Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Türkiye boya sektörü Avrupa'nın büyük üreticileri arasındadır ve tekstil terbiyesi Marmara başta olmak üzere kümelenmiştir; sektör rakamları dernek beyanlarına dayanır ve tanıma göre değişir.
- Sektör temsilcilerine göre boya hammaddesinin yaklaşık yüzde 70'i ithaldir; bu, maliyetin kura bağlı kısmı kadar kur geçişkenliği demektir.
- Asıl kur riski, hammaddenin peşin ve dövizle ödenip ürünün vadeli ve Türk lirasıyla satılmasından doğan vade uyumsuzluğunda oluşur; ihracatçı kısmen doğal olarak korunur, Yeşil Mutabakat ise döviz cinsinden yeni uyum maliyetleri ekler.
Kısa cevap
Türkiye, Avrupa'nın büyük boya üreticilerinden biridir ve tekstil boyahaneleri Marmara başta olmak üzere birkaç bölgede kümelenmiştir; ama sektörün temsilcilerine göre boya hammaddelerinin yaklaşık yüzde 70'i yurt dışından gelir. Bu bağımlılık, Türk lirası değer kaybettiğinde maliyetin büyük bir kısmının kurla birlikte yükselmesi demektir: hammaddeyi döviz ve peşin ödeyip ürününü Türk lirasıyla ve uzun vadeyle satan bir firma, iki tarih arasındaki kur artışını kendi marjından öder. İhracat yapan firma ise gelirinin bir kısmı da dövizle geldiği için bu riske karşı kısmen doğal olarak korunur; kur dalgalanmasının sektörü nasıl etkilediği, bu yüzden firmanın neyi nereden aldığına ve neyi kime, hangi para birimiyle ve ne kadar vadeyle sattığına bağlıdır.
Sektörün büyüklüğü: sayılar neden farklı?
Türkiye boya sektörünün büyüklüğü, kimin, hangi yıl ve neyi ölçtüğüne göre farklı rakamlarla anlatılır. Bu fark bir çelişki değil, tanım farkıdır; ama okurken dikkat ister.
İki yıl önce aynı dernek başkanının verdiği rakam başkaydı: Dünya gazetesinin 22 Nisan 2024 tarihli haberinde Baytaş, Türkiye'de 600 bin ton boya üretimi olduğunu söylüyordu. 600 bin ton üretim, 926 bin ton iç pazar ve 1 milyon ton hacim aynı şeyi ölçmez: biri üretimi, biri yurt içinde tüketilen boyayı, biri ise kabaca sektörün toplam hacmini anlatır; tanımlar ve kapsanan ürünler de açıklanmamıştır. Bu rakamlar dernek temsilcilerinin konuşmalarından aktarılmıştır; bağımsız bir istatistik kurumunun ölçümü değildir. Ders için önemli olan, ölçeğin kabaca ne olduğu ve bu ölçeğin hangi hammaddelere dayandığıdır.
Hammaddede dışa bağımlılık
Bir kutu boya, bağlayıcı reçineler, pigmentler, dolgular, çözücüler ve katkı maddelerinden oluşur. Bunların önemli bir kısmı petrokimya ve madencilik ürünüdür ve Türkiye'de ya hiç ya da yeterli ölçekte üretilmez.
Bu beyanda üç bilgi bir araya gelir: hammaddenin büyük kısmı ithaldir, ithalat peşin ödenir ve satışlar uzun vadeyle yapılır. Dersin sorusunun cevabı bu üçünün birleşiminde saklıdır. Yüzde 70 bir dernek başkanının beyanıdır ve neyin yüzdesi olduğu, yani ağırlık mı değer mi olduğu, haberde açıklanmaz; aşağıdaki hesaplarda bu yüzden onu bir büyüklük sırası olarak kullanacağız.
Tekstil boyahaneleri ve kümeler
Boya sektörünün yanında, rengin Türkiye ekonomisindeki ikinci büyük durağı tekstil boyama ve terbiyedir: iplik, kumaş ve giysinin boyandığı, ağartıldığı ve bitirildiği işlemler.
Uyanık ve Çelikel'in Türk tekstil endüstrisini özetleyen çalışmasına göre iplik üretimi Kahramanmaraş, İstanbul, Gaziantep ve Bursa gibi illerde yoğundur; Denizli'de havlu, bornoz ve ev tekstili, Uşak'ta iplik, battaniye ve geri dönüşüm, Çorlu ve Çerkezköy'de terbiye, Adana'da pamuklu dokuma ve terbiye, İstanbul'da konfeksiyon ve örme öne çıkar. Yazarlar, tekstil terbiye sanayinin genelinin Marmara Bölgesi'nde toplandığını ve ana girdilerinin doğal gaz, ısıl enerji, buhar ve elektrik olduğunu da not eder.
