İçeriğe geç

Bölüm RH-07 · Bir Rengin Hikâyesi

Turuncu: Adını bir meyveden alan renk neden yüzyıllarca "kırmızı-sarı" diye anıldı?

TarihTarihsel kaynaklara dayanır

Keşif · 1.315 kelime · yaklaşık 6 dakika okuma · seslendirme 9 dk

Bu dersin sonunda: izleyici rengi dört perdeden tanır ve en az bir alana geçiş yapar.

  • ton açısı
  • birleşik renk adı
  • nesneden türeme renk adı
  • astar boya
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Turuncu, CIELAB'da kırmızı ile sarının arasında, yaklaşık 60°'lik bir ton açısında durur; bütün ten örnekleri bu bölgededir ve kahverengi, aynı açıda duran koyu bir turuncudur.
  2. İngilizcede "orange" önce meyvenin adıydı ve renk adı olarak 1510'larda kullanılmaya başlandı; öncesinde renk "sarı-kırmızı" ya da safran, limon gibi nesnelerle anılıyordu. Türkçedeki "turuncu" da acı portakalın Farsça adı "turunç"tan gelir.
  3. Golden Gate Köprüsü'nün turuncusu bir astar boyadan doğdu; "International Orange" adı ise Morrow'un 1935 raporunda geçmez, ilk kez 1937'de kullanıldı.

Kısa cevap

Turuncu, kırmızı ile sarının arasında duran bir renktir ve birçok dilde uzun süre kendi adı olmadan, ya iki komşusunun birleşimiyle ya da onu taşıyan bir nesnenin adıyla anıldı. Eski İngilizcede bu renge "sarı-kırmızı" anlamında bir sözcükle işaret edilirdi; renk olarak "orange" sözcüğü ancak 1510'larda, meyve Avrupa'ya ulaştıktan sonra kullanılmaya başlandı; Türkçedeki "turuncu" da acı portakalın Farsçadan gelen adı olan "turunç"tan türedi. Rengin adı, rengin kendisinden çok sonra, onu herkesin tanıdığı bir nesnede görmeye başladığımızda doğdu.

Bilim — turuncu nerede durur?

Turuncuyu görmek için kırmızı ile sarı arasındaki ışıklara bakmak yeterlidir; ama bir rengin nerede durduğunu sayıyla anlatmak için renk ölçümünün dilini kullanırız. CIELAB uzayında her rengin bir ton açısı vardır: kırmızı, turuncu ve sarı bu açının farklı değerlerinde sıralanır.

Bu sayılar turuncu hakkında şaşırtıcı bir şey söyler: insan teni, açık da olsa koyu da olsa, turuncunun bölgesinde durur. Serinin dört ten örneğinin ton açıları en açığı F1C7A9 için 62,7°, C68863 için 56,4°, 8D5524 için 63,1°, en koyusu 4A2C1D için 52,1°'dir. Hepsi saf turuncunun 60°'lik açısına çok yakındır; birbirlerinden ayrıldıkları asıl eksen açıklıktır. RH-04'te bu ortaklığı ırk sınıflandırmalarının "sarı" etiketine karşı kullandık; burada söylenecek olan, tenin kroması düşük, yani soluk bir turuncu olduğudur.

Aynı açıda ama çok daha koyu bir renk olan 7B3F00'ın ton açısı da yaklaşık 63°'dir; bu renge günlük dilde turuncu değil kahverengi deriz. Kahverengi, fiziksel olarak koyu bir turuncudur; ama gözümüz ve dilimiz onu ayrı bir renk olarak ele alır. FS-05'te sinemanın tenleri turuncuya, gölgeleri camgöbeğine iten renk düzenini gördük; o düzenin mantığı da tenin bu turuncu bölgede durmasına dayanır.

Tarih — adı nereden geldi?

Bir rengi görmek ile ona bir ad vermek aynı şey değildir. Turuncunun ışığı her zaman oradaydı: günbatımında, alevde, sonbahar yapraklarında. Ama birçok dil bu renge, kırmızı ya da sarı gibi kendine özgü bir sözcük ayırmadı.

