Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Albers, 1963'te yayımlanan Interaction of Color'da bir rengin algıda neredeyse hiçbir zaman fiziksel olarak olduğu gibi görülmediğini savundu ve renk dersine sistemlerle değil, renkli kâğıtla yapılan gözlem alıştırmalarıyla başladı.
- Temel görevler, aynı rengi iki zemin yardımıyla iki renk gibi göstermek, iki farklı rengi uygun zeminlerle aynı gibi göstermek ve üç rengi iki renk gibi göstermektir; alıştırmalar basitten karmaşığa ilerler.
- CAM16 gibi bir renk görünüm modeli zeminin açıklığa etkisini kabaca öngörür, ama renkli zeminin tonu kaydırmasını hesaplamaz; modele göre aynı zemin değişikliği orta ve koyu ten örneklerinin açıklığını en açık örneğinkinden daha çok değiştirir.
Kısa cevap
Josef Albers, 1963'te yayımlanan Interaction of Color adlı kitabında bir rengin görsel algıda neredeyse hiçbir zaman fiziksel olarak olduğu gibi görülmediğini savundu ve bu yüzden renk öğretimine renk sistemleriyle değil, renkli kâğıtla yapılan gözlem alıştırmalarıyla başladı: tek bir yapraktan kesilmiş iki kareyi ayrı renkler sandırmak, ayrı yapraklardan kesilmiş iki kareyi ise eş sandırmak. Bu alıştırmalar, bir çemberin ya da bir modelin önceden söyleyemediği etkileşimleri gözün kendisine buldurur; bugünkü renk görünüm modelleri bile zeminin açıklığa etkisinin bir kısmını hesaplar, renkli bir zeminin tonu kaydırmasını ise hiç hesaba katmaz.
Bir kitabın ilk iddiası
Bir kartelada her renk tek başına, beyaz bir kâğıdın ortasında durur. Oysa hiçbir renk hayatta yalnız kalmaz: bir logonun rengi afişin zeminiyle, bir kumaşın rengi yanındaki kumaşla, bir yüzün rengi arkasındaki duvarla birlikte görülür. Albers'ın kitabı bu durumu bir kural olarak koyarak açılır.
Bu etkileşimin bilimsel mekanizması, yani gözün ve beynin yan yana duran alanları neden karşıtlaştırdığı, BI-14'te eşzamanlı kontrast adıyla işlendi. Bu dersin sorusu başka: o bilgiyle bir öğrenci ne yapmalı? Albers'ın cevabı, bilgiyi ezberlemek yerine etkiyi elle üretmekti.
Sistem yerine meydan okuma
Albers'tan önce de renk öğretimi vardı. Newton'ın tayfı bir daireye bükmesinden sonra 18., 19. ve 20. yüzyılda pek çok renk çemberi ve küresi tasarlandı; yirminci yüzyılın başında bu şemaların incelenmesi, Albers'ın hem öğrencisi hem öğretmeni olduğu Bauhaus da dahil olmak üzere, sanat okullarının müfredatına girmişti. Albers Vakfı'nın anlatımına göre Albers bu çalışmaların sanatçı için pratik değerinin az olduğunu düşünüyordu. Bir çember, hangi rengin hangisinin karşısında durduğunu söyler; ama bir kırmızının turuncu bir zeminde ve mor bir zeminde nasıl göründüğünü söylemez.
Ders, Albers'ın 1950'lerde bölüm başkanlığı yaptığı Yale'de en olgun hâline ulaştı. 1963'teki kitap, derste kullanılan alıştırmaları büyük ölçüde aynı sırayla izler ve öğrencilerin ürettiği çözümleri levhalar hâlinde gösterir. Kitabın ilk baskısı da sıradan değildi.
Yale University Press'in aynı yıl yayımladığı söyleşiye göre kitap 1971'de Albers'ın seçtiği on renk çalışmasıyla karton kapaklı olarak çıktı; 2013'teki ellinci yıl baskısı ise altmışa yakın çalışmayı özgün metinle birlikte sundu.
Neden kâğıt, neden önce gözlem?
