Öğrenme hedefi
Bir görseli eşit karelere bölüp aynı sayıda kareye bölünmüş daha büyük bir yüzeye aktararak ölçeğini değiştirebileceksin. Izgaranın neyi kolaylaştırdığını, neyi senin yerine yapamadığını ve hangi durumlarda yardımcı, hangilerinde köstek olduğunu değerlendirebileceksin.
Kanca
Bir fotoğrafı önüne koy, üstüne ince bir ızgara çiz; kâğıdına da aynı sayıda kare çiz ve her karedeki çizgileri tek tek kopyala. Bir saat sonra elinde fotoğrafa şaşırtıcı biçimde benzeyen bir çizim olur. İnsanın içinden bir ses sorar: bu gerçekten benim çizimim mi, yoksa bir makine gibi mi kopyaladım? Izgara kullanmak hile mi?
Bu dersin cevabı, ızgaranın ne olduğuna ve ne için kullanıldığına bağlı. Izgara binlerce yıldır ressamların elinde duran bir araç; ama her araç gibi, neyi ölçtüğünü ve neyi atladığını bilmek gerekir.
Bağlam
Eski Mısır'da duvar resimlerini yapan ustalar figürlerin oranlarını korumak için ızgara kullanırdı. Orta Krallık döneminden itibaren ayakta duran bir figür, ayak tabanından saç çizgisine kadar on sekiz karelik bir ızgaraya yerleştirildi; oturan figürler için on dört kare kullanıldı. Bu ızgara, aynı oranların küçük bir taslaktan bir mezar duvarına kadar her ölçekte korunmasını sağladı. Bazı yarım kalmış duvarlarda kırmızı ızgara çizgileri bugün hâlâ görülebilir.
1435'te İtalyan mimar ve kuramcı Leon Battista Alberti, resim üzerine yazdığı kitabın ikinci bölümünde farklı bir ızgara önerdi. İnce ipliklerle karelere bölünmüş bir çerçeveyi, peçe dediği bir perdeyi, ressam ile modelin arasına koymayı anlattı. Ressam modeli bu kareler arasından görür ve kâğıdındaki aynı karelere aktarırdı. Yaklaşık yüz yıl sonra Albrecht Dürer bu düzeneği bir ağaç baskıda gösterdi: masa başında oturan bir ressam, önündeki ızgaralı çerçeveden uzanmış bir modeli izler ve karelere bölünmüş kâğıdına çizer. Baskı, Dürer'in ölçme kitabının 1538 baskısında yer aldı.
Ana anlatım
Izgara nasıl çalışır?
Izgara yönteminin mantığı basittir: büyük bir görsel sorunu, küçük ve yönetilebilir sorunlara böler. Önce kaynak görselin üstüne eşit karelerden oluşan bir ızgara çizilir ya da şeffaf bir kâğıtla bindirilir. Sonra çizim yüzeyine, aynı satır ve sütun sayısına sahip bir ızgara çizilir. Kareler aynı sayıdadır ama boyutları farklı olabilir: kâğıttaki kareler kaynaktakilerin iki katıysa, çizim de iki kat büyük olur.
Çizim sırasında tek bir kareye odaklanırsın. Kaynaktaki bir karede bir çizginin karenin hangi kenarına, kenarın neresinden girdiğini ve nereden çıktığını görürsün; kâğıttaki aynı karede aynı noktaları işaretleyip birleştirirsin. Bir yandan satırlara ve sütunlara harf ve rakamla ad vermek, hangi karede olduğunu karıştırmamanı sağlar.
Iki ayrıntı sonucu belirler. İlki oran: kaynaktaki ızgara ile çizim yüzeyindeki ızgaranın en–boy oranı aynı olmalıdır. Kaynak dört kare eninde, beş kare boyundaysa kâğıt da dört kareye beş kare olmalıdır; aksi hâlde çizim bir yönde uzar ya da basıklaşır. İkincisi yoğunluk: bir yüz ya da bir el gibi ayrıntının yoğunlaştığı karelerde, o kareyi dört küçük kareye bölmek ya da köşegenler çizmek, noktaları daha isabetli bulmayı sağlar. Boş bir gökyüzü için büyük kareler yeter.
