İçeriğe geç

Ders TK-14 · Tarih ve Kültür

Beyaz yas mıdır, düğün mü? Kültürler arası renk anlamları

TartışmalıAraştırma sonuçları karışık; karşı görüş derste

Temel · 1.339 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 10 dk

Bu dersin sonunda: aynı rengin farklı kültürlerde farklı anlamlar taşıdığını ve evrensel eğilimleri ayırt eder.

  • kültürel anlam
  • yas rengi
  • gelin rengi
  • küreselleşme
  • kalıp yargı
  • evrensel eğilim
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Beyaz, 1840'taki bir kraliyet düğünüyle yaygınlaşan bir moda yoluyla birçok ülkede gelinliğin rengi oldu, ama Çin'in ve Güney Asya'nın bazı geleneklerinde yasın rengidir; kırmızı ise oralarda düğünün ve şansın rengidir.
  2. Çok ülkeli araştırmalar renk–duygu eşleşmelerinde güçlü ortak desenler bulur, ama ülkeye özgü farklar da vardır ve dilce ya da coğrafyaca yakın ülkeler birbirine daha çok benzer.
  3. Küreselleşme bazı anlamları ortaklaştırır ama eskilerini silmez; renk anlamlarını evrensel saymak, kültürleri tek bir tabloya indirmek riskini taşır ve kararlar yerel bağlamda verilmelidir.

Kısa cevap

Beyaz hem yastır hem düğün: bugün birçok ülkede gelinlik beyazdır, ama Çin'in ve Güney Asya'nın bazı geleneklerinde beyaz yasın, kırmızı ise düğünün rengidir. Renk anlamlarının evrensel olduğunu söylemek risklidir, çünkü aynı renk farklı kültürlerde, hatta aynı kültürün farklı dönemlerinde ve farklı törenlerinde başka şeyler anlatır. Öte yandan araştırmalar bazı eğilimlerin geniş ölçüde paylaşıldığını da gösterir; zorluk, ortak eğilimleri kabul ederken kültürleri tek bir renk tablosuna indirgememektir.

Aynı beyaz, iki tören

Bir gelinlik vitrinine bakan pek çok kişi için beyaz, düğünün doğal rengi gibi görünür. Oysa bu gelenek sanıldığı kadar eski değildir. Kraliçe Victoria, 1840'ta Prens Albert'le evlenirken beyaz ipek saten bir gelinlik giydi. Beyaz gelinlik ondan önce de görülüyordu, ama bu düğün, beyazı Viktorya döneminin seçkin çevrelerinde ve ardından geniş kitlelerde bir moda hâline getiren olaylardan biri sayılır. O dönemde gelinin ne giyeceğine dair yerleşik bir gelenek yoktu; birçok gelin en iyi elbisesini giyerdi.

Aynı Victoria, 1861'de eşini kaybettikten sonra hayatının geri kalanında siyah yas giysileri giydi. Avrupa'nın yas rengi siyahtı. Ama beyazın yasla bağı da dünyanın birçok yerinde güçlüdür. Geleneksel Çin cenazelerinde beyaz yasın rengidir, kırmızı ise düğünün ve kutlamanın. Hindistan'ın pek çok Hindu topluluğunda gelinler kırmızı, dul kadınlar geleneksel olarak beyaz giyer. Müslüman gelenekte ölüler beyaz bir kefene sarılır; Anadolu'nun birçok yerinde ise gelinin beline, onun gelinliğinin rengine bakılmaksızın kırmızı bir kuşak bağlanır.

Bu örnekler bir şeyi açıkça gösterir: beyaz kendi başına ne yas ne düğün demektir; her kültürel anlam bir bağlamla birlikte gelir. Anlamı, kimin giydiğine, hangi törende ve hangi tarihte giyildiğine bağlıdır.

Şans, tehlike ve bağlam

Kırmızı, anlamların ne kadar bağlama bağlı olduğunu gösteren başka bir örnektir. Batı'da trafik ve güvenlik işaretlerinde durma ve tehlikenin rengidir; ama RH-01'de gördüğümüz gibi Çin'de, Tayvan'da ve Japonya'da borsa ekranlarında yükselen fiyatlar kırmızıyla gösterilir, düşen fiyatlar yeşille. Kırmızı zarf, Çin'de bayramlarda ve düğünlerde para hediye etmenin geleneksel yoludur. Aynı renk bir yerde "dur", başka yerde "kazanç" ve "şans" der.