Yale haberinin aktardığı görevlerde malzeme boya değil, renkli kâğıttır ve bunun pratik bir mantığı vardır. Boyayla çalışan bir öğrenci, istediği rengi karıştırmakla uğraşırken asıl soruyu, yani iki rengin yan yana ne yaptığını gözden kaçırabilir; hazır renkli kâğıtla renk bir kez seçilir, kesilir, yerinden oynatılır ve istenildiği kadar yeniden denenir. Kâğıt, aynı rengin iki parçasının gerçekten aynı olduğunu da garanti eder: iki kare aynı yapraktan kesilmişse, farklı görünmeleri yalnız bağlamdan kaynaklanabilir.
Gözlemin kurama öncelik tanınmasının ikinci bir gerekçesi de vardır. Kural, sonucu önceden söyler ve öğrenci gördüğünü kurala uydurmaya eğilimlidir. Alıştırma ise sonucu söylemez, bulunmasını ister. "Renkli zemin, kareyi kendi tamamlayıcısına doğru iter" cümlesini ezberlemiş biri, ilk denemesinde beklediği kaymayı görür; alıştırmayı yapan biri ise beklemediği kaymaları da görür: zemin küçüldükçe etkinin nasıl zayıfladığını, açıklık farkının ton farkını nasıl bastırdığını, bazı çiftlerde etkinin neredeyse hiç çıkmadığını.
Yani Albers kuramı reddetmedi, sıraya koydu. Önce göz eğitilir, sonra öngörü kurulur; tersi olunca öngörü gözün yerine geçer.
Alıştırma 1 — Bir rengi iki renk gibi göstermek
Bu ilk görev, rengin göreli olduğunu en kısa yoldan gösterir. Amaç, tek bir renkli kâğıttan kesilmiş iki küçük karenin, iki farklı zemin üzerinde iki ayrı renk gibi görünmesini sağlamaktır.
- Orta açıklıkta, belirgin bir tonu olan bir renkli kâğıt seçin; bu, sınanacak renktir. Aynı yapraktan iki küçük kare kesin.
- İki zemin seçin. İlk denemede zeminleri açıklık bakımından ayırın: biri sınanacak renkten belirgin biçimde açık, öbürü belirgin biçimde koyu olsun.
- Kareleri zeminlerin ortasına yerleştirin ve ikisine birlikte bakın. Açık zemindeki kare koyulaşır, koyu zemindeki açılır.
- Şimdi zeminleri ton bakımından ayırın: açıklıkları yakın, tonları çember üzerinde birbirinden uzak iki zemin seçin. Kareler bu kez ton olarak birbirinden uzaklaşır; her biri, zeminin tamamlayıcısına doğru kayar.
- Zemin ile kare arasındaki alan oranını değiştirin: zemini küçültün, kareyi büyütün. Etkinin hangi noktada zayıfladığını not edin.
- En güçlü etkiyi veren çifti bırakın; iki karenin gerçekten aynı kâğıttan olduğunu, zeminlerin arasına bir köprü şerit yapıştırıp iki kareyi birleştirerek gösterin.
Alıştırma 2 — İki rengi bir renk gibi göstermek
İkinci görev birincinin tersidir ve daha zordur. Bu kez iki farklı renk seçilir; amaç, uygun zeminler bulunarak ikisinin aynı renk gibi görünmesini sağlamaktır.
- Birbirine yakın ama açıkça farklı iki renkli kâğıt seçin; örneğin biri öbüründen biraz daha açık ve biraz daha sıcak olsun.
- Açık olanı daha açık bir zemine, koyu olanı daha koyu bir zemine koyun. Zeminler, iki rengin farkını "yiyecek" yönde çalışmalıdır.
- Açıklık eşitlendikten sonra tonu eşitlemeye çalışın: sıcak olanı sıcak bir zemine, soğuk olanı soğuk bir zemine koyarak farkı daraltın.
- Başarıyı gözle değil, bir arkadaşla sınayın: iki kareyi zeminlerinde gösterin ve hangisinin daha açık ya da daha sıcak olduğunu sorun. Kararsız kalıyorsa ya da cevabı rastgele çıkıyorsa eşitleme tutmuştur.
- Kareleri birbirinin zeminine taşıyın; fark bu kez büyümüş olarak geri gelir.
