İçeriğe geç

Ders FE-01 · Renk Felsefesi

Renk nesnede mi, zihinde mi?

TartışmalıAraştırma sonuçları karışık; karşı görüş derste

Temel · 1.578 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · seslendirme 11 dk

Bu dersin sonunda: birincil ve ikincil nitelikler ayrımını ve renk üzerine temel felsefi pozisyonları açıklar.

Önerilen ön ders: KE-01 Renk gerçekten var mı?

  • birincil ve ikincil nitelikler
  • renk fizikalizmi
  • eğilimsel görüş
  • eliminativizm
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Galileo 1623'te renklerin, tatların ve kokuların nesnenin tarafında salt adlar olduğunu, yalnız duyan bedende bulunduğunu yazdı; Locke 1690'da bu ayrıma birincil ve ikincil nitelikler adını verdi ve renkleri nesnelerde bizde duyum üreten güçler olarak tanımladı.
  2. Bugün başlıca görüşler, rengi fiziksel bir yansıtım türü sayan fizikalizm, rengi normal koşullarda görünme eğilimi sayan eğilimsel görüş, nesnelerde renk olmadığını savunan eliminativizm ve rengi indirgenemez bir nitelik sayan basit görüştür; «Elma kırmızıdır» cümlesi her birinde başka bir şey iddia eder.
  3. Renk bilimi, metamerizm, renk sabitliği ve gözlemci farkları gibi olgular sağlar, ama tartışmayı tek başına çözmez; örnekte gün ışığında birebir aynı, floresan altında 6,7 birim farklı iki yüzey, üç pozisyonda üç farklı cevap alır.

Kısa cevap

«Elma kırmızıdır» cümlesi ilk bakışta elmanın kendisinde bulunan bir özelliği bildirir gibi görünür, ama felsefede bu cümlenin neyi iddia ettiği tartışmalıdır. Galileo ve Locke'tan beri bazı görüşlere göre elmada kırmızılık diye bir şey yoktur, yalnız bizde kırmızı duyumu uyandıran bir parçacık yapısı vardır; fizikalistler kırmızılığı elmanın ışığı yansıtma biçimi olan fiziksel bir özellik sayar, eğilimsel görüş onu elmanın normal gözlemcilere normal koşullarda kırmızı görünme eğilimi olarak tanımlar, eliminativistler ise nesnelerin, sıradan anlamıyla, hiç rengi olmadığını savunur. Renk bilimi bu tartışmayı tek başına çözmez, ama her pozisyonun hesaba katması gereken olguları, örneğin metamerizmi ve gözlemciler arasındaki farkları sağlar.

Galileo'nun ayrımı

Soru, modern bilimin doğuşuyla birlikte keskinleşti. Galileo 1623'te yayımlanan «Il Saggiatore» adlı kitabında, bir cismi düşündüğü anda onun bir biçimi, büyüklüğü, yeri, hareketi ya da durgunluğu olduğunu da düşünmek zorunda olduğunu, ama beyaz ya da kırmızı, acı ya da tatlı olup olmadığını düşünmek zorunda olmadığını yazdı.

Galileo'nun ayrımı, yeni fiziğin neyi ölçeceğini de belirliyordu: biçim, büyüklük, hareket ve sayı matematiksel olarak ele alınabilirdi; renkler ve tatlar ise bu tablonun dışında kalıyordu.

Locke'un porfiri

John Locke 1690'da yayımlanan «An Essay Concerning Humane Understanding» adlı eserinde ayrıma adını verdi. Galileo'nun sezgisini, cisimlerin küçük parçacıklardan oluştuğu düşüncesiyle birleştirerek bir kuram hâline getirdi.

Locke'un görüşü iki yöne okunabilir ve Stanford Felsefe Ansiklopedisi'nin renk maddesi bu çift okumaya dikkat çeker: Locke bir yandan fiziksel dünyada, sıradan anladığımız biçimiyle renk olmadığını düşünür; öbür yandan renkleri, belirli türde deneyimlere yol açan güçler ya da eğilimler olarak tanımlar gibidir. Bugünkü tartışmanın dallarından ikisi bu iki okumadan çıkar.

Dört cevap

Stanford Ansiklopedisi'nin renk maddesi, bugünkü başlıca pozisyonları ve onları savunanları ayrıntılı biçimde derler.

