Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yenidoğanlar düz renkli yüzeylerden çok siyah–beyaz desenlere bakar ve renkli bir yüzeyi gri bir zeminden çoğunlukla yalnız kırmızı olduğunda ayırt eder; erken görme büyük ölçüde parlaklık karşıtlığına dayanır.
- Renk görmesi ilk aylarda hızla gelişir; 4–6 aylık bebekler tonları kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve mor kümelerine ayırır ve bu kümeler dillerdeki yaygın ayrımlarla örtüşür.
- Çocuklar dokuz temel rengin adını yaklaşık üç yaş dolaylarında, kahverengi ve griyi daha sonra güvenilir biçimde öğrenir. Gecikme rengi görmekten değil, dilin sınırlarını öğrenmekten gelir; örnekte aynı ten, zemine göre 0,17 ile 0,97 arasında değişen bir karşıtlık yaratır.
Kısa cevap
Yenidoğanın renk görmesi çok sınırlıdır: ilk günlerde bebekler düz renkli yüzeylerden çok siyah–beyaz desenlere bakar ve renkli bir yüzeyi gri bir zeminden çoğunlukla yalnız kırmızı olduğunda ayırt eder. Renk görmesi ilk aylarda hızla gelişir; 4–6 aylık bebekler tonları, yetişkinlerin dillerinde sık görülen kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve mor gibi kümelere ayırır. Çocuklar yine de renk adlarını ancak üç yaş dolaylarında güvenilir biçimde kullanır; çünkü sorun rengi görmek değil, kendi dillerinin renk sınırlarını nereye çizdiğini öğrenmektir.
Bir mum, bir püskül
Charles Darwin 1877'de, kendi oğlunun ilk aylarını gün gün not ettiği bir yazı yayımladı. Oğlunun gözleri dokuzuncu gün bir mum alevine takılıyordu ve 45. güne kadar gözlerini başka hiçbir şey böyle sabitlemiyordu. 49. günde ise dikkatini parlak renkli bir püskül çekti: gözleri ona sabitlendi, kollarının hareketi durdu.
Darwin'in notu bir gözlemdir, deney değil. Işıkla renk arasındaki farkı ayırmaz: mum parlaktı, püskül parlak renkliydi. Bebek gerçekten rengi mi görüyordu, yoksa yalnız parlaklık farkını mı? Bu sorunun cevabı, bir bebeğe ne gördüğünü sormadan onu ölçmeyi mümkün kılan yöntemleri bekledi.
Konuşamayan birine nasıl sorulur?
Robert Fantz'ın bebek görmesi çalışmaları basit bir fikre dayanıyordu: bebeğe iki şey gösterip hangisine daha uzun baktığını ölçmek. Bebek konuşamaz, ama gözlerinin nereye yöneldiği kaydedilebilir.
Fantz bu yöntemle beş günden küçük bebeklerin, düz renkli yüzeylere kıyasla siyah–beyaz desenlere tutarlı biçimde daha uzun baktığını buldu.
Bu yöntemin bir de ikinci biçimi vardır ve renk kategorileri üzerine yapılan deneylerin çoğu ona dayanır. Bu biçimde bebeğin bir uyarandan zamanla sıkılması, bir ölçme aracına dönüşür.
Yenidoğan ve ilk ay
Renk ile parlaklığı ayırmak, bebek araştırmalarının en zor yanıdır. Bir bebek kırmızı bir karenin gri zeminden farklı olduğunu görüyorsa, bunu kırmızılığından mı yoksa daha açık ya da daha koyu olmasından mı anlıyordur? Adams, Courage ve Mercer 1994'te bu soruyu, gri zeminin parlaklığını sistemli olarak değiştirerek yanıtlamaya çalıştı: renkli kare, zeminin bazı ayarlarında ondan daha parlak, bazılarında daha koyu, bir ayarda da aynı parlaklıktaydı.
Bu sonuç, Fantz'ın bulgusuyla uyumludur. Yenidoğan dünyayı büyük ölçüde parlaklık karşıtlığıyla görür; siyah–beyaz desen bu karşıtlığın en büyük olduğu uyarandır.
Dört aylık bebek, beş renk kümesi
Birkaç ay içinde tablo değişir. Bornstein, Kessen ve Weiskopf 1976'da dört aylık bebeklere tayftan seçilmiş tek renkli ışıklar gösterdi. Bebekler bir ışığa alıştıktan sonra, aynı yetişkin ton kategorisinden bir başka dalga boyuna fazla ilgi göstermiyor, ama kategori sınırının öbür yanındaki bir dalga boyuna daha uzun bakıyordu. Yazarlar bundan, dili öğrenmeden önce de renk dünyasının büyük ölçüde düzenli olduğu sonucunu çıkardı.
Skelton ve arkadaşları 2017'de bu soruyu, dünya dillerinin renk sözlüklerini haritalamak için kullanılmış bir renk dizisi üzerinde, çok daha geniş bir örneklemle yeniden sordu.