Bir önceki derste gördüğün negatif alan ile ızgara birbirine çok benzer: her kare, içinde küçük bir nesne parçası ve onun etrafındaki boşluk bulunan küçük bir resimdir. Zihin «göz» ya da «el» diye düşünmek yerine yalnızca karenin içindeki biçimlere bakar. Izgaranın bu kadar etkili olmasının bir sebebi de budur: sembolleri, kareyi bir soyut desen gibi gösterecek kadar küçük parçalara böler.
Izgara ne kazandırır, neyi götürür?
Izgaranın en güçlü olduğu yer ölçek değiştirmektir. Küçük bir taslağı bir duvara ya da büyük bir tuvale taşımak, göz kararıyla neredeyse imkânsızdır; ızgara bunu güvenilir kılar. Rönesans'tan kalan birçok hazırlık çiziminin üstünde bu amaçla çizilmiş kareleme izleri görülür. Bugün duvar resmi yapanların bir kısmı da bu yöntemi kullanır.
Ama ızgaranın yapamadığı şeyler de vardır. İlki: ızgara, düz bir görseli başka bir düz yüzeye aktarır. Kaynak bir fotoğrafsa, fotoğrafın bütün kusurlarını da aktarır: objektifin yarattığı bozulmaları, gölgelerde kaybolan ayrıntıları, düzleşmiş derinliği. İkincisi: ızgara oranları taşır ama çizgi kalitesini, tonun inceliğini ve formun hacmini taşımaz; bunlar yine elin ve gözün işidir. Kareler arasında kopyalanan bir çizgi çoğu zaman kısa, kesik ve kararsız kalır, çünkü el bütünün hareketini değil, küçük parçaları izlemiştir.
Üçüncüsü ve belki en önemlisi: her çizimi ızgarayla yapan biri, gözünü oranları kendisi tartmaya alıştırmaz. Bir önceki derslerde çalıştığın kalemle ölçme ve negatif alan, bir ızgara olmadan da işe yarar; bir parkta, bir kafede, hareket eden bir modelin karşısında ızgara kuramazsın. Izgarayı bir destek tekerleği gibi düşünmek yararlıdır: ölçeği değiştirmek ya da çok karmaşık bir düzeni aktarmak için değerlidir, ama gözün asıl eğitimi onsuz yapılır.
Peki hile mi?
Bir yöntemin hile olup olmadığı, onu ne için kullandığına ve ne iddia ettiğine bağlıdır. Mısırlı ustalar, Alberti ve Dürer ızgarayı açıkça bir araç olarak kullandı ve anlattı; kimse onları hileyle suçlamadı. Bir duvar resmini ızgarayla büyütmek, bir mimarın cetvel kullanması kadar olağandır. Izgarayı aydıngerle kopyalamaktan ya da bir görüntüyü duvara yansıtıp üstünden geçmekten ayıran bir fark da vardır: ızgarada her karenin içindeki biçimi yine gözün tartar ve elin çizer; araç yalnızca yeri gösterir.
Hile, bir aracın kullanıldığını gizleyip başka bir beceri iddia etmekte başlar. Örneğin bir yarışma ya da bir sınav serbest elle gözlem çizimi istiyorsa, orada ızgara kullanmak kuralı çiğnemektir. Bu tür durumlarda kuralları önceden okumak gerekir. Kendi çalışmanda ise asıl soru ahlaki değil, öğretimseldir: bu çizimle ne öğrenmek istiyorum? Oranları görmeyi öğrenmek istiyorsan ızgarayı bir kontrol aracı olarak sonradan kullan; bir görseli büyütmek istiyorsan ızgarayı rahatça kullan.
Uygulama
Bir fotoğrafı ızgarayla iki kat büyüterek aktaracaksın.
