Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sarı, gözün en duyarlı iki koni türünü birlikte uyardığı için en parlak renklerdendir; siyahla güçlü, beyazla zayıf bir kontrast kurar ve koyulaştıkça kolayca kirli görünür.
- Parlak sarılar çoğu zaman bir bedelle geldi; Van Gogh'un ayçiçeklerindeki krom sarısı zamanla koyulaşır. Kültürde sarı antik dünyada ve Asya'da kutsallık ve bereket, ortaçağ Avrupası'nda yeşilimsi tonlarıyla ihanet ve dışlanma taşıdı; «sarı ırk» etiketi ise bir ölçümün değil ırk sınıflandırmasının ürünüdür.
- Bugün sarı, parlaklığı nedeniyle uyarının rengidir; okul otobüslerinin sarısı 1939'da elli ton arasından uzaktan görülürlük için seçildi.
Kısa cevap
Sarı, göze en parlak görünen renklerdendir; bu yüzden hem güneşi, ışığı ve altını çağırmış hem de uzaktan fark edilmesi gereken her şeyin rengi olmuştur. Tarih boyunca aynı sarı iki yüz taşıdı: antik dünyada ve Asya'nın büyük bölümünde ışık, bereket ve kutsallık; ortaçağ Avrupası'nda ise yeşile çalan tonlarıyla kükürdün, ihanetin ve dışlananların işareti. Bugün sarının uyarı rengi olması bu çelişkiyi çözmez, onu gözün fiziğine bağlar: parlak olan, dikkat çeker.
Bilim — sarı neden bu kadar parlak?
Bir sarı ışık ya da bir sarı yüzey, gözün uzun ve orta dalgaya duyarlı iki koni türünü birlikte uyarır; göz bu ikili sinyali, tek bir koniyi uyaran renklerden çok daha parlak algılar. Ekranlarda bu, büyütecin altında görülen iki renkli bir karışımdır (EK-01). Parlaklığın formülü ise EK-02'de: o formülle hesaplandığında tam doygun ekran sarısı beyazın ışığının onda dokuzundan fazlasını taşır, tam doygun mavi ise yirmide birinden azını. Doygun renkler arasında parlaklıkta beyaza bu kadar yaklaşan pek az renk vardır.
Bu parlaklığın bir sonucu, sarının koyu renklerle yan yana geldiğinde çok güçlü bir kontrast yaratmasıdır. Doygun bir sarı, #FFD200, siyahla birlikte yaklaşık 14,5:1 kontrast verir; aynı sarının beyazla kontrastı ise yalnız 1,45:1'dir. Sarı bu yüzden tek başına değil, siyahla ya da koyu bir renkle eşleştiğinde en çok görülür. Uyarı işaretlerinin sarı zemin üzerinde siyah simgelerle çizilmesinin fiziksel gerekçesi budur.
Sarının bir başka özelliği, açıklığı yükseldikçe kolayca kirli görünmesidir. Sarıyı biraz koyulaştırmak onu hardal, zeytin ya da yeşilimsi bir tona iter; kırmızıyı ya da maviyi koyulaştırmak ise onları başka bir renk ailesine taşımaz. Sarının «iyi» ve «kötü» tonları arasındaki mesafe bu yüzden kısadır ve bu, aşağıda göreceğimiz kültürel ikiliğin görsel altyapısıdır.
Tarih — sarı nasıl elde edildi?
İnsanlar sarıyı önce topraktan aldı. Demir oksit içeren sarı toprak, yani okr, bilinen en eski boyalardandır ve MA-03'ün ele aldığı anorganik pigmentlerin ilk örneklerindendir. Ama okr, parlak bir sarı değil, sıcak ve biraz donuk bir sarıdır.
Parlak sarılar, çoğu zaman bir bedelle geldi. On dokuzuncu yüzyılda kurşun kromattan yapılan krom sarısı, ressamlara o güne kadar görülmemiş ölçüde canlı bir sarı verdi. Vincent van Gogh'un ayçiçekleri resimleri bu pigmentle boyandı ve zamanla bir sorun ortaya çıktı: sarı bölgeler koyulaşmaya başladı.
Bu hikâye, parlak sarının ne kadar kırılgan olabileceğini gösterir: bir ressamın bugün gördüğümüz sarıları, boyandıkları gündeki sarılar olmayabilir. Kurşun ve kromun zehirliliği, MA-03'te ele alınan pigment güvenliği tartışmalarının da bir parçasıdır.
Kültür — sarı ne anlama geldi?