Yale haberinin aktardığı üçüncü görev, bu ikisini birleştirir: üç renkten ikisi, aynı zemin yardımıyla, tek renk gibi okunur ve kâğıtta üç renk olduğu hâlde göz iki renk görür.
Model ne kadarını öngörüyor?
Albers'ın kitabından altmış yıl sonra bir tasarımcı şunu sorabilir: bugün renk görünüm modelleri var; alıştırmayı hesapla yapamaz mıyız? BI-22'deki CAM16 modeli, girdileri arasında zeminin göreli ışıklılığını da alır. Bu girdiyi değiştirerek, dört ten örneğinin açık ve koyu bir zemin üzerinde nasıl görüneceğini hesaplayabiliriz.
Hesabı D65 beyaz, 64 lüks aydınlık, ortalama çevre koşullarında yaptık; koyu zemin için zeminin göreli ışıklılığını 5, açık zemin için 50 aldık. Tablodaki J, CAM16'nın sıfırdan yüze uzanan açıklık ölçeğidir. Son iki sütun, koyu zemindeki görünüşü açık zeminde yeniden elde etmek için rengin ışıklılığını kaç katına çıkarmak gerektiğini ve bunun sonucunda iki fiziksel renk arasında oluşan CIEDE2000 farkını gösterir.
| Ten örneği | J koyu zeminde | J açık zeminde | Fark | Eşitleyen renk | ΔE00 |
|---|---|---|---|---|---|
| F1C7A9 | 80,3 | 75,5 | 4,8 | FCD0B1 | 2,3 |
| C68863 | 57,3 | 48,9 | 8,4 | DE9970 | 5,8 |
| 8D5524 | 37,0 | 27,9 | 9,1 | AD6A2E | 9,3 |
| 4A2C1D | 19,6 | 12,3 | 7,3 | 6A412C | 8,2 |
Tablo iki şey söyler. Birincisi, aynı zemin değişikliği tenlere eşit etki etmez: model, en açık örnekte beş birimlik bir açıklık kaybı, orta ve koyu örneklerde ise yedi ile dokuz birim arasında bir kayıp öngörür. Koyu bir teni açık bir zemin önünde "aynı" göstermek için rengin fiziksel olarak değiştirilmesi gereken miktar da daha büyüktür: en koyu örnekte ışıklılık iki katından fazla artırılmalıdır. İkincisi, tablodaki ton açıları iki zeminde de değişmez. Bunun nedeni, tenin tonunun kaymaması değil, modelin zeminin rengini hiç bilmemesidir: CAM16 zemini tek bir sayıyla, göreli ışıklılığıyla tanır.
Bu sayılar model tahminidir, bir deneyin ölçümü değildir. CAM16 zeminin geniş ve tekdüze olduğunu varsayar; Albers'ın alıştırmalarındaki gibi küçük bir karenin keskin kenarlı bir zemin üzerinde durduğu durumlar için kurulmamıştır. Model, Alıştırma 1'in üçüncü adımını kabaca öngörür, dördüncü adımını ise hiç öngörmez. Albers'ın gözlemi kurama öncelediği yerde bugün de boşluk vardır ve o boşluğu kâğıt ve göz doldurur.
Ten rengini zeminle birlikte düşünmek
Albers'ın alıştırmaları soyut karelerle yapılır, ama sonucu her gün bir yüzde görülür. Bir kurumsal portre serisinde herkes aynı fon önünde çekildiğinde, aynı açıklıktaki fon farklı tenlere farklı etki eder: açık bir fon, koyu bir yüzü açık bir yüzden daha fazla koyulaştırır ve tabloya göre bu fark birkaç J birimini bulabilir. Renkli bir fon da tonu kaydırır; yeşilimsi bir duvar önünde duran bir yüz daha pembe, turuncu bir duvar önünde ise daha soluk okunabilir. Model bu ikinci etkiyi hesaplamadığı için, fon seçimini ekrandaki sayıdan değil, farklı tenlerden gönüllülerle yapılan bir deneme çekiminden vermek daha güvenlidir.
Bu, bir fon renginin "doğru" olduğu anlamına gelmez. Sıcak bir fon, tene daha fazla canlılık vermek isteyen bir tasarımcının bilinçli seçimi olabilir. Ölçülebilir olan, fonun teni hangi yöne ve ne kadar ittiğidir; o yönün istenip istenmediği bir tercih meselesidir.