- Yaklaşık on santim genişliğinde bir fotoğraf seç ve üstüne iki santimlik karelerden oluşan bir ızgara çiz ya da bir şeffaf kâğıda çizip bindir.
- Satırlara harf, sütunlara rakam vererek kareleri adlandır.
- Çizim kâğıdına aynı sayıda satır ve sütunu, bu kez dört santimlik karelerle, çok hafif çiz ve aynı adları ver.
- Önce yalnızca büyük biçimlerin karelerin kenarlarından hangi noktalarda geçtiğini işaretle.
- Noktaları birleştirirken çizgileri kare kare değil, birkaç kareye yayılan uzun hamlelerle çek.
- Çizim tamamlanınca ızgara çizgilerini sil ve sonucu fotoğrafla karşılaştır; kareler arasında kopuk kalan çizgileri tek hamlede yeniden çiz.
Sık yapılan hatalar
Yaygın yanlışKare kare kopyalamak.
Her karenin içini ayrı bir parça gibi çizmek, kareler arasında kopuk, kararsız çizgiler bırakır. Izgara noktaları bulmak içindir; çizgiler birkaç kareyi geçen uzun hamlelerle çekilmelidir.
Yaygın yanlışIzgara çizgilerini koyu çizmek.
Koyu ızgara çizgileri çizimin içine karışır ve silinmeleri zorlaşır. Çizim yüzeyindeki ızgara olabildiğince hafif olmalıdır.
Yaygın yanlışHer çizimi ızgarayla yapmak.
Izgara her zaman kullanılırsa göz oranları kendi başına tartmayı öğrenmez. Izgarayı ölçek değiştirmeye ve kontrol etmeye ayırıp gözlem çizimlerini onsuz yapmak dengeli bir yoldur.
Kapanış
Izgara kullanmak hile mi? Kendi başına değil. Mısırlı ustalardan Alberti'ye ve Dürer'e kadar ressamlar ızgarayı açıkça bir araç olarak kullandı; özellikle bir görseli büyütmek için bundan daha güvenilir bir yol azdır. Hile, bir aracın kullanıldığını gizleyip başka bir beceri iddia etmekte ya da kuralların yasakladığı bir yerde onu kullanmaktadır. Izgaranın sınırları da açıktır: fotoğrafın kusurlarını da taşır, çizgi kalitesini ve hacmi taşımaz, gözü oranları kendisi tartmaya alıştırmaz.
Ödevde bir fotoğrafı ızgarayla iki kat büyüterek aktaracak, sonra ızgara çizgilerini silip çizgilerini tek hamlede toparlayacaksın.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Izgara yöntemi | Grid method | Bir görseli eşit karelere bölüp aynı sayıda kareye bölünmüş bir yüzeye aktarma |
| Kareleme | Squaring up | Bir hazırlık çizimini daha büyük bir yüzeye taşımak için üstüne ızgara çizme |
| Ölçek | Scale | Bir çizimin kaynağına göre büyüklük oranı |
| Alberti peçesi | Alberti's veil | Ressam ile model arasına konan, ipliklerle karelere bölünmüş çerçeve |
| Oran ızgarası | Proportional grid | Mısır sanatındaki gibi figürün oranlarını sabit kare sayısına bağlayan ızgara |
Ödev
Bir fotoğrafı ızgarayla iki kat büyüterek aktar.
- Çok karmaşık olmayan bir fotoğraf seç: bir çaydanlık, bir kedi ya da tek bir çiçek.
- Fotoğrafın üstüne eşit karelerden bir ızgara kur ve çizim kâğıdına aynı sayıda, iki kat büyüklükte kare çiz.
- Kareleri adlandır ve önce büyük biçimlerin kare kenarlarından geçtiği noktaları işaretle.
- Çizgileri uzun hamlelerle birleştir, ızgarayı sil ve kopuk çizgileri toparla.
- Aynı fotoğraftan küçük bir bölümü, bu kez ızgarasız ve yalnızca kalemle ölçerek çiz ve iki yöntemin sonuçlarını karşılaştır.
