M16-D06
Winnicott: yeterince iyi anne
Winnicott'un yeterince iyi anne ve tutma ortamı kavramlarını açıklar.
Psikanaliz Akademisi — M16, Nesne ilişkileri · 3.017 kelime · 16 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 20 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Winnicott kırk yıl çocuk hastanesinde çalışmış bir hekim ve analistti; Klein'dan süpervizyon aldı, sonra kendi yolunu açtı ve radyoda anne-babalara doğrudan seslendi.
Yeterince iyi anne, başta bebeğe yakından uyan ve sonra uyumu bebeğin taşıyabileceği ölçüde azaltan bakım verendir. Bu aksama bebeğin dünyayla karşılaşmasının yoludur.
Birincil annelik meşguliyeti uyumu mümkün kılan geçici zihin durumu, tutma ortamı ise bebeği bedenen ve ruhen taşıyan bakım düzenidir. İyi tutulan bebeğin yaşantısı kesintisiz akar.
"Anne" tarihsel bir sözcüktür; kavramlar bugün her birincil bakım veren için kullanılır ve anneyi suçlamak için kurulmadı.
Durgun yüz ve eşgüdüm çalışmaları etkileşimin sık sık aksadığını ve onarıldığını gösteriyor. Bu bulgular Winnicott'un sezgileriyle örtüşür, onu doğrulamaz.
Açılış sahnesi
Akçakoca'da, sahile paralel uzanan sokağın köşesinde bir bakkal, mart başı, sabah yedi buçuk. Hülya kepengi yeni kaldırmış, ekmek kasasını kapının önüne çekiyor. Üst kattaki dairede oturan Cengiz inşaat demircisi; on dokuz günlük kızı doğduğundan beri işten izinli. Bir paket bez almak için inmiş, ama tezgâhın önünde durup kalıyor.
"Gece üçte ağladı," diyor. "Mama mı, gaz mı, bez mi, bilemedim. Eşim uyusun diye ben kalktım, yarım saat yanlış şeyi denedim. Sonra banyo suyunu fazla ılık bıraktım, ağlaması bir kat arttı. Ben bu işi beceremiyorum, abla."
Hülya bezi poşete koyuyor, parayı almıyor. "Üç çocuk büyüttüm, ilk ay birinin de dilini anlamadım. Sonunda ne yaptın?"
"Kucağıma aldım, balkonda dolaştım. Uyudu."
"Uyudu," diyor Hülya. "Yarım saat yanlış denedin, sonra doğrusunu buldun. Kız da senin bulduğunu gördü." Biraz duruyor. "Ama bu yorgunluk haftalarca dinmiyorsa, içindeki sıkıntı da hiç kalkmıyorsa, aile hekimine bunu da anlat. Babaların da başına gelir."
Hülya'yı da Cengiz'i de Akçakoca'nın sokaklarında arama; ikisi yalnız bu sayfada yaşıyor. Kusursuz olamadığı için kendini suçlayan yeni ebeveyn ise her yerde var ve bir çocuk doktoru onun için bir kavram kurdu.
Bu derste ne olacak
M16-D05, Londra'daki uzlaşmanın Orta Grup'u nasıl doğurduğunu anlattı ve bu grubun en tanınmış adına bir soruyla işaret etti: "yeterince iyi" ölçüsü kusursuzluğa nasıl bağlanıyor? Bu ders o soruyu Winnicott'un kendi yolundan ve yazılarından açıyor.
Önce bir çocuk doktorunun psikanalize nasıl geldiğine bakacağız. Sonra yeterince iyi anne fikrini, bu uyumu mümkün kılan zihin durumunu ve tutma ortamını kuracağız. En sonda gelişim araştırmasının bakım verenin duyarlılığı ve aksayan etkileşimin onarımı üzerine ne bulduğunu, bunun Winnicott'u ne ölçüde doğruladığını tartacağız.
Sıfır noktası
"Anne" sözcüğü bu derste sık geçecek, çünkü Winnicott'un tarihsel dili bu. Bugün kavramların herhangi bir birincil bakım veren için geçerli olduğu kabul ediliyor: baba, büyükanne, koruyucu aile, bebeğe gün gün bakan kim olursa. Winnicott anneyi yargılamak için yazmadı; aksine sıradan ebeveyni uzmanların artan müdahalesine karşı savunmak istediği aktarılır. Kavramları anneyi suçlayan bir dile çevirmek onları en baştan yanlış okumaktır.
