İçeriğe geç

A07-K01-D03·Açık ve İkna Edici Yazmanın Temelleri

Açıklık ve Okunabilirlik

sıfırdan ileri2.419 kelime15 işletme vakası≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir cümlenin okunmazlığı uzunluğundan çok taşıdığı fikir sayısından gelir. Her cümle bir iddiayı, bir adımı ya da bir koşulu taşır; bağlaçlar yalnızca iki fikir arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılır ve talimatlarda her hareket kendi cümlesini alır.

Bulanık ölçüler okura bir değer vermez. Kısa süre, uygun fiyat ve yakında yerine somut bir değer yazılır; değer verilemiyorsa neye bağlı olduğu söylenir.

Edilgen sis ve kurum dili kimin ne yapacağını saklar. Özne geri getirilir ve cümle bir söze ya da bir talimata dönüşür; jargon ise ya okurun diline çevrilir ya da okur onunla başka yerlerde karşılaşacaksa bir cümleyle açıklanır.

Açıklık basitleştirmek değildir. Bilgi silinmez, okurun izleyebileceği bir düzene konur; çifte olumsuzlar olumlu yapılara çevrilir, koşullu cümleler koşulla başlar ve metin yüksek sesle okunarak sınanır.

Açılış sahnesi

Gece boyunca açık kalan bir spor salonunun üyelik sayfasında tek bir paragraf var ve o paragraf, üyeliğin nasıl sonlandırılacağını anlatıyor. Paragrafın ilk cümlesi şöyle: üyelik sözleşmesinin feshine ilişkin talebin tarafımıza yazılı olarak iletilmesini müteakip, cari dönem aidatının tahsil edilmiş olması kaydıyla, fesih işlemleri bir sonraki fatura döneminin başlangıcı itibarıyla gerçekleştirilecektir.

Salonun sahibi bu cümleyi bir avukata yazdırmış ve cümlenin hukuken eksiksiz olduğundan emin. Müşteri hizmetleri ise her hafta aynı soruları cevaplıyor: iptal etmek için ne yapmam gerekiyor, bu ay ödeyecek miyim, ne zaman bitecek? Bazı üyeler cevabı bulamayıp kartlarının ödemesini bankadan durduruyor ve salonla anlaşmazlığa düşüyor.

Cümle doğruydu, ama okurun ondan anlaması gereken üç şeyin hiçbirini okur anlayamıyordu.

Bu derste ne olacak

Spor salonu, kuru temizlemeci, konteyner nakliyecisi ve dersteki öteki işletmeler hayal ürünü; sayfalarındaki uzun cümleleri de onlar için ben kurdum.

Önceki iki ders metnin görevini ve metnin kime, neden, hangi anda yazıldığını ele aldı. Bu ders cümlelerin kendisine iniyor: doğru okura, doğru amaçla yazılmış bir metnin, cümleleri yüzünden okurun elinden nasıl kaydığına. Önce tek bir cümlenin taşıdığı fikir sayısına bakacağım. Sonra kısa sürede, uygun fiyat, yakında gibi okura bir şey söylüyor gibi görünen ama hiçbir şey söylemeyen ifadelere geçeceğim. Ardından kimin ne yapacağını saklayan cümle yapılarına ve kurumların kendi içlerinde konuştuğu dile değineceğim. Son olarak açıklığın basitleştirmekle aynı şey olmadığını, bir şeyi okurdan saklamadan nasıl anlaşılır kılacağımızı konuşacağız.

Sıfır noktası

Bu akademinin ilk dersinde anlama yükünü, yazarın okur adına taşıması gereken bir bedel olarak koymuştuk. Bir önceki derste de okurun metne getirdiği bilgiyi, yani bilgi başlangıcını tartmıştık. İçerik akademisinde müşterinin kendi sözcüklerine müşteri kelimesi, birden çok yazarın aynı adları kullanmasını sağlayan listeye de ortak sözlük demiştik.

