Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Renkleri çember üzerinde düzenleriz, çünkü göz için tonlar bir döngüdür: tayfın iki ucu, kırmızı ve menekşe, tayfta bulunmayan mor ve macenta tonlarıyla birleşir.
- Newton 1704'te ilk çemberi ışık karışımını hesaplamak için, Goethe 1809–1810'da gözün ve duygunun düzeni olarak, Runge 1810'da üç boyutlu bir kürenin kesiti olarak kurdu.
- Chevreul 1861'de boyacılar için 72 tonluk bir çember, Itten 1921'de tasarlayıp 1961'de yayımladığı on iki parçalı okul çemberini oluşturdu; her çember kendi sorusuna cevap verir ve hiçbiri tek doğru değildir.
Kısa cevap
Renk çemberi, 1704'te Isaac Newton'ın tayfın iki ucunu, kırmızıyı ve menekşeyi birleştirmesiyle doğdu; çünkü gözümüz için tonların bir başı ve sonu yoktur, kırmızıdan mora ve mordan yeniden kırmızıya kesintisiz bir döngü vardır. Sonraki iki yüzyılda Goethe, Runge, Chevreul ve Itten aynı çemberi farklı amaçlarla yeniden kurdu: kimi ışığın karışımını, kimi boyanın karışımını, kimi de renklerin birbirini nasıl etkilediğini göstermek için. Bu yüzden tek bir renk çemberi yoktur; her çember, kendisini kuranın hangi soruyu sorduğunu yansıtır.
Tayf bir çizgidir, çember değil
BI-01'de gördüğümüz gibi görünür ışık, dalga boyu bakımından kısa uçta menekşeden uzun uçta kırmızıya uzanan bir aralıktır. Fiziksel olarak bu bir çizgidir: iki ucu vardır ve uçlar birbirine hiç değmez. Öyleyse renkleri neden bir çember üzerinde düzenliyoruz?
Cevap, gözün tayfı nasıl gördüğündedir. Tayfın kısa ucundaki menekşe, kırmızıya doğru bir kayma taşır; iki ucun rengi göze birbirine benzer. Ayrıca kırmızı ile menekşe ışığını karıştırdığınızda, tayfta hiçbir tek dalga boyuna karşılık gelmeyen bir renk görürsünüz: mor ve macenta tonları. Bu tonlar tayfta yoktur, ama göz onları kırmızı ile menekşe arasında, iki ucu birleştiren doğal bir köprü olarak görür.
Böylece tonlar göze bir döngü oluşturur: kırmızıdan turuncuya, sarıya, yeşile, maviye, menekşeye, mora ve yeniden kırmızıya. Bir çizgi bu döngüyü bir yerinden koparmak zorundadır; çember koparmaz. Tonun bu dairesel yapısı, görsel sistemin rengi karşıt çiftlerle işlemesinin de bir sonucudur; karşıt süreç kuramı BI-11'in konusudur.
Newton: yedi renk ve bir müzik gamı
İlk bilinen renk çemberi, Isaac Newton'ın 1704'te yayımlanan Opticks kitabındadır. Newton, prizmayla beyaz ışığı tayfa ayırdığı deneylerden sonra, tayfın renklerini bir çemberin çevresine dizdi ve kırmızı ile menekşenin uçlarını birleştirdi.
Newton'ın çemberinin iki ilginç özelliği vardır. Birincisi, çemberi yedi parçaya bölmesi ve parçaların büyüklüğünü bir müzik gamındaki aralıklara göre belirlemesidir: kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, çivit ve menekşe. Newton, renklerin uyumu ile seslerin uyumu arasında bir benzerlik olabileceğini düşünüyordu. Tayfta "çivit" diye ayrı bir renk görmek zordur; yedi sayısının seçiminde müzik benzetmesinin payı büyüktür.
