Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Pozlama hedefi tenden tene değişir; ITU raporu bile tek bir sayı yerine ten tiplerine göre aralıklar verir ve en koyu tenler için verinin sınırlı olduğunu söyler.
- Işık, yansıtıcı, negatif dolgu ve parlama kararları tenin yansıtmasıyla birlikte düşünülür; karışık gruplarda fark, pozlamadan önce ışığın dağılımıyla daraltılır.
- Vektörskoptaki ten çizgisi yalnız tenlerin kabaca düştüğü ton yönünü gösterir; parlaklığı ve doğru doygunluğu göstermez, farklı tenler onun iki yanına dağılır.
Kısa cevap
Farklı tenleri doğru yakalamak, tek bir "doğru pozlama" değerini her yüze uygulamak değil, her yüzün kendi tonunu, kendi ayrıntısını ve kendi rengini koruyacak bir strateji kurmaktır: pozlamayı ortalamaya değil yüze göre karar vermek, ışığı ve yansıtıcıyı tenin yansıtmasına göre seçmek, derecelendirmede ton ile parlaklığı ayrı ayrı ölçmek. Vektörskoptaki ten çizgisi yalnız bir yönü, tenlerin kabaca düştüğü ton açısını gösterir; bir tenin ne kadar açık ya da koyu olduğunu, ne kadar doygun olması gerektiğini göstermez. Aynı karede farklı tenler olduğunda iş, onları aynı griye çekmek değil, her birini kendi tonunda ve ayrıntısıyla aynı görüntüye sığdırmaktır.
Ölçülebilir olan ile tercih edilen
Bu derste iki tür karar birbirinden ayrılır. Birincisi ölçülebilir: bir yüzün vurgularında ya da gölgelerinde ayrıntı kalıp kalmadığı, tenin ton açısının beyaz dengesiyle kayıp kaymadığı, iki kamera arasında aynı yüzün aynı görünüp görünmediği. Bunlarda "doğru" ve "yanlış" demek anlamlıdır. İkincisi tercihtir: bir yüzün ne kadar parlak, ne kadar sıcak, ne kadar kontrastlı görüneceği. Bir sahnede koyu tenli bir yüzün gölgeye gömülmesi bilinçli bir anlatım kararı olabilir; ama o yüzün ayrıntısı kameranın ya da ekibin fark etmediği bir sınır yüzünden kaybolduysa, bu bir karar değil, bir kayıptır. Bu dersteki adımlar, ikinci türden kararların birinci türden kayıplara dönüşmemesi içindir.
Fotoğraf laboratuvarlarının ve film kimyasının ölçütü uzun yıllar açık tenli yüzlerdi (FS-09); renk danışmanları yüzü dekordan ayırmayı bir kural gibi öğütledi (FS-10). Bugünkü kameraların dinamik aralığı eski filmlerden çok daha geniştir; ama bir aracın geniş aralığı, onu kullanan kişinin ortalamaya göre karar verme alışkanlığını kendiliğinden düzeltmez.
Pozlama: ortalamaya değil yüze göre
Otomatik pozlama, çerçevenin ortalamasını bir orta griye taşımaya çalışır. Çerçeveyi bir yüz doldurduğunda bu, açık bir teni karartıp koyu bir teni açmak demektir; FS-09'daki modelde bu düzeltme en açık örnek için yaklaşık −1,8, en koyu örnek için +2,4 stop çıkmıştı. Bu yüzden ilk karar, pozlamanın neye göre verileceğidir.
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği'nin HDR yapımı için yayımladığı rehber rapor, test kartı kullanılamadığında tenlerin sinyal düzeyini ayarlamak için kullanıldığını söyler ve ten tiplerine göre yaklaşık aralıklar verir. Aralıklar tek bir ten için değil, Fitzpatrick ölçeğinin gruplarına göre ayrı ayrı verilir; yani rapor, "doğru ten düzeyi" diye tek bir sayı olmadığını baştan kabul eder.
