Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Wittgenstein'ın ölümünden sonra yayımlanan renk notları, saydam beyaz, parlak gri ve kırmızımsı yeşil gibi bulmacalar üzerinden, renk kavramlarının kullanımını yöneten kuralları, yani dilbilgisini inceler; bazı imkânsızlıkların dünyaya dair bir gözlemden çok bir kural gibi işlediğini savunur.
- «Kırmızımsı yeşil» sorusu norm ile deneyimin sınırındadır: karşıt süreç kuramı imkânsızlığın fizyolojik kaynağını açıklar ve bazı deneyler onu zorlar; karşı görüşe göre bu, renk uzayının yapısına dair bir gerçektir, Wittgenstein'ın izinden gidenlere göre ise fizyoloji bir kuralı açıklayabilir ama onun yerine geçemez.
- Şeffaf beyaz bulmacası, beyazın saydam renkli bir ortamın kurallarına uymamasından doğar. Örnekte yeşil cam tenleri karartıp boyar, gri cam tonu korur, beyaz tül ise renkliliği neredeyse tümüyle alır: en koyu tenin kroması 19,6'dan 1,4'e iner.
Kısa cevap
Wittgenstein yaşamının son aylarında renkler üzerine notlar yazdı ve şu tür sorular sordu: yeşil saydam bir cam olabildiği hâlde neden saydam beyaz bir cam düşünemiyoruz, neden «parlak gri» yoktur, bize «kırmızımsı yeşil» göstermemiz istense ne yapardık? Onun cevabı, bu imkânsızlıkların bir kısmının dünyayı değil renk kavramlarımızı, yani renk sözcüklerini nasıl kullandığımızı betimlediğiydi; bunlar bir deney sonucu gibi değil, bir oyunun kuralı gibi işler. «Kırmızımsı yeşil» sorusu bu yüzden hem bilimsel hem kavramsaldır ve tartışmalıdır: karşıt süreç kuramı bu imkânsızlığın görme sistemindeki kaynağını açıklar ve bazı deneyler onun sınırlarını zorlar, ama Wittgenstein'ın izinden gidenler, bir renk sözcüğünün anlamını belirleyen kuralların deneyle yanlışlanamayacağını savunur.
Son notlar
Ludwig Wittgenstein'ın renk üzerine notları, ölümünden sonra G. E. M. Anscombe tarafından «Bemerkungen über die Farben» adıyla yayımlandı. Notlar üç bölümden oluşur ve bir kuram kurmaz; sorular, örnekler ve kısa gözlemler hâlinde ilerler.
Düzgün birgen benzetmesi, notların ana düşüncesini taşır. Düzgün bir birgen çizemememiz, bir çizim becerisi eksikliğinden değil, «düzgün çokgen» kavramının nasıl kurulduğundan gelir. Wittgenstein, «kırmızımsı yeşil»in de böyle olup olmadığını sorar.
Kural mı, gözlem mi?
Wittgenstein bu ayrımı açıkça yapar. Birinci bölümün otuz ikinci notunda, önermelerin sık sık mantık ile deneyimin sınırında kullanıldığını, anlamlarının bu sınırda bir o yana bir bu yana geçtiğini ve bir önermenin bazen bir normun, bazen bir deneyimin ifadesi sayıldığını yazar; onları ayıran şey, önermeye eşlik eden bir düşünce değil, kullanımıdır.
Kartın sorusu tam bu sınırdadır: «kırmızımsı yeşil yoktur» bir norm mu, bir deneyim mi? Bir norm ise, onu bir deneyle çürütmek mümkün değildir; biri «kırmızımsı yeşil gördüm» dese, ya sözcükleri bizden farklı kullanıyordur ya da gördüğü şeye başka bir ad vermek gerekir. Bir deneyim ise, uygun koşullarda gözlenebilir ya da gözlenmeyebilir.
Bilim ne diyor?
BI-11, «kırmızımsı yeşil»in görülemeyişinin görme sistemindeki kaynağını anlatmıştı: Hering'in karşıt süreç kuramına göre kırmızı ile yeşil, aynı kanalın iki karşıt ucudur ve bir kanal aynı anda iki uçta olamaz. Aynı ders, Crane ve Piantanida'nın 1983'te kırmızı ile yeşil şeritler arasındaki sınırı retina üzerinde sabitleyerek bazı gözlemcilerin bu bölgeyi «kırmızımsı yeşil» olarak betimlediğini bildirmesini ve bu bulgunun sonradan tartışılmasını da anlatmıştı.
