Öğrenme hedefi
Bulutları perspektife uyan hacimli formlar olarak çizebileceksin: ufka doğru küçülen, sıklaşan ve yassılaşan bir düzlem üzerinde dizilmiş, ışık alan üst yüzleri ve gölgede kalan tabanları olan kütleler. Gökyüzünün kendisinin de tepeden ufka doğru değişen bir değer geçişi taşıdığını gösterebilecek, birkaç temel bulut türünü biçimleriyle ayırt edebilecek ve hareket eden bir gökyüzünü hızlı eskizlerle kaydedebileceksin.
Kanca
Açık bir alanda gökyüzüne bak. Tepende duran bulutlar büyük, yuvarlak ve aralarında geniş boşluklar var. Ufka doğru baktıkça bulutlar küçülüyor, birbirine yaklaşıyor ve sonunda ufkun üstünde ince, yassı şeritlere dönüşüyor. Bulutlar gerçekte aşağı yukarı aynı boyda ve aynı yükseklikte olabilir; ama sana farklı görünüyorlar. Bulutların da perspektifi var mı?
Var. Pek çok bulut, özellikle kümülüs denen kabarık yaz bulutları, yerden aşağı yukarı aynı yükseklikte, düz tabanlarla dizilir. Bu yüzden bir tavan gibi, başının üstünde uzanan yatay bir düzlem oluştururlar; ve yatay her düzlem gibi bu düzlem de perspektife uyar. Yere uzanan bir karo zemin nasıl ufka doğru küçülüp sıklaşıyorsa, başının üstündeki bulut tavanı da ufka doğru öyle küçülür ve sıklaşır.
Bağlam
Constable'ın bulut çalışmaları, gökyüzünün bir manzarada ne kadar önemli olabildiğini gösterir. Constable, 1821 ve 1822 yıllarının eylül aylarında, kentin kuzey sırtlarındaki Hampstead'de, çok sayıda yağlı boya bulut çalışması yaptı. Bu çalışmaların arkasına saati, tarihi, rüzgârın yönünü ve hava durumunu not etti. Victoria ve Albert koleksiyonundaki bir çalışmanın arkasında, güneydoğuya bakılarak öğlen yapıldığı, rüzgârın sert estiği ve bulutların çok hızlı hareket ettiği yazılıdır. Constable için gökyüzü, bir arka plan değil, gözlenmesi ve kaydedilmesi gereken bir olaydı.
Bu notlar, Constable'ın gökyüzünü bir bilim insanı gibi gözlemlediğini gösterir. Her çalışma belirli bir anın kaydıdır: bulutların biçimi, ışığın geldiği yön ve havanın hareketi, saat ve rüzgârla birlikte not edilmiştir. Bulut çizmeyi öğrenmek için de aynı tutum işe yarar: gökyüzünü genel bir «bulutlu gökyüzü» olarak değil, o an orada olan belirli bulutlar olarak görmek.
Ana anlatım
Bulutlar perspektife nasıl uyar?
Bir kümülüs bulutunun tabanı, havadaki su buharının yoğuşmaya başladığı yüksekliğe denk gelir; bu yükseklik aynı bölgede çoğu zaman benzer olduğu için bulut tabanları aşağı yukarı aynı düzlemde durur. Bu düzlem göz hizanın üstünde, başının üzerinde uzanan bir tavandır. Perspektif derslerinde gördüğün gibi, göz hizasının üstündeki yatay yüzeylerin altını görürüz ve bu yüzeyler uzaklaştıkça ufuk çizgisine yaklaşır.
Bu, bulut tabanlarının davranışını açıklar. Tepede duran bir bulutun tabanı geniş bir alan olarak görünür; ufka yakın bir bulutun tabanı ise ince bir çizgiye iner. Bulutlar ufka yaklaştıkça küçülür, aralarındaki boşluklar daralır ve birbirlerinin önüne geçmeye başlarlar; ufkun hemen üstünde tek tek bulutlar yerine üst üste binmiş ince bir şerit görünür.
