İçeriğe geç

A03-K04-D05·Portföy, Senaryo ve Kurumsal Pazarlama Stratejisi

Stratejiyi Organizasyona Çevirme

sıfırdan ileri2.552 kelime15 işletme vakası≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir kişinin davranışını yazılı hedefi değil fiili ölçüsü belirler; yani kendisine düzenli sorulan, kaydı tutulan ve karşılığı olan sayı. İkisi çeliştiğinde kazanan ikincisidir ve bu bir sadakat meselesi değil, kurulmuş bir düzeneğin doğal sonucudur. Çıkan çelişkiyi kişiye yüklemek düzeneği görünmez kılar ve aynı sonucu bir sonraki kişide üretir.

Ölçü karardan geriden gelir. Kararı yazmak bir toplantı sürer; ölçüyü değiştirmek bir kaydı, bir karşılığı ve çoğu zaman başka bir imzayı gerektirir. Gecikme boyunca kişi eski ölçüye göre davranır; ölçü bir cümle değil bir düzenektir ve kaydı, sahibi ve karşılığı birlikte taşınmadan yerinden kımıldamaz.

Bir stratejinin organizasyona geçtiğinin dışarıdan görülebilen tek izi, birinin elinden adıyla bir iş alınmış olmasıdır. İz yoksa iş eklenmiş ama yer açılmamıştır. İzin kendi yanılgısı da yazılır: alınan iş, kişinin düzenli sorulan sayılarından birinde görünmüyorsa haftada yer açılmış ama yönde hiçbir şey değişmemiştir. Ve ölçüyü değiştirebilecek kişinin adı yazılmadıkça hizalama bir dilek olarak kalır.

Açılış sahnesi

Yazarkasa ve fiş rulosu satan bir firmada yeni bir iş bir kişiye verildi ve o kişi işi hemen ertesi hafta yürütmeye başladı.

Karar sağlamdı. Firma artık tek tek dükkânlara satmak yerine zincir işletmelere yönelecekti; iş satış sorumlusuna verildi, başlangıç tarihi yazıldı, bütçesi ayrıldı. İlk ay adam gibi çalıştı; üç zincirle görüşme açtı ve ikisinden geri dönüş aldı.

İkinci ayın sonunda dönem görüşmesi geldi. Görüşmede sorulan tek sayı, ziyaret edilen dükkân sayısıydı; kayıt sistemi onu sayıyordu, prim ona bağlıydı ve görüşmeyi yürüten kişi de yıllardır onu soruyordu.

Satış sorumlusu o gün kimseye bir şey söylemedi. Ertesi hafta yine dükkân dolaşmaya başladı ve zincir görüşmeleri kendiliğinden seyrekleşti; üçüncü ayın sonunda hiçbiri kalmamıştı.

Altı ay sonra strateji gözden geçirilirken tek bir cümle söylendi: yanlış kişiyi seçmişiz.

Oysa kişi hiçbir şeyi yanlış yapmamıştı. Ona yeni bir iş verilmiş, eski ölçüsü hiç değiştirilmemişti ve haftasını düzenleyen şey, kendisine verilen iş değil kendisine sorulan sayıydı.

Bu derste ne olacak

Bu dersteki işletmeler de, insanlar da uydurma. Metinde hiç rakam yok ve prim, oran, süre gibi ölçü ifadelerini de sayıyla yazmıyorum; bu ders tam olarak bir kişinin hangi sayıya göre davrandığını anlatıyor ve uydurulmuş bir sayı burada gerçek bir ölçü gibi okunurdu.

Ders sırayla üç yere bakıyor. Birincisi yazılı hedef ile kişinin gerçekte ölçüldüğü şeyin nasıl ayrıldığı. İkisi çeliştiğinde kazananın hangisi olduğunu görmek bu dersin çıkış noktası.

İkincisi çelişkinin nereden geldiği. Açılış sahnesindeki cümle, yani yanlış kişi seçildiği cümlesi, bu dersin baştan reddettiği açıklama; çelişki bir sadakat meselesi değil, kurulmuş bir düzeneğin doğal sonucu ve düzenek görülmediği sürece her seferinde bir kişiye fatura ediliyor.

Üçüncüsü hizalamanın nasıl denetleneceği. Hedefleri hizala demek bir talimat; işe yarayan şey, hizalanmamış olanın dışarıdan nasıl fark edileceği. Burada tek bir ize bakacağız; bir vaka onun neyi elediğini gösterecek ve kapanışta izin kendi yanılgısı yazılacak.

Sıfır noktası

Kursun dört dersi kararı kurdu. İlkindeki geri alma bedeli kararın hangi katta alınacağını, ikincisindeki devir cümlesi payın hangi işten çıkacağını, üçüncüsündeki ters çeviren senaryo hangi kararın hangi dünyada döneceğini, dördüncüsündeki adlı yürütücü de işi kimin, neyle ve ne zaman başlayarak yapacağını yazdırdı.