Bu kaynak iki şeyi birlikte öğretir. Birincisi, bir pozlama hedefi ten tipine göre değişir; açık bir tene göre konmuş bir hedef, koyu bir teni olması gerekenden açık gösterir. İkincisi, hedeflerin kendisi de ölçüldüğü örneklem kadar geniştir; en koyu tenler hakkında verinin azlığı, rapor tarafından açıkça söylenmiştir. SDR yayınlarda ten düzeylerinin bölgeden bölgeye çok farklı bulunduğunu ve bunun ten yansıtmasından çok yerleşik yapım alışkanlıklarından kaynaklanabileceğini de aynı rapor not eder.
Işık: tenin yansıttığı kadar
Bir yüzün görüntüdeki parlaklığı, üzerine düşen ışık ile tenin yansıtmasının çarpımıdır. Koyu bir ten daha az yansıttığı için, aynı ışıkta açık bir tenden daha koyu görünür; bu, doğru olan şeydir. Sorun, koyu tenin gölge tarafının kameranın gürültü tabanına yaklaşmasıdır: ışıklı yüzü zaten orta tonlarda duran bir ten, gölge yüzünde ayrıntısını kolayca kaybeder. Dolgu ışığı bu yüzden koyu tenlerde çoğu zaman daha belirleyicidir; SA-10'da gölgelere giren bu ikincil ışığın rengini ve kaynağını görmüştük.
Işık miktarını değiştirmenin en basit yolu mesafedir. Küçük bir kaynaktan gelen ışık, uzaklığın karesiyle azalır; kaynağı yüze yaklaştırmak ya da uzaklaştırmak, ek bir cihaz gerektirmeyen bir ayardır. Bir yüzün aldığı ışığı bir stop artırmak için kaynağın mesafesini yaklaşık 0,71 katına indirmek yeter; iki stop için yarıya.
Yansıtıcının yüzey rengi tenin rengine eklenir. Altın bir yansıtıcının getirdiği sıcaklık, zaten sarı-turuncu karakteri güçlü bir tende tonu turuncuya daha çok itebilir; beyaz bir yansıtıcı kaynağın rengini değiştirmeden gölgeyi açar. Renkli ışığın tene etkisi FS-12'nin konusudur; burada yalnız şunu not edelim: yansıtıcı seçimi, tenin kendi tonuyla birlikte düşünülen bir renk kararıdır.
Kimi zaman sorun ışığın azlığı değil fazlalığıdır. Açık renkli duvarlar ve tavan, bir odada her yöne ışık yansıtır ve yüzün biçimini düzleştirebilir.
Koyu tenlerde ışığın bir başka yönü daha vardır. Işığın bir bölümü tenin içine girip saçılmadan, yüzeyin kendisinden, bir aynadan yansır gibi yansır; bu yansıma melaninin tuttuğu ışık değil, yüzeyin ışığıdır ve rengi büyük ölçüde kaynağın rengidir.
Tenin içinden gelen yansıma koyu tende azaldığı için, yüzeyden gelen parlama onun yanında oransal olarak daha belirgin görünür. Büyük ve yumuşak bir kaynak bu parlamayı geniş, sönük bir ışıltıya yayar; küçük ve sert bir kaynak onu parlak noktalara toplar. Parlamanın ne kadar görüneceği bir tercihtir; ama parlama bölgesinin kırpılıp kırpılmadığı ölçülebilir bir sorudur ve koyu tenli bir yüze göre açılan pozlamada ilk kırpılan yer çoğu zaman orasıdır.
Vektörskop: ton açısı ve uzunluk
Vektörskop, her pikseli renk farkı düzleminde bir nokta olarak gösterir: noktanın merkeze göre açısı ton, merkezden uzaklığı doygunluk hakkında bilgi verir. Ten çizgisinin kökeni FS-04'ün konusuydu: analog renkli yayının I ekseninden türeyen, tenlerin kabaca düştüğü yönü gösteren bir yardımcı çizgi.
Bu, kartın sorusuna kısa bir cevap verir. Vektörskoptaki ten çizgisi neyi gösterir? Tenlerin tonunun kabaca yöneldiği açıyı gösterir; bir yüzün beyaz dengesinin yeşile ya da macentaya büyük ölçüde kayıp kaymadığını hızla görmeye yarar. Göstermediği şeyler ise en az onun kadar önemlidir: vektörskop parlaklığı göstermez, bu yüzden bir tenin ne kadar açık ya da koyu olması gerektiği hakkında bir şey söylemez; bir noktanın çizgiden birkaç derece sapması da bir hata değil, çoğu zaman tenin kendi tonudur.