İngilizcede meyvenin adı rengin adından önce geldi. Online Etymology Dictionary'ye göre "orange" meyve adı olarak 14. yüzyılın sonlarından beri İngilizcededir ve uzun bir yolculuğun sonucudur: Eski Fransızcadan, Orta Çağ Latincesinden ve İtalyancadan geriye, Arapça "naranj"a, Farsça "narang"a ve kökeni belirsiz bir Sanskritçe sözcüğe uzanır. Aynı kaynağa göre sözcük İngilizcede renk adı olarak ancak 1510'larda kullanılmaya başlandı; bundan önce modern turuncuya benzeyen renkler Orta İngilizcede "citrine", yani limon rengi, ya da "saffron", yani safran olarak anılabiliyordu.

Türkçede de ad bir meyveden gelir. Türk Dil Kurumu'nun sözlüğüne göre "turuncu", Farsça "turunc" sözcüğüne Arapça "-ī" ekinin eklenmesiyle oluşmuştur ve "sarı ve kırmızının karışımından ortaya çıkan renk, turunç meyvesinin rengi" demektir. Turunç ise acımtırak meyvesi olan bir turunçgildir. Tatlı meyvenin adı ise başka bir yoldan gelir: "portakal", sözlüğe göre Portekiz yer adından türemiştir. Online Etymology Dictionary ayrıca, Avrupa'ya ilk ulaşan acı portakalın yerini 15. yüzyılda Portekizli tüccarların getirdiği tatlı türün aldığını ve Yunancada acı ile tatlı türün hâlâ "nerantzi" ile "portokali" diye ayrıldığını yazar. RH-01'de andığımız Berlin ve Kay'in önerisine göre turuncu, dillerin temel renk terimi olarak görece geç ayırdığı renkler arasında sayılır; bu sıralama tartışmalıdır, ama turuncunun birçok dilde bir nesnenin adıyla anılması bu gözlemle uyumludur. Renk adları nereden gelir sorusu TK-13'ün konusudur; turuncu, o sorunun en açık örneklerinden biridir.

Kültür — adı sonradan konan turuncu

Bir rengin adı bazen rengin kendisinden bile sonra gelir. San Francisco'daki Golden Gate Köprüsü'nün rengi bunun iyi bir örneğidir.

Jasper'ın aktardığına göre Morrow'un dikkatini çeken, çelik kirişleri korozyondan korumak için sürülen kurşunlu astarın sıcak tonuydu. Morrow raporunda hem pratik hem estetik gerekçeler sundu: kırmızımsı bir turuncu, demir işçiliğinin ince hatlarını ortaya çıkaracak, körfezin denizi ve sisiyle karşıtlık kuracaktı; rengin ışıklı olduğunu, hava değiştikçe güzelce değiştiğini ve köprünün ölçeğini büyüttüğünü savundu.

Rengin bugün bilinen adı, "International Orange", bu hikâyeye sonradan eklendi. Cabinet dergisinde Adam Jasper'ın 2013 yazısına göre bu ifade Morrow'un 1935 raporunda bir kez bile geçmez; köprünün rengini anlatmak için ilk kez köprünün açıldığı yıl olan 1937'de kullanılır. Jasper, bugün köprünün rötuşları için özel olarak karılan boyanın, havacılık ve mühendislikte kullanılan "international orange"dan biraz daha koyu ve topraksı bir renk olduğunu da yazar. Köprünün turuncusu, önce bir koruma katıydı, sonra bir mimarın tercihi oldu, en son bir ad aldı.

Bugün — turuncu nerede ve kimin için?

Bugün turuncu en çok, gözden kaçmaması gereken şeylerde karşımıza çıkar: yol çalışmalarındaki dubalar, işçilerin yelekleri, can yelekleri ve kurtarma araçları. Güvenlik renklerinin bu dili ve turuncunun onun içindeki yeri EN-07'de anlatılıyor. Turuncunun bu işe yaramasının bir nedeni, çevremizdeki doğal ortamda, gökyüzünün mavisinde, denizin ve bitki örtüsünün tonlarında az bulunmasıdır; Morrow'un köprüsü için ileri sürdüğü, rengin deniz ve sisle karşıtlık kuracağı gerekçesi de aynı mantığa dayanır.

