İçeriğe geç

Ders TK-04 · Tarih ve Kültür

Altından pahalı mavi: ultramarin

TarihTarihsel kaynaklara dayanır

Temel · 1.550 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Bu dersin sonunda: ultramarinin kaynağını, yolculuğunu ve sanattaki sembolik kullanımını anlatır.

  • ultramarin
  • lacivert taşı
  • lazurit
  • özüt derecesi
  • Meryem'in pelerini
  • sentetik ultramarin
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ultramarin, Bedahşan'dan gelen lacivert taşının içindeki lazurit taneciklerinin ayıklanmasıyla yapılırdı; Cennini'ye göre en iyi özütün onsu sekiz duka ederken son özütler külden kötüydü.
  2. Mavinin kaynağı, lazurit kafesine hapsolmuş üç kükürt atomlu bir iyondur; bu iyon turuncu ışığı altı yüz nanometre dolayında soğurur.
  3. Fiyat, sözleşmelere ultramarinin cinsini yazdırdı ve pigmenti en saygın figüre, çoğu zaman Meryem'in pelerinine yöneltti; on dokuzuncu yüzyılda fabrikada üretilen ultramarin bu kıtlığı bitirdi.

Kısa cevap

Ultramarin, Afganistan'ın kuzeydoğusundaki dağlardan çıkarılan lacivert taşının öğütülüp mavi taneciklerinin ayıklanmasıyla elde edilen bir pigmentti. Taşın küçük bir bölümü iyi mavi verdiği ve ayıklama günler sürdüğü için en iyi derecesi çok pahalıydı; hamiler bu yüzden sözleşmeye mavinin cinsini ve ons fiyatını yazdırdı. Ressamlar da bu pahalı maviyi resmin en saygın figürüne, çoğu zaman Meryem'in pelerinine ayırdı.

Dağdaki damar

On üçüncü yüzyılın sonunda Asya'yı dolaşan Venedikli tüccar Marco Polo, bugünkü Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Bedahşan bölgesini anlatırken önce yakut ocaklarından söz eder, sonra kısa bir cümleyle başka bir dağa geçer. Henry Yule'un çevirisinde bu cümle, aynı ülkede içinden "azure" çıkan bir dağ bulunduğunu, bunun dünyanın en iyisi olduğunu ve gümüş gibi bir damar hâlinde çıkarıldığını söyler. "Azure", o dönemin Avrupa dillerinde hem mavi rengin hem de mavi veren taşın adıydı.

Buradaki ayrım önemlidir: taş ile pigment aynı şey değildir. Lacivert taşı bir karışımdır; mavi olan yalnız içindeki lazurit mineralidir. Taşı olduğu gibi öğütürseniz, mavi tanecikler beyaz ve gri tozla seyrelir ve sonuç soluk, grimsi bir mavi olur. Ultramarinin pahası büyük ölçüde bu ayıklama işinden gelir.

Cennini'nin hamuru

On beşinci yüzyılın başında Floransalı ressam Cennino Cennini, çıraklar için yazdığı Sanat Kitabı'nda ultramarine ayrı ve uzun bir bölüm ayırır. Bölüm şu övgüyle açılır: ultramarin, bütün renklerden daha soylu, güzel ve kusursuz bir renktir ve iyi nitelikleri onun hakkında söylenebilecek her şeyi aşar.

Cennini'nin tarifi, taşın pigmente dönüşmesinin neden bu kadar pahalı olduğunu adım adım gösterir. Önce en çok mavi içeren taşlar seçilir; içinde küle benzer tozun en az olduğu taş en iyisidir. Taş kapalı bir tunç havanda dövülür, porfir bir taş üstünde susuz öğütülür ve elenir. Sonra bir libre taş tozu için eczacıdan altı ons çam reçinesi, üç ons sakız reçinesi ve üç ons yeni balmumu alınır; bunlar eritilip toz ile yoğrularak bir hamur yapılır. Hamur en az üç gün üç gece bekletilir.

Asıl ayıklama bundan sonra başlar. Ilık bir kül suyu hamurun üstüne dökülür ve iki cilalı sopayla, Cennini'nin benzetmesiyle ekmek yoğurur gibi yoğrulur. Mavi tanecikler reçineden ayrılıp suya geçer, beyaz ve gri tozun çoğu ise hamurda kalır. Su iyice mavileşince bir kaba boşaltılır, hamura taze kül suyu eklenir ve işlem, su artık renk almayana kadar tekrarlanır. Kaplar çekildikleri sırayla dizilir: ilk kaplar en iyi maviyi, sonrakiler giderek zayıflayan maviyi taşır.