Elde artık bir isim var. Ama bir ismin bir satırda yazıyor olması, o kişinin haftasının değişeceğini söylemiyor ve bu dersin bütün konusu o mesafe.

Geçen dersin kapanışı bir çelişkiye işaret etmişti ve çelişkinin adı burada konuyor. Bir kişiye yeni bir iş verilir, eski işin sonucunu ölçen düzenek olduğu yerde durur ve kişi ikisi arasında seçim yapmak zorunda kalır. Seçimi yapan da kişinin niyeti değil, kendisine düzenli olarak sorulan sorudur.

İki örnek arasındaki fark bir niyet farkı değil. Birinde ölçü yerinde bırakıldı, öbüründe görevle birlikte değiştirildi.

Mekanizma — yazılı hedef ile fiili ölçü

Bir kişinin haftasını üç şey düzenler: kendisine düzenli olarak sorulan soru, o sorunun kaydının nerede tutulduğu ve cevabın bir karşılığının olup olmadığı. Yazılı hedef bu üçünün hiçbiri değil; bir belgede duruyor ve kimse ona düzenli olarak bakmıyor.

Dördünde de kimse kurala karşı gelmiyor. Kişiler kendilerine sorulan soruya cevap veriyor ve o soru eski kararın sorusu.

Mekanizma — ölçünün geriden gelmesi

Çelişkiyi bir kişiye yüklemek kolay ve yanlış. Yanlış kişi seçildiği cümlesi bir açıklama değil, bir kapatma; söylendiği anda düzeneğe bakma ihtiyacı ortadan kalkıyor ve aynı şey bir sonraki kişide tekrar ediyor.

Son örnek gecikmenin nereden geldiğini gösteriyor. Ölçü bir cümle değil bir düzenek; kaydı, sahibi ve karşılığı var ve üçü birden taşınmadan ölçü değişmiyor.

Mekanizma — yer açılmadan iş eklenmez

Şimdi işarete geliyoruz. Bir stratejinin organizasyona geçip geçmediği, kâğıt üzerindeki hizalama cümlelerine bakılarak anlaşılmıyor; dışarıdan görülebilen tek iz şu: birinin elinden bir şey alındı mı.

Bu kursta payın hangi işten çıkacağını yazmayı konuşmuştuk; oradaki cümle para içindi. Buradaki aynı soru kişinin haftası için soruluyor ve cevabı para kadar somut: hangi iş, kimden, kime.

Bu örnek işaretin ne elediğini gösteriyor. Dağıtım doğruydu, yürütücü adlıydı, takvim gerçekçiydi ve ritim kuruluydu; hepsi geçtikten sonra tek bir soru kaldı ve düşen o soruda düştü.

Son iki örnek işaretin iki yüzünü gösteriyor. Biri yer açtı ve iş yürüdü; öbürü yer açamadığını kabul etti ve işi hiç başlatmadı. İkisi de dürüst; arada kalan üçüncü yol, yani yer açmadan başlatmak, hem işi hem kişiyi harcıyor.

Usta katmanı — işaretin yanıldığı yer

Bu izin bir açığı var. Açık, belgeyi baştan savma dolduranlarda değil, her satırı özenle dolduranlarda açılıyor.

Yanılma buradan geliyor. İşaret bir şeyin alınıp alınmadığını soruyor; alınan şeyin ölçüde sayılıp sayılmadığını sormuyor ve ölçüde sayılmayan bir işi geri vermek, kişiye zaman kazandırsa bile yön kazandırmıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYeni iş verilir, ölçü olduğu gibi bırakılır ve kişinin anlayacağı varsayılır.
Doğrusu

Kişi anlar; anlamak davranışı değiştirmez, çünkü haftasını düzenleyen şey anladığı cümle değil kendisine düzenli sorulan sorudur.

Yaygın yanlışOrtaya çıkan çelişki kişiye yüklenir ve yanlış kişi seçildiği söylenir.
Doğrusu

Bu bir açıklama değil bir kapatmadır; düzeneğe bakma ihtiyacını ortadan kaldırır ve aynı sonuç bir sonraki kişide aynen tekrar eder.

Yaygın yanlışHizalama bir talimatla geçiştirilir ve hedefleri hizalayın denir.
Doğrusu

Talimat hizalanmamış olanı görünür kılmaz; görünür kılan tek iz, birinin elinden adıyla bir iş alınmış olmasıdır ve bu iz belgede aranabilir.

Yaygın yanlışYeni iş eklenirken hiçbir iş çıkarılmaz.
Doğrusu

Kişi iki listeyi birden taşımaya çalışır, eski işin karşılığı olduğu için önce onu tamamlar ve yeni iş eski işten artan zamana kalır; bu artık genellikle hiç gelmez.

Yaygın yanlışÖlçüyü değiştirmek işi veren kişinin elinde sanılır.
Doğrusu

Kaydı tutan, karşılığı onaylayan ya da sözleşmeyi açabilen kişi çoğu zaman başkadır; adı yazılmadığında ölçü eski hâlinde kalır ve karar kâğıt üzerinde yürürlüğe girmiş görünür.