İkinci başlangıç noktası, "iyi" ile "kusursuz"un karıştırılmasıdır. Ebeveynlik akademisinde (3.2) kopuş ve onarım gündelik bakım açısından konuşuldu; burada aynı fikrin kökenine, bir psikanalistin kuramına bakıyoruz.
Yaygın yanlış"Yeterince iyi anne, vasat bir anne demektir."
Kavram bir not ortalaması gibi okunursa öyle görünür. Winnicott'ta bebeğin ihtiyacına yakın ve sonra yavaş yavaş gevşeyen bir uyum anlatılır; buradaki aksama ihmal sayılmaz, gelişimin bir parçası sayılır.
Mekanizma
Bir çocuk doktorunun yolu
Donald Winnicott (1896–1971) önce hekimdi. 1923'te Londra'daki Paddington Green Çocuk Hastanesi'nde göreve başladı ve orada kırk yıl boyunca çocuk doktoru, sonra çocuk analisti olarak çalıştı. Aynı yıl James Strachey ile on yıl sürecek bir analize başladı, 1927'de aday olarak eğitime girdi; 1936'da ikinci analizi için Joan Riviere'e gitti. Klein'dan süpervizyon aldı (Klein'ın bebeğe bakışı M16-D02'de), ama zamanla onun iç dünyaya yüklediği ağırlıktan ayrılıp bebeğin gerçek çevresine yöneldi.
Savaşta şehirden uzaklaştırılan çocuklarla yaptığı işi M16-D05'te görmüştük. Ondan sonra yazdıkları geniş bir kitleye ulaştı: BBC'nin yapımcılarının davetiyle 1943 ile 1966 arasında radyoda anne-babalara altmıştan fazla konuşma yaptı. Kuramı iki odadan beslendi: poliklinikte annelerin kucağındaki bebekler ve analizde bebekliğine geri dönen yetişkinler.
"Bebek diye bir şey yok"
Winnicott'un en çok aktarılan fikri kısa bir cümleye sığar: bebek diye tek başına bir şey yoktur. Bir bebeği görüyorsak onu tutan, besleyen, temizleyen birini de görüyoruzdur. Fikrin izi 1952 tarihli bir makalesinde, bakımın bebeği bir kabuk gibi sardığı imgesinde görülür; 1960'taki ebeveyn-bebek ilişkisi yazısında en erken dönemde bebek ile bakımın birbirinden ayrılamayacağını açıkça yazdı. Bu bakış M16-D01'deki geleneğin bir koludur; vurgu dış dünyadaki gerçek bakım verendedir.
"Yeterince iyi anne" (good-enough mother) bu çerçevede doğar. Winnicott'a göre başlangıçta anne bebeğin ihtiyacına neredeyse tam uyar; bebek acıktığında meme ya da biberon hemen oradadır ve bebek ihtiyacı kendisi yaratmış gibi bir yanılsama yaşar. Sonra bu uyum yavaş yavaş azalır. Annenin geç kalmaları, yanlış tahminleri, yorgunluğu bebeğin taşıyabileceği ölçüde gelir; bebek beklemeyi, kendini toparlamayı, dünyanın kendi isteğine göre dönmediğini bu küçük aksaklıklardan öğrenir. Kusursuz bir uyum sürseydi bebek dünyayla karşılaşamazdı; Winnicott bu yavaş geri çekilmeyi bebeğin yanılsamadan düş kırıklığına (disillusionment) geçişi olarak anlatır.
Hartmann'ın ortalama beklenebilir çevresi (M15-D02) çevreyi bir arka plan sayıyordu; Winnicott çevrenin nasıl ve ne dozda aksadığını kuramın merkezine aldı.
Yaygın yanlış"Winnicott 'bebek diye bir şey yok' derken bebeği bir birey saymıyordu."
