Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İndigo birçok bitkiden elde edilen suda çözünmeyen bir mavidir; bilinen en eski kullanımı Peru'da altı bin yıllık pamuklu kumaşlardadır.
- Kumaş indirgenmiş, sarımsı indigo banyosundan çıkar ve mavi, havadaki oksijenle lif içinde yeniden oluşur; bu yüzden küpten çıkan kumaş hemen mavi değildir.
- Avrupa'da indigo, çivit otunu korumak için "şeytan boyası" adıyla yasaklandı; Baeyer'in çalışmaları onu fabrikada üretilebilir kıldı ve bugün kot pantolonun rengidir.
Kısa cevap
İndigo, birçok bitkinin yapraklarından elde edilen ve dünyanın en eski, en yaygın mavi boyası olan bir maddedir; bilinen en eski kullanımı Peru'da altı bin yıllık pamuklu kumaşlarda bulunmuştur. Suda çözünmediği için kumaşa doğrudan tutunamaz: önce çözünür, sarımsı bir hâle çevrilir, kumaş bu banyodan sarımsı çıkar ve mavi, ancak havadaki oksijenle buluşunca belirir. Avrupa'da yerli boya çivit otunu korumak için yasaklanan indigo, on dokuzuncu yüzyılın sonunda fabrikada üretilmeye başlandı ve bugün kot pantolonun rengidir.
Altı bin yıllık mavi
İndigonun tarihi, uzun süre Eski Dünya'da başlıyor sanıldı. 2016'da yayımlanan bir çalışma bu takvimi değiştirdi. Peru'nun kuzey kıyısındaki Huaca Prieta'da bulunan, yaklaşık altı bin yıllık pamuklu kumaş parçalarında korunmuş mavi bir boyanın analizi, maddenin indigo olduğunu gösterdi. Araştırmacılara göre bu, dünyada bilinen en eski indigo kullanımıdır ve Eski Dünya'daki en eski kayıttan, Mısır'ın Beşinci Hanedanı dönemine ait örneklerden, yaklaşık bin beş yüz yıl öncesine gider. Boya büyük olasılıkla Güney Amerika'ya özgü Indigofera türlerinden elde edilmişti.
Bu tanımda önemli bir nokta var: indigo tek bir bitkinin adı değildir. On sekizinci yüzyılda boyaların tarihini yazan Göttingenli iktisatçı Johann Beckmann da bunu vurgular. Ona göre "indigo" adı altında, bitkilerden fermantasyonla ayrılan ve kurutulunca ufalanan her mavi madde anlaşılmalıdır; tüccarların gerçek indigo dediği şey, birbirinin türü bile sayılamayacak kadar farklı bitkilerden hazırlanır. Asya'da, Afrika'da ve Amerika'da farklı bitkiler aynı maviyi verdi.
Hindistan'dan gelen "balçık"
Avrupa'nın indigoyla ilişkisi uzun süre uzaktan kurulmuş bir ilişkiydi. Birinci yüzyılda Plinius, indicum adını verdiği boyayı Hindistan'ın bir ürünü olarak anlatır; ona göre bu, oradaki kamışların köpüğüne yapışan bir balçıktır. Toz hâlinde siyah görünür, suyla sulandırılınca mor ile mavinin şaşırtıcı bir karışımını verir. Plinius sahtecilerin güvercin dışkısını gerçek indicum ile boyadığını ya da toprağı çivit otuyla renklendirdiğini de yazar. Gerçeğini anlamanın yolu, onu kor üstüne koymaktır: gerçek indicum güzel bir mor alev verir.
İndigonun bir kamış balçığı olmadığını bugün biliyoruz. Plinius'un anlatısı, malın kendisi Roma'ya ulaşırken onun nasıl yapıldığı bilgisinin yolda kaybolduğunu gösterir. Beckmann da ürünün Avrupa'ya doğrudan değil, Basra Körfezi'nden, Arabistan'dan ya da Kızıldeniz üzerinden Mısır'a uzanan uzun yollardan geldiğini, bu yüzden gerçek anavatanı ve yapılış yolu hakkındaki bilginin çok belirsiz kaldığını söyler.
