Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ana, ara ve üçüncül renk düzeni kullanışlı bir sınıflamadır, ama "ana renk" bir doğa yasası değil, karışım sistemine göre yapılan bir seçimdir.
- Kırmızı, sarı ve mavi sistemi 18. yüzyılda Le Blon ve Harris gibi uygulayıcılarla yerleşti; ışık için RGB, mürekkep için CMY daha geniş bir aralık verir.
- Karışımla bir rengi daha saf yapamazsınız; bu yüzden kırmızı, sarı ve mavi ile canlı bir macenta ya da camgöbeği elde edilemez ve hiçbir üçlü bütün renkleri üretemez.
Kısa cevap
Tam olarak yanlış değildi, ama eksik ve eski bir basitleştirmeydi. Kırmızı, sarı ve mavi, ressamlara yüzyıllardır iş gören kullanışlı bir başlangıç paletidir; ama ışıkla çalışan ekranlar kırmızı, yeşil ve mavi, mürekkeple çalışan matbaalar camgöbeği, macenta ve sarı kullanır. "Gerçek" ana renkler diye tek bir üçlü yoktur: ana renkler, hangi malzemeyle ve hangi amaçla karıştırdığınıza göre seçilen başlangıç noktalarıdır.
Ana, ara ve üçüncül renkler
Okulda öğrenilen düzen basittir. Üç ana renk vardır ve diğer renkler onlardan elde edilir. İki ana rengin karışımı bir ara renk verir; bir ana renk ile yanındaki ara rengin karışımı üçüncül bir renk verir. Kırmızı, sarı, mavi sisteminde turuncu, yeşil ve mor ara renklerdir; kırmızı-turuncu ya da mavi-yeşil gibi tonlar üçüncüldür.
Bu düzen bir sınıflama olarak kullanışlıdır: bir renk çemberini kurmanın, renkleri adlandırmanın ve karıştırmayı öğrenmenin kolay bir yoludur. Sorun, "ana" kelimesinin bir doğa yasası gibi anlaşılmasıyla başlar. "Kırmızı, sarı ve mavi bütün renkleri yapar" cümlesi, çocuğun elindeki boya kutusunda bile tam doğru çıkmaz.
RYB nereden geldi?
Kırmızı, sarı ve maviyi ana renk sayan fikir, ressamların ve matbaacıların uzun deneyiminden doğdu. 18. yüzyılın başında Frankfurtlu ressam ve oymacı Jacob Christoph Le Blon, üç ayrı baskı kalıbını mavi, sarı ve kırmızı mürekkeple üst üste basarak renkli resimler üretmeyi denedi. 1719'da Londra'da bu yöntem için patent aldı ve 1725'te yayımladığı küçük bir kitapçıkta, resim sanatının bütün görünen nesneleri sarı, kırmızı ve mavi ile temsil edebileceğini savundu.
Birkaç on yıl sonra İngiliz oymacı ve böcekbilimci Moses Harris, kırmızı, sarı ve maviyi "temel" renkler olarak merkeze koyan renk çemberleri yayımladı. Kitabın tarihi kaynaklarda 1766 ile 1770 civarı arasında değişir. Harris, bu üç renkle karıştırarak, açarak ve koyulaştırarak yüzlerce renk elde edilebileceğini gösterdi. Bu çember ve ardılları, sanat eğitiminin temeline yerleşti; renk çemberinin ayrıntılı tarihi DT-04'ün konusudur.
İlginç olan, Le Blon'un kendi uygulamasının kuramından daha esnek olmasıdır: bazı baskılarında üç kalıba ek olarak dördüncü bir kalıp da kullandı. Üç rengin tek başına her işi görmediği fikri, bugünkü matbaacılığın siyah mürekkebinde de yaşar; o mürekkebin neden eklendiği EK-08'in sorusudur.
Bu fikrin o dönem için sağlam bir mantığı vardı. Ressamların elindeki pigmentler kısıtlıydı ve saf bir macenta ya da parlak bir camgöbeği pigmenti yoktu. Kırmızı, sarı ve mavi, eldeki malzemeyle en geniş aralığı veren üçlüydü.