İkincisi, çemberin bir hesap aracı olmasıdır. Newton, iki ya da daha fazla renkli ışığın karışımının rengini, her rengin miktarına göre çemberin içinde bir ağırlık merkezi bularak tahmin etmeyi önerdi. Merkeze ne kadar yakınsa karışım o kadar beyaza yakın, kenara ne kadar yakınsa o kadar doygundur. Bu fikir, iki yüzyıldan uzun bir süre sonra CIE'nin kromatiklik diyagramında, bilimsel bir biçimde yeniden ortaya çıkacaktı; o diyagram BI-18'de anlatılır.
Goethe ve Runge: boyanın, gözün ve ruhun çemberi
Yüz yıl sonra renk üzerine düşünen Alman şair ve doğa araştırmacısı Johann Wolfgang von Goethe, Newton'a karşı çıktı. Onun için renk, prizmanın bölüp ayırdığı bir ışık özelliğinden çok, gözün ve aydınlık ile karanlığın karşılaşmasının ürünüydü. Goethe'nin kitabı Zur Farbenlehre 1810'da yayımlandı.
Goethe'nin 1809'da suluboyayla çizdiği küçük bir çember, bu düşüncenin özetidir: çapı yedi santimetreden küçük, simetrik, altı renkli bir çember. Sarı, mavi ve kırmızı ana renklerin arasına turuncu, yeşil ve mor yerleşir. Çemberin iç halkasında her renge bir insan niteliği, dış halkasında ise "akıl", "anlayış", "duyusallık" ve "hayal gücü" gibi zihinsel alanlar yazılıdır. Bu çember, renkleri yalnız fiziksel değil, duygusal ve ahlaki anlamlarla da düzenleme girişimidir.
Goethe'nin çemberi boyacının çemberine yakındır: sarı, kırmızı ve mavi temel alınır. DT-03'te gördüğümüz kırmızı–sarı–mavi geleneğinin, Moses Harris'ten sonra Goethe ile yeni bir otorite kazandığını söyleyebiliriz.
Aynı yıllarda Alman ressam Philipp Otto Runge başka bir adım attı. 1810'da, ölmeden birkaç ay önce, renkleri bir çember yerine bir küre üzerinde düzenleyen Farben-Kugel'i yayımladı. Saf tonları kürenin ekvatoruna, beyazı bir kutba, siyahı öbür kutba yerleştirdi. Böylece çember, açıklık eksenini de içeren üç boyutlu bir renk düzeninin kesitine dönüştü. Bu üç boyutlu sistemlerin sonraki gelişimi, Munsell ve NCS dâhil, DT-14'ün konusudur.
Chevreul: bir fabrikanın çemberi
19. yüzyılın ortasında renk çemberi, pratik bir sanayi aracına dönüştü. Paris'teki Gobelins goblen imalathanesinin boya bölümünü yöneten kimyacı Michel Eugène Chevreul, yünlerin bazı renklerinin yan yana gelince soluk göründüğü şikâyetini araştırırken eşzamanlı kontrastı keşfetti; bunu DT-08 ve BI-14'te gördük.
Chevreul, boyacıların ve dokumacıların renkleri adlandırıp birbirine göre konumlandırabilmesi için ayrıntılı bir sistem de kurdu. 1861'de yayımladığı renk atlasında, on iki temel ton ve her ikisinin arasına beş ara ton yerleştirerek 72 tonluk bir çember gösterdi: kırmızıdan kırmızı–turuncuya, turuncudan turuncu–sarıya, böyle devam ederek. Her ton ayrıca beyaza ve siyaha doğru basamaklarla açılıp koyulaştırılıyordu.
Chevreul'ün çemberi, Newton'ınkinden çok farklı bir soruya cevap veriyordu: "Bu yünün yanına hangi yünü koyarsam ikisi de parlak kalır?" Onun için çember, komşuluk ve karşıtlık ilişkilerini hızla okumanın bir aracıydı.