Çizimde bunu kurmanın yolu, önce ufuk çizgisini belirlemek ve bulut tabanlarını bu çizgiye paralel, yukarıdan aşağıya doğru giderek incelen ve sıklaşan yatay çizgiler olarak yerleştirmektir. Bulutların büyüklüğü ve aralarındaki boşluk da ufka doğru azalır. Tepedeki bulutlar büyük ve seyrek, ufuktakiler küçük ve sık çizildiğinde, gökyüzü bir anda derinlik kazanır.
Bulut hacmi nasıl çizilir?
Bir kümülüs bulutu, birbirine yapışmış yumuşak kürelerden oluşan bir küme gibi davranır; ağaç dersindeki yaprak kümelerine benzer. Güneşin geldiği yöndeki üst yüzeyler en açık, bulutun gövdesi ve tabanı ise daha koyudur. Bulutun tabanı genellikle gökyüzünden daha koyu bir gri olarak görünür; çünkü ışık bulutun içinden geçerken yolu uzar ve tabana az ulaşır.
Bulutun kenarları da her yerde aynı değildir. Güneşe bakan tepelerde, bulutun kenarı gökyüzüne karşı keskin ve parlak durur. Gölgede kalan yanlarda ve bulutun dağılan uçlarında ise kenarlar yumuşar ve gökyüzüne karışır. Kenar dersinde gördüğün hiyerarşi burada doğrudan işler: birkaç keskin kenar bulutun hacmini tanıtır, çoğu yumuşak kenar ise onu havanın içinde tutar.
Bulutu bir leke gibi değil, bir form gibi düşünmek önemlidir. Önce büyük kütleyi ve düz tabanı kur, sonra kütlenin içindeki küreleri, ışık yanı açık, gölge yanı koyu olacak biçimde yerleştir. Kürelerin boyları farklı olmalıdır; aynı boyda yan yana dizilmiş yuvarlaklar bulutu bir patlamış mısır kümesi gibi gösterir.
Gökyüzünün değeri nasıl kurulur?
Açık bir gökyüzü bile tek bir düz ton değildir. Açık havada gökyüzü, tepede genellikle daha koyu ve daha doygun bir mavidir; ufka doğru açılır ve solar. Bunun sebebi, ufka doğru bakarken havanın daha kalın bir katmanından bakmamızdır; bu, hava perspektifinin gökyüzündeki karşılığıdır. Kurşun kalemde ya da mürekkepte bu, tepeden ufka doğru açılan kademeli bir tonla gösterilir.
Gökyüzü ile yer arasındaki değer ilişkisi de önemlidir. Gündüz, açık bir gökyüzü çoğu zaman manzaradaki en açık büyük alandır; yer, ağaçlar ve tepeler ondan daha koyudur. Bu ilişki korunduğunda, gökyüzü manzaraya ışık veren kaynak gibi okunur. Bulutların gölgeleri ise yere düşer ve arazinin bazı bölgelerini koyulaştırır; bir manzarada bu gölgeler, ışıklı ve gölgeli alanlar arasında doğal bir ritim kurar.
Bu yüzden bir manzara çiziminde gökyüzünü en son ve aceleyle doldurmak yerine, onun değerini baştan, yeryüzünün değeriyle birlikte düşünmek gerekir. Gökyüzü ne kadar açık bırakılırsa manzara o kadar aydınlık, ne kadar koyulaştırılırsa o kadar kasvetli ya da fırtınalı görünür; bu bir kural değil, manzaranın havasını belirleyen bir karardır.
Bulut türleri ve hızlı gözlem nasıl yapılır?
Bugün kullandığımız temel bulut adları, İngiliz amatör meteorolog Luke Howard'ın 1802'de sunup ertesi yıl yayımladığı sınıflandırmaya dayanır: kabarık ve kümeli kümülüs, ince ve telli sirrus, yayvan ve katmanlı stratüs. Bazı sanat tarihçileri Constable'ın Howard'ın sınıflandırmasını bildiğini düşünür; bunun ne ölçüde doğru olduğu tartışmalıdır. Çizim için yararlı olan, bu üç türün farklı biçimleridir: kümülüs hacimli kümeler, sirrus ince ve hızlı fırça darbeleri, stratüs ise geniş ve yatay tonlar gerektirir.