Boyahanenin girdileri de iki ayrı kura bağlanır. Boyar maddeler ve yardımcı kimyasallar büyük ölçüde ithal edilen kimya ürünleridir; enerji ise, fiyatı ithal yakıtlara bağlı olduğu ölçüde, dolaylı olarak kura duyarlıdır. Kümelenme bu riski azaltmaz, ama bir kümedeki firmaların aynı şoku aynı anda yaşamasına yol açar: bir kur sıçraması, Çorlu'daki bütün boyahanelerin maliyetini birlikte artırır.
Kur geçişkenliği: maliyetten fiyata
Kur yükseldiğinde ithal hammaddenin Türk lirası fiyatı artar. Bunun ürün maliyetine ne kadar yansıdığı, hammaddenin maliyetteki payına ve ithal kısmın büyüklüğüne bağlıdır.
Gerçek kurlarla, kurgusal bir maliyet yapısı üzerinden hesaplayalım. OECD'nin FRED üzerinden yayımlanan aylık ortalama verilerine göre bir ABD doları Temmuz 2021'de ortalama 8,59 lira, Ocak 2022'de 13,54, Temmuz 2022'de 17,45, Temmuz 2023'te 26,50 liraydı. Bir kilogram boyanın maliyetinin yüzde 60'ının hammadde olduğunu ve hammaddenin yüzde 70'inin ithal edildiğini varsayalım; bu durumda maliyetin yüzde 42'si doğrudan dolara bağlıdır.
| Tarih | Dolar/TL | Temmuz 2021'e göre kur artışı | Yalnız kurdan gelen maliyet artışı |
|---|---|---|---|
| Temmuz 2021 | 8,59 | — | — |
| Ocak 2022 | 13,54 | %58 | %24 |
| Temmuz 2022 | 17,45 | %103 | %43 |
| Temmuz 2023 | 26,50 | %208 | %88 |
Bu tablo yalnız kurun doğrudan etkisini gösterir; aynı dönemde işçilik, enerji ve kira gibi yerli maliyetler de enflasyonla arttı. Yine de mekanizma açıktır: kur iki katına çıktığında, maliyetin kura bağlı kısmı da iki katına çıkar ve toplam maliyet, bu kısmın payı kadar yükselir.
Vade uyumsuzluğu: kur riski nerede oluşur?
Kur artışı fiyatlara zamanla yansıtılabilir; asıl kayıp, maliyetin ödendiği tarih ile satışın tahsil edildiği tarih arasındaki boşlukta oluşur.
Kurgusal bir boya üreticisi Ocak 2022'de yurt içindeki bir bayiye 100 liralık boya satıyor; maliyeti 85 lira, marjı 15 lira. Satış altı ay vadeli, fiyat Ocak'ta sabitlenmiş. Firma, satılan boyanın yerine koymak için hammaddeyi Temmuz'da peşin ve dolarla alacak. Ocak ile Temmuz 2022 arasında kur yüzde 28,9 arttı. Maliyetin kura bağlı yüzde 42'lik kısmı bu oranda yükselince yerine koyma maliyeti 85'ten yaklaşık 95,3 liraya çıkar; tahsil edilen 100 lira sabit kaldığı için marj 15'ten 4,7 liraya iner. Satış karlı görünür, ama firma aynı miktarda boyayı yeniden üretecek parayı zor toplar.
Aynı boyayı yurt dışına, dolar fiyatıyla ve aynı vadeyle satan bir ihracatçı ise Temmuz'da tahsil ettiği doları yüzde 28,9 daha fazla liraya çevirir. Satışının Türk lirası karşılığı 128,9'a çıkar, yerine koyma maliyeti yine 95,3'tür ve marjı genişler. Bu, sektör temsilcilerinin ihracatı yalnız büyüme için değil, bir denge aracı olarak da vurgulamasının bir nedenidir. Gerçekte ihracatçı da yerli enflasyonla artan işçilik ve enerji maliyetlerini taşır ve rakip ülkelerin kurları da değişir; hesap mekanizmayı gösterir, bir firmanın gerçek sonucunu değil.
Dersin sorusuna cevap buradan çıkar. Hammaddede dışa bağımlılık, kur dalgalanmasını üç yoldan sektöre taşır: maliyetin kura bağlı payı kadar geçişkenlik, peşin ödeme ile vadeli tahsilat arasındaki uyumsuzluk ve satışların para birimi. İç pazara uzun vadeyle satan firma en açık konumdadır; dövizle ve kısa vadeyle satan firma ise kısmen korunur.
