün dalga boylarını eşit yansıtması.
- C) Elma yüzeyinin uzun dalga boylarının büyük kısmını yansıtıp diğerlerinin çoğunu soğurması.
- D) Gözün elmayı kırmızı olarak hatırlaması.
2. Metamerizm nedir?
- A) Farklı iki ışığın ya da rengin, koni hücrelerini aynı oranda uyararak aynı görünmesi.
- B) Rengin karanlıkta kaybolması.
- C) Bir rengin zamanla solması.
- D) Beynin ışığın rengini düzeltmesi.
3. Sarı lambanın altında beyaz kâğıdı yine beyaz görmemizi sağlayan nedir?
- A) Kâğıdın ışık yayması.
- B) Metamerizm.
- C) Çubuk hücreleri.
- D) Renk sabitliği.
4. Renk sabitliği bir ressam için neden bir tuzak olabilir?
- A) Renkleri tamamen görünmez kılar.
- B) Göze ulaşan rengi değil, bildiğimiz rengi boyamaya yöneltir.
- C) Boyaları kurutur.
- D) Yalnızca siyah beyaz görmeyi sağlar.
5. Koyu bir tende ışığın rengi en açık biçimde nerede görülür?
- A) Parlak noktalarda ve yüzeyden doğrudan yansıyan ışıkta.
- B) En koyu gölgelerde.
- C) Hiçbir yerde.
- D) Yalnızca saç çizgisinde.
Cevaplar
- C — Renk, yüzeyin yansıttığı ışıktan doğar; elma ışık yaymaz, gelen ışığın bir kısmını yansıtır.
- A — Koniler dalga boyunu değil uyarılma düzeyini bildirir; aynı oranlar aynı rengi verir.
- D — Beyin sahnedeki ışığın rengini tahmin eder ve nesne renklerini buna göre düzeltir.
- B — Beyin kâğıdın beyaz olduğunu söyler; göze ulaşan ışık ise turuncu olabilir.
- A — Parlak yansımalar ağırlıkla ışık kaynağının rengini taşır; bu yüzden ışığın rengi en çok orada okunur.
Referans görseller
- Özgün şema: ışık kaynağı, yüzey ve göz zinciri; gelen ışığın bir kısmı soğurulur, bir kısmı yansıyıp göze ulaşır.
- Özgün şema: üç koni türünün uyarılma çubukları; farklı iki ışığın aynı çubuk oranını vererek aynı rengi oluşturması.
- Özgün fotoğraf: aynı portakal ve beyaz kâğıt günışığında, sarı lambada ve ekran ışığında; fotoğraf makinesi beyaz dengesi sabitlenmiş.
Sonraki derse köprü
Bu derste ışığın dalga boylarından ve gözün üç koni türünden söz ettik. Sonraki derste bir prizmadan geçen ışığın ayrıştığı renklere dönüyoruz: Newton'un gökkuşağını neden tam yedi renge böldüğünü ve bu renkleri bir çemberin etrafına dizme fikrinin nereden çıktığını göreceğiz.