Tarihçi Michel Pastoureau'nun sarının tarihini anlatan kitabı, bu rengin iki yüzünü açıkça ortaya koyar. Antik dünyada sarı neredeyse kutsaldı: ışığın, sıcaklığın ve bereketin simgesiydi. Ortaçağ Avrupası'nda ise belirgin biçimde ikili bir anlam kazandı: yeşile çalan sarı, şeytani kükürdü ve safrayı, sahtekârları, yasa tanımayan şövalyeleri, Yahuda'yı ve Lucifer'i çağrıştırdı; sıcak sarı ise balı ve altını hatırlattı, zevkin ve bolluğun işareti oldu.
Aynı kitap, Asya'daki anlamların genellikle olumlu olduğunu da vurgular. Sarının dinlerdeki yeri, Budist keşişlerin giysilerinden tapınak kapılarına kadar, TK-15'in konusudur.
Sarının bir başka, çok daha karanlık kullanımı insanları sınıflandırmaktır. Tarihçi Michael Keevak, Avrupalıların Çin ve Japonya ile ilk karşılaşmalarında bu toplumların insanlarını neredeyse tek sesle «beyaz» olarak tanımladığını, doğu Asyalıların «sarı» sayılmasının ise on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılın ırk sınıflandırmalarında, Linnaeus gibi sınıflandırıcıların her insan grubuna bir renk atamasıyla başladığını gösterir.
Renk ölçümü bu etiketi desteklemez. Bu serinin derslerinde kullandığımız dört ten örneği, en açığından en koyusuna, renk tonu bakımından aynı turuncu bölgede toplanır; birbirlerinden ayrıldıkları asıl eksen açıklıktır. İnsanlara renk adları takmak, bir ölçüm değil, bir tarihin mirasıdır.
Bugün — sarı nerede ve kaça?
Bugün sarının en tanıdık rolü uyarıdır. UX-02'de gördüğümüz iş güvenliği düzenlemesi sarıyı dikkat çağırmanın ve fiziksel tehlikeleri işaretlemenin temel rengi olarak tanımlar; uluslararası güvenlik işareti standartları da sarıyı uyarı işaretlerine ayırır. Bu işaretlerin standart biçimleri ve renk kodları EN-07'nin konusudur.
Sarının uyarıdaki başarısının bir örneği, Amerikan okul otobüsleridir. 1939 baharında Teachers College'da Frank Cyr'ın düzenlediği bir toplantı, ülkenin ilk okul otobüsü güvenlik standartlarını kabul etti. Toplantıda sarının limon tonundan koyu turuncu-kırmızıya uzanan elli tonu sergilendi ve bir komite son seçimi yaptı. Seçilen renk, «national school bus chrome» adıyla bugün de standarttır. Gerekçe, rengin uzaktan göze çarpması ve çocuk taşıyan bir araçla özdeşleşmesiydi; Cyr ayrıca her renk için ayrı boya kabini gerektiğini hatırlatarak standartlaşmanın maliyetini de öne çıkarmıştı.
Sarının bugünkü sessizliği de dikkat çekicidir. Pastoureau, Avrupa'da sarının günümüzde gündelik hayatta pek az yer alan ve nadiren güçlü bir simge taşıyan, çekingen bir renk olduğunu yazar. Kutsallığın ve ihanetin rengi, bugün Avrupa'da en çok bir uyarı tabelasında ya da bir okul otobüsünde karşımıza çıkar.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Sarı her kültürde neşe ve güneş demektir."
Sarının anlamı dönemden döneme ve tondan tona değişir; ortaçağ Avrupası'nda yeşilimsi sarı ihanet ve dışlanmayla, sıcak sarı ise altın ve bereketle ilişkilendirildi, Asya'da genellikle olumlu anlamlar taşıdı.
Yaygın yanlış"«Sarı ırk» bir gözleme dayanan bir tanımdır."
Keevak'ın gösterdiği gibi bu etiket on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyılın ırk sınıflandırmalarından doğdu; Avrupalılar ilk karşılaşmalarda aynı insanları beyaz olarak tanımlamıştı ve renk ölçümü insan tenlerini tonla değil açıklıkla ayırır.
Özet
- Sarı, gözün en duyarlı iki koni türünü birlikte uyardığı için en parlak renklerdendir; siyahla güçlü, beyazla zayıf bir kontrast kurar ve koyulaştıkça kolayca kirli görünür.
