İçeriğe geç

A10-K02-D04·Kampanya ve Bülten Yönetimi

Bülten Editoryası

sıfırdan ileri2.271 kelime15 işletme vakası≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir kampanya bir hedefe hizmet eder ve biter; bir bülten ise her sayısı bir öncekinin bıraktığı izlenimin üzerine gelen bir yayındır. Okur her sayıda geçen sefer aldığını yine alıp almayacağını sorar.

Editoryal çizgi, bültenin kimin için, hangi konularda ve hangi amaçla yayımlandığını söyleyen yazılı ölçüttür; neyin girmeyeceğini de söyler ve bir içeriğe gerekçeli olarak hayır demeyi mümkün kılar.

Sabit bölümler her sayıda aynı adla, aynı yerde tekrarlanır; okura nereye bakacağını, editöre neyi dolduracağını söyler. Okunmayan bölüm emekliye ayrılır; düzenli bir takvim ve önceden hazırlanmış sayılar, bülteni bir alışkanlığa çevirir.

Verme-isteme dengesi, okura karşılıksız sunulan içerik ile ondan istenen eylemler arasındaki dengedir. Verilen şey işletmenin kendi alanından gelir; isteme kısmı okurun öğrendiği bir düzende ve ölçülü kurulur.

Yanıt daveti okuru cevap vermeye çağırır ve gelen cevaplar sonraki sayılarda izinle kullanılır. Davet ancak cevapları okuyan ve onlara dönen biri varsa kurulur.

Açılış sahnesi

Bir bahçe malzemeleri dükkânı, iki yıl önce bir bülten başlatıyor. İlk sayılar çok seviliyor: mevsime göre ne ekileceği, toprak hazırlığı üzerine kısa bir yazı, bir okurun balkon bahçesinin fotoğrafı ve en altta küçük bir indirim. Okurlar bülteni cevaplıyor, sorular soruyor, birbirlerine iletiyor.

Aylar geçtikçe bülten değişiyor. Dükkânın elinde satılması gereken stok birikiyor ve bülten her sayıda biraz daha fazla ürün, biraz daha az bahçe taşımaya başlıyor. Bir süre sonra yazılar tamamen kayboluyor; bülten, başlığında hâlâ «Bahçe Mektubu» yazan bir indirim listesine dönüşüyor. Kimi aylar iki sayı çıkıyor, kimi aylar hiç çıkmıyor.

Kimse listeden topluca çıkmıyor. Okurlar yalnızca bülteni açmayı bırakıyor. Dükkân sahibi bir gün eski bir müşterisiyle konuşurken, onun bültenin hâlâ çıktığından haberi olmadığını öğreniyor.

Bu derste ne olacak

Bahçe dükkânının bülteni tek bir kötü kararla bozulmadı; her sayıda biraz daha satış, biraz daha az okur için bir şey, biraz daha düzensiz bir takvim. Dükkân da, dersteki öbür işletmeler de uydurma; bir bültenin ne sıklıkla çıkması ya da satış içeriğinin yüzde kaçı geçmemesi gerektiğine ilişkin hazır bir oran önermiyorum; bu denge her işletmede ve her okur kitlesinde başka bir yerde kuruluyor.

Bu ders tek bir kampanyadan bir yayına geçiyor. Bir bültenin neyi yayımlayıp neyi yayımlamayacağını belirleyen çizgiyi, her sayıda okurun aradığı sabit yerleri, okura verilen ile ondan istenen arasındaki dengeyi ve bültenin okurla iki yönlü bir konuşmaya dönüşmesini konuşacağız.

Sıfır noktası

Metin yazarlığında e-postanın abonelik sözünü, yani okurun hangi türde e-postaları hangi sıklıkta alacağına dair kabulünü tanımlamıştık. İçerik pazarlamasında okur sözünü, sosyal medyada içerik sütunlarını, kısa video serilerinde de seri önermesini ve imza anını görmüştük. Bu kursun konu satırı dersinde de düzenli bir bültenin tanıdık bir konu biçimiyle başlamasını konuştuk.