Cennini fiyatı da yazar: iyi bir taştan çekilen ilk iki özütün mavisi onsu sekiz duka değerindedir; son iki özüt ise ona göre külden de kötüdür. Aynı taştan, aynı gün, birbirinden çok farklı fiyatta mavi çıkar. Bu yüzden bir hamiye "ultramarin" demek yetmezdi; hangi dereceden söz edildiğini de bilmek gerekiyordu.

Tarifin bir ayrıntısı renk bilimi açısından ayrıca ilginçtir. Cennini, taş ne kadar uzun öğütülürse ultramarinin o kadar inceleştiğini ama renginin o kadar zenginliğini ve derinliğini yitirdiğini, çok ince olanın ise minyatür ressamlarına ve beyaza çalan kumaşlara uygun olduğunu söyler. Bugünkü dille bu, tane boyutu küçüldükçe pigmentin daha çok ışık saçtığı ve daha açık, daha az doygun göründüğü anlamına gelir. Yani aynı pigmentin rengi yalnız kimyasından değil, taneciklerinin büyüklüğünden de gelir.

Cennini zayıf bir taştan çıkan maviyi canlandırmanın yolunu da verir: biraz kırmız lakıyla bir kırmızı ağaç boyası kaynatılıp kurumuş maviye parmakla karıştırılır. Ardından bir öğüt ekler: bu sırrı kendine sakla.

Maviyi yapan üç atom

Lazuritin mavisinin kaynağı yirminci yüzyılda anlaşıldı. Kimyacılar, mineralin kafes benzeri yapısının boşluklarına hapsolmuş, üç kükürt atomundan oluşan eksi yüklü bir iyonun rengi verdiğini gösterdi. Bu iyon, görünür tayfın turuncu bölgesinde, altı yüz nanometre dolayında güçlü bir soğurma yapar. Turuncu ışık tutulunca yüzeyden dönen ışıkta mavi baskın kalır.

Denizin ötesinden

"Ultramarin" adı Orta Çağ Latincesindeki ultramarinus sözcüğünden gelir ve "denizin ötesinden" anlamına gelir. Etimoloji sözlükleri adın, taşın Avrupa'ya Asya'dan getirilmesinden kaynaklandığını belirtir. Taşın dağdan Akdeniz limanlarına hangi duraklardan geçtiği her dönem için ayrıntılı biçimde belgelenmiş değildir. Ama varış noktalarından biri iyi bilinir: Venedik.

Venedik, Doğu Akdeniz ile ticaretin büyük kapılarından biriydi ve kentte zamanla yalnız boya ve pigment satan bir meslek ortaya çıktı. Sanat tarihçisi Louisa Matthew, 2002'de yayımladığı bir makalede bu "renk satıcıları" (vendecolori) mesleğini yeniden kurar. On beşinci yüzyıl Venedik elyazmaları üzerine yapılan güncel malzeme analizleri de o sayfalardaki mavilerde ultramarin bulur. Bir tüccar kentinin hem taşı getirdiği hem de pigmenti sattığı bir zincir böylece görünür olur.

Sözleşmedeki mavi ve Meryem'in pelerini

Pahalı bir pigment, onu kullanacak ressamla onu ödeyecek hami arasında bir güven sorunu yaratır. Ressam, masrafı kendisi karşılıyorsa, ucuz bir maviyle idare etmeye yönelebilir. Floransa'da Ekim 1485'te Domenico Ghirlandaio ile Masum Çocuklar Hastanesi'nin başı arasında yapılan ve bir Müneccimlerin Tapınması sunağını konu alan sözleşme bu sorunu doğrudan çözer: mavi, onsu yaklaşık dört florin değerinde ultramarin olacaktır.

Böyle bir fiyat, mavinin tuvalde nereye gideceğini de belirledi. Bir tablonun her yerini en iyi dereceden ultramarinle boyamak çoğu hami için olanaksızdı; pigment en çok göze çarpması gereken yere, en saygın figüre ayrıldı. Hristiyan resminde bu figür çoğu zaman Meryem'di ve onun pelerini ultramarinin en tanınmış yeri oldu. Londra'daki National Gallery'de bulunan, Sassoferrato'nun 1640–50 yıllarına tarihlenen Dua Eden Meryem tablosunda, müzenin açıklamasına göre parlak ışığın vurduğu kumaşın mavisi ultramarindir ve son derece pahalı bir pigmentti.

Bu seçimi yalnız inançla ya da yalnız fiyatla açıklamak eksik kalır. Fiyat, maviyi az bulunan bir şey yaptı; az bulunan şey de en değerli figüre gitti. Mavinin Meryem'le bağının kendi başına bir tarihi vardır ve bu ders onun bütün nedenlerini çözdüğünü iddia etmez.

