Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Fovizm, 1905 yazında Collioure'da Matisse ve Derain'in rengi betimleme işlevinden kurtaran denemeleriyle doğdu; eleştirmen Vauxcelles onlara Sonbahar Salonu'ndaki sergiden sonra "vahşi hayvanlar" dedi.
- Matisse'in Madame Matisse. Yeşil Çizgi portresi, rengin gerçekçilikle en sıkı bağlı olduğu yerde, bir insan yüzünde, betimlemeden koptuğunu gösterdiği için devrimciydi; yüz, rengin değil resmin yapısı aracılığıyla tanınır.
- Kandinsky renklere ruhsal anlamlar yükleyen bir kuram kurdu ve Marc ile Mavi Atlı Almanağı'nı yayımladı; bu anlamlar sanatçının görüşleridir, ölçülmüş olgular değil.
Kısa cevap
Yeşil bir yüz resmetmek devrimciydi, çünkü Rönesans'tan beri resmin temel sözleşmesi, rengin nesnenin gerçekte nasıl göründüğünü betimlemesiydi: bir yüz ten rengiyle, gölgesi koyulaşan bir tenle boyanırdı. Matisse 1905'te karısının yüzünü alnından çenesine uzanan yeşil bir çizgiyle ikiye böldüğünde, rengin görevini betimlemekten ifadeye ve resmin kendi düzenine taşıdı; yüz hâlâ tanınır, ama tanınmasını sağlayan artık gerçekçi renk değil, resmin yapısıdır. Birkaç yıl sonra Münih'te Kandinsky aynı yolu kuramlaştırdı ve renklere ruhsal anlamlar yükledi; bu anlamlar onun kendi görüşleriydi, ölçülmüş olgular değil.
Betimlemeden ifadeye
SA-01'den SA-04'e kadar ressamlar ışığı, gölgeyi ve rengi gördükleri gibi boyamanın yollarını aradılar: Leonardo'nun sırları, Empresyonistlerin mor gölgeleri, Seurat'ın noktaları. Hepsinde rengin görevi, gözün gördüğüne sadık kalmaktı. Yirminci yüzyılın başında bir grup ressam bu görevi bıraktı.
Vahşi hayvanlar
Bu kopuşun ilk büyük örneği Fransa'da, 1905 yazında geldi.
Aynı deneme, Fovların kesin bir programı olmayan gevşek bir grup olduğunu ve çoğu için Fovizmin bir geçiş, bir öğrenme evresi olduğunu da not eder; 1908'e gelindiğinde bu ressamların çoğu Kübizmin mantığına yönelmişti. Akım kısa sürdü, ama rengin betimleme görevinden kurtulması geri alınmadı.
Tüp boya, SA-03'e göre ressamı açık havaya çıkarmıştı. Fovlarda tüp yeni bir anlam kazanır: renk artık doğadaki bir rengin kaydı değil, tüpten çıktığı hâliyle, en yüksek doygunluğunda bir araçtır.
Yeşil çizgi
Kartın sorusu şudur: yeşil bir yüz resmetmek neden devrimci bir hareketti? Sorunun odağındaki tablo, Kopenhag'daki Danimarka Ulusal Sanat Galerisi'ndedir.
Galerinin öbür etiketlerinden biri kartın sorusunu doğrudan sorar: Madame Matisse gerçekten böyle mi görünüyordu, yüzünü kesen yeşil bir çizgiyle? Cevap, "hem evet hem hayır"dır. Etikete göre modernizmle birlikte sanatçılar, Rönesans'tan beri görünür olanı düzenleyen ortak kodu, yani güçlü bir gerçeklik etkisi ideali olan yanılsamacılığı reddetmeye başladı. Madame Matisse'i yine de tanıyabiliriz, ama bu tanıma gerçekçiliğin araçlarıyla değil, başka yollarla sağlanır: ressam, modeli temel yapısına indirger ve sonunda anlamlı kabul ettiğimiz yeşil bir şeritle bir ikona dönüştürür.
Devrim buradadır. Yüz rengi, bir resmin gerçekçilikle en sıkı bağlı olduğu yerdi: bir manzaranın gökyüzü abartılabilir, ama bir insan yüzünün rengi, izleyicinin en iyi bildiği ve en kolay "yanlış" dediği renktir. Yüze yeşil koymak, rengin gerçekçilikten tamamen kopabileceğini en görünür yerde ilan etmekti.
