İçeriğe geç

A07-K01-D02·Açık ve İkna Edici Yazmanın Temelleri

Okur, Amaç ve Bağlam

sıfırdan ileri2.524 kelime16 işletme vakası≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yazmaya başlamadan önce üç soru sorulur: okur kim, amaç ne ve metin hangi anda okunacak? Bu üç sorunun cevabı yazılmadan metnin görevi de doğru yazılamaz.

Okur açıkça tarif edilmediğinde metin ayna okuruna, yani yazara benzeyen birine yazılır. Okurun metne hangi bilgiyle geldiği yazılır ve metin o bilgi başlangıcından yola çıkar; yeni başlayanla uzman aynı metinde buluşturulmaya zorlanmaz.

Her metnin iki amacı vardır: yazarın ve okurun. Okurun amacı metnin girişini ve gövdesini belirler; yazarın amacı ise okurun amacına cevap verildikten sonra, doğal bir sonraki adım olarak gelir.

Okuma anı metnin uzunluğunu, sırasını ve ilk cümlesini belirler. Aynı bilgi, okur, amaç ve okuma anı değiştiğinde farklı metinlere dönüşür ve bir kanalın metni başka bir kanala olduğu gibi taşınmaz.

Açılış sahnesi

Balkon ve bahçeler için damla sulama seti satan bir firmanın kurucusu bir mühendis. Ürün sayfasını da kendisi yazıyor: hat başına debi, basınç dengeleyici damlatıcılar, filtre gözenek boyutu. Her bilgi doğru, her terim yerli yerinde. Kurucu sayfayı bir mühendis arkadaşına okuttuğunda arkadaşı sayfayı çok net buluyor.

Siteye gelenlerin çoğu ise balkonunda birkaç saksı domates yetiştiren, tatile çıkınca bitkilerinin kurumasından korkan insanlar. Sayfanın ilk paragrafında takılıp kalıyorlar. Birkaçı iletişim formuna aynı soruyu yazıyor: bu set benim balkonuma olur mu, bir hafta yokken bitkilerimi sular mı?

Kurucu sayfayı çok iyi yazmıştı, ama kendisine benzeyen bir okur için. Sayfayı gerçekten okuyan insan, kurucunun hiç düşünmediği biriydi.

Bu derste ne olacak

Burada adı geçen sulama firmasından çekiciye, lastik otelinden şekerciye kadar hiçbir işletme gerçekte yok; hepsini bu ders için tasarladım.

Geçen ders her metne tek bir iş yükledi. Bu ders o işi kâğıda dökmeden önce sorulması gereken üç soruya bakıyor. Önce okurun kim olduğunu ve metne ne kadar bilgiyle geldiğini soracağım; yazarların çoğunun farkında olmadan kendilerine benzeyen birine yazdığını göstereceğim. Sonra metnin amacını ikiye ayıracağım: yazarın metinden istediği ile okurun metinden istediği. Ardından metnin hangi durumda okunduğuna, yani okuma anına geçeceğim. Son olarak bu üç sorunun birlikte cevaplandığında aynı bilginin neden farklı metinlere dönüştüğünü konuşacağız.

Sıfır noktası

Geçen derste metin görevini ve anlama yükünü kurduk: biri metnin okur için başarması gereken işi, öbürü okurun o işe ulaşmak için ödediği bedeli adlandırıyordu. İçerik akademisinde briefin okur satırına bir kitle kesimi değil tek bir kişi ve onun yolculuktaki durağı yazılıyordu. Marka akademisinde ise muhatabın o an yaşadığına göre değişen parçaya durum tonu adını vermiştik.

Bu kavramlar okuru hesaba katıyordu, ama ya bir içerik programının ya da bir markanın sesinin düzeyinde. Bu ders aynı soruyu yazarın masasına, tek bir metnin başına getiriyor: bu cümleleri kim okuyacak, onlardan ne istiyor ve onları hangi anda, hangi koşulda okuyacak? Bu üç sorunun cevabı yazılmadan metin görevi de doğru yazılamıyor.