Yeşil de benzer biçimde çok anlamlıdır. Birçok İslam toplumunda kutsal ve saygın bir renktir; Batı'da doğa, çevre ve son yıllarda sürdürülebilirlikle anılır; bazı dillerde kıskançlıkla, bazılarında olgunlaşmamışlıkla ilişkilendirilir. Mor, Roma'dan beri pek çok yerde güç ve soyluluğun rengi olmuştur, çünkü uzun süre çok pahalıydı; KE-07 bu ekonomiyi anlattı.

Evrensel eğilimler var mı?

Bu çeşitlilik, renk anlamlarının tamamen keyfi olduğu anlamına gelmez. Bazı eğilimler geniş ölçüde paylaşılır. Otuz ülkeden 4598 katılımcıyla yapılan ve 2020'de yayımlanan bir çalışmada, katılımcılar on iki renk terimini yirmi duygu kavramıyla eşleştirdi. Renk–duygu eşleşmelerinin ülkeler arasında büyük ölçüde benzer olduğu görüldü; ama ülkeye özgü farklar da vardı ve bu farklar, dilleri ya da coğrafyaları birbirine yakın ülkeler arasında daha küçüktü.

Beyazın yasla bağı bu yerel farkların iyi bir örneğidir: araştırmayla ilgili haberlerde, Çinli katılımcıların beyazı üzüntüyle ilişkilendirmesinin, beyazın cenazelerle olan geleneksel bağını yansıttığı vurgulandı. Renk–duygu araştırmalarının neyi bulduğu ve neyi bulmadığı ise PS-02'nin konusudur.

Küreselleşme ve anlamların eşitlenmesi

Son iki yüzyılda renk anlamlarının bir kısmı dünyaya yayıldı. Beyaz gelinlik, Viktorya döneminin İngiltere'sinden başlayarak Avrupa'ya, Amerika'ya ve oradan pek çok ülkeye yayıldı. Bugün Çin'de, Japonya'da ya da Hindistan'da bir düğünde gelinin hem geleneksel kırmızı bir giysiyi hem de beyaz bir gelinliği aynı gün içinde giymesi yaygın bir görüntüdür. Trafik ışıkları, güvenlik işaretleri ve uluslararası markalar da bazı renk kodlarını küresel olarak ortaklaştırdı; KE-05 bu kodların nasıl yerleştiğini anlattı.

Ama eşitlenme tek yönlü ve tam değildir. Yeni anlamlar eskilerin üstüne eklenir, onları silmez. Aynı kişi bir düğünde beyaz, bir bayramda kırmızı giyebilir ve ikisi de onun için anlamlıdır. Bir tasarımcının ya da iletişimcinin bu yüzden hem küresel kodları hem yerel anlamları birlikte düşünmesi gerekir.

Karşı görüş

Renk anlamlarının büyük ölçüde evrensel olduğunu savunanlar güçlü kanıtlara dayanır. Çok ülkeli çalışmalar yüksek ortak desenler bulur; kırmızının dikkat ve alarm, mavinin sakinlik ile ilişkilendirilmesi pek çok toplumda görülür. Güvenlik ve trafik işaretleri de bu ortaklığı pratiğe dökmüştür. Bu görüşe göre kültürel farklar, ortak bir temel üzerindeki süslemelerdir.

Anlamların kültüre bağlı olduğunu vurgulayanlar ise ortak desenlerin bile ortalama olduğunu, bir ülke içinde bile yaşa, dine, bölgeye ve kişisel deneyime göre büyük farklar bulunduğunu hatırlatır. Beyazın hem gelinlik hem kefen olması, bir rengin aynı toplumda bile tek bir anlamı olmadığını gösterir. Bu görüşe göre "renk X, Y demektir" türünden her cümle, en iyi ihtimalle bir eğilimin kaba özetidir.

İki görüşün ortak noktası şudur: ortak eğilimler vardır, ama tek tek kararlar yerel bağlama göre verilmelidir.

Kalıp yargılardan kaçınmak

Kültürler arası renk tabloları pratikte sık kullanılır: "Çin'de kırmızı şans, beyaz yas demektir" gibi. Bu tablolar bir başlangıç olarak yararlıdır, ama iki tehlike taşır. Birincisi, bir kültürü tek bir renk anlamına indirger; bir ülkenin milyonlarca insanı, farklı kuşakları ve farklı gelenekleri tek bir satıra sığdırılır. İkincisi, anlamları donmuş gibi gösterir; oysa gördüğümüz gibi gelinliğin rengi yüz elli yılda dünyanın büyük kısmında değişti.