Itten: okulun çemberi
Bugün pek çok sanat ve tasarım okulunda duvarda asılı olan on iki parçalı çemberin kökeni, İsviçreli ressam ve öğretmen Johannes Itten'dir. Itten, Bauhaus'ta ders verirken 1921'de Weimar'da on iki parçalı bir renk yıldızı tasarladı ve bu sistemi 1961'de yayımlanan Kunst der Farbe kitabında ayrıntılı biçimde anlattı.
Itten'in çemberinin merkezinde, sarı, kırmızı ve mavinin oluşturduğu bir üçgen durur. Bunların ikişer karışımından turuncu, mor ve yeşil elde edilir; bu altı rengin arasına altı ara renk daha yerleşir ve on iki renkli bir halka oluşur. Çemberin gücü sadeliğindedir: bir öğrenci tamamlayıcıları, komşu renkleri ve üçlü şemaları bir bakışta görebilir. Itten'in yedi kontrast sınıflaması DT-11'de ele alınır.
Itten'in çemberi de bir bilimsel ölçüm değil, bir öğretim aracıdır. Ressamların kırmızı–sarı–mavi geleneğine dayanır; DT-03'te gördüğümüz gibi, ışığın ve matbaa mürekkebinin mantığıyla örtüşmez. Tasarım eğitiminde kullanışlıdır, ama ekranda ya da baskıda renk karıştırmayı doğru tahmin etmez.
Örnek — iki çemberde aynı ten
Itten'in adı, bugün moda ve kişisel stil dünyasında başka bir yolla da dolaşır. Stilistlerin giysi rengi önerilerinin kökeni, Itten'in renkleri kontrastlara göre, özellikle doygunluk kontrastı ile sıcak–soğuk kontrastına göre sınıflandırmasına bağlanır; 1980'de Carole Jackson'ın Color Me Beautiful kitabıyla yaygınlaşan dört mevsim renk analizi bu geleneğin en bilinen biçimidir (MT-02).
Bu sistemin tarihini anlamak yararlıdır, ama onu bir yasa gibi okumamak gerekir. Bir kişinin tenini "sıcak" ya da "soğuk" sınıfına koymak, aynı teni hangi çemberde, hangi ışıkta ve hangi arka planın önünde değerlendirdiğinize bağlıdır. BI-19'un hesabına göre açıklıkları çok farklı olan tenlerin ton açıları CIELAB'de birbirine yakın düşer; Itten'in çemberinde ise aynı tenler kırmızı–turuncu ile turuncu–sarı arasındaki iki ya da üç komşu parçaya düşer. Hangi rengin bir tenle "uyumlu" olduğu, hangi çemberi ve hangi uyum kuralını seçtiğinize göre değişir. Renk danışmanlığı estetik bir tercih dilidir; ölçülmüş bir doğru–yanlış kuralı değildir.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Renk çemberi doğada vardır; tayf zaten bir çemberdir."
Tayf iki uçlu bir çizgidir; çemberi kapatan mor ve macenta tonları tayfta yoktur. Çember, gözün tonları bir döngü olarak görmesine dayanan bir düzenlemedir.
Yaygın yanlış"Tek bir doğru renk çemberi vardır."
Newton'ın ışık çemberi, Goethe'nin simetrik çemberi, Chevreul'ün 72 tonluk boya çemberi ve Itten'in on iki parçalı okul çemberi farklı sorulara cevap verir; tamamlayıcı çiftler bile çemberden çembere değişir.
Özet
- Renkleri çember üzerinde düzenleriz, çünkü göz için tonlar bir döngüdür: tayfın iki ucu, kırmızı ve menekşe, tayfta bulunmayan mor ve macenta tonlarıyla birleşir.
- Newton 1704'te ilk çemberi ışık karışımını hesaplamak için, Goethe 1809–1810'da gözün ve duygunun düzeni olarak, Runge 1810'da üç boyutlu bir kürenin kesiti olarak kurdu.