Firmaların bu riske karşı elindeki araçlar da aynı üç yolu izler. Vadeyi kısaltmak, kur artışının marjı eritebileceği süreyi daraltır; bu yüzden sektör temsilcileri vadelerin iki üç aya inmesini ister. Fiyatı dövize endekslemek ya da sık güncellemek, kur riskini alıcıya aktarır, ama alıcı da çoğu zaman aynı kur baskısı altındaki bir bayi ya da müteahhittir ve bu aktarım talebi daraltabilir. Hammaddenin bir kısmını yerli kaynaktan sağlamak ya da ihracat payını artırmak ise giderlerle gelirlerin para birimini birbirine yaklaştırır. Hiçbiri riski tamamen ortadan kaldırmaz; her biri riskin kimde kalacağını değiştirir.
Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye
Türkiye'nin boya ve tekstil ihracatının önemli bir kısmı Avrupa'ya yöneldiği için, Avrupa'nın çevre kuralları Türk üreticileri için bir pazar koşuludur. EC-12'de gördüğümüz ürün kısıtlamaları, örneğin azo boyalara ilişkin REACH kuralı, Avrupa'ya satılan her ürün için geçerlidir.
Yeşil Mutabakat, kur riskine bir ikinci katman ekler: Avrupa'daki alıcıların istediği belgeler, testler, daha temiz süreçler ve arıtma yatırımları çoğu zaman döviz cinsinden ekipman ve danışmanlık gerektirir. Bu uyum maliyetleri de, ham madde gibi, kur yükseldiğinde Türk lirası olarak pahalanır.
Örnek — ten tonlarında kur şoku
Kur şokunun ürün gamı kararlarını nasıl etkileyebileceğine ten tonları üzerinden bakalım. Bir Türk çorap üreticisi ten rengi çoraplarını dört tonda üretiyor: F1C7A9, C68863, 8D5524 ve 4A2C1D. EC-12'deki kurgusal varsayımları kullanırsak, 20 gramlık bir çift için en açık ton yaklaşık 0,1 gram, en koyu ton yaklaşık 0,8 gram boyar madde ister. İthal boyar maddenin kilogramını kurgusal olarak 10 dolar alalım.
Temmuz 2021 kuruyla en açık tonun çift başına boyar madde maliyeti yaklaşık 0,009 lira, en koyu tonunki 0,069 liradır. Temmuz 2023 kuruyla bu değerler 0,026 ve 0,21 liraya çıkar. Kur şoku en koyu tonu açık tondan daha çok pahalandırır, ama fark çift başına kuruşlarla ölçülür ve bir çorabın fiyatının yanında önemsizdir.
Bu hesap, maliyet baskısı altındaki bir firmanın sık yaptığı bir kısa yolu sorgulamaya yarar: ürün gamını daraltırken en koyu tonları "maliyetli" diye kesmek. Kur şokunun boyar madde üzerinden yarattığı ek maliyet bu kararı haklı çıkarmaz. Koyu tonlar gamdan çıkarılıyorsa bunun nedeni, EC-08'de gördüğümüz stok ve talep belirsizliği ya da EC-15'te ele alınacak çeşitlilik maliyetidir; bu kararların gerekçesi ayrıca tartılmalı ve bu daraltmanın hangi tenlere sahip müşterilere ürün bırakmadığı sorulmalıdır.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Kur yükselince ihracatçı her zaman kazanır."
Kur artışı ihracatçının döviz gelirini Türk lirası olarak büyütür, ama ihracatçı da ithal hammaddeyi daha pahalıya alır ve yurt içinde artan işçilik ve enerji maliyetlerini taşır. Kazancın büyüklüğü, gelirin ne kadarının dövizle, giderin ne kadarının dövizle ve ne kadarının yerli parayla olduğuna ve bu ödemelerin zamanlamasına bağlıdır.
Özet
- Türkiye boya sektörü Avrupa'nın büyük üreticileri arasındadır ve tekstil terbiyesi Marmara başta olmak üzere kümelenmiştir; sektör rakamları dernek beyanlarına dayanır ve tanıma göre değişir.
- Sektör temsilcilerine göre boya hammaddesinin yaklaşık yüzde 70'i ithaldir; bu, maliyetin kura bağlı kısmı kadar kur geçişkenliği demektir.
- Asıl kur riski, hammaddenin peşin ve dövizle ödenip ürünün vadeli ve Türk lirasıyla satılmasından doğan vade uyumsuzluğunda oluşur; ihracatçı kısmen doğal olarak korunur, Yeşil Mutabakat ise döviz cinsinden yeni uyum maliyetleri ekler.
Kendini sına
- (Kolay) Sanayi kümesi nedir? Türkiye'de tekstil terbiyesi hangi bölgede toplanmıştır?
- (Kolay) BOSAD temsilcilerinin verdiği 600 bin ton, 926 bin ton ve 1 milyon ton rakamları neden aynı şeyi ölçmez?
