Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Minyatür, ışık-gölge oyunlarıyla derinlik kazandırılmayan küçük boyutlu bir resimdir; bu yüzden renk hacim için değil, figürleri ayırmak, sayfayı düzenlemek ve değerli olanı işaretlemek için kullanılır.
- Tezhip, adını "altınlamak"tan alır; zerenderzer mat ve parlak altını, halkâri sulu altınla gölgelemeyi, zerefşan altın serpmeyi kullanır. En değerli ana renkler arasında Badahşan kökenli lacivert vardır.
- Osmanlı nakkaşhanelerinde işlerin cinsi, ustaların adları ve ücretleri düzenli olarak kaydedildi. Düz renkli bir gelenekte figür ile zemin tonla da ayrışabilir: koyu bir ten, aynı açıklıktaki bir lacivert zeminden bile belirgin biçimde ayrılır.
Kısa cevap
Minyatürde renk, derinlik yerine bir düzen anlatır: Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin tanımıyla minyatür, ışık-gölge oyunlarıyla derinlik duygusu kazandırılmayan küçük boyutlu bir resimdir; bu yüzden renk bir yüzeyi gölgeyle yuvarlatmak için değil, figürleri, eşyaları ve mekânları birbirinden ayırmak, sayfanın bütününü düzenlemek ve değerli olanı işaretlemek için kullanılır. Kitap sanatlarının en değerli renkleri altın ve lacivertti: tezhip, adını "altınlamak" sözcüğünden alır ve ezilmiş varak altını mat ve parlak tonlarda, serpme ve gölgeli tekniklerle kullanır; sarayın nakkaşhanelerinde bu işler, kimin ne yaptığını ve ne kazandığını kaydeden bir örgütlenmeyle üretildi.
Kitabı bezeyen sanatlar
SA-01'den SA-06'ya kadar Batı resminin rengi nasıl kullandığını izledik: ışık ve gölgeyle, gözlemle, noktalarla, ifadeyle, tek bir renk alanıyla. Bu ders başka bir geleneğe bakıyor: Osmanlı sarayında el yazması kitapları süsleyen ve resimleyen sanatlara.
Sözcüğün kökeni kendi başına bir renk tarihidir: "minyatür" önce bir resmin küçüklüğünü değil, bir kırmızının adını taşıyordu.
Altının dili
Tezhibin temel malzemesi altındır ve altın tek bir renk değildir. İslâm Ansiklopedisi'nin "Tezhip" maddesi, altının farklı yüzey ve tonlarda kullanıldığı teknikleri tek tek anlatır.
Aynı madde, zerefşanın nasıl yapıldığını da anlatır: varak altın, kalbur gibi delikli bir kutuya konur ve içinde kuru bir fırça gezdirilerek parçacıklar deliklerden dökülür; altın kırıntılarının farklı büyüklükte olması için deliklerin irili ufaklı açılması, düşen kırıntıların da jelatinli su sürülmüş ıslak zemine yapışması gerekir, yoksa uçup giderler. Fırçayla yapılan türünde ezilmiş altın jelatinli suyla karıştırılıp belirli bir yükseklikten serpilir ve kuruduktan sonra parlatılır.
Bu teknikler, altının bir renkten çok bir ışık gibi kullanıldığını gösterir. Mat altın ile parlatılmış altın aynı malzemedir; ama biri ışığı her yöne dağıtır, öbürü onu yansıma açısına toplar (MA-10). Sayfayı tutan okur, açıyı değiştirdikçe parlak bölümlerin yanıp söndüğünü görür. Zerenderzer, altının bu iki yüzünü aynı desende yan yana koyar.
Laciverdin kaynağı
Altının yanındaki en değerli renk lacivertti. Sözcüğün kendisi, laciverdin kaynağını taşır: ultramarini veren lacivert taşı (TK-04).
"Bedahşî" sıfatı, laciverdin Afganistan'ın kuzeydoğusundaki Badahşan'dan gelen lacivert taşından yapıldığını gösterir; bu taşın Avrupa'da da altından pahalı bir mavi sayıldığını TK-04 anlatır. Altın ve lacivert, böylece iki kıtada da en değerli iki renk olarak yan yana durur.
Nakkaşhane: rengin atölyesi
Bu işler tek tek sanatçıların değil, örgütlü atölyelerin ürünüydü.
Bu örgütlenme, rengin nasıl bir iş bölümüyle üretildiğini de gösterir. Bir sayfada kâtip yazıyı yazar, müzehhip altını ve süslemeyi yapar, musavvir resmi çizer, mücellit cildi hazırlar. Renk, bu zincirin her halkasında ayrı bir ustanın elindedir.