Mekanizma — okur kim ve nereden başlıyor

Bir yazar okurunu açıkça tarif etmediğinde, metni farkında olmadan tanıdığı tek okura yazıyor: kendisine. Kendi bildiklerini okurun da bildiğini, kendi merak ettiklerini okurun da merak ettiğini varsayıyor.

Ayna okuru bazen yazarın kendisi değil, işletmenin en deneyimli müşterisi. O müşterinin yıllar içinde öğrendiklerini yeni gelen bir okur hiç bilmiyor.

Okuru tarif etmenin en önemli parçası, okurun metne ne kadar bilgiyle geldiğini bilmek. Aynı cümle bir okura gereksiz, bir başkasına eksik gelebiliyor.

Okurun bilgi başlangıcı bazen tek bir kavramı bilip bilmemesine bağlı. O kavram metinde açıklanmadığında metnin geri kalanı anlaşılmıyor.

Uzman bir okur için yazılan metin de ayrı bir özen istiyor. Bilgi başlangıcı yüksek bir okura temel bilgileri uzun uzun anlatmak, onun metni bırakmasına yol açıyor.

Mekanizma — iki amaç

Her pazarlama metninin bir yazar amacı var: bir satış, bir kayıt, bir yenileme, bir şikâyetin azalması. Okurun ise bambaşka bir amacı var: bir sorunu çözmek, bir soruya cevap bulmak, bir karar vermek. Metin yalnızca yazarın amacına göre kurulduğunda okur kendi amacını bulamıyor ve yazarın amacına da hiç ulaşılmıyor.

İşletmeden işletmeye yazılan metinlerde de okurun amacı çoğu zaman yazarın sandığından daha dar ve daha acil.

Okurun amacı bazen yazarın amacıyla gerilim içinde. Metin bu gerilimi gizlemek yerine okurun tarafında durduğunda güven kazanıyor.

Mekanizma — metin hangi anda okunuyor

Aynı metin, sessiz bir odada bilgisayar başında okunduğunda ve yolun kenarında, telefonda, stres altında okunduğunda iki farklı metin gibi davranıyor. Metnin okunduğu an, metnin uzunluğunu, sırasını ve ilk cümlesini belirliyor.

Okuma anı bazen okurun elinin dolu olduğu an. Metin o anda okunacak biçimde kurulmadığında okur ya metni bırakıyor ya da işi bırakıyor.

Okuma anında kullanılabilecek araç da metni belirliyor. Okurun internete erişemediği bir anda, bağlantıya dayanan bir metin işe yaramıyor.

Okuma anı zamanla da ilgili. Sabah telaşında okunan bir mesaj, akşam sakinliğinde okunan bir mesajdan farklı kurulmalı.

Usta katmanı — üç soru birlikte

Okur, amaç ve bağlam ayrı ayrı sorulabiliyor, ama asıl güçlerini birlikte cevaplandıklarında gösteriyorlar. Aynı bilgi, üç sorunun cevabı değiştiğinde üç ayrı metne dönüşüyor.

İşletmeden işletmeye satışta aynı metnin birden fazla okuru olabiliyor ve bu okurların bilgi başlangıçları ve amaçları çok farklı.

Bağlam değiştiğinde metin de değişmeli. Bir kanalda iyi çalışan metin, başka bir kanala olduğu gibi taşındığında okuma anını kaybediyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOkur tarif edilmeden yazılır.
Doğrusu

Yazar farkında olmadan kendisine ya da işletmenin en deneyimli müşterisine yazar; metin ekibe çok açık görünür, gerçek okur ise atlanan adımları ve bilinmeyen terimleri tamamlayamaz.

Yaygın yanlışOkurun bilgi başlangıcı hesaba katılmaz.
Doğrusu

Yeni başlayan okur tek bir açıklanmamış kavramda takılır, uzman okur ise zaten bildiği temel bilgileri geçmek için metni uzun uzun kaydırmak zorunda kalır ve ikisi de metni yarıda bırakır.