Yaygın yanlış"Her kültürün renk anlamları sabit bir tabloda özetlenebilir."
Doğrusu

Bu tablolar bir kültürü tek bir anlama indirger ve anlamların zamanla değiştiğini, aynı toplumda bile yaşa, bölgeye ve inanca göre farklılaştığını gizler.

Daha güvenli yol, bir renk kararını yerel bir bağlamda vermek ve o bağlamı bilen insanlara sormaktır. Bir düğün davetiyesi, bir cenaze ilanı ya da bir bayram ambalajı için renk seçerken, genel bir tablodan çok, o topluluğun kendi alışkanlıklarını bilen birinin bilgisi değerlidir.

Örnek — beyaz gelinlik ve fotoğraf

Beyaz gelinlik, renk anlamının yanında bir de ışık sorunu taşır. Düğün fotoğrafçıları, parlak beyaz bir giysi ile ondan çok daha koyu bir ten aynı karede olduğunda zorlanabilir: kamera beyazın ayrıntısını korumak için pozlamayı azaltırsa koyu ten fazla karanlık kalır, teni aydınlatmak için pozlamayı artırırsa beyaz giysinin dokusu kaybolur. Bu, gelinliğin ya da tenin değil, bir karedeki açıklık farkının sorunudur ve açık tenli bir gelin ile siyah bir takım elbise giymiş bir damatta da görülür.

İyi bir fotoğrafçı bunu ışıkla çözer: yüzü ayrıca aydınlatarak, beyaz yüzeylerin fazla ışık almasını önleyerek ya da fotoğrafı ham biçimde, yani hem en parlak hem en koyu bölgelerin ayrıntısını saklayan bir dosyada çekip sonra dengeleyerek. Pek çok gelin de beyazın yerine fildişi ya da krem tonları seçer; bu seçim bir zorunluluk değil, kişinin zevkine ve fotoğrafın ışığına bırakılmış bir karardır. Hem renk anlamında hem ışıkta, beyaz tek bir şey değildir.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Beyaz her yerde saflığın ve düğünün rengidir."
Doğrusu

Beyaz gelinlik görece yeni ve Avrupa kökenli bir moda olarak yayıldı; dünyanın birçok yerinde beyaz aynı zamanda, hatta daha eskiden beri, yasın rengidir.

Özet

  1. Beyaz, 1840'taki bir kraliyet düğünüyle yaygınlaşan bir moda yoluyla birçok ülkede gelinliğin rengi oldu, ama Çin'in ve Güney Asya'nın bazı geleneklerinde yasın rengidir; kırmızı ise oralarda düğünün ve şansın rengidir.
  2. Çok ülkeli araştırmalar renk–duygu eşleşmelerinde güçlü ortak desenler bulur, ama ülkeye özgü farklar da vardır ve dilce ya da coğrafyaca yakın ülkeler birbirine daha çok benzer.
  3. Küreselleşme bazı anlamları ortaklaştırır ama eskilerini silmez; renk anlamlarını evrensel saymak, kültürleri tek bir tabloya indirmek riskini taşır ve kararlar yerel bağlamda verilmelidir.

Kendini sına

  1. (Kolay) Beyaz gelinliğin yaygınlaşmasına katkıda bulunan kraliyet düğünü hangi yıldadır?
  2. (Kolay) Geleneksel Çin düğünlerinde ve cenazelerinde hangi renkler öne çıkar?
  3. (Orta) Renk anlamlarının evrensel olduğunu söylemek neden riskli?
  4. (Orta) Otuz ülkeli renk–duygu çalışması hem ortak desenler hem yerel farklar hakkında ne buldu?
  5. (Zor) Küreselleşme renk anlamlarını nasıl değiştirir, ve bu değişim neden "eşitlenme" sözcüğüyle tam anlatılamaz?
  6. (Zor) Beyaz bir gelinlik ile koyu bir ten aynı karede olduğunda fotoğrafçı hangi sorunla karşılaşır ve bu sorun neden tenle değil ışıkla ilgilidir?