Fikir bebeği silmez, onun yalnız bir ilişki içinde görülebileceğini söyler. Winnicott bebeğin kendine ait bir büyüme eğilimi taşıdığını da yazdı; ona göre bu eğilim ancak onu taşıyan bir bakımın içinde açılır.
Tutma ortamı ve birincil meşguliyet
Uyumun nasıl mümkün olduğu sorusuna Winnicott 1956'da bir zihin durumuyla cevap verdi. Ona göre gebeliğin son döneminden doğumdan sonraki birkaç aya kadar anne olağan dışı bir yoğunlaşmaya girer; dikkati bebeğin ihtiyaçlarına öyle daralır ki başka bir zamanda görülse bir hastalık belirtisi sanılabilecek bir içe çekilme yaşar. Bu durum geçicidir ve anne zamanla ondan çıkar.
1960'taki yazısında Winnicott bebeğin ilk dönemini tutma evresi diye adlandırdı. Tutmak bebeği kucakta taşımayı içerir, ama yalnız onu anlatmaz: banyo, beslenme, sesin tonu, gün içindeki ritmin tekrarı, bebeği aşırı uyarandan korumak da tutmanın parçasıdır. Bu ortam yerindeyse bebeğin yaşantısı kesintisiz akar; ortam bebeğe zamansız bir saldırı gibi gelen bir uyaranla bölünürse bebek kendisi olmayı bırakıp tepki vermeye başlar.
Bu tepkilerle kurulan kişiliğin nasıl bir maske taşıyabileceği M16-D08'in konusu. Winnicott'un 1967'de annenin yüzünü bebeğin kendini ilk gördüğü ayna olarak anlattığı yazı da bu çizgidedir; bebek kendini bakım verenin bakışında tanır. Kohut'un aynalama ihtiyacı (M18-D02) bu fikirle akrabadır, ama başka bir kuramın içinde gelişti.
Durgun yüz ve onarım
Winnicott'un fikirleri gözlemle doğrudan sınanmak üzere kurulmadı, ama sonraki kuşak gelişim araştırması bakım veren ile bebek arasındaki anlık uyumu ölçmeye başladı. Edward Tronick ve arkadaşları 1978'de durgun yüz düzeneğini (still-face paradigm) kurdu: anne bebeğiyle yüz yüze oynar, sonra kısa bir süre ifadesiz bir yüzle bakar, ardından yeniden oyuna döner. Düzeneği ebeveyn gözüyle anlatan bir ders var (Ebeveynlik, 1.4); burada sorulan, bulguların Winnicott'un sezgileri hakkında ne söylediği.
Tronick 1989'daki derlemesinde bunu bir öneriye bağladı: olumlu gelişim etkileşim hatalarının sık onarıldığı deneyimlerle, olumsuz gelişim uzun süren etkileşim başarısızlıklarıyla ilişkili görünüyordu. Gianino ile 1986'da yazdığı kısa metin de uyumsuzluk ve onarım çiftini anlatır. Bu onarım etkileşim düzeyinde bir düzeltmedir; Klein'ın suçluluktan doğan onarımı (M16-D03) başka bir kavramdır, aynı sözcüğü paylaşır.
Yaygın yanlış"Durgun yüz deneyi her ebeveyn dalgınlığının bebekte iz bıraktığını kanıtlar."
Deney birkaç dakikalık, bilerek kurulmuş bir ifadesizliği ölçer ve kısa vadeli tepkiyi gösterir; meta-analizdeki taşma etkisi de buluşma bölümüyle sınırlıdır. Gündelik, onarılan dalgınlıkların uzun vadeli etkisi hakkında bu düzenek doğrudan bir şey söylemez.
Usta katmanı
Tutma ortamı fikri analiz odasına da taşındı. Amerikalı psikanalist Arnold Modell 1976'da yayımladığı makalesinde, Winnicott'un kavramını psikanalizin tedavi edici etkisini açıklamak için kullandı; terapinin düzenli saatleri, sabit yeri ve terapistin güvenilir tutumu bu okumada bir tutma ortamı işlevi görür. Çerçevenin klinik ayrıntısı M21-D02'de ele alınacak.