Aklında kalsın

Bir kişinin davranışını yazılı hedefi değil fiili ölçüsü belirler; yani kendisine düzenli sorulan, kaydı tutulan ve karşılığı olan sayı. İkisi çeliştiğinde kazanan ikincisidir ve bu bir sadakat meselesi değil, kurulmuş bir düzeneğin doğal sonucudur. Çıkan çelişkiyi kişiye yüklemek düzeneği görünmez kılar ve aynı sonucu bir sonraki kişide üretir.

Ölçü karardan geriden gelir. Kararı yazmak bir toplantı sürer; ölçüyü değiştirmek bir kaydı, bir karşılığı ve çoğu zaman başka bir imzayı gerektirir. Gecikme boyunca kişi eski ölçüye göre davranır; ölçü bir cümle değil bir düzenektir ve kaydı, sahibi ve karşılığı birlikte taşınmadan yerinden kımıldamaz.

Bir stratejinin organizasyona geçtiğinin dışarıdan görülebilen tek izi, birinin elinden adıyla bir iş alınmış olmasıdır. İz yoksa iş eklenmiş ama yer açılmamıştır. İzin kendi yanılgısı da yazılır: alınan iş, kişinin düzenli sorulan sayılarından birinde görünmüyorsa haftada yer açılmış ama yönde hiçbir şey değişmemiştir. Ve ölçüyü değiştirebilecek kişinin adı yazılmadıkça hizalama bir dilek olarak kalır.

Sonraki derse köprü

Bugün strateji masadan indi ve insana bağlandı. Elde artık yeni işin adı, onu yürütecek kişinin adı, o kişiden alınan işin adı ve ölçüyü değiştirebilecek kişinin adı var.

Ama bu dört adın hiçbiri, kaynağı onaylayacak olan odada değil. O odadakiler kursun beş dersinde kurulan işin hiçbirini görmedi; ellerinde yalnız kısa bir süre ve bir karar var.

Kursun son dersi bu odaya giriyor ve en zor şartı şu: elenen seçenekler görünür kalacak. Orada sorulacak soru da buradan geliyor; bir kararı kısaltmak onu basitleştirmek midir, yoksa elenenleri de göstererek anlatmayı zorlaştırmak mıdır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel dil bir atölye duvarındaki çan sırası üzerine kurulsun. Duvarda yan yana birkaç küçük çan assın; her birinin altından aşağı bir ip insin ve iplerin uçları ekranın dışına, görünmeyen bir yere gitsin. Duvarın önünde tek bir çalışan tezgâhında dursun.

Açılışta çanlardan yalnız biri çalsın ve çalışan hiç düşünmeden o çanın gösterdiği işe dönsün. Dönüş bir seçim gibi değil, bir alışkanlık gibi görünsün; kamera çalışanın yüzünü değil, elinin hangi işe uzandığını göstersin.

Yeni iş anlatılırken tezgâhın üstüne yeni bir parça konsun ve yanına yazılı bir kâğıt bırakılsın. Kâğıt orada dursun, kimse okumasın değil, çalışan okusun; okusun ve sonra eski çan çaldığında yine eski işe dönsün. Kâğıt ile çan aynı karede görünsün ve çanın sesi kâğıdı bastırsın.

Ters teşvik anlatılırken iki çan aynı anda çalsın ve ikisi birbirinin tersi yönü göstersin. Çalışan ortada bir an dursun, sonra hangisinin ipi kalınsa o yöne gitsin; ip kalınlığı ders boyunca karşılığı göstersin ve hiç açıklanmadan görülsün.

Ölçü gecikmesi anlatılırken yeni bir çan duvara asılmaya çalışılsın ama askı yerinde bir vida eksik olsun. Çan elde beklesin, eski çan çalmaya devam etsin ve aradan bir süre geçtiği yalnız tezgâhtaki tozun artmasıyla görülsün.

Yer açma anlatılırken bir çan duvardan indirilsin ve başka bir duvara, başka bir tezgâhın üstüne asılsın. İki tezgâh aynı karede görünsün; indirilen çanın yeri boş kalmasın, yeni çan tam oraya assın ve duvardaki çan sayısı değişmesin.

İşaretin yanıldığı yer anlatılırken bir çan indirilsin ama indirilen çanın ipi zaten kopuk olsun; o çan uzun süredir çalmıyormuş gibi tozlu görünsün. Duvarda bir yer açılmış gibi dursun, çalışanın kulağına gelen ses hiç değişmesin ve eli yine aynı işe uzansın.

Kapanışta iplerin ekranın dışına gittiği yer bir an görünsün; orada başka bir el dursun ve çanları o el çalsın. Çalışan o eli hiç görmesin. Son karede duvardaki çan sayısı sabit kalsın, yalnız hangi çanın ipinin kalın olduğu net biçimde okunsun.