Kendini değerlendir
- Oran ve Çizim: Büyütülmüş çizimin oranları fotoğrafla tutuyor mu?
- Teknik ve Malzeme: Izgara silindikten sonra çizgiler akıcı mı, yoksa karelerin izini taşıyan kopuk parçalar mı?
- Kenar ve Ayrıntı: Fotoğrafın bulanık ya da karanlık kalan yerlerini körü körüne mi kopyaladın, yoksa bir karar mı verdin?
- Izgarasız çizdiğin bölüm ile ızgaralı bölüm arasındaki farkı nasıl yorumluyorsun?
Kendini sına
1. Izgara yöntemi bir çizimi nasıl büyütür?
- A) Kareleri daha koyu çizerek.
- B) Aynı sayıda satır ve sütunu daha büyük karelerle çizim yüzeyine kurarak.
- C) Fotoğrafı daha yakından çekerek.
- D) Kare sayısını artırarak.
2. Alberti'nin 1435'te önerdiği peçe nedir?
- A) Ressam ile model arasına konan, ipliklerle karelere bölünmüş bir çerçeve.
- B) Tuvali örten bir kumaş.
- C) Bir fırça türü.
- D) Boyaları karıştırmak için bir kap.
3. Aşağıdakilerden hangisi ızgaranın bir sınırıdır?
- A) Oranları aktaramaması.
- B) Ölçek değiştirememesi.
- C) Kaynak fotoğrafın kusurlarını da aktarması ve çizgi kalitesini taşıyamaması.
- D) Yalnızca renkli görsellerde çalışması.
4. Izgaralı bir çizimde çizgiler neden kopuk görünebilir?
- A) Kalem kötü olduğu için.
- B) Kâğıt küçük olduğu için.
- C) Izgara çok hafif çizildiği için.
- D) Çizgiler kare kare kopyalandığı ve el bütünün hareketini izlemediği için.
5. Izgara kullanmak hangi durumda kuralı çiğnemek olur?
- A) Serbest elle gözlem çizimi isteyen bir sınavda ya da yarışmada kullanıldığında.
- B) Bir duvar resmini büyütürken.
- C) Kendi çalışmasında bir oranı kontrol ederken.
- D) Mısır duvar resmi yaparken.
Cevaplar
- B — Kare sayısı aynı kalır, boyutları büyür; her kare kaynaktaki karşılığının büyütülmüş hâlidir.
- A — Alberti'nin peçesi, modelin ipliklerle bölünmüş kareler arasından görülüp kâğıttaki aynı karelere aktarılmasını sağlayan bir çerçevedir.
- C — Izgara düz bir görseli düz bir yüzeye taşır; fotoğrafın bozulmalarını da taşır, çizgi kalitesini ve hacmi ise ressama bırakır.
- D — Kare kare kopyalamak çizgileri küçük parçalara böler; uzun hamleler bu kopukluğu giderir.
- A — Kuralları serbest elle çizim isteyen bir durumda ızgara kullanmak kuralı çiğnemektir; öbür durumlarda açık bir araçtır.
Referans görseller
- Mısır duvar resimlerinde görülen ızgara izleri; ayakta figür için tabandan saç çizgisine on sekiz kare (müze kaynaklı bir fotoğraf ya da özgün bir yeniden çizim).
- Özgün şema: aynı fotoğrafın iki santimlik ve dört santimlik ızgaralarla karşılaştırması; adlandırılmış satırlar ve sütunlar.
- Özgün fotoğraf: ızgarası silinmiş bir çizimde kare kare kopyalanmış kopuk çizgi ile uzun hamleyle toparlanmış çizginin karşılaştırması.
Sonraki derse köprü
Izgara düz bir görseli başka bir düz yüzeye taşır. Sonraki ders, doğrudan gerçek bir modelden milimetrik benzerlik yakalamanın akademik yöntemine geçiyor: çizimi ve modeli yan yana, aynı büyüklükte gördüğün sight-size yöntemini orada tanıyacağız.