Taştan fabrikaya

On dokuzuncu yüzyılın başında Fransa'da konan bir ödül, ultramarini fabrikada üretme yarışını başlattı ve 1828'de Jean-Baptiste Guimet'nin yöntemi ödülü aldı; bu hikâyenin fiyat tarafı KE-07'dedir. Burada önemli olan sonuçtur: kimyacılar lazuritin kükürtlü kafesini dağdaki taşa gerek duymadan, ucuz hammaddelerden fırında kurmayı öğrendi. Sentetik ultramarin, Cennini'nin günlerce yoğurduğu hamura gerek bırakmadı ve ultramarin mavisi, ressamın paletindeki sıradan bir tüpe dönüştü.

Örnek — mavi pelerin hangi tenin yanında ayrışır?

Ultramarinin ekrandaki temsili olarak KE-07'de kullanılan 1F3A93 değerini alalım; bu, ölçülmüş bir pigment değil, koyu bir lacivert örneğidir. CIELAB'da açıklığı yirmi sekiz, ton açısı iki yüz doksan beş derece civarındadır. Tenlerin ton açısı ise elli ile altmış üç derece arasında kalır.

Ten örneğiTon açısı farkıAçıklık farkı (ten eksi mavi)ΔE00 farkı
F1C7A9128,2°55,264,4
C68863121,8°34,252,0
8D5524128,5°13,845,8
4A2C1D117,6°−6,534,8

Açık tenlerde pelerin, tenden çok daha koyu olduğu için ayrışır. En koyu örnekte ten ile mavinin açıklığı birbirine yaklaşır, hatta ten biraz daha koyudur; buna rağmen fark otuz beşe yakındır, çünkü iki renk ton çemberinde birbirinden yüz yirmi dereceye yakın uzaklıktadır. TK-03'teki mor şerit aynı tende ΔE00 bakımından yirmi üç civarında kalmıştı; mavi, tenin sarı-turuncu tonundan daha uzakta durduğu için daha kolay ayrışır.

Bu hesap, ressamların Meryem'i hangi tende düşündüğüne dair bir iddia değildir. Gösterdiği şey, koyu bir mavinin her tende başka bir yolla göze çarptığıdır: bir tende açıklık farkıyla, bir başkasında ton farkıyla.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Ultramarin, lacivert taşının öğütülmüş hâlidir."
Doğrusu

Taşı olduğu gibi öğütmek soluk, grimsi bir toz verir; pigment, taşın içindeki mavi lazurit taneciklerinin reçineli bir hamurdan kül suyuyla ayıklanmasıyla elde edilir ve aynı taştan çok farklı derecelerde mavi çıkar.

Özet

  1. Ultramarin, Bedahşan'dan gelen lacivert taşının içindeki lazurit taneciklerinin ayıklanmasıyla yapılırdı; Cennini'ye göre en iyi özütün onsu sekiz duka ederken son özütler külden kötüydü.
  2. Mavinin kaynağı, lazurit kafesine hapsolmuş üç kükürt atomlu bir iyondur; bu iyon turuncu ışığı altı yüz nanometre dolayında soğurur.
  3. Fiyat, sözleşmelere ultramarinin cinsini yazdırdı ve pigmenti en saygın figüre, çoğu zaman Meryem'in pelerinine yöneltti; on dokuzuncu yüzyılda fabrikada üretilen ultramarin bu kıtlığı bitirdi.

Kendini sına

  1. (Kolay) Marco Polo'ya göre Bedahşan'daki "azure" nasıl çıkarılıyordu?
  2. (Kolay) Ghirlandaio'nun 1485 sözleşmesi mavinin ons fiyatını ne olarak belirler?
  3. (Orta) Ressamlar neden ultramarini yalnızca en önemli figürlere ayırırdı?
  4. (Orta) Cennini'nin kül suyu yönteminde ilk ve son çekilen kaplar arasındaki fark nedir?
  5. (Zor) Cennini'nin "uzun öğütülen ultramarin incelir ama zenginliğini yitirir" gözlemini tane boyutu ve ışık saçılmasıyla açıkla.
  6. (Zor) En koyu ten örneğinde açıklık farkı çok küçük olduğu hâlde mavi pelerin neden TK-03'teki mor şeritten daha kolay ayrışır?