TK-12, dilin renk ayrımını nasıl etkilediğini ve kategorik algıyı tartışmıştı. Bebek bulguları o tartışmaya şunu ekler: dilin çizdiği sınırların bir kısmı, görme sisteminin kendi yapısında zaten hazır bekliyor olabilir.
Görüyorsa, neden adlandıramıyor?
Kartın asıl sorusu burada başlar. Dört aylık bir bebek renkleri kümelere ayırabiliyorsa, çocuklar renk adlarını neden bu kadar geç öğrenir?
Bornstein 1985'te bu durumu bir paradoks olarak tanımladı: bebekler renkleri iyi ayırt edip gruplar, renk çocuğun dünyasında dikkat çeken bir özelliktir, çocuklar renk sözcüklerini bilir ve renk sorularına renk adlarıyla karşılık verir; ama tutarlı ve doğru adlandırma şaşırtıcı biçimde geç gelir. Çocukların ilk renk adlandırma hataları çoğu zaman rastgele ya da ısrarla aynı sözcüğün tekrarı gibidir ve gelişme hızı çocuktan çocuğa çok farklıdır.
Pitchford ve Mullen 2002'de 2–5 yaşlarında 43 çocuğu hem adlandırma hem de söylenen bir renk adını üç renk arasından seçme göreviyle sınadı. Çocuklar dokuz temel rengin güvenilir bilgisini yaklaşık 3 aylık bir dönemde, 35,6 ile 39,5 aylık arasında ediniyordu; kahverengi ve gri ise bundan 9 aya kadar sonra geliyordu. Bu sıra, dillerin renk terimlerini belirli bir düzende kazandığını öne süren ünlü öngörüyü pek desteklemiyordu.
Bu gecikmenin nedeni için yaygın bir açıklama, çocukların «renk» diye soyut bir anlam alanını kavramakta zorlandığıydı. Wagner, Dobkins ve Barner 2013'te buna karşı kanıt sundu.
Yani çocuk rengi görür ve «kırmızı»nın bir renk adı olduğunu bilir; öğrenmesi gereken, kırmızının nerede bitip turuncunun nerede başladığıdır. Bu sınır doğadan hazır gelmez, dilden dile değişir ve ancak çok sayıda örnekle yavaş yavaş öğrenilir.
Örnek — dört ten, iki zemin
Okul öncesi materyallerde yüzler, bebekler ve oyuncak figürler sık kullanılır. Yenidoğanın dünyayı büyük ölçüde parlaklık karşıtlığıyla gördüğünü hatırlayarak, dört ten rengini açık gri bir kâğıt (F2F2F2) ve neredeyse siyah bir zemin (1A1A1A) üzerinde düşünelim. Parlaklık karşıtlığını Michelson oranıyla, 0 ile 1 arasında ölçüyoruz.
| Ten rengi | Göreli parlaklık | Kâğıda karşı karşıtlık | Siyaha karşı karşıtlık |
|---|---|---|---|
| F1C7A9 | 0,62 | 0,17 | 0,97 |
| C68863 | 0,31 | 0,49 | 0,93 |
| 8D5524 | 0,12 | 0,76 | 0,84 |
| 4A2C1D | 0,03 | 0,93 | 0,53 |
Açık ten, açık kâğıt üzerinde en düşük parlaklık karşıtlığını verir; en koyu ten ise en yüksek karşıtlığı açık kâğıtta, en düşüğünü siyah zeminde verir. Yani bir yüzün bir bebeğin gözünde ne kadar «öne çıkacağı», tenin kendisine değil, tenle zeminin eşleşmesine bağlıdır. Bu, tek bir doğru zemin olduğunu göstermez; yalnız aynı materyalin farklı tenlerde farklı karşıtlık yarattığını gösterir. Bir boya kutusunda tek bir kalemin «ten rengi» diye adlandırılması da, çocuğa bu dört örnekten yalnız birine yakın bir rengin adını öğretir. Hesap sRGB değerlerinden yapılmış bir modeldir; gerçek kâğıt, baskı ve oda ışığı sonucu değiştirir.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Bebekler doğduklarında dünyayı siyah–beyaz görür."
Yenidoğanların renk görmesi çok sınırlıdır, ama yok değildir: Adams ve arkadaşlarının çalışmasında yenidoğanların yüzde 74'ü kırmızı bir kareyi gri zeminin bütün parlaklık düzeylerinden ayırt etti.
Yaygın yanlış"Çocuklar renk adlarını geç öğreniyorsa, renkleri de geç görüyordur."
4–6 aylık bebekler tonları yetişkin dillerinin sık ayrımlarına benzeyen kümelere ayırır; renk adlarındaki gecikme, büyük ölçüde dilin renk sınırlarını öğrenmenin zaman almasından gelir.
Özet
- Yenidoğanlar düz renkli yüzeylerden çok siyah–beyaz desenlere bakar ve renkli bir yüzeyi gri bir zeminden çoğunlukla yalnız kırmızı olduğunda ayırt eder; erken görme büyük ölçüde parlaklık karşıtlığına dayanır.