Cevaplar

  1. 1840; Kraliçe Victoria ile Prens Albert'in düğünü («Aynı beyaz, iki tören»).
  2. Düğünlerde kırmızı, cenazelerde beyaz («Aynı beyaz, iki tören»).
  3. Aynı renk farklı kültürlerde, dönemlerde ve törenlerde başka şeyler anlatır: beyaz bir yerde gelinlik, başka yerde yas rengidir; kırmızı bir yerde tehlike, başka yerde şans ve yükseliştir. Evrensel saymak bu farkları siler ve kültürleri tek bir tabloya indirger («Aynı beyaz, iki tören», «Kalıp yargılardan kaçınmak»).
  4. Renk–duygu eşleşmelerinin ülkeler arasında büyük ölçüde benzer olduğunu, ortalama benzerliğin 0,88 olduğunu; ama eşleşmelerden katılımcının ülkesinin tahmin edilebildiğini ve dilce ya da coğrafyaca yakın ülkelerin birbirine daha çok benzediğini («Evrensel eğilimler var mı?»).
  5. Ticaret, medya ve standartlar yoluyla bazı anlamlar, örneğin beyaz gelinlik ya da trafik renkleri, dünyaya yayılır; ama yeni anlamlar eskilerin üstüne eklenir, onları silmez, bu yüzden aynı kişi hem beyaz hem kırmızı giyebilir («Küreselleşme ve anlamların eşitlenmesi»).
  6. Kamera beyazın ayrıntısını korumak için pozlamayı azaltırsa koyu ten karanlık kalır, teni aydınlatırsa beyazın dokusu kaybolur. Bu, bir karedeki açıklık farkının sorunudur ve siyah bir takım elbiseyle açık bir tende de görülür; yüzü ayrıca aydınlatarak ya da geniş parlaklık aralığıyla çekerek çözülür («Örnek — beyaz gelinlik ve fotoğraf»).

Kaynaklar

  • Jonauskaite, D. ve ark., «Universal patterns in color-emotion associations are further shaped by linguistic and geographic proximity», Psychological Science 31(10): 1245–1260, 2020.
  • Fashion Institute of Technology, «1840 – Queen Victoria's Wedding Dress», Fashion History Timeline.
  • Technology Networks, «Sadness Is Purple in Greece, White in China: How People Associate Colors With Emotions Around the World».

Sonraki adım

PS-02 bu dersin ortak desenlerini yakından inceliyor: ülkeler arası anketlerin gerçekte neyi ölçtüğünü, bir rengin bir duyguyu çağrıştırması ile o duyguyu uyandırması arasındaki farkı ve açıklık ile doygunluğun bu yargılarda tondan daha belirleyici olabilmesini tartışıyor. PZ-10 ise yerel anlamları görmezden gelmenin bedelini pazarlama dünyasından örneklerle ele alıyor: bir ülkede sevilen bir rengin başka bir ülkede nasıl ters tepebildiğini.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:30 Kanca: Aynı beyaz kumaş iki törende; bir yanda gelinlik, öbür yanda yas giysisi olarak.
  • 0:30–2:00 Hikâye: 1840 düğünü özgün illüstrasyonla; beyaz gelinliğin haritada yayılışı oklarla gösterilir.
  • 2:00–6:00 Açıklama: Aynı renkler farklı törenlerde: kırmızı zarf, kırmızı borsa ekranı, kırmızı gelin kuşağı; yeşil ve mor örnekleri.
  • 6:00–7:00 Aha anı: Otuz ülkenin renk–duygu desenleri birbirinin üstüne bindirilir; büyük ölçüde örtüşür, kenarlarda farklar kalır.
  • 7:00–8:30 Gerçek dünya: Beyaz gelinlik ve farklı tenlerden gelin ve damatlar; pozlama iki yöne çekildiğinde ortaya çıkan sorun ve ışıkla çözüm.
  • 8:30–10:00 İki görüş yan yana, ardından kapanış: "Renk X = Y" tablosunun üstü çizilir; PS-02 ve PZ-10 kodları.

Görsel notları

  • Törenler ve kişiler özgün illüstrasyondur; hiçbir kültür karikatürleştirilmez ya da tek bir kıyafete indirgenmez.
  • Dinî ve cenaze törenleri saygılı ve genel bir dille gösterilir; gerçek bir cenaze fotoğrafı kullanılmaz.
  • Kraliyet düğünü tarihî bir tablo ya da fotoğraf yerine özgün bir çizimle anlatılır.