Bir kampanya tek bir hedefe hizmet ediyor ve bittiğinde bitiyor. Bir bülten ise okurun gelen kutusuna düzenli aralıklarla gelen bir yayın; her sayı bir önceki sayının bıraktığı izlenimin üzerine geliyor. Okur bir bülteni açarken aslında şunu soruyor: bu ay da geçen ay aldığım şeyi alacak mıyım? Bültenin editoryası, bu sorunun cevabının her sayıda evet olmasını sağlamak için verilen kararların toplamı.

Mekanizma — bülten neyi yayımlar, neyi yayımlamaz?

Bir bülten ne kadar uzun süre çıkarsa, içine girmek isteyen içerik o kadar artıyor: yeni ürünler, duyurular, iş ortaklarının talepleri, bir çalışanın yazmak istediği bir yazı. Bir ölçüt yoksa bülten, gelen her şeyin toplandığı bir sepete dönüşüyor.

Çizgi yazılı olduğunda, bir içeriği reddetmek kişisel bir karar olmaktan çıkıyor.

Çizgi daraldığında bülten hafifliyor.

Mekanizma — okurun her sayıda aradığı yer

Düzenli bir bülteni tekrar tekrar açan okur, bir süre sonra onda belli şeyleri aramaya başlıyor. O şeyler her sayıda aynı yerde durduğunda, bülteni açmak düşünülmesi gereken bir karar olmaktan çıkıp bir alışkanlığa dönüşüyor.

Sabit bölüm, okur onu aramayı bıraktığında emekliye ayrılıyor.

Bülteni açık tutan şeylerden biri de takvimin tutarlılığı.

Bir sayı gerçekten çıkamadığında, sessiz kalmak yerine bunu söylemek okuru tutuyor.

Mekanizma — verilen ile istenen

Her bülten işletmenin bir şey satması için var; okur da bunu biliyor. Sorun satışın var olması değil, okurun her sayıda aldığı şeyin karşılığında ondan ne istendiği.

Verilen şey, bültenin kendi alanından geldiğinde en güçlü oluyor.

İsteme kısmı da okurun beklediği biçimde kurulduğunda ağırlaşmıyor.

İndirim, verilen bir şey gibi görünse de çoğu zaman yalnız isteme kısmını büyütüyor.

Usta katmanı — bültenin okurla konuşması

Bir bülten, yalnız okura bir şey söylediğinde tek yönlü bir yayın olarak kalıyor. Okurun cevap verebildiği bir bülten ise zamanla bir ilişkiye dönüşüyor ve bu ilişki, bir sonraki sayının içeriğini de besliyor.

Okurun katkısı görünür olduğunda, başka okurlar da katkı vermeye başlıyor.

Davetin ardında cevap veren biri olmadığında, davet ters tepiyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBültenin yazılı bir çizgisi yoktur.
Doğrusu

Gelen her içerik bültene girer; satış ekibinin, iş ortaklarının ve işletme sahibinin istekleri reddedilemez ve bülten, başlığı aynı kalan bir indirim listesine dönüşür.

Yaygın yanlışHer sayı boş bir sayfayla başlar.
Doğrusu

Okurun aradığı sabit yerler yoktur ya da artık kimsenin okumadığı bölümler yalnız alışkanlık yüzünden sürdürülür; takvim düzensizdir ve okur bülteni ne zaman bekleyeceğini bilmez.

Yaygın yanlışVerme-isteme dengesi isteme yönüne kayar.
Doğrusu

Okura sunulan içerik genel, başka yerlerde de bulunabilen ya da işletmenin alanıyla bağsızdır; her sayı birden çok satış çağrısı taşır ve bülten reklam gibi okunur.

Yaygın yanlışOkur cevap vermeye çağrılır ama cevap alamaz.
Doğrusu

Bülten cevap verilemeyen bir adresten gelir, cevap kutusunu kimse okumaz ya da gelen katkılar izinsiz, okurun istemediği biçimde yayımlanır.