Turuncunun ten bölgesinde durması, bu dersin Bilim perdesindeki gözlemi bugüne taşır. Bir fotoğrafta ya da bir ekranda tenlerin turuncuya kaymasını fark ettiğimizde, gördüğümüz şey çoğu zaman tenin gerçek tonundan uzaklaşma değil, zaten turuncu bölgede duran bir rengin doygunluğunun artırılmasıdır. Aynı ayarın açık bir tende "sıcak", koyu bir tende ise ten ile kahverengi arasındaki çizgiyi bulandıran bir etkisi olabilir; çünkü koyu bir turuncu, gözümüzün kahverengi dediği bölgeye kolayca kayar.

Ad sorunu bitmiş de değildir. Bir giyim kataloğunda ya da bir boya kartelasında turuncunun çevresindeki tonlar bugün de çoğunlukla nesnelerin adını taşır: mercan, kiremit, somon, kayısı, tarçın. Bu adlar bir rengi hızla çağrıştırır, ama kesin bir ölçüm değildir; iki ayrı üreticinin "kiremit" dediği renk birbirinden belirgin biçimde farklı olabilir. HS-07'de bu tür adların bir satış verisinde nasıl karışıklık yarattığını gördük.

Turuncunun hikâyesi, bir rengin ancak ona bir ad verdiğimizde kolay konuşulur hâle geldiğini gösterir. Renk yüzyıllarca oradaydı; ama "sarı-kırmızı", "safran" ya da "limon rengi" gibi başka sözcüklerin gölgesinde anlatıldı. Meyve ticaret yollarıyla geldiğinde renk de bir ad kazandı; köprünün rengi ise önce seçildi, sonra adlandırıldı.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Turuncu, portakal meyvesi Avrupa'ya gelmeden önce görülmeyen ya da fark edilmeyen bir renkti."
Doğrusu

Renk her zaman görülüyordu; eksik olan, ona ayrılmış bir sözcüktü. Eski İngilizcede "sarı-kırmızı" anlamında bir birleşik sözcük, Orta İngilizcede "citrine" ya da "saffron" gibi nesne adları kullanılıyordu.

Özet

  1. Turuncu, CIELAB'da kırmızı ile sarının arasında, yaklaşık 60°'lik bir ton açısında durur; bütün ten örnekleri bu bölgededir ve kahverengi, aynı açıda duran koyu bir turuncudur.
  2. İngilizcede "orange" önce meyvenin adıydı ve renk adı olarak 1510'larda kullanılmaya başlandı; öncesinde renk "sarı-kırmızı" ya da safran, limon gibi nesnelerle anılıyordu. Türkçedeki "turuncu" da acı portakalın Farsça adı "turunç"tan gelir.
  3. Golden Gate Köprüsü'nün turuncusu bir astar boyadan doğdu; "International Orange" adı ise Morrow'un 1935 raporunda geçmez, ilk kez 1937'de kullanıldı.

Kendini sına

  1. (Kolay) Türkçedeki "turuncu" sözcüğü hangi meyvenin adından türemiştir?
  2. (Kolay) Golden Gate Köprüsü'nün rengi hangi boya katından esinlendi?
  3. (Orta) Bu rengi bugün çevrende ilk nerede fark edeceksin ve artık neyi farklı göreceksin?
  4. (Orta) İngilizcede "orange" renk adı olarak kullanılmadan önce bu renk nasıl anılıyordu?
  5. (Zor) Dört ten örneğinin ton açıları turuncu hakkında ne söyler?
  6. (Zor) "International Orange" adının hikâyesinden, bir rengin adının ne zaman ortaya çıktığına dair ne öğreniyoruz?