- Renk görmesi ilk aylarda hızla gelişir; 4–6 aylık bebekler tonları kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve mor kümelerine ayırır ve bu kümeler dillerdeki yaygın ayrımlarla örtüşür.
- Çocuklar dokuz temel rengin adını yaklaşık üç yaş dolaylarında, kahverengi ve griyi daha sonra güvenilir biçimde öğrenir. Gecikme rengi görmekten değil, dilin sınırlarını öğrenmekten gelir; örnekte aynı ten, zemine göre 0,17 ile 0,97 arasında değişen bir karşıtlık yaratır.
Kendini sına
- (Kolay) Tercihli bakış yöntemi neye dayanır?
- (Kolay) Fantz'ın çalışmasında beş günden küçük bebekler neye daha uzun baktı?
- (Orta) Çocuklar renkleri görebildikleri halde isimlerini neden geç öğrenir?
- (Orta) Adams ve arkadaşları, bebeğin rengi mi yoksa parlaklığı mı ayırt ettiğini nasıl anlamaya çalıştı?
- (Zor) Skelton ve arkadaşlarının bulguları, renk kategorilerinin kökeni tartışmasına ne ekler?
- (Zor) Örnekte açık ten ve en koyu ten, açık kâğıt ile siyah zeminde nasıl farklı davranır ve bu neden önemlidir?
Cevaplar
- Bebeğe aynı anda iki uyaran gösterilip hangisine daha uzun baktığının ölçülmesine; tutarlı bir tercih, iki uyaranın ayırt edildiğini gösterir. Bkz. "Konuşamayan birine nasıl sorulur?".
- Düz renkli yüzeylere kıyasla siyah–beyaz desenlere. Bkz. "Konuşamayan birine nasıl sorulur?".
- Çünkü asıl güçlük rengi görmek değil, kendi dillerinin renk sınırlarını nereye koyduğunu öğrenmektir. Wagner ve arkadaşlarına göre çocuklar renk sözcüklerini baştan beri renk için kullanır ama anlamlarını fazla geniş tutar, yani aşırı genişletir; sınırlar ancak çok sayıda örnekle yavaş yavaş daralır. Bkz. "Görüyorsa, neden adlandıramıyor?".
- Gri zeminin parlaklığını sistemli olarak değiştirdiler; renkli kareyi zeminin bütün parlaklık düzeylerinden, parlaklığı eşit olduğu noktada bile ayırt eden bir bebeğin parlaklığa değil renge dayandığı sonucu çıkarılabilir. Bkz. "Yenidoğan ve ilk ay".
- 4–6 aylık bebeklerin, dil öğrenmeden önce tonları dillerdeki yaygın ayrımlarla örtüşen beş kümeye ayırdığını ve kümeler arası sınırların görme sisteminin karşıt kanallarıyla hizalandığını gösterir; bu, renk kategorilerinin kısmen biyolojik olarak sınırlandığını düşündürür. Bkz. "Dört aylık bebek, beş renk kümesi".
- Açık ten açık kâğıtta en düşük (0,17), siyah zeminde en yüksek (0,97) karşıtlığı verir; en koyu tende durum tersidir (0,93 ve 0,53). Parlaklık karşıtlığına dayanan erken görme için bir yüzün ne kadar öne çıkacağı ten ile zeminin eşleşmesine bağlıdır. Bkz. "Örnek".
Kaynaklar
- Darwin, C., «A biographical sketch of an infant», Mind 2(7): 285–294, 1877.
- Fantz, R. L., «Pattern vision in newborn infants», Science 140(3564): 296–297, 1963.
- Bornstein, M. H., Kessen, W. ve Weiskopf, S., «Color vision and hue categorization in young human infants», Journal of Experimental Psychology: Human Perception and Performance 2(1): 115–129, 1976.
- Bornstein, M. H., «On the development of color naming in young children: data and theory», Brain and Language 26(1): 72–93, 1985.
- Adams, R. J., Courage, M. L. ve Mercer, M. E., «Systematic measurement of human neonatal color vision», Vision Research 34(13): 1691–1701, 1994.
- Pitchford, N. J. ve Mullen, K. T., «Is the acquisition of basic-colour terms in young children constrained?», Perception 31(11): 1349–1370, 2002.
- Wagner, K., Dobkins, K. ve Barner, D., «Slow mapping: color word learning as a gradual inductive process», Cognition 127(3): 307–317, 2013.
- Skelton, A. E., Catchpole, G., Abbott, J. T., Bosten, J. M. ve Franklin, A., «Biological origins of color categorization», PNAS 114(21): 5545–5550, 2017.
Sonraki adım
PS-14 renk ile sağlık arasındaki iddialara geçiyor: kromoterapinin alternatif tıp iddialarını, yenidoğan sarılığında ve mevsimsel depresyonda kullanılan kanıta dayalı ışık tedavileriyle karşılaştırıyor ve fototerapi ile kromoterapiyi ayıran temel farkı soruyor. Dilin renk ayrımına etkisi ve kategorik algı TK-12'de, okul ve hastane gibi mekânlarda renk MI-04'te ele alınıyor.