Bulutlar hareket eder ve biçimlerini değiştirir. Bu yüzden bir bulutu çizmek, hızlı bir gözlem çalışmasıdır. Beş dakikalık eskizler, bir bulutun büyük biçimini, tabanını ve ışık yönünü yakalamaya yeter; ayrıntıya girmeye çalışmak, bulut değiştikçe çizimi bir karmaşaya çevirir. Bir bulutu seç, onun büyük kütlesini ve tabanını hızla kur, sonra ışık ve gölge ailelerini iki tonla yerleştir.
Constable'ın yaptığı gibi, her eskizin kenarına saati, yönü ve rüzgârı not etmek, gökyüzünü bir olay olarak gözlemeyi alışkanlık hâline getirir. Aynı saatte farklı günlerde yapılan eskizler, gökyüzünün ne kadar değişken olduğunu ve bir manzaranın havasını ne kadar belirlediğini gösterir.
Uygulama
- Malzeme: bir eskiz defteri, yumuşak bir kurşun kalem ya da füzen, hamur silgi, isteğe bağlı olarak mürekkep ve fırça. Açık bir pencere ya da açık hava. Süre yirmi beş dakika.
- Sayfanın alt kısmına ufuk çizgisini çiz. Gökyüzünü, tepeden ufka doğru açılan kademeli bir tonla hafifçe doldur.
- Gökyüzündeki bulutların tabanlarını, ufka paralel ve yukarıdan aşağıya doğru giderek incelen yatay çizgiler olarak yerleştir.
- Tepede bir ya da iki büyük bulutun kütlesini kur; ışık alan üst yüzleri kâğıdın beyazına ya da hamur silgiyle açılmış alana bırak, tabanları ve gölge yanlarını koyulaştır.
- Ufka doğru bulutları küçült, sıklaştır ve yassılaştır; en alttakileri ince, üst üste binen şeritler olarak bırak.
- Eskizin kenarına saati, baktığın yönü ve rüzgârı not et; birkaç dakika sonra aynı bulutun ne kadar değiştiğine bak.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışBütün bulutları aynı büyüklükte çizmek.
Tepeden ufka kadar aynı boyda bulutlar gökyüzünü düz bir perde gibi gösterir. Bulutları ufka doğru küçült, sıklaştır ve yassılaştır.
Yaygın yanlışBulutları her yanı yuvarlak bir kenarla çevirmek.
Düz tabansız ve her yeri aynı keskinlikte kenarlanmış bulutlar pamuk topu gibi görünür. Tabanı düz ve koyu, ışık alan tepeleri keskin, gölge yanlarını yumuşak bırak.
Yaygın yanlışGökyüzünü tek bir düz tonla doldurmak.
Tepeden ufka aynı ton, derinliği yok eder. Gökyüzünü tepede daha koyu, ufka doğru açılan bir geçişle kur.
Kapanış
Bulutların da perspektifi var mı? Evet: pek çok bulut, özellikle kümülüs, aşağı yukarı aynı yükseklikte düz tabanlarla dizilir ve başının üstünde yatay bir tavan oluşturur. Bu tavan her yatay yüzey gibi perspektife uyar; ufka doğru bulutlar küçülür, sıklaşır, tabanları ince çizgilere iner. Bulutlar ışık alan tepeleri ve gölgede kalan tabanlarıyla hacimli formlar olarak çizilir; gökyüzünün kendisi de tepeden ufka doğru açılan bir değer geçişi taşır. Constable'ın arkasına saat ve rüzgâr notu düştüğü bulut çalışmaları, gökyüzünü bir arka plan olarak değil, gözlenecek bir olay olarak görmenin örneğidir.
Ödevde beş bulut eskizi yapacak, her birinde perspektifi, hacmi ve gökyüzünün değer geçişini birlikte göstereceksin.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Bulut perspektifi | Cloud perspective | Bulutların ufka doğru küçülüp sıklaşarak yatay bir düzlem gibi uzaklaşması |
| Bulut tabanı | Cloud base | Kümülüs bulutlarının aşağı yukarı aynı yükseklikteki düz alt yüzeyi |
| Bulut hacmi | Cloud volume | Bulutun ışık alan tepeleri ve gölgede kalan tabanıyla okunan üç boyutlu kütlesi |
| Gökyüzü geçişi | Sky gradation | Açık havada gökyüzünün tepeden ufka doğru açılan ton geçişi |
| Bulut türleri | Cloud types | Kümülüs, sirrus ve stratüs gibi biçimlerine göre adlandırılan bulut aileleri |
Ödev
Beş bulut eskizi yap.