Banyodan sarı çıkan kumaş
İndigonun en şaşırtıcı yanı, kumaşa nasıl geçtiğidir. İndigo suda çözünmez; bir bardak suya atılan indigo tozu dibe çöker ve kumaşa tutunmaz. Boyacıların yüzyıllardır bildiği çözüm, indigoyu kimyasal olarak indirgemek, yani suda çözünür bir biçime çevirmektir. Tarihte bu iş çoğunlukla bakterilerin yürüttüğü bir fermantasyonla yapıldı; yirminci yüzyılda doğrudan kimyasal yöntemler yaygınlaştı.
İndirgenmiş indigonun rengi mavi değildir. Kimya dergisi C&EN'deki bir yazının anlattığı gibi, bu çözünür biçim sarı renklidir; kumaş banyodan çıktıktan sonra havadaki oksijen onu yeniden parlak mavi indigoya dönüştürür. Kartın sorusunun cevabı buradadır: kumaşı boyayan madde, banyodayken henüz mavi değildir. Mavi, lif içinde, havayla temasta yeniden kurulur.
Bu dönüşümün ayrıntılı kimyası MT-03'ün konusudur. Buradan akılda kalması gereken tarih bilgisi şudur: bir boyacı küpün başında gözünü rengin kendisine değil, rengin oluşma sürecine dikmek zorundaydı. Kumaşı banyodan çıkarıp havalandırmak, yeniden daldırmak, yeniden havalandırmak; indigonun koyuluğu bu tekrarla kurulur.
Avrupa'nın mavi savaşı
Avrupa'nın kendi mavisi vardı: çivit otu. Bu bitkiden de indigotin elde edilir, ama Avrupalı boyacılar onu yerli bir tarım ürünü olarak yetiştiriyor, işliyor ve satıyordu. Asya'dan ve sonra Amerika'dan gelen indigo daha yoğun bir maviydi ve yayıldıkça çivit otu üreticilerinin geçimini tehdit etti.
Bu rekabet yasalara yansıdı. Beckmann'ın aktardığına göre Kutsal Roma İmparatorluğu meclisi 1577'de "şeytan boyası" dediği yeni, aldatıcı ve aşındırıcı bir boyayı ağır cezalarla yasakladı. Beckmann'a göre bu yasak aslında indigoyu değil, çivit otunun yerine vitriol ve başka aşındırıcı maddelerle yapılan boyaları hedefliyordu. İndigo bu adın altına sonradan sokuldu: 1650'de Saksonya indigoya karşı ilk yasağı çıkardığında, yasağın dili indigoyu da o aşındırıcı "şeytan boyaları" arasında sayıyormuş gibi kuruldu. 1654'te bir imparatorluk buyruğu indigonun gizlice ülkeye sokulmasının engellenmesini istedi. Nürnberg'de boyacılar her yıl indigo kullanmayacaklarına yemin etmek zorundaydı. Fransa'da da Languedoc eyaletinin ısrarıyla 1598'de indigo yasaklandı.
Bu hikâye, bir rengin "tehlikeli" ilan edilmesinin her zaman rengin kendisiyle ilgili olmadığını gösterir. Beckmann'ın aktardığına göre Nürnbergli boyacılar, indigo onlar için de başkaları kadar gerekli hâle geldiği hâlde yemini etmeyi sürdürüyordu. Fransa'da ise 1669'daki bir düzenleme indigonun çivit otuyla birlikte kullanılmasına izin verdi ve 1737'de boyacılar indigoyu tek başına kullanmakta serbest bırakıldı. Sömürge plantasyonlarında indigo üretiminin ekonomisi ve bedeli EC-02'de ele alınır.
Àdìrẹ: kadınların mavisi
Batı Afrika'da indigo boyacılığının yüzyıllardır sürdüğü bilinir. Bu geleneğin bugün en tanınmış örneklerinden biri, Nijerya'nın güneybatısında Yoruba kadınlarının ürettiği àdìrẹ kumaşıdır. Victoria and Albert Müzesi'nin kaydına göre àdìrẹ'de desen, pamuklu kumaşın katlanması, dikilmesi, bağlanması ya da boyanın tutunmasını engelleyecek bir maddeyle kaplanmasıyla kurulur; bu alanlar boyayı almaz ve kumaşın mavi-beyaz deseni ortaya çıkar. Àdìrẹ ẹlékọ denen türde boyayı engelleyen madde manyok nişastasından bir hamurdur; hamur ya metal bir şablonla ya da elle, fırça veya tüyle sürülür.