Cevaplar

  1. Gümüş gibi bir damar hâlinde; Marco Polo bunun dünyanın en iyi "azure"ı olduğunu yazar («Dağdaki damar»).
  2. Onsu yaklaşık dört florin değerinde ultramarin («Sözleşmedeki mavi ve Meryem'in pelerini»).
  3. En iyi derecesi çok pahalıydı ve fiyatı hamiyle yapılan sözleşmeye yazılırdı; bir tablonun her yerini onunla boyamak çoğu zaman olanaksızdı. Pahalı ve az bulunan pigment, en çok göze çarpması gereken yere, en saygın figüre, çoğu zaman Meryem'in pelerinine gitti («Sözleşmedeki mavi ve Meryem'in pelerini»).
  4. İlk kaplar en koyu ve en değerli maviyi taşır; sonrakiler giderek zayıflar. İyi bir taştan çekilen ilk iki özüt onsu sekiz duka ederken son ikisi külden kötüdür («Cennini'nin hamuru»).
  5. Tanecikler küçüldükçe yüzeyleri artar ve ışığı daha çok saçarlar; saçılan beyaz ışık rengi açar ve doygunluğu azaltır. Bu yüzden çok ince öğütülen ultramarin daha soluk görünür ve Cennini onu beyaza çalan kumaşlara önerir («Cennini'nin hamuru»).
  6. Mavinin ton açısı tenden yüz yirmi dereceye yakın uzaktadır; mor ise kırmızı eksende tene daha yakındı. Ayrışmayı açıklık değil ton farkı sağladığı için ΔE00 farkı mavide otuz beşe yaklaşırken morda yirmi üç civarında kalır («Örnek — mavi pelerin hangi tenin yanında ayrışır?»).

Kaynaklar

  • Cennino Cennini, A Treatise on Painting, çev. Mary P. Merrifield, Londra, 1844, 62. bölüm, s. 33–36.
  • The Book of Ser Marco Polo the Venetian, çev. Henry Yule, düzenleyen Henri Cordier, 3. basım, Londra, 1903, cilt 1, s. 157–158.
  • SUNY Oneonta, Allen Farber, «Samples of Artists' Contracts» (Ghirlandaio, 1485).
  • Chivers, T. ve Elder, P. J. W., «Ubiquitous trisulfur radical anion», Chemical Society Reviews, 42(14), 2013.
  • Ma, X. ve arkadaşları, «Colorimetry Characteristics and Influencing Factors of Sulfur-Rich Lapis Lazuli», Crystals, 15(12), 1035, 2025.
  • Matthew, L. C., «"Vendecolori a Venezia": The Reconstruction of a Profession», The Burlington Magazine, 144(1196), 2002, s. 680–686.
  • Ricciardi, P. ve arkadaşları, «Use of standard analytical tools to detect small amounts of smalt in the presence of ultramarine as observed in 15th-century Venetian illuminated manuscripts», Heritage Science, 10, 2022.
  • National Gallery, Londra, «Sassoferrato, The Virgin in Prayer», NG200, eser sayfası.

Sonraki adım

Ultramarin bir dağdan geldi ve Avrupalı ressamlar kaynağını en azından bir tüccarın anlatısından biliyordu. TK-05 okyanusun öbür yakasından gelen bir kırmızıya geçer: koşnil. Orada Avrupa, pahalı bir boyayı yıllarca satın aldı ama onun bir bitkiden mi, bir tohumdan mı, bir böcekten mi geldiğinden emin olamadı; sorulacak şey, kaynağı bilinmeyen bir rengin nasıl ticarete girdiğidir. Mavinin daha geniş hikâyesi için RH-02'ye, laboratuvarda doğan yeni pigmentlerin piyasaya yolculuğu için MA-07'ye bak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: dağdaki bir taşın içinde mavi bir damar; taş yakınlaşınca beyaz ve altın sarısı taneler görünür.
  • Marco Polo'nun cümlesi eski bir sayfada belirir; Bedahşan haritada işaretlenir.
  • Cennini'nin tarifi: havan, porfir taşı, reçine hamuru, iki sopa, art arda dolan kaplar; kaplar koyudan soluğa sıralanır.
  • Kapların altında fiyat etiketi: ilk ikisi sekiz duka, son ikisi "külden kötü".
  • Kafes animasyonu: bir boşlukta üç kükürt atomu; turuncu ışık soğurulur, mavi yansır.
  • Venedik limanı ve bir renk satıcısının tezgâhı, sade çizgiyle.
  • Sözleşme metni: "onsu yaklaşık dört florin" satırı vurgulanır.
  • Pelerin karşılaştırması: lacivert kumaş şeridi sırayla dört tenin yanına konur; ton açısı farkı bir çember üstünde gösterilir.
  • Kapanış: mavi pelerin kırmızıya döner ve TK-05'e geçiş.

Görsel notları

  • Sassoferrato tablosunu gösterme; eser adı ve müze adı metin olarak geçer, görüntü sade bir pelerin çizimiyle temsil edilir.
  • 1F3A93 değerini her kullanışta "ekran temsili" notuyla ver.
  • Özüt kaplarının renklerini aynı açıklık adımlarıyla değil, Cennini'nin "ilk kaplar en iyisi" sırasıyla göster; sayısal bir ölçüm varmış gibi etiketleme.
  • Ten örneklerini aynı ışıkta, eşit boyutta ve karışık sırayla yerleştir.