Yaygın yanlışMetin yalnızca yazarın amacına göre kurulur.
Doğrusu

Hizmet ve fiyat, okurun sorusundan önce gelir; okur kendi amacını metinde bulamadığı için yazarın amacına da ulaşılmaz ve okurun kaygısıyla işletmenin çıkarı arasındaki gerilim gizlendiğinde güven zedelenir.

Yaygın yanlışOkuma anı düşünülmez ve bir kanalın metni başka bir kanala olduğu gibi taşınır.
Doğrusu

Stres altındaki, eli dolu ya da bağlantısı zayıf okur metni sakin bir masada okuyormuş gibi karşılanır; asıl bilgi mesajın sonunda, bir bağlantının arkasında ya da uzun bir paragrafın ortasında kalır.

Aklında kalsın

Yazmaya başlamadan önce üç soru sorulur: okur kim, amaç ne ve metin hangi anda okunacak? Bu üç sorunun cevabı yazılmadan metnin görevi de doğru yazılamaz.

Okur açıkça tarif edilmediğinde metin ayna okuruna, yani yazara benzeyen birine yazılır. Okurun metne hangi bilgiyle geldiği yazılır ve metin o bilgi başlangıcından yola çıkar; yeni başlayanla uzman aynı metinde buluşturulmaya zorlanmaz.

Her metnin iki amacı vardır: yazarın ve okurun. Okurun amacı metnin girişini ve gövdesini belirler; yazarın amacı ise okurun amacına cevap verildikten sonra, doğal bir sonraki adım olarak gelir.

Okuma anı metnin uzunluğunu, sırasını ve ilk cümlesini belirler. Aynı bilgi, okur, amaç ve okuma anı değiştiğinde farklı metinlere dönüşür ve bir kanalın metni başka bir kanala olduğu gibi taşınmaz.

Sonraki derse köprü

Bu derste okuru, amacını ve okuma anını tarif ettik ve metnin hangi bilgiyle nereden başlayacağını bulduk. Ama doğru okura, doğru amaçla, doğru anda yazılmış bir metin bile, cümleleri uzun, belirsiz ya da okurun tanımadığı sözcüklerle dolu olduğunda okurun elinden kayıp gidiyor.

Sıradaki ders cümlelerin kendisine iniyor: açıklık ve okunabilirlik. Karmaşık cümleleri nasıl sadeleştireceğimizi, belirsiz ifadeleri nasıl somutlaştıracağımızı ve gereksiz jargonu okurun anlayacağı bir dile nasıl çevireceğimizi orada göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılışta bir mühendis masasında bir metni yazsın; masanın karşısında onun bir kopyası gibi görünen, aynı gözlüğü takan bir okur metni okuyup başını sallasın. Sonra karşıdaki okurun yerine elinde bir saksı tutan, başka kıyafetli biri otursun ve metne bakıp kaşlarını çatsın.

Ayna okuru anlatılırken yazarın masasının karşısında bir ayna belirsin ve yazar metni aynadaki kendisine okusun. Nisan vakasında ayna bir pencereye dönüşsün ve pencerenin ardında balkonunda saksıları olan bir kişi görünsün.

Bilgi başlangıcı anlatılırken bir merdivenin farklı basamaklarında duran okurlar belirsin ve metin bir basamaktan başlasın. Alaca vakasında bir okur tek bir eksik basamak yüzünden merdivenin dibinde kalsın; eksik basamak eklendiğinde yukarı çıksın.

Çift amaç anlatılırken iki ayrı ok bir hedefe doğru ilerlesin: biri yazarın, öbürü okurun. Güz vakasında önce okurun oku hedefe ulaşsın ve yazarın oku onu izleyerek aynı hedefe varsın.

Okuma anı anlatılırken aynı metin üç farklı sahnede okunsun: sessiz bir odada, yolun kenarında titreyen bir elde ve bir çalgıyı tutan iki elin arasında. Hazan vakasında yol kenarındaki ekranın ilk satırında büyük bir telefon simgesi yansın. Kapanışta tek bir uzun cümle ekranda belirsin ve cümlenin içindeki bazı kelimeler bulanıklaşıp okurun gözünden kaymaya başlasın.