Eleştiri üç yönden geldi. Kavram popüler ebeveynlik dilinde idealleştirilip anneye yeni bir yük olarak döndü: "yeterince iyi" olmak da bir başarı ölçütüne dönüşebildi. Kuramın ampirik dayanağı Winnicott'un klinik gözlemleriydi ve kavramları ölçülecek biçimde tanımlanmadı. Bir de bağlam var: Winnicott ağırlıkla savaş sonrası Britanya'nın evde bakım yapan anne modelini anlattı; geniş ailenin, ortak bakımın ve çalışan ebeveynin olağan olduğu toplumlarda tutmanın kimler arasında paylaşıldığı bu modelin dışında kalır.
Yaygın yanlış"Bu kavramlar yalnız bebeği doğuran anne için geçerlidir."
Winnicott tarihsel olarak anneden söz etti, çünkü kendi gözlediği düzen buydu. Bugün kavramlar bebeğe süreklilik içinde bakan herhangi bir yetişkin için kullanılır; koruyucu aile, baba, büyükanne ya da bakımı paylaşan birkaç kişi tutma ortamını kurabilir.
Kanıtın sınırı
Winnicott'un kavramları sınanmak üzere kurulmadı. Yeterince iyi anne, birincil annelik meşguliyeti ve tutma ortamı klinik gözlemden ve çocuk doktorunun deneyiminden türetilmiş öneriler; ölçüm tanımları yok. Durgun yüz ve eşgüdüm çalışmaları Winnicott'u sınamak için yapılmadı, başka bir kuramsal çizgiden geldi. Bulgular onun bazı sezgileriyle örtüşüyor: etkileşimin büyük kısmı uyumsuz geçiyor, onarım sık ve olağan, bakım verenin duyarlılığı bebeğin tepkisini değiştiriyor. Bu örtüşme bir doğrulama sayılmaz. Örneğin Winnicott'un varoluşun sürekliliğinin bölünmesinden kişiliğin örgütlenmesine uzanan çıkarımını bu deneyler sınamıyor, çünkü birkaç dakikalık tepkiyle yetişkin kişiliği arasında uzun bir boşluk duruyor. Örneklemlerin çoğu Batılı annelerden geliyor; babaların ve yabancıların rolü meta-analizde açık bir soru olarak kaldı. Bakımın birden çok kişiye dağıldığı toplumlara genellemek bu verilerle mümkün değil. Kavramın kendisi de tartışmalı: anneyi rahatlatmak için kurulan ölçü, anneyi yeniden yargılayan bir ölçüye dönüşebiliyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Winnicott kırk yıl çocuk hastanesinde çalışmış bir hekim ve analistti; Klein'dan süpervizyon aldı, sonra kendi yolunu açtı ve radyoda anne-babalara doğrudan seslendi.
Yeterince iyi anne, başta bebeğe yakından uyan ve sonra uyumu bebeğin taşıyabileceği ölçüde azaltan bakım verendir. Bu aksama bebeğin dünyayla karşılaşmasının yoludur.
Birincil annelik meşguliyeti uyumu mümkün kılan geçici zihin durumu, tutma ortamı ise bebeği bedenen ve ruhen taşıyan bakım düzenidir. İyi tutulan bebeğin yaşantısı kesintisiz akar.
"Anne" tarihsel bir sözcüktür; kavramlar bugün her birincil bakım veren için kullanılır ve anneyi suçlamak için kurulmadı.
Durgun yüz ve eşgüdüm çalışmaları etkileşimin sık sık aksadığını ve onarıldığını gösteriyor. Bu bulgular Winnicott'un sezgileriyle örtüşür, onu doğrulamaz.
Sonraki derse köprü
Kademeli düş kırıklığı bir boşluk bırakır: bebeğin her şeyi kendisinin yarattığını sandığı dünya ile kendi isteğine göre dönmeyen dış dünya arasında bir ara bölge. Winnicott bu bölgeyi bir battaniyenin köşesiyle, uykudan önce mırıldanılan bir sesle, ileride de oyunun ve kültürün kendisiyle doldurdu. Bebeğin ne kendine ne dışarıya ait sayılan o ilk eşyası neden bu kadar değerlidir ve oyun bu ara bölgeden nasıl doğar? Geçiş nesnesi ve oyun, M16-D07'de bu soruların yanıtını arıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.