Bu iki bilgi Wittgenstein'ın sorusunu iki yönden aydınlatır. Birincisi, imkânsızlığın bir fizyolojik açıklaması vardır; bu, onun yalnız bir dil kuralı olmadığını düşündürür. İkincisi, olağandışı koşullarda insanların bu sözcükleri bir deneyime uygulayabilmesi, sınırın deneyle zorlanabildiğini gösterir. Wittgenstein'ın kendisi de böyle bir olasılığı düşünmüştü: renk kavramları bizimkinden farklı olan insanların, bizim için imkânsız olan birleşimleri kullanabileceğini, üstelik bunun bir kusur olması gerekmediğini yazar.
Şeffaf beyaz
Notların en çok bilinen sorusu, saydam beyazdır. Wittgenstein birinci bölümde, saydam renkli bir camın görünüşüne dair kuralları saydam yeşilden ve kırmızıdan çıkarıp bunlardan saydam beyazın görünüşünü kurmayı dener ve bunun neden olmadığını sorar.
Üçüncü bölümde bir düşünce deneyi daha vardır. Öbür renklere benzetilirse, beyaz zemin üzerindeki siyah bir çizim saydam beyaz bir camın ardından hiç değişmeden görünmeliydi, çünkü siyah siyah kalmalı, beyaz da camın rengi olduğu için değişmemelidir. Wittgenstein, siyahı siyah, beyazı beyaz, öbür bütün renkleri gri tonları olarak gösteren, her şeyi bir fotoğraf gibi gösteren bir cam düşünülebileceğini, ama buna neden «beyaz cam» diyelim ki diye sorar. İkinci bölümde Wittgenstein aynı soruyu bir başka gözlemle bağlar: beyaz karıştırmak bir rengin renkliliğini alır, sarı karıştırmak almaz. Bu, açık saydam bir beyazın olamayacağı önermesinin temelinde midir? Ve hemen sorar: bu nasıl bir önermedir? Onun kastettiği biçimiyle fiziksel bir önerme olamaz; burada bilim ile mantık arasında bir ara şey olarak bir fenomenolojiye inanma eğiliminin çok güçlü olduğunu yazar.
Parlak gri ve Goethe
Aynı yapıdaki bir başka soru gridir. Wittgenstein üçüncü bölümde griyi nötr bir renk yapanın fizyolojik mi yoksa mantıksal bir şey mi olduğunu sorar ve hemen ardından yazar: parlak gri yoktur; bu, grinin kavramına mı, yoksa psikolojiye, yani grinin doğa tarihine mi aittir, ve bunu bilmememiz tuhaf değil midir?
Notların arka planında Goethe vardır. Wittgenstein birinci bölümün on yedinci notunda, Goethe'nin «Zur Farbenlehre»de yayımladığı bir mektupta ressam Philipp Otto Runge'nin saydam ve saydam olmayan renkler bulunduğunu, beyazın saydam olmayan bir renk olduğunu söylediğini aktarır ve bunun renk kavramındaki, ya da renk eşitliği kavramındaki belirsizliği gösterdiğini yazar. Goethe 1810'da yayımlanan «Zur Farbenlehre»nin tarih bölümünde de Runge'nin renklerin açıklığa ve koyuluğa göre derecelerini bir küre üzerinde gösterdiğini anlatır. FE-05, Goethe'nin renk kuramını Newton'la karşılaştırarak ayrıca ele alacak.
Karşı görüş
Bazı felsefeciler, Wittgenstein'ın «dilbilgisi» dediği şeyin aslında renk uzayının yapısına dair bir gerçek olduğunu savunur. Maund'un Stanford Felsefe Ansiklopedisi'ndeki derlemesi, Johnston'ın «birlik» adını verdiği ilkeyi aktarır: renkler, aralarındaki benzerlik, farklılık ve dışlama ilişkilerine dayanan düzenli bir dizilimde sıralanabilir ve kanarya sarısı, maviler kendi aralarında birbirine benzediği kadar mavilere benzemez.
Bu okumada «kırmızımsı yeşil yoktur», renk uzayında kırmızı ile yeşilin karşıt kutuplarda durmasının bir sonucudur ve karşıt süreç kuramı bunun fizyolojik kaynağını açıklar. Wittgenstein'ın izinden gidenler ise renk uzayının bu yapısının bizim renk sözcüklerini kullanma biçimimize gömülü olduğunu ve fizyolojinin bir kuralı açıklayabileceğini, ama onun yerine geçemeyeceğini söyler: bir gün biri gerçekten kırmızımsı yeşil gördüğünü iddia etse, bunun bir keşif mi yoksa bir sözcüğü yeni bir biçimde kullanmak mı olduğuna yine karar vermemiz gerekir. İki görüş de renk hakkındaki aynı olguları kabul eder; ayrıştıkları yer, bu olguların dilde nasıl bir yer tuttuğudur.