O kavramlar okurun kim olduğuna ve hangi kelimeleri tanıdığına bakıyordu. Bu ders kelimelerin nasıl dizildiğine bakıyor. Okurun tanıdığı kelimelerden bile anlaşılmaz bir cümle kurulabiliyor; tersine, zor bir konu bile doğru kurulmuş cümlelerle okurun eline geçebiliyor. Açıklık, bir yazarın okur adına üstlendiği anlama yükünün cümle düzeyindeki karşılığı.

Mekanizma — bir cümle, bir fikir

Uzun cümle tek başına bir kusur değil; bir cümleyi okunmaz yapan, uzunluğundan çok, içine sıkıştırılan fikirlerin sayısı. Bir cümle koşul, istisna, süre ve sonuç gibi birkaç ayrı fikri birden taşıdığında, okur her birini ayrı ayrı aklında tutup sonunda birleştirmek zorunda kalıyor.

İşletmeden işletmeye yazılan metinler, özellikle teklif ve sözleşme özetleri, bir fikri ötekinin içine gömen cümlelere en yatkın metinler.

Kullanım talimatlarında tek fikir kuralı daha da önemli, çünkü okur her cümleyi bir hareketle izliyor.

Mekanizma — bir şey söylüyor gibi görünen ifadeler

Pazarlama metinlerinde bazı ifadeler bir ölçü veriyor gibi görünüyor ama okurun elinde hiçbir ölçü bırakmıyor. Kısa sürede kaç gün, uygun fiyat neye göre uygun, yakında ne zaman? Okur bu ifadeleri kendi beklentisiyle dolduruyor ve beklentisi karşılanmadığında hayal kırıklığını işletmeye yöneltiyor.

Bulanık ölçü bazen bir hizmetin adına gömülü. Okur adı okuyup kendi anlamını veriyor.

Bazı cümleler kimin ne yapacağını saklıyor. Özne düştüğünde okur, bir işin kimin sorumluluğunda olduğunu ve kendisinin bir şey yapması gerekip gerekmediğini anlayamıyor.

Mekanizma — kurumun kendi dili

Her kurum zamanla kendi içinde konuşmak için bir dil geliştiriyor: kısaltmalar, iç süreçlerin adları, resmî yazışmalardan kalmış kalıplar. Bu dil kurumun içinde verimli. Okura ulaşan metne sızdığında ise okuru dışarıda bırakıyor.

Jargon, kurum dilinin teknik akrabası. Bir sektörün içinde herkesin bildiği bir terim, o sektörün müşterisi için bir kapı olabiliyor.

Jargonun bir kısmı okura öğretilmeye değer. Okur o kelimeyle başka yerlerde karşılaşacaksa, kelimeyi silmek yerine açıklamak onu hazırlıyor.

Usta katmanı — açık ama eksiksiz

Açıklık üzerine çalışırken sık yapılan bir hata, açıklığı basitlikle karıştırmak. Karmaşık bir bilgiyi silmek metni kısaltıyor, ama okuru ihtiyaç duyduğu bir bilgiden yoksun bırakıyor. Açıklığın işi bilgiyi atmak değil, onu okurun izleyebileceği bir düzene koymak.

Olumsuz ve çifte olumsuz yapılar, okurdan bir cümleyi iki kez çevirmesini istiyor.

Koşullu cümlelerde sıra önemli. Okur önce hangi durumda olduğunu, sonra ne yapacağını bilmek istiyor.

Bir metnin açık olup olmadığını anlamanın basit bir yolu, onu yüksek sesle okumak. Yüksek sesle okurken nefes alınamayan cümle, göz için de çok uzundur.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir cümleye birden fazla fikir sıkıştırılır.
Doğrusu

Koşul, istisna, süre ve sonuç aynı cümlede birikir; okur her birini aklında tutup sonunda birleştirmeye çalışırken bir tanesini kaçırır ve talimatlarda bir adım atlanır.

Yaygın yanlışBulanık ölçüler somut bir değer yerine kullanılır.
Doğrusu

Kısa sürede, uygun fiyat, ekspres ve yakında gibi ifadeleri her okur kendi beklentisiyle doldurur; işletme gerçekte söz verdiğini tuttuğu hâlde okurun gözünde gecikmiş ya da pahalı görünür.