Derinlik yerine düzen
Kartın sorusu şudur: minyatürde renk derinlik yerine neyi anlatır? İslâm Ansiklopedisi'nin Osmanlı minyatürüne dair anlatımı bir ipucu verir. On altıncı yüzyılın ikinci yarısında doğan klasik üslubun en büyük ustası Nakkaş Osman'dır; bu üslupta yüzey bezemeciliği önemini yitirir, sade zeminler tercih edilir ve konular yalın bir anlatımla, belgesel bir gerçekçilikle yansıtılmaya çalışılır. Matrakçı Nasuh ise kaleme aldığı tarihî eserleri figürsüz manzaralar ve topografik şehir görünümleriyle resimler.
Gölge olmadığında renk başka görevler üstlenir. Bir kalabalık sahnede kaftanların ve eşyaların farklı düz renkleri, figürleri birbirinden ayırabilir ve bir düzen kurabilir. Sade bir zemin üzerinde düz renklerle boyanmış figürler, ışığın nereden geldiğini değil, kimin kim olduğunu ve ne yaptığını anlatır. Altın, zeminde ya da bezemede değerli olanı işaretler. Bu, SA-01'deki chiaroscuronun tam tersidir: orada renk değerin kurduğu hacmin içine yerleştirilirdi, burada renk kendi başına bir düzen kurar.
Bu, bir eksiklikten çok bir tercih olarak okunabilir: minyatür, tanımı gereği ışık ve gölgeyle derinlik kurmayı amaçlamaz. Ansiklopedi maddesinin de gösterdiği gibi, İstanbul'un fethinden sonra İtalya'dan davet edilen Gentile Bellini'nin Fatih Sultan Mehmed portresi, aynı dönemde Fatih'in minyatür geleneğinde portrelerini yapan Osmanlı nakkaşları Sinan Bey ile Şiblîzade Ahmed'in üsluplarını etkiledi; yani iki gelenek birbirini tanıyordu.
Örnek — altın ve lacivert zeminde ten
Minyatür maddesi, erken dönem eserlerde, örneğin Kelile ve Dimne'nin ve Harîrî'nin Makamat'ının resimli nüshalarında, dönemin sosyal hayatının yansıtıldığını ve Habeş, Arap, Türk gibi bölgenin kozmopolit nüfusunu belgeleyen figürlere yer verildiğini not eder. Işık ve gölgenin olmadığı bir gelenekte bu figürlerin tenleri düz renklerle, bir zeminin önünde boyanır. Bu, farklı tenlerin nasıl ayrıştığını değiştirir.
Serinin dört ten örneğini, temsilî bir altın zemin ve temsilî bir lacivert zemin önünde karşılaştırdık; bu iki renk ölçülmüş tarihî renkler değil, örneklerdir.
| Ten | Altın zeminden fark | Lacivert zeminden fark |
|---|---|---|
| F1C7A9 | 17,8 | 64,4 |
| C68863 | 16,8 | 52,0 |
| 8D5524 | 28,4 | 45,8 |
| 4A2C1D | 48,2 | 34,8 |
Altın zeminde açık ve orta tenler zeminden en az ayrılır; en koyu ten ise çok belirgin biçimde öne çıkar. Lacivert zeminde tablo tersine döner: açık ten en çok, koyu ten en az ayrılır. Ama en ilginç sonuç şudur: en koyu ten lacivert zeminle neredeyse aynı açıklıktadır, fark yalnız 6,5 birimdir; buna rağmen CIEDE2000 farkı 34,8'dir, çünkü iki renk ton bakımından ton çemberinin neredeyse iki karşı ucundadır.
SA-01'in tenebrizm hesabında gölge tarafındaki en koyu ten zemine karışmış, fark 4,4 birime inmişti; orada ayrım açıklığa dayanıyordu. Düz renkli bir gelenekte ise ayrım tona dayanabilir: koyu bir ten, aynı açıklıktaki bir laciverdin önünde bile belirgin biçimde ayrışır. Hangi zeminin hangi figürü ne kadar öne çıkardığı ölçülebilir; bir nakkaşın hangi düzeni seçtiği ise ölçünün değil, anlatmak istediği hikâyenin sorusudur.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Minyatürde perspektif ve gölge olmaması, ressamların bu teknikleri bilmemesindendir."
Minyatür, ışık ve gölgeyle derinlik kurmayı amaçlamayan bir gelenektir; Osmanlı nakkaşları Batı portre sanatını tanıyordu ve Bellini'nin Fatih portresinden etkilenen üsluplar bunu gösterir.