Aklında kalsın

Bir kampanya bir hedefe hizmet eder ve biter; bir bülten ise her sayısı bir öncekinin bıraktığı izlenimin üzerine gelen bir yayındır. Okur her sayıda geçen sefer aldığını yine alıp almayacağını sorar.

Editoryal çizgi, bültenin kimin için, hangi konularda ve hangi amaçla yayımlandığını söyleyen yazılı ölçüttür; neyin girmeyeceğini de söyler ve bir içeriğe gerekçeli olarak hayır demeyi mümkün kılar.

Sabit bölümler her sayıda aynı adla, aynı yerde tekrarlanır; okura nereye bakacağını, editöre neyi dolduracağını söyler. Okunmayan bölüm emekliye ayrılır; düzenli bir takvim ve önceden hazırlanmış sayılar, bülteni bir alışkanlığa çevirir.

Verme-isteme dengesi, okura karşılıksız sunulan içerik ile ondan istenen eylemler arasındaki dengedir. Verilen şey işletmenin kendi alanından gelir; isteme kısmı okurun öğrendiği bir düzende ve ölçülü kurulur.

Yanıt daveti okuru cevap vermeye çağırır ve gelen cevaplar sonraki sayılarda izinle kullanılır. Davet ancak cevapları okuyan ve onlara dönen biri varsa kurulur.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir bültenin editoryasını kurduk: çizgisini, sabit bölümlerini, verme-isteme dengesini ve okurla konuşmasını. Kök Kahve'nin bülteni artık her ay okura aynı mektubu, yeni bir kavrum ve yeni bir soruyla getiriyor.

Ama en iyi kurulmuş bir e-posta bile, gönderim anında küçük bir hatayla bozulabiliyor. Kırık bir bağlantı, okurun adının yerinde görünen boş bir alan, yanlış segmente giden bir sayı ya da bir telefon uygulamasında dağılan bir düzen, aylarca kurulan güveni tek bir sabah zedeleyebiliyor.

Sıradaki ders gönderim kontrolüne geçiyor: bağlantıların, kişiselleştirme alanlarının, test gönderimlerinin, izin durumunun ve görünümün göndermeden önce nasıl denetleneceğini orada konuşacağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılışta bir posta kutusuna düzenli aralıklarla gelen bir mektup gösterilsin; ilk mektupların içinden tohumlar, fideler ve bir balkon fotoğrafı çıksın. Mektuplar geldikçe içleri etiketli ürün kutularıyla dolsun, tohumlar kaybolsun ve mektuplar açılmadan bir köşede birikmeye başlasın.

Editoryal çizgi anlatılırken bir kapının önüne bir sıra içerik kartı dizilsin; kapının üstünde tek cümlelik bir tabela yazsın. Kartların bir kısmı kapıdan geçsin, bir kısmı tabelaya bakıp nazikçe geri dönsün.

Sabit bölüm anlatılırken bir gazetenin sayfaları yan yana açılsın; her sayıda aynı köşede aynı başlıklı bir kutu parlasın. Bir okurun gözü, sayfayı açar açmaz o köşeye gitsin. Ardından eski bir kutu soluklaşıp çıkarılsın ve yerine yeni bir kutu yerleşsin.

Verme-isteme dengesi anlatılırken bir terazinin bir kefesine hediye paketleri, öbür kefesine el uzatan küçük figürler konsun; el uzatan figürler çoğaldıkça terazi o yana eğilsin ve bir okur figürü arkasını dönsün. Denge kurulduğunda okur geri dönsün.

Yanıt daveti anlatılırken bir mektubun sonundan bir soru işareti çıkıp okurun eline geçsin; okur bir cevap yazıp geri göndersin ve bu cevap bir sonraki mektubun içinde, onun izin verdiği biçimde görünsün. Kapanışta aynı mektup gönderilmeden önce bir büyüteç altına girsin.