Örnek — üç camın ardındaki tenler
Wittgenstein'ın «beyaz karıştırmak rengin renkliliğini alır» notunu dört ten örneği üzerinde sınayalım. Dört renk kodunu, onları verebilecek düzgün yüzey tayflarına çevirdik ve her yüzeyi, gün ışığında, üç farklı ortamın ardından görüyormuşuz gibi hesapladık: yeşil saydam bir cam, ışığın yarısını her dalga boyunda eşit geçiren gri saydam bir cam ve ışığın yarısını saçıp arkadakine beyaz bir perde ekleyen bulanık, «beyaz» bir tül.
| Ten | Kendi rengi (L\*, kroma) | Yeşil camın ardında | Gri camın ardında | Beyaz tülün ardında |
|---|---|---|---|---|
| F1C7A9 | 83, 23,2 | 63, 79,2, ton yeşile kayar | 63, 18,4, ton aynı | 92, 9,2 |
| C68863 | 62, 35,3 | 44, 59,2, ton yeşile kayar | 46, 28,0, ton aynı | 85, 9,6 |
| 8D5524 | 42, 41,8 | 28, 45,1, ton yeşile kayar | 30, 33,1, ton aynı | 80, 5,9 |
| 4A2C1D | 21, 19,6 | 12, 25,0, ton yeşile kayar | 14, 15,4, ton aynı | 77, 1,4 |
Üç ortam Wittgenstein'ın notlarındaki üç durumu sayılarla gösterir. Yeşil cam, arkasındaki her şeyi karartır ve yeşile boyar; tenler koyulaşır ama renkliliklerini korur, hatta renkli görünürler. Gri cam da karartır, ama tonu değiştirmez: tenlerin ton açısı olduğu gibi kalır. Beyaz tül ise tersini yapar: tenleri açar ve renkliliklerini neredeyse tümüyle alır; en koyu tenin kroması 19,6'dan 1,4'e iner ve dört ten, açıklık farkları dışında, birbirine yaklaşır. Beyaz gibi davranan ortam saydam değil bulanıktır; «saydam beyaz» bu yüzden ya renksiz bir cama, ya bir griye, ya da bulanık bir tüle dönüşür. Hesap, Wittgenstein'ın sorusunu çözmez, çünkü onun sorusu kavramla ilgiliydi; ama sorunun arkasındaki görsel olguyu, beyaz karışınca renkliliğin kaybolmasını, ölçülebilir kılar. Tenler burada yalnız ölçülmüş yüzeyler olarak kullanılmıştır.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Kırmızımsı yeşil yoktur, çünkü fizik bunu yasaklar."
Işık açısından kırmızı ve yeşil dalga boyları aynı anda gelebilir; imkânsızlık fizikte değil, görme sisteminin kırmızı ile yeşili karşıt uçlarda işlemesinde ve bu yapıya dayanan renk kavramlarımızdadır. BI-11'de anlatılan deneyler bu sınırın olağandışı koşullarda zorlanabileceğini de gösterdi.
Yaygın yanlış"Wittgenstein renklerin yalnız dilde var olduğunu söyledi."
Wittgenstein renk kavramlarının kullanımını yöneten kuralları inceledi ve bazı imkânsızlıkların bu kurallardan geldiğini düşündü; ama renklerin karakteristik neden ve sonuçları olduğunu bildiğimizi de yazdı ve bir önermenin kullanımına göre bazen bir norm, bazen bir deneyim olabileceğini vurguladı.
Özet
- Wittgenstein'ın ölümünden sonra yayımlanan renk notları, saydam beyaz, parlak gri ve kırmızımsı yeşil gibi bulmacalar üzerinden, renk kavramlarının kullanımını yöneten kuralları, yani dilbilgisini inceler; bazı imkânsızlıkların dünyaya dair bir gözlemden çok bir kural gibi işlediğini savunur.
- «Kırmızımsı yeşil» sorusu norm ile deneyimin sınırındadır: karşıt süreç kuramı imkânsızlığın fizyolojik kaynağını açıklar ve bazı deneyler onu zorlar; karşı görüşe göre bu, renk uzayının yapısına dair bir gerçektir, Wittgenstein'ın izinden gidenlere göre ise fizyoloji bir kuralı açıklayabilir ama onun yerine geçemez.
- Şeffaf beyaz bulmacası, beyazın saydam renkli bir ortamın kurallarına uymamasından doğar. Örnekte yeşil cam tenleri karartıp boyar, gri cam tonu korur, beyaz tül ise renkliliği neredeyse tümüyle alır: en koyu tenin kroması 19,6'dan 1,4'e iner.