Müze kaydındaki küçük bir ayrıntı, küp boyamanın ortak bir iş olduğunu hatırlatır: kumaşın altına akrep biçiminde bir imza konmuştu. İmza, kumaş boya küpünden çıktıktan sonra onu yapan kadının kumaşını tanıyabilmesi içindi.
Fabrika mavisi ve kot pantolon
On dokuzuncu yüzyılın sonunda indigonun hikâyesi bir laboratuvara taşındı. Alman kimyacı Adolf von Baeyer, 1860'lardan başlayarak boyaların kimyası üzerine çalıştı; Nobel Vakfı'nın özetine göre bu çalışmaların en önemli sonucu, mavi indigonun bitkilerden elde edilmek yerine endüstriyel olarak üretilebilmesiydi ve bu, boyayı çok ucuzlattı. Baeyer 1905 Nobel Kimya Ödülü'nü organik boyalar üzerine çalışmalarıyla aldı.
Sentetik indigo, bir zamanlar yasaklarla korunan maviyi sıradan bir tekstil boyasına çevirdi. Bu boyanın bugün en tanınmış yeri kot pantolondur. Kot pantolonun bilinen patentlerinden biri, Nevada'nın Reno kentinden Jacob W. Davis adına 20 Mayıs 1873'te verilen ve cep ağızlarının yırtılmaması için metal perçin kullanılmasını anlatan bir iyileştirmedir; patent metni boyadan söz etmez. Yine de Huaca Prieta çalışmasının yazarlarının hatırlattığı gibi indigo bugün kot pantolonun mavisidir; Blackburn ve arkadaşlarının derlemesi de mavi kotun, indigoyu endüstride önemli bir boya olarak tutmaya devam ettiğini belirtir.
Örnek — àdìrẹ'de zemin ve motif hangi tende öne çıkar?
Àdìrẹ'nin iki rengi vardır: koyu indigo zemin ve nişastanın koruduğu açık motifler. Hesap için indigo zemini RH-02'nin kullandığı 2E3A6B koduyla, boyanmamış pamuğu da EDE8DC koduyla temsil ediyoruz; ikisi de ölçüm değil, ekran yaklaşığıdır. İki renk arasındaki ΔE00 farkı altmış beş civarındadır.
| Ten örneği | Tenle indigo zemin ΔE00 | Tenle açık motif ΔE00 |
|---|---|---|
| F1C7A9 | 63,4 | 14,8 |
| C68863 | 48,7 | 28,4 |
| 8D5524 | 40,4 | 44,8 |
| 4A2C1D | 28,8 | 66,7 |
En açık tende açık motifler tene yaklaşır ve kumaşın koyu zemini yüzü çerçeveler. En koyu tende tersi olur: indigo zemin tene yakın durur, beyaz motifler öne fırlar. Ortadaki iki tende denge iki yöne de kayabilir. Yani aynı kumaşta "zemin" ile "desen" arasındaki ilişki, giyenin tenine göre yer değiştirir.
Bu hesap, àdìrẹ desenlerinin kim için tasarlandığına dair bir iddia değildir. Gösterdiği şey, iki renkli bir kumaşın her tende başka bir görsel ağırlık dağılımı kurduğudur.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Avrupa'da indigoya 'şeytan boyası' denmesinin nedeni boyanın zehirli olmasıydı."
Beckmann'a göre bu ad, 1577'de önce vitriolle yapılan aşındırıcı boyalar için kullanıldı; indigo, çivit otu üreticilerini korumak isteyen sonraki yasaklarla bu adın altına sokuldu.
Özet
- İndigo birçok bitkiden elde edilen suda çözünmeyen bir mavidir; bilinen en eski kullanımı Peru'da altı bin yıllık pamuklu kumaşlardadır.
- Kumaş indirgenmiş, sarımsı indigo banyosundan çıkar ve mavi, havadaki oksijenle lif içinde yeniden oluşur; bu yüzden küpten çıkan kumaş hemen mavi değildir.
- Avrupa'da indigo, çivit otunu korumak için "şeytan boyası" adıyla yasaklandı; Baeyer'in çalışmaları onu fabrikada üretilebilir kıldı ve bugün kot pantolonun rengidir.