Bu haritadan kartın andığı üç pozisyonu alalım. Her biri, Locke'un bıraktığı soruya farklı bir yerden cevap verir.

Bu üç görüşe göre «Elma kırmızıdır» cümlesi üç farklı şey söyler. Fizikalist için elmanın belirli bir yansıtım türüne sahip olduğunu, eğilimsel görüş için elmanın normal koşullarda normal gözlemcilere kırmızı görüneceğini söyler. Eliminativiste göre ise cümle, sıradan anlamıyla yanlıştır; doğru olan, elmanın bizde kırmızı deneyimi uyandırdığıdır.

Bilim neyi katar?

Renk bilimi bu soruyu çözmez, ama her pozisyonun açıklaması gereken olguları sağlar. BI-15'te gördüğümüz metamerizm, fizikalist için bir sorundur: tayfları farklı iki yüzey aynı renkte görünebiliyorsa, rengi tek bir yansıtım olarak tanımlamak yetmez; Byrne ve Hilbert bu yüzden renkleri tek bir yansıtımla değil, bir yansıtım türüyle, yani aynı görünen yansıtımların bir sınıfıyla özdeşleştirir. BI-13'teki renk sabitliği ise eliminativiste itiraz eden bir olgudur: görme sistemi ışık değiştiğinde nesnenin rengini büyük ölçüde sabit tutmaya çalışır, sanki izlediği şey nesnenin kendisine ait bir özellikmiş gibi.

Gözlemciler arasındaki farklar da tartışmaya girer. Maund'un aktardığına göre bazı felsefeciler, normal görmeye sahip insanların bile bir rengin tam olarak ne olduğu konusunda, örneğin bir mavinin tam mavi mi yoksa hafif kırmızımsı ya da yeşilimsi bir mavi mi olduğu konusunda ayrıştığını ve hangi grubun «gerçek» rengi gördüğünü keyfî olmadan seçmenin bir yolu olmadığını savunur.

Karşı görüş

Bazı felsefeciler, bu tartışmanın ortak bir varsayımına karşı çıkar. Maund'un derlemesinde «basit görüş» olarak anılan pozisyona göre renkler, ne mikro yapılar ne yansıtımlar ne de deneyimlerdir; nesnelerin sahip olduğu, başka bir şeye indirgenemeyen nitel özelliklerdir ve renk algısında köklü bir yanılgı yoktur, nesneleri gerçekten sahip oldukları renklerle görürüz. Bu görüşe göre sağduyu doğrudur: elma kırmızıdır ve bu, elma hakkında ne fizik ne de psikoloji diliyle tam olarak çevrilebilecek basit bir olgudur.

Eleştirmenler, basit görüşün de gözlemciler arasındaki farklarla karşılaşacağını söyler: bir nesnenin basit rengi ancak nasıl göründüğüyle belirlenebiliyorsa, farklı görünüşlerden hangisinin gerçek olduğu yine sorulur. Tartışma bugün de sürüyor; renk biliminin ölçtüğü olgular hakkında taraflar büyük ölçüde anlaşır, bu olguların renk sözcüğüyle neyi kastettiğimizi nasıl değiştirdiği konusunda ise anlaşmaz.

Örnek — iki ten, bir renk mi?

HS-02'nin hesabında en açık ten örneği (F1C7A9) için iki tayf vardı: biri tenin kendisi, öbürü ona gün ışığı altında renk değerlerini hiç değiştirmeyen bir eğri eklenmiş hâli. Gün ışığında aralarındaki fark sıfırdır; FL11 floresanı altında ise 6,7 birime açılır. Şimdi felsefi soruyu soralım: bu iki yüzey aynı renkte midir?

Fizikalist için cevap, iki yansıtımın aynı yansıtım türüne girip girmediğine bağlıdır; Byrne ve Hilbert'in yaklaşımında, normal gözlemcilere aynı görünen yansıtımlar aynı türde toplanır, ama hangi ışıkta aynı görünmeleri gerektiği ayrıca belirtilmelidir. Eğilimsel görüş için iki yüzey gün ışığında aynı renkte, floresan altında farklı renktedir; renk, koşula bağlı bir özellik olduğu için bu bir çelişki değildir. Eliminativist için ise soru yanlış kurulmuştur: yüzeylerde renk yoktur, yalnız iki farklı yansıtım ve bizde uyandırdıkları deneyimler vardır. Aynı ölçüm, üç pozisyonda üç farklı cevaba yol açar; bu, bilimin tartışmaya olgu sağladığını ama onu tek başına çözmediğini gösterir. Tenlerin burada seçilmesi, yalnız ölçülmüş bir örnek olmalarındandır; hesap, insanlar hakkında bir yargı taşımaz.