Alıştırmanın sınırları
Gözlem alıştırması güçlü bir öğretim aracıdır, ama her soruya cevap vermez. İki öğrencinin aynı çifte farklı hükümler vermesi olağandır; ışık değiştiğinde, kâğıt eskidiğinde ya da gözlemci yorulduğunda sonuç da değişebilir. Albers'ın kitabı bu yüzden bir ölçüm kitabı değildir ve bir renk farkını raporlamak ya da bir üretim toleransı koymak için kullanılmaz; o işi BI-20'deki formüller ve EN serisindeki ölçüm yöntemleri yapar. Alıştırmanın işi başkadır: tasarımcıya, hesabın ve kartelanın göremeyeceği yerleri önceden sezecek bir göz kazandırır.
Bir de telif meselesi vardır. Albers'ın yayımlanmış levhaları ve öğrencilerin çalışmaları telifli olabilir; bir derste ya da portfolyoda kullanmak için onları kopyalamak yerine alıştırmayı özgün kâğıtlarla yeniden yapmak hem daha güvenli hem daha öğreticidir.
Örnek — bir fondöten sitesinde aynı görünen iki ton
Bir kozmetik markasının internet sitesi, fondöten renklerini küçük yuvarlak örnekler hâlinde sıralar. Site açık bir arka plan üzerinde tasarlanmıştır; sonra karanlık tema eklenir. Kısa süre sonra müşteri hizmetlerine benzer şikâyetler gelmeye başlar: bilgisayarında açık temayla baktığı DE9970 tonunu beğenen bir müşteri, siparişi telefonunda karanlık temayla verirken onun yerine bir koyu komşusunu, C68863'ü seçmiştir; gelen ürün beklediğinden koyudur.
Tablo bu şikâyetin bir kısmını açıklar. Açık zeminde duran DE9970'in J değeri, hesapta 57,3'tür. Koyu zemine alınan C68863'ün J değeri de 57,3'e çıkar; oysa aynı renk açık zeminde 48,9'da kalıyordu. Yani iki temanın arasında gidip gelen bir müşteri için, koyu tonun karanlık temadaki hâli açık tonun açık temadaki hâlinin açıklığını taşır; iki farklı ton, iki farklı bağlamda aynı açıklıkta görünür. Bu, Albers'ın ikinci alıştırmasının istemeden yapılmış bir versiyonudur.
Çözüm, tonları kaydırmak değil, örneklerin arkasına her iki temada da aynı nötr bir kart yerleştirmektir; zemin sabitlenince bir ton iki temada aynı açıklıkta görünür ve komşusuyla karışmaz. Deneme, açıktan koyuya bütün ten gruplarından gönüllülerle ve telefon ekranında yapılır; çünkü koyu tonlardaki fark, tabloya göre, zemin değiştiğinde en fazla etkilenen farktır.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Albers renk kuramını gereksiz saydı."
Albers renk sistemlerinin sanatçı için pratik değerinin az olduğunu düşündü ve derse onlarla başlamadı; ama rengin davranışının bir ölçüde öngörülebilir olduğunu kabul etti. Yöntemi kuramı dışlamaz, gözlemden sonraya bırakır.
Yaygın yanlış"Bir rengin kodu belliyse nasıl görüneceği de bellidir."
Kod yalnız fiziksel rengi tanımlar; zemin, alan büyüklüğü ve komşu renkler değiştiğinde aynı kod başka görünür. Bir renk kararı, rengin kullanılacağı zemin üzerinde verilir.
Özet
- Albers, 1963'te yayımlanan Interaction of Color'da bir rengin algıda neredeyse hiçbir zaman fiziksel olarak olduğu gibi görülmediğini savundu ve renk dersine sistemlerle değil, renkli kâğıtla yapılan gözlem alıştırmalarıyla başladı.
- Temel görevler, aynı rengi iki zemin yardımıyla iki renk gibi göstermek, iki farklı rengi uygun zeminlerle aynı gibi göstermek ve üç rengi iki renk gibi göstermektir; alıştırmalar basitten karmaşığa ilerler.