Cevaplar

  1. Acı portakal türü olan turunçtan; Türk Dil Kurumu'na göre sözcük Farsça "turunc" ile Arapça "-ī" ekinden oluşur («Tarih — adı nereden geldi?»).
  2. Çeliği korumak için sürülen kırmızımsı turuncu astar boyadan («Kültür — adı sonradan konan turuncu»).
  3. Okurdan okura değişen bir soru bu; dersin bakışıyla bir cevap şöyle kurulabilir: bir yol çalışmasındaki dubada ya da bir işçinin yeleğinde turuncuyu fark ettiğinde, onun doğal çevrede az bulunduğu için seçildiğini; bir fotoğrafta tenlerin turuncuya kaydığını gördüğünde ise tenin zaten turuncu bölgede durduğunu ve yapılan şeyin doygunluğu artırmak olduğunu ayırt edebilirsin («Bugün — turuncu nerede ve kimin için?»).
  4. Eski İngilizcede "sarı-kırmızı" anlamındaki "geolo-reád" gibi birleşik bir sözcükle, Orta İngilizcede ise "citrine" ya da "saffron" gibi nesne adlarıyla anılabiliyordu («Tarih — adı nereden geldi?»).
  5. En açıktan en koyuya dört ten, 52° ile 63° arasındaki dar bir açı aralığında toplanır ve saf turuncunun 60°'lik açısına çok yakındır; ten, açıklığı farklı, kroması düşük bir turuncudur ve tenler birbirinden asıl olarak açıklıkta ayrılır («Bilim — turuncu nerede durur?»).
  6. Rengin adı rengin kendisinden sonra gelebilir: köprünün rengi 1935'te bir raporda savunuldu, ama "International Orange" adı ilk kez 1937'de kullanıldı ve bugünkü köprü boyası, aynı adı taşıyan mühendislik renginden biraz farklıdır («Kültür — adı sonradan konan turuncu»).

Kaynaklar

  • CIE, «Colorimetry», CIE 15:2018, 4. baskı.
  • Bosworth, J. ve Toller, T. N., «An Anglo-Saxon Dictionary», çevrim içi sürüm, «geolo-reád».
  • Online Etymology Dictionary, «orange».
  • Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük, «turuncu», «turunç», «portakal».
  • Stamberg, S., «The Golden Gate Bridge's Accidental Color», NPR, 26 Nisan 2011.
  • Jasper, A., «Colors / International Orange: Painting the civilian future», Cabinet, sayı 50, 2013.

Sonraki adım

RH-08 turuncunun koyu kardeşine bakıyor: kahverengine. Bu derste kahverengini aynı ton açısında duran koyu bir turuncu olarak gördük; RH-08, anketlerde en az sevilen renkler arasında sayılan kahverenginin neden aynı zamanda en çok kullanılan renklerden biri olduğunu tartışıyor. Renk adlarının nereden geldiğini ayrıntılı görmek için TK-13'e geç.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:30 Kanca: Ekran turuncuyla açılır; bir portakal, bir işçi yeleği ve bir köprü silueti.
  • 0:30–3:00 Bilim perdesi: Kırmızıdan sarıya bir şerit; ton açısı göstergesi 40°'den 103°'e döner, 60°'de durur. Dört ten yaması aynı göstergede 52°–63° arasına yerleşir; aynı açıda koyulaşan turuncu kahverengiye dönüşür. Ekranda FS-05 kodu.
  • 3:00–5:30 Tarih perdesi: Bir harita üzerinde sözcüğün yolculuğu: Sanskritçe, Farsça, Arapça, İtalyanca, Fransızca, İngilizce; yanında Farsça "turunc"tan Türkçe "turuncu"ya ve Portekiz'den "portakal"a iki ayrı ok. Eski İngilizce "geolo-reád" sözcüğü sarı ve kırmızıya ayrılıp birleşir. Ekranda TK-13 kodu.
  • 5:30–8:30 Kültür perdesi: Çelik kirişlerde astar boya; gri, gümüş ve siyah köprüler arasında turuncuya dönen bir köprü. Bir takvimde 1935 raporu ve 1937 adı ayrı ayrı işaretlenir.
  • 8:30–10:30 Bugün perdesi: Mavi gökyüzü ve yeşil bitki örtüsü önünde turuncu dubalar ve yelekler; bir fotoğrafta ten doygunluğu artırılırken açık ve koyu tende farklı sonuçlar. Ekranda EN-07 kodu.
  • 10:30–11:00 Kapanış: Kartın sorusu; turuncu şerit koyulaşarak kahverengine döner, RH-08 ve TK-13 kodları.

Görsel notları

  • Köprü, dubalar ve yelekler ekibin özgün çizimleridir; gerçek bir fotoğraf ya da bir kurumun logosu kullanılmaz.
  • Ten yamaları eşit boyutta, açıktan koyuya sıralı gösterilir; koyu ten ile kahverengi arasındaki geçiş bir kusur gibi değil, renk uzayının bir özelliği olarak anlatılır.