Kendini sına
- (Kolay) Wittgenstein'ın düzgün birgen benzetmesi neyi anlatır?
- (Kolay) Parlak gri bulmacası nedir?
- (Orta) "Kırmızımsı yeşil" imkansızlığı bir fizik gerçeği mi, bir dil kuralı mı?
- (Orta) Wittgenstein'a göre saydam beyaz bir cam neden düşünülemez?
- (Zor) Norm ile deneyim önermesi ayrımı kartın sorusuna nasıl uygulanır?
- (Zor) Örnekteki üç ortam Wittgenstein'ın hangi gözlemini sayılarla gösterir ve neyi göstermez?
Cevaplar
- Kırmızımsı bir yeşil göstermesi istenen birinin, istemi düzgün dörtgen, beşgen ve altıgenden sonra düzgün bir birgen göstermesi istenmiş gibi anlamayabileceğini; yani bu imkânsızlığın bir beceri eksikliğinden değil, kavramın nasıl kurulduğundan gelebileceğini. Bkz. "Son notlar".
- Bir yüzey kendi ışığını yayıyormuş gibi parlak göründüğünde artık gri görünmemesi ve bunun grinin kavramına mı yoksa algının doğa tarihine mi ait olduğu sorusu. Bkz. "Parlak gri ve Goethe".
- Cevap tartışmalıdır. Fizikte değil, görme sisteminin kırmızı ile yeşili karşıt uçlarda işlemesinde bir kaynağı vardır ve karşı görüşe göre bu, renk uzayının yapısına dair bir gerçektir. Wittgenstein'a ve izinden gidenlere göre ise «kırmızımsı yeşil yoktur» önermesi çoğu zaman bir norm gibi işler: renk sözcüklerini nasıl kullandığımızı belirler ve bir deneyle doğrudan yanlışlanamaz; biri kırmızımsı yeşil gördüğünü söylese, bunun bir keşif mi yoksa sözcüklerin yeni bir kullanımı mı olduğuna karar vermek gerekir. Bkz. "Kural mı, gözlem mi?" ve "Karşı görüş".
- Çünkü renkli her ortam içinden görülen şeyi karartır ve boyar; beyaz bir cam da karartsaydı aslında karanlık bir cam olurdu. Saydam kırmızı bir cismin çiziminde kırmızıyı beyazla değiştirince saydamlık izlenimi oluşmaz; beyaz karışınca rengin renkliliği kaybolur ve ortam saydam değil bulanık görünür. Bkz. "Şeffaf beyaz".
- Aynı cümle kullanımına göre bir norm ya da bir deneyim önermesi olabilir: «kırmızımsı yeşil yoktur» bir norm olarak kullanıldığında renk sözcüklerinin nasıl kullanılacağını belirler ve deneyle yanlışlanamaz; bir deneyim önermesi olarak kullanıldığında ise uygun koşullarda gözlenebilir ya da gözlenmeyebilir. Crane ve Piantanida'nın bildirimleri gibi deneyler, bu iki kullanımın ayrımını keskinleştirir. Bkz. "Kural mı, gözlem mi?".
- Beyaz karışınca rengin renkliliğinin kaybolduğu gözlemini gösterir: beyaz tülün ardında tenler açılır ve kromaları neredeyse sıfıra iner, yeşil cam ise renkliliği korur, gri cam tonu değiştirmez. Ama Wittgenstein'ın sorusu kavramla ilgili olduğu için, hesap saydam beyazın neden düşünülemediğini değil, bu düşünülemezliğin arkasındaki görsel olguyu gösterir. Bkz. "Örnek".
Kaynaklar
- Goethe, J. W. von, «Zur Farbenlehre», Tübingen: Cotta, 1810.
- Wittgenstein, L., «Bemerkungen über die Farben», G. E. M. Anscombe (ed.), Berkeley ve Los Angeles: University of California Press, 1977 (The Ludwig Wittgenstein Project dijital baskısı).
- Maund, B., «Color», The Stanford Encyclopedia of Philosophy, esaslı revizyon 9 Ağustos 2024.
Sonraki adım
FE-05 Wittgenstein'ın notlarının arka planındaki kavgaya geçiyor: Goethe'nin Newton'un fiziğine yönelik eleştirisini ve başarısızlığını, renkli gölgeler ve ardıl görüntüler gibi algı olgularına dair isabetli gözlemlerini ve sanatçılar üzerindeki etkisini anlatıyor ve bir kuramın fizikte yanlış olup algı hakkında doğru şeyler söyleyip söyleyemeyeceğini soruyor. Karşıt süreçler ve «yasak renkler» BI-11'de, ters spektrum FE-03'te ele alınmıştı.