- Beş farklı zamanda ya da beş farklı gökyüzünde, her biri en fazla beş dakika süren bulut eskizleri yap.
- Her eskizde ufuk çizgisini çiz ve bulutları ufka doğru küçülüp sıklaşacak biçimde yerleştir.
- En az üç eskizde bulutların ışık alan tepelerini ve gölgedeki tabanlarını değer farkıyla göster; en az birinde sirrus ya da stratüs gibi farklı bir bulut türü dene.
- Her eskizin kenarına saati, yönü ve rüzgârı yaz.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Bulutlar ufka doğru küçülüp sıklaşıyor mu; tabanlar ufka paralel mi?
- Değer (Ton): Bulutların ışık alan tepeleri ve tabanları ayrılıyor mu; gökyüzü tepeden ufka açılıyor mu?
- Kenar ve Ayrıntı: Işık alan kenarlar keskin, gölge yanlar ve dağılan uçlar yumuşak mı?
- Beş eskiz arasında gökyüzü ne kadar değişti ve bu değişim manzaranın havasını nasıl etkiledi?
Kendini sına
1. Kümülüs bulutları neden perspektife uyar?
- A) Hepsi aynı renkte olduğu için.
- B) Düz tabanlarıyla aşağı yukarı aynı yükseklikte dizilip yatay bir düzlem oluşturdukları için.
- C) Rüzgâr hepsini aynı yöne ittiği için.
- D) Bulutlar perspektife uymaz.
2. Ufka doğru bulutlar nasıl görünür?
- A) Daha büyük ve seyrek.
- B) Daha koyu ve keskin.
- C) Daha küçük, daha sık ve daha yassı.
- D) Tamamen kaybolur.
3. Bir kümülüs bulutunun tabanı genellikle nasıl görünür?
- A) Gökyüzünden daha koyu bir gri, düz bir yüzey olarak.
- B) Bulutun en parlak yeri olarak.
- C) Yuvarlak ve keskin kenarlı.
- D) Tamamen saydam.
4. Açık bir gökyüzü tepeden ufka doğru nasıl değişir?
- A) Ufka doğru koyulaşır.
- B) Hiç değişmez.
- C) Ufka doğru daha doygun olur.
- D) Tepede daha koyu ve doygun, ufka doğru daha açık ve soluk olur.
5. Kümülüs, sirrus ve stratüs adları kimin sınıflandırmasına dayanır?
- A) John Constable.
- B) Luke Howard.
- C) Albrecht Dürer.
- D) Claude Lorrain.
Cevaplar
- B — Düz tabanlar aynı yükseklikte bir tavan oluşturur ve bu yatay düzlem perspektife uyar.
- C — Uzaklaştıkça bulutlar küçülür, aralarındaki boşluk daralır ve tabanlar ince çizgilere iner.
- A — Işık bulutun içinden geçerken azalır; bu yüzden taban gökyüzüne göre koyu okunur.
- D — Ufka doğru daha kalın bir hava katmanından bakılır ve gökyüzü açılıp solar.
- B — Luke Howard 1802'de sunduğu ve ertesi yıl yayımladığı sınıflandırmayla bu adları yaygınlaştırdı.
Referans görseller
- Özgün fotoğraf: tepeden ufka kadar kümülüs bulutlarıyla dolu bir gökyüzü; tabanları ve ufka doğru küçülme çizgilerle işaretli.
- Özgün şema: başın üstünde uzanan bulut tavanının perspektif kesiti ve yer düzlemiyle karşılaştırması.
- Özgün şema: bir kümülüs bulutunun ışık alan tepeleri, gölgedeki tabanı ve keskin ile yumuşak kenarları.
Sonraki derse köprü
Bulutlar yumuşak ve değişken formlardı. Sonraki ders tam tersi bir doğa formuna bakıyor: bir kayayı küpten ayıran şeyin ne olduğunu, kaya ve arazi formlarını ışığı farklı açılarla alan düzlemler olarak nasıl kurabileceğini göreceğiz.