- Chevreul 1861'de boyacılar için 72 tonluk bir çember, Itten 1921'de tasarlayıp 1961'de yayımladığı on iki parçalı okul çemberini oluşturdu; her çember kendi sorusuna cevap verir ve hiçbiri tek doğru değildir.
Kendini sına
- (Kolay) İlk bilinen renk çemberi hangi kitapta ve hangi yılda yayımlandı?
- (Kolay) Chevreul'ün 1861'deki çemberi kaç ton içerir?
- (Orta) Renkleri neden bir düz çizgi yerine çember üzerinde düzenleriz?
- (Orta) Runge'nin 1810'daki modeli çemberden nasıl farklıdır?
- (Zor) Newton'ın çemberi ile Itten'in çemberi hangi farklı sorulara cevap verir?
- (Zor) Bir tenin "sıcak" ya da "soğuk" sınıflanması neden kullanılan çembere ve koşullara bağlıdır?
Cevaplar
- Isaac Newton'ın Opticks kitabında, 1704'te («Newton: yedi renk ve bir müzik gamı»).
- 72 ton; on iki temel ton ve her ikisi arasında beş ara ton («Chevreul: bir fabrikanın çemberi»).
- Göz için tonların başı ve sonu yoktur: tayfın iki ucundaki kırmızı ve menekşe birbirine benzer görünür ve aralarında, tayfta bulunmayan mor ve macenta tonları köprü kurar. Bir çizgi bu döngüyü bir yerinden koparmak zorundadır; çember koparmaz («Tayf bir çizgidir, çember değil»).
- Runge renkleri bir küre üzerinde düzenledi; saf tonları ekvatora, beyaz ve siyahı kutuplara koydu. Çember bu üç boyutlu düzenin bir kesiti hâline geldi («Goethe ve Runge: boyanın, gözün ve ruhun çemberi»).
- Newton'ın çemberi ışıkların karışımının rengini çember içinde ağırlık merkezi bularak tahmin etmeye; Itten'in çemberi ise ressam ve tasarımcılara tamamlayıcıları, komşu renkleri ve şemaları bir bakışta göstermeye yöneliktir («Newton: yedi renk ve bir müzik gamı», «Itten: okulun çemberi»).
- Aynı tenler farklı çemberlerde farklı parçalara düşer, ayrıca ışık ve arka plan tenin görünüşünü değiştirir; hangi rengin uyumlu sayılacağı seçilen çembere ve uyum kuralına bağlıdır, bu yüzden bu sınıflama ölçülmüş bir kural değil estetik bir tercih dilidir («Örnek — iki çemberde aynı ten»).
Kaynaklar
- Newton, I., Opticks, Birinci Kitap, İkinci Bölüm, 1704; Newton Project dijital baskısı.
- Freies Deutsches Hochstift / Frankfurter Goethe-Museum, «Farbenkreis zur Symbolisierung des menschlichen Geistes- und Seelenlebens», 1809.
- Chevreul, M. E., «Exposé d'un moyen de définir et de nommer les couleurs», 1861; Science History Institute dijital koleksiyonu.
- Getty Research Institute, «Bauhaus: Color», çevrimiçi sergi.
- Itten, J., Kunst der Farbe, 1961.
Sonraki adım
DT-05 bu dersin çemberini ikiye bölüyor: renklerin neden "sıcak" ve "soğuk" diye ayrıldığını, ateş ve su çağrışımlarını, sıcak renklerin mekânda öne, soğukların geriye çıkıyor gibi görünmesini ve düşük kelvinli ışığın sıcak sayılması paradoksunu tartışıyor. DT-09 ise çemberin komşuluk ilişkisine odaklanıyor: çemberde yan yana duran renklerle kurulan analog uyumu ve tek bir tonun açıklık ve doku değişimleriyle kurulan monokromatik uyumu anlatıyor.