RYB'nin sınırları
RYB'nin sınırını görmek için boya kutusuna dönmek yeter. Kırmızı ile maviyi karıştırdığınızda çoğu zaman canlı bir mor değil, koyu ve bulanık bir mor elde edersiniz. Kırmızıyla canlı bir pembe ya da macenta, maviyle parlak bir camgöbeği yapmaya çalışırsanız da başarısız olursunuz. Sebep, DT-02'de gördüğümüz çıkarmalı karışımın kuralıdır: her boya ışıktan bir pay çıkarır. Kırmızı boya zaten maviyi ve yeşili soğurur, mavi boya kırmızıyı ve bir miktar yeşili soğurur. İkisini karıştırdığınızda çok az ışık kalır ve mor koyulaşır.
Çıkarmalı karışımın gerçek ana renkleri, spektrumun yalnızca bir üçte birini çıkaran renklerdir: camgöbeği yalnız kırmızıyı, macenta yalnız yeşili, sarı yalnız maviyi soğurur. Bu üçlüden herhangi ikisini karıştırdığınızda geriye bir ana ışık rengi kalır: macenta ile sarı kırmızıyı, sarı ile camgöbeği yeşili, camgöbeği ile macenta maviyi verir. Bu açıdan bakıldığında, RYB sistemindeki "kırmızı" aslında macentaya biraz sarı katılmış bir renktir; ana renk değil, bir karışımdır.
Kartın sorusunun cevabı buradadır: kırmızı, sarı ve mavi ile canlı bir macenta elde edilemez, çünkü macenta bu üçünden daha "saf" bir çıkarıcıdır. Macenta yalnız yeşili soğurur ve kırmızı ile maviyi bırakır. Onu kırmızı ve maviyle yapmaya çalıştığınızda kırmızının yeşille birlikte soğurduğu maviyi ve mavinin soğurduğu kırmızıyı geri alamazsınız; karışım ancak koyu bir mor-pembe verir. Karışım yoluyla bir rengi daha saf hâle getiremezsiniz; yalnız daha az saf hâle getirebilirsiniz.
"Gerçek" ana renk yoktur
Peki hangi üçlü doğrudur? Soru yanlış sorulmuştur. Işıkla çalışan ekranlarda kırmızı, yeşil ve mavi en geniş aralığı verir; mürekkeple çalışan matbaalarda camgöbeği, macenta ve sarı. Ama hiçbir üçlü, gözün görebildiği renklerin tamamını üretemez. Üç ana rengin karışımıyla elde edilebilecek renkler, renk haritası üzerinde bir üçgenin içinde kalır ve görülebilen renklerin bir kısmı her zaman bu üçgenin dışında kalır. Bu haritanın nasıl okunduğu BI-18'in, cihazların gösteremediği renkler EK-04'ün konusudur.
Bu yüzden deneyimli ressamlar tek bir kırmızı, tek bir sarı ve tek bir mavi yerine her rengin sıcak ve soğuk bir sürümünü kullanır: maviye yakın bir kırmızı ve sarıya yakın bir kırmızı gibi. Temiz bir mor istediklerinde maviye yakın kırmızıyı, temiz bir turuncu istediklerinde sarıya yakın kırmızıyı seçerler. Ana renkler bir kural değil, bir araç kutusudur.
Örnek — sınıftaki mor ve portredeki ten
Bir ilkokul resim dersinde çocuklara kırmızı ile maviyi karıştırıp mor yapmaları söylenir ve birçoğu kahverengimsi, bulanık bir morla karşılaşır. Çocuk yanlış bir şey yapmamıştır; boya kutusundaki kırmızı ve mavinin soğurma bantları üst üste binmiş ve çok az ışık bırakmıştır. Aynı çocuğa bir macenta ve bir camgöbeği verilseydi, çok daha canlı bir mor elde ederdi.
Ten tonları da ana renk seçiminin sonucunu gösterir. Bir portre ressamı farklı tenleri kırmızı, sarı, beyaz ve siyah gibi sınırlı bir paletle karıştırabilir; ama her ten için hangi kırmızının ve hangi sarının seçildiği sonucu doğrudan değiştirir. Soğuk bir kırmızı pembemsi bir alt ton verir, sıcak bir kırmızı turuncumsu. Hiçbir ten tek bir "doğru" karışımla elde edilmez; sınırlı paletle ten tonları üretmenin yöntemi SA-09'da ele alınır.
Sık yapılan yanlış
Yaygın yanlış"Kırmızı, sarı ve mavi, doğadaki gerçek ana renklerdir."