Yaygın yanlış"Tezhipteki altın tek bir renktir."
Mat ve parlatılmış altın, sarı ve yeşil altın, sulu altınla gölgeleme ve altın serpme gibi tekniklerle altın, farklı yüzey ve tonlarda kullanılır.
Özet
- Minyatür, ışık-gölge oyunlarıyla derinlik kazandırılmayan küçük boyutlu bir resimdir; bu yüzden renk hacim için değil, figürleri ayırmak, sayfayı düzenlemek ve değerli olanı işaretlemek için kullanılır.
- Tezhip, adını "altınlamak"tan alır; zerenderzer mat ve parlak altını, halkâri sulu altınla gölgelemeyi, zerefşan altın serpmeyi kullanır. En değerli ana renkler arasında Badahşan kökenli lacivert vardır.
- Osmanlı nakkaşhanelerinde işlerin cinsi, ustaların adları ve ücretleri düzenli olarak kaydedildi. Düz renkli bir gelenekte figür ile zemin tonla da ayrışabilir: koyu bir ten, aynı açıklıktaki bir lacivert zeminden bile belirgin biçimde ayrılır.
Kendini sına
- (Kolay) "Tezhip" sözcüğü ne anlama gelir ve bu sanatla uğraşana ne denir?
- (Kolay) "Minyatür" sözcüğü nereden gelir?
- (Orta) Minyatürde renk derinlik yerine neyi anlatır?
- (Orta) Zerenderzer ve zerefşan teknikleri nasıl uygulanır?
- (Zor) Osmanlı nakkaşhanelerinin kayıtları neden önemlidir?
- (Zor) Koyu bir ten, lacivert bir zeminle neredeyse aynı açıklıkta olduğu hâlde neden belirgin biçimde ayrışır?
Cevaplar
- "Altınlamak" anlamına gelir; bu sanatla uğraşana müzehhip denir («Kitabı bezeyen sanatlar»).
- Orta Çağ Avrupası'nda el yazmalarının ilk harfinin çevresine kızıl-turuncu minium, yani sülüğen ile yapılan süslemenin adından gelir ve "sülüğenle boyanmış" anlamını taşır («Kitabı bezeyen sanatlar»).
- Işık ve gölgeyle hacim kurulmadığı için renk; figürleri birbirinden ayırır, kimin kim olduğunu ve ne yaptığını anlatır, sayfanın düzenini kurar ve altınla değerli olanı işaretler («Derinlik yerine düzen»).
- Zerenderzerde desen zemininde mat, sap ve yapraklarda parlatılmış altın kullanılır; zerefşanda varak altın delikli bir kutudan ya da fırçadan, jelatinli su sürülmüş ıslak zemine serpilir ve kuruduktan sonra parlatılır («Altının dili»).
- İşlerin cinsini, ustaların adlarını ve ücretlerini düzenli olarak gösterdikleri için, saraya bağlı atölyelerin örgütlenmesi ve çalışması hakkında öbür İslam ülkelerinde görülmeyecek zenginlikte bir belge birikimi oluşturur («Nakkaşhane: rengin atölyesi»).
- İki renk arasındaki açıklık farkı küçük olsa da tonları ton çemberinin neredeyse iki karşı ucundadır; bu yüzden CIEDE2000 farkı 34,8 birimdir. Düz renkli bir gelenekte ayrım açıklığa değil tona dayanabilir («Örnek — altın ve lacivert zeminde ten»).
Kaynaklar
- Mahir, F. B., «Minyatür», TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2020.
- Birol, İ. A., Duran, G. ve Derman, F. Ç., «Tezhip», TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi.
- Tanındı, Z., «Nakkaşhâne», TDV İslâm Ansiklopedisi, TDV İslâm Araştırmaları Merkezi, 2006.
Sonraki adım
SA-08, gelenekleri incelemekten kendi paletini kurmaya geçiyor: bir referanstan renk çıkarmayı, sıcak ve soğuk çiftleri, sınırlı sayıda tonla başlamayı ve çamur renklerden kaçınmayı adım adım anlatıyor ve paleti çok geniş tutmanın neden çoğu zaman sorun yarattığını soruyor. TK-10 ise aynı saray çevresinin başka bir sanatına bakıyor: İznik çinisinde mavi-beyaz dönemden turkuaz, yeşil ve kabarık kırmızıya geçişi, bu renklerin teknik zorluğunu ve kırmızının neden bu kadar önemli olduğunu ele alıyor.