Vektörskopta bir tenin çizgiden uzaklığını değil, tüm yüzün oluşturduğu bulutun yönünü ve yayılmasını okuyun. Bir yüz, ışıklı ve gölgeli bölgeleriyle tek bir nokta değil, bir kümedir; bu kümenin bir bölümünün çizgiden uzaklaşması, yüzün bir yanına farklı renkte bir ışık düştüğünü gösterebilir.
Adım adım: farklı tenler için bir çekim
Aşağıdaki adımlar tek bir yüz için de, farklı tenlerin bulunduğu bir grup için de işler.
- Çekimden önce, çekeceğiniz kişilerin yüzlerini sahnenin ışığında bir test karesinde görün; mümkünse aynı karede bir gri kart ya da bilinen bir renk kartı bulunsun.
- Kameranın otomatik pozlamasını kapatın ya da pozlamayı yüze kilitleyin; çerçevenin ortalaması değişince yüzün parlaklığının da değişmesini istemezsiniz.
- Dalga biçimi monitörü ya da yalancı renk göstergesiyle her yüzün ışıklı ve gölgeli bölgelerinin nerede durduğuna bakın; hedef, en koyu yüzün gölge tarafında ayrıntının gürültüye gömülmemesi, en açık yüzün ve parlamaların kırpılmamasıdır.
- İki koşul birlikte sağlanamıyorsa pozlamayla değil ışıkla çözün: koyu tenli yüze kaynağı yaklaştırın ya da ayrı bir dolgu ekleyin, açık tenli yüzün ışığını bir tül ya da bayrakla azaltın.
- Yansıtıcı ve dolgu rengini tenle birlikte seçin; bir yüzü ısıtan altın yansıtıcının öbür yüzleri de ısıttığını unutmayın.
- Beyaz dengesini bir gri karta göre ayarlayın, sonra vektörskopta her yüzün kümesinin yönüne bakın; kümelerin farklı açılarda durması, farklı tenlerin kendi tonlarıdır, düzeltilecek bir hata değil.
- Derecelendirmede tenleri tek bir ton açısına ya da tek bir parlaklığa çekmeyin; ayarlamayı bir yüze göre yapıyorsanız, sonucu karedeki öbür yüzlerde de kontrol edin.
Karışık grupları çekmek
Açık ve koyu yüzlerin yan yana durduğu kare, bütün bu kararların en sert sınandığı yerdir; Roth'un belgelediği eski film sorunları da en çok burada, grup portrelerinde görünür olmuştu (FS-09).
Örneğimizdeki en açık ve en koyu ten arasında, aynı ışıkta yaklaşık 4,2 stoplık bir yansıtma farkı vardır. Geniş dinamik aralıklı bir kamera bu farkı tek başına taşıyabilir; ama o fark, her yüzün kendi ışıklı ve gölgeli tarafları arasındaki kontrastla toplanır. Anahtar ile dolgu arasında iki stoplık bir kontrast kurulmuş bir sahnede, açık tenli yüzün ışıklı tarafı ile koyu tenli yüzün gölge tarafı arasındaki fark altı stopu aşar. Kamera bunu taşısa bile, derecelendirmede ve sonra bir SDR ekranda iki uç birlikte ayrıntılı kalmayabilir.
Bu yüzden karışık gruplarda en sağlam araç ışığın dağılımıdır. Kaynağı koyu tenli kişiye biraz daha yakın yerleştirmek, ona ayrı bir dolgu vermek ya da açık tenli kişinin ışığını azaltmak, farkı kameraya gelmeden önce daraltır. Burada amaç iki yüzü aynı parlaklığa getirmek değildir; koyu ten koyu, açık ten açık kalmalıdır. Amaç, her iki yüzün de görüntünün ayrıntı taşıyabildiği bölgesinde durmasıdır.