Sık yapılan yanlış

Yaygın yanlış"Bilim rengin zihinde olduğunu kanıtlamıştır."
Doğrusu

Renkler üzerine çalışan birçok bilim insanı rengin bir duyum olduğunu savunmuştur; ama Byrne ve Hilbert gibi felsefeciler renklerin fiziksel özellikler olduğunu savunur ve bilimsel olgular, örneğin metamerizm ve renk sabitliği, her pozisyon tarafından farklı biçimde yorumlanır. Soru bilimsel ölçümle değil, ölçümlerin nasıl yorumlanacağıyla ilgilidir.

Yaygın yanlış"Locke renklerin hiçbir şekilde nesnelerde olmadığını söyledi."
Doğrusu

Locke, sıradan anladığımız biçimiyle renklerin nesnelerde bulunmadığını, ama nesnelerde bizde renk duyumu üreten bir güç, bir parçacık düzeni bulunduğunu yazar; bu yüzden hem eliminativist hem de eğilimsel bir okumaya açıktır.

Özet

  1. Galileo 1623'te renklerin, tatların ve kokuların nesnenin tarafında salt adlar olduğunu, yalnız duyan bedende bulunduğunu yazdı; Locke 1690'da bu ayrıma birincil ve ikincil nitelikler adını verdi ve renkleri nesnelerde bizde duyum üreten güçler olarak tanımladı.
  2. Bugün başlıca görüşler, rengi fiziksel bir yansıtım türü sayan fizikalizm, rengi normal koşullarda görünme eğilimi sayan eğilimsel görüş, nesnelerde renk olmadığını savunan eliminativizm ve rengi indirgenemez bir nitelik sayan basit görüştür; «Elma kırmızıdır» cümlesi her birinde başka bir şey iddia eder.
  3. Renk bilimi, metamerizm, renk sabitliği ve gözlemci farkları gibi olgular sağlar, ama tartışmayı tek başına çözmez; örnekte gün ışığında birebir aynı, floresan altında 6,7 birim farklı iki yüzey, üç pozisyonda üç farklı cevap alır.

Kendini sına

  1. (Kolay) Locke'a göre birincil ve ikincil nitelikler arasındaki fark nedir?
  2. (Kolay) Galileo renkleri nerede konumlandırır?
  3. (Orta) "Elma kırmızıdır" cümlesi neyi iddia eder?
  4. (Orta) Metamerizm fizikalist için neden bir sorundur ve Byrne ve Hilbert buna nasıl cevap verir?
  5. (Zor) Locke'un porfir örneği hangi iki okumaya açıktır?
  6. (Zor) Örnekteki metamerik çift, üç pozisyonda nasıl farklı cevaplanır?

Cevaplar

  1. Birincil nitelikler, katılık, uzam, biçim, hareket ve sayı gibi cisimden ayrılamayan ve fikirleri cisimdeki niteliklere benzeyen niteliklerdir; ikincil nitelikler, renk, tat ve koku gibi cisimde yalnız bizde duyum üreten bir güç olarak bulunan ve fikirleri cisimdeki hiçbir şeye benzemeyen niteliklerdir. Bkz. "Locke'un porfiri".
  2. Nesnenin tarafında salt adlar olarak ve yalnız duyan bedende; canlı ortadan kaldırılırsa bu nitelikler yok olur. Bkz. "Galileo'nun ayrımı".
  3. Cevap benimsenen görüşe göre değişir. Fizikalist için elmanın belirli bir fiziksel özelliğe, bir yansıtım türüne sahip olduğunu; eğilimsel görüş için elmanın normal koşullarda normal gözlemcilere kırmızı görüneceğini; basit görüş için elmanın indirgenemez bir kırmızılık niteliği taşıdığını iddia eder. Eliminativiste göre ise cümle sıradan anlamıyla yanlıştır ve yalnız elmanın bizde kırmızı deneyimi uyandırdığı doğrudur. Bkz. "Dört cevap" ve "Karşı görüş".
  4. Çünkü tayfları farklı iki yüzey aynı renkte görünebilir; rengi tek bir yansıtımla özdeşleştirmek, aynı renkteki bu iki yüzeyi farklı renkte saymak olur. Byrne ve Hilbert rengi tek bir yansıtımla değil, aynı görünen yansıtımların bir sınıfı olan yansıtım türüyle özdeşleştirir. Bkz. "Bilim neyi katar?".
  5. Eliminativist bir okumaya, çünkü Locke kırmızılığın ve beyazlığın hiçbir zaman taşta olmadığını söyler; ve eğilimsel bir okumaya, çünkü taşta bizde bu duyumları üreten bir güç, bir parçacık düzeni bulunduğunu da söyler. Bkz. "Locke'un porfiri".
  6. Fizikalist için iki yansıtımın aynı yansıtım türüne girip girmediğine ve bunun hangi ışığa göre belirlendiğine bağlıdır; eğilimsel görüş için iki yüzey gün ışığında aynı, floresan altında farklı renktedir ve renk koşula bağlı olduğu için bu bir çelişki değildir; eliminativist için yüzeylerde renk yoktur ve soru yanlış kurulmuştur. Bkz. "Örnek".