Galerinin üçüncü etiketi başka bir okumayı hatırlatır: feminist bir bakışla, Matisse'in renk kullanımının bireyi bir süse, bir dekorasyona indirgediği ve bireye duyulan ilginin estetik yoluyla erkek ustalığı lehine pazarlık konusu yapıldığı söylenebilir. Aynı tablo hem rengin özgürleşmesinin hem de modelin bir renk düzenine dönüştürülmesinin örneğidir.
Kandinsky: rengin ruhu
Matisse'in rengi resmin kendi düzeni için özgürleştirdiği yerde, Münih'te çalışan Vasiliy Kandinsky onu bir ruhsal dil olarak kurmaya çalıştı. Sanatta Ruhsal Olan Üzerine adlı kitabı, bu çabanın kuramsal metnidir.
Kandinsky'nin bu cümleleri, rengin ne kadar güçlü bir ifade aracı olarak görüldüğünü gösterir. Ama bunlar kişisel bir sanatçının görüşleridir, ölçülmüş olgular değildir. Kandinsky sarıyı insan doğasında "çılgınlıkla" eşleştirir; ama bu eşleştirmeyi bir deneye ya da ölçüme dayandırmaz. Renklerin insanların duygularını gerçekten nasıl etkilediği sorusunu, bugünkü kanıtlarla PS-02 inceler.
Mavi Atlı
Kandinsky'nin kuramı bir grubun etrafında şekillendi.
Almanağın içeriği, grubun rengi nasıl gördüğünü de gösterir: çocuk çizimleri ve halk sanatı, gerçekçi betimlemenin kurallarına bağlı olmayan renk kullanımlarının örnekleri olarak, büyük ustaların eserleriyle yan yana konmuştu. Kandinsky'nin bir sahne eserine "Sarı Ses" adını vermesi de rengin, sesle ve hareketle birlikte düşünülen bir ifade aracına dönüştüğünü gösterir.
Örnek — yeşil çizgi ve farklı tenler
Yeşil çizginin bir yüzde neden bu kadar çarpıcı olduğunu serinin ten örnekleriyle sınayabiliriz. Temsilî bir yeşil olarak ton açısı yaklaşık 130 derece olan, açıklığı 59 olan orta bir yeşil seçtik; bu, tablonun ölçülmüş rengi değil, bir örnektir.
Serinin ten renkleri, açıktan koyuya, ton çemberinde yalnız 11 derecelik dar bir kuşağa sığar: en düşüğü 52, en yükseği 63 derece. Seçtiğimiz yeşil bu kuşaktan 66 ile 77 derece uzaktadır. Hangi ten olursa olsun, yeşil bir çizgi tenin ton kuşağının çok dışında kalır; bu yüzden her tende "ten dışı" bir renk olarak okunur. CIEDE2000 farkları da hepsinde büyüktür: 34 ile 46 birim arası.
Ama bu farkın içeriği tenden tene değişir. En açık örnek F1C7A9'un yanında yeşil 24 birim daha koyudur; çizgi bir gölge gibi de okunabilir. 4A2C1D gibi koyu bir tende yeşil, tenden 38 birim daha açıktır; çizgi bir ışık gibi öne çıkar. C68863'te ise ikisinin açıklığı neredeyse eşittir, fark yalnız 3 birimdir. Albers'ın gözlemine göre açıklıkları eşit iki renk arasındaki sınır titreşir (DT-08); bu tende yeşil çizgi, ne gölge ne ışık olarak okunur, yalnız bir renk olarak kalır. Aynı cüretkâr renk, farklı tenlerde farklı biçimde "devrimci" görünür; hangisinin daha güzel olduğu bir tercih meselesidir.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Fovlar rengi rastgele kullandı."
Fovlar rengi gözlemden bağımsız kullandı, ama rastgele değil: renk, resmin kendi düzenini ve ifadesini kurmak için seçildi; Yeşil Çizgi'nin gücü de galerinin belirttiği gibi yalın geometrik yapısından ve renklerin birleştirilme biçiminden gelir.
Yaygın yanlış"Kandinsky'nin renk anlamları bilimsel olarak kanıtlanmış evrensel kurallardır."
Kandinsky'nin sarıya, maviye ve yeşile yüklediği anlamlar onun sanat kuramının parçasıdır; ölçülmüş olgular değildir.