Yaygın yanlışEdilgen yapılar ve kurum dili, kimin ne yapacağını saklar.
Doğrusu

Bilgilendirme yapılacaktır, ilgili birim tarafından gerçekleştirilmektedir gibi cümleler okura bir şey olacağını söyler ama ne zaman, kimden ve okurun kendisinin ne yapması gerektiğini söylemez.

Yaygın yanlışAçıklık basitlikle karıştırılır ya da hiç sınanmaz.
Doğrusu

Karmaşık bulunan kayıtlar silinir ve okur ihtiyaç duyduğu bir uyarıdan yoksun kalır; çifte olumsuzlar ve sonda duran koşullar yerinde bırakılır, metin de hiçbir zaman yüksek sesle okunmadığı için nefes aldırmayan cümleler fark edilmez.

Aklında kalsın

Bir cümlenin okunmazlığı uzunluğundan çok taşıdığı fikir sayısından gelir. Her cümle bir iddiayı, bir adımı ya da bir koşulu taşır; bağlaçlar yalnızca iki fikir arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanılır ve talimatlarda her hareket kendi cümlesini alır.

Bulanık ölçüler okura bir değer vermez. Kısa süre, uygun fiyat ve yakında yerine somut bir değer yazılır; değer verilemiyorsa neye bağlı olduğu söylenir.

Edilgen sis ve kurum dili kimin ne yapacağını saklar. Özne geri getirilir ve cümle bir söze ya da bir talimata dönüşür; jargon ise ya okurun diline çevrilir ya da okur onunla başka yerlerde karşılaşacaksa bir cümleyle açıklanır.

Açıklık basitleştirmek değildir. Bilgi silinmez, okurun izleyebileceği bir düzene konur; çifte olumsuzlar olumlu yapılara çevrilir, koşullu cümleler koşulla başlar ve metin yüksek sesle okunarak sınanır.

Sonraki derse köprü

Bu derste cümleleri okurun anlayabileceği bir biçime getirdik: tek fikirli, somut ölçülü, öznesi belli. Ama açık bir cümle, okura neden umursaması gerektiğini söylemediğinde yine de onu harekete geçirmiyor. Bir ürünün bir özelliğini ne kadar açık anlatırsak anlatalım, okur o özelliğin kendisi için ne anlama geldiğini göremiyorsa cümle havada kalıyor.

Sıradaki ders bu köprüyü kuruyor: fayda, özellik ve kanıt. Bir ürünün özelliğini müşterinin elde edeceği sonuca nasıl bağlayacağımızı ve o sonucu okurun inanabileceği bir destekle nasıl göstereceğimizi orada göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılışta bir sözleşme sayfasında tek bir uzun cümle, bir yılan gibi satırdan satıra kıvrılsın. Sayfanın önünde duran üyenin başının üstünde üç soru işareti asılı kalsın ve cümle kıvrıldıkça soru işaretleri büyüsün.

Tek fikir cümlesi anlatılırken uzun cümle bir makasla üç parçaya kesilsin ve her parça ayrı bir basamak olarak alt alta dizilsin. Gece vakasında üye basamakları birer birer inip kapıdan çıksın. Ekim vakasında bir makinenin yanında her hareket ayrı bir kartta belirsin ve bir el kartları sırayla çevirsin.

Bulanık ölçü anlatılırken bir saat kadranının üstünde kısa sürede yazısı belirsin ve kadranın ibreleri farklı okurların gözünde farklı yerlere dönsün. Mayıs vakasında kadranın yerine üç haftayı gösteren bir takvim şeridi gelsin.

Edilgen sis anlatılırken bir cümlenin üstünde ince bir sis tabakası dolaşsın ve cümlenin öznesi sisin içinde kaybolsun. Meydan vakasında sis dağıldığında cümlenin başında elinde telefon tutan bir kişi belirsin.

Kurum dili anlatılırken resmî bir mühür ve kalın bir kapı arasına sıkışmış bir okur görünsün; Akşam vakasında kapı açılıp arkasında bir sekreterlik masası belirsin. Kapanışta açık ve sade bir cümle belirsin, ama okur bu cümleye bakıp omuz silksin; cümlenin yanında boş bir kutu dursun ve kutunun içine yavaşça bir sonuç resmi yerleşmeye başlasın.