Kendini sına
- (Kolay) Bilinen en eski indigo kullanımı nerede ve kaç yıllık kumaşlarda bulundu?
- (Kolay) Plinius'a göre gerçek indicum nasıl ayırt edilirdi?
- (Orta) İndigo boyalı kumaş banyodan çıktığında neden hemen mavi değildir?
- (Orta) Nürnbergli boyacıların yıllık yemini, indigo yasaklarının amacı hakkında ne söyler?
- (Zor) Beckmann'ın "şeytan boyası" açıklaması, popüler "indigo zehirli sayıldığı için yasaklandı" anlatısını nasıl düzeltir?
- (Zor) Àdìrẹ tablosunda en açık ve en koyu ten örneklerinde kumaşın hangi rengi öne çıkar ve neden?
Cevaplar
- Peru'nun kuzey kıyısındaki Huaca Prieta'da, yaklaşık altı bin yıllık pamuklu kumaşlarda («Altı bin yıllık mavi»).
- Kor üstüne konduğunda güzel bir mor alev vermesiyle («Hindistan'dan gelen "balçık"»).
- Çünkü indigo suda çözünmez; kumaşa geçebilmesi için indirgenerek çözünür bir biçime çevrilir ve bu biçim sarı renklidir. Kumaş banyodan sarımsı çıkar, mavi ancak havadaki oksijen indirgenmiş indigoyu yeniden indigoya çevirdiğinde lifin içinde oluşur («Banyodan sarı çıkan kumaş»).
- Yasakların asıl amacının çivit otu ticaretini korumak olduğunu; indigo boyacılar için gerekli hâle geldikten sonra bile yemin sürdüğüne göre kural bir kalite ölçüsünden çok bir çıkar korumasıydı («Avrupa'nın mavi savaşı»).
- 1577'deki yasak vitriol gibi aşındırıcı maddelerle yapılan boyaları hedefliyordu; indigo bu kategoriye 1650'deki Saksonya yasağının diliyle sokuldu. Yani ad, indigonun zararından değil, ona karşı açılan ticari mücadelenin dilinden geldi («Avrupa'nın mavi savaşı»).
- En açık tende indigo zemin öne çıkar, çünkü açık motifler tene yakın kalır; en koyu tende beyaz motifler öne çıkar, çünkü indigo zemin tene yaklaşır. Zemin ile desenin ağırlığı giyenin tenine göre yer değiştirir («Örnek — àdìrẹ'de zemin ve motif hangi tende öne çıkar?»).
Kaynaklar
- Splitstoser, J. C., Dillehay, T. D., Wouters, J. ve Claro, A., «Early pre-Hispanic use of indigo blue in Peru», Science Advances, 2(9), e1501623, 2016.
- Plinius, Naturalis Historia, XXXV. kitap, 27. bölüm; J. Bostock ve H. T. Riley çevirisi (Perseus Digital Library).
- John Beckmann, A History of Inventions, Discoveries, and Origins, çev. William Johnston, 4. basım, Londra, 1846, cilt 2, «Indigo».
- Brianna Barbu, «Chemistry in Pictures: Dyeing to learn chemistry», C&EN, 26 Temmuz 2022.
- Blackburn, R. S., Bechtold, T. ve John, P., «The development of indigo reduction methods and pre-reduced indigo products», Coloration Technology, 125(4), 2009, s. 193–207.
- Victoria and Albert Museum, «Àdìrẹ cloth», O297294.
- NobelPrize.org, «Adolf von Baeyer – Facts»; ABD Patenti 139.121, Jacob W. Davis, 20 Mayıs 1873.
Sonraki adım
Baeyer'in sentetik indigosu, kömür katranından boya üretme çağının geç bir meyvesiydi. TK-08 bu çağın başladığı ana döner: 1856'da bir sıtma ilacı ararken kömür katranından mor bir boya elde eden genç bir kimyacıya ve ardından gelen "leylak çılgınlığına". Orada sorulacak şey, ucuzlayan boyaların bir rengin toplumsal anlamını nasıl değiştirdiğidir. Boyanın lif içinde nasıl tutunduğunu merak edersen MT-03'e bak.