Ana renkler doğanın değil karışım sisteminin özelliğidir; ışık için kırmızı-yeşil-mavi, mürekkep için camgöbeği-macenta-sarı daha geniş bir aralık verir. Hiçbir üçlü bütün renkleri üretemez.
Yaygın yanlış"Ekranın ana renkleri kırmızı, yeşil ve mavi olduğuna göre, boya da bu üçüyle karıştırılmalı."
Ekran ışık ekler, boya ışık çıkarır; iki süreç için en iyi başlangıç üçlüleri farklıdır. Kırmızı ile yeşil ışık sarı verir, kırmızı ile yeşil boya ise koyu bir kahverengi.
Özet
- Ana, ara ve üçüncül renk düzeni kullanışlı bir sınıflamadır, ama "ana renk" bir doğa yasası değil, karışım sistemine göre yapılan bir seçimdir.
- Kırmızı, sarı ve mavi sistemi 18. yüzyılda Le Blon ve Harris gibi uygulayıcılarla yerleşti; ışık için RGB, mürekkep için CMY daha geniş bir aralık verir.
- Karışımla bir rengi daha saf yapamazsınız; bu yüzden kırmızı, sarı ve mavi ile canlı bir macenta ya da camgöbeği elde edilemez ve hiçbir üçlü bütün renkleri üretemez.
Kendini sına
- (Kolay) RYB sisteminde ara renkler hangileridir?
- (Kolay) Matbaada kullanılan ana renkler hangileridir?
- (Orta) Kırmızı, sarı ve maviyle neden canlı bir magenta elde edilemez?
- (Orta) 18. yüzyılda kırmızı, sarı ve maviyi ana renk olarak öne çıkaran iki uygulayıcı kimlerdir?
- (Zor) Çıkarmalı karışımda macenta ile sarının karışımı neden kırmızı verir?
- (Zor) Bir ressamın aynı paletinde iki farklı kırmızı bulundurması, ana renk fikri hakkında ne söyler?
Cevaplar
- Turuncu, yeşil ve mor; iki ana rengin karışımından elde edilir («Ana, ara ve üçüncül renkler»).
- Camgöbeği, macenta ve sarı; siyah eklenince CMYK olur («RYB'nin sınırları»).
- Macenta yalnız yeşili soğurur ve kırmızı ile maviyi bırakan saf bir çıkarıcıdır. Kırmızı boya maviyi ve yeşili, mavi boya kırmızıyı da soğurduğu için karışımda kaybedilen ışık geri alınamaz; karışımla bir rengi daha saf yapamazsınız, ancak koyu bir mor-pembe elde edilir («RYB'nin sınırları»).
- Jacob Christoph Le Blon, 1725'te yayımladığı Coloritto ile; Moses Harris, kırmızı, sarı ve maviyi merkeze koyan renk çemberleriyle («RYB nereden geldi?»).
- Macenta yeşili, sarı maviyi soğurur; ikisi birlikte yeşili ve maviyi çıkarınca geriye yalnız kırmızı ışık kalır («RYB'nin sınırları»).
- Tek bir "ana kırmızı" olmadığını, ana renklerin amaca göre seçilen araçlar olduğunu gösterir: maviye yakın kırmızı temiz morlar, sarıya yakın kırmızı temiz turuncular için seçilir («"Gerçek" ana renk yoktur»).
Kaynaklar
- Thinking 3D (Oxford), «Ink and light — Le Blon's Coloritto and Newton's Opticks».
- Lowengard, S., The Creation of Color in Eighteenth-Century Europe, Columbia University Press, Gutenberg-e, «Jacob Christoph Le Blon's Systems of Three-Color Printing and Weaving».
- Royal Academy of Arts koleksiyonu, Moses Harris, «The Natural System of Colours».
- Colour Literacy Project, çıkarmalı karışım anlatımı («Mixing processes»).
Sonraki adım
DT-04 bu dersin çemberini tarihine götürüyor: Newton'dan Goethe'ye, Runge'den Chevreul ve Itten'e renk çemberlerinin nasıl değiştiğini ve renkleri neden düz bir çizgi yerine bir çember üzerinde düzenlediğimizi anlatıyor. BI-10 ise sorunun göz tarafını açıyor: 19. yüzyılın renk eşleme deneyleriyle üç uyaranın neden bu kadar çok rengi üretebildiğini, ama kuramın neyi açıklayamadığını ve ekranların neden tam üç renk kullandığını anlatıyor.