- CAM16 gibi bir renk görünüm modeli zeminin açıklığa etkisini kabaca öngörür, ama renkli zeminin tonu kaydırmasını hesaplamaz; modele göre aynı zemin değişikliği orta ve koyu ten örneklerinin açıklığını en açık örneğinkinden daha çok değiştirir.
Kendini sına
- (Kolay) Albers'ın alıştırmalarında hangi malzeme kullanılır ve neden?
- (Kolay) Bir rengi iki renk gibi göstermek için zeminler hangi iki bakımdan ayrılabilir?
- (Orta) Albers neden renk teorisinden önce gözlem alıştırmasını savundu?
- (Orta) İki farklı rengi aynı gibi göstermek için zeminler hangi yönde seçilmelidir?
- (Zor) CAM16 hesabında ton açılarının iki zeminde değişmemesi, tenin tonunun gerçekten değişmediğini gösterir mi?
- (Zor) Açık ve karanlık teması olan bir fondöten sitesinde, iki tema arasında gidip gelen müşterinin iki komşu tonu karıştırmasının nedeni nedir ve nasıl giderilir?
Cevaplar
- Renkli kâğıt; renk karıştırma uğraşını ortadan kaldırır, aynı rengin iki parçasının gerçekten aynı olmasını sağlar ve parçaların istenildiği kadar yer değiştirmesine izin verir («Neden kâğıt, neden önce gözlem?»).
- Açıklık ve ton bakımından; açıklığı ayrılan zeminler kareyi açıp koyulaştırır, tonu ayrılan zeminler kareyi zeminin tamamlayıcısına doğru kaydırır («Alıştırma 1 — Bir rengi iki renk gibi göstermek»).
- Çünkü bir rengin algıda neredeyse hiçbir zaman fiziksel olarak olduğu gibi görülmediğini, dolayısıyla renk sistemlerinin sanatçıya bir rengin bağlam içinde nasıl davranacağını söylemediğini düşündü; kural sonucu önceden söyleyip gözü ona uydururken alıştırma beklenmeyen etkileri de buldurur. Kuramı reddetmedi, gözlemden sonraya bıraktı («Neden kâğıt, neden önce gözlem?»).
- Farkı azaltacak yönde: açık renk daha açık bir zemine, koyu renk daha koyu bir zemine, sıcak renk sıcak, soğuk renk soğuk bir zemine konur («Alıştırma 2 — İki rengi bir renk gibi göstermek»).
- Hayır. CAM16 zemini yalnız göreli ışıklılığıyla tanır ve zeminin rengini bilmez; renkli zeminin yarattığı ton kayması modelin dışında kalır («Model ne kadarını öngörüyor?»).
- Zemin değişince tonların açıklığı değişir; karanlık temadaki C68863, açık temadaki DE9970 ile aynı J değerine ulaşır. Örneklerin arkasına her iki temada aynı nötr kart konarak zemin sabitlenir ve fark geri gelir («Örnek — bir fondöten sitesinde aynı görünen iki ton»).
Kaynaklar
- Albers, J., Interaction of Color, Yale University Press, 1963; 50. yıl baskısı 2013.
- Josef and Anni Albers Foundation, «Interaction of Color», albersfoundation.org.
- Gershon, E., «The book on color that never fades», Yale News, 17 Şubat 2023.
- Danilowitz, B. ve Porter, A. J., «Interaction of Color, 60 Years On», Yale University Press blog, 13 Şubat 2023.
- Li, C., Li, Z., Wang, Z., Xu, Y., Luo, M. R., Cui, G., Melgosa, M., Brill, M. H. ve Pointer, M., «Comprehensive color solutions: CAM16, CAT16, and CAM16-UCS», Color Research & Application, 42(6), 2017, s. 703–718.
Sonraki adım
TK-01 renk dilinden rengin maddesine geçiyor: ilk ressamların okr, kil, kömür ve kemik siyahıyla kurduğu paleti ve tarih öncesi resimlerde neden mavinin ve yeşilin bulunmadığını soruyor. SA-04 ise yan yana duran renklerin bu dersteki etkileşimini resme taşıyor: Chevreul'ün Seurat'ya etkisini, noktalardan kurulan optik karışımı ve bu karışımın beklendiği kadar parlak bir sonuç verip vermediğini ele alıyor.