Kaynaklar

  • Galilei, G., «Il Saggiatore», Roma, 1623, bölüm 48 (Vikikaynak, İtalyanca metin).
  • Locke, J., «An Essay Concerning Humane Understanding», Londra, 1690, II. kitap, 8. bölüm (Project Gutenberg metni).
  • Byrne, A. ve Hilbert, D. R., «Color realism and color science», Behavioral and Brain Sciences 26(1): 3–21, 2003.
  • Maund, B., «Color», The Stanford Encyclopedia of Philosophy, ilk yayın 1 Aralık 1997, esaslı revizyon 9 Ağustos 2024.

Sonraki adım

FE-02 renk bilgisi ile renk deneyimi arasındaki farka geçiyor: siyah beyaz bir odada renk hakkında her şeyi bilen bir bilim insanını anlatan düşünce deneyini, nitel deneyim kavramını, başlıca itirazları ve argümanın sahibinin sonradan görüş değiştirmesini ele alıyor ve Mary odadan çıktığında yeni bir şey öğrenip öğrenmediğini soruyor. Tayfları farklı ama rengi aynı yüzeyler için BI-15'e, görmenin rengi koruma çabası için BI-13'e, iki tayflı ten çifti için HS-02'ye dönülebilir.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 Kanca: Bir elma masada; ışık söner, elma karanlıkta kaybolur. «Karanlıkta da kırmızı mı?»
  • 0:40–2:00 Galileo: Bir cisim, çevresinde biçim, büyüklük ve hareket okları; renk ve tat etiketleri cisimden kopup bir gözlemcinin başına uçar.
  • 2:00–3:30 Locke: Bir porfir taşı ışıkta kırmızı ve beyaz, karanlıkta renksiz; taşın içinde değişmeyen parçacık düzeni.
  • 3:30–5:30 Dört cevap: Aynı elma dört kez çizilir; her birinin yanında bir etiket: yansıtım eğrisi, «normal gözlemciye kırmızı görünür», boş bir çerçeve, basit bir kırmızı leke.
  • 5:30–6:30 Bilim: İki farklı tayf eğrisi aynı rengi verir; ışık değişince ayrılırlar.
  • 6:30–7:30 Basit görüş ve eleştirisi: Farklı gözlemciler aynı maviyi farklı adlandırır.
  • 7:30–9:00 Gerçek dünya: İki ten yüzeyi gün ışığında aynı, floresan altında farklı; üç pozisyonun cevapları sırayla belirir.
  • 9:00–9:30 Yanlış bilinen: «Bilim rengin zihinde olduğunu kanıtladı» yazısının üstü çizilir.
  • 9:30–10:00 Kapanış: Siyah beyaz bir oda ve kapısı; FE-02 kodu.

Görsel notları

  • Galileo ve Locke özgün çizimlerle, dönem portrelerinden kopyalanmadan canlandırılır; kamu malı bir portre kullanılacaksa kaynağı doğrulanır.
  • Kitap sayfaları özgün dizgidir; alıntılar metindeki çevirilerle aynıdır.
  • Ten yüzeyleri düz renkli karelerdir; floresan altındaki fark ekranda yaklaşık gösterilir.