- Parlak sarılar çoğu zaman bir bedelle geldi; Van Gogh'un ayçiçeklerindeki krom sarısı zamanla koyulaşır. Kültürde sarı antik dünyada ve Asya'da kutsallık ve bereket, ortaçağ Avrupası'nda yeşilimsi tonlarıyla ihanet ve dışlanma taşıdı; «sarı ırk» etiketi ise bir ölçümün değil ırk sınıflandırmasının ürünüdür.
- Bugün sarı, parlaklığı nedeniyle uyarının rengidir; okul otobüslerinin sarısı 1939'da elli ton arasından uzaktan görülürlük için seçildi.
Kendini sına
- (Kolay) Tam doygun ekran sarısı beyazın ışığının yaklaşık ne kadarını taşır?
- (Kolay) Van Gogh'un ayçiçeklerinde koyulaşan pigment hangisidir?
- (Orta) Bu rengi bugün çevrende ilk nerede fark edeceksin ve artık neyi farklı göreceksin?
- (Orta) Pastoureau'ya göre ortaçağ Avrupası'nda sarının iki yüzü nelerdi?
- (Zor) Sarının uyarı işaretlerinde neden siyahla birlikte kullanıldığını kontrast değerleriyle açıklayın.
- (Zor) Keevak'ın çalışması «sarı» etiketinin kökeni hakkında ne gösterir ve renk ölçümü bu etiket hakkında ne söyler?
Cevaplar
- Onda dokuzundan fazlasını («Bilim — sarı neden bu kadar parlak?»).
- Krom sarısı, yani kurşun kromat temelli sarı («Tarih — sarı nasıl elde edildi?»).
- Cevap kişiseldir, ama dersten çıkan bir yol şudur: bir okul otobüsünde, bir uyarı tabelasında ya da bir güvenlik yeleğinde sarıyı fark ettiğinde, onun siyahla birlikte kullanıldığını ve bunun parlaklıktan gelen bir kontrast kararı olduğunu; bir tapınağın ya da eski bir resmin sarısında ise aynı rengin ışık ve kutsallık anlamını; birine «sarı» dendiğini duyduğunda da bunun bir ölçüm değil bir tarihsel etiket olduğunu görebilirsin («Bugün — sarı nerede ve kaça?», «Kültür — sarı ne anlama geldi?»).
- Yeşilimsi sarı şeytani kükürt ve safra, sahtekârlar, yasa tanımayan şövalyeler, Yahuda ve Lucifer; sıcak sarı ise bal ve altın, zevk ve bolluk («Kültür — sarı ne anlama geldi?»).
- Doygun bir sarı siyahla yaklaşık 14,5:1, beyazla yalnız 1,45:1 kontrast verir; sarı zemin üzerinde siyah simge, parlak bir yüzeyle çok koyu bir işareti yan yana koyarak uzaktan okunur («Bilim — sarı neden bu kadar parlak?»).
- Avrupalılar ilk karşılaşmalarda doğu Asyalıları beyaz olarak tanımladı; «sarı» etiketi on sekizinci ve on dokuzuncu yüzyıl ırk sınıflandırmalarında, her gruba bir renk atanmasıyla doğdu. Renk ölçümü insan tenlerini tonla değil çoğunlukla açıklıkla ayırır; derslerde kullanılan ten örnekleri aynı turuncu ton bölgesinde toplanır («Kültür — sarı ne anlama geldi?»).
Kaynaklar
- Michel Pastoureau, «Yellow: The History of a Color», Princeton University Press, 2019.
- Michael Keevak, «Becoming Yellow: A Short History of Racial Thinking», Princeton University Press, 2011.
- Monico, L. ve ark., «Degradation Process of Lead Chromate in Paintings by Vincent van Gogh … 2. Original Paint Layer Samples», Analytical Chemistry, 83, 2011, s. 1224–1231.
- Teachers College, Columbia University, «Why the School Bus Never Comes in Red or Green», Şubat 2013.
Sonraki adım
RH-05 başka bir rengin yolculuğunu izliyor: bir zamanlar binlerce deniz salyangozundan damla damla elde edilen ve yalnız hükümdarlara yakışan morun, genç bir kimyacının laboratuvarındaki bir kazayla nasıl herkesin giyebileceği bir renge dönüştüğünü anlatıyor. RH-06 ise pembenin toplumsal hayatına bakıyor: bir rengin nasıl bir cinsiyetle eşleştirildiğini, bir hapishane duvarında ne umutla kullanıldığını ve bir kampanyanın simgesine nasıl dönüştüğünü soruyor.