Örnek — dört ten, bir hedef tablosu ve bir beyaz dengesi hatası
Dört ten örneğimizi, ITU raporunun ideal kamera modeline benzer bir modelle HLG'ye taşıyalım: sRGB değerlerini doğrusal yansıtma gibi alıp BT.2020'ye çeviriyor, beyaz yüzeyi yüzde 75 HLG'ye yerleştiren bir çarpanla HLG eğrisini uyguluyor ve lumayı hesaplıyoruz. Aynı örnekleri BT.709 kodlamasının renk farkı düzleminde vektörskop açısı ve uzunluğuyla da ölçüyoruz. Son sütunda, yeşil kanalın doğrusal değerini yüzde 10 artıran küçük bir beyaz dengesi hatasının açıyı ne kadar döndürdüğü var. Değerler colour-science kitaplığıyla hesaplandı; bu bir modeldir, gerçek kamera ve gerçek ten ölçümü değildir.
| Ten örneği | Modelde HLG luma | ITU aralığı (yaklaşık) | Vektörskop açısı | Vektör uzunluğu | Yeşil +%10'da açı değişimi |
|---|---|---|---|---|---|
| F1C7A9 | %65,2 | Tip 1–2: %55–65 | 131,5° | 0,117 | +9,9° |
| C68863 | %48,4 | Tip 3–4: %45–60 | 128,1° | 0,163 | +5,0° |
| 8D5524 | %30,6 | Tip 5–6: %25–45 | 135,6° | 0,170 | +3,2° |
| 4A2C1D | %16,1 | Tip 5–6: %25–45 | 124,9° | 0,075 | +4,1° |
Üç şey okunur. Birincisi, üç örnek raporun aralıklarının içinde ya da kenarında dururken en koyu örnek, yüzde 16 ile Tip 5–6 aralığının ve gerçek kişilerle ölçülen en düşük değerin altında kalır. Bu, raporun kendi dipnotunun somut karşılığıdır: en koyu tenler hakkında veri azdır ve bir hedef tablosu onları kapsamayabilir. Böyle bir yüzü aralığa "düzeltmek" için açmak, onu kendi tonundan uzaklaştırır; doğru soru, yüzün ayrıntısının korunup korunmadığıdır.
İkincisi, dört örneğin vektörskop açıları arasında on bir derecelik bir açıklık vardır; hiçbiri bir hata değildir. Üçüncüsü, aynı beyaz dengesi hatası her teni aynı ölçüde döndürmez: vektörü kısa, parlaklığı yüksek olan en açık örnek yaklaşık 10 derece döner, vektörü uzun olan orta-koyu örnek 3 derece. Aynı karede iki ten varsa, bir hata birinde açıkça görülürken öbüründe fark edilmeyebilir; beyaz dengesini tek bir yüze bakarak değil, gri karta göre ayarlamanın bir nedeni budur.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Koyu tenli birini çekerken pozlamayı açmak yeter."
Pozlamayı açmak koyu teni gerçek tonundan açık gösterir ve aynı karedeki açık yüzleri ya da parlamaları kırpabilir. Koyu bir tenin gölgesindeki ayrıntıyı korumanın daha sağlam yolu ışığın dağılımını değiştirmektir: kaynağı yaklaştırmak, dolgu eklemek ya da açık yüzün ışığını azaltmak.
Özet
- Pozlama hedefi tenden tene değişir; ITU raporu bile tek bir sayı yerine ten tiplerine göre aralıklar verir ve en koyu tenler için verinin sınırlı olduğunu söyler.
- Işık, yansıtıcı, negatif dolgu ve parlama kararları tenin yansıtmasıyla birlikte düşünülür; karışık gruplarda fark, pozlamadan önce ışığın dağılımıyla daraltılır.
- Vektörskoptaki ten çizgisi yalnız tenlerin kabaca düştüğü ton yönünü gösterir; parlaklığı ve doğru doygunluğu göstermez, farklı tenler onun iki yanına dağılır.
Kendini sına
- (Kolay) Otomatik pozlama, çerçeveyi dolduran açık ve koyu tenli yüzleri nasıl etkiler?
- (Kolay) Negatif dolgu nedir ve ne işe yarar?