Özet
- Fovizm, 1905 yazında Collioure'da Matisse ve Derain'in rengi betimleme işlevinden kurtaran denemeleriyle doğdu; eleştirmen Vauxcelles onlara Sonbahar Salonu'ndaki sergiden sonra "vahşi hayvanlar" dedi.
- Matisse'in Madame Matisse. Yeşil Çizgi portresi, rengin gerçekçilikle en sıkı bağlı olduğu yerde, bir insan yüzünde, betimlemeden koptuğunu gösterdiği için devrimciydi; yüz, rengin değil resmin yapısı aracılığıyla tanınır.
- Kandinsky renklere ruhsal anlamlar yükleyen bir kuram kurdu ve Marc ile Mavi Atlı Almanağı'nı yayımladı; bu anlamlar sanatçının görüşleridir, ölçülmüş olgular değil.
Kendini sına
- (Kolay) "Fovizm" adı nereden gelir?
- (Kolay) Mavi Atlı Almanağı'nın editörleri kimlerdi?
- (Orta) Yeşil bir yüz resmetmek neden devrimci bir hareketti?
- (Orta) Betimleyici renk ile ifade edici renk arasındaki fark nedir?
- (Zor) Kandinsky'nin renk anlamları nasıl okunmalıdır?
- (Zor) Aynı yeşil çizgi neden farklı tenlerde farklı biçimde okunur?
Cevaplar
- Eleştirmen Louis Vauxcelles'in 1905 Sonbahar Salonu'ndaki resimler için Gil Blas'ta kullandığı "vahşi hayvanlar" anlamındaki fauves sözcüğünden («Vahşi hayvanlar»).
- Franz Marc ve Wassily Kandinsky («Mavi Atlı»).
- Rönesans'tan beri rengin görevi nesnenin gerçek görünüşünü betimlemekti ve insan yüzü, izleyicinin en iyi bildiği ve en kolay "yanlış" dediği renkti. Matisse yüze yeşil bir çizgi koyarak rengin gerçekçilikten tamamen kopabileceğini en görünür yerde gösterdi; yüz yine tanınıyordu, ama tanınmayı gerçekçi renk değil resmin yapısı sağlıyordu («Yeşil çizgi»).
- Betimleyici renk nesnenin gözlemlenen rengini yansıtır; ifade edici renk ise gözlemden bağımsız olarak duyguyu, resmin düzenini ya da istenen etkiyi taşımak için seçilir («Betimlemeden ifadeye»).
- Bir sanatçının kuramı ve kişisel görüşleri olarak; sarıyı dünyevi, maviyi göksel, yeşili dingin ve "burjuva" sayan eşleştirmeler ölçülmüş olgular değildir («Kandinsky: rengin ruhu»).
- Yeşil bütün tenlerin dar ton kuşağının çok dışındadır, ama açıklık farkı tenden tene değişir: açık tende yeşil daha koyudur ve gölge gibi, koyu tende daha açıktır ve ışık gibi okunur; orta tonda açıklıklar eşitlenir ve sınır titreşir («Örnek — yeşil çizgi ve farklı tenler»).
Kaynaklar
- Dabrowski, M., «Fauvism», Heilbrunn Timeline of Art History, The Metropolitan Museum of Art, Ekim 2004.
- Statens Museum for Kunst, «Portrait of Madame Matisse. The Green Line», KMSr171, koleksiyon kaydı ve etiketleri (D. Aagesen; H. Kolind Poulsen; H. Holm ve L. Wolthers).
- Kandinsky, W., Concerning the Spiritual in Art, çev. M. Sadleir; Project Gutenberg.
- Leicester Museums, «The Blue Rider Almanac 1st Edition», germanexpressionismleicester.org.
Sonraki adım
SA-06, rengi betimlemeden kurtaran bu yolun en uç noktasına gidiyor: Rothko'nun ve Newman'ın renk alanı resimlerini, Klein'ın mavisini, rengin boyutla ilişkisini ve izleyici deneyimini ele alıyor ve bir rengin tek başına sanat eseri olup olamayacağını soruyor. PS-02 ise Kandinsky'nin iddialarının bugünkü karşılığına bakıyor: renklerin duygularımızı gerçekten etkileyip etkilemediğini ve bu konudaki araştırmaların ne kadarının sağlam olduğunu tartışıyor.