- (Orta) Hammaddede dışa bağımlılık kur dalgalanmalarında sektörü nasıl etkiler?
- (Orta) Kur geçişkenliği tablosunda Temmuz 2022'deki yüzde 43'lük maliyet artışı nasıl hesaplandı?
- (Zor) Vadeli satış örneğinde yurt içine satan firma ile ihracatçının marjları neden zıt yönde hareket eder?
- (Zor) Kur şoku, ten rengi çorapların en koyu tonlarını gamdan çıkarmak için geçerli bir gerekçe midir?
Cevaplar
- Aynı ya da bağlantılı sektörlerdeki firmaların belirli bir coğrafyada yoğunlaşmasıdır. Uyanık ve Çelikel'e göre tekstil terbiye sanayinin geneli Marmara Bölgesi'nde toplanmıştır; Çorlu ve Çerkezköy terbiyede öne çıkar («Tekstil boyahaneleri ve kümeler»).
- Biri üretimi, biri yurt içinde tüketilen boyayı, biri de sektörün toplam hacmini anlatır ve farklı yıllarda, açıklanmamış tanımlarla verilmiştir; bunlar dernek beyanıdır, bağımsız istatistik değildir («Sektörün büyüklüğü: sayılar neden farklı?»).
- Üç yoldan: maliyetin ithal hammaddeye bağlı payı kadar maliyet kurla birlikte artar; hammadde peşin ve dövizle ödenip ürün vadeli ve Türk lirasıyla satıldığında, iki tarih arasındaki kur artışı firmanın marjından çıkar; dövizle satış yapan firma ise gelirinin de kurla artması sayesinde kısmen korunur («Kur geçişkenliği», «Vade uyumsuzluğu»).
- Maliyetin yüzde 60'ı hammadde, hammaddenin yüzde 70'i ithal kabul edildi; bu, maliyetin yüzde 42'sinin dolara bağlı olduğu anlamına gelir. Kur Temmuz 2021'e göre yüzde 103 arttığı için maliyet yalnız kurdan yaklaşık yüzde 43 yükselir («Kur geçişkenliği: maliyetten fiyata»).
- İkisinin de yerine koyma maliyeti kurla 95,3'e çıkar. Yurt içine satan firmanın tahsilatı Türk lirası olarak 100'de sabit kaldığı için marjı 4,7'ye iner; ihracatçının dolar tahsilatı ise 128,9 liraya çevrildiği için marjı genişler («Vade uyumsuzluğu: kur riski nerede oluşur?»).
- Hayır. Kurgusal varsayımlarla kur şoku koyu tonu açık tondan daha çok pahalandırsa da fark çift başına kuruşlarla ölçülür. Koyu tonları gamdan çıkarmanın gerekçesi başka yerde, örneğin stok ve çeşitlilik maliyetinde aranmalı ve bunun belirli tenleri dışarıda bırakıp bırakmadığı sorulmalıdır («Örnek — ten tonlarında kur şoku»).
Kaynaklar
- «Türkiye'de Boya Sektörü, 2,47 Milyar Dolarlık Ekonomik Büyüklüğe Sahip», Fortune Türkiye, 14 Mayıs 2026.
- «Boya sektörü enflasyondan dertli: Cezayı sanayiciler çekiyor», Dünya, 22 Nisan 2024.
- Uyanık, S. ve Çelikel, D. C., «Türk Tekstil Endüstrisi Genel Durumu», Teknik Bilimler Dergisi, 9(1), 2019, s. 32–41.
- T.C. Ticaret Bakanlığı, «Yeşil Mutabakat Eylem Planı ve Çalışma Grubu»; Cumhurbaşkanlığı Genelgesi 2021/15, Resmî Gazete, 16 Temmuz 2021, sayı 31543.
- OECD, «Currency Conversions: US Dollar Exchange Rate: Average of Daily Rates: National Currency: USD for Türkiye» (CCUSMA02TRM618N), FRED, Federal Reserve Bank of St. Louis, erişim 26 Eylül 2026.
Sonraki adım
Bu derste kur ve hammadde maliyetinin renk sektörünü nasıl sıkıştırdığını gördük; EC-15 maliyetin başka bir kaynağına bakıyor: her yeni renk seçeneğinin getirdiği karmaşıklık maliyetine, üretim hattındaki renk geçiş sürelerine ve parti büyüklüklerine, seçenek sayısı ile talep artışı arasındaki dengeye ve seçenekleri azaltma kararlarına. Beşinci bir renk eklemenin marjinal maliyetinin ve faydasının nasıl karşılaştırılacağını soruyor. Beyazın fiyatını belirleyen titanyum dioksit piyasası için EC-05'e dön.