- (Orta) Vektörskoptaki ten çizgisi neyi gösterir?
- (Orta) Bir yüzün aldığı ışığı bir stop artırmak için küçük bir kaynağı ne kadar yaklaştırmak gerekir ve neden?
- (Zor) Örnekte en koyu tenin ITU aralığının altında kalması neyi gösterir ve bu durumda pozlama nasıl düşünülmelidir?
- (Zor) Aynı beyaz dengesi hatası neden dört teni farklı açılarda döndürür ve bu, karışık bir grupta beyaz dengesini nasıl ayarlamamız gerektiği hakkında ne söyler?
Cevaplar
- Otomatik pozlama çerçevenin ortalamasını orta bir griye taşımaya çalışır; açık bir teni karartır, koyu bir teni açar ve ikisini de kendi tonundan uzaklaştırır («Pozlama: ortalamaya değil yüze göre»).
- Yüzün bir yanına siyah bir yüzey koyarak çevreden gelen yansımayı kesmektir; ışık eklemeden gölge tarafını koyulaştırır ve kontrastı artırır («Işık: tenin yansıttığı kadar»).
- Tenlerin tonunun kabaca yöneldiği açıyı gösterir ve yeşile ya da macentaya doğru belirgin bir kaymayı bir bakışta fark etmeye yarar. Parlaklığı göstermez, bu yüzden bir tenin ne kadar açık ya da koyu olması gerektiğini söylemez; farklı tenler çizginin iki yanına dağılır ve birkaç derecelik sapma çoğu zaman tenin kendi tonudur («Vektörskop: ton açısı ve uzunluk»).
- Mesafeyi yaklaşık 0,71 katına indirmek gerekir; küçük bir kaynaktan gelen ışık uzaklığın karesiyle azaldığı için mesafeyi √2'ye bölmek ışığı iki katına çıkarır («Işık: tenin yansıttığı kadar»).
- Hedef tablosunun ölçüldüğü örneklem kadar geniş olduğunu gösterir; rapor en koyu tenler için verinin sınırlı olduğunu kendisi söyler. Böyle bir yüzü aralığa çekmek için açmak onu kendi tonundan uzaklaştırır; asıl ölçüt, yüzün gölge ve parlama bölgelerinde ayrıntının korunup korunmadığıdır («Örnek — dört ten, bir hedef tablosu ve bir beyaz dengesi hatası»).
- Açıdaki dönüş, hatanın eklediği renk farkının tenin kendi vektörüne oranına bağlıdır; kısa vektörlü ve parlak bir ten, uzun vektörlü bir tenden çok daha fazla döner. Bu yüzden karışık bir grupta bir hata bir yüzde görülüp öbüründe görülmeyebilir; beyaz dengesi tek bir yüze bakarak değil, gri karta göre ayarlanmalı ve sonra her yüzün kümesi ayrı ayrı kontrol edilmelidir («Örnek — dört ten, bir hedef tablosu ve bir beyaz dengesi hatası»).
Kaynaklar
- ITU-R, «Report BT.2408-7: Guidance for operational practices in HDR television production», 2023.
- Jack, K., Video Demystified: A Handbook for the Digital Engineer, 5. baskı, Newnes/Elsevier, 2007.
- Roth, L., «Looking at Shirley, the Ultimate Norm: Colour Balance, Image Technologies, and Cognitive Equity», Canadian Journal of Communication, 34(1), 2009, s. 111–136.
- Fitzpatrick, T. B., «The validity and practicality of sun-reactive skin types I through VI», Archives of Dermatology, 124(6), 1988, s. 869 vd.
Sonraki adım
Bu derste yansıtıcının rengini yalnızca andık; ışığın kendisini renklendirmek ayrı bir araç kutusudur. FS-12, turuncu ve mavi jellerle ışığın renk sıcaklığını değiştirmeyi, yeşil ile macenta arasındaki düzeltmeyi ve RGB LED panellerin tayfındaki boşlukların beyaz ışıkta bile teni neden farklı gösterebildiğini ele alır. Ten çizgisinin NTSC'den gelen tarihini FS-04 anlatır.